7,589 · Hadis
Derleyen İmam Muhammed b. İsmail el-Buhârî · 810–870 CE
İmam Buhârî tarafından yaklaşık on altı yılda, yüz binlerce rivayet arasından derlenen Sahih-i Buhârî, Sünnî Müslümanlarca Kur'an'dan sonra en güvenilir kitap kabul edilir. Buradaki her rivayet, kesintisiz ve güvenilir bir isnad için onun titiz şartlarını taşır. Vahyin başlangıcı ve iman'dan namaz, muâmelât ve âdâba kadar konularına göre kitaplara (kütüb) ayrılmıştır.
Muaviye r.a. dedi ki: "Sizler bir namaz kılıyorsunuz. Andolsun biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile sohbet ettiğimiz halde onun böyle bir namaz kıldığını görmedik. Andolsun o bu ikisini --ikindiden sonra iki rekat namaz kılmayı kastetmektedir-- yasaklamıştı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Muaviye" b. Ebi Süfyan b. Harb b. Umeyye b. Abdi Şems olup, asıl adı Sahr'dır. Ebu Hanzala diye de künyelenir. Mekke fethedilmeden Önce Müslüman olmuştur. Annesi ve babası ise ondan sonra İslama girmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikteliği (sahabeliği) olmuş ve ona katiplik yapmıştır. Kardeşi Yezid b. Ebi Süfyan'ın ölümünden sonra 19 h. yılında Ömer r.a. tarafından Dımaşk valiliğine atanmış ve bundan sonra Osman r.a.'ın halifeliği dönemine kadar bu görevi sürmüştür. Daha sonra Ali ve Hasen ile savaştığı döneme kadar da bu devam etmiştir. Daha sonra 41 h. yılında Müslümanlar ona itaat.üzere birleşmiş ve bu durum 60 yılında vefat ettiği zamana kadar böylece sürmüştür. Onun valiliği emirlik, savaş ve hükümdarlık dahil kesintisiz kırk yıldan fazla sürmüştür. "Yanında İbn Abbas'ın mevlası (azatlısı)" Kureyb "bulunduğu halde" "Ona ilişme, dedi" Yani onun hakkında bir şey söylemeyi ve onun yaptığına tepki göstermeyi bırak. "Çünküonun sahabeliği vardır." Yani o dayanaksız bir iş yapmaz. Bir Uyarı Buhari bu başlığı zikrederken fazilet ve menkıbe kelimesini kullanmayarak "zikru ذكر zikredilmesi" tabirini kullanmıştır. Çünkü fazilet bu başlıkta zikredilen hadisten anlaşılmamaktadır. Zira İbn Abbas'ın onun hakkında fakih ve sahabe oluşuna dair tanıklıkta bulunmasının zahiri ifadesi, pek çok fazilete delil teşkil etmektedir
Misver İbn Mahreme r.a.'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Fatıma benden bir parçadır. Onu şüpheye düşüren beni de şüphelendirir, onu rahatsız eden bana da eziyet verir" buyurdu.
