Fitneler ve Kıyamet Alâmetleri
Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bize Muhammed b. el-Müsennâ tahdis etti, bize Sâlim b. Nûh tahdis etti, bana el-Cüreyrî, Ebû Nadra'dan, o Ebû Saîd el-Hudrî'den haber verdi, dedi ki: Hac yahut umre için (yola) çıktık, yanımızda İbn Sâid vardı. Bir konak yerine indik; insanlar dağıldı, ben ve o kaldık. Onun hakkında söylenenlerden dolayı ondan pek şiddetli bir ürküntü duydum. Eşyasını getirip benim eşyamla beraber koydu. "Sıcak çok şiddetli; şunu şu ağacın altına koysan (iyi olur)" dedim. O da öyle yaptı. Derken bize bir koyun sürüsü göründü. Gitti ve (büyük) bir süt kabı getirip: "İç ey Ebû Saîd" dedi. "Sıcak çok şiddetli, süt de sıcak" dedim -oysa beni (asıl alıkoyan), onun elinden içmeyi, yahut 'elinden almayı' dedi, hoş görmemekten başka bir şey değildi-. Bunun üzerine dedi ki: "Ey Ebû Saîd! İnsanların bana söyledikleri yüzünden neredeyse bir ip alıp onu bir ağaca asacağım, sonra da onunla kendimi boğacağım (asacağım geldi içimden). Ey Ebû Saîd! Rasûlullah'ın (s.a.v.) hadisi kime gizli kalırsa kalsın, size gizli kalmaz ey Ensar topluluğu! Sen insanların Rasûlullah'ın (s.a.v.) hadisini en iyi bilenlerinden değil misin? Rasûlullah (s.a.v.) 'O kâfirdir' demedi mi? Oysa ben Müslümanım. Rasûlullah (s.a.v.) 'O kısırdır, çocuğu olmaz' demedi mi? Oysa ben çocuğumu Medine'de bıraktım. Rasûlullah (s.a.v.) 'O, Medine'ye de Mekke'ye de giremez' demedi mi? Oysa ben Medine'den geldim, Mekke'ye gitmek istiyorum." Ebû Saîd el-Hudrî dedi ki: Neredeyse onu mazur görecektim. Sonra dedi ki: "Ama vallahi ben onu tanıyorum, doğum yerini ve şimdi nerede olduğunu da biliyorum." (Ebû Saîd) dedi ki: Ona: "Ömrünün geri kalanınca sana yazıklar olsun (helak olasın)!" dedim.