This Surah is entitled Al Mujadalah as well as Al Mujadilah, the title being derived from the word tujadiluka of the very first verse. As at the outset mention has been made of the woman who pleaded with the Holy Prophet (upon whom be Allah's peace) the case of zihar pronounced by her husband and urged him to suggest a way out of the difficult situation in order to save her and, her children's life from ruin, and Allah has described her pleading by the word 'mujadalah', the Surah came to be known by this very title. If it is read as 'mujadalah', it would mean 'pleading and arguing', and if it is read as 'mujadilah', it would mean 'the woman who pleaded and argued.'
Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allah, ikinizin konuşmasını işitmektedir. Çünkü Allah her şeyi işitendir; her şeyi görendir.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul!) Kocası hakkında seninle tartışan (hüküm için direnen) ve Allah’a şikâyette bulunan (kadın)ın sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Çünkü Allah gizli açık bütün konuşmaları işitir, bütün yaptıklarınızı bilir.
Mehmet Türk
Gerçekten Allah eşi konusunda sana başvuran ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. (Ey Muhammed!) Allah senin onunla aranızda geçen konuşmaları da işitiyor. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, mükemmel görendir.
Sizden zıhar yapanlar/hanımlarını annelerine benzetenler bilmelidirler ki, o hanımlar onların anaları değillerdir. Onların anaları, ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Onlar çirkin ve yalan bir söz söylüyorlar. Bununla beraber Allah affedicidir; bağışlayıcıdır.
Cemal Külünkoğlu
İçinizden “zihâr” yaparak (sen bana anamın sırtı gibisin/annem kadar haramsın demek yoluyla) eşlerinden ayrılmağa kalkışan kimseler bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Anaları, ancak onları doğurmuş olanlardır. Bununla beraber onlar gerçekten çirkin ve asılsız bir söz söylüyorlar. Muhakkak ki Allah çok affedendir, çok bağışlayandır.
Mehmet Türk
Sizden kadınlarına “zıhar”da bulunanlar şunu iyi bilsinler ki o kadınlar, kendilerinin anneleri değildir. Onların anneleri, ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (böyle yaparken) çok çirkin bir söz ve yalan söylüyorlar. Şüphesiz Allah affedicidir ve çok bağışlayıcıdır.
Hanımlarından zıhar ile ayrılmak isteyip sonra söylediklerinden dönenlerin hanımlarıyla cinsel ilişkide bulunmadan önce bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Cemal Külünkoğlu
Eşlerinden zihâr yaparak (sen bana annem kadar haramsın diyerek) ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azad etmeleri (tutsak bir insanı özgürlüğüne kavuşturmaları) gerekir. İşte (yaptığınız yanlışa karşı ceza olarak) sizden istenen budur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Mehmet Türk
Kadınlarına “zıhar”da bulunup da sonra söylediklerinden dönenlerin, -eşler birbirlerine temas etmeden önce- bir köle azat etmeleri gerekir. (Ey İnananlar!) Bu konuda size emredilen, budur. Allah yaptıklarınızdan (tümüyle) haberdardır.
Köle azad etmeye imkân bulamayan kişi, hanımıyla cinsel ilişkide bulunmadan önce kesintisiz iki ay oruç tutsun. Buna da gücü yetmezse, altmış fakiri doyursun. Bu hafifletme, Allah'a ve Peygamber'ine inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah'ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır.
Cemal Külünkoğlu
Ancak kim (köle azat etme imkânı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce art arda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. Bunlar, (cahiliye âdetlerinden vazgeçerek) Allah’a ve Resulüne hakkıyla iman ettiğinizi ispat etmeniz için gereklidir. İşte bunlar Allah’ın çizdiği sınırlardır. (Bu sınırları) inkâr edenler için elem dolu bir azap vardır.
Mehmet Türk
Ancak (buna imkân) bulamayanlar, -eşler birbirlerine temas etmeden önce- peş peşe iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur. Bu (kolaylıklar) sizin Allah’a ve Rasûlüne inanmanızdan dolayıdır. İşte bütün bu (hükümler) Allah’ın koyduğu kurallardır. (Bunlara uymayan) kâfirlere de acı bir azap vardır.
