İçeriğe atla
Untold Serenity

45. Al-Jathiyah

The Crouching · Mekkî · 37 âyet · Nüzul sırası 65

الجاثية

It is derived from the sentence wa tartt kullu ummat- in jathiyat-un of verse 28, implying thereby that it is the Surah in which the word jathiyah has occurred.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

45:1

حمٓ

Bayraktar Bayraklı

Hâ, mîm.

Cemal Külünkoğlu

Hâ Mîm.

Mehmet Türk

Hâ, Mîm.

45:2

تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Kitap, üstün ve hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir.

Cemal Külünkoğlu

Bu Kitab’ın indirilişi, kudret ve hikmet sahibi olan Allah tarafındandır.

Mehmet Türk

Bu Kitabın indirilmesi, O çok güçlü, hüküm (ve hikmet) sahibi olan Allah’ın katındandır.

45:3

إِنَّ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتࣲ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, göklerde ve yerde, inananlar için deliller vardır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz göklerde ve yerde inanan(mak isteyen)ler için (Allah’ın birliğine ve kudretine dair) nice deliller vardır.

Mehmet Türk

Şüphesiz, inananlar için göklerde ve yerde (nice) mûcizeler vardır.

45:4

وَفِي خَلۡقِكُمۡ وَمَا يَبُثُّ مِن دَآبَّةٍ ءَايَٰتࣱ لِّقَوۡمࣲ يُوقِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sizin yaratılışınızda ve yeryüzüne yaydığı canlıların yaratılışında, kesin olarak inananlar için dersler vardır.

Cemal Külünkoğlu

Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryüzünde yayılmasında, kesin olarak inanacak kimseler için (ibret dolu) deliller vardır.

Mehmet Türk

Sizin kendi yaratılışınızda ve (Allah’ın) yeryüzünde üretip durmakta olduğu canlılarda gönülden inanan bir toplum için mûcizeler vardır.

45:5

وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن رِّزۡقࣲ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَا وَتَصۡرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ ءَايَٰتࣱ لِّقَوۡمࣲ يَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gece ve gündüzün değişmesinde, Allah'ın gökten indirmiş olduğu rızıkta ve onunla ölümünden sonra yeri diriltmesinde, rüzgârları değişik yönlerden estirmesinde, aklını kullanan toplum için dersler vardır.

Cemal Külünkoğlu

Gece ve gündüzün birbiri ardına gelmesinde (dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinde), Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmuru) indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârı (değişik yönlerden aşılayıcı olarak) estirmesinde aklını işleten kimseler için nice deliller vardır.

Mehmet Türk

Gece ile gündüzün birbirini izlemesinde, Allah’ın gökten rızk(a sebep olarak yağmur) indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârları (değişik yönlerden) estirmesinde aklını kullanabilen bir toplum için mûcizeler vardır.

45:6

تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتۡلُوهَا عَلَيۡكَ بِٱلۡحَقِّۖ فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَ ٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Bunları sana gerçek olarak okuyoruz. Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?

Cemal Külünkoğlu

İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık onlar, Allah’a ve O’nun ayetlerine inanmadıktan sonra daha hangi söze inanacaklar?

Mehmet Türk

İşte bütün bunlar, Allah’ın sana mutlak gerçekler olarak açıkladığımız âyetleridir. Artık o (kâfirler) Allah’ın ve Onun âyetlerinin dışında hangi söze inanacaklar?

45:7

وَيۡلࣱ لِّكُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Bütün yalancı ve günahkârların vay haline!

Cemal Külünkoğlu

Kendini aldatarak günaha gömülenlerin vay haline!

Mehmet Türk

Günâhtan korkmayan sahtekâr kimselerin tamamına birden, yazıklar olsun.

