Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bize Yusuf b. Hammad el-Ma'nî tahdis etti (dedi ki): Bize Abdüla'lâ, Said'den, o Katade'den, o Enes b. Malik'ten (naklen) tahdis etti ki: İnsanlar Allah'ın Peygamberi'ne (sallallahu aleyhi ve sellem) o kadar çok soru sordular ki onu sorularla bunalttılar. Bir gün çıktı, minbere yükseldi ve: 'Bana sorun; bana hangi şeyi sorarsanız, onu mutlaka size açıklarım' buyurdu. O topluluk bunu işitince sustular ve önlerinde (yakında) vuku bulacak (kötü) bir işin olmasından korktular. Enes dedi ki: Ben sağa sola bakmaya başladım; her bir adam başını elbisesine sarmış ağlıyordu. Derken mescitten, (nesebi) çekişme konusu olan ve babasından başkasına nispet edilen bir adam çıkageldi (kalktı) ve: 'Ey Allah'ın Peygamberi, benim babam kim?' dedi. (Peygamber): 'Baban Huzafe'dir' buyurdu. Sonra Ömer b. Hattab (radıyallahu anh) çıktı (kalktı) ve: 'Rab olarak Allah'a, din olarak İslam'a ve rasul olarak Muhammed'e razı olduk; fitnelerin şerrinden Allah'a sığınırız' dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): 'Hayır ve şer hususunda bugünkü gibisini hiç görmedim. Bana cennet ve cehennem suret verilerek gösterildi de onları şu duvarın berisinde gördüm' buyurdu.