Kaynağın adlandırılmış bir kitaba yerleştirmediği sahih hadisler.
311 · Hadis
Nafi'in naklettiğine göre İbn Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Muaviye'nin halifeliğinin ilk dönemlerinde çiftçilere arazisini kiraya verirdi. Tekrar: 2345
Rafi' İbn Hadic r.a. şöyle anlatır: İki amcamın bana naklettiğine göre onlar, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında araziyi, çıkacak mahsül karşılığında veya arazi sahibinin, mahsülden bir kısmının kendisine kalmasını şart koşması ile kiraya veriyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu yasaklamıştır. Rafi'e, "Peki, bu işlemin dinar veya dirhem karşılığında olması durumu nasıldır?" diye sordum. Rafi', "Dinar ve dirhem karşılığında olursa beis yoktur" dedi. Leys şöyle demiştir: "Yasaklama, helal - haram konusunda anlama gücü bulunan bir kimsenin, biraz araştırma yapması halinde, karşılıklı risk bulunması sebebiyle caiz göremeyeceği şeylerle ilgilidir."
Abdullah İbn Mes'ud r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Kim yalan yere yemin ederek müslüman bir kimsenin malını alırsa (kıyamet günü) Allah'ı kendisine öfkelenmiş bir şekilde bulacaktır. Allah (c.c) şöyle buyurmuştur: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır. "[AI-i İmran, 77] Bu sırada Eş'as gelerek şöyle demiştir: Ebu Abdurrahman size ne naklediyor. Bu hadis benimle ilgili olarak nazil olmuştur. Amca oğlumun arazisinde benim bir kuyum vardı. Bana, "Şahitlerin nerede?" dedi. Ben de, "şahidim yok" dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O halde yemin etmesini iste" buyurdu. Ben de, "Ey Allah'ın Resulü O (yalan yere) yemin eder" dedim. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem yukarıdaki hadisi zikretti. Daha sonra Allah (c.c) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i tasdik için yukarıda zikredilen ayeti indirmiştir. 2356 Tekrar: 2416, 2515, 2666, 2669, 2673, 2676, 4549, 6659. 6676. 7183, 7445. 2357
Urve'nin naklettiğine göre Abdullah İbnü'z-Zübeyr r.a. şöyle anlatır: Ensarlı bir kimse, Harre denilen yerdeki hurmalıkları sulama hakkı ile ilgili olarak Zübeyr ile çekişti. Ensarlı, "Suyu bırak da (benim bahçeme) gelsin" dedi. Zübeyr de bunu yapmadı. Daha sonra davayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüler. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zübeyr'e, "Ey Zübeyr sen sula, daha sonra da suyu komşuna bırak" buyurdu. Ensarlı öfkelenerek, ''O senin halanın oğlu olduğu için mi (sulama hakkını ona verdin)?" diye sordu. Bunun üzerine Hz. Nebi'in yüzünün rengi değişti ve "Ey Zübeyr! Sen sula. Su ağaçların köküne ulaşıncaya kadar da bırakma" buyurdu. Zübeyr şöyle demiştir: "Vallahi, ben şu ayetin [Nisa, 65] bu konu hakkında nazil olduğu kanaatindeyim": "Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükmü, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam anlamıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar. "
Rafi' İbn Hadlc ve Sehl İbn Ebi Hasme r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müzabene satışını ve meyvenin kuru hurma karşılığında satılmasını yasaklamıştır. Ancak ariyye uygulamasında bulunanlara bu konuda izin vermiştir