Âyetleri apaçık indirmemize rağmen Allah'a ve Peygamber'ine karşı çıkanlar, kendilerinden öncekilerin aşağılandıkları gibi aşağılanacaklardır. Sözlerimizi inkâr edenler için alçaltıcı bir azap vardır.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a ve Resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Oysa (bu konularda) Biz apaçık ayetler indirdik. İşte (bu ayetleri) inkâr eden (ve Hakka karşı direnen)ler için alçaltıcı bir azap vardır.
Mehmet Türk
Şunu iyi bilin ki Biz apaçık kurallar indirdiğimiz halde, Allah ve Rasûl’ü ile rekabete kalkışanlar, kendilerinden öncekilerin rezil edildikleri gibi rezil edileceklerdir. (İşte bu) kâfirler için (âhirette,) alçaltıcı bir azap vardır.
Allah, onların hepsini dirilttiği gün, kendilerine yaptıklarını haber verecektir. Onlar unutsa da, Allah onları sayıp dökecektir. Allah her şeye şahittir.
Cemal Külünkoğlu
O (kıyamet) gün(ü) Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine (bütün ayrıntılarıyla) haber verecektir. Kendileri yaptıklarını unutmuş fakat Allah (onların yaptıklarını) kaydetmiştir. Zira Allah her şeye ayrıntısıyla şahittir.
Mehmet Türk
Allah onların hepsini tekrar dirilteceği gün kendilerine ne yaptıklarını haber verecektir! Zîrâ Allah onlar unutmuş olsalar bile, onların (yaptıklarını) tek tek saymıştır. Doğrusu Allah, her şeyi görüp durmaktadır.
Göklerde ve yerde olan biten her şeyi Allah'ın bildiğinden haberin yok mu? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O'dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunursa bulunsunlar, mutlaka Allah onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.
Cemal Külünkoğlu
Göklerde olanları da yerde olanları da Allah’ın bildiğinin farkında değil misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncüsü mutlaka O’dur. Beş kişinin gizli bulunduğu yerde altıncıları mutlaka O’dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar, O, mutlaka onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü, yaptıklarını onlara haber verecektir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.
Mehmet Türk
Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi eksiksiz bildiğini hiç bilmiyor musun? Zîrâ aralarında fısıldaşan üç kişinin dördüncüsü, mutlaka Odur. Onlar beş kişi (olsalar) mutlaka altıncısı Odur. Bundan az da çok da olsalar, hattâ nerede olurlarsa olsunlar O, mutlaka onlarla beraberdir ve yaptıklarını onlara kıyamet günü tek tek haber verecektir. Çünkü O her şeyi hakkıyla bilendir.
Gizli konuşmaktan yasaklandıktan sonra o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelmek hususunda gizlice toplananları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selâmlamadığı bir şekilde selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?” diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Orası ne kötü varış yeridir!
Cemal Külünkoğlu
Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri şeyi yapmaya kalkışarak günah işlemek, düşmanlık etmek ve resule karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi?Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah’ın selamlamadığı gibi selamlıyorlar (“Es-selâmü Aleyküm” yerine, üzerine ölüm olsun manasına gelen “Es-Sâmü Aleyküm” diyorlar). Üstelik kendi aralarında; “söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diy(erek de alay ediy)orlar. Cehennem onların hakkından gelecektir! Onların hepsi oraya (mutlaka) atılacaklardır. Ne kötü varış yeridir orası (bir bilseler)!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Gizli toplantılarında (sana düşmanlık için) fısıldaşmaları yasaklananların, sonra yasaklandıkları şeye döndüklerini, günâh, düşmanlık ve Peygambere isyan (hususunda aralarında) fısıldaştıklarını ve sana geldiklerinde de seni, Allah’ın selâmlamadığı bir şekilde selâmladıklarını bilmiyor musun? (Bir de) onlar, aralarında; “Bu söylediklerimiz yüzünden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” diyorlar. Onlara ancak sonunda içerisine atılacakları cehennem kâfi gelir. Çünkü orası, varılacak yerlerin en kötüsüdür.
