İçeriğe atla
Untold Serenity

27. An-Naml

The Ant · Mekkî · 93 âyet · Nüzul sırası 48

النمل

The Surah takes its name from the phrase wad-in-naml which occurs in verse 18, implying that it is a Surah in which the story of An-Naml (the Ant) has been related.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

27:1

طسٓۚ تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡقُرۡءَانِ وَكِتَابࣲ مُّبِينٍ

Bayraktar Bayraklı

Tâ, sîn. Bunlar, Kur'ân'ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.

Cemal Külünkoğlu

Ta, sin. Bu (okuna)nlar Kur’an’ın ve (hakikatleri) apaçık (bildiren) Kitab’ın ayetleridir.

Mehmet Türk

Tâ. Sîn. (Ey Muhammed!) İşte bunlar sana, Kur’an’ın ve (hakkı bâtıldan) ayırt edici kitabın âyetleridir.

27:2

هُدࣰ ى وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

İnananlara rehber ve müjdedir.

Cemal Külünkoğlu

(O kitap) inananlar için bir yol gösterici ve bir müjdedir;

Mehmet Türk

Îman edenlere hak yolu göstermek ve (cenneti) müjdelemek için (indirilmiştir.)

27:3

ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ يُوقِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar ki namazı kılarlar, zekâtı verirler ve âhirete de kesin olarak inanırlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar ki, namazı özenerek ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete gönülden inanırlar.

Mehmet Türk

O (Mü’minler) âhirete gönülden inanarak namazı dosdoğru ve devamlı kılar ve zekâtı verirler.

27:4

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمۡ أَعۡمَٰلَهُمۡ فَهُمۡ يَعۡمَهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Âhirete inanmayanların amellerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.

Cemal Külünkoğlu

Gerçek şu ki; ahirete inanmayanların (kötü) amellerini biz, (yaptıkları yüzünden) kendilerine süslü püslü gösterdik. Bu yüzden onlar kalpleri körelmiş olarak şaşkınlık içinde bocalar dururlar.

Mehmet Türk

Şüphesiz Biz, âhirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar bu yüzden, bocalayıp duruyorlar.

27:5

أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَهُمۡ سُوٓءُ ٱلۡعَذَابِ وَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ هُمُ ٱلۡأَخۡسَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte bunlar, azabı en ağır olanlardır; âhirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.

Cemal Külünkoğlu

Onlara çetin bir azap vardır. Ahirette en çok ziyana uğrayanlar yine onlar olacaktır.

Mehmet Türk

İşte bunlar, azabın en kötüsüne lâyık kimselerdir ve âhirette en çok rezil olacaklar da onlardır.

27:6

وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى ٱلۡقُرۡءَانَ مِن لَّدُنۡ حَكِيمٍ عَلِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

“Ey Muhammed! Bu Kur'ân sana, bilge ve bilgin olan Allah tarafından verilmektedir.”

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz ki bu Kur’an sana, hüküm ve hikmet sahibi, (her şeyi) hakkıyla bilen Allah tarafından ulaştırılmaktadır.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Şüphesiz bu (Kur’an) sana, hüküm (ve hikmet) sahibi olan, her şeyi bilen (Allah) tarafından verilmektedir.

27:7

إِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِأَهۡلِهِۦٓ إِنِّيٓ ءَانَسۡتُ نَارࣰ ا سَـَٔاتِيكُم مِّنۡهَا بِخَبَرٍ أَوۡ ءَاتِيكُم بِشِهَابࣲ قَبَسࣲ لَّعَلَّكُمۡ تَصۡطَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hani Mûsâ, ailesine şöyle demişti: “Gerçekten ben, bir ateş gördüm. Gidip size ondan bir haber getireceğim, yahut bir ateş parçası getireceğim, umarım ki ısınırsınız.”

Cemal Külünkoğlu

Hani bir zamanlar Musa ailesine: “Bakın, gözüme ateş türü ışık gibi bir şey ilişti; belki ondan size bir haber veya bir ateş koru getiririm de ısınırsınız” demişti.

Mehmet Türk

(Bir zamanlar) Mûsa, ailesine: “Gerçekten ben bir ateş gördüm. (Gidip) size oradan ya bir haber getireceğim ya da ısınabileceğiniz bir kor parçası getireceğim.” demişti.

27:8

فَلَمَّا جَآءَهَا نُودِيَ أَنۢ بُورِكَ مَن فِي ٱلنَّارِ وَمَنۡ حَوۡلَهَا وَسُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: “Ateşteki kimse de, ateşin çevresindekiler de kutsal kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah, bütün noksanlıklardan uzaktır.”

Cemal Külünkoğlu

(Musa) oraya vardığında şöyle bir ses duydu: “Gerek ateşin yanındakiler ve gerekse çevresinde bulunanlar bereketli kılınmıştır. Tüm varlıkların Rabbi olan Allah her türlü noksanlıklardan uzaktır.”

Mehmet Türk

(Mûsa) oraya varınca: “(Ey Mûsa!) Bu ateşin yanında bulunan (sen) ve çevresindekiler mübârek kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şânı çok yücedir.” diye seslenildi.

27:9

يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّهُۥٓ أَنَا ٱللَّهُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ

Bayraktar Bayraklı

“Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben güçlü ve bilge olan Allah'ım.”

Cemal Külünkoğlu

“Ey Musa! Kesin olarak bil ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ey Mûsa! Gerçekten, çok güçlü, hüküm (ve hikmet) sahibi olan Allah, Benim Ben!”

27:10

وَأَلۡقِ عَصَاكَۚ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهۡتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنࣱّ وَلَّىٰ مُدۡبِرࣰ ا وَلَمۡ يُعَقِّبۡۚ يَٰمُوسَىٰ لَا تَخَفۡ إِنِّي لَا يَخَافُ لَدَيَّ ٱلۡمُرۡسَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Asânı at!” Mûsâ onu yılan gibi deprenir görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. “Ey Mûsâ! Korkma! Çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz.”

Cemal Külünkoğlu

“Değneğini at.” (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle buyurdu:) “Ey Musa, korkma! Benim katımda resuller korkmazlar.”

Mehmet Türk

“Âsânı yere at!” (diye seslenildi.) Mûsa, (âsâyı atıp) onun yılan gibi hareket ettiğini görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Allah da ona): “Ey Mûsa! Korkma; (onu o hale getiren) Benim. (Sonra, Benim) huzurumda Peygamberler asla (hiçbir şeyden) korkmaz.” (dedi.)

27:11

إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسۡنَۢا بَعۡدَ سُوٓءࣲ فَإِنِّي غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Ancak, kim zulmeder, sonra işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben çok bağışlayıcıyım; çok merhamet sahibiyim.”

Cemal Külünkoğlu

“Kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayanım, çok merhamet edenim.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ancak zâlimler bunun dışındadır. Ama sonra, işlediği kötülüğün yerine iyilik yaparak (tevbe eder)se şunu iyi bilsin ki Ben çok bağışlayıcıyım, pek merhamet sahibiyim.”

27:12

وَأَدۡخِلۡ يَدَكَ فِي جَيۡبِكَ تَخۡرُجۡ بَيۡضَآءَ مِنۡ غَيۡرِ سُوٓءࣲۖ فِي تِسۡعِ ءَايَٰتٍ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَقَوۡمِهِۦٓۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمࣰ ا فَٰسِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Elini koynuna sok da kusursuz, bembeyaz çıksın. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine git! Çünkü onlar artık yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır.”

Cemal Külünkoğlu

(Ve şimdi de) elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz (parıl parıl) çıksın. (Bu da) Firavun ve onun kavmine (göstereceğin) dokuz mucize içindedir. Çünkü onlar gerçekten yoldan çıkmış bir toplumdur!”

Mehmet Türk

“(Ey Mûsa!) Firavun’a ve kavmine (göstereceğin) dokuz mûcizeden (biri) olmak üzere; elini koynuna sok da kusursuz bir şekilde, bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar hak yoldan çıkan bir toplumdur.” (dedi.)

27:13

فَلَمَّا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَٰتُنَا مُبۡصِرَةࣰ قَالُواْ هَٰذَا سِحۡرࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.

Cemal Külünkoğlu

Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.

Mehmet Türk

Mûcizelerimiz onlara bütün açıklığıyla gelince: “Bu, apaçık bir büyüdür.” dediler.

27:14

وَجَحَدُواْ بِهَا وَٱسۡتَيۡقَنَتۡهَآ أَنفُسُهُمۡ ظُلۡمࣰ ا وَعُلُوࣰّ اۚ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُفۡسِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Kendileri de mucizelerimize kesin olarak inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden dolayı, onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Cemal Külünkoğlu

Ve vicdanları bunların doğruluğuna kesin bir kanaat getirdiği halde sırf gerçeği çarpıtma ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inkâra saptılar. Ama bir bak ki o bozguncuların sonu nasıl oldu!

