Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bize Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ el-Hemdânî de tahdis etti; bize Ebû Üsâme tahdis etti; bize Hişâm b. Urve tahdis etti; bana babam, Âişe'den haber verdi. Âişe dedi ki: Berîre yanıma girdi ve: "Ailem (efendilerim) benimle her yıl bir ukiye olmak üzere dokuz yılda dokuz ukiye üzerine kitabet anlaşması yaptılar; bana yardım et" dedi. Ben ona: "Eğer ailen, bu bedeli tek seferde onlara saymamı ve seni azat etmemi, velânın da bana ait olmasını isterlerse ben yaparım" dedim. Berîre bunu ailesine anlattı, fakat onlar velânın kendilerine ait olmasından başkasını kabul etmediler. Bana gelip bunu anlattı. (Âişe) dedi ki: Ben onu azarladım. O da: "Vallahi hayır, öyleyse (olmaz)!" dedi. Resûlullah (sav) (bunu) işitti ve bana sordu; ben de ona anlattım. Bunun üzerine: "Onu satın al ve azat et; velâyı onlara şart koş(malarına aldırma), çünkü velâ ancak azat edene aittir" buyurdu. Ben de yaptım. (Âişe) dedi ki: Sonra Resûlullah (sav) akşam vakti hutbe verdi; Allah'a lâyık olduğu şekilde hamd ve senâ etti, sonra şöyle buyurdu: "Amma ba'd! Bazı topluluklara ne oluyor ki Allah'ın Kitabında bulunmayan şartlar koşuyorlar! Allah Azze ve Celle'nin Kitabında olmayan her şart bâtıldır, yüz şart olsa bile. Allah'ın Kitabı daha haklı, Allah'ın şartı daha sağlamdır. Sizden bazı adamlara ne oluyor ki biri: 'Falancayı azat et, velâ benim olsun' diyor! Hâlbuki velâ ancak azat edene aittir."