Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bana Züheyr b. Harb tahdis etti; bize İsmail b. İbrahim, Dâvûd'dan, o Şa'bî'den, o Mesrûk'tan tahdis etti. Mesrûk şöyle dedi: Âişe'nin yanında yaslanmış oturuyordum. Dedi ki: Ey Ebû Âişe! Üç şey vardır ki, bunlardan birini söyleyen kimse Allah'a karşı büyük bir iftira atmış olur. Ben: Onlar nelerdir? dedim. Dedi ki: Kim Muhammed'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Rabbini gördüğünü iddia ederse, Allah'a karşı büyük bir iftira atmış olur. (Mesrûk) dedi ki: Ben yaslanmış vaziyetteydim, hemen doğrulup oturdum ve dedim ki: Ey mü'minlerin annesi! Bana biraz mühlet ver, beni acele ettirme. Allah azze ve celle: 'Andolsun onu apaçık ufukta gördü' ve 'Andolsun onu bir başka inişte de gördü' buyurmadı mı? Bunun üzerine dedi ki: Bu ümmet içinde bunu Rasûlullah'a (sallallâhu aleyhi ve sellem) ilk soran benim. O şöyle buyurdu: 'O ancak Cebrail'dir. Ben onu, üzerine yaratıldığı asıl sûretinde şu iki defadan başka görmedim. Onu gökten inerken gördüm; büyük cismi gök ile yer arasını kaplamıştı.' Sonra (Âişe) dedi ki: Allah'ın şöyle buyurduğunu işitmedin mi: 'Gözler O'nu idrak edemez; hâlbuki O, gözleri idrak eder. O Latîf'tir, Habîr'dir.' Yine Allah'ın şöyle buyurduğunu işitmedin mi: 'Allah bir insanla ancak vahiyle yahut perde arkasından konuşur, ya da bir elçi gönderir de izniyle dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hikmet sahibidir.' (Âişe) dedi ki: Kim Rasûlullah'ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) Allah'ın Kitabı'ndan bir şey gizlediğini iddia ederse, Allah'a karşı büyük bir iftira atmış olur. Zira Allah şöyle buyuruyor: 'Ey Rasûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et; eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun.' (Âişe) dedi ki: Kim onun yarın olacak şeyleri haber verdiğini iddia ederse, Allah'a karşı büyük bir iftira atmış olur. Zira Allah şöyle buyuruyor: 'De ki: Göklerde ve yerde olanlar gaybı bilmez, ancak Allah bilir.'