Mehmet Türk

Vicdanları kabul ettiği halde, sırf zulüm ve kibirlerinden dolayı onları inadına inkâr ettiler. (Ey Muhammed!) Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak.

27:15

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا دَاوُۥدَ وَسُلَيۡمَٰنَ عِلۡمࣰ اۖ وَقَالَا ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرࣲ مِّنۡ عِبَادِهِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz, Dâvûd'a da Süleyman'a da ilim verdik. Onlar şöyle dediler: “Bizi, mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun!”

Cemal Külünkoğlu

Andolsun! Biz Davud’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar da: “Bizi mü’min kullarından birçoğuna (bazı özelliklerle) farklı kılan Allah’a hamd olsun” dediler.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz, Dâvût’a ve Süleyman’a (da) bir ilim verdik. (Bunun üzerine) onlar: “Bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a, hamd olsun.” dediler.

27:16

وَوَرِثَ سُلَيۡمَٰنُ دَاوُۥدَۖ وَقَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ عُلِّمۡنَا مَنطِقَ ٱلطَّيۡرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَيۡءٍۖ إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَضۡلُ ٱلۡمُبِينُ

Bayraktar Bayraklı

Süleyman, Dâvûd'a mirasçı oldu ve şöyle dedi: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden biraz verildi. Şüphesiz bu apaçık bir lütuftur.”

Cemal Külünkoğlu

Süleyman, Davud’un yerine geçince dedi ki: “Ey insanlar! Bize kuşlarla anlaşma mantığı kavratıldı ve her şey bolca verildi, kuşku yok ki, bu apaçık bir lütuftur.”

Mehmet Türk

Süleyman, Dâvût’un yerine geçti ve: “Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi ve bize her şeyden (bolca) verildi. Kesinlikle bu, apaçık bir lütuftur.” dedi.

27:17

وَحُشِرَ لِسُلَيۡمَٰنَ جُنُودُهُۥ مِنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ وَٱلطَّيۡرِ فَهُمۡ يُوزَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular, Süleyman'ın huzurunda bir araya getirildi. Onlar, düzenli bir biçimde sevk ediliyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

Ve Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları onun önünde toplandı ve hep birlikte saflar halinde yürüyüşe geçtiler.

Mehmet Türk

(Allah tarafından) Süleyman’a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan ve harp nizamında yürüyen ordular toplandı.

27:18

حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَوۡاْ عَلَىٰ وَادِ ٱلنَّمۡلِ قَالَتۡ نَمۡلَةࣱ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّمۡلُ ٱدۡخُلُواْ مَسَٰكِنَكُمۡ لَا يَحۡطِمَنَّكُمۡ سُلَيۡمَٰنُ وَجُنُودُهُۥ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca şöyle seslendi: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza giriniz ki Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler.”

Cemal Külünkoğlu

Nihayet karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde, (dişi) bir karınca: “Ey karıncalar! Hemen yuvalarınıza girin ki Süleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi ezip geçmesin!” diye bağırdı.

Mehmet Türk

(Sonunda) karıncalarla (dolu bir) vadiye geldikleri zaman, karıncalardan biri: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezip geçmesin!” dedi.

27:19

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكࣰ ا مِّن قَوۡلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوۡزِعۡنِيٓ أَنۡ أَشۡكُرَ نِعۡمَتَكَ ٱلَّتِيٓ أَنۡعَمۡتَ عَلَيَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَيَّ وَأَنۡ أَعۡمَلَ صَٰلِحࣰ ا تَرۡضَىٰهُ وَأَدۡخِلۡنِي بِرَحۡمَتِكَ فِي عِبَادِكَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Süleyman, karıncanın sözüne güldü ve şöyle dedi: “Rabbim! Bana ve ebeveynime lütfettiğin nimetine şükretmeme, hoşnut olacağın hayırlı ve barışçıl bir iş yapmama imkan ver ve rahmetinle beni iyilik ve barışı seven iyi kullarının arasına sok!”

Cemal Külünkoğlu

Süleyman, karıncanın sesini duyunca gülümseyerek dedi ki: “Ya Rabbi gerek bana ve gerekse ana babama bağışladığın nimetlere olanca gücümle şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi işler yapmamı nasip eyle! Rahmetinle beni iyi kullarının arasına kat!”

Mehmet Türk

(Süleyman) onun bu sözünden dolayı gülercesine tebessüm etti ve: “Ey Rabbim! Gerek bana, gerekse anne ve babama verdiğin nîmete şükretmemi ve beğeneceğin iyi işleri yapmamı bana nasip eyle ve beni rahmetinle inandığını yaşayan kulların arasına kat.” dedi.

27:20

وَتَفَقَّدَ ٱلطَّيۡرَ فَقَالَ مَالِيَ لَآ أَرَى ٱلۡهُدۡهُدَ أَمۡ كَانَ مِنَ ٱلۡغَآئِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Kuşları teftiş etti de dedi ki: “Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?”

Cemal Külünkoğlu

Süleyman, ordusunun kuşlardan oluşan birliğini denetlerken dedi ki: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?”

Mehmet Türk

(Süleyman) kuşları denetledi ve: “Ben hüdhüdü göremiyor muyum, yoksa o kayıplara mı karıştı?” dedi.

27:21

لَأُعَذِّبَنَّهُۥ عَذَابࣰ ا شَدِيدًا أَوۡ لَأَاْذۡبَحَنَّهُۥٓ أَوۡ لَيَأۡتِيَنِّي بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

“Ona acımasızca azap edeceğim, belki de onu boğazlayacağım; ya da bana mutlaka açık bir kanıt getirecek.”

Cemal Külünkoğlu

“Geçerli bir mazeret ortaya koymadığı takdirde, onu şiddetli bir şekilde cezalandıracağım yahut boynunu keseceğim.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “(Karşıma) inandırıcı bir mazeretle çıkmadığı takdirde onu ya şiddetli bir cezâya çarptıracağım ya da onun boynunu vuracağım!” (dedi.)

27:22

فَمَكَثَ غَيۡرَ بَعِيدࣲ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمۡ تُحِطۡ بِهِۦ وَجِئۡتُكَ مِن سَبَإِۭ بِنَبَإࣲ يَقِينٍ

Bayraktar Bayraklı

Az sonra Hüdhüd gelip şöyle dedi: “Senin fark edemediğin bir şeyi fark ettim ve sana Sebe'den doğru bir haber getirdim!”

Cemal Külünkoğlu

(Hüdhüd) çok geçmeden çıkageldi ve dedi ki: “Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim, sana Sebe’den çok önemli bir haber getirdim.”

Mehmet Türk

Çok geçmeden (hüdhüd) gelip:“Ben senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebe’den çok önemli bir haber getirdim.” dedi.

27:23

إِنِّي وَجَدتُّ ٱمۡرَأَةࣰ تَمۡلِكُهُمۡ وَأُوتِيَتۡ مِن كُلِّ شَيۡءࣲ وَلَهَا عَرۡشٌ عَظِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Sebe'lilere hükmeden bir kadın buldum. Kendisine her şeyden bir pay verilmiş, kocaman bir tahtı var.”

Cemal Külünkoğlu

“Ben, o yörenin halkını yöneten bir kadınla karşılaştım. Kendisine her şey bolca verilmiş, görkemli bir tahtı var.”

Mehmet Türk

“Gerçekten ben o (Sebe’lileri) yöneten, kendisine her türlü imkân verilmiş ve büyük bir de tahtı olan bir kadın buldum.”

27:24

وَجَدتُّهَا وَقَوۡمَهَا يَسۡجُدُونَ لِلشَّمۡسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَعۡمَٰلَهُمۡ فَصَدَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمۡ لَا يَهۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Onu ve toplumunu, Allah'ı bırakıp güneşe secde eder buldum. Şeytan onlara, yapıp ettiklerini süslü gösterip onları yoldan saptırmış. Artık doğruyu bulamazlar.”

Cemal Külünkoğlu

“Onu da halkını da Allah’ı bırakıp güneşe tapınırken gördüm. Anlaşılan, şeytan onlara bu yaptıklarını güzel gösterip kendilerini yoldan çıkarmış. Onlar da bu yüzden doğru yolu bulamıyorlar.”

Mehmet Türk

“Şeytanın, kendilerine yaptıklarını süslü göstererek (Allah’ın) yolundan alıkoyduğu için hak yolu bulamamaları sebebiyle onu ve kavmini, Allah’ı bırakıp güneşe secde eder bir halde buldum.”

27:25

أَلَّاۤ يَسۡجُدُواْۤ لِلَّهِ ٱلَّذِي يُخۡرِجُ ٱلۡخَبۡءَ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَيَعۡلَمُ مَا تُخۡفُونَ وَمَا تُعۡلِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Göklerde ve yerdeki sırrı açığa çıkaran, onların gizlediklerini de açıkladıklarını da bilen Allah'a secde etmemek gayretindeler.”