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle anlatır: Babam vefat etmiş ve geride borç ve bakıma muhtaç bir aile bırakmıştı. Bunun üzerine alacaklılardan borçta indirim yapmalarını istedim. Fakat onlar kabul etmedi. Ben de Hz. Nebi'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) durumu arzedip ondan aracılıkta bulunmasını talep ettim. Alacaklılar yine yapmadılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, "hurmaları türlerine göre tasnif et. Izk, İbn Zeyd, lin ve acve türünü ayrı ayrı koy. Sonra ben gelene kadar alacaklılar da orada hazır olsun." buyurdu. Ben de öyle yaptım. Daha sonra Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve hurmalığa oturdu. Bütün alacaklılar alacaklarını tahsil ettiği halde, hurmalar sanki hiç dokunulmamış gibi eksilmeden duruyordu. [-2406-] Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle anlatır: Bir saka deve üzerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir gazveye katıldım. Deve yoruldu ve ben geride kaldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de deveyi arkasından dürtükledi ve bana, "Medıne'ye kadar binebilirsin, deveyi bana sat" buyurdu. Medıne'ye yaklaşınca ben izin isteyerek, "Ey Allah'ın Resulü! Ben yeni damat oldum" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bakire ile mi yoksa dul ile mi evlendin ?'' diye sordu. Ben de, "Dul ile, babam vefat etti. Geride küçük çocuklar kaldı. Ben de, çocukları terbiye edip yetiştirsin diye dul ile evlendim'' dedim. Daha sonra bana, "Ailene git" buyurdu. Ben de gittim. Dayıma deveyi sattığımı söyleyince beni ayıpladı. Çünkü devenin acizliğinden ve Resulullah'ın onu dürttüğünden bahsetmiştim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince deveyi ona götürdüm. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, hem devenin bedelini, hem deveyi hem de ganimetten bana düşen payı verdi
Abdullah (İbn Mes'ud) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakleder: "Kim bir müslümanın malını elde edebilmek için yalan yere yemin ederse kıyamet günü Allah'ı kendisine kızmış bir şekilde karşısında bulur." Eş'as şöyle demiştir: Allah'a yemin ederim ki bu olay benimle ilgilidir. Benimle bir yahudi arasında bir arazi meselesi vardı. Yahudi arazinin benim olduğunu inkar etti. Ben de olayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arzettim. Bana, "Şahidin-delilin var mı?" diye sordu. Ben de "hayır" diye cevap verdim. Yahudiye "Yemin et" buyurdu. Ben de, "Ey Allah'ın Resulü! Bu durumda yemin eder ve benim malımı elde eder" dedim. Bunun üzerine Allah (c.c), "Allah'a olan ahid ve yeminleri karşılığında az bir bedeli satın alanlar var ya 'işte onların ahirette hiçbir nasibi yoktur. " [Al-i İmran, 77] ayetini indirdi
Süleyman İbn Ebu Müslim'den rivayet edilmiştir: Ebu'I-Minhal'e peşin bozdurmanın (sarf) hükmünü sordum. Şöyle dedi: "Bir ortağımla birlikte bir kısmı peşin ve bir kısmı veresiye mal almıştık. Bera İbn Azib r.a. geldi. Ona bunun hükmünü sorduk. Dedi ki: "Ben ve ortağı m Zeyd İbn Erkam da böyle yapmıştık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bunun hükmünü sorduk. "Peşin olanı alınız; veresiye olandan vazgeçiniz" buyurdu
Zühre İbn Ma'bed'den, o da dedesi Abdullah İbn Hişam'dan nakletmiştir: Abdullah İbn Hişam, Hz. Nebi'in dönemine yetişmişti. Annesi Zeyneb binti Humeyd onu alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına götürdü ve "Ey Allah'ın Resulü! Bundan bey'at al" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "bu daha küçük" dedi ve onun başını okşayıp dua etti. Zühre İbn Ma'bed'den rivayet edilmiştir: Dedesi Abdullah İbn Hişam onu çarşıya götürür ve yiyecek satın alırdı. İbn Ömer ve İbnü'z-Zübeyr r.a. onu gördükleri zaman "Bu yiyeceğe bizi de ortak kıL. Çünkü Hz. Nebi senin için bereket duası etti" derlerdi, o da onları ortak ederdi. Bazen bir deve yükü kar ettiği olurdu ve onu eve yollardı. 2501. Tekrar: 7210 2502.
