7,589 · Hadis
Derleyen İmam Muhammed b. İsmail el-Buhârî · 810–870 CE
İmam Buhârî tarafından yaklaşık on altı yılda, yüz binlerce rivayet arasından derlenen Sahih-i Buhârî, Sünnî Müslümanlarca Kur'an'dan sonra en güvenilir kitap kabul edilir. Buradaki her rivayet, kesintisiz ve güvenilir bir isnad için onun titiz şartlarını taşır. Vahyin başlangıcı ve iman'dan namaz, muâmelât ve âdâba kadar konularına göre kitaplara (kütüb) ayrılmıştır.
Enes'teh şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem alacalı, beyaz tüylü iki koç kurban etti. Ben onun bir ayağını (her birini keserken) böğrünün üzerine koyduğunu, besmele çekip tekbir getirdiğini ve o ikisini de bizzat eliyle kestiğini gördüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kurbanlıkları bizzat eliyle kesen kimse." Yani bu şart mıdır yoksa evla (daha uygun olan) mıdır? Bizzat kesmeye gücü yeten kimsenin başkasını vekil tayin etmesinin caiz oluşu üzerinde fukahanın ittifakı vardır. Fakat Malikilerde kesebilen kimsenin vekalet vermesinin yeterli olmayacağına dair bir görüş vardır. çoğunluğa göre ise bu mekruhtur ama kesiminde hazır bulunması da müstehaptır. "Ben onu, onların her birini keserken ayağını böğrüne koyduğunu gördüm." Yani her bir kurbanlığını keserken bir ayağını onun böğrüne, kurbanlığın yanlarından birisi üzerine koyuyordu. "Besmele çekiyor, tekbir getiriyordu." Hadisten anlaşıldığına göre; 1- Kesim yaparken besmele çekmek meşrudur. 2- Besmele ile birlikte tekbir getirmek müstehaptır. 3- Kurbanlığın boynunun sağ yanı üzerine ayağı koymak müstehaptır. Fukaha, kurbanlığın sol yanı üzere yatırılacağını ittifakla kabul etmişlerdir. Buna göre ayağını sağ yanına koyarak kurbanlığı kesenin, bıçağı sağ eline alıp sol eliyle de başını yakalaması daha kolayolur
Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Şerif'te ben ağIıyorken Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma girdi. Ne oldu sana? Ay hali mi oldun, diye sordu. Ben: Evet dedim. O: Bu, Allah'ın, Adem'in kızları üzerine yazdığı bir iştir. Hacıların yaptıklarını sen de yap! Ancak Beyt'i tavaf etme, buyurdu. Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımları adına kurban olarak inek kesti." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir adam, (Mina'da) İbn Ömer'e devesin (i kesmek) de yardım etmiştir." İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Bu rivayet, başlığa ancak yardım istemenin meşru olması halinde "vekalet de ona katılır (onun gibi değerlendirilir)" cihetiyle uygun düşmektedir. İbn Ömer'in başından geçen bu olaya yakın Ahmed'in rivayet ettiği merfu' bir hadis de gelmiş bulunmaktadır. Bunu ensardan bir adam şöylece rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurbanlığını yatırdı ve: Kurbanlığımı kesmek üzere bana yardımcı ol, dedi, o da ona yardım etti." Hadisin ravileri sikadırlar. "Ebu Musa kızlarına kurbanlıklarını kendi elleriyle kesmelerini emretti." İbnu't-Tin dedi ki: Hadisten kadının hayvan kesmesinin caiz olduğu anlaşılmaktadır. Muhammed ise Malik'ten bunun mekruh olduğunu nakletmektedir. Derim ki: Bu husus daha önce Zebaih bölümünde (5504 ve 5500.hadislerde) geçmiş bulunmaktadır. Şafillerden nakledilen görüşe göre ise kadın için daha uygun olan, kurbanlığını kesmek üzere başkasına vekalet vermesi ve kendisinin bizzat kesmemesidir