Aişe r.anha dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün şöyle buyurdu: "Ey Aiş(e)! İşte bu Cibril'dir, sana selam söylüyor. Ben de: Ve aleyhisselamu ve rahmetullahi ve berekatuhu dedim. Sen benim görmediğimi görürsün. --Bununla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kastetmektedir
Ebu Musa el-Eş'ari r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Erkeklerden pek çok kişi kemale ermiştir. Kadınlardan ise İmran kızı Meryem ile Fir'avun'un hanımı Asiye'nin dışında kimse kemale ermemiştir. Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü de tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir
Abdullah b. Abdurrahman'dan rivayete göre o Enes b. Malik r.a.'i şöyle derken dinlemiştir: ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Aişe'nin kadınlara üstünlüğü tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir
Kasım b. Muhammed'den rivayete göre Aişe'nin rahatsız olduğu bir sırada İbn Abbas gelerek dedi ki: "Ey mu'minlerin annesi, senden önce gitmiş bulunan sadık kimselerin, ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ve Ebu Bekir'in yanına' gidiyorsun. " Bu Hadis 4753 ve 4754 numara ile gelecektir
Ebu Vail dedi ki: Ali, Ammar ve Hasen'i Kufe'ye. Kufelileri savaşa katılmaya çağırmak üzere gönderdi. Ammar bir hutbe irad ederek dedi ki: "Gerçekten ben çok iyi biliyorum ki o, onun dünyada da, ahirette de zevcesidir, fakat Allah, ona mı (Ali'ye mi) yoksa ona mı (Aişe'ye mi) uyacaksınız diye sizi sınamaktadır." Bu Hadis 7100 ve 7101 numara ile gelecektir
Aişe r.anha'dan rivayete göre o Esma'dan iğreti bir gerdanlık aldı. Bu gerdanlığı kaybol lu. Bu sebeple Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ashabından bazılarını onu aramak üzere gönderdi. Namaz vakti girince abdest almadan namaz kıldılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geri geldiklerinde bu durumu ona şikayet ettiler. Bunun üzerine teyemmüm ayeti nazil oldu. Bu sebeple de Useyd b. Hudayr dedi ki: Allah sana hayırlı mükafat versin. Allah'a yemin ederim ki senin başına bir iş geldi mi mutlaka Allah senin için ondan bir çıkış yolu takdir etmiş ve o işi de Müslümanlara mübare"k kılmıştır
Hişam'in, rivayetine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalığında hanımlarının evlerini dolaşıyor ve Aişe'nin evine (bir an önce) sıra gelmesi arzusu ile: Yarın neredeyim, diye soruyordu. Aişe, benim günümün sırası gelince rahat etti, dedL
Hişam, babasının şöyle dediğini nakletmektedir: "İnsanlar hediye vermek istedikleri zaman Aişe'nin gününü kollarlardı. Aişe dedi ki: Benim diğer arkadaşlarım, Ümmü Seleme'nin yanında bir araya gelerek: Ey Ümmü Seleme dediler. Allah'a yemin ederiz insanlar hediye vermek istedikleri zaman Aişe'nin gününü araştırıyorlar. Bizler de Aişe'nin istediği gibi hayır isteriz. Bu sebeple Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söyle de insanlara nerede bulunuyorsa yahut kimin evine gitmişse ona hediyelerini orada vermelerini söylesin. (Aişe) dedi ki: Ümmü Seleme bu hususu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söyledi. (Ümmü Selemel dedi ki: Ama benden yüz çevirdi. Tekrar yanıma geri gelince yine ona bu hususu hatırlattım. Yine benden yüz çevirdi. Üçüncü defa ona bunu hatırlatınca dedi ki: Ey Ümmü Seleme, Aişe hususunda beni rahatsız etme! Çünkü Allah'a yemin ederim ki aranızda onun dışında sizden herhangi bir kadın ile aynı yorganın altında iken üzerime vahiy inmemiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Aişe r.anha'ın fazileti" es-Sıddik Ebu Bekir'in kızı es-Sıddika olup, annesi Üm mü ROmEm'dır. Daha önce nübuwetin alametleri bahsinde ondan sözedilmişti. İslam