7,589 · Hadis
Derleyen İmam Muhammed b. İsmail el-Buhârî · 810–870 CE
İmam Buhârî tarafından yaklaşık on altı yılda, yüz binlerce rivayet arasından derlenen Sahih-i Buhârî, Sünnî Müslümanlarca Kur'an'dan sonra en güvenilir kitap kabul edilir. Buradaki her rivayet, kesintisiz ve güvenilir bir isnad için onun titiz şartlarını taşır. Vahyin başlangıcı ve iman'dan namaz, muâmelât ve âdâba kadar konularına göre kitaplara (kütüb) ayrılmıştır.
Ebul Buhteri şöyle demiştir: "İbn Ömer (r.a.)'e hurmanın selem akdine konu olmasını sordum. Bana cevap olarak, "Hastalıktan emin olunmadıkça (ağaçtaki) meyvenin satışı ve gümüş paranın, (altın para ile değişiminde) biri peşin diğeri vadeli olacak şekilde satışı yasaklanmıştır" dedi. "İbn Abbas (r.a.)'e hurmanın selem akdine konu olmasını sordum. Bana, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, (ağaçtaki) hurmanın, yenilecek duruma gelinceye kadar veya yenilecek seviyeye gelmedikten sonra tartılmadıkça satılmasını yasakladı" diye cevap verdi. Ben, "Tartılan nedir?" diye sordum. Yanındaki bir kimse, "tahminde bulunma ve bildiğimiz tartma"dır" dedi
Aişe r.anha şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Yahudiden, vadeli olarak bir miktar yiyecek maddesi satın almış, karşılığında demir zırhını rehin olarak vermiştir. باب: الرهن في السلم. 6. SELEM AKDiNDE REHiN
Aişe r.anha şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Yahudiden, .ileri bir tarihte teslim almak üzere yiyecek maddesi satın almış, karşılığında ondan, demir bir zırhı rehin olarak almıştır
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medineye geldiğinde Medineliler, iki veya üç yıl sonrası için meyveler üzerinde selem akdi yapıyorlardı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Meyve konusunda, ölçüsünü ve vadesini belirleyerek selem akdi yapın" buyurdu
Muhammed İbn Ebu Mücalid şöyle anlatır: Ebu Bürde ve Abdullah İbn Şeddad, beni, Abdurrahman İbn Ebza'ya ve İbn Ebu Evfa'ya gönderdi. Ben de selem hakkında onlara sordum. Bana şöyle dediler: "Bize Resulullah (s.a.v.) ile birlikte bir çok ganimet nasip oldu. Bize, Suriye'li ziraatçiler gelirdi. Onlarla" buğday, arpa, yağ üzerine belirlenmiş vadede teslim şartıyla selem akdi yapardık." Ben, "Peki bu sırada onların ekini var mıydı yok muydu?" diye sordum. Bana, "Bunu hiç sormazdık" diye cevap verdiler
Muhammed İbn Ebu Mücalid şöyle anlatır: Ebu Bürde ve Abdullah İbn Şeddad, beni, Abdurrahman İbn Ebza'ya ve İbn Ebu Evfa'ya gönderdi. Ben de selem hakkında onlara sordum. Bana şöyle dediler: "Bize Resulullah (s.a.v.) ile birlikte bir çok ganimet nasip oldu. Bize, Suriye'li ziraatçiler gelirdi. Onlarla" buğday, arpa, yağ üzerine belirlenmiş vadede teslim şartıyla selem akdi yapardık." Ben, "Peki bu sırada onların ekini var mıydı yok muydu?" diye sordum. Bana, "Bunu hiç sormazdık" diye cevap verdiler
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle anlatır: İnsanlar, devenin karnındakxi deveden doğacak yavrunun alım-satımını yapıyordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu yasakladı
Cabir İbn Abdullah'ın r.a. şöyle dediği nakledilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem taksim edilmemiş olan her şeyde şuf'a hakkı bulunduğuna hükmetmiştir. Sınırlar belirlendiği ve yollar ayrıldığı zaman şuf’a hakkı yoktur
Amr İbnü'ş-Şerid şöyle anlatır: Said İbn Ebu Vakkas'ın yanında bulunuyordum. Misver İbn Mahrame gelip elini omuzuma koydu. Bu sırada Hz. Nebi'in azatlı kölesi Ebu Rafi' de geldi ve: "Ey Said! Senin çevriliğinde (etrafı duvarla çevrilmiş büyük ev) bulunan iki evimi benden satın al" dedi. Said, "Vallahi almam" dedi. Misver Sa'd'a, "Vallahi mutlaka bunu alacaksın" dedi. Said, "Vallahi, taksitli olarak ödemek şartıyla dört bin dirhemden daha fazla vermem" dedi. Ebu Rafi', "Bana bu evler için beşyüz dinar teklif edildi. Eğer Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, "Komşu, yakınlığı sebebiyle daha çok hak sahibidir" buyurduğunu işitmemiş olsaydım, bana beşyüz dinar veren var iken, onu sana dörtbin dirheme vermezdim" dedi ve evini ona verdi.
