İçeriğe atla
Untold Serenity

17. Al-Isra

The Night Journey · Mekkî · 111 âyet · Nüzul sırası 50

الإسراء

This Surah takes its name (The Night Journey) from v. 1. But this name is merely a distinctive appellation like the names of many other surahs and not a descriptive title, and does not mean that 'The Night Journey' is the theme of this Surah.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

17:1

سُبۡحَٰنَ ٱلَّذِيٓ أَسۡرَىٰ بِعَبۡدِهِۦ لَيۡلࣰ ا مِّنَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ إِلَى ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡأَقۡصَا ٱلَّذِي بَٰرَكۡنَا حَوۡلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنۡ ءَايَٰتِنَآۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ

Bayraktar Bayraklı

Bir gece, kendisine âyetlerimizden/kâinatın işleyiş kanunlarından bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya yürüten Allah, noksan sıfatlardan uzaktır. O, işitendir; görendir.

Cemal Külünkoğlu

Yüceliğinde sınır olmayan O (Allah) ki kulu (Muhammed’)i bir gece, kendisine bazı ayetleri göstermek için Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götürdü. Muhakkak ki O, (evet) O, (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla görendir.

Mehmet Türk

Bir kısım mûcizelerimizi göstermek için kulu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini (hayırlı ve) şerefli kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren O (Allah’ın) şânı çok yücedir. Gerçekten O (Allah) her şeyi işitendir, görendir.

17:2

وَءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ وَجَعَلۡنَٰهُ هُدࣰ ى لِّبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَلَّا تَتَّخِذُواْ مِن دُونِي وَكِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ'ya kitâbı verdik ve onu İsrâiloğulları'na, “Benden başka bir vekil edinmeyin” diye rehber yaptık.

Cemal Külünkoğlu

Musa’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu “Benden başkasını vekil (Rab) edinmeyin!” diyerek İsrailoğullarına doğru yol kılavuzu yaptık.

Mehmet Türk

Biz, Mûsa’ya kitap verdik ve o (kitabı) İsrâil oğullarına; “Benden başka rab edinme-yin” diye, hak yol rehberi kıldık.

17:3

ذُرِّيَّةَ مَنۡ حَمَلۡنَا مَعَ نُوحٍۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَبۡدࣰ ا شَكُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Ey Nûh ile beraber gemide taşıyarak kurtardıklarımızın soyundan olanlar! Doğrusu Nûh, çok şükreden biri idi.

Cemal Külünkoğlu

(Ey) kendilerini Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızın evlatları! Gerçek şu ki, (Nuh) çok şükreden bir kuldu.

Mehmet Türk

(Ey) Nûh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızın çocukları! Şüphesiz o (Nûh) çok şükreden bir kuldu.

17:4

وَقَضَيۡنَآ إِلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ فِي ٱلۡكِتَٰبِ لَتُفۡسِدُنَّ فِي ٱلۡأَرۡضِ مَرَّتَيۡنِ وَلَتَعۡلُنَّ عُلُوࣰّ ا كَبِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Kitapta İsrâiloğulları'na, “Andolsun, yeryüzünde iki defa bozgunculuk yaptınız ve büyüklendikçe büyüklendiniz” diye bildirmiştik.

Cemal Külünkoğlu

Biz İsrailoğullarına kitapta (Tevrat’ta) hükmettik ki: “Muhakkak ki siz yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracak ve küstahça böbürlenip azgınlık yapacaksınız!”

Mehmet Türk

O kitapta İsrâil oğullarına; “muhakkak siz, yeryüzünde iki defa kargaşa çıkaracak ve çok fazla kibirleneceksiniz.” diye hükmettik.

17:5

فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثۡنَا عَلَيۡكُمۡ عِبَادࣰ ا لَّنَآ أُوْلِي بَأۡسࣲ شَدِيدࣲ فَجَاسُواْ خِلَٰلَ ٱلدِّيَارِۚ وَكَانَ وَعۡدࣰ ا مَّفۡعُولࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Birincisinin vakti geldiği zaman, pek güçlü olan kullarımızı üzerinize saldık ve evlerin arasında dolaştılar. Bu yerine gelmiş bir vaad idi.

Cemal Külünkoğlu

Nihayet bu iki bozgunculuktan birincisinin vakti gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan bazı kullarımızdan gönderdik. Onlar (sizi yakalamak için) evlerinizin arasına kadar sokuldular. (Bu,) yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.

Mehmet Türk

Nitekim o iki (kargaşa)dan ilkinin zamanı gelince, üzerinize oldukça güçlü ve acımasız kullarımızı gönderdik de onlar (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu gerçekleşmiş bir sözdü.

17:6

ثُمَّ رَدَدۡنَا لَكُمُ ٱلۡكَرَّةَ عَلَيۡهِمۡ وَأَمۡدَدۡنَٰكُم بِأَمۡوَٰلࣲ وَبَنِينَ وَجَعَلۡنَٰكُمۡ أَكۡثَرَ نَفِيرًا

Bayraktar Bayraklı

Sonra sizi onlara yeniden üstün getirdik. Servet ve çocuklarla gücünüzü arttırdık, sayınızı daha da çoğalttık.

Cemal Külünkoğlu

Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik ve sayınızı daha da çoğalttık.

Mehmet Türk

(Ey İsrâil oğulları!) bundan sonra sizi, onlara tekrar üstün duruma getirdik, mallar ve oğullarla size yardım ederek, sayınızı artırdık.

17:7

إِنۡ أَحۡسَنتُمۡ أَحۡسَنتُمۡ لِأَنفُسِكُمۡۖ وَإِنۡ أَسَأۡتُمۡ فَلَهَاۚ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ ٱلۡأٓخِرَةِ لِيَسُـُٔواْ وُجُوهَكُمۡ وَلِيَدۡخُلُواْ ٱلۡمَسۡجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةࣲ وَلِيُتَبِّرُواْ مَا عَلَوۡاْ تَتۡبِيرًا

Bayraktar Bayraklı

İyi davranırsanız, kendinize iyi davranmış olursunuz; eğer kötü davranırsanız kendinize kötü davranmış olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı geldiğinde, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide girsinler; ele geçirdiklerini yerle bir edecek kimselerin tekrar gelmesi olağandır.

Cemal Külünkoğlu

Eğer, iyilik ederseniz, kendiniz için edersiniz, eğer kötülük ederseniz, o da kendiniz içindir. Çıkaracağınız diğer (ikinci) kargaşaya ilişkin cezanın vadesi gelince üzerinize salacağımız başka saldırganlar acınızın yüzlerinize yansımasına yol açarlar. İlk seferinde gelenlerin yaptıkları gibi Mescide (Beyt’ül-Makdis’e) girerler ve ele geçirdikleri her şeyi yerle bir ederler.

Mehmet Türk

Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz ve eğer kötülük yaparsanız, yine kendinize kötülük yapmış olursunuz. Son cezâlandırma zamanı gelince, (sizi cezâlandırmak için göndereceğimiz kullarımız da) sizi rezil etsinler, ilkin girdikleri gibi Mescid-i Aksa’ya girsinler ve ele geçirdikleri her şeyi mahvetsinler.

17:8

عَسَىٰ رَبُّكُمۡ أَن يَرۡحَمَكُمۡۚ وَإِنۡ عُدتُّمۡ عُدۡنَاۚ وَجَعَلۡنَا جَهَنَّمَ لِلۡكَٰفِرِينَ حَصِيرًا

Bayraktar Bayraklı

Rabbinizin size merhamet etmesi ihtimal dahilindedir; fakat siz yine bozgunculuğa dönerseniz, biz de sizi yine cezalandırırız. Biz cehennemi kâfirler için bir hapishane yaptık.

Cemal Külünkoğlu

(Tevbe ederseniz) umulur ki, Rabbiniz size merhamet eder, fakat siz (bozgunculuğa) dönerseniz biz de (sizi cezalandırmaya) döneriz. Biz, cehennemi inkârcılar için bir zindan kıldık.

Mehmet Türk

(Ey İsrâil oğulları!) Rabbinizin size merhamet etmesi yakındır. Fakat siz (kargaşaya) dönerseniz Biz de (sizi cezâlandırmaya) döneriz. Ve Biz, cehennemi kâfirler için (ebedi) zindan kıldık.

17:9

إِنَّ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ يَهۡدِي لِلَّتِي هِيَ أَقۡوَمُ وَيُبَشِّرُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعۡمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمۡ أَجۡرࣰ ا كَبِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

9,10. Şüphesiz bu Kur'ân, dosdoğru olanı gösterir ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve âhirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir.

Cemal Külünkoğlu

Gerçekten bu Kur’an (insanları) en doğru yola götürür, dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan mü’minler için büyük mükâfat olduğunu müjdeler.

Mehmet Türk

Şüphesiz bu Kur’an insanları en doğru yola iletir ve (Kur’an’da emredilen) iyi işleri yapan Müslümanlara gerçekten büyük bir mükâfat olduğunu, müjdeler.

17:10

وَأَنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ أَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابًا أَلِيمࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

9,10. Şüphesiz bu Kur'ân, dosdoğru olanı gösterir ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve âhirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir.

Cemal Külünkoğlu

Ahirete inanmayanlara da kendileri için can yakıcı bir azap hazırladığımızı (bildirir).

Mehmet Türk

Ve âhirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı... (müjdeler.)

17:11

وَيَدۡعُ ٱلۡإِنسَٰنُ بِٱلشَّرِّ دُعَآءَهُۥ بِٱلۡخَيۡرِۖ وَكَانَ ٱلۡإِنسَٰنُ عَجُولࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

İnsan, iyiliği istediğini zannederek kötülüğü ister. Çünkü insan çok acelecidir.

Cemal Külünkoğlu

İnsan (çoğu zaman) iyilik için dua ediyormuşçasına (kendi aleyhine olacak şekilde kızarak ya da anlamadan) kötülük için dua eder. Çünkü insan, (işin derinliğini düşünmeyecek kadar) acelecidir.

Mehmet Türk

İnsan, hayrı istiyormuşçasına, şerri ister. Çünkü insan, pek acelecidir.

17:12

وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ ءَايَتَيۡنِۖ فَمَحَوۡنَآ ءَايَةَ ٱلَّيۡلِ وَجَعَلۡنَآ ءَايَةَ ٱلنَّهَارِ مُبۡصِرَةࣰ لِّتَبۡتَغُواْ فَضۡلࣰ ا مِّن رَّبِّكُمۡ وَلِتَعۡلَمُواْ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلۡحِسَابَۚ وَكُلَّ شَيۡءࣲ فَصَّلۡنَٰهُ تَفۡصِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Biz, geceyi ve gündüzü iki delil yaptık; sonra gecenin karanlığını silip gündüzün aydınlığını gösterici yaptık ki, Rabbinizden bir lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz. Biz her şeyi açık açık anlattık.

Cemal Külünkoğlu

Biz gece ile gündüzü varlığımızın ve yetkin gücümüzün iki somut göstergesi olarak yarattık. Sonra Rabbinizin lütfu peşinde koşasınız ve yılların sayısı ile takvim hesabını bilesiniz diye geceyi karartarak gündüzü aydınlık yaptık. İşte biz her şeyi ayrıntılı biçimde anlattık.

Mehmet Türk

Biz gece (ayı) ve gündüz (güneşi) iki mûcize kıldık. Ardından gecenin mûcizesi (ayı) söndürdük ve Rabbinizin nîmetlerini araştırmanız, yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabını öğrenmeniz için gündüzün mûcizesi (olan güneşi) aydınlatıcı kıldık. Biz her şeyi (işte böyle) mükemmel bir şekilde açıkladık.

