Mekke'ye yapılan haccın menasiki ve doğru sıralamasını anlatır.
247 · Hadis
Aişe (r.anha) şöyle anlatır: "Sevde, insanlar kalabalık oluşturmadan önce gitme hususunda Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den izin istedi. -O ağır canlı bir kimse idi. - Resulullah da ona izin verdi, o da kalabalık olmadan gitti. Biz ise sabaha kadar kaldık. Sonra Hz. Nebi'in emri ile yola koyulduk Yemin olsun ki, Sevde gibi ben de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'tan izin istemiş olsaydım beni en çok sevindiren şey (o gün) bu olurdu
Abdurrahman'dan nakledildiğine göre Abdullah (İbn Mes'ûd) r.a. şöyle demiştir: "Ben, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ın, iki namaz dışında başka bir namazı vaktinin dışında kıldığını görmedim. Akşam ve yatsı namazlarını cem' ederek kılmıştır. Bir de sabah namazını vaktinden önce kılmıştır
Abdurrahman İbn Yezîd şöyle anlatır: "Abdullah îbn Mesud ile birlikte Mekke'ye doğru yola çıktık. Müzdelife'ye geldiğimizde iki namazı (akşam ve yatsı) her bir namaz İçin ayrı ezan ve ayrı kamet ile kıldı. Arasında da akşam yemeği yedi. Sabah namazını da fecir doğunca kıldı. Kimisi fecir doğdu, kimisi de doğmadı diyordu. Sonra Abdullah şöyle dedi: "Burada (Müzdelife'de) akşam ve yatsı namazlarının vakti normal vakitlerinden başka bir vakte alınmıştır. İnsanlar yatsı namazının son vakitleri girmeden Müzdelife'ye gelmesin. Sabah namazının vakti de fecrin doğup henüz herkese görünmediği bu zamandır. Sonra gün ağarıncaya kadar Müzdelife'de durdu ve "Halife şu an hareket etmiş olsa sünnete uygun hareket etmiş olur" dedi." Hz. Osman mı önce ayrıldı, yoksa İbn Mes'ûd mu bu sözü önce söyledi bilmiyorum. Daha sonra İbn Mes'ûd, Kurban bayramının birinci günü akabe cemresine taş atana kadar telbiye getirmeye devam etti
Amr İbn Meymun şöyle anlatır: "Ömer'in, Müzdelife'de sabah namazını kıldıktan sonra bir süre vakfe yapıp sonra da, "Müşrikler güneş doğmadıkça Müzdelife'den ayrılmazlar ve "Ey Sebîr dağı! Aydınlan" derlerdi. Resulullah bu konuda onlara muhalefet etti ve güneş doğmadan önce Müzdelife'den ayrıldı" demiştir." Tekrar;
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir; Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Fadl'ı bineğinin arkasına aldı. Fadl da, Hz.Nebi'in, cemreye gelene kadar telbiye getirdiğini haber verdi
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: "Usame İbn Zeyd, Arafat'tan Müzdelife'ye kadar Resulullah'ın bineğinin arkasında - terkisinde idi. Daha sonra Hz. Nebi, Müzdelife'den Mina'ya kadar Fadl'ı bineğinin arkasına - terkisine almıştır. Her ikisi de, "Resulullah, Akabe cemresine gelene kadar telbiye getirdi" demiştir
Ebu Cemre şöyle demiştir: İbn Abbas'a temettu' haccını sordum. Bana onu yapmamı emretti. Hedy kurbanını sordum. Bana, "Deve (dişi veya erkek), sığır, koyun kesmek veya (deve ya da sığırda) kurbana ortak olmak gerekir" dedi. Bazıları temettu haccını hoş karşılamazlardı. Bir gün uyudum ve rüyamda bir kişi bana, "Kabul olunmuş hac ve temettu haccı (umre):" dedi. Daha sonra İbn Abbas'a rüyamı anlatınca "Allahu Ekber, Ebu'l-Kasım'ın sünneti böyledir" dedi
Ebu Hureyre r.a. şöyle rivayet etmiştir: "Resulullah kurbanlık deve götüren birini gördü. Ona, "Bin o'na" buyurdu. Adam, "O kurbanlık devedir" dedi. Hz. Nebi (tekrar): "Bin ona" buyurdu. Adam yine, "O kurbanlık devedir" dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ikinci veya üçünjsü defasında, "Yazık sana, bin şu deveye!" buyurdu.
Enes'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah kurbanlık deve götüren bir kimse gördü. Ona, "Bin ona" buyurdu. Adam, "O kurbanlık devedir" dedi. Hz.Nebi: "Bin ona" buyurdu. Adam yine, "O kurbanlık devedir" dedi. Resulullah üçündü kez, "Bin şu deveye!" buyurdu.