Aişe r.anha şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, "Ey Allah'ın Resulü! İki komşum var. Hangisine hediye vereyim?" diye sordum. Bana, "Kapısı sana en yakın olan'a" buyurdu.
Ebu Musa el-Eş'ari şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kendisine emredilenleri gönül hoşnutluğu içinde yerine getiren güvenilir hazinedar, tasadduk eden iki kişiden biridir
Ebu Musa el-Eş'ari şöyle demiştir: Yanımda Eş'ariIerden iki adamla birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına vardım ve "Bu iki kişi iş istiyorlar" dedim. Bunun üzerine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Biz, işimizde, işe talib olanları istihdam etmeyiz" buyurdu.
Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın göndermiş olduğu bütün Nebiler koyun gütmüştür." Sahabller, "Siz de mi?" diye sorunca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Evet, ben, bir miktar kirat karşılığında Mekkelilerin (koyunlarını) güderdim" buyurmuştur
Aişe r.anha şöyle anlatır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve Ebu Bekir r.a., Ben-i Dil kabilesinden, sonra da Beni Abd İbn Adıy'den yol rehberliği konusunda uzman bir kimseyi ücretle tuttular. Bu kişi, el-As İbn Vail kabilesi içinde, elini kan içine sokarak kablle yemini etmiş olup Kureyşlilerin dinine mensup kafir bir kişi idi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve Ebu Bekir ona güvendiler ve bineklerini ona verdiler. Üç gün sonra Sevr mağarasında buluşmak üzere vaadleştiler. Üçüncü gecenin sonunda sabahleyin bineklerini onlara getirdi. Hz. Nebi ve Ebu Bekir, Amir İbn Fuheyre ve rehberle birlikte yola koyuldular. Rehber onları Mekke altlarına kadar, es-Sahil denilen yere getirdi
Aişe r.anha şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve Ebu Bekir r.a., Ben-i Dili kabilesinden yol rehberliği konusunda uzman bir kimseyi ücretle tuttular. Bu kişi, Kureyş dini üzere kafir biri idi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve Ebu Bekir bineklerini ona verdiler. Üç gece sonra Sevr mağarasında buluşmak üzere vaadleştiler. Üçüncü gecenin sonunda sabahleyin . bineklerini onlara getirdi. باب: الأجير في الغزو. 5. SAVAŞTA ÜCRETLİ BİR KİMSE İSTİHDAM ETMEK
Ya'la İbn Ümeyye r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Tebuk gazvesinde bulundum. Bu savaş, benim için en sağlam amellerden biri olmuştur. O sırada benim bir hizmetçim (işçim) vardı. O, birisi ile kavga etti. Biri diğerinin parmağını ısırdı. ısırılan kişi parmağını çekti, bu sırada diğerinin dişi kırıldı ve düştü. Dişi kırılan kimse Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip durumu arzetti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona diyet ödenmeyeceğine karar verdi ve "Adam elini senin ağzında bıraksaydı da sen onu yeseydin öyle mi" buyurdu. Ravi, "zannediyorum, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "erkek devenin yediği gibi" ifadesini de kullanmıştı" demiştir