17:13

وَكُلَّ إِنسَٰنٍ أَلۡزَمۡنَٰهُ طَٰٓئِرَهُۥ فِي عُنُقِهِۦۖ وَنُخۡرِجُ لَهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ كِتَٰبࣰ ا يَلۡقَىٰهُ مَنشُورًا

Bayraktar Bayraklı

Her insanın amelini boynuna doladık yani mahşere amelleri boynuna takılı olarak gelecektir. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.

Cemal Külünkoğlu

Her insanın kuşunu kendi boynuna bağladık (yaptıklarını kaydeden sabit diskini boynuna taktık). Kıyamet günü herkes için onu, (önünde) açılmış olarak (dünyada yaptıklarını) bulacağı bir kitap (hayat filmi) halinde çıkaracağız.

Mehmet Türk

Biz, her insanın sorumluluğunu kendisine verdik. (Bir de) kıyamet günü onun önüne (dünyada tüm yaptıklarının) apaçık yazıldığı bir kitap çıkarırız.

17:14

ٱقۡرَأۡ كِتَٰبَكَ كَفَىٰ بِنَفۡسِكَ ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكَ حَسِيبࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

“Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi öz benliğin yeter!”

Cemal Külünkoğlu

(Ve o gün ona şöyle diyeceğiz:) “(Şimdi) oku sicilini (seyret yaşadıklarını). (Çünkü) bugün kendi hesabını kendin görecek durumdasın!”

Mehmet Türk

(Ve ona): “Şu kendi kitabını oku (bakalım.) Bugün hesap görücü olarak sen kendine yetersin.” (deriz.)

17:15

مَّنِ ٱهۡتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهۡتَدِي لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيۡهَاۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۗ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبۡعَثَ رَسُولࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Her kim doğru yolu izlemeyi seçerse, bunu kendi iyiliği için yapmış olacaktır. Her kim de yoldan saparsa, bu kendi kötülüğüne olacaktır; kimse kimsenin suçunu taşıyacak değildir. Ayrıca, biz bir peygamber göndermedikçe azap etmeyiz.

Cemal Külünkoğlu

Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa yine kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr bir başkasının suç (ve günah) yükünü yüklenmez (ve onunla yargılanarak azap görmez). Ve biz, (uyarıcı olarak) bir resul göndermeden (günahları sebebiyle hiçbir kimseye ve hiçbir topluma) azap etmeyiz.

Mehmet Türk

Kim hak yola gelirse, ancak kendi lehine hak yola gelir ve kim de sapıtırsa ancak kendi aleyhine sapıtır. Hiçbir günâhkâr bir başkasının günâhını yüklenemez. Biz, bir Peygamber göndermedikçe de kimseye azap etmeyiz.

17:16

وَإِذَآ أَرَدۡنَآ أَن نُّهۡلِكَ قَرۡيَةً أَمَرۡنَا مُتۡرَفِيهَا فَفَسَقُواْ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيۡهَا ٱلۡقَوۡلُ فَدَمَّرۡنَٰهَا تَدۡمِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Bir toplumu yok etmek istediğimizde, onların refaha gömülmüş seçkinlerine son uyarılarımızı iletiriz ve onlar eğer günahkârca yaşamaya devam ederlerse cezalandırıcı yargı artık o toplum için kaçınılmaz olur ve biz de onu darmadağın ederiz.

Cemal Külünkoğlu

Biz bir toplumu (yaptıkları yüzünden) helak etmek istediğimizde, o toplumun servet ve nimetle şımarmış seçkinlerini yöneticiler yaparız da onlar orada bozgunculuk çıkarırlar. Böylece o toplum cezayı hak eder, bunun ardında biz de orayı yerle bir ederiz.

Mehmet Türk

Biz, bir ülkeyi helâk etmek istersek, oranın en şerlilerini onlara lider yaparız, onlar da orada bozgunculuk yaparlar. Böylece o ülke helâk olmayı hak eder, Biz de orayı hemen helâk ederiz.

17:17

وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِنَ ٱلۡقُرُونِ مِنۢ بَعۡدِ نُوحࣲۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرَۢا بَصِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Nûh'tan bu yana biz böyle nicelerini yok ettik. Çünkü kullarının günahlarını bütünüyle görüp haberdar olmakta senin Rabbin gibisi yoktur.

Cemal Külünkoğlu

Biz Nuh’tan sonra gelen nice nesilleri (yaptıkları kötülükler yüzünden) helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilen ve gören olarak Rabbin yeter.

Mehmet Türk

Biz, Nûh’tan sonra da nice toplumları helâk ettik. Kullarının günâhlarını bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.

17:18

مَّن كَانَ يُرِيدُ ٱلۡعَاجِلَةَ عَجَّلۡنَا لَهُۥ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلۡنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ يَصۡلَىٰهَا مَذۡمُومࣰ ا مَّدۡحُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Kim bu geçici dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.

Cemal Külünkoğlu

Kim geçici dünyanın mutluluğunu isterse dilediğimiz kimselere orada dilediğimiz kadar nimet veririz. Fakat (dünyalık nimetlerle şımararak yaptığı kötülüklere karşılık) sonra onu cehenneme yollarız, o da horlanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak oraya girer.

Mehmet Türk

Kim, geçici dünya arzularını isterse, orada dilediğimiz kadarını, istediğimiz kimselere hemen veririz, sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gideceği yer olan cehenneme sokarız.

17:19

وَمَنۡ أَرَادَ ٱلۡأٓخِرَةَ وَسَعَىٰ لَهَا سَعۡيَهَا وَهُوَ مُؤۡمِنࣱ فَأُوْلَٰٓئِكَ كَانَ سَعۡيُهُم مَّشۡكُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Kim de âhireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları kabul edilir.

Cemal Külünkoğlu

Kim(ler) de inanmış olarak ahireti ister ve orası için gereği gibi çalışırsa, işte onlar da çalışmalarının karşılığını tam olarak göreceklerdir!

Mehmet Türk

Kim de âhireti ister ve tam inanmış olarak orası için gerekli çalışmayı yaparsa, işte böylelerinin çabaları da takdir edilir.

17:20

كُلࣰّ ا نُّمِدُّ هَٰٓؤُلَآءِ وَهَٰٓؤُلَآءِ مِنۡ عَطَآءِ رَبِّكَۚ وَمَا كَانَ عَطَآءُ رَبِّكَ مَحۡظُورًا

Bayraktar Bayraklı

Hepsine, bunlara da ötekilere de Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.

Cemal Külünkoğlu

Rabbinin lütfundan her birine; (dünyayı isteyenlere de ahireti isteyenlere de) veririz. Rabbinin lütfu (kimseden) kısıtlanmış değildir (kim ne isterse ve ne için çalışırsa karşılığını alır).

Mehmet Türk

Hepsine (yani) onlara da ötekilere de Rabbinin ihsanından bol bol veririz. Hiç kimse, Rabbinin ihsanından asla mahrum edilmez.

17:21

ٱنظُرۡ كَيۡفَ فَضَّلۡنَا بَعۡضَهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲۚ وَلَلۡأٓخِرَةُ أَكۡبَرُ دَرَجَٰتࣲ وَأَكۡبَرُ تَفۡضِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Baksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışız! Elbette ki âhiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha büyüktür.

Cemal Külünkoğlu

Bak, onların kimini kimine (rızık, kabiliyet ve makam bakımından) nasıl üstün kıldık. Muhakkak ahiret, ulaşılacak dereceler bakımından daha büyüktür, elde edilecek faziletler bakımından da daha üstündür.

Mehmet Türk

(Dünyada) onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak. Âhiret, kesinlikle hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.

17:22

لَّا تَجۡعَلۡ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَقۡعُدَ مَذۡمُومࣰ ا مَّخۡذُولࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

“Allah'la beraber bir başka tanrı edinme! Sonra yerilmiş ve yardımcısız olarak oturup kalırsın.”

Cemal Külünkoğlu

Allah’la beraber başka (varlıkları) ilah edinme, yapayalnız ve horlanmış olarak oturup kalmayasın!

Mehmet Türk

Allah ile birlikte başka bir ilâh edinme, yoksa horlanmış ve koruyucusuz bırakılmış olarak, kala kalırsın.

17:23

۞وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعۡبُدُوٓاْ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَٰنًاۚ إِمَّا يَبۡلُغَنَّ عِندَكَ ٱلۡكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوۡ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفࣲّ وَلَا تَنۡهَرۡهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوۡلࣰ ا كَرِيمࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Çünkü Rabbin, başkasına değil, yalnızca O'na kulluk etmenizi, anne babaya iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa kendilerine öf bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle!

Cemal Külünkoğlu

Rabbin ancak kendisine kulluk etmeni ve ana-babaya iyilikte bulunmanı emretmiştir. Onlardan biri ya da ikisi senin yanında yaşlanırsa, onlara “öf!” bile deme! Onları sakın azarlama! Onlara hep güzel ve iç açıcı sözler söyle!

Mehmet Türk

Rabbin, ancak kendisine kulluk etmenizi, anneye ve babaya iyi davranmanızı emretti. Eğer onlardan birisi veya ikisi birden senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, sakın onlara, “öf” bile deme, onları azarlama ve onlara güzel söz söyle.

17:24

وَٱخۡفِضۡ لَهُمَا جَنَاحَ ٱلذُّلِّ مِنَ ٱلرَّحۡمَةِ وَقُل رَّبِّ ٱرۡحَمۡهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Onlara alçak gönüllüce ve esirgeyerek kol kanat geresin ve “Ey Rabbim!” diyesin, “Onları beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, sen de onlara merhamet eyle!”

Cemal Külünkoğlu

Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Ey Rabbim! Beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!”

Mehmet Türk

Onlara merhamet ederek alçak gönüllülükle kanat ger ve: “Ey Rabbim! Onlar, beni küçükken nasıl (merhametle) terbiye ettilerse Sen de onlara merhamet et.” diye (dua et).

17:25

رَّبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَا فِي نُفُوسِكُمۡۚ إِن تَكُونُواْ صَٰلِحِينَ فَإِنَّهُۥ كَانَ لِلۡأَوَّٰبِينَ غَفُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Rabbiniz sizin içinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu biliniz ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tövbeye yönelenleri bağışlayıcıdır.

Cemal Külünkoğlu

(Bu öğütlere karşı) içinizde olanı en iyi Rabbiniz bilmektedir. Eğer dürüst ve erdemli kimseler iseniz, şunu bilin ki Allah kötülüklerden tevbe edenlere karşı son derece bağışlayıcıdır.

Mehmet Türk

Eğer siz (gerçekten onlara) iyilik yapıyorsanız, gönüllerinizdekileri Rabbiniz çok iyi bilir. Şüphesiz O, (hatalarından) dönenleri çok bağışlayıcıdır.

17:26

وَءَاتِ ذَا ٱلۡقُرۡبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلۡمِسۡكِينَ وَٱبۡنَ ٱلسَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرۡ تَبۡذِيرًا

Bayraktar Bayraklı

Bir de akrabaya, yoksula ve yolcuya/çaresiz kalana hakkını ver! Gereksiz yere de saçıp savurma!

Cemal Külünkoğlu

Akrabaya (yakınında bulunanlara), yoksula ve yolda kalmışa haklarını ver! (Elindeki imkânları) gereksiz yere saçıp savurma!