Cabir ve Abdullah bin Abbas r.a.'dan rivayet edilmiştir: Hz. Nebi ve ashabı, Zilhicce ayının dördünıcü gecesi sabahı gelip yalnızca hac için ihrama girdiler. Oraya vardığımızda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize umre yapmamızı ve hanımlarımızla ilişkiye girmemizi emretti. Rasulullah'ın bu emri hemen etrafa yayıldı. Ata şöyle demiştir: Cabir "Bazılarımız erkeklik organından meni damlaya damlaya akşamleyin Mina'ya gidiyordu." dedi, bunu anlatırken eliyle de işaret ediyordu. Bu konuda birileri ileri geri konuşmaya ve hanımlarla bir arada bulunma meselesinin dedikodusunu etmeye başlayınca konu ile ilgili konuşmalar Hz. Nebi'e ulaştı. Bunun üzerine kalkıp şu konuşmayı yaptı: "Bazı kişilerin şöyle şöyle dediğini işittim. Allah'a yemin ederim ki ben sizin Allah katında en değerliniz ve ondan en çok korkanınızım. Ben bu işe en baştan başlayacak olsaydım hedy kurbanımı kesmezdim ve yanımda hedy kurbanım olmasa ihramdan çıkardım." Süraka İbn Malik İbn Cu'şüm kalkıp "Ey Allah'ın Resulü! Bu bize mi aittir, yoksa ebedi bir hüküm müdür?" diye sordu. Hz. Nebi, "hayır, ebedi bir hükümdür" cevabını verdi. Sonra Ali İbn Ebu Talip geldi ve -ravilerden birinin ifadesine göre- "Allah Resulü hangi ihrama niyet ettiyse ben de ona niyet ediyorum" dedi; -diğer ravinin ifadesine göre ise- "Allah Resulü'nün yaptığı hacca niyet ediyorum" dedi. Bunun Üzerine Hz. Nebi s.a.v. ona ihramına devam etmesini emretti ve hedy kurbanına onu da ortak etti
Ebu Vail'den rivayet edilmiştir: Abdullah şöyle demişti: "Bir mal'ı elde etmek için haksız yere yemin eden kişi Allah'ın huzuruna Allah kendisine çok öfkeli iken çıkar. Allah: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır" [AI-i İmran 77] ayetini indirerek bunu doğrulamıştır." Sonra Eş'as İbn Kays yanımıza gelerek "Ebu Abdurrahman (Abdullah) size ne anlatıyor?" diye sordu. Biz de Abdullah'ın sözünü aktardık. Bunun üzerine Eş'asi: "Doğru söylemiş. Bu ayet benim hakkımda indirilmişti. Benimle bir adam arasında bir kuyu konusunda bir anlaşmazlık vardı. Anlaşmazlığımızı Allah Resulü'ne götürdük. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem (bana) "Ya iki şahit getir, ya da bu kişi yemin etsin" buyurdu. Bunun üzerine ben "O yemin eder, hiç de önemsemez" dedim. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bir malı elde etmek için haksız yere yemin eden kişi Allah'ın huzuruna Allah kendisine öfkeli iken çıkar" buyurdu. Sonra Allah bunu doğrulayan bir ayet indirdi" dedi ve "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini ... " ayetini okudu
İbn Şihab'dan rivayet edildiğine göre: Urve, Mervan ile Misver İbn Mahrame'nin şöyle anlattıklarını söylemiştir: Hevazin heyeti Hz. Nebi'in huzuruna gelince ayağa kalktı. Heyet O'ndan mallarını ve esirlerini kendilerine vermesini istediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Yanımda olanı görüyorsunuz. Benim en çok sevdiğim şey en doğru sözdür. Gelin şu iki şıktan birini seçin: ya mallar, ya da esirler. Bunları uzun bir süre gelmeniz için beklettim" buyurdu. -Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Taif dönüşü, onları yaklaşık on gece beklemişti- Hz. Nebi'in onlara bu iki gruptan yalnızca birini geri vereceğini anlayınca "O halde biz esirlerimizi seçiyoruz" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanlar içinde doğruldu, Allah'a layık olduğu şekilde sena etti. Sonra şöyle buyurdu: "Kardeşleriniz tövbe etmiş, bize gelmişler. Ben esirlerini