geldikten sonra ve hicretten sekiz yıl ya da ona yakın bir süre önce doğmuştur. Nebi sallallahu aleyhi ve sellern vefat ettiğinde yaklaşık 18 yaşında idi. Nebi efendimizden pek çok şey bellemiş, ondan sonra da yaklaşık elli yıl daha yaşamıştır. Bu sebeple insanlar ondan çokça ilim öğrenmiş, ondan hükümlere, adaba dair pek çok şey nakletmişlerdir. Hatta şer'i hükümlerin dörtte birinin ondan nakledildiği söylenmiştir. Muaviye'nin halifeliği döneminde 58 yılında vefat etmiştir. Bundan sonraki yıl vefat ettiği de söylenmiştir. Doğru kabul edilen görüşe göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellern'den çocuğu olmamıştır. Ona kendisine künye vermesini isteyince, "Kız kardeşimin oğlunun adını künye olarak kullan" diye cevap vermesi üzerine Ümmü Abdullah künyesini almıştır. İbn Hibban Sahih'inde Aişe'den rivayet ettiğine göre Nebi ona bu künyeyi Abdullah b. ez-Zubeyr, Abdullah'ı tahnik etmek üzere getirdiğinde vermiş ve şöyle buyurmuştur: Bu Abdullah'tır, sen de Ümmü Abdullah'sın. Aişe dedi ki: O gün bugündür benim künye m bu olmuştur." "Aişe rahatsızlandı." Zayıf düştü demektir. "Senden önce gitmiş"; her şeyin önce olanına (farat) denilir. İbnu't-Tin der ki: Hadisten anlaşıldığına göre onun kesin olarak cennete gireceğini belirtmiş olmaktadır. O bu sözü de ancak Nebie dayanarak söylemiş olabilir. Kendisinin naklettiği hadis olan sekizinci (3775. hadis) hadiste belirtildiğine göre insanlar hediye vermek istedikleri vakit Aişe'nin gününü araştırırlardı. Bu hadiste belirtildiğine göre "Allah'a yemin ederim aranızda -onun dışında- sizden bir kadın ile aynı yorganın altında iken üzerime vahiy inmemiştir" buyruğu ile ilgili yeterli açıklamalar daha önceden Hibe bölümünde geçmiş bulunmaktadır. Bu hadis, Aişe'nin Hatice'den faziletli olduğuna delil gösterilmiştir. Ancak şu iki sebep dolayısıyla böyle bir sonuca varmak gerekmemektedir: Birinci sebep onun Hatice'yi bu kapsarnın içerisine sokmak istememiş olma ihtimalidir. Çünkü "aranızdan" ifadesi ile kastedilen muhatap olan kimsedir. Bu da Ümmü Selerne ve onu gönderenler yahut da o sırada mevcut olan diğer hanımlardır. İkinci sebeb e gelince, onun da kapsama gird@ var sayılsa bile özel bazı faziletlerin sabit olması mutlak olarak faziletin sabit olmasını gerektirmez. Nitekim "aranızda Kur'an'ı en iyi okuyanınız Ubey, feraiz ilmini en iyi bileniniz Zeyd'dir" hadisi ve benzerlerinde olduğu gibi. Aişe'nin bu özelliğinin hikmeti ile ilgili olarak sorulan soruya da babasının durumu ve konumu d91ayısıyla diye cevap verilmiştir. Çünkü babası çoğu hallerinde Nebi sallalliihu aleyhi ve sellernIden ayrılmamıştı. Onun bu özelliği kızına da sirayet etmiştir. Bununla beraber Nebi sallalliihu aleyhi ve sellern onu çok fazla da seviyordu. İleride yüce Allah'ın izniyle Hatice'nin tercümesi (biyografisi) verilirken buna dair geniş açıklamalar da gelecektir. es-Subki el-Kebir der ki: Bizim Allah için dinimizde kabul ettiğimiz husus şu ki: Fatıma daha faziletlidir, ondan sonra Hatice, ondan sonra Aişe gelir. Bu husustaki görüş ayrılığı ünlüdür. Fakat hakka tabi olmak daha doğru bir şeydir. İbn Teymiye der ki: Hatice ile Aişe arasındaki fazilet yönleri birbirine yakındır. O sanki bir hüküm belirtmemek görüşünü tercih etmiş gibidir. İbnu'I-Kayyim der ki: Eğer faziletten kas ıt Allah nezdinde sevabın çokluğu ise bu bilinemeyecek bir husustur. Çünkü kalplerin amelleri, azaların amellerinden daha üstündür. Eğer ilim çokluğu kastedilirse kesinlikle Aişe daha üstündür. Şayet aslın şerefi kastedilirse kaçınılmaz olarak Fatıma üstündür. Bu kızkardeşleri dışında kimsenin onunla ortak olmadığı bir fazilettir. Eğer seyyidlik (efendilik) şerefi kastedilirse bu hususta nas sadece Fatımaıyı sözkonusu etmiştir. Derim ki: Fatıma'nın diğer kzkardeşlerinden farkı şudur: Diğerleri önceden geçtiği üzere Nebi s.a.v. hayatta iken vefat etmişlerdir. Aişe'nin özelolarak sahip olduğu üstün ilme gelince, şüphesiz Hatice'nin de buna karşılık olabilecek özellikleri vardır. Çünkü Hatice İslam davetini ilk kabul eden ve ona davet eden, canıyla, malıyla ve büsbütün kendisini vermek suretiyle bu davanın sağlamlaşmasına yardım eden birisidir. Dolayısıyla onun kendisinden sonra Jelenlerin ecri gibi bir ecri de vardır. Bunun miktarını ise yüce Allah'tan başkası takdir edemez. Fatıma'nın en faziletli oluşu hususunda icma'ın gerçekleştiği ama Aişe ile Hatice arasında (hangisinin daha faziletli olduğu hususunda) görüş aynlığının devam ettiği de söylenmiştir
Ğaylan b. Cerir'den dedi ki: "Enes'e sordum: Ne dersin? Ensar adını siz kullanıyor muydunuz yoksa bu adı size Allah mı verdi diye sordum? 0, hayır, bu adı bize Allah verdi, dedi. Biz de Enes'in yanına girerdik, o da bizlere Ensarın menkıbelerini ve bulundukları önemli olayları anlatırdı. Bana yahut da Ezdlilerden bir adama yönelir ve senin kavmin, filan ve filan günü şu şu işi yaptı, derdi. " Bu Hadis 3844 numara ile gelecektir
Aişe r.anha dedi ki: "Buas günü Allah'ın, Resulü için önceden cereyan etmesini takdir ettiği bir gündür. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldiğinde onların ileri gelenleri tefrikaya (ayrılığa) düşmüş, onların hayırlıları öldürülmüş ve yaralanmış bulunuyordu. Bu sebeple yüce Allah bugünü Resulü için, onların İslam'a girmelerini sağlayan bir sebep olarak önceden takdir etmiş oldu." Bu Hadis 3846 ve 3930 numara ile gelecektir
Ebu't-Teyyah dedi ki: Enes r.a.'ı şöyle derken dinledim: "Ensar Mekke'nin fethedildiği günü --ki Kureyş'(in ileri gelelenlerin)e (ganimet) vermiş idi-- dediler ki: Allah'a yemin olsun, bu gerçekten hayret verici bir şey! Kılıçlarımızdan Kureyş'in kanları damlarken bizim ganimetIerirniz onlara geri veriliyor. Bu sözler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaşınca Ensarı çağırdı ve onlara dedi ki: Sizden bana ulaşan sözlerin mahiyeti nedir? -Onlar yalan söylemezlerdi.- Dediler ki: Sana ulaşanlar doğrudur. Şöyle buyurdu: İnsanlar ganimetler ile evlerine dönerken, siz de Resulullah sallallahu aleyhi ve selle m ile birlikte evlerinize dönmeye razı olmaz mısınız? Eğer Ensar bir vadiden yahut dağ arası bir yoldan gidecek olursa andolsun ben de Ensarın gittiği o vadiden yahut dağ arası o yoldan giderim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ensarın menkıbeleri" Ensar, İslami bir isimdir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, -Enes'in rivayet ettiği hadiste görüldüğü gibi- bu adı. Evslilere, Hazredilere ve onlarla ile antlaşmalı olanlara vermiştir. Evsliler, Evs b. Harise'ye mensupturlar. Hazrediler ise el-Hazrec b. Harise'ye mensupturlar. Her ikisi de Kayle'nin oğullarıdır. Kayle ise annelerinin adı olup, babalarının adıHarise b. Amr b. Amir olup, EzdiiIerin nesebleri onda bir araya gelirler. Yüce Allah'ın: "Onlardan ewel Medine'yi yurt edinip, imana sahip olanlar" ayeti ile ilgili açıklamalar, daha önce Osman'ın menkıbelerinin girişinde geçmiş bulunmaktadır. "Girerdik" lafzı bu rivayette bu şekilde atıf edatı kullanılmakszın gelmiştir. Bu da Gaylan'ın sözü olup, Enes'in sözü değildir. "Enes'in yanına girerdik" ifadesi, Basra'da onun yanına girerdik, demektir. "Bana dönerek" bana hitap ederek. "Senin kavmin şunu yaptı." Yani gazalarda ve İslama yardım hususunda onların yaptıkları güzel işleri anlatırdı. "Buas günü" ibaresinde geçen "Buas" bir