Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bize Yahya b. Eyyûb, Süreyc b. Yûnus, Kuteybe b. Saîd ve Ali b. Hucr, hepsi İsmâil b. Ca'fer'den rivayet etti. -İbn Eyyûb dedi ki: Bize İsmâil tahdis etti.- Bana el-Alâ, babasından, o da Ebû Hüreyre'den şöyle rivayet etti: Rasûlullah (sav) kabristana geldi ve şöyle dedi: "Selâm size, ey mü'min bir topluluğun yurdu! İnşaallah biz de size katılacağız. Kardeşlerimizi görmüş olmayı ne kadar isterdim!" Ashab: "Biz senin kardeşlerin değil miyiz, ey Allah'ın Rasûlü?" dediler. O: "Siz benim ashabımsınız; kardeşlerimiz ise henüz gelmemiş olanlardır" buyurdu. Bunun üzerine: "Ümmetinden henüz gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın, ey Allah'ın Rasûlü?" dediler. O şöyle buyurdu: "Ne dersin, bir adamın, alnı ve ayakları beyaz (sekili) atları olsa da bunlar simsiyah, katıksız (karışıksız) siyah atların arasında bulunsa, kendi atlarını tanımaz mı?" Ashab: "Elbette tanır, ey Allah'ın Rasûlü" dediler. O: "İşte onlar da abdestten dolayı yüzleri, elleri ve ayakları nurlu (beyaz sekili) olarak gelirler. Ben Havuz'un başında onları karşılamak üzere önlerinden gideceğim. Dikkat edin! Havzımdan bir takım adamlar, yolunu şaşırmış devenin kovulduğu gibi kovulacaktır. Ben onlara: 'Dikkat edin, buraya gelin' diye seslenirim. Bunun üzerine: 'Onlar senden sonra (dini) değiştirdiler' denir. Ben de: 'Uzak olsunlar, uzak olsunlar' derim."