The Night Journey · Mekkî · 111 âyet · Nüzul sırası 50
الإسراء
This Surah takes its name (The Night Journey) from v. 1. But this name is merely a distinctive appellation like the names of many other surahs and not a descriptive title, and does not mean that 'The Night Journey' is the theme of this Surah.
Bir gece, kendisine âyetlerimizden/kâinatın işleyiş kanunlarından bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya yürüten Allah, noksan sıfatlardan uzaktır. O, işitendir; görendir.
Cemal Külünkoğlu
Yüceliğinde sınır olmayan O (Allah) ki kulu (Muhammed’)i bir gece, kendisine bazı ayetleri göstermek için Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götürdü. Muhakkak ki O, (evet) O, (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla görendir.
Mehmet Türk
Bir kısım mûcizelerimizi göstermek için kulu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini (hayırlı ve) şerefli kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren O (Allah’ın) şânı çok yücedir. Gerçekten O (Allah) her şeyi işitendir, görendir.
Kitapta İsrâiloğulları'na, “Andolsun, yeryüzünde iki defa bozgunculuk yaptınız ve büyüklendikçe büyüklendiniz” diye bildirmiştik.
Cemal Külünkoğlu
Biz İsrailoğullarına kitapta (Tevrat’ta) hükmettik ki: “Muhakkak ki siz yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracak ve küstahça böbürlenip azgınlık yapacaksınız!”
Mehmet Türk
O kitapta İsrâil oğullarına; “muhakkak siz, yeryüzünde iki defa kargaşa çıkaracak ve çok fazla kibirleneceksiniz.” diye hükmettik.
Birincisinin vakti geldiği zaman, pek güçlü olan kullarımızı üzerinize saldık ve evlerin arasında dolaştılar. Bu yerine gelmiş bir vaad idi.
Cemal Külünkoğlu
Nihayet bu iki bozgunculuktan birincisinin vakti gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan bazı kullarımızdan gönderdik. Onlar (sizi yakalamak için) evlerinizin arasına kadar sokuldular. (Bu,) yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.
Mehmet Türk
Nitekim o iki (kargaşa)dan ilkinin zamanı gelince, üzerinize oldukça güçlü ve acımasız kullarımızı gönderdik de onlar (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu gerçekleşmiş bir sözdü.
İyi davranırsanız, kendinize iyi davranmış olursunuz; eğer kötü davranırsanız kendinize kötü davranmış olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı geldiğinde, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide girsinler; ele geçirdiklerini yerle bir edecek kimselerin tekrar gelmesi olağandır.
Cemal Külünkoğlu
Eğer, iyilik ederseniz, kendiniz için edersiniz, eğer kötülük ederseniz, o da kendiniz içindir. Çıkaracağınız diğer (ikinci) kargaşaya ilişkin cezanın vadesi gelince üzerinize salacağımız başka saldırganlar acınızın yüzlerinize yansımasına yol açarlar. İlk seferinde gelenlerin yaptıkları gibi Mescide (Beyt’ül-Makdis’e) girerler ve ele geçirdikleri her şeyi yerle bir ederler.
Mehmet Türk
Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz ve eğer kötülük yaparsanız, yine kendinize kötülük yapmış olursunuz. Son cezâlandırma zamanı gelince, (sizi cezâlandırmak için göndereceğimiz kullarımız da) sizi rezil etsinler, ilkin girdikleri gibi Mescid-i Aksa’ya girsinler ve ele geçirdikleri her şeyi mahvetsinler.
Rabbinizin size merhamet etmesi ihtimal dahilindedir; fakat siz yine bozgunculuğa dönerseniz, biz de sizi yine cezalandırırız. Biz cehennemi kâfirler için bir hapishane yaptık.
Cemal Külünkoğlu
(Tevbe ederseniz) umulur ki, Rabbiniz size merhamet eder, fakat siz (bozgunculuğa) dönerseniz biz de (sizi cezalandırmaya) döneriz. Biz, cehennemi inkârcılar için bir zindan kıldık.
Mehmet Türk
(Ey İsrâil oğulları!) Rabbinizin size merhamet etmesi yakındır. Fakat siz (kargaşaya) dönerseniz Biz de (sizi cezâlandırmaya) döneriz. Ve Biz, cehennemi kâfirler için (ebedi) zindan kıldık.
9,10. Şüphesiz bu Kur'ân, dosdoğru olanı gösterir ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve âhirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir.
Cemal Külünkoğlu
Gerçekten bu Kur’an (insanları) en doğru yola götürür, dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan mü’minler için büyük mükâfat olduğunu müjdeler.
Mehmet Türk
Şüphesiz bu Kur’an insanları en doğru yola iletir ve (Kur’an’da emredilen) iyi işleri yapan Müslümanlara gerçekten büyük bir mükâfat olduğunu, müjdeler.
9,10. Şüphesiz bu Kur'ân, dosdoğru olanı gösterir ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve âhirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir.
Cemal Külünkoğlu
Ahirete inanmayanlara da kendileri için can yakıcı bir azap hazırladığımızı (bildirir).
Mehmet Türk
Ve âhirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı... (müjdeler.)
İnsan, iyiliği istediğini zannederek kötülüğü ister. Çünkü insan çok acelecidir.
Cemal Külünkoğlu
İnsan (çoğu zaman) iyilik için dua ediyormuşçasına (kendi aleyhine olacak şekilde kızarak ya da anlamadan) kötülük için dua eder. Çünkü insan, (işin derinliğini düşünmeyecek kadar) acelecidir.
Mehmet Türk
İnsan, hayrı istiyormuşçasına, şerri ister. Çünkü insan, pek acelecidir.
Biz, geceyi ve gündüzü iki delil yaptık; sonra gecenin karanlığını silip gündüzün aydınlığını gösterici yaptık ki, Rabbinizden bir lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz. Biz her şeyi açık açık anlattık.
Cemal Külünkoğlu
Biz gece ile gündüzü varlığımızın ve yetkin gücümüzün iki somut göstergesi olarak yarattık. Sonra Rabbinizin lütfu peşinde koşasınız ve yılların sayısı ile takvim hesabını bilesiniz diye geceyi karartarak gündüzü aydınlık yaptık. İşte biz her şeyi ayrıntılı biçimde anlattık.
