Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberî, Hâmid b. Ömer el-Bekrâvî ve Muhammed b. Abdüla'lâ, hep birlikte el-Mu'temir b. Süleyman'dan tahdis etti -lafız İbn Muâz'ındır-. Bize el-Mu'temir tahdis etti, bize babam tahdis etti, Ebû Osman'dan -o (Ebû Osman) ayrıca- Abdurrahman b. Ebî Bekr'den (naklen) tahdis etti. (Abdurrahman) dedi ki: Biz Peygamber (s.a.v) ile birlikte yüz otuz kişiydik. Peygamber (s.a.v): 'Sizden birinizin yanında yiyecek var mı?' buyurdu. Bir de baktık ki bir adamın yanında bir sâ' kadar yiyecek yahut buna yakın bir şey vardı. O (un) yoğruldu. Sonra saçı başı dağınık, uzun boylu müşrik bir adam, önünde sürdüğü bir koyun sürüsüyle geldi. Peygamber (s.a.v): 'Satılık mı yoksa bağış mı -yahut: hibe mi?- dedi' buyurdu. Adam: 'Hayır, bilakis satılıktır' dedi. (Peygamber) ondan bir koyun satın aldı, o (koyun kesilip) hazırlandı. Resûlullah (s.a.v) karaciğerinin kızartılmasını emretti. (Ravi) dedi ki: Allah'a yemin olsun, yüz otuz kişiden Resûlullah'ın (s.a.v) onun karaciğerinden birer parça kesip vermediği hiç kimse kalmadı; hazır olana verdi, olmayan için sakladı. Dedi ki: (Peygamber) iki çanak (yemek) yaptı, hepimiz o ikisinden yedik ve doyduk, iki çanakta (yemek) de arttı. Ben onu deveye yükledim. Yahut (ravi) buna benzer bir şey söyledi.