onlara vermeyi uygun buldum. Hakkından vazgeçmek isteyen buyursun yapsın. Fakat ganimet payını seçen ve Allah'ın bu ilk ganimetlerinden payını vermemizi isteyen de hakkını alabilir." Orada bulunanlar hep birlikte "Hakkımızdan senin için vazgeçiyoruz" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Biz sizden kimin izin verdiğini, kimin vermediğini bilemeyiz. Siz varın gidin, kararınızı bize sözcüleriniz iletsin" buyurdu. Ashab dağıldı ve sözcüleri onlarla konuştu. Sonra Hz. Nebi'in huzuruna gelerek insanların haklarını helal ettiklerini ve istediği gibi yapmasına izin verdiklerini bildirdiler. Hevazin esirleri hakkında bize gelen haber budur. Enes şöyle demiştir: Abbas Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Akil'in fidyesini ödedim" dedi
Ebu Hureyre r.a.'den ve Zeyd İbn Halid r.a.'den rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Cariye zina ettiğinde ona sopa cezası verin; tekrar zina ederse yine sopa cezası verin; tekrar zina ederse -üçüncüde veya dördüncüde- onu yok pahasına da olsa satıp {elden çıkarın}" buyurmuştur
Urve, Misver b. Mahrame ile Mervan'ın kendisine şöyle haber verdiklerini nakletmiştir: Hevazin heyeti Hz. Nebi'in huzuruna gelmişlerdi. Hz. Nebi insanlar içinde ayağa kalktı, Allah'a layık olduğu biçimde hamdetti. Sonra: "Konuya gelelim. Kardeşleriniz tövbe etmiş ve bize gelmişler; ben esirlerini kendilerine geri vermeyi uygun görüyorum. Hakkından vazgeçecek kimler varsa bunu yapsın. Hakkını almak isteyenlerin hakkını ise ilk ganimetlerden verelim" buyurdu. Bunun üzerine insanlar: "Biz hakkımızdan vazgeçiyoruz" dediler
Urve'den rivayet edilmiştir: Ona Mervan b. Hakem ve Misver b. Mahreme haber vermişlerdir: Hevazin halkı Müslüman olup Hz. Nebi'e gelerek mallarını ve esirlerini kendilerine geri vermesini isteyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Benim yanımda gördüğünüz kimseler vardır. Ben sözün en doğrusunu severim. Bu iki gruptan birini seçin: ya esirler, ya mallar. Ben zaten sizi bekliyordum" buyurdu. -Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Taif seferinden dönüşünde onları on gece kadar beklemişti.- Hevazinliler: "Biz esirlerimizi seçiyoruz" dediler. Bunun üzerine Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslümanların arasında doğrularak Allah'a layık olduğu biçimde sena etti. Sonra şöyle buyurdu: "Kardeşleriniz tövbe edip bize gelmişler. Ben esirlerini kendilerine geri vermeyi uygun görüyorum. Bunu gönül hoşluğu ile yapacak olanlar yapsınlar. Her kim de payını almak isterse ona Allah'ın bize ganimet olarak vereceği ilk mallardan hakkını verelim" buyurdu. Ashab: "Ey Allah'ın Resulü! Biz gönül hoşluğu ile teklifini kabul ediyoruz" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Biz içinizden kimlerin izin verdiğini, kimlerin vermediğini bilemeyiz. Varın gidin de kararınızı bize sözcüleriniz bildirsin" buyurdu. Sonra Hz. Nebi'in yanına geri geldiler ve gönül hoşluğu ile esirlerin serbest bırakılmasına izin verdiklerini haber verdiler. Hevazin esirleri hakkında bize ulaşan bilgi budur. Bu (yani Hevazin esirleri hakkında bize ulaşan bilgi budur) sözü, Zührı'nin söylediği son sözdür
Enes r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e saf ipekten bir cübbe hediye edilmişti. Kendisi ipek giyilmesini yasaklardı. Bu cübbe insanların çok hoşuna gitti. Bunun üzerine "Muhammed'in canı elinde olana yemin ederim ki! Cennette Sa'd b. Muaz'ın mendilleri bile bundan daha güzeldir" buyurdu.