Mehmet Türk
Biz gece (ayı) ve gündüz (güneşi) iki mûcize kıldık. Ardından gecenin mûcizesi (ayı) söndürdük ve Rabbinizin nîmetlerini araştırmanız, yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabını öğrenmeniz için gündüzün mûcizesi (olan güneşi) aydınlatıcı kıldık. Biz her şeyi (işte böyle) mükemmel bir şekilde açıkladık.
Her insanın amelini boynuna doladık yani mahşere amelleri boynuna takılı olarak gelecektir. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.
Cemal Külünkoğlu
Her insanın kuşunu kendi boynuna bağladık (yaptıklarını kaydeden sabit diskini boynuna taktık). Kıyamet günü herkes için onu, (önünde) açılmış olarak (dünyada yaptıklarını) bulacağı bir kitap (hayat filmi) halinde çıkaracağız.
Mehmet Türk
Biz, her insanın sorumluluğunu kendisine verdik. (Bir de) kıyamet günü onun önüne (dünyada tüm yaptıklarının) apaçık yazıldığı bir kitap çıkarırız.
Her kim doğru yolu izlemeyi seçerse, bunu kendi iyiliği için yapmış olacaktır. Her kim de yoldan saparsa, bu kendi kötülüğüne olacaktır; kimse kimsenin suçunu taşıyacak değildir. Ayrıca, biz bir peygamber göndermedikçe azap etmeyiz.
Cemal Külünkoğlu
Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa yine kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr bir başkasının suç (ve günah) yükünü yüklenmez (ve onunla yargılanarak azap görmez). Ve biz, (uyarıcı olarak) bir resul göndermeden (günahları sebebiyle hiçbir kimseye ve hiçbir topluma) azap etmeyiz.
Mehmet Türk
Kim hak yola gelirse, ancak kendi lehine hak yola gelir ve kim de sapıtırsa ancak kendi aleyhine sapıtır. Hiçbir günâhkâr bir başkasının günâhını yüklenemez. Biz, bir Peygamber göndermedikçe de kimseye azap etmeyiz.
Bir toplumu yok etmek istediğimizde, onların refaha gömülmüş seçkinlerine son uyarılarımızı iletiriz ve onlar eğer günahkârca yaşamaya devam ederlerse cezalandırıcı yargı artık o toplum için kaçınılmaz olur ve biz de onu darmadağın ederiz.
Cemal Külünkoğlu
Biz bir toplumu (yaptıkları yüzünden) helak etmek istediğimizde, o toplumun servet ve nimetle şımarmış seçkinlerini yöneticiler yaparız da onlar orada bozgunculuk çıkarırlar. Böylece o toplum cezayı hak eder, bunun ardında biz de orayı yerle bir ederiz.
Mehmet Türk
Biz, bir ülkeyi helâk etmek istersek, oranın en şerlilerini onlara lider yaparız, onlar da orada bozgunculuk yaparlar. Böylece o ülke helâk olmayı hak eder, Biz de orayı hemen helâk ederiz.
Nûh'tan bu yana biz böyle nicelerini yok ettik. Çünkü kullarının günahlarını bütünüyle görüp haberdar olmakta senin Rabbin gibisi yoktur.
Cemal Külünkoğlu
Biz Nuh’tan sonra gelen nice nesilleri (yaptıkları kötülükler yüzünden) helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilen ve gören olarak Rabbin yeter.
Mehmet Türk
Biz, Nûh’tan sonra da nice toplumları helâk ettik. Kullarının günâhlarını bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.
Kim bu geçici dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.
Cemal Külünkoğlu
Kim geçici dünyanın mutluluğunu isterse dilediğimiz kimselere orada dilediğimiz kadar nimet veririz. Fakat (dünyalık nimetlerle şımararak yaptığı kötülüklere karşılık) sonra onu cehenneme yollarız, o da horlanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak oraya girer.
Mehmet Türk
Kim, geçici dünya arzularını isterse, orada dilediğimiz kadarını, istediğimiz kimselere hemen veririz, sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gideceği yer olan cehenneme sokarız.
Hepsine, bunlara da ötekilere de Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.
Cemal Külünkoğlu
Rabbinin lütfundan her birine; (dünyayı isteyenlere de ahireti isteyenlere de) veririz. Rabbinin lütfu (kimseden) kısıtlanmış değildir (kim ne isterse ve ne için çalışırsa karşılığını alır).
Mehmet Türk
Hepsine (yani) onlara da ötekilere de Rabbinin ihsanından bol bol veririz. Hiç kimse, Rabbinin ihsanından asla mahrum edilmez.
Baksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışız! Elbette ki âhiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha büyüktür.
Cemal Külünkoğlu
Bak, onların kimini kimine (rızık, kabiliyet ve makam bakımından) nasıl üstün kıldık. Muhakkak ahiret, ulaşılacak dereceler bakımından daha büyüktür, elde edilecek faziletler bakımından da daha üstündür.
Mehmet Türk
(Dünyada) onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak. Âhiret, kesinlikle hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.
Çünkü Rabbin, başkasına değil, yalnızca O'na kulluk etmenizi, anne babaya iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa kendilerine öf bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle!
Cemal Külünkoğlu
Rabbin ancak kendisine kulluk etmeni ve ana-babaya iyilikte bulunmanı emretmiştir. Onlardan biri ya da ikisi senin yanında yaşlanırsa, onlara “öf!” bile deme! Onları sakın azarlama! Onlara hep güzel ve iç açıcı sözler söyle!
Mehmet Türk
Rabbin, ancak kendisine kulluk etmenizi, anneye ve babaya iyi davranmanızı emretti. Eğer onlardan birisi veya ikisi birden senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, sakın onlara, “öf” bile deme, onları azarlama ve onlara güzel söz söyle.
Onlara alçak gönüllüce ve esirgeyerek kol kanat geresin ve “Ey Rabbim!” diyesin, “Onları beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, sen de onlara merhamet eyle!”
Cemal Külünkoğlu
Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Ey Rabbim! Beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!”
Mehmet Türk
Onlara merhamet ederek alçak gönüllülükle kanat ger ve: “Ey Rabbim! Onlar, beni küçükken nasıl (merhametle) terbiye ettilerse Sen de onlara merhamet et.” diye (dua et).
Rabbiniz sizin içinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu biliniz ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tövbeye yönelenleri bağışlayıcıdır.