Mehmet Türk

Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver ve sakın saçıp savurma.

17:27

إِنَّ ٱلۡمُبَذِّرِينَ كَانُوٓاْ إِخۡوَٰنَ ٱلشَّيَٰطِينِۖ وَكَانَ ٱلشَّيۡطَٰنُ لِرَبِّهِۦ كَفُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

Cemal Külünkoğlu

(Servetlerini, zamanlarını, imkân ve yeteneklerini) boş yere saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Unutmayın ki Şeytan Rabbine karşı nankörlük etmiştir (böyle yapmakla siz de Rabbinize karşı nankörlük etmiş olursunuz).

Mehmet Türk

Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir ve şeytan ise Rabbine karşı son derece nankördür.

17:28

وَإِمَّا تُعۡرِضَنَّ عَنۡهُمُ ٱبۡتِغَآءَ رَحۡمَةࣲ مِّن رَّبِّكَ تَرۡجُوهَا فَقُل لَّهُمۡ قَوۡلࣰ ا مَّيۡسُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Eğer sen kendin de Rabbinin katından ihtiyaç duyduğun bir lütfu arama çabası içinde olduğun için onlara ilgisiz kalmak zorunda isen, o zaman hiç değilse onlara işleri kolaylaştırıcı söz söyle!

Cemal Külünkoğlu

Rabbinden gelecek olan bir rahmeti (darlık ve sıkıntı içindeyken) beklerken (ihtiyaç sahiplerine) ilgi gösteremeyecek durumda isen; o zaman hiç değilse onlara gönül alıcı ve yumuşak bir söz söyle.

Mehmet Türk

Eğer Rabbinden ummakta olduğun bir rahmeti beklediğinden dolayı onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, hiç olmazsa onlara yumuşak söz söyle.

17:29

وَلَا تَجۡعَلۡ يَدَكَ مَغۡلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبۡسُطۡهَا كُلَّ ٱلۡبَسۡطِ فَتَقۡعُدَ مَلُومࣰ ا مَّحۡسُورًا

Bayraktar Bayraklı

Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme ve büsbütün de açıp tutumsuz olma! Yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.

Cemal Külünkoğlu

Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme! Sonuna kadar açıp büsbütün varını yoğunu da ortaya koyma! Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.

Mehmet Türk

Sakın cimri olma, tamamen de saçıp savurma. Bu sefer de hem kınanır hem de (ortada) kalakalırsın.

17:30

إِنَّ رَبَّكَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرَۢا بَصِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Rabbin rızkı dilediğine bol verir; dilediğine daraltır. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır. Onları çok iyi görür.

Cemal Külünkoğlu

Kuşkusuz Rabbin, dilediğine rızkı bolca verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır, onların hallerini görendir (kime ne için ne kadar vereceğini ve bundaki hikmeti bilendir).

Mehmet Türk

Şüphesiz senin Rabbin, rızkı dilediğine bol bol verdiği gibi dilediğine de daraltır. Gerçekten O kullarının (halini) hakkıyla bilendir, görendir.

17:31

وَلَا تَقۡتُلُوٓاْ أَوۡلَٰدَكُمۡ خَشۡيَةَ إِمۡلَٰقࣲۖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُهُمۡ وَإِيَّاكُمۡۚ إِنَّ قَتۡلَهُمۡ كَانَ خِطۡـࣰٔ ا كَبِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyiniz! Biz, sizi de, onları da rızıklandırıyoruz. Doğrusu onları öldürmek büyük günahtır.

Cemal Külünkoğlu

Fakirlik korkusu ile çocuklarınızı öldürmeyin. Onlara da size de rızkı biz veririz. Kuşkusuz onları öldürmek büyük bir günahtır/suçtur.

Mehmet Türk

Sakın fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. (Zira) onlara da size de rızkı Biz veririz. Şüphesiz onları öldürmek, çok büyük bir günâhtır.

17:32

وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلزِّنَىٰٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةࣰ وَسَآءَ سَبِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Zinaya yaklaşmayınız! Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.

Cemal Külünkoğlu

Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.

Mehmet Türk

Sakın zinaya yaklaşmayın, şüphesiz o, iğrenç bir hayâsızlık ve çok kötü bir yoldur.

17:33

وَلَا تَقۡتُلُواْ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِي حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۗ وَمَن قُتِلَ مَظۡلُومࣰ ا فَقَدۡ جَعَلۡنَا لِوَلِيِّهِۦ سُلۡطَٰنࣰ ا فَلَا يُسۡرِف فِّي ٱلۡقَتۡلِۖ إِنَّهُۥ كَانَ مَنصُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayınız! Bir kimse haksız yere öldürülürse, onun velisine yetki verdik. Ancak bu veli kısasta ileri gitmesin! Ona verdiğimiz yetkiyle, alacağı yardımı almıştır.

Cemal Külünkoğlu

Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın! Kim haksızlığa uğramış olarak öldürülürse, biz onun aile temsilcisini (kısas hakkını istemeye) yetkili kıldık. Ama o da “cana karşılık can” sınırlarını aşmasın! Çünkü (dinin verdiği yetki ile) kendisine zaten yardım edilmiştir.

Mehmet Türk

Allah’ın, haksız yere öldürülmesini haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim de haksız yere öldürülürse, Biz onun mirasçısına (öldürülenin hakkını arama) yetkisi verdik. O da öldürmede (kısas) sınırlarını aşmasın. Gerçekten o (mirasçı, kısas yasasıyla) yardım görmüştür.

17:34

وَلَا تَقۡرَبُواْ مَالَ ٱلۡيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ أَشُدَّهُۥۚ وَأَوۡفُواْ بِٱلۡعَهۡدِۖ إِنَّ ٱلۡعَهۡدَ كَانَ مَسۡـُٔولࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Yetimin malına, kendisi ergenlik çağına varıncaya kadar, onu değerlendirmek niyeti dışında sakın yaklaşmayınız! Verdiğiniz sözü yerine getiriniz! Çünkü verdiğiniz sözden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

Cemal Külünkoğlu

Erginlik çağına erişinceye kadar yetimin malına ancak (o malı koruyup çoğaltmak için) niyetlerin en güzeli ile yaklaşın. Ahde vefa gösterin (sözünüzü tutun ve yapılan sözleşmelere uyun)! Çünkü (verdiğiniz sözlerden, yaptığınız sözleşmelerden) muhakkak sorguya çekileceksiniz.

Mehmet Türk

Ergenlik çağına erişinceye kadar, yetimin malına sadece en güzel şekilde yaklaşın. Sözünüzde durun, çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.

17:35

وَأَوۡفُواْ ٱلۡكَيۡلَ إِذَا كِلۡتُمۡ وَزِنُواْ بِٱلۡقِسۡطَاسِ ٱلۡمُسۡتَقِيمِۚ ذَٰلِكَ خَيۡرࣱ وَأَحۡسَنُ تَأۡوِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutunuz; tartıyı da doğru teraziyle yapınız! Böylesi, daha iyi ve sonuç olarak da daha güzel olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın ve doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.

Mehmet Türk

(Bir şeyi) ölçerken tam ölçün ve doğru teraziyle tartın. Böyle yapmak, sonuç bakımından daha hayırlı ve daha güzeldir.

17:36

وَلَا تَقۡفُ مَا لَيۡسَ لَكَ بِهِۦ عِلۡمٌۚ إِنَّ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡبَصَرَ وَٱلۡفُؤَادَ كُلُّ أُوْلَٰٓئِكَ كَانَ عَنۡهُ مَسۡـُٔولࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Bilmediğin şeyin ardına düşme! Çünkü işitme duyusu, görme duyusu ve gönül, bunların hepsi bundan sorguya çekilecektir.

Cemal Külünkoğlu

Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan (o peşine düştüğün şeyden) sorumlu tutulacaktır.

Mehmet Türk

Bilmediğin şeyin ardına düşme, çünkü: kulak, göz ve kalp(lerin sahipleri) tüm (yaptıklarından) mutlaka sorumludur.

17:37

وَلَا تَمۡشِ فِي ٱلۡأَرۡضِ مَرَحًاۖ إِنَّكَ لَن تَخۡرِقَ ٱلۡأَرۡضَ وَلَن تَبۡلُغَ ٱلۡجِبَالَ طُولࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma! Çünkü sen, ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.

Cemal Külünkoğlu

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü sen ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.

Mehmet Türk

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen, (dolaşarak) yeryüzünü de bitiremezsin, (kibirlenerek) dağlara da ulaşamazsın.

17:38

كُلُّ ذَٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُۥ عِندَ رَبِّكَ مَكۡرُوهࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Bütün bunların doğurduğu kötülük, Rabbinin katında asla hoş karşılanmamaktadır.

Cemal Külünkoğlu

Bütün bu (sayıla)nlar, Rabbinin katında asla hoş görülmeyen (çirkin) davranışlardır.

Mehmet Türk

Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin hoşlanmadığı şeylerdir.

17:39

ذَٰلِكَ مِمَّآ أَوۡحَىٰٓ إِلَيۡكَ رَبُّكَ مِنَ ٱلۡحِكۡمَةِۗ وَلَا تَجۡعَلۡ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتُلۡقَىٰ فِي جَهَنَّمَ مَلُومࣰ ا مَّدۡحُورًا

Bayraktar Bayraklı

İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Allah ile birlikte başka tanrı edinme! Sonra kınanmış ve uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

Cemal Külünkoğlu

Bunlar, Rabbinin sana, doğrunun ve eğrinin ne olduğuna dair vahiy (yoluyla) bildirdiği hikmetlerdendir. Allah ile birlikte başka ilâh edinme! Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.

Mehmet Türk

(İşte) bunlar, Rabbinin sana mutlak doğrular olarak vahyettiği şeylerdendir. (Sakın) Allah’la beraber başka bir ilâh edinme, (sonra) kınanmış ve kovulmuş bir halde cehenneme atılırsın.

17:40

أَفَأَصۡفَىٰكُمۡ رَبُّكُم بِٱلۡبَنِينَ وَٱتَّخَذَ مِنَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِنَٰثًاۚ إِنَّكُمۡ لَتَقُولُونَ قَوۡلًا عَظِيمࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Rabbiniz erkek çocukları size özel kıldı da, kendisine melekleri kız çocuğu mu edindi? Gerçekten, siz çok büyük söz söylüyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

Rabbiniz erkek çocukları size seçip ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük (ve çirkin) bir söz söylüyorsunuz.

Mehmet Türk

Rabbiniz, oğulları size ayırdı da (Kendisi) meleklerden kızlar mı edindi? Gerçekten siz, (vebâli) çok büyük bir söz söylüyorsunuz.

17:41

وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَا فِي هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ لِيَذَّكَّرُواْ وَمَا يَزِيدُهُمۡ إِلَّا نُفُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, bu Kur'ân'da düşünüp anlamaları için bunları açık açık anlatıyoruz; fakat bu, sadece onların nefretini arttırıyor.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye bu Kur’an’da farklı şekillerde gerçekleri açıkladık. Fakat (inatları yüzünden) bu onların sadece kaçışlarını artırıyor.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz, onların akıllarını başlarına toplamaları için bu Kur’an’da, birçok açıklamalar yaptık ama bu, onların sadece nefretlerini artırdı.