Cemal Külünkoğlu

“(Şeytanın amacı) onları, göklerde ve yerde gizli bulunan şeyleri meydana çıkaran, (nefislerinin) gerek saklı tuttukları ve gerekse açığa vurdukları tüm duygularını bilen Allah’a secde etmelerini engellemektir.”

Mehmet Türk

“(Şeytan bunu) göklerde ve yerde gizlenen her şeyi açığa çıkaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah’a secde etmesinler. (diye yapmış.)”.

27:26

ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ۩

Bayraktar Bayraklı

“O Allah ki, O'ndan başka tanrı yoktur. O büyük hükümranlık tahtının Rabbidir.”

Cemal Külünkoğlu

“O Allah ki, kendisinden başka hiçbir ilah yoktur, O en yüce hükümranlığın, arşın Rabbidir.”

Mehmet Türk

“(Hâlbuki) büyük Arş’ın Rabbi olan Allah’tan başka ilâh yoktur.” (dedi.)

27:27

۞قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقۡتَ أَمۡ كُنتَ مِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Süleyman şöyle dedi: “Doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz!”

Cemal Külünkoğlu

(Süleyman, Hüdhüd’e) şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz! (Derhal yazdığı mektubu Hüdhüd’e verip):”

Mehmet Türk

(Süleyman hüdhüd’e): “Göreceğiz bakalım, doğru mu söylüyorsun yoksa yalancının birisi misin?” dedi.

27:28

ٱذۡهَب بِّكِتَٰبِي هَٰذَا فَأَلۡقِهۡ إِلَيۡهِمۡ ثُمَّ تَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَٱنظُرۡ مَاذَا يَرۡجِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Şu yazımı götürüp onlara at! Sonra onlardan uzaklaş da bak bakalım, nasıl davranacaklar.”

Cemal Külünkoğlu

“Al bu mektubumu onlara götür; sonra bir kenara çekilip onları kendi hallerine bırak ve bak bakalım, (kendi aralarında ne konuşacaklar ve) nasıl bir sonuca varacaklar?”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Şu mektubumu götür, onlara ver. Sonra (bir kenara) çekil de ne sonuca varacaklarına bir bak.” (dedi.)

27:29

قَالَتۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ إِنِّيٓ أُلۡقِيَ إِلَيَّ كِتَٰبࣱ كَرِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Sebe' melikesi, “Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Hüdhüd ’ün götürdüğü mektubu alan Sebe kraliçesi) dedi ki; “Ey devletin ileri gelenleri, bana çok önemli bir mektup bırakıldı.”

Mehmet Türk

(Melike, mektubu alınca): “Ey ileri gelenler! Bana, çok önemli bir mektup gönderildi” dedi.

27:30

إِنَّهُۥ مِن سُلَيۡمَٰنَ وَإِنَّهُۥ بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

“Mektup Süleyman'dandır, rahmet ve merhametin kaynağı olan Allah'ın adıyla başlamaktadır.”

Cemal Külünkoğlu

Mektup, Süleyman’dan geliyor ve Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adı ile başlıyor.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Mektup (hem) Süleyman’dan (geliyor hem de) Rahman, Rahîm Allah’ın adıyla (başlıyor).”

27:31

أَلَّا تَعۡلُواْ عَلَيَّ وَأۡتُونِي مُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Sakın bana başkaldırmayın, teslim olarak gelin!”, diye yazmaktadır.”

Cemal Külünkoğlu

İçinde “Bana karşı büyüklük taslamayınız, boyun eğerek huzuruma geliniz.” diye yazıyor.

Mehmet Türk

“(Ve devamında) bana karşı büyüklük taslamayın, (kendi isteğinizle) boyun eğerek bana gelin, diyor.” (dedi.)

27:32

قَالَتۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ أَفۡتُونِي فِيٓ أَمۡرِي مَا كُنتُ قَاطِعَةً أَمۡرًا حَتَّىٰ تَشۡهَدُونِ

Bayraktar Bayraklı

Kraliçe dedi ki: “Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir veriniz; siz benim yanımda bulunmadıkça, bir iş hakkında kesin bir karar vermem.”

Cemal Külünkoğlu

“Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça (ve kararımı onaylamadıkça) hiçbir işe kesin olarak karar vermem (dedi).”

Mehmet Türk

(Sonra Melike): “Ey ileri gelenler! Bana bu işim hakkında bir fikir verin. Ben sizinle istişâre etmeden, herhangi bir işi kestirip atmam.” dedi.

27:33

قَالُواْ نَحۡنُ أُوْلُواْ قُوَّةࣲ وَأُوْلُواْ بَأۡسࣲ شَدِيدࣲ وَٱلۡأَمۡرُ إِلَيۡكِ فَٱنظُرِي مَاذَا تَأۡمُرِينَ

Bayraktar Bayraklı

İleri gelenler, “Biz güçlü, kuvvetli kimseleriz; zorlu savaş erbabıyız; buyruk ise senindir; artık ne buyuracağını sen düşün!” diye cevap verdiler.

Cemal Külünkoğlu

(Sebeliler) dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve zorlu savaşçılarız. Emir senindir (istersen Süleyman’ın ordusunun karşısına çıkar, savaşın hakkını veririz). Ama yine de emir senindir (düşün taşın ve kararını bize bildir)!”

Mehmet Türk

Onlar da; “Biz güçlü, kuvvetli, savaşçı kimseleriz karar ise sana aittir. Vereceğin emri de sen düşün.” dediler.

27:34

قَالَتۡ إِنَّ ٱلۡمُلُوكَ إِذَا دَخَلُواْ قَرۡيَةً أَفۡسَدُوهَا وَجَعَلُوٓاْ أَعِزَّةَ أَهۡلِهَآ أَذِلَّةࣰۚ وَكَذَٰلِكَ يَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

34,35. Melike, “Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi, orayı perişan ederler ve halkının ulularını alçaltırlar. Herhalde onlar da böyle yapacaklardır. Ben onlara, bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne ile dönecekler?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. İşte onlar böyle yaparlar!

Mehmet Türk

(Melike): “Krallar bir ülkeye girince, kesinlikle orayı perişan ederler ve halkının şereflilerini alçaltırlar. (Herhalde) onlar da böyle yaparlar.” dedi.

27:35

وَإِنِّي مُرۡسِلَةٌ إِلَيۡهِم بِهَدِيَّةࣲ فَنَاظِرَةُۢ بِمَ يَرۡجِعُ ٱلۡمُرۡسَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

34,35. Melike, “Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi, orayı perişan ederler ve halkının ulularını alçaltırlar. Herhalde onlar da böyle yapacaklardır. Ben onlara, bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne ile dönecekler?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Bu yüzden meseleyi barış yoluyla çözmek için) ben onlara bir hediye gönderip, elçilerinin getirecekleri cevabı bekleyeceğim!”

Mehmet Türk

(Devamla):“Ben (şimdi) onlara bir he-diye gönderecek ve elçilerin nasıl bir sonuçla döneceklerini bekleyeceğim.” dedi.

27:36

فَلَمَّا جَآءَ سُلَيۡمَٰنَ قَالَ أَتُمِدُّونَنِ بِمَالࣲ فَمَآ ءَاتَىٰنِۦَ ٱللَّهُ خَيۡرࣱ مِّمَّآ ءَاتَىٰكُمۚ بَلۡ أَنتُم بِهَدِيَّتِكُمۡ تَفۡرَحُونَ

Bayraktar Bayraklı

Elçiler hediyelerle Süleyman'a gelince, Süleyman şöyle dedi: “Siz bana mal ile yardım mı ediyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha değerlidir. Hediyenizle ben değil, siz sevinirsiniz.”

Cemal Külünkoğlu

(Kraliçenin elçisi hediyelerle) gelince Süleyman (ona) dedi ki: “Beni mal ile mi kandıracaksınız? (Şunu iyi bilin ki,) Allah’ın bana bağışladığı ayrıcalıklar size verdiği (gelip geçici dünyalık zenginli)klerden daha üstündür. Siz bu hediyenizle övünebilirsiniz?

Mehmet Türk

(Elçiler) Süleyman’a gelince (Süleyman onlara): “Siz beni bu mallarla, satın almak mı istiyorsunuz? (Hâlbuki) Allah’ın bana verdiği (Peygamberlik) size verdiği (mal)dan daha hayırlıdır. Bu hediyelerinizle (ancak) sizler sevinirsiniz.” dedi.