mekanın adıdır. Buranın Medine'den iki mil uzaklıkta" Kureyza oğulları yakınında bir kale olduğu söylendiği gibi bir mezraa olduğu da söylenmiştir. Burada Evs ile Hazrec arasında bir vakıa meydana gelmişti. Onlardan çok kimse bu vakada öldürülmüştü. Bu savaşta Evslilerin başkanı Useyd b. Hudayr'ın babası Hudayr idi. Ona Hudayru'l-Ketaib (birlikler Hudayr'ı) denilirdi. Bu vakada öldürüldü. O gün Hazreclilerin başında ise Amr b. Numan el-Beyadi vardı. O da bu vakada öldürülmüştür. Bu vakada zafer önce Hazreclilerin iken daha sonra Hudayr kavminin sebat edip geri dönmelerini sağladı ve Evsliler zaferi kazandılar. O günde Hudayr yaralandı ve bu vakada öldü. Sözkonusu bu olay hicretten beş yıl önce meydana gelmiştir. "Onların ileri gelenleri" hayırlıları demektir. "es-Serevat: Hayırlılar, ileri gelenler" lafzı "serM"ın çoğulu olup, bu da "seriy" lafzının çoğuludur. Bu da şerefli, soylu kimse demektir. "Mekke'nin fethedildiği gün" Mekke fethi yılında demektir. Çünkü sözü edilen ganimetler Huneyn ganimetIeri idi. Bu da Mekke fethinden iki ay sonra olmuştu
Ebu Hureyre r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den, --diye yahut Ebu'l-Kasım dedi (diyerek)--: "Eğer Ensar bir vadiden yahut da bir dağ yolundan gidecek olsalar şüphesiz ben de Ensann vadisinden giderim. Eğer hicret olmasaydı, Ensardan bir kişi olurdum." Ebu Hureyre dedi ki: Babam, anam ona feda olsun. 0, bu sözü söylerken haksızlık etmedi. Onlar onu barındırdılar, ona yardım ettiler. Yahut da (buna yakın) başka bir söz söyledi. Bu Hadis 7244 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: el-Hattabı der ki: Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellern, bununla Ensarın kalplerini hoş tutmak istemiştir. Çünkü bu sözleri ile eğer hicretin üstünlüğü gibi bir engel olmasaydı, onlardan bir kişi olmaya razı olacağını ifade etmektedir. "Ebu Hureyre dedi ki: Haksızlık etmedi." Yani o bu sözü söylemekle haddi aşmadı ve onlara hak ettiklerinden fazlasını vermiş olmadı. Daha sonra Ebu Hureyre bunu: "Onu barındırdılar, ona yardım ettiler" sözleri ile açıklamaktadır. "Ya da bir başka söz söyledi." Muhtemelen maksat, onu ve ashabını mallarıyla kollayıp, gözetlediklerini kastetmiştir. "Ensarın vadisinden giderdim" sözleri ile de onlara güzel bir şekilde muvafakat edeceğini, onlara uygun hareket edeceğiı:ıi anlatmak istemiştir. Çünkü onların güzel komşuluklarını ve ahde vefalarını görmüş, bunlara tanık olmuştur. Yoksa maksat onlara tabi olacağı değildir. Çünkü her mu'minin kendisine uyması ve itaat etmesi farz olan, emrine itaat olunan kişi odur. 3. NEBİ S.A.V.'IN MUHACİHLER İLE ENSAR ARASINDA KARDEŞLİK KURMASI
İbrahim b. SaId babasından o da dedesinden rivayetle, dedi ki: "Medine'ye geldiklerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Abdurrahman ile Sa'd b. er-Rebı'i kardeş yaptı. (Sa'd b. er-Rebı') Abdurrahman'a dedi ki: Ben Ensar arasında malı en çok olanım. Malımı ortadan ikiye böleceğim. İki tane de hanımım vardır. Bak, hangilerini daha çok beğenirsen söyle, ben de onu boşayayım. İddeti sona erince de onunla evlenirsin. Abdurrahman dedi ki: Allah aileni de, malını da senin için mübarek kılsın. Pazarınız nerede? . Ona Kaynuka oğullarının pazarını gösterdiler. Geri döndüğünde beraberinde bir miktar keş ve yağ artmıştı. Daha sonra sabah erkenden pazara gitmeyi sürdürdü. Arkasından bir gün üzerinde zaferan izi bulunduğu halde geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Hayrola deyince, Abdurrahman: Evlendim dedi. Peki hanımına ne kadar mehir verdin, diye sordu. Abdurrahman: Bir çekirdek kadar altın --yahut da bir çekirdek ağırlığı kadar altın-- dedi." Şüphe eden (ravilerden) İbrahim'dir