Bera r.a.'dan şöyle dediğirivayetedilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hutbe irad ederken dinledim. Şöyle buyurdu: Bugünümüzde ilk yapacağımız iş, namaz kılmamız, sonra dönüp kurbanlıklanmızı kesmemizdir. Kim bunu yaparsa bizim sünnetimize uygun iş yapmış olur. Her kim (namazdan önce) kesmiş ise onun bu kestiği, aile halkına takdim ettiği bir et olur. Kurban ibadetiyle hiçbir alakası olmaz. Bunun üzerine Ebu Burde: Ey Allah'ın Rasulü, bayram namazını kılmadan önce kestim. Yanımda ise bir yaşını doldurmuş olandan daha iyi, yaşını doldurmamış bir dişi keçi vardır, dedi. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Sen onu o kestiğinin yerine kes! Ancak bu, senden sonra hiçbir kimse için yeterli olmayacaktır -yahut onun yerini tutmayacaktır (diyebuyurdu)
Enes'ten rivayete göre o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kim namazdan önce kurbanını keserse tekrar kessin. Bir adam: Bu, canın et çektiği bir gündür, dedi ve komşulannın ihtiyaç içinde olduklarını zikretti. -Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu mazur görür gibi oldu.- Adam devamla dedi ki: Hem benim yanımda iki koyundan daha iyi, bir yaşını doldurmamış bir dişi keçi var deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona ruhsat verdi. Artık, bu ruhsat başkalarını kapsar mı kapsamaz mı bilemiyorum. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki koçun yanına vardı -yani onları kesti- sonra da (diğer) insanlar birkaç koyunluk bir sürüye gidip onları kestiler
Cündeb b. Süfyan el-Becell'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben kurban bayramı birinci günü (Nahr günü) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğuna tanık oldum: Kim bayram namazını kılmadan önce kurbanını keserse onunyerine başkasını kessin. Kim de şimdiye kadar kesmemişse (namazdan sonra) artık kesiversin
Amir'den rivayete göre el-Bera şöyle demiştir: "Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bayram namazı kıl(dır)dı ve şöyle buyurdu: Kim bizim kıldığımız namazı kılar, kıblemize yönelir ise namazdan ayrılıncaya kadar kurbanını kesmesin. Ebu Burde b. Niyar ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Resulü, ben böyle yaptım, dedi. Allah Resulü: Bu, erken davranarak yaptığın bir iş oldu, diye buyurdu. Ebu Burde: Benim yanımda yaşını doldurmamış bir dişi keçi var ve o, yaşını doldurmuş iki koyundan hayırlıdır. Onu kesebilir miyim, diye sordu. Allah Rasulü: Evet. Fakat bundan sonra artık hiç kimse için yeterli olmaz, diye buyurdu." Amir (eş-Şa'bl): "İşte o, onun kestiği iki kurbanın hayırlı alanıdır" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması:• "Namazdan önce kurbanın! kesen iade eder", yani kurban kesme işini tekrarlar. "Kim bizim bu namazımıZ! kılar ve kıblemize yönelirse ... " Kim İslam dini üzere ise ... demektir
Enes r.a.'dan rivayete göre: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem boynuzlu, alaca beyaz tüylü iki koç kurban eder ve bir ayağını boyunlarına yakın yere koyar ve onları kendi eliyle keserdi
Enes r.a.'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem boynuzlu, alaca beyaz tüylü iki koç kurban etti. Onları kendi eliyle kesti, besmele çekti, tekbir getirdi ve bir ayağını onların boyunlarına yakın yere koydu
Mesruk'tan rivayete göre; "O, Aişe r.anha'nın yanına giderek ona: Ey mu'minlerin annesi, bir adam Ka'be'ye kurbanlığını gönderse, kendisi de bulunduğu yerde otursa, gönderdiği kimselere kurbanlık devesine gerdanıık takılmasını tavsiye etse, o günden itibaren insanlar ihramdan çıkıncaya kadar kendisi de ihramlı kalmaya devam eder (mi), dedi. Mesruk devamla: Ben onun hicabın (perdenin) arkasından ellerini çırpmasının sssini işittim. Sonra: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Harem'e gönderdiği kurbanlıkların gerdanlıklarını bükerdim. ° da hediyelik kurbanlıklarını Ka'be'ye gönderirdi. Ama insanlar (Hac'dan) geri dönünceye kadar erkeklere hanımlarından helal olan hiçbir şey de haram olmazdı, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: ed-Davudl, Aişe radıyallahu anha'nın "hediyelik kurbanlıklarını" sözlerini MeymOnelnin merfu olarak rivayet ettiği: "Zülhicce'nin ilk on günü girdi mi kurban kesmek isteyen bir kimse saçını kesmesin, tırnaklarını kesmesin" şeklindeki hadisinin, Aişe radıyallahu anha'nın hadisiyle mensuh yahut nasih olması gerektiğine delil göstermiştir. İbnu't-TIn dedi ki: Ancak buna gerek yoktur. Çünkü Aişe radıyallahu anha kurbanlığını Harem'in içerisine gönderen bir kimsenin, mücerred göndermesi sebebiyle ihramlı olmasını kabul etmemiş, ancak özelolarak Zülhicce'nin ilk on gününde kaçınılması müstehap olan saçları ve tırnakları kesmeyi ele almamıştır. Daha sonra İbnu't-TIn şunları söylemektedir: Fakat hadisin umumi ifadesi edDawdi'nin dediğine delil teşkil etmektedir. Şafil de Zülhicce'nin ilk on gününde bu işlerin mubah olduğuna bunu delil göstermiştir. İbnu't-TIn dedi ki: Sözü geçen hadisi de Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai rivayet etmiş bulunmaktadır. Derim ki: Söz konusu bu hadis MeymCıne'nin rivayet ettiği bir hadis değil, Ümmü Selemelnin rivayet ettiği bir hadistir
Cabir b. Abdullah r.a.'dan, dedi ki: "Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanında kurbanlık etleri azık yapar ve onları Medine'ye kadar getirirdik. " (Süfyan) çoğu kere de: "Hedy (deve) kurbanlıkların etlerini. .. " demiştir
Kasım'dan rivayete göre İbn Habbab kendisine Ebu Said'işu hadisi naklederken dinlediğini haber vermiştir: "Ebu Said bir seferinde evinden uzakta idi. Seferden geri döndü. Ona bir et takdim edilerek: Bu bizim kestiğimiz kurbanlıkların etlerindendir, dediler. O: Bunu geri çekiniz. Ben onun tadına bakmam dedi. (Ebu Said) dedi ki: Sonra kalkıp çıktım ve nihayet kardeşim Ebu Katade'nin yanına kadar vardım. -Ebu Katade onun anne bir kardeşi olup Bedir'e katılan ashabdandı- bunu ona nakledince, o: Senden sonra yeni bir hal meydana geldi, dedi
Seleme b. el-Ekva'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Sizden kim kurban kesmişse artık üçüncü geceden sonra evinde ondan bir şey kalmış olarak sabahı etmesin, diye buyurdu. Ertesi sene olunca, ashab: Ey Allah'ın Rasulü, geçen yıl yaptığımız gibi yapalım mı, diye sordular. Allah Rasulü: Yiyin, yedirin ve saklayın. Çünkü geçen sene insanlar darlık ve sıkıntı içerisinde idiler. Bu sebeple ben de bu sıkıntıda yardımcı olmanız! istedim, buyurdu
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Biz kurbanlık etlerin bir kısmını tuzlar ve onu Medine'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirirdik. Allah Rasulü: Üç günden fazla yemeyiniz, buyurdu. (Aişe:) Ancak bu kesin bir yasak değildi. Fakat bizim kurbanlıklardan başkasına yedirmemizi istedi. Bununla birlikte doğrusunu en iyi bilen Allah'tır, dedi
İbn Ezher'in mevlası Ubeyd'den rivayete göre; "O kurban bayramı birinci günü Ömer b. el-Hattab r.a. ile birlikte bayramda hazır olduk. Ömer hutbeden önce namaz kıldırdı. Sonra insanlara hutbe verdi. Ey insanlar! Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem size bu iki bayram (ın birinci günü) oruç tutmanızı yasakladı. Bunların biri orucunuzu bitirdikten sonra oruç açtığınız gün (olan ramazan bayramı birinci günü)dür. Diğeri ise kestiğiniz kurbanlıklardan yiyeceğiniz gündür, dedi
Eba. Ubeyd dedi ki: "Sonra Osman b. Affan ile (bayramda) hazır bulundum. O gün Cuma günü idi. Hutbeden önce namaz kıldırdı, sonra hutbe vererek: Ey insanlar' Şüphesiz bugün sizin için iki bayramın bir arada olduğu bir gündür. Her kim Avaıi ahalisinden cumayı beklemeyi arzu ederse beklesin. Kim de dönmeyi arzu ederse ona izin verdim, dedi