27:37

ٱرۡجِعۡ إِلَيۡهِمۡ فَلَنَأۡتِيَنَّهُم بِجُنُودࣲ لَّا قِبَلَ لَهُم بِهَا وَلَنُخۡرِجَنَّهُم مِّنۡهَآ أَذِلَّةࣰ وَهُمۡ صَٰغِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Hediyeyi onlara geri götür; onlara asla karşı koyamayacakları bir ordu ile gelir, onları oradan hor ve hakir olarak çıkarırım.”

Cemal Külünkoğlu

Sen (getirdiğin bu hediyeleri de al ve) onlara dön! (Ve onlara de ki; taşkınlıklarına devam ederlerse) Andolsun, Biz onların üzerlerine karşı koyamayacakları ordularla yürüyeceğiz ve hepsini aşağılık ve perişan bir hâlde oradan sürüp çıkaracağız!”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “(Ey elçiler!) Onlara (hediyelerinizle) geri gidin. Şunu iyi bilsinler ki onlara asla karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları rezil ve rüsva ederek oradan çıkarırız!” (dedi.)

27:38

قَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ أَيُّكُمۡ يَأۡتِينِي بِعَرۡشِهَا قَبۡلَ أَن يَأۡتُونِي مُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra Süleyman, danışmanlarına şöyle dedi: “Ey ileri gelenler! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?”

Cemal Külünkoğlu

Süleyman: “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun tahtını getirebilir?” dedi.

Mehmet Türk

(Sonra Süleyman yanındakilere): “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmuş (Müslüman)lar olarak gelmeden önce, hanginiz o (melikenin) tahtını bana getirebilir?” dedi.

27:39

قَالَ عِفۡرِيتࣱ مِّنَ ٱلۡجِنِّ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبۡلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَۖ وَإِنِّي عَلَيۡهِ لَقَوِيٌّ أَمِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Cinlerden bir ifrit, “Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Cinlerin elebaşlarından bir ifrit (kuvvetli bir cin): “Sen şu oturduğun yerden kalkmadan önce o tahtı sana getiririm. Hem bu işi başaracak gücüm var ve hem de bu konuda güvenilir bir kişiyim (bana inanabilirsin)” dedi.

Mehmet Türk

Cinlerden bilgiç birisi de: “Sen makamından kalkmadan, ben onu sana getiririm ve gerçekten bu konuda ben güvenilir bir güce sahibim.” dedi.

27:40

قَالَ ٱلَّذِي عِندَهُۥ عِلۡمࣱ مِّنَ ٱلۡكِتَٰبِ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبۡلَ أَن يَرۡتَدَّ إِلَيۡكَ طَرۡفُكَۚ فَلَمَّا رَءَاهُ مُسۡتَقِرًّا عِندَهُۥ قَالَ هَٰذَا مِن فَضۡلِ رَبِّي لِيَبۡلُوَنِيٓ ءَأَشۡكُرُ أَمۡ أَكۡفُرُۖ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشۡكُرُ لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيࣱّ كَرِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Kitaptan bir ilmi bulunan kimse, “Sen gözünü açıp kapamadan ben onu sana getirebilirim” dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşmiş görünce şöyle dedi: “Bu, Rabbimin lütfundandır. Kendisine şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim, diye beni denemek istiyor. Şükreden, kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, Rabbim hiçbir şeye muhtaç değildir, çok ikram sahibidir.”

Cemal Külünkoğlu

Kendisine vahiy ile bilgi verilen kimse (Süleyman, demek sen o tahtı ben yerimden kalkmadan bana getirebilirsin öyle mi?): “Gözünü açıp kapamadan o tahtı sana getireyim” dedi. (Süleyman daha sözünü bitirmeden) tahtı önünde kurulu bir biçimde görünce: “Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörce mi davranacağım diye beni sınavdan geçirmek isteyen Rabbimin bana yönelik bir lütfudur. Kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, yüce Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur ve bağışı karşılıksızdır” dedi.

Mehmet Türk

Yanında kitaptan bir ilim bulunan (Süleyman) da: “Sen gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm,” dedi. (Süleyman) o (tahtı) yanında durur vaziyette görünce: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (verdiği) bir lütuftur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edene gelince Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, O çok cömerttir.” dedi.

27:41

قَالَ نَكِّرُواْ لَهَا عَرۡشَهَا نَنظُرۡ أَتَهۡتَدِيٓ أَمۡ تَكُونُ مِنَ ٱلَّذِينَ لَا يَهۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Süleyman devamla dedi ki: “Onun tahtını tanınmaz hale getiriniz, bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayacak mı?”

Cemal Külünkoğlu

(Süleyman, yanındakilere dönerek:) “Tahtı kraliçenin tanımayacağı şekilde değiştirin! Bakalım doğru yolu bulacak mı? Yoksa doğru yolu bulamayan kimselerden mi olacak?” dedi.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Onun tahtını bilemeyeceği bir hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanıyamayacak mı?” dedi.

27:42

فَلَمَّا جَآءَتۡ قِيلَ أَهَٰكَذَا عَرۡشُكِۖ قَالَتۡ كَأَنَّهُۥ هُوَۚ وَأُوتِينَا ٱلۡعِلۡمَ مِن قَبۡلِهَا وَكُنَّا مُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Melike gelince, “Senin tahtın da böyle mi?” dendi. “Tıpkı o” dedi. “Zaten bize daha önce bilgi verilmişti ve biz teslim olmuştuk.”

Cemal Külünkoğlu

(Kraliçe) gelince kendisine: “Bu senin tahtın mıdır?” diye soruldu. O da dedi ki; “Sanki odur. Zaten bu mucizeden önce bize bilgi verilmişti ve biz senin çağrına boyun eğmeye hazırlanmıştık.”

Mehmet Türk

(Melike) gelince: “Senin tahtın da böyle miydi?” denildi. O da: “Sanki bu o! Zâten bize, o (taht mûcizesinden) önce (Süleyman hakkında) bilgi verilmiş ve biz de Müslüman olmuştuk.” dedi.

27:43

وَصَدَّهَا مَا كَانَت تَّعۡبُدُ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ إِنَّهَا كَانَتۡ مِن قَوۡمࣲ كَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Melikeyi Allah'tan başka taptığı şeyler tevhid inancından alıkoymuştu. Çünkü kendisi inkârcı bir kavimdendi.

Cemal Külünkoğlu

(Bundan önce) onu (Kraliçeyi) Allah’tan başka tapmakta olduğu şeyler (Müslüman olmaktan) alıkoymuştu. Çünkü o da inkârcı toplumun bir üyesiydi.

Mehmet Türk

Onu, Allah’tan başka taptığı şeyler (Müslüman olmaktan) alıkoymuştu. Çünkü o kâfir bir toplumdandı.

27:44

قِيلَ لَهَا ٱدۡخُلِي ٱلصَّرۡحَۖ فَلَمَّا رَأَتۡهُ حَسِبَتۡهُ لُجَّةࣰ وَكَشَفَتۡ عَن سَاقَيۡهَاۚ قَالَ إِنَّهُۥ صَرۡحࣱ مُّمَرَّدࣱ مِّن قَوَارِيرَۗ قَالَتۡ رَبِّ إِنِّي ظَلَمۡتُ نَفۡسِي وَأَسۡلَمۡتُ مَعَ سُلَيۡمَٰنَ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ona, “Köşke gir!” denildi. Melike köşkü görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. Süleyman, “O sırçadan cilalı, şeffaftır” dedi. Melike, “Rabbim, ben kendime zulmetmişim. Artık Süleyman ile beraber âlemlerin Rabbi Allah'a teslim oldum” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Ona: “köşke gir” denildi. Köşkü görünce onu(n zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona: “Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. Belkıs: “Ey Rabbim! (Senden başkasına kulluk etmekle) ben kendime zulmettim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum!” dedi.

Mehmet Türk

O (melikeye): “Köşke gir!” denildi. O, o (köşkü) görünce (zeminini) su zannetti ve (ıslanmaması için) eteğini yukarı çekti. (Bunun üzerine Süleyman): “(Eteğini indir) o, camdan yapılmış, şeffaf bir köşktür.” dedi. (Melike de): “Ey Rabbim! Ben gerçekten kendime zulmetmişim. Ben, Süleyman’la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.” dedi.

27:45

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَٰلِحًا أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ فَإِذَا هُمۡ فَرِيقَانِ يَخۡتَصِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Andolsun ki, Allah'a kulluk edin!” demesi için Semûd kavmine kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Hemen birbirleriyle çekişen iki zümre oluverdiler.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, biz, “Yalnız Allah’a kulluk edin (ve O’nun belirlediği ilkeler doğrultusunda hayatınızı düzenleyin!” desin) diye Semûd kavmine, soydaşları Salih’i resul olarak göndermiştik. Buna rağmen, onlar kısa sürede birbiriyle çekişen (inanan ve inanmayan) iki grup olmuşlar.