45:8

يَسۡمَعُ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسۡتَكۡبِرࣰ ا كَأَن لَّمۡ يَسۡمَعۡهَاۖ فَبَشِّرۡهُ بِعَذَابٍ أَلِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Onlar, kendilerine okunan Allah'ın âyetlerini dinler, sonra sanki hiç duymamış gibi, gururlanarak, inanmamakta ısrar ederler. Böylelerini acıklı bir azapla müjdele!

Cemal Külünkoğlu

Allah’ın ayetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç işitmemiş gibi inkârda direnir. Onu, acı bir azapla müjdele!

Mehmet Türk

(Öyle kimse) Allah’ın kendisine okunan âyetlerini işitir de büyüklük taslayarak onu hiç işitmemiş gibi (inkârında) direnir. Artık sen onu acı bir azapla müjdele.

45:9

وَإِذَا عَلِمَ مِنۡ ءَايَٰتِنَا شَيۡـًٔا ٱتَّخَذَهَا هُزُوًاۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابࣱ مُّهِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Âyetlerimizden bir şeyler öğrendiklerinde, onu alaya alırlar. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar) ayetlerimizden bir şeyler öğrendiklerinde hemen onu hafife alıp alay konusu yaparlar. İşte böyleleri için alçaltıcı azap vardır.

Mehmet Türk

(Yine o kimse) âyetlerimizden bir şey duyduğu zaman, hemen onunla alay eder. İşte böyleleri için (âhirette,) alçaltıcı bir azap vardır.

45:10

مِّن وَرَآئِهِمۡ جَهَنَّمُۖ وَلَا يُغۡنِي عَنۡهُم مَّا كَسَبُواْ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا مَا ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡلِيَآءَۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Önlerinde cehennem vardır. Kazandıkları malları, Allah'tan başka edindikleri dostları, kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar için büyük bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

(Yaptıklarından dolayı) cehennem onların peşindedir. Kazandıkları şeyler de Allah’tan başka edindikleri dostlar da onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için büyük bir azap vardır.

Mehmet Türk

Arkalarında cehennem (onları bekler.) Ve (onlara dünyadayken) yaptıkları şeyler ve Allah’ı bırakıp da edindikleri dostlar hiç bir yarar sağlamaz. İşte böyleleri için (âhirette) çok büyük bir azap vardır.

45:11

هَٰذَا هُدࣰ ىۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ لَهُمۡ عَذَابࣱ مِّن رِّجۡزٍ أَلِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Bu Kur'ân, yol gösteren bir rehberdir. Rabblerinin âyetlerini inkâr edenler için çok çetin bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok acı bir azap vardır.

Mehmet Türk

(Gerçekten) en doğru yolu gösteren rehber bu (Kur’an)’dır. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere gelince onlar için de en iğrenç olanından acıklı bir azap vardır.

45:12

۞ٱللَّهُ ٱلَّذِي سَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡبَحۡرَ لِتَجۡرِيَ ٱلۡفُلۡكُ فِيهِ بِأَمۡرِهِۦ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Denizi sizin hizmetinize sunan Allah'tır. Ta ki gemiler, O'nun buyruğu ile denizde akıp gitsin de siz bu sayede O'nun lütfundan payınızı arayasınız ve şükredesiniz.

Cemal Külünkoğlu

Allah O’dur ki hem gemiler yüzüp gitsin hem de (siz) lütfundan istekte bulunasınız ve şükredesiniz diye denizi istifadenize sunmuştur.

Mehmet Türk

Şükretmeniz için kendi emriyle gemiler yüzsün ve bu sayede Onun lütfundan nasibinizi arayasınız diye denizleri sizin emrinize veren, Allah’tır.

45:13

وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا مِّنۡهُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَتَفَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Göklerde ve yerde bulunan şeyleri, kendisinden bir lütuf olarak size boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için dersler vardır.

Cemal Külünkoğlu

O, göklerde ve yerde olan her şeyi, kendinden (bir lütuf olarak) emrinize vermiştir. Bunda düşünen bir toplum için (alınması gereken önemli) ibretler vardır.