Ey iman edenler! Gizlice toplanıp konuşursanız; günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelme hususunda toplanmayınız. Ancak iyilik ve takvâ konusunda toplanıp konuşunuz. Huzurunda toplanacağınız Allah'a saygı duyunuz.
Cemal Külünkoğlu
Ey inandıklarını iddia edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günahı, düşmanlığı ve resule itaatsizliği fısıldamayın! İyiliği konuşun ve takva üzere bir araya gelin. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!
Mehmet Türk
Ey îman edenler! Kendi aranızda gizli konuşurken günâhı, düşmanlığı ve Peygambere karşı gelmeyi fısıldaşmayın. (Bunun yerine) iyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah’a karşı hata etmekten sakının.
İnananları üzmek için gizli toplantılar yapmak, şeytandandır. Halbuki, Allah'ın izni olmadan şeytan onlara hiçbir zarar veremez. İnananlar yalnız Allah'a güvensinler.
Cemal Külünkoğlu
(Meşrû konularda olmayan) kulis ve toplantılar, mü’minleri üzmek için şeytanın telkin ettiği davranışlardır. Aslında (münafıkların fısıldamaları), Allah’ın izni olmaksızın mü’minlere asla zarar veremez. Onun için inananlar yalnızca Allah’a güvensinler.
Mehmet Türk
Şüphesiz (diğer tür) gizli fısıldaşmalar, îman edenleri üzen, şeytanın işlerindendir. Aslında Allah’ın izni olmaksızın hiçbir şey onlara asla zarar veremez. Öyleyse mü’minler, sadece Allah’a tevekkül etsinler.
Ey inananlar! Size, “Meclislerde yer açın!” dendiği zaman yer açın ki Allah da size genişlik versin. Size, “kalkın” dendiği zaman da kalkın ki Allah sizden inananları ve kendilerine bilgi verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Cemal Külünkoğlu
Ey inananlar! Size: “sosyal hayatta etkin olabilmek için meclisler oluşturun!” denildiği zaman faaliyete geçin ki, Allah da sizin önünüzü açsın (sizi desteklesin). Ve size: “(Hakka hizmet için) ayağa kalkın!” denilince de harekete geçin ki, Allah, sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin! Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Mehmet Türk
Ey îman edenler, size: “Meclislerde yer açın.” denildiği zaman, yer açın ki Allah da size genişlik versin. Hattâ size: “Kalkın” denildiği zaman da kalkın ki Allah da sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan (tümüyle) haberdardır.
Ey iman edenler! Peygamberle özel olarak konuşmak istediğinizde, özel konuşmanızdan önce sadaka veriniz. Bu, sizin için daha iyidir ve daha temizdir. Eğer verecek sadaka bulamazsanız, biliniz ki Allah affedicidir; merhamet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
Ey inananlar! Resul’le baş başa (özel olarak) görüşmek istediğinizde, bu hususî görüşmenizden önce (çevrenizdeki muhtaçlara) bir sadaka verin. Bu sizin yararınıza olacak ve sizin (iç) temizliğinizi sağlayacaktır. Ama buna gücünüz yetmezse (bilin ki) Allah çok affedicidir, merhameti ve ihsanı boldur.
Mehmet Türk
Ey îman edenler! Peygamber ile gizli bir şey konuşacağınız zaman, bu konuşmanızdan önce (fakirlere) sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (buna imkân) bulamazsanız, şunu iyi bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Özel konuşmanızdan önce sadakaları vermekten çekindiniz mi? Çünkü sadaka vermeyi yerine getirmediniz; Allah da sizi affetti. Artık namazı kılınız, zekâtı veriniz, Allah'a ve Peygamberine itaat ediniz. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Cemal Külünkoğlu
Baş başa konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Sizler bunu yapamayınca Allah da sizden bu yükümlülüğü kaldırdı. Şu hâlde namazı ikame edin, zekâtı verin ve Allah’ın ve Resulünün emirlerine uyun! Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Mehmet Türk
(Ey îman edenler!) Yoksa Peygamberle gizli bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah, sizi affetti. Artık namazı dosdoğru ve devamlı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Rasûlüne itaat edin. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan (tümüyle) haberdardır.