Ya'la İbn Ümeyye r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Tebuk gazvesinde bulundum. Bu savaş, benim için en sağlam amellerden biri olmuştur. O sırada benim bir hizmetçim (işçim) vardı. O, birisi ile kavga etti. Biri diğerinin parmağını ısırdı. ısırılan kişi parmağını çekti, bu sırada diğerinin dişi kırıldı ve düştü. Dişi kırılan kimse Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip durumu arzetti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona diyet ödenmeyeceğine karar verdi ve "Adam elini senin ağzında bıraksaydı da sen onu yeseydin öyle mi" buyurdu. Ravi, "zannediyorum, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "erkek devenin yediği gibi" ifadesini de kullanmıştı" demiştir
Ubeyy İbn Ka'b, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Yine gittiler. Nihayet bir köy halkına varınca onlardan yemek istediler. Ancak onlar kendilerini misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, tutup onu doğrulttu. Musa, "İsteseydin bunun karşılığında mutlaka bir ücret alırdın" dedi. "[Kehf, 77] Said şöyle dedi: "Elleri ile şöyle kaldırdı ve duvar düzeldi" demiştir. Ya'la, "Said'in, "Eliyle duvarı meshetti, duvar hemen doğruldu" dediğini zannediyorum" demiştir. "İsteseydin bunun karşılığında mutlaka bir ücret alırdın."[Kehf, 77] Said bu ayetin, "yiyeceğimizi sağlamak için bir ücret" anlamında olduğunu söylemiştir
İbn Ömer r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Siz ile Ehl-i Kitap olan diğer iki kavim (Yahudi ve Hıristiyanlar), "Bir çok işçi ile iş akdi yapan kimse" örneğine benzemektedir: İş sahibi, "Sabahtan gün ortasına kadar bir kirat karşılığında kim çalışır?" dedi. Yahudiler bu kadar bir müddet çalıştı. İş sahibi, "Kim gün ortasından ikindi namazına kadar bir kirat karşılığında çalışır?" dedi. Hıristiyanlar bu kadar bir müddet çalıştı. Daha sonra, "Kim ikindiden güneş batana kadar iki kirat karşılığında çalışır?" dedi. Bu şartlarda çalışanlar ise sizlersiniz. Bu duruma Yahudi ve Hıristiyanlar kızarak, "Neden biz daha çok çalışıp daha az ücret alıyoruz" diye sordular. Allah onlara: "Sizin hakkınızı eksik mi verdim?" buyurdu. "Hayır" dediler. Bunun üzerine Allah (C.C.), "Bu benim lütfumdur, dilediğime veririm" buyurdu
İbn Ömer r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Siz ile Ehli Kitap olan diğer iki kavim, "Birçok işçi ile iş akdi yapan kimse" örneğine benzemektesiniz: İş sahibi, "Kim birer kirat karşılığında yarım gün çalışır?" dedi. Yahudiler ve Hıristiyanlar birer kirat karşılığında çalıştı. Siz ise, ikindi'den güneş batana kadar iki kirat karşılığında çalışanlarsınız. Bu duruma Yahudi ve Hıristiyanlar kızarak, "Neden biz daha çok çalışıp daha az ücret alıyoruz" diye sordular. Allah onlara: "Sizin hakkınıza zulmettim mi?" buyurdu. "Hayır" dediler. Bunun üzerine Allah (C.C.), "Bu benim lütfumdur, dilediğime veririm" buyurdu. باب: إثم من منع أجر الأجير. 10. İŞÇİNİN ÜCRETİNİ VERMEYEN KİMSENİN KAZANACAĞI GÜNAH