Mehmet Türk

(O Allah) Kendinden (bir nîmet olarak) göklerde ve yerdekilerin tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, dü-şünen bir topluluk için gerçekten mûcizeler vardır.

45:14

قُل لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَغۡفِرُواْ لِلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ أَيَّامَ ٱللَّهِ لِيَجۡزِيَ قَوۡمَۢا بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

İnananlara söyle: Allah'ın ceza günlerini beklemeyenlere aldırmasınlar; çünkü Allah, her bir topluluğa yaptıklarının karşılığını verecektir.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) İnananlara söyle: Allah’ın (inkârcıları cezalandırması için kendilerine göstereceği) günlerin gelip çatacağını beklemeyenlerin sözlerine ve davranışlarına aldırış etmesinler ve onların kusurlarını bağışlasınlar. Çünkü Allah, hangi topluluk ne kazanmış ise muhakkak karşılığını verecektir.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Îman edenlere: “(Allah’ın) her topluma kazandıklarının karşılığını vermesi için Allah’ın (azap) günlerinden korkmayanları (şimdilik) bağışlamalarını.” söyle.

45:15

مَنۡ عَمِلَ صَٰلِحࣰ ا فَلِنَفۡسِهِۦۖ وَمَنۡ أَسَآءَ فَعَلَيۡهَاۖ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ تُرۡجَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kim iyi bir amel yaparsa yararı kendisinedir. Kim de kötü bir amel yaparsa zararı kendisinedir. Sonunda Rabbinize döndürüleceksiniz.

Cemal Külünkoğlu

Her kim doğru ve güzel bir iş yaparsa kendi iyiliği için yapmış olur, kim de kötülük işlerse kendi aleyhine işlemiş olur. Ve sonunda hepiniz Rabbinize döndürüleceksiniz.

Mehmet Türk

Kim, (inandığı) iyi işleri yaşarsa, kendisinin iyiliğinedir, kim de kötülük ederse o da kendi zararınadır. Sonra hepiniz Rabbinize döndürüleceksiniz.

45:16

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَ وَرَزَقۡنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلۡنَٰهُمۡ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz, İsrâiloğulları'na kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik, onları güzel rızıklarla besledik ve onları âlemlere üstün kıldık.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun Biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık (kendi kendilerini yönetme gücü) ve nebilik verdik. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (İslam’la şereflendirerek dönemlerinin) bütün diğer topluluklarına üstün kıldık.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz İsrâil oğullarına Kitap, hükümranlık ve Peygamberlik verdik, onları en güzel nîmetlerle besledik ve onları (bu dönemlerinde) bütün toplumlara üstün kıldık.

45:17

وَءَاتَيۡنَٰهُم بَيِّنَٰتࣲ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِۖ فَمَا ٱخۡتَلَفُوٓاْ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقۡضِي بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara din işinde açık kanıtlar verdik. Onlar kendilerine bilgi geldikten sonra sadece aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeylerde onlar arasında hüküm verecektir.

Cemal Külünkoğlu

Yine onlara din ve dünya işleriyle ilgili apaçık deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki azgınlık ve kıskançlık yüzünden (tekrar) ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri konularda, kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

Mehmet Türk

Onlara bu (son Peygamber) konusunda açık deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekemezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü onların ayrılığa düştükleri her konuda aralarında adaletle hüküm verecektir.

45:18

ثُمَّ جَعَلۡنَٰكَ عَلَىٰ شَرِيعَةࣲ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِ فَٱتَّبِعۡهَا وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra sana da emrimizden bir yasa belirledik; artık ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma!

Cemal Külünkoğlu

Sonra (Ey Muhammed!) Sana da insanların uyacakları bir hayat sistemi (şeriat) verdik. O halde bu (yolu) izle ve (hakikati) bilmeyenlerin boş arzu ve heveslerine uyma!