Cemal Külünkoğlu
(Bu öğütlere karşı) içinizde olanı en iyi Rabbiniz bilmektedir. Eğer dürüst ve erdemli kimseler iseniz, şunu bilin ki Allah kötülüklerden tevbe edenlere karşı son derece bağışlayıcıdır.
Mehmet Türk
Eğer siz (gerçekten onlara) iyilik yapıyorsanız, gönüllerinizdekileri Rabbiniz çok iyi bilir. Şüphesiz O, (hatalarından) dönenleri çok bağışlayıcıdır.
Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.
Cemal Külünkoğlu
(Servetlerini, zamanlarını, imkân ve yeteneklerini) boş yere saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Unutmayın ki Şeytan Rabbine karşı nankörlük etmiştir (böyle yapmakla siz de Rabbinize karşı nankörlük etmiş olursunuz).
Mehmet Türk
Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir ve şeytan ise Rabbine karşı son derece nankördür.
Eğer sen kendin de Rabbinin katından ihtiyaç duyduğun bir lütfu arama çabası içinde olduğun için onlara ilgisiz kalmak zorunda isen, o zaman hiç değilse onlara işleri kolaylaştırıcı söz söyle!
Cemal Külünkoğlu
Rabbinden gelecek olan bir rahmeti (darlık ve sıkıntı içindeyken) beklerken (ihtiyaç sahiplerine) ilgi gösteremeyecek durumda isen; o zaman hiç değilse onlara gönül alıcı ve yumuşak bir söz söyle.
Mehmet Türk
Eğer Rabbinden ummakta olduğun bir rahmeti beklediğinden dolayı onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, hiç olmazsa onlara yumuşak söz söyle.
Rabbin rızkı dilediğine bol verir; dilediğine daraltır. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır. Onları çok iyi görür.
Cemal Külünkoğlu
Kuşkusuz Rabbin, dilediğine rızkı bolca verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır, onların hallerini görendir (kime ne için ne kadar vereceğini ve bundaki hikmeti bilendir).
Mehmet Türk
Şüphesiz senin Rabbin, rızkı dilediğine bol bol verdiği gibi dilediğine de daraltır. Gerçekten O kullarının (halini) hakkıyla bilendir, görendir.
Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayınız! Bir kimse haksız yere öldürülürse, onun velisine yetki verdik. Ancak bu veli kısasta ileri gitmesin! Ona verdiğimiz yetkiyle, alacağı yardımı almıştır.
Cemal Külünkoğlu
Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın! Kim haksızlığa uğramış olarak öldürülürse, biz onun aile temsilcisini (kısas hakkını istemeye) yetkili kıldık. Ama o da “cana karşılık can” sınırlarını aşmasın! Çünkü (dinin verdiği yetki ile) kendisine zaten yardım edilmiştir.
Mehmet Türk
Allah’ın, haksız yere öldürülmesini haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim de haksız yere öldürülürse, Biz onun mirasçısına (öldürülenin hakkını arama) yetkisi verdik. O da öldürmede (kısas) sınırlarını aşmasın. Gerçekten o (mirasçı, kısas yasasıyla) yardım görmüştür.
Yetimin malına, kendisi ergenlik çağına varıncaya kadar, onu değerlendirmek niyeti dışında sakın yaklaşmayınız! Verdiğiniz sözü yerine getiriniz! Çünkü verdiğiniz sözden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Cemal Külünkoğlu
Erginlik çağına erişinceye kadar yetimin malına ancak (o malı koruyup çoğaltmak için) niyetlerin en güzeli ile yaklaşın. Ahde vefa gösterin (sözünüzü tutun ve yapılan sözleşmelere uyun)! Çünkü (verdiğiniz sözlerden, yaptığınız sözleşmelerden) muhakkak sorguya çekileceksiniz.
Mehmet Türk
Ergenlik çağına erişinceye kadar, yetimin malına sadece en güzel şekilde yaklaşın. Sözünüzde durun, çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.
Bilmediğin şeyin ardına düşme! Çünkü işitme duyusu, görme duyusu ve gönül, bunların hepsi bundan sorguya çekilecektir.
Cemal Külünkoğlu
Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (o peşine düştüğün şeyden) sorumlu tutulacaktır.
Mehmet Türk
Bilmediğin şeyin ardına düşme, çünkü: kulak, göz ve kalp(lerin sahipleri) tüm (yaptıklarından) mutlaka sorumludur.
İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Allah ile birlikte başka tanrı edinme! Sonra kınanmış ve uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.
Cemal Külünkoğlu
Bunlar, Rabbinin sana, doğrunun ve eğrinin ne olduğuna dair vahiy (yoluyla) bildirdiği hikmetlerdendir. Allah ile birlikte başka ilâh edinme! Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.
Mehmet Türk
(İşte) bunlar, Rabbinin sana mutlak doğrular olarak vahyettiği şeylerdendir. (Sakın) Allah’la beraber başka bir ilâh edinme, (sonra) kınanmış ve kovulmuş bir halde cehenneme atılırsın.
Andolsun, bu Kur'ân'da düşünüp anlamaları için bunları açık açık anlatıyoruz; fakat bu, sadece onların nefretini arttırıyor.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye bu Kur’an’da farklı şekillerde gerçekleri açıkladık. Fakat (inatları yüzünden) bu onların sadece kaçışlarını artırıyor.
Mehmet Türk
Yemin olsun Biz, onların akıllarını başlarına toplamaları için bu Kur’an’da, birçok açıklamalar yaptık ama bu, onların sadece nefretlerini artırdı.
De ki: “Onların dedikleri gibi Allah'la beraber tanrılar olsaydı, o takdirde kâinatın hükümranlığı kudretinde olan Allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı.
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah’la beraber (başka) ilâhlar olsaydı, o zaman bu ilahlar Arş’ın sahibi olan Allah ile boy ölçüşmenin yolunu arayacaklardı.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!): “Eğer (müşriklerin) söyledikleri gibi O (Allah’la) beraber başka ilâhlar olsaydı, o zaman o (ilâhlar,) arşın sahibiyle kesinlikle boy ölçüşmeye kalkarlardı.” de.
Yedi gök ile yer ve onların içinde yer alan her şey O'nun noksan sıfatlardan uzak olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca kâinatta olan her şey yüce Allah'ın övgüye layık olduğunu da hatırlatmaktadır. Ne var ki siz, onların tesbihini/ bu hatırlatmasını anlayamıyorsunuz. O, yumuşak davranandır; bağışlayıcıdır.