İbn Ömer r.a. şöyle anlatır: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Veda Haccında, hac'dan önce bir umre yaptı ve beraberinde Zül huleyfe'den hedy kurbanı getirdi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) önce umre sonra da hac niyetiyle telbiye getirdi. Diğer insanlar da Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte hacca kadar bir umre yaptılar. Bazıları hedy kurbanı getirmiş bazıları da getirmemişti. Resulullah Mekke'ye geldiği zaman: "Hedy kurbanı bulunanlar haccını tamamlayana kadar ihram'dan çıkmasın, kurbanı bulunmayanlar ise Kabe'yi tavaf edip, safa ile Merve arasında sa'y ettikten sonra traş olup ihram'dan çıksın. Kurban bulamayanlar ise hac sırasında üç, evine döndükten sonra da yedi gün olmak üzere (toplam on gün) oruç tutsun" buyurdu. Resulullah Mekke'ye gelince tavaf etti. İlk önce (Hacerü'l-Esved) rüknünü istilam etti. Sonra ilk üç tavafı koşarak, kalan dört tavafı ise yürüyerek yaptı. Tavafı bitirince makam-ı İbrahim'de iki rekat namaz kıldı. Selam verip Safa'ya gitti. Safa ile Merve arasında yedi kez sa'y etti. Haccını tamamlayıp bayramın ilk günü kurbanını kesinceye kadar ihram yasaklarından hiç birini işlemedi. Daha sonra Kabe'yi tavaf etti. Artık ihram yasaklarının tamamı onun için helal hale gelmişti. Hedy kurbanı getiren herkes onun gibi yapmıştı. [-1692-] Urve'nin rivayetine göre, Aişe radiyallahu anha ona, Resulullah'ın hac'dan önce umre yaptığını; tıpkı Salim'in (babası) ibn-i Ömer r.a. yoluyla Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den naklettiği gibi diğer (bazı) insanların da onun gibi yaptığını haber vermiştir
Urve'nin rivayetine göre, Aişe radiyallahu anha ona, Resulullah'ın hac'dan önce umre yaptığını; tıpkı Salim'in (babası) ibn-i Ömer r.a. yoluyla Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den naklettiği gibi diğer (bazı) insanların da onun gibi yaptığını haber vermiştir
Nafi' şöyle anlatır: "Abdullah İbn Ömer'in oğlu Abdullah babasına, "Burada kal, çünkü ben, senin (hac yapmana) engel olmayacaklarından emin değilim" dedi. İbn Ömer de ona, "Öyle bir şey olursa ben de Resulullah'ın yaptığı gibi yaparım. Allah Teala, "Andolsun ki Resulullah'ta sizin için güzel bir örneklik vardır" [Ahzab, 21] buyurmuştur. Siz şahit olun ki umre yapmayı kendime vacip kıldım (niyet ettim)" dedi, umre niyetiyle ihrama girdi ve yola çıktı. Beyda bölgesi sırtlarına varınca, hac ve umre için telbiye getirdi. "Hac ve umre arasında, ihramdan çıkma bakımından bir fark yoktur" dedi ve Kudeyd bölgesinden bir kurban satın aldı. Hac ve umre için bir tavaf yaptı. İkisini de tamamlamadıkça ihramdan çıkmadı
Misver İbn Mahrame ve Mervan şöyle demişlerdir: " Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Hudeybiye anlaşmasının yapıldığı yıl, bir kaç onluk yüzer kişilik on civarında sahabî grubu ile birlikte yola çıkmıştı. Zu'l-Huleyfe'ye geldikleri zaman Resulullah kurbanlık hayvana gerdanlık takmış, bellik koymuş sonra da ihrama girmişti." 1694’ün Geçtiği diğer yerler: 1694, 1811, 2712, 2731, 4158, 4178, 4181. 1695’in geçtiği diğer yerler: 2711, 2732, 4157, 4179, 4180
Aişe (r.anha) şöyle demiştir: "Resulullah'ın kurbanının gerdanlığını kendi ellerimle büktüm. Hz. Nebi de onu taktı, kurbana bellik koydu ve gönderdi. Bunu yaptıktan sonra, önceden helal olan şeylerden hiçbiri haram hale gelmedi (yani ihram yasakları başlamadı)".
Hafsa (r.anha) şöyle anlatır: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e, "Ey Allah'ın Resulü! Sen ihram'dan çıkmadığın halde insanlar neden çıktılar?" diye sordum. Bana, "Ben saçlarımı dağılmaması için topladım, hedy kurbanıma gerdanlık taktım. Hacc tamamlamadıkça ben ihramdan çıkamam" buyurdu
Aişe (r.anha) şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hedy kurbanını Medine'den hazırlardı. Ben kurbanın gerdanlıklarını bükerdim. (Gönderdikten sonra) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı kimsenin kaçındığı şeylerin hiçbirinden kaçınmazdı." باب: إشعار البدن. 108- Kurbanlık Hayvana İşaret (Bellik) Koymak -وقال عروة، عن المسور رضي الله عنه: قلد النبي صلى الله عليه وسلم الهدي وأشعره وأحرم بالعمرة. Urve, Misver'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurbanına gerdanlık takmış, bellik koymuş ve umre niyetiyle İhrama girmiştir
Aişe (r.anha) şöyle demiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ın kurbanının gerdanlığını büktüm. Hz.Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de kurbana bellik koydu ve gerdanlığı ona taktı (ya da ben takmıştım) sonra onu Kabe'ye gönderdi. Kendisi ise Medine'de kaldı. Bunu yaptıktan sonra, önceden helal olan şeylerden hiçbiri haram hale gelmedi (yani ihram yasakları başlamadı)
Amre binti Abdurrahman şöyle demiştir: Ziyad İbn Ebu Süfyan, Hz. Aişe'ye yazdığı mektupta şöyle diyordu: İbn Abbas, "hacıya haram olan şeyler hedy kurbanı gönderen kişiye de kurbanı kesilinceye dek haram olur" dedi. Amre binti Abdurrahman'ın rivayetine göre o yazılan cevapta Hz. Aişe şöyle demişti: "İbn Abbas'ın dediği gibi değil. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hayvanının boynuna takacağı ipi ben ellerimle ördüm, sonra da Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu elleriyle hayvana taktı. Hayvanı da babamla birlikte Kabe'ye gönderdi. Hayvan kesilinceye dek Allah'ın helal kıldığı bir şey Resulullah'a haram olmadı
Aişe r.anha şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kere hedy olarak davar (küçükbaş hayvan) gönderdi
Aişe r.anha şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hayvanının boynuna takılacak ipi ben örerdim. O, davarın boynuna kılade takar daha sonra da ihrama girmeksizin ailesi ile birlikte bulunurdu