Mehmet Türk

Sonunda seni de buyruğumuzdan bir şeriat sahibi kıldık. Sen sadece ona uy ve sakın (hakkı) bilmeyenlerin arzularına uyma.

45:19

إِنَّهُمۡ لَن يُغۡنُواْ عَنكَ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـࣰٔ اۚ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضࣲۖ وَٱللَّهُ وَلِيُّ ٱلۡمُتَّقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Çünkü onlar, Allah'tan gelecek olan hiçbir şeyi savamazlar. Şüphesiz, zâlimler birbirlerinin dostlarıdır. Allah da takvâ sahiplerinin dostudur.

Cemal Külünkoğlu

Allah’tan gelecek herhangi bir cezayı önleme hususunda, onlar sana hiçbir fayda sağlayamazlar. Zalimler sadece birbirlerinin dostları ve koruyucularıdır. Allah da kendisine karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanların dostudur.

Mehmet Türk

Çünkü onlar, Allah’tan (gelecek) hiç bir şeyi senden uzaklaştıramazlar. Şüphesiz bu zâlimler sadece birbirlerinin dostudur. Allah ise kendisinden hakkıyla sakınanların dostudur.

45:20

هَٰذَا بَصَٰٓئِرُ لِلنَّاسِ وَهُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣱ لِّقَوۡمࣲ يُوقِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bu Kur'ân, insanlar için basiret/aydınlık nurları; kesin olarak inanan bir toplum için hidayet ve rahmettir.

Cemal Külünkoğlu

Bu (Kur’an), insanlara (kurtuluş yollarını gösteren ve kalp gözlerini açan) kanıtlar sunmaktadır; gönülden inananlar için de bir doğru yol rehberi ve bir rahmettir.

Mehmet Türk

Bu (Kur’an) insanların gözünü gönlünü açan bir nur, Allah’a gönülden inanan bir toplum için ise en doğru yol gösterici ve rahmettir.

45:21

أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ ٱجۡتَرَحُواْ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن نَّجۡعَلَهُمۡ كَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَوَآءࣰ مَّحۡيَاهُمۡ وَمَمَاتُهُمۡۚ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kötülük işleyenler kendilerini, hayatlarında ve ölümlerinde, inanıp yararlı iş yapanlarla bir tutacağımızı mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!

Cemal Külünkoğlu

Yoksa o kötülükleri işleyenler, inandıktan sonra güzel ve faydalı işler gerçekleştirenlere yaptığımız muameleyi, kendilerine de göstereceğimizi, hayatlarında ve ölümlerinde onları bir tutacağımızı mı sanıyorlar? (Böyle sanmakla) ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!

Mehmet Türk

Yoksa kötülükleri yapıp duran kimseler, kendilerini hayatlarında ve ölümlerinde (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlarla bir tutacağımızı mı zannediyorlar? (Eğer böyle zannediyorlarsa) ne kadar yanlış hüküm veriyorlar.

45:22

وَخَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّ وَلِتُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, gökleri ve yeri bir amaç uğruna yarattı ki, her can, kendi kazandığının karşılığını görsün. Onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.

Cemal Külünkoğlu

Allah, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Ve (bu hakikatin devamı olarak ahiret âlemi de gelecek ki,) herkes dünyada ne kazanmışsa karşılığını görsün. (Ayrıca bilinmelidir ki;) orada kimseye (en küçük bir) haksızlık da yapılmayacaktır.

Mehmet Türk

Allah gökleri ve yeri, her insanın ancak kazandığının karşılığını görmesi ve kimseye zulmedilmemesi için asla değişmeyen ölçülerle yarattı.