Mehmet Türk

Yemin olsun ki Biz, Semûd kavmine kardeşleri Salih’i: “(Sadece) Allah’a kulluk edin!” (demesi için) gönderdik. Bir de ne görsün birbirine düşman iki zümre oluverdiler.

27:46

قَالَ يَٰقَوۡمِ لِمَ تَسۡتَعۡجِلُونَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبۡلَ ٱلۡحَسَنَةِۖ لَوۡلَا تَسۡتَغۡفِرُونَ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sâlih dedi ki: “Ey kavmim! İyilik dururken niçin kötülüğe koşuyorsunuz? Allah'tan af dileseniz olmaz mı? Belki size merhamet edilir.”

Cemal Külünkoğlu

(Salih, onlara) dedi ki: “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!”

Mehmet Türk

(Salih): “Ey kavmim! İyilik dururken niçin kötülüğe koşuyorsunuz? Merhamet olunasınız diye Allah’tan af dileseniz olmaz mı?” dedi.

27:47

قَالُواْ ٱطَّيَّرۡنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَۚ قَالَ طَٰٓئِرُكُمۡ عِندَ ٱللَّهِۖ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمࣱ تُفۡتَنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şöyle dediler: “Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık.” Sâlih, “Size çöken uğursuzluğun sebebi Allah katındandır. Hayır, siz imtihana çekilen bir kavimsiniz” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar Ey Salih!) “Sen ve beraberindeki (mü’min)ler yüzünden uğursuzluğa uğradık.” dediler. (Sâlih ise:) “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah tarafından bilinmektedir. Aslında siz (başınıza gelenlerle) imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi.

Mehmet Türk

(Onlar da): “Biz, zâten sen ve seninle birlikte olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık.” dediler. (Salih onlara): “Size uğursuzluk (dediğiniz şeyler) Allah’tan gelmektedir. Doğrusu siz, imtihana çekilen bir topluluksunuz.” dedi.

27:48

وَكَانَ فِي ٱلۡمَدِينَةِ تِسۡعَةُ رَهۡطࣲ يُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا يُصۡلِحُونَ

Bayraktar Bayraklı

O şehirde dokuz çete vardı; bunlar ülkede bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

O şehirde (insanlar arasında) dokuz çete vardı ki, bunlar iyiliğe hiç yanaşmaz, ülkede bozgunculuk ve fesat çıkarıp dururlardı.

Mehmet Türk

O (Hicr) şehrinde, yeryüzünde bozgunculuk yapıp (asla) iyilik yapmayan dokuz kişilik bir çete vardı.

27:49

قَالُواْ تَقَاسَمُواْ بِٱللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُۥ وَأَهۡلَهُۥ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِۦ مَا شَهِدۡنَا مَهۡلِكَ أَهۡلِهِۦ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'a and içerek birbirlerine şöyle dediler: “Gece, ona ve ailesine baskın yapalım, sonra da velisine, ‘Biz ailesinin yok edilişi sırasında orada değildik. İnanın ki doğru söylüyoruz' diyelim.”

Cemal Külünkoğlu

Aralarında Allah adına yemin ederek (gizlice) şöyle dediler: “Ona (Salih’e) ve yakınlarına geceleyin baskın yapıp (öldürelim), sonra da (intikamını almak isteyen) akrabalarına: ’Biz onun ve yakınlarının öldürülmesine karışmadık. (Bu konuda bize inanın, zira) biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’ deriz.”

Mehmet Türk

Allah adına yemin ederek, birbirlerine: “Bir gece onu ve ailesini öldürelim, sonra da akrabalarına, ‘biz onun ailesinin öldürüldüğünde orada değildik, (inanın ki) doğru söylüyoruz,’ diyelim.” dediler.

27:50

وَمَكَرُواْ مَكۡرࣰ ا وَمَكَرۡنَا مَكۡرࣰ ا وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de, kendileri farkında olmadan onların planlarını alt üst ettik.

Cemal Külünkoğlu

Onlar (böyle) bir tuzak kurdular. Farkında değillerken biz de (kendilerini helak edecek) bir tuzak kurduk.

Mehmet Türk

Onlar bir tuzak kurdular. Biz de onlar farkında olmadan, (onlara) bir tuzak kurduk.

27:51

فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ مَكۡرِهِمۡ أَنَّا دَمَّرۡنَٰهُمۡ وَقَوۡمَهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bak, işte tuzaklarının sonucu nasıl oldu? Onları da kavimlerini de toptan helâk ettik.

Cemal Külünkoğlu

Ve sonra, bak onların kurduğu bütün tuzakların sonu ne oldu? Onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik (adaletimize tecelli ettirdik).

Mehmet Türk

Tuzaklarının sonunun nasıl olduğuna bir bak! Şüphesiz Biz onları da topluluklarını da tamamen helâk ettik.

27:52

فَتِلۡكَ بُيُوتُهُمۡ خَاوِيَةَۢ بِمَا ظَلَمُوٓاْۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰ لِّقَوۡمࣲ يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte, haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri! Anlayan bir kavim için elbette bunda bir ders vardır.

Cemal Külünkoğlu

İşte onların yaşadığı evler, işledikleri haksızlıklardan ötürü (şimdi) bomboş! Bu (olayda), ibret almak isteyen bir toplum için mutlaka bir ders vardır.

Mehmet Türk

İşte onların zâlimlikleri yüzünden çökmüş evleri! Anlayan bir toplum için elbette bunda bir ibret vardır.

27:53

وَأَنجَيۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

İman edip sakınanları ise kurtardık.

Cemal Külünkoğlu

(Öğretilerimize yürekten) inanan ve (inandıklarının gereklerini yerine getirerek) Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle hayatlarına devam eden erdemli kimseleri ise kurtardık.

Mehmet Türk

(O toplumdan) îman edip, Allah’tan hakkıyla sakınanları (helâk olmaktan) kurtardık.

27:54

وَلُوطًا إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَتَأۡتُونَ ٱلۡفَٰحِشَةَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Lût da kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre hâlâ o hayâsızlığı yapacak mısınız?”

Cemal Külünkoğlu

Lût’u da (Sodom halkına resul olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre, (insanın yapısına ve yaratılışına aykırı olan) o çirkin işi mi yapıyorsunuz?”

Mehmet Türk

Lût’u da (kendi toplumuna gönderdik.) O, toplumuna: “Siz göz göre göre hâlâ bu çirkin işi yapacak mısınız?” dedi.

27:55

أَئِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهۡوَةࣰ مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمࣱ تَجۡهَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Siz ille de kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşacak mısınız? Doğrusu siz, cehalet üreten bir toplumsunuz.”

Cemal Külünkoğlu

“Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz!”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Siz, kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere ilişmeye ısrarla devam edecek misiniz? Doğrusu siz beyinsiz bir toplumsunuz!” (dedi.)

27:56

۞فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ أَخۡرِجُوٓاْ ءَالَ لُوطࣲ مِّن قَرۡيَتِكُمۡۖ إِنَّهُمۡ أُنَاسࣱ يَتَطَهَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Toplumunun cevabı sadece, “Lût ailesini memleketinizden çıkarın; çünkü onlar, temizliği seven insanlardır” oldu.

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek olmuştu: “Lût’un ailesini (kendisiyle beraber inananları) memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar (bizden uzak durup) temiz kalmak isteyen insanlarmış (!)”

Mehmet Türk

(Bunun üzerine) toplumunun tek cevabı: “Lût ailesini memleketinizden çıkarın, çünkü onlar, sadece temizlik taslayan kimselerdir.“ demeleri oldu.

27:57

فَأَنجَيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ قَدَّرۡنَٰهَا مِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Karısı müstesna; çünkü onun, geride kalmasını gerekli bulduk.

Cemal Külünkoğlu

Biz de onu ve ehlini (kendisiyle beraber inananları) kurtardık, yalnız karısının geride kalarak azaba uğrayanlardan olmasını takdir ettik.

Mehmet Türk

Bunun üzerine Biz, geride (helâk olacaklar içerisinde) kalmasını uygun gördüğümüz karısı dışında, onu ve ailesini kurtardık.

27:58

وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرࣰ اۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Geride kalanların üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların bu yağmuru ne kötü idi!

Cemal Külünkoğlu

Onların üzerine (taş gibi) bir yağmur yağdırdık. Uyarıldığı halde yola gelmeyenler üzerine inen yağmur da ne kötüdür!

Mehmet Türk

Ve üzerlerine çok şiddetli bir (azap) yağmuru yağdırdık. Uyarılanların yağmuru gerçekten ne kötü bir yağmurdur!

27:59

قُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ وَسَلَٰمٌ عَلَىٰ عِبَادِهِ ٱلَّذِينَ ٱصۡطَفَىٰٓۗ ءَآللَّهُ خَيۡرٌ أَمَّا يُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Hamdolsun Allah'a, selâm olsun seçkin kıldığı kullarına! Allah mı daha üstün, yoksa O'na koştukları ortaklar mı?”