Cemal Külünkoğlu
Yedi kat gök, yer ve buralardaki varlıkların tümü O’nu tesbih eder (O’nun verdiği vazifeyi icra eder). Evrendeki her varlık, O’nu överek tesbih eder (aldığı görevi yerine getirir), fakat siz bu varlıkların tesbihini (ne yaptıklarını) anlayamazsınız. Hiç kuşkusuz O, kullarına karşı çok müsamahalıdır (ceza vermekte acele etmez), çok bağışlayandır.
Mehmet Türk
Yedi gök, yer ve bunların içerisindeki herkes Onu tesbih ederler. (Esasen) Onu tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini anlayamazsınız. Şüphesiz O, (kullarına karşı) çok yumuşaktır, pek affedicidir.
Âhirete inanmayanlar Kur'ân'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Çünkü, Kur'ân'da Rabbini yalnız andığın zaman, onlar canları sıkılarak arkalarını dönerler.
Cemal Külünkoğlu
Onların kalplerini (kötü niyetlerinden dolayı) onu anlamalarına mâni olacak şekilde bir kılıfla kaplarız ve kulaklarının işitme yeteneğini zayıflatırız. Bu yüzden, Kur’an okurken ne zaman Rabbinin tek bir ilah olduğundan söz etsen nefretle arkalarını dönüp giderler.
Mehmet Türk
Ve o (Kur’an’ı) anlamamaları için Biz onların kalplerine bir kapalılık, kulaklarına da bir ağırlık veririz. Ve sen, Kur’an’da sadece Rabbini andığın zaman onlar, derhal (sana) sırt dönüp gerisin geriye giderler.
Seni dinlerlerken niye dinlediklerini de, gizli toplantılarında haksızlık yapanların, “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini de biliyoruz.
Cemal Külünkoğlu
Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin (senin hakkında): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz.
Mehmet Türk
Biz onların seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve o zâlimlerin kendi aralarında fısıldaşırlarken de: “siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz.” dediklerini çok iyi biliyoruz.
Baksana, senin için ne türlü benzetmeyi yaptılar! Bu yüzden öylesine saptılar ki, artık doğru yolu bulamayacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul!) Bak, senin için (sihirbaz, kâhin, mecnun gibi) ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık onların doğru yolu bulmaya güçleri kalmamıştır.
Mehmet Türk
Bak, seni nelerle mukayese ederek, nasıl da sapkınlığa düştüler. Artık onlar, hak yolu asla bulamazlar.
Bir de onlar dediler ki: “Sahi biz, bir kemik yığını ve kokuşmuş bir toprak olmuş iken, yepyeni bir yaratılış ile diritileceğiz, öyle mi?”
Cemal Külünkoğlu
Ve onlar (bir de şöyle) dediler: “Biz kemik ve toz haline dönüştükten sonra diriltilerek yaradılışın yeni bir aşamasına mı geçeceğiz?”
Mehmet Türk
(Kâfirler bir de): “(Ne yani) biz (kabirlerimizde) kemik haline geldikten ve toprak olup ufalandıktan sonra, diriltilerek yaradılışın yeni bir aşamasına mı geçeceğiz?” dediler.
17:50
۞قُلۡ كُونُواْ حِجَارَةً أَوۡ حَدِيدًا
Bayraktar Bayraklı
50,51. De ki: “İster taş olun, ister demir. İsterse aklınıza imkansız gibi görünen herhangi bir yaratık!” Diyecekler ki: “Bizi hayata kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir (mutlaka yeniden yaratılacaksınız)!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! O kâfirlere): “İster taş (gibi dayanıklı), ister demir (gibi sert) olun,” de.
50,51. De ki: “İster taş olun, ister demir. İsterse aklınıza imkansız gibi görünen herhangi bir yaratık!” Diyecekler ki: “Bizi hayata kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek.”
Cemal Külünkoğlu
Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkânsız gibi gelen başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan (kimse O döndürecek)!” Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek!”
Mehmet Türk
“Veya gözünüzde büyüttüğünüz bir yaratık (olun.)” (de). (Bir de) “Bizi kim tekrar diriltecek?” diyecekler. (Sen): “Sizi ilk defa yaratan.” de. O zaman da sana alaylı bir şekilde başlarını sallayarak: “Peki o ne zaman?” diyecekler. (Sen de onlara): “Belki de pek yakında.” de.
Kullarıma söyle! Sözün dosdoğru olanını söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.
Cemal Külünkoğlu
(Mü’min) kullarıma söyle: “(İnancı ne olursa olsun insanlara) sözün en güzel olanını söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Muhakkak ki, şeytan insanın apaçık düşmanıdır!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! İnanan) kullarıma: “Konuşurken en güzel (sözleri) söylemelerini.” söyle. (Yoksa) şeytan aralarını kesinlikle bozar. Şüphesiz şeytan insan için pek açık bir düşmandır.
Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik.
Cemal Külünkoğlu
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse sizi cezalandırır. (Resulüm!) Biz seni onlara (zorlayıcı) bir vekil olarak göndermedik.
Mehmet Türk
(Ey insanlar!) Şüphesiz Rabbiniz sizi çok iyi bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse de sizi cezâlandırır. (Ey Muhammed!) Biz seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik.
Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik.
Cemal Külünkoğlu
Ve Rabbin göklerde ve yerde bulunan kimseleri çok iyi bilmektedir. Andolsun, peygamberlerden her birine diğerinden farklı olarak üstün nitelikler verdik. Tıpkı, Davud’a (rahmetimizin bir belirtisi olarak) Zebur’u verdiğimiz gibi.
Mehmet Türk
Şüphesiz Rabbin göklerde ve yerde olan herkesi çok iyi bilir. Yemin olsun Biz Peygamberlerin her birine, birbirinden üstün özellikler verdik ve Dâvût’a da Zebûr’u verdik.
De ki: “Allah'ı bırakıp da ilâh olduğunu ileri sürdüklerinize yalvarınız! Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilirler ne de değiştirebilirler.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “O’ndan başka kendilerine tanrısal özellikler vehmettiğiniz (ve Allah yerine onlardan yardım dilendiğiniz) varlıkları çağırın. (Göreceksiniz ki) onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilecek ne de değiştirebilecekler.”