45:23

أَفَرَءَيۡتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَٰهَهُۥ هَوَىٰهُ وَأَضَلَّهُ ٱللَّهُ عَلَىٰ عِلۡمࣲ وَخَتَمَ عَلَىٰ سَمۡعِهِۦ وَقَلۡبِهِۦ وَجَعَلَ عَلَىٰ بَصَرِهِۦ غِشَٰوَةࣰ فَمَن يَهۡدِيهِ مِنۢ بَعۡدِ ٱللَّهِۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Arzusunu tanrısı edineni; Allah'ın bir bilgiye dayanarak saptırdığı, kulaklarını ve kalbini mühürlediği ve gözlerinin üzerine bir perde çektiği insanı, hiç düşündün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola iletebilir? O halde, hiç düşünüp ders almaz mısınız?

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Kendi arzu ve isteklerini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde (yaptıkları yüzünden) Allah’ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Allah(ın onu terk etmesin)den sonra kim ona doğru yolu gösterebilir? O halde, hiç düşünüp ders almaz mısınız?

Mehmet Türk

Şimdi sen, o ilâhını keyfine göre tanımlayan, Allah’ın (inanmayacağını) bildiği için saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve (gönül) gözüne de perde çektiği adamı görüyor musun? Şimdi Allah’ın dışında kim, ona hak yolu gösterebilir? (Ey kâfirler!) Siz hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?

45:24

وَقَالُواْ مَا هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا يُهۡلِكُنَآ إِلَّا ٱلدَّهۡرُۚ وَمَا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِنۡ هُمۡ إِلَّا يَظُنُّونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, “Bizim dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur. Dünyaya geldiğimiz gibi ölürüz. Bizi ancak zaman yok eder” derler. Fakat onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Sadece öyle zannediyorlar.

Cemal Külünkoğlu

Ve dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur. Birilerimiz ölür, birilerimiz doğar (hayat böylece devam eder gider). Bizi ancak zaman yok eder (öldükten sonra da dirilmeyiz).” Oysa bu konuda onların hiçbir bilgisi yoktur. Onlar sadece delilsiz varsayımda bulunuyorlar.

Mehmet Türk

(Bir de onlar): “(Bizim için) dünya hayatımızdan başka (gerçek) yoktur. (Kimimiz) ölürüz (kimimiz) yaşarız ve bizi ancak zaman yok eder.” dediler. Oysa onların bu konuda bildikleri bir şey yoktur ve onlar, sadece kanaatlerine göre hüküm veriyorlar.

45:25

وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتࣲ مَّا كَانَ حُجَّتَهُمۡ إِلَّآ أَن قَالُواْ ٱئۡتُواْ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Âyetlerimiz kendilerine açık açık okunduğu zaman, onların, “Eğer doğru söylüyorsanız, babalarımızı geri getiriniz” demekten başka delilleri yoktur.

Cemal Külünkoğlu

Onlara ayetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri/iddiaları ancak: “Doğru söyleyenler iseniz (ölmüş) atalarımızı geri getirin” demek olur.

Mehmet Türk

Onlara âyetlerimiz bütün açıklığıyla okununca (buna karşılık) onların tek delilleri: “eğer doğru söylüyorsanız atalarımızı diriltip getirin bakalım.” demeleri olmuştur.

45:26

قُلِ ٱللَّهُ يُحۡيِيكُمۡ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يَجۡمَعُكُمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَا رَيۡبَ فِيهِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Sizi Allah diriltir, sonra öldürür, sonra sizi şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Size hayat veren ve sonra sizi öldüren Allah’tır. Sonunda kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi bir araya getirecektir. Fakat insanların çoğu bunu bilme(k isteme)zler.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “sizi (önce) dirilten, sonra da vefat ettiren, daha sonra da geleceğinde asla şüphe olmayan kıyamet günü sizi bir araya getirecek olan hep Allah’tır. Fakat insanların pek çoğu bunu bilmezler.” de.

45:27

وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوۡمَئِذࣲ يَخۡسَرُ ٱلۡمُبۡطِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Göklerin ve yerin egemenliği yalnız Allah'a aittir. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün, yanlış yola sapanlar kaybedeceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün (hayatlarında anlayamadıkları) gerçekleri geçersiz kılmaya çalışanlar hüsrana uğrayacaklardır.