17:42

قُل لَّوۡ كَانَ مَعَهُۥٓ ءَالِهَةࣱ كَمَا يَقُولُونَ إِذࣰ ا لَّٱبۡتَغَوۡاْ إِلَىٰ ذِي ٱلۡعَرۡشِ سَبِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Onların dedikleri gibi Allah'la beraber tanrılar olsaydı, o takdirde kâinatın hükümranlığı kudretinde olan Allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı.

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah’la beraber (başka) ilâhlar olsaydı, o zaman bu ilahlar Arş’ın sahibi olan Allah ile boy ölçüşmenin yolunu arayacaklardı.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!): “Eğer (müşriklerin) söyledikleri gibi O (Allah’la) beraber başka ilâhlar olsaydı, o zaman o (ilâhlar,) arşın sahibiyle kesinlikle boy ölçüşmeye kalkarlardı.” de.

17:43

سُبۡحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوࣰّ ا كَبِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Her şeyden yüce olan Allah, onların söylediklerinden uzaktır.

Cemal Külünkoğlu

Allah, her türlü eksiklikten uzaktır, onların söylediklerinin ötesindedir, yücedir.

Mehmet Türk

O (Allah’ın) şânı yücedir ve O, (müşriklerin) yakıştırmalarından çok büyük ve çok yücedir.

17:44

تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ ٱلسَّبۡعُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ وَإِن مِّن شَيۡءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمۡدِهِۦ وَلَٰكِن لَّا تَفۡقَهُونَ تَسۡبِيحَهُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Yedi gök ile yer ve onların içinde yer alan her şey O'nun noksan sıfatlardan uzak olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca kâinatta olan her şey yüce Allah'ın övgüye layık olduğunu da hatırlatmaktadır. Ne var ki siz, onların tesbihini/ bu hatırlatmasını anlayamıyorsunuz. O, yumuşak davranandır; bağışlayıcıdır.

Cemal Külünkoğlu

Yedi kat gök, yer ve buralardaki varlıkların tümü O’nu tesbih eder (O’nun verdiği vazifeyi icra eder). Evrendeki her varlık, O’nu överek tesbih eder (aldığı görevi yerine getirir), fakat siz bu varlıkların tesbihini (ne yaptıklarını) anlayamazsınız. Hiç kuşkusuz O, kullarına karşı çok müsamahalıdır (ceza vermekte acele etmez), çok bağışlayandır.

Mehmet Türk

Yedi gök, yer ve bunların içerisindeki herkes Onu tesbih ederler. (Esasen) Onu tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini anlayamazsınız. Şüphesiz O, (kullarına karşı) çok yumuşaktır, pek affedicidir.

17:45

وَإِذَا قَرَأۡتَ ٱلۡقُرۡءَانَ جَعَلۡنَا بَيۡنَكَ وَبَيۡنَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ حِجَابࣰ ا مَّسۡتُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Kur'ân okuduğun zaman, senin ile âhirete inanmayanlar arasına gizli bir engel koyarız.

Cemal Külünkoğlu

Kur’an okuduğun zaman, (hakkı anlamaya niyetli olmadıkları için) seninle ahirete inanmayanların arasına (gözle) görünmeyen (manevi) bir perde çekeriz.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sen Kur’an okurken (Biz) seninle âhirete inanmayanlar arasına görünmez bir perde çekeriz.

17:46

وَجَعَلۡنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ أَكِنَّةً أَن يَفۡقَهُوهُ وَفِيٓ ءَاذَانِهِمۡ وَقۡرࣰ اۚ وَإِذَا ذَكَرۡتَ رَبَّكَ فِي ٱلۡقُرۡءَانِ وَحۡدَهُۥ وَلَّوۡاْ عَلَىٰٓ أَدۡبَٰرِهِمۡ نُفُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Âhirete inanmayanlar Kur'ân'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Çünkü, Kur'ân'da Rabbini yalnız andığın zaman, onlar canları sıkılarak arkalarını dönerler.

Cemal Külünkoğlu

Onların kalplerini (kötü niyetlerinden dolayı) onu anlamalarına mâni olacak şekilde bir kılıfla kaplarız ve kulaklarının işitme yeteneğini zayıflatırız. Bu yüzden, Kur’an okurken ne zaman Rabbinin tek bir ilah olduğundan söz etsen nefretle arkalarını dönüp giderler.

Mehmet Türk

Ve o (Kur’an’ı) anlamamaları için Biz onların kalplerine bir kapalılık, kulaklarına da bir ağırlık veririz. Ve sen, Kur’an’da sadece Rabbini andığın zaman onlar, derhal (sana) sırt dönüp gerisin geriye giderler.

17:47

نَّحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَسۡتَمِعُونَ بِهِۦٓ إِذۡ يَسۡتَمِعُونَ إِلَيۡكَ وَإِذۡ هُمۡ نَجۡوَىٰٓ إِذۡ يَقُولُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلࣰ ا مَّسۡحُورًا

Bayraktar Bayraklı

Seni dinlerlerken niye dinlediklerini de, gizli toplantılarında haksızlık yapanların, “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini de biliyoruz.

Cemal Külünkoğlu

Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin (senin hakkında): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz.

Mehmet Türk

Biz onların seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve o zâlimlerin kendi aralarında fısıldaşırlarken de: “siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz.” dediklerini çok iyi biliyoruz.

17:48

ٱنظُرۡ كَيۡفَ ضَرَبُواْ لَكَ ٱلۡأَمۡثَالَ فَضَلُّواْ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ سَبِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Baksana, senin için ne türlü benzetmeyi yaptılar! Bu yüzden öylesine saptılar ki, artık doğru yolu bulamayacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Bak, senin için (sihirbaz, kâhin, mecnun gibi) ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık onların doğru yolu bulmaya güçleri kalmamıştır.

Mehmet Türk

Bak, seni nelerle mukayese ederek, nasıl da sapkınlığa düştüler. Artık onlar, hak yolu asla bulamazlar.

17:49

وَقَالُوٓاْ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمࣰ ا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ خَلۡقࣰ ا جَدِيدࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Bir de onlar dediler ki: “Sahi biz, bir kemik yığını ve kokuşmuş bir toprak olmuş iken, yepyeni bir yaratılış ile diritileceğiz, öyle mi?”

Cemal Külünkoğlu

Ve onlar (bir de şöyle) dediler: “Biz kemik ve toz haline dönüştükten sonra diriltilerek yaradılışın yeni bir aşamasına mı geçeceğiz?”

Mehmet Türk

(Kâfirler bir de): “(Ne yani) biz (kabirlerimizde) kemik haline geldikten ve toprak olup ufalandıktan sonra, diriltilerek yaradılışın yeni bir aşamasına mı geçeceğiz?” dediler.

17:50

۞قُلۡ كُونُواْ حِجَارَةً أَوۡ حَدِيدًا

Bayraktar Bayraklı

50,51. De ki: “İster taş olun, ister demir. İsterse aklınıza imkansız gibi görünen herhangi bir yaratık!” Diyecekler ki: “Bizi hayata kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir (mutlaka yeniden yaratılacaksınız)!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! O kâfirlere): “İster taş (gibi dayanıklı), ister demir (gibi sert) olun,” de.

17:51

أَوۡ خَلۡقࣰ ا مِّمَّا يَكۡبُرُ فِي صُدُورِكُمۡۚ فَسَيَقُولُونَ مَن يُعِيدُنَاۖ قُلِ ٱلَّذِي فَطَرَكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةࣲۚ فَسَيُنۡغِضُونَ إِلَيۡكَ رُءُوسَهُمۡ وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هُوَۖ قُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَرِيبࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

50,51. De ki: “İster taş olun, ister demir. İsterse aklınıza imkansız gibi görünen herhangi bir yaratık!” Diyecekler ki: “Bizi hayata kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan.” Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek.”

Cemal Külünkoğlu

Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkânsız gibi gelen başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan (kimse O döndürecek)!” Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. De ki: “Yakın olsa gerek!”

Mehmet Türk

“Veya gözünüzde büyüttüğünüz bir yaratık (olun.)” (de). (Bir de) “Bizi kim tekrar diriltecek?” diyecekler. (Sen): “Sizi ilk defa yaratan.” de. O zaman da sana alaylı bir şekilde başlarını sallayarak: “Peki o ne zaman?” diyecekler. (Sen de onlara): “Belki de pek yakında.” de.

17:52

يَوۡمَ يَدۡعُوكُمۡ فَتَسۡتَجِيبُونَ بِحَمۡدِهِۦ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Allah sizi çağıracağı gün, kendisine hamd ederek çağrısına uyarsınız ve çok az kaldığınızı sanırsınız.

Cemal Külünkoğlu

O gün (Allah) sizi çağıracak ve siz de O’nun çağrısına saygıyla uyacaksınız ve (dünyada) çok az bir süre kalmış olduğunuzu sanacaksınız.

Mehmet Türk

O (kıyamet) gün(ü Allah) sizi çağırınca; kendisine hamd ederek çağrısına uyarsınız ve (kabirlerinizde) çok kısa bir süre kaldığınızı sanırsınız.

17:53

وَقُل لِّعِبَادِي يَقُولُواْ ٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُۚ إِنَّ ٱلشَّيۡطَٰنَ يَنزَغُ بَيۡنَهُمۡۚ إِنَّ ٱلشَّيۡطَٰنَ كَانَ لِلۡإِنسَٰنِ عَدُوࣰّ ا مُّبِينࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Kullarıma söyle! Sözün dosdoğru olanını söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.

Cemal Külünkoğlu

(Mü’min) kullarıma söyle: “(İnancı ne olursa olsun insanlara) sözün en güzel olanını söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Muhakkak ki, şeytan insanın apaçık düşmanıdır!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! İnanan) kullarıma: “Konuşurken en güzel (sözleri) söylemelerini.” söyle. (Yoksa) şeytan aralarını kesinlikle bozar. Şüphesiz şeytan insan için pek açık bir düşmandır.

17:54

رَّبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِكُمۡۖ إِن يَشَأۡ يَرۡحَمۡكُمۡ أَوۡ إِن يَشَأۡ يُعَذِّبۡكُمۡۚ وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ عَلَيۡهِمۡ وَكِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik.

Cemal Külünkoğlu

Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse sizi cezalandırır. (Resulüm!) Biz seni onlara (zorlayıcı) bir vekil olarak göndermedik.

Mehmet Türk

(Ey insanlar!) Şüphesiz Rabbiniz sizi çok iyi bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse de sizi cezâlandırır. (Ey Muhammed!) Biz seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik.

17:55

وَرَبُّكَ أَعۡلَمُ بِمَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَلَقَدۡ فَضَّلۡنَا بَعۡضَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ عَلَىٰ بَعۡضࣲۖ وَءَاتَيۡنَا دَاوُۥدَ زَبُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik.

Cemal Külünkoğlu

Ve Rabbin göklerde ve yerde bulunan kimseleri çok iyi bilmektedir. Andolsun, peygamberlerden her birine diğerinden farklı olarak üstün nitelikler verdik. Tıpkı, Davud’a (rahmetimizin bir belirtisi olarak) Zebur’u verdiğimiz gibi.

Mehmet Türk

Şüphesiz Rabbin göklerde ve yerde olan herkesi çok iyi bilir. Yemin olsun Biz Peygamberlerin her birine, birbirinden üstün özellikler verdik ve Dâvût’a da Zebûr’u verdik.