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) De ki: “Allah’a hamd olsun ve seçip beğendiği kullarına da selam olsun. Allah mı daha iyidir, yoksa onların Allah’a ortak koştukları şeyler mi?”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!): “Hamd olsun Allah’a ve selâm olsun seçkin kıldığı kullarına. Hayırlı (olan) Allah mı, yoksa (müşriklerin Ona) ortak koştukları mı?” de.

27:60

أَمَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَأَنۢبَتۡنَا بِهِۦ حَدَآئِقَ ذَاتَ بَهۡجَةࣲ مَّا كَانَ لَكُمۡ أَن تُنۢبِتُواْ شَجَرَهَآۗ أَءِلَٰهࣱ مَّعَ ٱللَّهِۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمࣱ يَعۡدِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar mı daha güçlü, yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indiren mi? O su ile, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirdik. Allah'tan başka bir tanrı mı var? Doğrusu onlar sapıklıkta devam eden bir güruhtur.

Cemal Külünkoğlu

(Allah’a ortak koştukları şeyler mi daha iyidir) yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indiren (Allah) mı? Biz o su sayesinde, bir tek ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmeyeceği alımlı bahçeler bitirdik. Allah’ın yanı sıra başka bir ilah mı var? Hayır, (böyle bir iddiada bulunan) onlar sapıklıkta devam eden bir toplumdur!

Mehmet Türk

O gökleri ve yeryüzünü yaratan ve size gökten su indiren (Allah’a) hiç (ortak koşulur) mu? Biz o suyla, bir ağacını bile yetiştiremeyeceğiniz güzelim bahçeleri yetiştirdik. Hiç Allah’la beraber bir ilâh olur mu? Doğrusu onlar sapkın bir toplumdur.

27:61

أَمَّن جَعَلَ ٱلۡأَرۡضَ قَرَارࣰ ا وَجَعَلَ خِلَٰلَهَآ أَنۡهَٰرࣰ ا وَجَعَلَ لَهَا رَوَٰسِيَ وَجَعَلَ بَيۡنَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ حَاجِزًاۗ أَءِلَٰهࣱ مَّعَ ٱللَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar mı daha güçlü, yoksa yeryüzünü oturmaya elverişli kılan ve aralarında nehirler akıtan, orada sabit dağlar yaratan, iki deniz arasında engel koyan mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var? Doğrusu onların çoğu bilmiyorlar.

Cemal Külünkoğlu

(Allah’a ortak koştukları şeyler mi daha iyidir) yoksa yeryüzünü dengeli bir yaşama alanı yapan, kara parçaları üzerinde nehirler akıtan, yeryüzünde köklü dağlar yükselten ve farklı yoğunluktaki iki deniz arasına set koyan (Allah) mı? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var? Hayır, onların çoğu (bu gerçekleri bilmedikleri için ne söylediklerini de) bilmiyorlar!

Mehmet Türk

Yeryüzünü oturmaya elverişli kılan, aralarından nehirler akıtan, orada sâbit dağlar yaratan, iki deniz arasına engel koyan (Allah’a,) hiç (ortak koşulur) mu? Hiç Allah’la beraber bir ilâh olur mu? Doğrusu onların çoğu bilmiyorlar.

27:62

أَمَّن يُجِيبُ ٱلۡمُضۡطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكۡشِفُ ٱلسُّوٓءَ وَيَجۡعَلُكُمۡ خُلَفَآءَ ٱلۡأَرۡضِۗ أَءِلَٰهࣱ مَّعَ ٱللَّهِۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar mı daha güçlü, yoksa darda kalana kendisine yalvardığı zaman karşılık veren ve sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri kılan mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var? Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz!

Cemal Külünkoğlu

(Allah’a ortak koştuklarınız şeyler mi daha iyidir) yoksa sıkıntıya düşene, kendisine yalvardığı takdirde cevap vererek sıkıntısını gideren ve sizi kuşaklar halinde yeryüzüne egemen kılan (Allah) mı? Allah’ın yanı sıra başka bir ilah mı var? Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

Mehmet Türk

Duâ ettiği zaman darda kalmışın duâsını kabul edip sıkıntısını gideren, sizi yeryüzünün halîfeleri kılan (Allah’a,) hiç (ortak koşulur) mu? Hiç Allah’la beraber bir ilâh olur mu? Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz!

27:63

أَمَّن يَهۡدِيكُمۡ فِي ظُلُمَٰتِ ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ وَمَن يُرۡسِلُ ٱلرِّيَٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَيۡ رَحۡمَتِهِۦٓۗ أَءِلَٰهࣱ مَّعَ ٱللَّهِۚ تَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar mı daha güçlü, yoksa karanın ve denizin karanlıkları içinde size yolu bulduran, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen mi? Allah'tan başka bir tanrı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından çok yücedir, uzaktır.

Cemal Külünkoğlu

(Allah’a ortak koştuklarınız şeyler mi daha iyidir) yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve (yağmur) rahmetinin önünden rüzgârları bir müjdeci olarak gönderen (Allah) mı? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var? Allah, onların ortak koştuklarından yücedir.

Mehmet Türk

Karanın ve denizin karanlıklarında size yol gösteren, rahmeti (olan yağmurun) önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen (Allah’a,) hiç (ortak koşulur) mu? Hiç Allah’la beraber bir ilâh olur mu? Allah, onların ortak koştukları şeylerden çok yücedir.

27:64

أَمَّن يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ وَمَن يَرۡزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۗ أَءِلَٰهࣱ مَّعَ ٱللَّهِۚ قُلۡ هَاتُواْ بُرۡهَٰنَكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Onlar mı daha güçlü, yoksa ilk baştan yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten hem de yerden rızıklandıran mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var? Eğer doğru söylüyorsanız siz kesin delilinizi getiriniz!”

Cemal Külünkoğlu

(Allah’a ortak koştukları şeyler mi daha iyidir) yoksa canlıları ilk kez yaratan ve ölüleri yeniden diriltecek olan, gökten ve yerden size besin kaynakları sağlayan (Allah) mı? Allah’ın yanı sıra başka bir ilah mı var? De ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, delilinizi açıkça koyun ortaya!”

Mehmet Türk

Yaratılışı ilk defa başlatan, sonra da onu aralıksız devam ettiren ve size hem gökten hem yerden rızık veren (Allah’a) hiç (ortak koşulur) mu? Hiç Allah’la beraber bir ilâh olur mu? (Ey Muhammed! Böylelerine): “Eğer doğru söylüyorsanız, getirin (o zaman) delilinizi!” de.

27:65

قُل لَّا يَعۡلَمُ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ ٱلۡغَيۡبَ إِلَّا ٱللَّهُۚ وَمَا يَشۡعُرُونَ أَيَّانَ يُبۡعَثُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Gökte ve yerde olan akıllı varlıklar gaybı bilmezler. Gayb bilgisi Allah'ın tekelindedir. Akıllılar, tekrar diriltilecekleri zamanı da bilmezler.”

Cemal Külünkoğlu

(Onlara) de ki: “Göklerde ve yerde olan hiç kimse, yaratılmışların duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekleri bilemez. (Bütün bunları bilen ancak) Allah’tır. Onlar (ne zaman öleceklerini bilemedikleri gibi) öldükten sonra ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.”

Mehmet Türk

“Göklerde ve yerdeki (ğayb olan) son derece gizli bilgileri, Allah’tan başka kimse bilemez ve onlar, ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.” de.

27:66

بَلِ ٱدَّٰرَكَ عِلۡمُهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِۚ بَلۡ هُمۡ فِي شَكࣲّ مِّنۡهَاۖ بَلۡ هُم مِّنۡهَا عَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Açıkçası, onların âhiret hakkındaki bilgileri yetersiz kalmıştır. Dahası, bu hususta şüphe içindedirler. Bunun da ötesinde, onlar âhiretten yana cahildirler.

Cemal Külünkoğlu

Ahiret hakkında bilgi (resuller aracılığı ile) onlara peş peşe gelmiştir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler.

Mehmet Türk

Fakat âhiret hakkında bilgiler onlara (peygamberler vasıtasıyla) ardı ardına gelmektedir ama onlar, bu hususta hâlâ şüphe içerisindedirler. Daha doğrusu onlar, âhiretten yana kördürler.

27:67

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبࣰ ا وَءَابَآؤُنَآ أَئِنَّا لَمُخۡرَجُونَ

Bayraktar Bayraklı

Nitekim inkârcılar şöyle diyorlar: “Şimdi biz ve atalarımız toz toprak olduktan sonra, gerçekten diriltilip çıkarılacak mıyız?”

Cemal Külünkoğlu

İnkârcılar dediler ki: “Sahi, biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra, gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?”