Mehmet Türk

Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. Kıyametin kopacağı gün var ya! İşte o gün bâtıl peşinde koşanlar, gerçekten perişan olurlar.

45:28

وَتَرَىٰ كُلَّ أُمَّةࣲ جَاثِيَةࣰۚ كُلُّ أُمَّةࣲ تُدۡعَىٰٓ إِلَىٰ كِتَٰبِهَا ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

O gün bütün insanları diz çökmüş görürsün. Herkes kendi kitabına çağrılır. Onlara şöyle denir: “Bugün yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.”

Cemal Külünkoğlu

O gün bütün ümmetleri/insanları, bir araya toplanmış ve diz çökmüş vaziyette görürsün. Herkes, kendi hesabıyla yüzleşmeye çağrılır. (Onlara:) “Daha önce ne yaptıysanız bugün sadece onun karşılığını alacaksınız” (denir).

Mehmet Türk

Sen o gün her ümmeti itinalı bir şekilde toplanmış olarak görürsün. Sonra her ümmet, kendi kitabıyla (yüzleşmeye) çağrılır ve onlara: “Bugün yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız!”

45:29

هَٰذَا كِتَٰبُنَا يَنطِقُ عَلَيۡكُم بِٱلۡحَقِّۚ إِنَّا كُنَّا نَسۡتَنسِخُ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte, kitabımız size gerçeği söylüyor. Şüphesiz biz sizin yaptıklarınızı yazdırmıştık.

Cemal Külünkoğlu

İşte bunlar Bizdeki kayıtlar; sizinle ilgili her şeyi bütün gerçekliğiyle anlatır. Çünkü dünyada iken yaptığınız her şeyin bir kopyasını alıyorduk.”

Mehmet Türk

“İşte bu, sizinle ilgili her şeyi dosdoğru anlatan kitabımızdır. Gerçekten Biz sizin yaptığınız her şeyi kesinlikle yazıyorduk.” (denilir.)

45:30

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُدۡخِلُهُمۡ رَبُّهُمۡ فِي رَحۡمَتِهِۦۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡمُبِينُ

Bayraktar Bayraklı

İnanıp yararlı işler yapanlara gelince; Rabbleri onları rahmetinin içine alacaktır. İşte apaçık kurtuluş budur.

Cemal Külünkoğlu

İnandıktan sonra faydalı ve güzel işler yapanları Rableri rahmetinin kapsamına alır. İşte apaçık kurtuluş budur!

Mehmet Türk

Gerçekten (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlara gelince, Rableri onları cennetine koyar. İşte apaçık kurtuluş budur.

45:31

وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَفَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَٱسۡتَكۡبَرۡتُمۡ وَكُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا مُّجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

İnkâr edenlere şöyle denilecektir: “Âyetlerim size okunmuyor muydu? Neden büyüklenip, suçlu bir toplum oldunuz?”

Cemal Külünkoğlu

İnkâr edenlere şöyle denir: “Ayetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir toplum olmuştunuz değil mi?”

Mehmet Türk

Kâfirlere ise: “Âyetlerim okunduğunda büyüklük taslayarak günâhkâr bir toplum olanlar sizler değil miydiniz?”

45:32

وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقࣱّ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيۡبَ فِيهَا قُلۡتُم مَّا نَدۡرِي مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنࣰّ ا وَمَا نَحۡنُ بِمُسۡتَيۡقِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Allah'ın vaadi gerçektir, kıyametin kopacağından hiç şüphe yoktur” dendiğinde, şöyle derdiniz: “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Sadece öyle bir şey sanıyoruz, ama biz onun gerçekleşeceğine de inanmıyoruz.”