17:56

قُلِ ٱدۡعُواْ ٱلَّذِينَ زَعَمۡتُم مِّن دُونِهِۦ فَلَا يَمۡلِكُونَ كَشۡفَ ٱلضُّرِّ عَنكُمۡ وَلَا تَحۡوِيلًا

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Allah'ı bırakıp da ilâh olduğunu ileri sürdüklerinize yalvarınız! Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilirler ne de değiştirebilirler.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “O’ndan başka kendilerine tanrısal özellikler vehmettiğiniz (ve Allah yerine onlardan yardım dilendiğiniz) varlıkları çağırın. (Göreceksiniz ki) onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilecek ne de değiştirebilecekler.”

Mehmet Türk

(O kâfirlere): “Siz Allah’tan başka (ilâh) olduğunu zannettiklerinize duâ edin durun bakalım. (Ama onların gücü) sizin sıkıntınızı gidermeye ve onu (yararınıza) dönüştürmeye asla yetmez.” de.

17:57

أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ يَبۡتَغُونَ إِلَىٰ رَبِّهِمُ ٱلۡوَسِيلَةَ أَيُّهُمۡ أَقۡرَبُ وَيَرۡجُونَ رَحۡمَتَهُۥ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُۥٓۚ إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحۡذُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

İşte, bunların yalvardıklarının kendileri, Rabblerine nasıl daha yakın olacaklarının yolunu ararlar; O'nun rahmetini umar ve azabından korkarlar. Doğrusu, Rabbinin azabı çekinmeye değer.

Cemal Külünkoğlu

Onların yalvardıkları (Mesih ve Üzeyir gibi daha sonradan da azizleştirilmiş) kim varsa hepsi, “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar, O’nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü onun azabı gerçekten sakınılması gereken korkunç bir şeydir!

Mehmet Türk

Onların taptıkları (putlar da) hangi yol daha yakındır diye, Rablerine (yaklaşmak için) vesile ararlar. Onun rahmetini umar ve azabından korkarlar. Şüphesiz senin Rabbinin azabı çok korkunçtur.

17:58

وَإِن مِّن قَرۡيَةٍ إِلَّا نَحۡنُ مُهۡلِكُوهَا قَبۡلَ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ أَوۡ مُعَذِّبُوهَا عَذَابࣰ ا شَدِيدࣰ اۚ كَانَ ذَٰلِكَ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مَسۡطُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Ne kadar ülke varsa hepsini kıyamet gününden önce toplumsal bozulmadan dolayı ya helâk edecek veya en çetin bir şekilde onlara azap edeceğiz. Bu, kitapta yazılıdır.

Cemal Külünkoğlu

(Yoldan çıkmış) ne kadar millet/toplum varsa hepsini kıyamet gününden önce (günahkârca gidişinden ötürü) ya ortadan kaldıracağız ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. Bu hüküm, varlık kanunlarının kaydedildiği kitapta evrensel bir yasa olarak yazılmıştır.

Mehmet Türk

Bizim o (ana) kitapta, kıyamet gününden önce helâk edeceğimizi veya çok şiddetli bir şekilde cezâlandıracağımızı yazmadığımız hiç bir ülke yoktur.

17:59

وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرۡسِلَ بِٱلۡأٓيَٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلۡأَوَّلُونَۚ وَءَاتَيۡنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبۡصِرَةࣰ فَظَلَمُواْ بِهَاۚ وَمَا نُرۡسِلُ بِٱلۡأٓيَٰتِ إِلَّا تَخۡوِيفࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Mucizeler göndermekten bizi alıkoyan husus, öncekilerin mucizeleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semûd kavmine gözle görülebilen bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik de, onu haksız yere öldürmüşlerdi. Oysa Biz, mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.

Cemal Külünkoğlu

(Kureyş toplumunun iman etmek için istediği) o mucizeleri göndermekten bizi alıkoyan da yoktur. Ancak bu mucizeleri, evvelki ümmetler yalanladılar (yine imana gelmediler). Biz, Semûd kavmine, açık bir mucize olarak o dişi deveyi verdik ve (onu öldürdüler de) bu yüzden zalim oldular. Hâlbuki biz, o mucizeleri, ancak (ahiret azabından) korkutmak için göndeririz.

Mehmet Türk

Bizi mûcizeleri (hemen) göndermekten alıkoyan (tek şey), önceki (ümmet)lerin (mûcizeleri) yalanlamaları (ve bu yüzden azaba çarptırılmaları)dır. Semûd (toplumuna) dişi deveyi açık bir mûcize olarak verdik de onlar, onunla (onu boğazlayarak kendilerine) zulmettiler. Oysa Biz (somut) mûcizeleri sadece insanları korkutmak için göndeririz.

17:60

وَإِذۡ قُلۡنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِٱلنَّاسِۚ وَمَا جَعَلۡنَا ٱلرُّءۡيَا ٱلَّتِيٓ أَرَيۡنَٰكَ إِلَّا فِتۡنَةࣰ لِّلنَّاسِ وَٱلشَّجَرَةَ ٱلۡمَلۡعُونَةَ فِي ٱلۡقُرۡءَانِۚ وَنُخَوِّفُهُمۡ فَمَا يَزِيدُهُمۡ إِلَّا طُغۡيَٰنࣰ ا كَبِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Hani sana, “Rabbin, insanları kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz görüntüyü ve Kur'ân'da lanetlenen ağacı sadece insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkutuyoruz da, bu onlara büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamıyor.

Cemal Külünkoğlu

Hani (peygamberliğin ilk yıllarında) sana demiştik ki: “Muhakkak Rabbin, (ilmiyle, kudretiyle) insanları çepeçevre kuşatmıştır (kimsenin sana zarar vermesine müsaade etmeyecektir)!” Sana gösterdiğimiz o rüyayı/müşahedeyi de Kur’an’da lânetlenmiş bulunan ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları (o ağaçla) korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırıyor.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Bir zamanlar Sana: “Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır.” demiştik. Biz (mirac’da) sana gösterdiklerimizi ve Kur’an’da lanetlenen (zakkum) ağacını, insanlara sadece bir imtihan (aracı) yaptık. Biz onları sürekli korkutuyoruz fakat (bu) onlardaki büyük azgınlığı artırmaktan başka bir şeye yaramıyor.

17:61

وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ قَالَ ءَأَسۡجُدُ لِمَنۡ خَلَقۡتَ طِينࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Bir zaman meleklere, “Âdem'e secde ediniz!” demiştik. Secde ettiler; yalnız İblis etmedi: “Ben, çamurdan yarattığına secde eder miyim?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Hani meleklere: “Âdem’e secde edin” demiştik, onlar da secde etmişlerdi. Yalnız İblis secde etmemiş ve “Hiç ben, çamurdan yarattığın kimseye secde eder miyim?” demişti.

Mehmet Türk

Biz, meleklere: “Âdem’e secde edin.” deyince, İblis’in dışındakiler secde ettiler. O da: “Çamurdan yarattığın kimseye ben (hiç) secde eder miyim?” dedi.

17:62

قَالَ أَرَءَيۡتَكَ هَٰذَا ٱلَّذِي كَرَّمۡتَ عَلَيَّ لَئِنۡ أَخَّرۡتَنِ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَأَحۡتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

“Şu, benden üstün kıldığını gördün mü? Andolsun eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, onun zürriyetini, pek azı hariç, kökünden koparıp sürükleyeceğim” dedi.

Cemal Külünkoğlu

İblis dedi ki: “Şu benden üstün kıldığına da bir bak. Yemin ederim ki, eğer bana kıyamet gününe kadar mühlet verirsen, onun soyunu, pek az bir bölümü dışında, kontrolüm altına alacağım.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Şu benden şerefli kıldığın (insan)ı da görüyor musun? Yemin ederim ki, eğer beni kıyamete kadar yaşatırsan pek azı hariç, onun soyundan gelenleri kendime bağlayacağım!” dedi.

17:63

قَالَ ٱذۡهَبۡ فَمَن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَآؤُكُمۡ جَزَآءࣰ مَّوۡفُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Allah şöyle buyurdu: “Defol git! Onlardan kim sana uyarsa, cezanız cehennemdir, ne mükemmel bir ceza!”

Cemal Külünkoğlu

Allah buyurdu ki: “Defol git! Ancak, haberin olsun ki, onlardan sana uyanlarla beraber hepinizi bekleyen ceza, yaptıklarınızın tam karşılığı olmak üzere, cehennem olacaktır!”

Mehmet Türk

(Allah): “Defol git. Onlardan kim sana uyarsa şüphesiz sizin cezânız (yaptıklarınızın) tam karşılığı olarak cehennemdir...” buyurdu.

17:64

وَٱسۡتَفۡزِزۡ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتَ مِنۡهُم بِصَوۡتِكَ وَأَجۡلِبۡ عَلَيۡهِم بِخَيۡلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكۡهُمۡ فِي ٱلۡأَمۡوَٰلِ وَٱلۡأَوۡلَٰدِ وَعِدۡهُمۡۚ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ إِلَّا غُرُورًا

Bayraktar Bayraklı

“Onlardan gücünün yettiği kimseleri davetinle şaşırt; süvarilerinle ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas; mallarda ve evlatlarda onlara ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun!” Şeytan, insanlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.

Cemal Külünkoğlu

(Haydi) “Onlardan gücünün yettiğini sesinle yoldan çıkar. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Servet ve evlat edinirken onlara ortak ol. Onlara (yalan yere) vaatlerde bulun.” Zaten Şeytanın vadettiği her şey sadece akıl çelmek içindir.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “...Onlardan gücünün yettiklerini davetinle ayart, atlı ve yaya (adam)larınla onlara yüklen, onların mallarına ve çocuklarına ortak ol ve (hatta) onlara (her türlü) vaatlerde bulun...” -zâten şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vâdetmez ki...-

17:65

إِنَّ عِبَادِي لَيۡسَ لَكَ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَٰنࣱۚ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ وَكِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

“Benim kullarıma gelince; senin onlara gücün yetmez. Vekil olarak Rabbin yeter.”

Cemal Külünkoğlu

“Şüphesiz ki benim (erdemli) kullarım üzerinde senin hiçbir etkin olmayacaktır. (Onlara) vekil olarak Rabbin yeter!”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “...doğrusu Benim (has) kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin olamaz. Onlara vekil olarak Rabbin yeter.” (buyurdu.)

17:66

رَّبُّكُمُ ٱلَّذِي يُزۡجِي لَكُمُ ٱلۡفُلۡكَ فِي ٱلۡبَحۡرِ لِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِكُمۡ رَحِيمࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Bol nimetinden elde edesiniz diye Rabbiniz sizin için denizde gemiler yüzdürür. Doğrusu O, size acır.

Cemal Külünkoğlu

Rabbiniz odur ki, lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütüyor. O, size karşı gerçekten çok merhametlidir.

Mehmet Türk

Lütfundan nasibinizi arayasınız diye denizde gemileri, sizin için yürüten de Rabbinizdir. Gerçekten O, size karşı son derece merhametlidir.

17:67

وَإِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فِي ٱلۡبَحۡرِ ضَلَّ مَن تَدۡعُونَ إِلَّآ إِيَّاهُۖ فَلَمَّا نَجَّىٰكُمۡ إِلَى ٱلۡبَرِّ أَعۡرَضۡتُمۡۚ وَكَانَ ٱلۡإِنسَٰنُ كَفُورًا

Bayraktar Bayraklı

Denizde bir sıkıntıya düştüğünüz zaman, Allah'tan başka yalvardıklarınız ortadan kaybolur. Ama O sizi karaya çıkarıp kurtarınca da, yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

Cemal Külünkoğlu

Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır (size yardım edecek). Fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür.