Mehmet Türk

Kâfirler: “Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra, gerçekten (mezarlarımızdan) çıkarılacak mıyız?” dediler.

27:68

لَقَدۡ وُعِدۡنَا هَٰذَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Andolsun ki bu tehdit, bize ve atalarımıza daha önce de söylendi. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.”

Cemal Külünkoğlu

“Andolsun, bize ve atalarımıza bu vaad önceden de yapılmıştı. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Yemin olsun biz de daha önceki atalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu kesinlikle eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” (dediler.)

27:69

قُلۡ سِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbetinin ne olduğunu bir görün!”

Cemal Külünkoğlu

(Onlara) de ki: “Yeryüzünde (yaptıkları yüzünden helâk edilen medeniyetlerin yerle bir olmuş harabeleri) dolaşın ve suçluların sonunun nasıl olduğuna bir görün!”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “Yeryüzünde gezin de günâhkârların sonunun nasıl olduğunu bir görün!” de.

27:70

وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَيۡهِمۡ وَلَا تَكُن فِي ضَيۡقࣲ مِّمَّا يَمۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onların yüzünden tasalanma! Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden canını sıkma!

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Onlar için (inanmıyorlar ve çirkin davranışlar sergiliyorlar diye) üzme kendini! İleri sürdükleri asılsız iddialardan ötürü de canını sıkma (sen sadece üzerine düşen tebliğ görevini yap)!

Mehmet Türk

O (kâfirler) için üzülme ve onların kurdukları tuzaklardan dolayı da sıkıntıya düşme.

27:71

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, “Eğer doğru sözlü iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” derler.

Cemal Külünkoğlu

(İnkârcılar:) “Eğer doğru söyleyen (kimseler) iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.

Mehmet Türk

O (Kâfirler bir de): “Eğer doğru söylüyorsanız (şu tehdit edip durduğunuz) azap ne zaman gerçekleşecek.” diyorlar.

27:72

قُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ رَدِفَ لَكُم بَعۡضُ ٱلَّذِي تَسۡتَعۡجِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Çarçabuk gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı herhalde yakında başınıza gelecektir.”

Cemal Külünkoğlu

Onlara de ki: “Acele gelmesini istediğiniz (azab)ın bir kısmı belki de başınıza gelmek üzeredir.”

Mehmet Türk

(Sen de onlara): “Acele ettiğiniz azabın bir kısmının, çok yakında başınıza çullanacağını umuyorum.” de.

27:73

وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.

Cemal Külünkoğlu

Doğrusu senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf sahibidir. Fakat (buna rağmen) insanların çoğu O’na şükretmezler.

Mehmet Türk

Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı sınırsız lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu hâlâ şükretmiyorlar.

27:74

وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَعۡلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمۡ وَمَا يُعۡلِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Rabbin, elbette onların kalplerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.

Cemal Külünkoğlu

Ve şüphesiz, senin Rabbin, onların gönüllerinde gizli tuttuklarını da açığa vurduklarını da kesin olarak bilmektedir.

Mehmet Türk

Rabbin elbette onların gönüllerinin gizlediklerini de açığa vurduklarını da çok iyi bilir.

27:75

وَمَا مِنۡ غَآئِبَةࣲ فِي ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِلَّا فِي كِتَٰبࣲ مُّبِينٍ

Bayraktar Bayraklı

Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta bulunmasın.

Cemal Külünkoğlu

Gökte ve yerde saklı-gizli hiçbir şey yoktur ki, kâinatın kayıt sicilinde, (Allah’ın) kanunlar ve ilkeler kitabında Levh-i Mahfuz’da (bilgi işlem merkezinde) yazılı olmasın.

Mehmet Türk

Gökte ve yerde, apaçık kitap (olan levh-i mahfuzda) bulunmayan, son derece gizlenmiş hiçbir sır yoktur.

27:76

إِنَّ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ يَقُصُّ عَلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَكۡثَرَ ٱلَّذِي هُمۡ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu bu Kur'ân, İsrâiloğulları'na, hakkında ihtilaf edegeldikleri konuların pek çoğunu anlatmaktadır.

Cemal Külünkoğlu

Kuşku yok ki, bu Kur’an, İsrailoğullarına hakkında anlaşmazlığa düştükleri konuların çoğunu açıkça anlatmaktadır.

Mehmet Türk

Şüphesiz bu Kur’an, İsrâil oğullarına, hakkında ayrılığa düştükleri pek çok şeyin (doğrusunu) anlatmaktadır.

27:77

وَإِنَّهُۥ لَهُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣱ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu Kur'ân, müminler için bir kılavuz ve rahmettir.

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki o (Kur’an), inananlar (ve inanmak isteyenler) için gerçek bir yol gösterici ve bir rahmettir.

Mehmet Türk

Ve o (Kur’an), mü’minler için gerçekten bir hidâyet kaynağı ve bir rahmettir.

27:78

إِنَّ رَبَّكَ يَقۡضِي بَيۡنَهُم بِحُكۡمِهِۦۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡعَلِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Rabbin elbette İsrâiloğulları arasında hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir; her şeyi bilendir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

Şüphesiz Rabbin onların arasında kendi yasalarıyla hükmedecektir. O çok şereflidir, her şeyi bilendir.

27:79

فَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنَّكَ عَلَى ٱلۡحَقِّ ٱلۡمُبِينِ

Bayraktar Bayraklı

Rasûlüm; işini sağlam tutarak Allah'a güven! Çünkü sen, apaçık hakikat üzeresin.

Cemal Külünkoğlu

Öyleyse, (yalnızca) Allah’a güven! Çünkü inandığın şey, doğruluğu besbelli gerçeğin ta kendisidir.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) O halde sen, sadece Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hakikat üzeresin.

27:80

إِنَّكَ لَا تُسۡمِعُ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَلَا تُسۡمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوۡاْ مُدۡبِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sen, şüphesiz, manen ölülere işittiremezsin; dönüp giden manen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Cemal Külünkoğlu

Bilmiş ol ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.

Mehmet Türk

Bil ki sen (hakka) daveti, ölülere işittiremediğin gibi, arkalarını dönüp giden sağırlara da duyuramazsın.

27:81

وَمَآ أَنتَ بِهَٰدِي ٱلۡعُمۡيِ عَن ضَلَٰلَتِهِمۡۖ إِن تُسۡمِعُ إِلَّا مَن يُؤۡمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُم مُّسۡلِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Manen körleri sapıklıklarından döndürüp doğru yola iletemezsin; ancak âyetlerimize inanıp teslim olanlara duyurabilirsin.

Cemal Külünkoğlu

Sen (Hakkı görmek istemeyen) körleri de sapıklıklarından kurtarıp doğru yola iletemezsin. Sen ancak ayetlerimize inanan ve Rablerine boyun eğmiş Müslümanlara söz dinletebilirsin.

Mehmet Türk

Sen körleri de saptıkları yoldan çevirip hak yola getiremezsin. Sen (hakkı) ancak (gönülden) teslim olarak âyetlerimize îman edenlere duyurabilirsin.

27:82

۞وَإِذَا وَقَعَ ٱلۡقَوۡلُ عَلَيۡهِمۡ أَخۡرَجۡنَا لَهُمۡ دَآبَّةࣰ مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ تُكَلِّمُهُمۡ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

O söz, tepelerine indiğinde, yerden onlar için canlı bir yaratık çıkarırız da, o onlara, insanların bizim âyetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler.

Cemal Külünkoğlu

Ve (Kıyamet hakkında) onlara verilen söz gerçekleştiği zaman, onların karşısına yerden, kendilerine insanların mesajlarımıza gerçek bir imanla inanmadığını söyleyen bir yaratık çıkaracağız.

Mehmet Türk

O sözün başlarına geleceği (yani kıyametin kopacağı) zaman, onlara yerden insanların âyetlerimize gerçekten îman etmediklerini söyleyen canlı bir yaratık çıkarırız.

27:83

وَيَوۡمَ نَحۡشُرُ مِن كُلِّ أُمَّةࣲ فَوۡجࣰ ا مِّمَّن يُكَذِّبُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُمۡ يُوزَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, her ümmet içinden âyetlerimizi yalan sayanlardan bir grup toplarız da onlar toplu olarak hesap yerine sevk edilirler.

Cemal Külünkoğlu

O büyük (buluşma ve duruşma) günü, her ümmetten ayetlerimizi yalanlayan birer zümre toplarız, onlar bir araya getirilip (hesap yerine) sevk edilirler.

Mehmet Türk

O (kıyamet) günü âyetlerimizi yalanlayan ümmetleri bölük bölük toplarız ve onlar hemen, (hesap yerine) düzenli bir şekilde sevk edilir.