Abdullah r.a.'dan rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Her kim bir müslümanın malını elinden almak için haksız yere yemin ederse Allah'ın huzuruna vardığında Allah'ın kendisine gazablandığını! kendisine kızmış olduğunu görür" buyurmuştu. Eş'as b. Kays "Allah'a yemin ederim ki bu hadis benimle ilgiliydi. Bir Yahudi ile benim ortak bir tarlamız vardı. Yahudi benim payımı inkar etti. Nebi s.a.v.'e gelerek durumu kendisine arz ettim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Delilin şahidin var mı?" diye sordu. "Hayır" dedim. Yahudiye "Yemin et" dedi. Bunun üzerine ben: "Ey Allah'ın Resulü! O çekinmeden yemin eder ve malımı elimden alır" dedim. Bunun üzerine: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır" [AI-i İmran 77] ayeti indirildi
Ebu Vail r.a.'den rivayet edilmiştir: Abdullah şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Her kim başkasına ait bir mala sahip olmak için haksız yere yemin ederse Allah'ın huzuruna vardığında Allah'ın kendisine gazablandığını görür"." (buyurmuştu.) Sonra Allah bunu doğrulayan şu ayeti indirdi: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır"[Al-i İmran 77] Sonra Eş'as b. Kays bir gün çıkıp yanımıza (Ebu Vail'in bulunduğu bir meclise) geldi ve "Abdurrahman (İbn Mes'ud) size ne anlattı?" diye sordu. Biz de İbn Mes'ud'un sözünü ona söyledik. Bunun üzerine şöyle dedi: "Doğru söylemiş. O ayet benim hakkımda indirilmişti. Ben biriyle mahkemelik olmuştum. Allah Resulü'ne gittik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ya iki şahit getirirsin, ya yemin eder" buyurdu. Bunun üzerine ben "İyi de o yemin eder ve hiç de umursamaz" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Her kim haksız yere yemin ederek bir mala sahip olursa• Allah'ın huzuruna, O, kendisine öfkelenmiş olarak çıkar" buyurdu. Allah da bunu doğrulayan bu ayetleri indirdi
Abdullah r.a.'dan rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Her kim birinin malını elinden almak için yalan yere yemin ederse Allah'ın huzuruna, O, kendisine kızmış olarak çıkar." buyurdu. Sonra Allah bunu doğrulayıcı olarak "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini. .. " (Al-i imran 77) ayetini indirdi. Sonra Eş'as'a rastladım. "Abdullah bugün size ne anlattı" diye sordu. Ben de şunları, şunları anlattı, dedim. Bunun üzerine Eş'as bu ayet benim hakkımda indirilmiştiı dedi
Ebu Hureyre'den ve Zeyd İbn Halid el-Cüheni'den nakledilmiştir: Bir bedevi gelerek "Ey Allah'ın Resulü! Aramızda Allah'ın kitabına göre hüküm ver" dedi. Diğeri de "Doğru söyledi. Aramızda Allah'ın kitabına göre hüküm ver" dedi. Bedevi şöyle anlattı: Oğlum bu adamın yanında işçiydi. Hanımıyla zina etmiş. Bana oğlumun recm cezasını hak ettiğini söylediler. Ben de oğluma karşılık . buna yüz koyun ve bir cari ye verdim. Sonra bilenlere sordum. "Oğlunun cezası yüz sopa ve bir yıl sürgündür" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Aranızda Allah'ın kitabına göre hüküm vereceğim. Cariye ve koyunların sana geri iade edilecektir. Oğluna da yüz sopa ve bir yıl sürgün cezası verilecektir. Üneys' Sen de yarın sabah o kadına git ve onu recm et" buyurdu. Ertesi sabah Üneys kadının yanına giderek onu recm etti. : : : ( )