Mehmet Türk
(O kâfirlere): “Siz Allah’tan başka (ilâh) olduğunu zannettiklerinize duâ edin durun bakalım. (Ama onların gücü) sizin sıkıntınızı gidermeye ve onu (yararınıza) dönüştürmeye asla yetmez.” de.
İşte, bunların yalvardıklarının kendileri, Rabblerine nasıl daha yakın olacaklarının yolunu ararlar; O'nun rahmetini umar ve azabından korkarlar. Doğrusu, Rabbinin azabı çekinmeye değer.
Cemal Külünkoğlu
Onların yalvardıkları (Mesih ve Üzeyir gibi daha sonradan da azizleştirilmiş) kim varsa hepsi, “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar, O’nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü onun azabı gerçekten sakınılması gereken korkunç bir şeydir!
Mehmet Türk
Onların taptıkları (putlar da) hangi yol daha yakındır diye, Rablerine (yaklaşmak için) vesile ararlar. Onun rahmetini umar ve azabından korkarlar. Şüphesiz senin Rabbinin azabı çok korkunçtur.
Ne kadar ülke varsa hepsini kıyamet gününden önce toplumsal bozulmadan dolayı ya helâk edecek veya en çetin bir şekilde onlara azap edeceğiz. Bu, kitapta yazılıdır.
Cemal Külünkoğlu
(Yoldan çıkmış) ne kadar millet/toplum varsa hepsini kıyamet gününden önce (günahkârca gidişinden ötürü) ya ortadan kaldıracağız ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. Bu hüküm, varlık kanunlarının kaydedildiği kitapta evrensel bir yasa olarak yazılmıştır.
Mehmet Türk
Bizim o (ana) kitapta, kıyamet gününden önce helâk edeceğimizi veya çok şiddetli bir şekilde cezâlandıracağımızı yazmadığımız hiç bir ülke yoktur.
Mucizeler göndermekten bizi alıkoyan husus, öncekilerin mucizeleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semûd kavmine gözle görülebilen bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik de, onu haksız yere öldürmüşlerdi. Oysa Biz, mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.
Cemal Külünkoğlu
(Kureyş toplumunun iman etmek için istediği) o mucizeleri göndermekten bizi alıkoyan da yoktur. Ancak bu mucizeleri, evvelki ümmetler yalanladılar (yine imana gelmediler). Biz, Semûd kavmine, açık bir mucize olarak o dişi deveyi verdik ve (onu öldürdüler de) bu yüzden zalim oldular. Hâlbuki biz, o mucizeleri, ancak (ahiret azabından) korkutmak için göndeririz.
Mehmet Türk
Bizi mûcizeleri (hemen) göndermekten alıkoyan (tek şey), önceki (ümmet)lerin (mûcizeleri) yalanlamaları (ve bu yüzden azaba çarptırılmaları)dır. Semûd (toplumuna) dişi deveyi açık bir mûcize olarak verdik de onlar, onunla (onu boğazlayarak kendilerine) zulmettiler. Oysa Biz (somut) mûcizeleri sadece insanları korkutmak için göndeririz.
Hani sana, “Rabbin, insanları kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz görüntüyü ve Kur'ân'da lanetlenen ağacı sadece insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkutuyoruz da, bu onlara büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamıyor.
Cemal Külünkoğlu
Hani (peygamberliğin ilk yıllarında) sana demiştik ki: “Muhakkak Rabbin, (ilmiyle, kudretiyle) insanları çepeçevre kuşatmıştır (kimsenin sana zarar vermesine müsaade etmeyecektir)!” Sana gösterdiğimiz o rüyayı/müşahedeyi de Kur’an’da lânetlenmiş bulunan ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları (o ağaçla) korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırıyor.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Bir zamanlar Sana: “Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır.” demiştik. Biz (mirac’da) sana gösterdiklerimizi ve Kur’an’da lanetlenen (zakkum) ağacını, insanlara sadece bir imtihan (aracı) yaptık. Biz onları sürekli korkutuyoruz fakat (bu) onlardaki büyük azgınlığı artırmaktan başka bir şeye yaramıyor.
Bir zaman meleklere, “Âdem'e secde ediniz!” demiştik. Secde ettiler; yalnız İblis etmedi: “Ben, çamurdan yarattığına secde eder miyim?” dedi.
Cemal Külünkoğlu
Hani meleklere: “Âdem’e secde edin” demiştik, onlar da secde etmişlerdi. Yalnız İblis secde etmemiş ve “Hiç ben, çamurdan yarattığın kimseye secde eder miyim?” demişti.
Mehmet Türk
Biz, meleklere: “Âdem’e secde edin.” deyince, İblis’in dışındakiler secde ettiler. O da: “Çamurdan yarattığın kimseye ben (hiç) secde eder miyim?” dedi.
“Şu, benden üstün kıldığını gördün mü? Andolsun eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, onun zürriyetini, pek azı hariç, kökünden koparıp sürükleyeceğim” dedi.
Cemal Külünkoğlu
İblis dedi ki: “Şu benden üstün kıldığına da bir bak. Yemin ederim ki, eğer bana kıyamet gününe kadar mühlet verirsen, onun soyunu, pek az bir bölümü dışında, kontrolüm altına alacağım.”
Mehmet Türk
(Ve devamla): “Şu benden şerefli kıldığın (insan)ı da görüyor musun? Yemin ederim ki, eğer beni kıyamete kadar yaşatırsan pek azı hariç, onun soyundan gelenleri kendime bağlayacağım!” dedi.
Allah şöyle buyurdu: “Defol git! Onlardan kim sana uyarsa, cezanız cehennemdir, ne mükemmel bir ceza!”
Cemal Külünkoğlu
Allah buyurdu ki: “Defol git! Ancak, haberin olsun ki, onlardan sana uyanlarla beraber hepinizi bekleyen ceza, yaptıklarınızın tam karşılığı olmak üzere, cehennem olacaktır!”
Mehmet Türk
(Allah): “Defol git. Onlardan kim sana uyarsa şüphesiz sizin cezânız (yaptıklarınızın) tam karşılığı olarak cehennemdir...” buyurdu.
“Onlardan gücünün yettiği kimseleri davetinle şaşırt; süvarilerinle ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas; mallarda ve evlatlarda onlara ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun!” Şeytan, insanlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.
Cemal Külünkoğlu
(Haydi) “Onlardan gücünün yettiğini sesinle yoldan çıkar. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Servet ve evlat edinirken onlara ortak ol. Onlara (yalan yere) vaatlerde bulun.” Zaten Şeytanın vadettiği her şey sadece akıl çelmek içindir.