27:84

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُو قَالَ أَكَذَّبۡتُم بِـَٔايَٰتِي وَلَمۡ تُحِيطُواْ بِهَا عِلۡمًا أَمَّاذَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Nihayet, hesap yerine geldikleri zaman Allah şöyle buyurur: “Siz benim âyetlerimi iyice anlamadan yalan saydınız, öyle mi? Değilse, yaptığınız ne idi?”

Cemal Külünkoğlu

Nihayet hesap yerine geldiklerinde (Allah şöyle) buyurur: “(Doğru düşünce ve) bilgi yoluyla üstesinden gelemeyince tutup mesajlarımızı yalanlamaya kalktınız, öyle mi? Yoksa yaptığınız, başka neydi ki?”

Mehmet Türk

Sonunda, (Allah’ın huzuruna) geldikleri zaman (Allah onlara): “Siz, Benim âyetlerimi anlamaya çalışmadan yalanladınız öyle mi? (Öyle) değilse (bugüne yarar) ne iş yaptınız?” der.

27:85

وَوَقَعَ ٱلۡقَوۡلُ عَلَيۡهِم بِمَا ظَلَمُواْ فَهُمۡ لَا يَنطِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşledikleri zulümler yüzünden o söz, tepelerine inmiştir, artık tek kelime söyleyemezler.

Cemal Külünkoğlu

Zalimliklerinden dolayı hak ettikleri o (azap) sözü onlar üzerine kesinleşmiştir. Bu yüzden artık onlar konuşamazlar.

Mehmet Türk

Yaptıkları zulümden dolayı, söylenenler başlarına gelince artık onlar, söyleyecek söz bulamazlar.

27:86

أَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا جَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِيَسۡكُنُواْ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًاۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Geceyi dinlensinler diye karanlık, gündüzü çalışsınlar diye aydınlık olarak yarattığımızı görmediler mi? Doğrusu bunda inanacak toplum için dersler vardır.

Cemal Külünkoğlu

Geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü de çalışasınız diye aydınlık olarak yarattığımızı onlar görmüyorlar mı? İşte bunda, inanan (ve inanmak isteyen) bir toplum için elbette alınacak dersler vardır.

Mehmet Türk

Dinlenmeleri için geceyi (karanlık) ve (çalışmaları için) gündüzü aydınlık kıldığımızı görmüyorlar mı? İnanan bir toplum için bunda, elbette birçok ibretler vardır.

27:87

وَيَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِ فَفَزِعَ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُۚ وَكُلٌّ أَتَوۡهُ دَٰخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sûra üfürüldüğü gün, Allah'ın diledikleri müstesna, gökte olanlar da yerde olanlar da dehşet içinde kalırlar. Hepsi Allah'a boyunları bükülmüş olarak gelirler.

Cemal Külünkoğlu

(Diriliş için) Sur’a (ikinci kez) üflendiği gün, Allah’ın dilediği (mü’min) kimseler dışında göklerde ve yerde bulunan herkes dehşete kapılır ve her biri boyun eğerek O’nun huzuruna gelir.

Mehmet Türk

Sur’a üfürüldüğü gün, göklerde ve yerde Allah’ın dilediklerinin dışındakilerin tamamı dehşete kapılır ve herkes, Onun huzuruna boyun eğerek gelir.

27:88

وَتَرَى ٱلۡجِبَالَ تَحۡسَبُهَا جَامِدَةࣰ وَهِيَ تَمُرُّ مَرَّ ٱلسَّحَابِۚ صُنۡعَ ٱللَّهِ ٱلَّذِيٓ أَتۡقَنَ كُلَّ شَيۡءٍۚ إِنَّهُۥ خَبِيرُۢ بِمَا تَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Dağları, yerinde cansız gibi durur görürsün. Oysa onlar bulutların geçişi gibi geçerler. Bu, her şeyi sağlam yapan Allah'ın sanatıdır. Doğrusu O, yaptıklarınızdan haberdardır.

Cemal Külünkoğlu

Sen dağları görünce onların yerlerinden hiç kımıldamadığını sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi hareket ederler (dünya ile beraber dönerler). Bu her şeyi özenerek yaratan Allah’ın ustalığıdır. Hiç kuşkusuz O, yaptığınız her şeyden haberdardır.

Mehmet Türk

Sen, (aslında) bulutların yürüdüğü gibi yürümekte olan dağları görürsün de onları yerinde duruyor sanırsın. İşte bu, her şeyi yerli yerince yapan Allah’ın bir sanatıdır. O (Allah) sizin yaptıklarınızdan kesinlikle haberdardır.

27:89

مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيۡرࣱ مِّنۡهَا وَهُم مِّن فَزَعࣲ يَوۡمَئِذٍ ءَامِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kim bir iyilik yaparsa, ona daha iyisi verilir; o günün korkusundan güvende olurlar.

Cemal Külünkoğlu

Kim (Allah’ın huzuruna, ahiret yurduna) iyilikle gelirse karşılığında daha iyisini alır. Böyleleri o günün dehşetine karşı emniyet içindedirler.

Mehmet Türk

Kim (âhirete) bir iyilik getirirse ona ondan daha hayırlısı verilir ve onlar o günün dehşetli korkusundan da emin olurlar.

27:90

وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَكُبَّتۡ وُجُوهُهُمۡ فِي ٱلنَّارِ هَلۡ تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kötülük yapanlar, yüzüstü ateşe atılırlar. “Yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?” denir.

Cemal Külünkoğlu

Kim de (Allah’ın huzuruna, ahiret yurduna) kötülükle gelirse, (onlar) yüzleri üstüne ateşe atılırlar. (Onlara:) “Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılacaktınız” (denir).

Mehmet Türk

Kim (de âhirete) kötülük getirirse onların yüzleri ateşte pişirilir ve onlara: “Yaptıklarınızın karşılığını görmeyeceğinizi mi (zannediyordunuz.)?” (denilir.)

27:91

إِنَّمَآ أُمِرۡتُ أَنۡ أَعۡبُدَ رَبَّ هَٰذِهِ ٱلۡبَلۡدَةِ ٱلَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُۥ كُلُّ شَيۡءࣲۖ وَأُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

91,92. De ki: “Ben, yalnızca her şeyin sahibi olan bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmak ve Kur'ân okumakla emrolundum.” Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur; kim sapıtırsa, ona de ki: “Ben, sadece uyaranlardan biriyim.”

Cemal Külünkoğlu

91-92.(Ey Muhammed de ki:) “Bana sırf bu şehrin Rabbine kulluk etmem emredildi. O bu şehri dokunulmaz kıldı. Her şey O’nundur. Yine bana, Müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa (yine kendi aleyhine sapar). De ki: “Ben sadece uyarıcılardan biriyim.”

Mehmet Türk

91,92. (Ey Muhammed! Onlara): “Ben ancak güvenli kıldığı bu şehrin (Mekke’nin) ve her şeyin Rabbi (olan Allah’a) kulluk etmekle emrolundum ve ben Müslümanlardan olmakla ve Kur’an’ı okumakla da emrolundum.” de. Artık kim hak yola gelirse ancak kendi lehine hak yola gelir ve kim de sapıtırsa ona: “Ben sadece uyarıcılardan birisiyim” de.

27:92

وَأَنۡ أَتۡلُوَاْ ٱلۡقُرۡءَانَۖ فَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهۡتَدِي لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن ضَلَّ فَقُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

91,92. De ki: “Ben, yalnızca her şeyin sahibi olan bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmak ve Kur'ân okumakla emrolundum.” Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur; kim sapıtırsa, ona de ki: “Ben, sadece uyaranlardan biriyim.”

Cemal Külünkoğlu

91-92.(Ey Muhammed de ki:) “Bana sırf bu şehrin Rabbine kulluk etmem emredildi. O bu şehri dokunulmaz kıldı. Her şey O’nundur. Yine bana, Müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa (yine kendi aleyhine sapar). De ki: “Ben sadece uyarıcılardan biriyim.”

Mehmet Türk

91,92. (Ey Muhammed! Onlara): “Ben ancak güvenli kıldığı bu şehrin (Mekke’nin) ve her şeyin Rabbi (olan Allah’a) kulluk etmekle emrolundum ve ben Müslümanlardan olmakla ve Kur’an’ı okumakla da emrolundum.” de. Artık kim hak yola gelirse ancak kendi lehine hak yola gelir ve kim de sapıtırsa ona: “Ben sadece uyarıcılardan birisiyim” de.

27:93

وَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ فَتَعۡرِفُونَهَاۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Övgü Allah'adır. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.”

Cemal Külünkoğlu

Ve yine de ki: “Hamd olsun Allah’a! O size ayetlerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir!”

Mehmet Türk

(Ve onlara): “Hamd olsun Allah’a ki O çok yakında âyetlerini size gösterecek, siz de onları görünce tanıyacaksınız.” de. Senin Rabbin, yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.