Allah'ın öfke duyduğu bir toplumu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendir ne de onlardandır. Bile bile yalan yere yemin ederler.
Cemal Külünkoğlu
Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar.
Mehmet Türk
Allah’ın kendilerine gazap ettiği (Yahûdî) toplumunu kendilerine dost edinen (münâfıkları) görmedin mi? Onlar, ne sizdendir, ne de onlardan… Ve onlar, bile bile yalan yere yemin eder dururlar.
Ne malları ne de çocukları Allah'a karşı bir yarar sağlar. Onlar cehennemliklerdir, orada süreli kalacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
Ne dünyalık servetleri ne de soy sopları onları Allah’(ın azabın)a karşı koruyamayacaktır. Onlar cehennemliktirler. Hem de orada devamlı kalacaklardır.
Mehmet Türk
Onların malları da çocukları da kendilerini, Allah’ın azabından asla kurtaramayacaktır. İşte (cehennemin) içerisinde sonsuz kalacak olan ateş halkı bunlardır.
O gün Allah onların hepsini yeniden diriltecek, onlar da dünyada size yemin ettikleri gibi, O'na da yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. İyi biliniz ki, onlar gerçekten yalancıdırlar.
Cemal Külünkoğlu
Allah’ın onların tümünü tekrar dirilteceği gün, (şimdi) senin önünde yemin ettikleri gibi, haklı oldukları zannıyla O’nun önünde de yemin edecekler. İyi bilin ki onların işi gücü yalan söylemektir.
Mehmet Türk
Allah’ın onların tümünü dirilteceği gün, sizlere yemin ettikleri gibi, Ona da kendilerinin dosdoğru yolda olduklarını zannederek yemin edecekler. Şunu iyi bilin ki onlar, yalancıların ta kendisidirler.
Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi biliniz ki, şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar.
Cemal Külünkoğlu
Şeytan onlar üzerinde egemenlik kurmuş ve onlara Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanlardır.
Mehmet Türk
Şeytan onları kuşatmış, böylelikle de onlara Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın taraftarlarıdır. Şunu iyi bilin ki şeytanın taraftarları, gerçekten hüsrana uğrayanlardır.
Allah'a ve Peygamberine karşı gelenler sürüm sürüm sürüneceklerdir.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a ve Resulüne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) meydan okuyanlar var ya, işte onlardır en zelil ve en alçak olanlarla aynı safı paylaşanlar.
Mehmet Türk
Şüphesiz Allah ve Rasûl’ü ile rekabete kalkışanlar, en alçaklarla beraberdirler.
Allah'a ve âhiret gününe inanan bir toplumun, onlar kendilerinin babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa da, Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere sevgi beslediklerini göremezsin. İşte onlar, kalplerine imanı yazdığı, katından bir ruh ile desteklediği kimselerdir. Onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada süreli olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan memnun olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın tarafında olanlardır. İyi biliniz ki, Allah'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerdir.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a ve ahiret gününe inanan bir topluluğu, Allah’a ve Resulüne karşı duran hiç kimse ile isterse o kimseler babaları, çocukları, kardeşleri yahut akrabaları olsun, karşılıklı sevgi ve dostluk içinde göremezsin. Çünkü Allah inananların kalplerine imanı nakşetmiş ve onları katından bir ruh (vahiy) ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecek ve onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar Allah’ın tarafında olanlardır. Ve iyi bilin ki, kurtuluşa erenler de Allah’ın tarafında yer alanlardır.
Mehmet Türk
Allah’a ve âhiret gününe inanan bir toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları bile olsa, Allah’a ve Rasûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. Zîrâ onlar, öyle kimselerdir ki (Allah,) onların kalplerine îmanı yazmış ve onları îmanlarından gelen bir rûh ile de desteklemiştir. Ve (Allah) onları, içerisinde sonsuz olarak kalacakları, zemîninden ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Artık Allah, onlardan râzı olmuş, onlar da Ondan râzı olmuştur. İşte onlar, Allah’ın taraftarlarıdır. Şunu iyi bilin ki Allah’ın taraftarları, gerçekten kurtuluşa erenlerdir.