Mehmet Türk
(Ve devamla): “...Onlardan gücünün yettiklerini davetinle ayart, atlı ve yaya (adam)larınla onlara yüklen, onların mallarına ve çocuklarına ortak ol ve (hatta) onlara (her türlü) vaatlerde bulun...” -zâten şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vâdetmez ki...-
Denizde bir sıkıntıya düştüğünüz zaman, Allah'tan başka yalvardıklarınız ortadan kaybolur. Ama O sizi karaya çıkarıp kurtarınca da, yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.
Cemal Külünkoğlu
Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır (size yardım edecek). Fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür.
Mehmet Türk
Denizde size bir tehlike dokunduğu zaman, kulluk yaptıklarınızın tamamı kaybolur ve sadece O (Allah) kalır. Fakat O si-zi kurtarıp karaya çıkarınca, (yine) yüz çevirirsiniz. Gerçekten insan pek nankördür.
O'nun karada da sizi yere batırmasından veya başınıza taş yağdırmayacağından güvende misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.
Cemal Külünkoğlu
(Acaba denizden çıktıktan sonra) kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.
Mehmet Türk
(Peki) Onun, sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden yahut başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz? Sonra kendinize (sizi azaptan kurtaracak) bir koruyucu da bulamazsınız.
Ya da sizi tekrar denize döndürerek, üzerinize bir kasırga gönderip, inkâr etmenizden dolayı sizi suda boğmayacağından güvende misiniz? Sonra bundan dolayı bizi arayıp soracak bir destekçi bulamazsınız.
Cemal Külünkoğlu
Yahut O’nun, sizi bir kez daha denize gönderip üzerinize bir kasırga yollayarak, inkâr etmiş olmanız sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra, bundan dolayı sizin adınıza bize hesap soracak hiç kimse de bulamazsınız.
Mehmet Türk
Veya (Allah’ın) sizi bir kere daha o (denize) döndürüp, üzerinize kasırga göndererek, inkâr etmeniz sebebiyle sizi suda boğmayacağından, çok mu eminsiniz? Sonra Bize karşı siz, (kendinize) arka çıkacak kimse de bulamazsınız.
Andolsun, biz Âdemoğulları'nı şan ve şeref sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık. Yine onları yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki biz, Âdemoğlunu (pek çok meziyetlerle donatarak) üstün konuma getirdik. Ona karada ve denizde (çeşitli araçlarla yolculuk yapma imkânı) bahşettik. Onu tertemiz besinlerle rızıklandırdık ve onu yarattığımız akıllı varlıkların pek çoğundan üstün kıldık.
Mehmet Türk
Yemin olsun Biz Âdemoğlunu şerefli kıldık, onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz şeylerle rızıklandırdık ve onu yarattıklarımızdan pek çoğuna da üstün kıldık.
Her insan topluluğunu önderleriyle birlikte çağıracağımız o günde, kimin amel defteri sağından verilirse onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.
Cemal Külünkoğlu
Biz o gün bütün insanları önderleri ile birlikte (huzurumuza) çağıracağız. Kimin kitabı (Sabit Diski) sağ taraftan verilirse, onlar kitaplarını sevinerek okurlar (seyrederler) ve zerre kadar haksızlığa uğramazlar.
Mehmet Türk
Bütün insanları önderleriyle çağıracağımız o (kıyamet) günü, kitabı sağ eline verilenler kitaplarını okurlar. Ve onlar, kıl kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.
Bu dünyada manen kör olan kimse âhirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.
Cemal Külünkoğlu
Her kim bu dünyada (gerçekleri görmede) kör olarak yaşamış ise, işte o ahirette de (oranın güzelliklerini görmede) kör olacak, hatta yol bulmadaki şaşkınlığı (dünyadan) daha da beter olacak.
Mehmet Türk
Kim de şu (dünya)da kör(lük etti) ise O âhirette de kördür ve en sapkın yoldadır.
Bize karşı başka bir şey uydurman için, az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden seni saptıracaklardı. O zaman seni dost edineceklerdi.
Cemal Külünkoğlu
(Bu inkârcılar,) az kalsın, sana vahyettiğimiz (Kur’an) dışında birtakım sözler uydurup bize yakıştırman (ve Kur’an’ın ayetleriymiş gibi insanlara okuman) için seni fitneye düşüreceklerdi. (Bunu başarabilselerdi) o zaman seni dost edineceklerdi.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) O (müşrikler) Bizim sana vahyettiğimizin dışında, Bize karşı başka şeyler uydurursan seni dost edineceklerini (bile söyleyerek) seni deniyorlar.
Yine onlar seni yurdundan çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul!) Seni (ikna edemediklerini görünce) o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için taciz etmeye çalışacaklar. Bu durumda, onların kendileri de orada pek fazla kalamayacaklar (helak olacaklar).
Mehmet Türk
(Yahûdîler) neredeyse seni (bu) yerden çıkarmak için rahatsız edeceklerdi. O zaman kendileri de senden sonra (orada) fazla kalamazlardı.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun da budur. Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.
Cemal Külünkoğlu
Senden önce gönderdiğimiz resullerimiz için izlediğimiz yol da buydu (onları da yerlerinden çıkaranlar helak olmuştu). Bizim kanunlarımızın uygulanmasında hiçbir sapma ve bozulma bulamazsın.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize uyguladığımız kanun (gereği bu) böyledir. Bizim kanunlarımızda asla bir değişiklik bulamazsın.
Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl ve sabahın Kur'ân'ını da unutma. Çünkü sabahın Kur'ân'ı görülecek şeydir.
Cemal Külünkoğlu
Güneşin (tepe noktasına gelip batıya doğru) kaymasından, gecenin kararmasına kadar (belli vakitlerde) gereği gibi namazı ikame et. Bir de şafak ışığının toplandığı vakitte sabah (namazı) okuyuşunu, unutma ki sabah okuyuşu, (insanı her tür mânevî) algıya açık hâle getirir.
Mehmet Türk
Güneşin batıya yönelmesinden gecenin kararmasına kadar (olan) namazları ve sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şâhitlidir.
Gecenin bir kısmından uyanarak, sana mahsus bir artı değer/nâfile olmak üzere, namaz kıl! Böylece Rabbinin seni, övülmüş bir makama ulaştırması umulur.