Mehmet Türk

Denizde size bir tehlike dokunduğu zaman, kulluk yaptıklarınızın tamamı kaybolur ve sadece O (Allah) kalır. Fakat O si-zi kurtarıp karaya çıkarınca, (yine) yüz çevirirsiniz. Gerçekten insan pek nankördür.

17:68

أَفَأَمِنتُمۡ أَن يَخۡسِفَ بِكُمۡ جَانِبَ ٱلۡبَرِّ أَوۡ يُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ حَاصِبࣰ ا ثُمَّ لَا تَجِدُواْ لَكُمۡ وَكِيلًا

Bayraktar Bayraklı

O'nun karada da sizi yere batırmasından veya başınıza taş yağdırmayacağından güvende misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.

Cemal Külünkoğlu

(Acaba denizden çıktıktan sonra) kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.

Mehmet Türk

(Peki) Onun, sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden yahut başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz? Sonra kendinize (sizi azaptan kurtaracak) bir koruyucu da bulamazsınız.

17:69

أَمۡ أَمِنتُمۡ أَن يُعِيدَكُمۡ فِيهِ تَارَةً أُخۡرَىٰ فَيُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ قَاصِفࣰ ا مِّنَ ٱلرِّيحِ فَيُغۡرِقَكُم بِمَا كَفَرۡتُمۡ ثُمَّ لَا تَجِدُواْ لَكُمۡ عَلَيۡنَا بِهِۦ تَبِيعࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Ya da sizi tekrar denize döndürerek, üzerinize bir kasırga gönderip, inkâr etmenizden dolayı sizi suda boğmayacağından güvende misiniz? Sonra bundan dolayı bizi arayıp soracak bir destekçi bulamazsınız.

Cemal Külünkoğlu

Yahut O’nun, sizi bir kez daha denize gönderip üzerinize bir kasırga yollayarak, inkâr etmiş olmanız sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra, bundan dolayı sizin adınıza bize hesap soracak hiç kimse de bulamazsınız.

Mehmet Türk

Veya (Allah’ın) sizi bir kere daha o (denize) döndürüp, üzerinize kasırga göndererek, inkâr etmeniz sebebiyle sizi suda boğmayacağından, çok mu eminsiniz? Sonra Bize karşı siz, (kendinize) arka çıkacak kimse de bulamazsınız.

17:70

۞وَلَقَدۡ كَرَّمۡنَا بَنِيٓ ءَادَمَ وَحَمَلۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ وَرَزَقۡنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ كَثِيرࣲ مِّمَّنۡ خَلَقۡنَا تَفۡضِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, biz Âdemoğulları'nı şan ve şeref sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık. Yine onları yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki biz, Âdemoğlunu (pek çok meziyetlerle donatarak) üstün konuma getirdik. Ona karada ve denizde (çeşitli araçlarla yolculuk yapma imkânı) bahşettik. Onu tertemiz besinlerle rızıklandırdık ve onu yarattığımız akıllı varlıkların pek çoğundan üstün kıldık.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz Âdemoğlunu şerefli kıldık, onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz şeylerle rızıklandırdık ve onu yarattıklarımızdan pek çoğuna da üstün kıldık.

17:71

يَوۡمَ نَدۡعُواْ كُلَّ أُنَاسِۭ بِإِمَٰمِهِمۡۖ فَمَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَأُوْلَٰٓئِكَ يَقۡرَءُونَ كِتَٰبَهُمۡ وَلَا يُظۡلَمُونَ فَتِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Her insan topluluğunu önderleriyle birlikte çağıracağımız o günde, kimin amel defteri sağından verilirse onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.

Cemal Külünkoğlu

Biz o gün bütün insanları önderleri ile birlikte (huzurumuza) çağıracağız. Kimin kitabı (Sabit Diski) sağ taraftan verilirse, onlar kitaplarını sevinerek okurlar (seyrederler) ve zerre kadar haksızlığa uğramazlar.

Mehmet Türk

Bütün insanları önderleriyle çağıracağımız o (kıyamet) günü, kitabı sağ eline verilenler kitaplarını okurlar. Ve onlar, kıl kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.

17:72

وَمَن كَانَ فِي هَٰذِهِۦٓ أَعۡمَىٰ فَهُوَ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ أَعۡمَىٰ وَأَضَلُّ سَبِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Bu dünyada manen kör olan kimse âhirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.

Cemal Külünkoğlu

Her kim bu dünyada (gerçekleri görmede) kör olarak yaşamış ise, işte o ahirette de (oranın güzelliklerini görmede) kör olacak, hatta yol bulmadaki şaşkınlığı (dünyadan) daha da beter olacak.

Mehmet Türk

Kim de şu (dünya)da kör(lük etti) ise O âhirette de kördür ve en sapkın yoldadır.

17:73

وَإِن كَادُواْ لَيَفۡتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِيٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ لِتَفۡتَرِيَ عَلَيۡنَا غَيۡرَهُۥۖ وَإِذࣰ ا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Bize karşı başka bir şey uydurman için, az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden seni saptıracaklardı. O zaman seni dost edineceklerdi.

Cemal Külünkoğlu

(Bu inkârcılar,) az kalsın, sana vahyettiğimiz (Kur’an) dışında birtakım sözler uydurup bize yakıştırman (ve Kur’an’ın ayetleriymiş gibi insanlara okuman) için seni fitneye düşüreceklerdi. (Bunu başarabilselerdi) o zaman seni dost edineceklerdi.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) O (müşrikler) Bizim sana vahyettiğimizin dışında, Bize karşı başka şeyler uydurursan seni dost edineceklerini (bile söyleyerek) seni deniyorlar.

17:74

وَلَوۡلَآ أَن ثَبَّتۡنَٰكَ لَقَدۡ كِدتَّ تَرۡكَنُ إِلَيۡهِمۡ شَيۡـࣰٔ ا قَلِيلًا

Bayraktar Bayraklı

Eğer seni sebatkâr kılmasaydık yani engellemeseydik, gerçekten neredeyse onlara birazcık meyledecektin.

Cemal Külünkoğlu

Eğer senin imanını güçlendirmemiş olsaydık, belki de onlara biraz olsun eğilim gösterecektin.

Mehmet Türk

Eğer Biz sana (hak yolda) direnme gücü vermemiş olsaydık, yemin olsun sen de onlara birazcık eğilim gösterecektin.

17:75

إِذࣰ ا لَّأَذَقۡنَٰكَ ضِعۡفَ ٱلۡحَيَوٰةِ وَضِعۡفَ ٱلۡمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيۡنَا نَصِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın!

Cemal Külünkoğlu

O zaman da hayatın ve ölümün azabını katlayarak sana tattırırdık. Sonra da kendine bize karşı bir yardımcı bulamazdın.

Mehmet Türk

İşte o zaman Biz sana, hayatın da ölümün de (acısını) katlayarak tattırırdık da sonra Bize karşı kendine bir yardımcı dahi bulamazdın.

17:76

وَإِن كَادُواْ لَيَسۡتَفِزُّونَكَ مِنَ ٱلۡأَرۡضِ لِيُخۡرِجُوكَ مِنۡهَاۖ وَإِذࣰ ا لَّا يَلۡبَثُونَ خِلَٰفَكَ إِلَّا قَلِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Yine onlar seni yurdundan çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Seni (ikna edemediklerini görünce) o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için taciz etmeye çalışacaklar. Bu durumda, onların kendileri de orada pek fazla kalamayacaklar (helak olacaklar).

Mehmet Türk

(Yahûdîler) neredeyse seni (bu) yerden çıkarmak için rahatsız edeceklerdi. O zaman kendileri de senden sonra (orada) fazla kalamazlardı.

17:77

سُنَّةَ مَن قَدۡ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ مِن رُّسُلِنَاۖ وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحۡوِيلًا

Bayraktar Bayraklı

Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun da budur. Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.

Cemal Külünkoğlu

Senden önce gönderdiğimiz resullerimiz için izlediğimiz yol da buydu (onları da yerlerinden çıkaranlar helak olmuştu). Bizim kanunlarımızın uygulanmasında hiçbir sapma ve bozulma bulamazsın.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize uyguladığımız kanun (gereği bu) böyledir. Bizim kanunlarımızda asla bir değişiklik bulamazsın.

17:78

أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِدُلُوكِ ٱلشَّمۡسِ إِلَىٰ غَسَقِ ٱلَّيۡلِ وَقُرۡءَانَ ٱلۡفَجۡرِۖ إِنَّ قُرۡءَانَ ٱلۡفَجۡرِ كَانَ مَشۡهُودࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl ve sabahın Kur'ân'ını da unutma. Çünkü sabahın Kur'ân'ı görülecek şeydir.

Cemal Külünkoğlu

Güneşin (tepe noktasına gelip batıya doğru) kaymasından, gecenin kararmasına kadar (belli vakitlerde) gereği gibi namazı ikame et. Bir de şafak ışığının toplandığı vakitte sabah (namazı) okuyuşunu, unutma ki sabah okuyuşu, (insanı her tür mânevî) algıya açık hâle getirir.

Mehmet Türk

Güneşin batıya yönelmesinden gecenin kararmasına kadar (olan) namazları ve sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şâhitlidir.

17:79

وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَتَهَجَّدۡ بِهِۦ نَافِلَةࣰ لَّكَ عَسَىٰٓ أَن يَبۡعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامࣰ ا مَّحۡمُودࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Gecenin bir kısmından uyanarak, sana mahsus bir artı değer/nâfile olmak üzere, namaz kıl! Böylece Rabbinin seni, övülmüş bir makama ulaştırması umulur.

Cemal Külünkoğlu

Geceleyin yalnız sana mahsus bir armağan olarak (uykuna ara vererek teheccüd et) namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övgüye değer bir makama yükseltir.

Mehmet Türk

Gecenin bir kısmında da (uyanıp) sadece sana mahsus, fazladan (bir ibâdet olmak üzere) teheccüd namazı kıl. (Böylece) Rabbinin seni, övgüye değer bir makama göndereceğini umabilirsin.

17:80

وَقُل رَّبِّ أَدۡخِلۡنِي مُدۡخَلَ صِدۡقࣲ وَأَخۡرِجۡنِي مُخۡرَجَ صِدۡقࣲ وَٱجۡعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلۡطَٰنࣰ ا نَّصِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ey Rabbim! Gireceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bitireceğim her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla! Bana katından yardımcı bir güç ver!”

Cemal Külünkoğlu

Ve şöyle niyaz et: “Ey Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla! (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar! Katından bana yardımcı bir kuvvet ver!”

Mehmet Türk

Ve (o namazda): “Ey Rabbim! Beni girilecek en doğru yere girdir ve çıkarılacak en doğru yere çıkart ve bana yardımcı olarak kendi katından bir kuvvet ver.” diye (dua et.)

17:81

وَقُلۡ جَآءَ ٱلۡحَقُّ وَزَهَقَ ٱلۡبَٰطِلُۚ إِنَّ ٱلۡبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Hak geldi, bâtıl gitti; zaten bâtıl yok olup gitmeye mahkûmdur.”

Cemal Külünkoğlu

Ve yine de ki: “Değişmeyen gerçek (hak) geldi, sahte ve tutarsız olan (batıl) yıkılıp gitti. Zaten sahte ve tutarsız olan er geç yıkılıp gitmek zorundadır!”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Hak geldi, bâtıl yok oldu, şüphesiz bâtıl, yok olmaya mahkûmdur.” diye (dua et.)