Cemal Külünkoğlu

“Gerçekten Allah’ın vaadi haktır. Kıyamet günü şüphe götürmez bir gerçektir” denildiği zaman siz demiştiniz ki: “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Ancak birtakım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz.”

Mehmet Türk

“Ve size; -Allah’ın sözünün gerçek olduğu ve kıyametin geleceğinden de asla şüphe olmadığı- söylendiği zaman siz: ‘kıyamet de neymiş? Biz onun sadece boş bir laf olduğu kanaatindeyiz ve ona kesinlikle inanmıyoruz,’ demiştiniz.” (denilir.)

45:33

وَبَدَا لَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yaptıklarının kötülükleri onlara gözükecek ve alaya aldıkları gerçek kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Derken yaptıkları bütün kötü işler karşılarına çıkmış ve alay edegeldikleri (Cehennem gerçeği) her taraftan kendilerini kuşatmıştır.

Mehmet Türk

(Dünyada iken) yaptıkları işlerin kötülüğü, (o gün) gözlerinin önüne serilir ve hafife aldıkları (azap) kendilerini kuşatıverir.

45:34

وَقِيلَ ٱلۡيَوۡمَ نَنسَىٰكُمۡ كَمَا نَسِيتُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَا وَمَأۡوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّٰصِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara şöyle denilecek: “Siz, bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, biz de sizi unuttuk. Sizin yeriniz cehennemdir. Sizin için hiçbir yardımcı da yoktur.”

Cemal Külünkoğlu

(Onlara) şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı nasıl unuttuysanız, biz de bugün sizi (cennet nimetlerine kavuşturmayı) unutuyoruz. (Biliniz ki) varacağınız yer ateştir. Ve (sizi ateşten koruyacak) yardımcılarınız da olmayacaktır.”

Mehmet Türk

Ve onlara: “Bu gününüzle karşılaşacağınızı unuttuğunuz gibi bugün Biz de sizi (cehennemde) unuttuk. Artık sizin varacağınız yer ateştir ve hiç kimse, size yardım da etmeyecektir.” denilir.

45:35

ذَٰلِكُم بِأَنَّكُمُ ٱتَّخَذۡتُمۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوࣰ ا وَغَرَّتۡكُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ فَٱلۡيَوۡمَ لَا يُخۡرَجُونَ مِنۡهَا وَلَا هُمۡ يُسۡتَعۡتَبُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Bunun sebebi, sizin, Allah'ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık o gün, ne ateşten çıkarılacaklar, ne de Allah'ı hoşnut etmeleri istenecektir.

Cemal Külünkoğlu

“Bunun sebebi, sizin, Allah’ın ayetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır.” Artık o gün ne ateşten çıkarılacaklar ne de Allah’ı hoşnut etmeleri (için dünyaya geri dönmeleri) kabul edilecek.

Mehmet Türk

Bunun sebebi: “Sizin Allah’ın âyetleriyle alay etmeniz ve dünya hayatının dasizi aldatmasıdır.” Artık bugün onlar cehennemden çıkarılmayacaklar ve kendilerinden dilekleri de kabul edilmeyecektir.

45:36

فَلِلَّهِ ٱلۡحَمۡدُ رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَرَبِّ ٱلۡأَرۡضِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bütün övgüler, göklerin Rabbi, yerin Rabbi, bütün insanların Rabbi olan Allah'a aittir.

Cemal Külünkoğlu

Bütün övgüler, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.

Mehmet Türk

Hamd göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a, aittir.

45:37

وَلَهُ ٱلۡكِبۡرِيَآءُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Göklerde ve yerde bütün ululuk O'nundur. Yalnız O, kudretlidir; hikmet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Göklerde ve yerde azamet/büyüklük yalnız O’na mahsustur. Ve O, mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.

Mehmet Türk

Göklerde ve yerde bütün yücelikler, Ona aittir. Zîrâ O çok güçlüdür, hüküm (ve hikmet) sahibidir.