Cemal Külünkoğlu
Geceleyin yalnız sana mahsus bir armağan olarak (uykuna ara vererek teheccüd et) namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övgüye değer bir makama yükseltir.
Mehmet Türk
Gecenin bir kısmında da (uyanıp) sadece sana mahsus, fazladan (bir ibâdet olmak üzere) teheccüd namazı kıl. (Böylece) Rabbinin seni, övgüye değer bir makama göndereceğini umabilirsin.
De ki: “Ey Rabbim! Gireceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bitireceğim her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla! Bana katından yardımcı bir güç ver!”
Cemal Külünkoğlu
Ve şöyle niyaz et: “Ey Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla! (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar! Katından bana yardımcı bir kuvvet ver!”
Mehmet Türk
Ve (o namazda): “Ey Rabbim! Beni girilecek en doğru yere girdir ve çıkarılacak en doğru yere çıkart ve bana yardımcı olarak kendi katından bir kuvvet ver.” diye (dua et.)
De ki: “Hak geldi, bâtıl gitti; zaten bâtıl yok olup gitmeye mahkûmdur.”
Cemal Külünkoğlu
Ve yine de ki: “Değişmeyen gerçek (hak) geldi, sahte ve tutarsız olan (batıl) yıkılıp gitti. Zaten sahte ve tutarsız olan er geç yıkılıp gitmek zorundadır!”
Mehmet Türk
(Ve devamla): “Hak geldi, bâtıl yok oldu, şüphesiz bâtıl, yok olmaya mahkûmdur.” diye (dua et.)
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirip yan çizer; ona bir zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer.
Cemal Külünkoğlu
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir. Kendisine kötülük dokununca da umutsuzluğa düşer.
Mehmet Türk
Biz, insana bir nîmet verdiğimiz zaman yüz çevirip yan çizer(ek Bizden) uzaklaşır, fakat kendisine bir şer dokunduğu zaman da hemen karamsarlığa kapılır.
De ki: “Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Herkes kendi varlık yapısına/kabiliyetine/istidadına/mizacına göre iş yapar. Şu hâlde içinizden kimlerin en doğru yolda olduğunu bilen (ve hangi yolun izlenmesi gerektiğine karar veren) Rabbinizdir.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Onlara): “Herkes kendi bulunduğu (hal ve) niyetine göre davranıyor. Rabbiniz, kesinlikle kimin hak yolda olduğunu daha iyi bilir.” de.
Andolsun, dilesek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki, eğer isteseydik sana vahyettiğimizin tamamını giderirdik (senin hafızandan silerdik) ve onun sana tekrar verilmesi için (bize hesap soracak) bir kimse de bulamazdın.
Mehmet Türk
Eğer dilersek sana vahiyle verdiğimiz bilgileri de ortadan kaldırırız. Sonra da sen Bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.
De ki: “Andolsun, bu Kur'ân'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, benzerini getiremezler.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Andolsun ki, görünen ve görünmeyen bütün iradeli varlıklar bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Kâfirlere): “Eğer bütün insan ve cin (toplulukları), birbirlerine destek vererek bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar bile onun bir benzerini asla meydana getiremezler” de.
“Ya da altından bir evin olmalı veya göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece göğe çıktığına da asla inanmayız.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir peygamberim.”
Cemal Külünkoğlu
“Yahut altından bir köşkün olmalı veya göğe çıkmalısın. Ancak (gökten) okuyacağımız bir kitabı bize indirmedikçe senin göğe çıktığına asla inanmayız!” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece Resul olan bir beşerden başka ne olabilirim ki?”
Mehmet Türk
“Yahut senin altından bir evin olmalı veya göğe yükselmelisin. (Oradan) bize okuyabileceğimiz bir kitap indirmedikçe, senin göğe yükselişine de asla inanmayacağız.” dediler. (Sen de onlara): “Rabbimi tenzih ederim, (size göre yoksa) ben, beşer olan bir elçiden başka bir şey miyim?” de.
Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf, “Allah, peygamber olarak bir beşer mi gönderdi?” demeleri engellemiştir.
Cemal Külünkoğlu
İnsanlara doğru yol rehberi (olan Kur’an) geldikten sonra ona inanmamalarının tek gerekçesi, onların: “Allah bir insanı mı peygamber olarak gönderdi?” demeleri olmuştur.
Mehmet Türk
Kendilerine hak yol kılavuzu geldiği zaman, insanları ona inanmaktan alıkoyan tek şey, onların: “Allah bir insanı mı Peygamber olarak gönderdi?” demeleridir.
Şunu söyle: “Eğer yeryüzünde yerleşmiş, gezip dolaşanlar melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Eğer yeryüzünde, yurt tutup dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Onlara): “Eğer yeryüzüne yerleşip dolaşanlar (insan değil de) melekler olsaydı, Biz de onlara gökten elçi olarak elbette melek gönderirdik.” de.
Allah kimi doğru yola iletirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de şaşırtırsa, artık onlara Allah'tan başka dost bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşr ederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer, ateşi sönmeye yüz tutunca onun alevini arttıracağımız cehennemdir.
Cemal Külünkoğlu
Allah (niyet ve eylemlerine göre) kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de (yaptıkları yüzünden) sapıklıkta bırakırsa, böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü dirilteceğiz. (Onların) varacakları yer cehennemdir. Onun ateşi dindikçe, onlar için çılgın ateşi canlandıracağız.
Mehmet Türk
Allah kime yol gösterirse işte o, hak yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa artık onlara Allah’tan başka (koruyucu) dostlar bulamazsın. Ve Biz o (kâfirleri) kıyamet günü yüzleri üstü sürünerek, kör, dilsiz ve sağır oldukları halde, bir araya toplayacağız. Onların barınma yerleri ise ateşi sönmeye yüz tuttuğu an alevini (sürekli) artıracağımız cehennemdir.
İşte onların bu cezası, âyetlerimizi inkâr etmiş olmalarından ve “Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman da mı, yeniden yaratılarak dirileceğiz?” demelerindendir.
Cemal Külünkoğlu
İşte onların cezaları budur. Çünkü ayetlerimizi yalanladılar ve: “Biz kemik ve toz haline dönüştükten sonra diriltilerek yaratılışın yeni bir aşamasına mı geçeceğiz?” dediler.