17:82

وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلۡقُرۡءَانِ مَا هُوَ شِفَآءࣱ وَرَحۡمَةࣱ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Biz Kur'ân'dan, müminlere gönüllere şifâ ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama bu, zâlimlere ziyan arttırmaktan başka bir katkıda bulunmaz.

Cemal Külünkoğlu

Biz Kur’an’dan, inananlar için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. O (Kur’an, inatları yüzünden), zalimlerin ancak yıkımını artırıyor.

Mehmet Türk

Biz Kur’ân’da mü’minlere ancak (gönüllere) şifa ve rahmet olan şeyler, indiriyoruz. Ama zâlimler sadece kayıplarını artırıyor.

17:83

وَإِذَآ أَنۡعَمۡنَا عَلَى ٱلۡإِنسَٰنِ أَعۡرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ كَانَ يَـُٔوسࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirip yan çizer; ona bir zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer.

Cemal Külünkoğlu

İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir. Kendisine kötülük dokununca da umutsuzluğa düşer.

Mehmet Türk

Biz, insana bir nîmet verdiğimiz zaman yüz çevirip yan çizer(ek Bizden) uzaklaşır, fakat kendisine bir şer dokunduğu zaman da hemen karamsarlığa kapılır.

17:84

قُلۡ كُلࣱّ يَعۡمَلُ عَلَىٰ شَاكِلَتِهِۦ فَرَبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَنۡ هُوَ أَهۡدَىٰ سَبِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Herkes kendi varlık yapısına/kabiliyetine/istidadına/mizacına göre iş yapar. Şu hâlde içinizden kimlerin en doğru yolda olduğunu bilen (ve hangi yolun izlenmesi gerektiğine karar veren) Rabbinizdir.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “Herkes kendi bulunduğu (hal ve) niyetine göre davranıyor. Rabbiniz, kesinlikle kimin hak yolda olduğunu daha iyi bilir.” de.

17:85

وَيَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلرُّوحِۖ قُلِ ٱلرُّوحُ مِنۡ أَمۡرِ رَبِّي وَمَآ أُوتِيتُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِ إِلَّا قَلِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Sana rûh hakkında soru sorarlar. De ki: “Rûh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.”

Cemal Külünkoğlu

Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindedir. (Onun hakkında) size çok az bilgi verilmiştir.”

Mehmet Türk

Ve sana rûh hakkında soru soruyorlar. (Sen onlara): “Ruh, sadece Rabbimin bildiği bir şeydir ve (bu konuda) size çok az bir bilgi verilmiştir.” de.

17:86

وَلَئِن شِئۡنَا لَنَذۡهَبَنَّ بِٱلَّذِيٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِهِۦ عَلَيۡنَا وَكِيلًا

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, dilesek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, eğer isteseydik sana vahyettiğimizin tamamını giderirdik (senin hafızandan silerdik) ve onun sana tekrar verilmesi için (bize hesap soracak) bir kimse de bulamazdın.

Mehmet Türk

Eğer dilersek sana vahiyle verdiğimiz bilgileri de ortadan kaldırırız. Sonra da sen Bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.

17:87

إِلَّا رَحۡمَةࣰ مِّن رَّبِّكَۚ إِنَّ فَضۡلَهُۥ كَانَ عَلَيۡكَ كَبِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Ancak Rabbinin rahmeti sayesinde vahiy kesilmedi. Çünkü O'nun sana büyük lütfu vardır.

Cemal Külünkoğlu

Ancak Rabbinden bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O’nun sana olan lütfu ve ihsanı büyüktür.

Mehmet Türk

(Vahyin senden alınmaması) ancak Rabbinden bir rahmet iledir. Şüphesiz Onun sana olan lütfu pek büyüktür.

17:88

قُل لَّئِنِ ٱجۡتَمَعَتِ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَىٰٓ أَن يَأۡتُواْ بِمِثۡلِ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ لَا يَأۡتُونَ بِمِثۡلِهِۦ وَلَوۡ كَانَ بَعۡضُهُمۡ لِبَعۡضࣲ ظَهِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Andolsun, bu Kur'ân'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, benzerini getiremezler.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Andolsun ki, görünen ve görünmeyen bütün iradeli varlıklar bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Kâfirlere): “Eğer bütün insan ve cin (toplulukları), birbirlerine destek vererek bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar bile onun bir benzerini asla meydana getiremezler” de.

17:89

وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَا لِلنَّاسِ فِي هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ مِن كُلِّ مَثَلࣲ فَأَبَىٰٓ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Muhakkak ki biz, bu Kur'ân'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan vazgeçmedi.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkârda direttiler.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz, bu Kur’an’da insanlara her çeşit misali türlü biçimlerde açıkladık ama insanların pek çoğu inkârda ısrar ettiler.

17:90

وَقَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفۡجُرَ لَنَا مِنَ ٱلۡأَرۡضِ يَنۢبُوعًا

Bayraktar Bayraklı

Onlar, “Sen” dediler, “Bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.”

Cemal Külünkoğlu

Dediler ki: “Sen, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.”

Mehmet Türk

Ve “bize yerden bir pınar fışkırtıncaya kadar sana asla inanmayacağız.” dediler.

17:91

أَوۡ تَكُونَ لَكَ جَنَّةࣱ مِّن نَّخِيلࣲ وَعِنَبࣲ فَتُفَجِّرَ ٱلۡأَنۡهَٰرَ خِلَٰلَهَا تَفۡجِيرًا

Bayraktar Bayraklı

“Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.”

Cemal Külünkoğlu

“Ya da sana ait hurmalıkların ve üzüm bağların olmalı ve bunların arasından ırmaklar akıtmalısın.”

Mehmet Türk

(Devamla): “Yahut senin hurmalıkların ve bağların olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın.”

17:92

أَوۡ تُسۡقِطَ ٱلسَّمَآءَ كَمَا زَعَمۡتَ عَلَيۡنَا كِسَفًا أَوۡ تَأۡتِيَ بِٱللَّهِ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ قَبِيلًا

Bayraktar Bayraklı

“Yahut, iddia ettiğin gibi üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah'ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin.”

Cemal Külünkoğlu

“Veya iddia ettiğin gibi göğü parçalara ayırıp başımıza düşürmelisin ya da Allah’ı ve melekleri kefil (olarak karşımıza) çıkarmalısın.”

Mehmet Türk

“Veya iddiâ ettiğin gibi, göğü tepemize parça parça düşürmeli ya da Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmelisin.”

17:93

أَوۡ يَكُونَ لَكَ بَيۡتࣱ مِّن زُخۡرُفٍ أَوۡ تَرۡقَىٰ فِي ٱلسَّمَآءِ وَلَن نُّؤۡمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتَّىٰ تُنَزِّلَ عَلَيۡنَا كِتَٰبࣰ ا نَّقۡرَؤُهُۥۗ قُلۡ سُبۡحَانَ رَبِّي هَلۡ كُنتُ إِلَّا بَشَرࣰ ا رَّسُولࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

“Ya da altından bir evin olmalı veya göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece göğe çıktığına da asla inanmayız.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir peygamberim.”

Cemal Külünkoğlu

“Yahut altından bir köşkün olmalı veya göğe çıkmalısın. Ancak (gökten) okuyacağımız bir kitabı bize indirmedikçe senin göğe çıktığına asla inanmayız!” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece Resul olan bir beşerden başka ne olabilirim ki?”

Mehmet Türk

“Yahut senin altından bir evin olmalı veya göğe yükselmelisin. (Oradan) bize okuyabileceğimiz bir kitap indirmedikçe, senin göğe yükselişine de asla inanmayacağız.” dediler. (Sen de onlara): “Rabbimi tenzih ederim, (size göre yoksa) ben, beşer olan bir elçiden başka bir şey miyim?” de.

17:94

وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤۡمِنُوٓاْ إِذۡ جَآءَهُمُ ٱلۡهُدَىٰٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ أَبَعَثَ ٱللَّهُ بَشَرࣰ ا رَّسُولࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf, “Allah, peygamber olarak bir beşer mi gönderdi?” demeleri engellemiştir.

Cemal Külünkoğlu

İnsanlara doğru yol rehberi (olan Kur’an) geldikten sonra ona inanmamalarının tek gerekçesi, onların: “Allah bir insanı mı peygamber olarak gönderdi?” demeleri olmuştur.

Mehmet Türk

Kendilerine hak yol kılavuzu geldiği zaman, insanları ona inanmaktan alıkoyan tek şey, onların: “Allah bir insanı mı Peygamber olarak gönderdi?” demeleridir.

17:95

قُل لَّوۡ كَانَ فِي ٱلۡأَرۡضِ مَلَٰٓئِكَةࣱ يَمۡشُونَ مُطۡمَئِنِّينَ لَنَزَّلۡنَا عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَلَكࣰ ا رَّسُولࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Şunu söyle: “Eğer yeryüzünde yerleşmiş, gezip dolaşanlar melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Eğer yeryüzünde, yurt tutup dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “Eğer yeryüzüne yerleşip dolaşanlar (insan değil de) melekler olsaydı, Biz de onlara gökten elçi olarak elbette melek gönderirdik.” de.

17:96

قُلۡ كَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدَۢا بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرَۢا بَصِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Benimle sizin aranızda gerçek şâhit olarak Allah yeterlidir. Zira O, kullarını bilip görmektedir.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarından hakkıyla haberdardır, onları hakkıyla görendir.”

Mehmet Türk

“Benimle sizin aranızda şâhit olarak Allah yeter. Şüphesiz O kullarından hakkıyla haberdardır, eksiksiz görendir.” de.

17:97

وَمَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلۡمُهۡتَدِۖ وَمَن يُضۡلِلۡ فَلَن تَجِدَ لَهُمۡ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِهِۦۖ وَنَحۡشُرُهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمۡ عُمۡيࣰ ا وَبُكۡمࣰ ا وَصُمࣰّ اۖ مَّأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ كُلَّمَا خَبَتۡ زِدۡنَٰهُمۡ سَعِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Allah kimi doğru yola iletirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de şaşırtırsa, artık onlara Allah'tan başka dost bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşr ederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer, ateşi sönmeye yüz tutunca onun alevini arttıracağımız cehennemdir.

Cemal Külünkoğlu

Allah (niyet ve eylemlerine göre) kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de (yaptıkları yüzünden) sapıklıkta bırakırsa, böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü dirilteceğiz. (Onların) varacakları yer cehennemdir. Onun ateşi dindikçe, onlar için çılgın ateşi canlandıracağız.

Mehmet Türk

Allah kime yol gösterirse işte o, hak yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa artık onlara Allah’tan başka (koruyucu) dostlar bulamazsın. Ve Biz o (kâfirleri) kıyamet günü yüzleri üstü sürünerek, kör, dilsiz ve sağır oldukları halde, bir araya toplayacağız. Onların barınma yerleri ise ateşi sönmeye yüz tuttuğu an alevini (sürekli) artıracağımız cehennemdir.

17:98

ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُم بِأَنَّهُمۡ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالُوٓاْ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمࣰ ا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ خَلۡقࣰ ا جَدِيدًا

Bayraktar Bayraklı

İşte onların bu cezası, âyetlerimizi inkâr etmiş olmalarından ve “Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman da mı, yeniden yaratılarak dirileceğiz?” demelerindendir.

