It is derived from the sentence idha nudiya-lis-salat-imin-yaum-il- Jumu'ati of verse 9. Although in this Surah injunctions about the Friday congregational Prayer also have been given, yet 'Jumu'ah' is not the title of its subject-matter as a whole, but this name too, like the names of other Surahs, is only a symbolic title.
Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, kutsal kurtuluşun tek kaynağı, kudret ve hikmet sahibi Allah'ı tesbih ediyor/anıyor.
Cemal Külünkoğlu
Göklerde ve yerde olan her şey, mülkün sahibi, eksiklikten ve noksanlıktan uzak, Aziz ve Hakîm olan Allah’ı tesbih eder (O’nun verdiği vazifeyi icra ederek O’na karşı sorumluluğunu yerine getirir).
Mehmet Türk
Göklerde ve yerde olan her şey, O her şeyi hükmü altına alan, mukaddes, çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibi olan Allah’ın şânını yüceltir.
Ümmîlere/cahillere, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten içlerinden bir peygamberi gönderen O'dur. Onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Cemal Külünkoğlu
O (Allah), ümmilere içlerinden, kendilerine (Allah’ın) âyetlerini okuyan, onları (şirk kirinden) temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir resul gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Mehmet Türk
Ümmi bir topluma, kendilerinden olan ve onlara (Allah’ın) âyetlerini okuyan, onları (bâtıl inançlardan) temizleyen, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderen, O (Allah)’tır. Şüphesiz onlar, daha önce apaçık bir sapkınlık içerisinde idiler.
Peygamberi, müminlerden henüz kendilerine ulaşmamış bulunan diğer insanlara da göndermiştir. O'nun her şeye gücü yeter; her işinde hikmet vardır.
Cemal Külünkoğlu
(Allah, bu son nebiyi) henüz kendilerine katılamayan başkalarına ve (gelecek nesillere de nebi olarak) göndermiştir. O (Allah), mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Mehmet Türk
(Elçisini) onlardan henüz kendilerine katılmamış bulunan başka insanlara da (gönderen,) O (Allah)’tır. Çünkü O çok şereflidir, pek merhametlidir.
Tevrat'ı bilip sonra onun öğretilerine uymayanlar, sırtında kitaplar taşıyan eşek gibidir. Allah'ın âyetlerini yalanlayan toplumun durumu ne kötüdür! Allah böyle zâlim toplumu doğru yola iletmez.
Cemal Külünkoğlu
Kendilerine Tevrat öğretildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap yüklü eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini anlamaktan geri duranların durumu ne kötüdür. Allah zalimler topluluğunu (kötü niyet ve eylemleri yüzünden) doğru yola iletmez.
Mehmet Türk
Tevrât’ın hükümleriyle yükümlü tutulup da onun hükümlerini yaşamayanların durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin haline benzer. Allah’ın âyetlerini yalanlayan (böyle) bir toplumun durumu ne acıdır. (Şunu iyi bilin ki) Allah, zâlim bir toplumu, hak yola ulaştırmaz.
De ki: “Ey Yahudiler! Bütün insanlar değil de, yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız, bunda da samimi iseniz, haydi ölümü temenni ediniz.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Ey Yahudiler! Siz diğer insanların değil de yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız. Eğer bu iddianızda da samimi iseniz, ölümü dileyin (de dostunuza bir an önce kavuşun) bakalım!”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!): “Ey (Mûsa’nın dinini terk edip de) Yahûdî olanlar! Eğer siz, (tüm) insanlardan ayrı olarak, sadece kendinizin Allah’ın dostları olduğunu varsayıyorsanız ve bu sözünüze de sadıksanız, o halde (dostunuza kavuşmak için) ölümü temenni edin (de görelim.)” de.
De ki: “Kendisinden kaçtığınız ölüm kesinlikle size ulaşacaktır. Sonra, görülmeyen ve görülen her şeyi bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size neler yaptığınızı bildirecektir.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm sizi mutlaka bulacaktır. Sonra da gaybı ve şahadeti (duyuların ötesini ve onların algı sahasına giren her şeyi) bilen (Allah’ın) huzuruna çıkarılacaksınız. Ve size (dünyada iken) yapıp ettikleriniz bir bir haber verilecektir.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Onlara): “Şüphesiz sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, (bir gün) sizi mutlaka yakalayacaktır. Sonra hepiniz, o görülmeyeni de görüleni de bilen (Allah)’a döndürüleceksiniz. O da yaptıklarınızı size, tek tek haber verecektir.” de.
Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı zaman, hemen Allah'ı anmaya koşunuz ve alış-verişi bırakınız. Eğer bilseniz bu sizin için çok hayırlıdır.
Cemal Külünkoğlu
Ey inananlar! Cuma günü namazı ikame etmek (ve hutbeyi dinlemek) için çağrı yapıldığı zaman, alışverişi bırakarak hemen Allah’ın zikrine/öğüdüne koşun! Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
Mehmet Türk
Ey îman edenler! Cuma günü (öğle vakti,) namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen alış verişi bırakarak, dosdoğru Allah’ın zikrine gidin. Eğer bilirseniz, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.
Namaz bitince artık yeryüzüne dağılınız ve Allah'ın lütfundan aramaya devam ediniz. Allah'ı çokça anınız ki kurtuluşa eresiniz.
Cemal Külünkoğlu
Ve namaz bittikten sonra yeryüzüne serbestçe dağılın ve Allah’ın lütfundan (rızkınızı) aramaya devam edin. Kurtuluşa ermek için de Allah’ı hatırınızdan hiç çıkarmayın (O’nunla birlikteliği hayatın gerçeği haline getirin)!
Mehmet Türk
Namaz bitince hemen, Allah’ın lütfundan rızkınızı aramak için yeryüzüne dağılın. Kurtuluşunuzu umabilmek için Allah’ı çokça anın.
Onlar bir ticaret ve eğlence gördüklerinde hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: “Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en üstünüdür.”
Cemal Külünkoğlu
Durum böyle iken (kendilerini tümüyle Allah’a ve İslam’a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eğlence görünce, (hemen) ona sökün ettiler ve seni (hutbede) ayakta bıraktılar. De ki: “Allah’ın katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Onlar, bir ticaret veya eğlence görünce, seni ayakta bırakarak ona gittiler. Sen onlara: “Allah’ın katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Çünkü O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” de.