Mehmet Türk
Şüphesiz bu, onların âyetlerimizi inkâr etmelerinin ve: “Biz kemik haline geldikten ve toprak olup ufalandıktan sonra diriltilerek yaradılışın yeni bir aşamasına mı geçeceğiz?” demelerinin cezâsıdır.
Düşünmezler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'ın, kendilerinin benzerini de yaratmaya gücü yeter. Allah onlara şüphe götürmeyen bir süre belirledi. Öyleyken, haksızlık yapanlar inkârcılıktan vazgeçmezler.
Cemal Külünkoğlu
Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın onları kendi sûretleri (eşkâlleri) üzere yeniden yaratacak güce sahip olduğunu ve onları yeniden diriltmek için bir gün sona ereceğinde kuşku bulunmayan bir süre koyduğunu kavrayamıyorlar mı? Ama zalimler inkârcılıktan başkasını kabullenmez.
Mehmet Türk
(O kâfirler) gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, kendilerinin benzerini yaratmaya gücünün yeteceğini ve onlara şüphe götürmeyen bir süre (ecel) tayin ettiğini bilmiyorlar mı? Buna rağmen zâlimler (hâlâ) kâfirlikte direnip duruyorlar.
De ki: “Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Aslında insan pek cimridir.”
Cemal Külünkoğlu
Onlara de ki: “Rabbimin rahmet hazineleri sizin elinizde olsaydı, bu hazineler tükenir kaygısı ile kesinlikle cimrilik eder (kimseye bir şey vermez)diniz. Zaten insan son derece cimridir.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Onlara): “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız o zaman da tükenir korkusuyla (kimseye bir şey) vermezdiniz.” de. Doğrusu insan çok cimridir.
Andolsun, Mûsâ'ya apaçık dokuz mu‘cize verdik. İsrâiloğullarına sor! Kendilerine Mûsâ geldiği zaman, Firavun, “Ey Mûsâ! Ben, seni büyülenmiş sanıyorum” dedi.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun, biz Musa’ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Musa onlara gelmiş ve Firavun da ona: “Ben senin kesinlikle büyülendiğini biliyorum ey Musa!” demişti.
Mehmet Türk
Yemin olsun Biz Mûsa’ya apaçık dokuz mûcize vermiştik. (Ey Muhammed! Onlara bir de Mûsa) İsrâil oğullarına (tebliğe) geldiğinde, Firavun’un ona: “Ey Mûsa! Gerçekten ben senin büyülendiğini zannediyorum.” dediğini sor.
Mûsâ da, “Andolsun, göklerin ve yerin Rabbinin göz açıcı belgeleri olarak bunları indirdiğini biliyorsundur. Doğrusu, Ey Firavun! Senin yok olacağını sanıyorum” dedi.
Cemal Külünkoğlu
(Musa Firavuna dedi ki:) “Bu mucizelerin, göklerin ve yerin Rabbi tarafından gönderildiğini kesin olarak biliyorsun. Ey Firavun! Ben de senin kesinlikle bütünüyle ziyan içinde olduğunu biliyorum!”.
Mehmet Türk
(Mûsa da ona): “Yemin olsun ki bu (mûcizeleri,) göklerin ve yerin Rabbinin açık belgeler olarak indirdiğini sen de biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu ben (de) senin aklının kıt olduğu kanaatindeyim.” dedi.
Biz Kur'ân'ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi. Seni yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Cemal Külünkoğlu
Biz, Kur’an’ı, hakça bir düzeni gerçekleştirmek için indirdik. O da bütün hakikatleri ihtiva ederek (ihtiyaçlara cevap verecek şekilde) muhatabına ulaştı. Seni de (bu Kur’an ile) ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Mehmet Türk
Biz o (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da (sana) hak olarak ulaştı. Seni de sadece bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
De ki: “Kur'ân'a ister inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilenlere okunduğunda, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Ona ister inanın ister inanmayın (bu tutumunuz, Kur’an’ın hak kitap olduğunu değiştirmez). Şu bir gerçektir ki (bu Kur’an’ı tanımadan) daha önce kendilerine ilim verilmiş olan (dürüst ve erdemli Yahudi ve Hıristiyan)lara Kur’an (ayetleri) okunduğu zaman derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Kâfirlere): “(Siz) o (Kur’an)’a ister inanın, ister inanmayın. O, bundan önce kendilerine (vahiy) bilgisi verilenlere okunduğunda onlar, yüzleri üstü secdeye kapanırlar.” de.
Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Kur'ân onların saygısını arttırır.
Cemal Külünkoğlu
İşte (böyle) ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar ve (Kur’an okuyarak Allah’tan yana gösterdikleri bilinç ve duyarlılık) onların saygı ve sakınmasını artırır.
Mehmet Türk
Ağlayarak yüzleri üstü (secde ye) kapanırlar ve (Kur’an da) onların gönüllerindeki saygıyı artırır.
De ki: “İster Allah deyiniz, ister Rahmân deyiniz! Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler, O'na aittir. Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut!”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “(Rabbinize) ister ’Allah’ diye dua edin, ister ’Rahman’ diye yalvarın. Hangisiyle dua ederseniz edin (yeter ki dualarınıza birilerini karıştırmayın), nihayet (O birdir ve) en güzel isimler/sıfatlar O’nundur.” Duanda sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi arasında bir yol tut.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Onlara): “(İster) Allah diye duâ edin, (ister) Rahman diye duâ edin. Hangisi ile çağırırsanız (çağırın) sonunda en güzel isimler Onundur.” de. (Sen de) namaz kılarken sesini çok yükseltme, gizli de okuma, bu ikisi arasında bir yol tut.
De ki: “Övgü, çocuk edinmemiş olan, egemenliğinde ortağı bulunmayan, âcizlikten kurtaracak bir yardımcıya ihtiyacı olmayan Allah'a aittir. O'nu gereği gibi yücelt!”
Cemal Külünkoğlu
Ve de ki: “Bütün övgüler, çocuk edinmeyen, egemenliğinde ortağı bulunmayan, acizlikten ötürü herhangi bir yardıma, yardımcıya ihtiyaç duymayan Allah’a mahsustur.” İşte, O’nu (hep böyle) yücelterek an!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!): “Hamd, çocuk edinmeyen, hükümranlığında ortağı bulun-mayan, düşkün olmayıp yardımcıya da ihtiyaç duymayan Allah’a mahsustur.” de ve Onu noksanlıklardan yücelt de yücelt.