Enes r.a.'dan dedi ki: "Abdurrahman b. Avf bize geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onu ve Sa'd b. er-Rebi'i kardeş yaptı. --Sa'd malı çok olan birisi idi.-- Said dedi ki: Ensar da bilir ki ben Ensar arasında malı en çok olan birisiyim. Malımı kendim ve senin aranda iki eşit parçaya böleceğim. Benim iki tane de hanımım var. Bak onların hangisini daha çok beğenirsen onu boşayayım. İddeti bitti mi de onunla evlenirsin. Abdurrahman dedi ki: Allah aileni sana mübarek kılsın. O gün geri döndüğünde bir miktar yağ ve keş arttırmıştı. Aradan fazla zaman geçmeden Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına üzerinde za'feran parçaları bulaşmış olarak geldi. Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Hayrola, diye sordu. O, Ensardan bir kadın ile evlendim, dedi. Mehir olarak ona ne verdin, diye sordu. O, bir hurma çekirdeği ağırlığı kadar altın --ya da, bir hurma çekirdeği kadar altın-- dedC Allah Reslilü: Bir koyun ile dahi olsa düğün ziyafeti ver, diye buyurdu
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Ensar: Bizimle onlar arasında hurma ağaçlarını paylaştır, dedi. O, hayır diye buyurdu. Bu sefer, siz ağaçların bakımını bizim yerimize yaparsınız, mahsulde de bize ortak olursunuz dedi(ler}. (Muhacirler) dinledik ve itaat ettik, dediler." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Muhacirler ile Ensarı kardeş yapması." İleride Meğazi bölümünden biraz önce hicret ile ilgili başlıklar sırasında buna dair geniş açıklamalar gelecektir. "Medine'ye geldiklerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Abdurrahman b. Avf ile Sa'd b. er-Reb'i'i kardeş yaptl." Sa'd b. er-Reb'il b. Amr b. Ebi Zuheyr, Ensari ve Hazredi olup Nakiblerden birisidir. Uhud günü şehit düşmüştür. Abdurrahman b. Avfın evlenmesi ile ilgili bilgi, Nikah bölümünde, Velime (düğün yemeği) başlığında gelecektir. "Ensar, hurma ağaçlarını bizimle onlar arasında paylaştır, dediler." Onlardan kasıt Muhacirlerdir. Buna dair açıklamalar da Muzaraa bahsinde geçmiş bulunmaktadır. Burada Ensarın açıkça bir fazileti görülmektedir
Bera r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i (şöyle buyururken) dinledim --ya da, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dedi-: "Ensar'ı ancak mu'min olan bir kimse sever, onlara ancak münafık olan birisi buğzeder. Onlan seveni Allah da sever, onlara buğzedene Allah da buğzeder." Diğer tahric edenler: Tirmizî, Menakîb; Müslim, İman Tirmizî: Bu hadis sahihtir
Enes b. Malik r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söyledi: buyurdu ki: "İman'ın alameti Ensarı sevmektir. Münafıklığın alameti de Ensara buğzetmektir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ensarı sevmek" yani onları sevmenin fazileti. Bu başlık altında el-Bera yoluyla gelen "onları ancak mu'min bir kişi sever" hadisini ve Enes'in: "İmanın alameti Ensarı sevmektir" hadisini zikretmiş bulunmaktadır. İbnu't-Tın der ki: Maksat onların hepsini sevmek ve onların hepsine buğzetmektir. Çünkü böyle bir şeyancak din adına yapılır. Kendisi adına buğzetmenin uygun olduğu bir husus dolayısıyla birilerine buğzeden bir kimse, bu kapsama girmez. Bu da güzel bir açıklamadır. İman bölümünde hadisin şerhine dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır
Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadınlarla çocukları gelirlerken -ravi: Zannederim o, bir düğünden ... dedi- gördü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalkarak: Allah'ım, sizler insanlar arasında en sevdiğim kişilersiniz, diyıe buyurdu. Bu sözlerini üç defa tekrarladL" Bu Hadis 5180 numara ile gelecektir