Cemal Külünkoğlu

İşte onların cezaları budur. Çünkü ayetlerimizi yalanladılar ve: “Biz kemik ve toz haline dönüştükten sonra diriltilerek yaratılışın yeni bir aşamasına mı geçeceğiz?” dediler.

Mehmet Türk

Şüphesiz bu, onların âyetlerimizi inkâr etmelerinin ve: “Biz kemik haline geldikten ve toprak olup ufalandıktan sonra diriltilerek yaradılışın yeni bir aşamasına mı geçeceğiz?” demelerinin cezâsıdır.

17:99

۞أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۡ وَجَعَلَ لَهُمۡ أَجَلࣰ ا لَّا رَيۡبَ فِيهِ فَأَبَى ٱلظَّٰلِمُونَ إِلَّا كُفُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Düşünmezler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'ın, kendilerinin benzerini de yaratmaya gücü yeter. Allah onlara şüphe götürmeyen bir süre belirledi. Öyleyken, haksızlık yapanlar inkârcılıktan vazgeçmezler.

Cemal Külünkoğlu

Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın onları kendi sûretleri (eşkâlleri) üzere yeniden yaratacak güce sahip olduğunu ve onları yeniden diriltmek için bir gün sona ereceğinde kuşku bulunmayan bir süre koyduğunu kavrayamıyorlar mı? Ama zalimler inkârcılıktan başkasını kabullenmez.

Mehmet Türk

(O kâfirler) gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, kendilerinin benzerini yaratmaya gücünün yeteceğini ve onlara şüphe götürmeyen bir süre (ecel) tayin ettiğini bilmiyorlar mı? Buna rağmen zâlimler (hâlâ) kâfirlikte direnip duruyorlar.

17:100

قُل لَّوۡ أَنتُمۡ تَمۡلِكُونَ خَزَآئِنَ رَحۡمَةِ رَبِّيٓ إِذࣰ ا لَّأَمۡسَكۡتُمۡ خَشۡيَةَ ٱلۡإِنفَاقِۚ وَكَانَ ٱلۡإِنسَٰنُ قَتُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Aslında insan pek cimridir.”

Cemal Külünkoğlu

Onlara de ki: “Rabbimin rahmet hazineleri sizin elinizde olsaydı, bu hazineler tükenir kaygısı ile kesinlikle cimrilik eder (kimseye bir şey vermez)diniz. Zaten insan son derece cimridir.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız o zaman da tükenir korkusuyla (kimseye bir şey) vermezdiniz.” de. Doğrusu insan çok cimridir.

17:101

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ تِسۡعَ ءَايَٰتِۭ بَيِّنَٰتࣲۖ فَسۡـَٔلۡ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ إِذۡ جَآءَهُمۡ فَقَالَ لَهُۥ فِرۡعَوۡنُ إِنِّي لَأَظُنُّكَ يَٰمُوسَىٰ مَسۡحُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, Mûsâ'ya apaçık dokuz mu‘cize verdik. İsrâiloğullarına sor! Kendilerine Mûsâ geldiği zaman, Firavun, “Ey Mûsâ! Ben, seni büyülenmiş sanıyorum” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun, biz Musa’ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Musa onlara gelmiş ve Firavun da ona: “Ben senin kesinlikle büyülendiğini biliyorum ey Musa!” demişti.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz Mûsa’ya apaçık dokuz mûcize vermiştik. (Ey Muhammed! Onlara bir de Mûsa) İsrâil oğullarına (tebliğe) geldiğinde, Firavun’un ona: “Ey Mûsa! Gerçekten ben senin büyülendiğini zannediyorum.” dediğini sor.

17:102

قَالَ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَآ أَنزَلَ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ بَصَآئِرَ وَإِنِّي لَأَظُنُّكَ يَٰفِرۡعَوۡنُ مَثۡبُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ da, “Andolsun, göklerin ve yerin Rabbinin göz açıcı belgeleri olarak bunları indirdiğini biliyorsundur. Doğrusu, Ey Firavun! Senin yok olacağını sanıyorum” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Musa Firavuna dedi ki:) “Bu mucizelerin, göklerin ve yerin Rabbi tarafından gönderildiğini kesin olarak biliyorsun. Ey Firavun! Ben de senin kesinlikle bütünüyle ziyan içinde olduğunu biliyorum!”.

Mehmet Türk

(Mûsa da ona): “Yemin olsun ki bu (mûcizeleri,) göklerin ve yerin Rabbinin açık belgeler olarak indirdiğini sen de biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu ben (de) senin aklının kıt olduğu kanaatindeyim.” dedi.

17:103

فَأَرَادَ أَن يَسۡتَفِزَّهُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ فَأَغۡرَقۡنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ جَمِيعࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Firavun onları ülkeden çıkarmak istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk.

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine (Firavun) onları yurtlarından sürmek istedi, biz de onu yanındakiler ile birlikte (yaptıkları yüzünden) denizde boğduk.

Mehmet Türk

(Bunun üzerine Firavun) onları o yerden sürüp çıkarmak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri toptan (denizde) boğuverdik.

17:104

وَقُلۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِۦ لِبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱسۡكُنُواْ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ ٱلۡأٓخِرَةِ جِئۡنَا بِكُمۡ لَفِيفࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Bundan sonra İsrâiloğulları'na, “Bu yerde siz oturunuz! Âhiret vaadi gerçekleşince, hepinizi karmakarışık bir topluluk olarak getiririz” dedik.

Cemal Külünkoğlu

Arkasından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun, ahiret günü gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.”

Mehmet Türk

Ve ondan sonra da İsrâil oğullarına: “O yerde oturun, kıyamet (günü) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.” dedik.

17:105

وَبِٱلۡحَقِّ أَنزَلۡنَٰهُ وَبِٱلۡحَقِّ نَزَلَۗ وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ إِلَّا مُبَشِّرࣰ ا وَنَذِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Biz Kur'ân'ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi. Seni yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

Cemal Külünkoğlu

Biz, Kur’an’ı, hakça bir düzeni gerçekleştirmek için indirdik. O da bütün hakikatleri ihtiva ederek (ihtiyaçlara cevap verecek şekilde) muhatabına ulaştı. Seni de (bu Kur’an ile) ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

Mehmet Türk

Biz o (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da (sana) hak olarak ulaştı. Seni de sadece bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

17:106

وَقُرۡءَانࣰ ا فَرَقۡنَٰهُ لِتَقۡرَأَهُۥ عَلَى ٱلنَّاسِ عَلَىٰ مُكۡثࣲ وَنَزَّلۡنَٰهُ تَنزِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Biz onu Kur'ân olarak, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm ayırdık ve peyderpey indirdik.

Cemal Külünkoğlu

Kur’an’ı insanlara sindire sindire (ağır ağır) okuyasın diye bölümlere ayırdık ve (gerektikçe) bölüm bölüm indirdik.

Mehmet Türk

Biz O Kur’an’ı, insanlara sindire sindire okuyasın diye (bölümlere) ayırdık ve parça parça indirdik.

17:107

قُلۡ ءَامِنُواْ بِهِۦٓ أَوۡ لَا تُؤۡمِنُوٓاْۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ مِن قَبۡلِهِۦٓ إِذَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ يَخِرُّونَۤ لِلۡأَذۡقَانِۤ سُجَّدࣰ اۤ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Kur'ân'a ister inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilenlere okunduğunda, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Ona ister inanın ister inanmayın (bu tutumunuz, Kur’an’ın hak kitap olduğunu değiştirmez). Şu bir gerçektir ki (bu Kur’an’ı tanımadan) daha önce kendilerine ilim verilmiş olan (dürüst ve erdemli Yahudi ve Hıristiyan)lara Kur’an (ayetleri) okunduğu zaman derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Kâfirlere): “(Siz) o (Kur’an)’a ister inanın, ister inanmayın. O, bundan önce kendilerine (vahiy) bilgisi verilenlere okunduğunda onlar, yüzleri üstü secdeye kapanırlar.” de.

17:108

وَيَقُولُونَ سُبۡحَٰنَ رَبِّنَآ إِن كَانَ وَعۡدُ رَبِّنَا لَمَفۡعُولࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Derler ki: “Rabbimizi noksan sıfatlardan uzak tutarız. Rabbimizin vaadi mutlaka yerine getirilir.”

Cemal Külünkoğlu

Ve derler ki, “Rabbimizin şanı yücedir, O’nun verdiği söz (elçinin gelmesi ve Kur’an’ın inmesi) kesinlikle gerçekleşmiştir.”

Mehmet Türk

Ve onlar: “Bizim Rabbimiz ne ka dar da yücedir. Gerçekten Rabbimizin va’di kesinlikle gerçekleşmiş bulunuyor.” derler.

17:109

وَيَخِرُّونَ لِلۡأَذۡقَانِ يَبۡكُونَ وَيَزِيدُهُمۡ خُشُوعࣰ ا۩

Bayraktar Bayraklı

Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Kur'ân onların saygısını arttırır.

Cemal Külünkoğlu

İşte (böyle) ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar ve (Kur’an okuyarak Allah’tan yana gösterdikleri bilinç ve duyarlılık) onların saygı ve sakınmasını artırır.

Mehmet Türk

Ağlayarak yüzleri üstü (secde ye) kapanırlar ve (Kur’an da) onların gönüllerindeki saygıyı artırır.

17:110

قُلِ ٱدۡعُواْ ٱللَّهَ أَوِ ٱدۡعُواْ ٱلرَّحۡمَٰنَۖ أَيࣰّ ا مَّا تَدۡعُواْ فَلَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ وَلَا تَجۡهَرۡ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتۡ بِهَا وَٱبۡتَغِ بَيۡنَ ذَٰلِكَ سَبِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

De ki: “İster Allah deyiniz, ister Rahmân deyiniz! Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler, O'na aittir. Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut!”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “(Rabbinize) ister ’Allah’ diye dua edin, ister ’Rahman’ diye yalvarın. Hangisiyle dua ederseniz edin (yeter ki dualarınıza birilerini karıştırmayın), nihayet (O birdir ve) en güzel isimler/sıfatlar O’nundur.” Duanda sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi arasında bir yol tut.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “(İster) Allah diye duâ edin, (ister) Rahman diye duâ edin. Hangisi ile çağırırsanız (çağırın) sonunda en güzel isimler Onundur.” de. (Sen de) namaz kılarken sesini çok yükseltme, gizli de okuma, bu ikisi arasında bir yol tut.

17:111

وَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي لَمۡ يَتَّخِذۡ وَلَدࣰ ا وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكࣱ فِي ٱلۡمُلۡكِ وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ وَلِيࣱّ مِّنَ ٱلذُّلِّۖ وَكَبِّرۡهُ تَكۡبِيرَۢا

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Övgü, çocuk edinmemiş olan, egemenliğinde ortağı bulunmayan, âcizlikten kurtaracak bir yardımcıya ihtiyacı olmayan Allah'a aittir. O'nu gereği gibi yücelt!”

Cemal Külünkoğlu

Ve de ki: “Bütün övgüler, çocuk edinmeyen, egemenliğinde ortağı bulunmayan, acizlikten ötürü herhangi bir yardıma, yardımcıya ihtiyaç duymayan Allah’a mahsustur.” İşte, O’nu (hep böyle) yücelterek an!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!): “Hamd, çocuk edinmeyen, hükümranlığında ortağı bulun-mayan, düşkün olmayıp yardımcıya da ihtiyaç duymayan Allah’a mahsustur.” de ve Onu noksanlıklardan yücelt de yücelt.