Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bana Harmele b. Yahyâ tahdis etti, bize İbn Vehb haber verdi, bana Yûnus haber verdi. İbn Şihâb dedi ki: Bana Urve b. ez-Zübeyr haber verdi ki Abdullah b. ez-Zübeyr Mekke'de ayağa kalkıp şöyle dedi: Allah'ın, gözlerini kör ettiği gibi kalplerini de kör ettiği birtakım insanlar mut'a ile fetva veriyorlar -bir adamı kastediyordu-. Bunun üzerine o (adam) ona seslenip dedi ki: Sen kaba, görgüsüz birisin. Ömrüme yemin olsun ki mut'a, müttakîlerin imamı zamanında -Resûlullah'ı (s.a.v.) kastediyor- yapılırdı. İbnü'z-Zübeyr ona: Kendin bir dene bakalım! Vallahi eğer onu yaparsan seni kendi taşlarınla recmederim, dedi. İbn Şihâb dedi ki: Bana Hâlid b. el-Muhâcir b. Seyfillah haber verdi ki: O bir adamın yanında otururken bir adam gelip ona mut'a hakkında fetva sordu, o da ona bunu emretti. İbn Ebî Amra el-Ensârî ona: Yavaş ol (dur)! dedi. O: Bu da ne? Vallahi bu, müttakîlerin imamı zamanında yapıldı, dedi. İbn Ebî Amra dedi ki: O, İslâm'ın başlangıcında, tıpkı ölü hayvan (leş), kan ve domuz eti gibi, ona zorunlu kalan kimse için bir ruhsattı. Sonra Allah dini sağlamlaştırdı ve onu yasakladı. İbn Şihâb dedi ki: Bana Rebî' b. Sebre el-Cühenî haber verdi ki babası şöyle dedi: Ben Resûlullah (s.a.v.) zamanında Benî Âmir'den bir kadınla iki kırmızı bürde karşılığında mut'a yapmıştım; sonra Resûlullah (s.a.v.) bizi mut'adan yasakladı. İbn Şihâb dedi ki: Ben Rebî' b. Sebre'yi bunu Ömer b. Abdülazîz'e anlatırken -ben de orada oturuyordum- işittim.