Fitneler ve Kıyamet Alâmetleri
Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bize Muhammed b. el-Müsennâ rivâyet etti, (dedi ki) bize Hüseyin -yani İbn Hasen b. Yesâr- rivâyet etti, (dedi ki) bize İbn Avn, Nâfi'den rivâyet etti. Nâfi', 'İbn Sayyâd' derdi. (Nâfi') dedi ki: İbn Ömer şöyle dedi: Onunla iki kez karşılaştım. Onunla karşılaştığımda onlardan bazısına: 'Onun o (Deccâl) olduğunu söylüyor musunuz?' dedim. O: 'Hayır, vallahi (söylemiyoruz)' dedi. Ben: 'Bana yalan söyledin; vallahi sizden bazısı bana, onun mal ve evlât bakımından sizin en çoğunuz olmadan ölmeyeceğini haber verdi; işte bugün onun öyle olduğunu iddia ediyorlar' dedim. Sonra konuştuk (sohbet ettik), sonra ondan ayrıldım. Onunla bir başka kez daha karşılaştım; gözü fırlamış (şişmiş) idi. Ben: 'Gözün, gördüğüm bu hâle ne zaman geldi?' dedim. O: 'Bilmiyorum' dedi. Ben: 'Başında olduğu hâlde bilmiyor musun?' dedim. O: 'Allah dilerse onu şu asanda yaratır' dedi. Sonra işittiğim en şiddetli eşek anırması gibi anırdı. Arkadaşlarımdan bazısı, yanımda bulunan bir asa ile kırılıncaya kadar ona vurduğumu iddia etti; bana gelince, vallahi ben (bunu) fark etmedim. (İbn Ömer) gelip Mü'minlerin Annesi'nin (Hafsa'nın) yanına girdi ve ona (durumu) anlattı. (O): 'Ondan ne istiyorsun? Bilmez misin ki o (Resûlullah): “Onu insanların üzerine (ilk) harekete geçirecek şey, öfkeleneceği bir öfkedir” buyurdu?' dedi.