Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti, bize Affân b. Müslim rivayet etti, bize Hammâd b. Seleme rivayet etti, bize Sâbit, Enes'ten, o da İbn Mes'ûd'dan rivayet etti ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Cennete en son girecek olan kişi öyle bir adamdır ki, o bir kere yürür, bir kere düşer (yüzüstü kapaklanır) ve bir kere ateş onu yalar. Ateşi geçtiğinde ona dönüp bakar ve der ki: 'Beni senden kurtaran (Allah) ne yücedir! And olsun ki Allah bana öncekilerden ve sonrakilerden hiç kimseye vermediği bir şey verdi.' Sonra onun için bir ağaç yükseltilir. O da der ki: 'Ey Rabbim! Beni şu ağaca yaklaştır ki gölgesinde gölgeleneyim ve suyundan içeyim.' Allah Azze ve Celle şöyle buyurur: 'Ey Âdemoğlu! Belki onu sana verirsem benden başkasını istersin.' O da der ki: 'Hayır, ey Rabbim.' Ve ondan başkasını istemeyeceğine dair O'na söz verir. Rabbi de onu mazur görür, çünkü onun sabredemeyeceği bir şey gördüğünü bilir. Böylece onu ağaca yaklaştırır, o da gölgesinde gölgelenir ve suyundan içer. Sonra onun için birincisinden daha güzel bir ağaç yükseltilir. O da der ki: 'Ey Rabbim! Beni şuna yaklaştır ki suyundan içeyim ve gölgesinde gölgeleneyim; senden başkasını istemem.' Allah der ki: 'Ey Âdemoğlu! Benden başkasını istemeyeceğine dair bana söz vermedin mi?' Ve buyurur: 'Belki seni ona yaklaştırırsam benden başkasını istersin.' O da ondan başkasını istemeyeceğine dair O'na söz verir. Rabbi de onu mazur görür, çünkü onun sabredemeyeceği bir şey gördüğünü bilir. Böylece onu ona yaklaştırır, o da gölgesinde gölgelenir ve suyundan içer. Sonra onun için cennetin kapısının yanında, ilk ikisinden daha güzel bir ağaç yükseltilir. O da der ki: 'Ey Rabbim! Beni şuna yaklaştır ki gölgesinde gölgeleneyim ve suyundan içeyim; senden başkasını istemem.' Allah der ki: 'Ey Âdemoğlu! Benden başkasını istemeyeceğine dair bana söz vermedin mi?' O der ki: 'Evet, ey Rabbim; bu (sonuncusu), senden başkasını istemem.' Rabbi de onu mazur görür, çünkü onun sabredemeyeceği bir şey gördüğünü bilir. Böylece onu ona yaklaştırır. Onu ona yaklaştırdığında cennet ehlinin seslerini işitir. O da der ki: 'Ey Rabbim! Beni oraya sok.' Allah der ki: 'Ey Âdemoğlu! Senin (isteğine) benden ne son verecek? Sana dünyayı ve onunla birlikte bir mislini vermem seni razı eder mi?' O der ki: 'Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbi olduğun halde benimle alay mı ediyorsun?'" Bunun üzerine İbn Mes'ûd güldü ve dedi ki: 'Bana neye güldüğümü sormaz mısınız?' Onlar: 'Neye gülüyorsun?' dediler. O dedi ki: 'Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) de işte böyle gülmüştü.' Bunun üzerine (sahabeler): 'Neye gülüyorsun, ey Allah'ın Resûlü?' dediler. Buyurdu ki: "Âlemlerin Rabbinin gülüşüne; hani o (kişi): 'Sen âlemlerin Rabbi olduğun halde benimle alay mı ediyorsun?' dediğinde. O da buyurur ki: 'Ben seninle alay etmiyorum, fakat ben dilediğim her şeye kadirim.'"