Ebu Ubeyd dedi ki: "Sonra bayramda Ali b. Ebi Talib ile birlikte bulundum. O da hutbeden önce namaz kıldırdJ. Sonra insanlara hutbe vererek: Şüphesiz Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sizlere üç günden fazla kurbanlıklarınızın etlerini yemenizi yasakladı, dedi
Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kurbanlık etlerinden üç gün yiyiniz. Abdullah da kurbanlıketlerinden yememek için Mina'dan ayrıldığı vakit (ekmeği) zeytinyağı ileyerdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kurbanlık etlerinden yenilmesi." Yani üç gün ya da yarısı gibi bir kayıt olmaksızın "ve ondan azık edinmek." Hem yolculuk için, hem hazarda demektir. Üç gün ile kayda dair açıklama ya neshedilmiştir yahut belli bir sebebe aittir. "Senden sonra bir iş meydana geldi." el-leys şu fazlalığı eklemektedir: "Bu iş üç günden sonra kurbanlık etlerini yemeğe dair kendilerine konulmuş olan yasağı kaldırdı." Bunu da Ahmed, Muhammed b. İshak'tan gelen rivayet olarak kaydetmiştir. Muhammed b. İshak dedi ki: "Banababam ve Muhammed b. Ali b. Huseyn, Abdullah b. Habbab'dan tahdis etti, diyerek hadisi uzunca zikretmektedir. Ebu Said yoluyla hadisin lafzı şöyledir: "RasÜlullah saJlaJlahu aJeyhi vesellem bizlere kurbanlık etlerimizi üç günden fazla yemeği yasa!\damıştı. Ben bir yolculuğa çıktıktan sonra geriye aile halkımın yanına döndüm. -Bu dönüşüm de kurban bayramından birkaç gün sonra olmuştu.- Eşim bana içine kurutulmuş et katmış olduğu bir pazı yemeği getirdi. Bu (et) kurbanlıklarımızın etlerindendir, dedi. Ben ona: O (Allah Rasulü) bize bunu nehyetmedi mi, dedim. O: Gerçek şu ki bundan sonra insanlara bu hususta ruhsat verdi, dedi. Ama ben onu tasdik etmedim. Nihayet kardeşim Katade b. en-Numan'a haber gönderdim -diyerek hadisi zikretti. Bu rivayette şunlar da vardır: Rasulullah s.a.v. bu hususta Müslümanlara ruhsat verdi (dedi)." "İnsanlar açlık sebebiyle zorluk ile karşı karşıya idiler." Kıtlığın zorluk ve SIkıntısına düşmüşlerdi. "Ancak bu kesin bir yasak değildi. Ama ondan yedirmemizi istemişti." Müslimlin kaydettiği Abdullah b. Ebi Bekr b. Hazm'ın, Amre'den naklettiği rivayette şöyle denilmektedir: "Şüphesiz ben sizlere bunu, gelmiş olan o misafirler dolayısı ile yasaklamıştım. Artık kurban etlerinden tasadduk edebilir, saklayabilirsiniz de." Müslim'de hadisin baş tarafları şöyledir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde kurban bayramına yakın bir zamanda çöl ahalisinden birtakım insanlar geldi. Allah Rasulü: Üç günlük için et saklayabilirsiniz, geri kalanı da tasadduk ediniz." dedi. Daha sonra: Ey Allah'ın Rasulü, insanlar kurbanlıklarından yararlanıyorlardı, denildi. Bunun üzerine o şöyle buyurdu: "Ben sizlere gelen misafirler dolayısı ile (üç günden fazla) et saklamanızı yasaklamıştım. Artık ondan bir kısmını yiyiniz, tasadduk ediniz ve (bir kısmını da) saklayabilirsiniz." el-Hattabi dedi ki: "ed-Duff" hızlıca yürümek demektir. "ed-Daffe" (hadis tercümesinde: misafirler) aniden gelen muhtaçlar demektir. Bu hadislerin mutlak oluşu, yedirmek için yeterli olacak miktarda bir kayıtlama olmayacağına delil gösterilmiştir. Kurban kesen bir kimsenin kurbanlığından bir miktar yiyip, geri kalanı da sadaka ve hediye olarak başkasına yedirmesi müstehaptır. Şafii'den gelen rivayete göre kurban etlerinin üçe paylaştırılması müstehaptır. Çünkü Allah Rasulü: "Ondan yiyiniz, tasadduk ediniz ve yediriniz" diye buyurmuştur. İbn Abdilberr dedi ki: Ondan başkası da şöyle derdi: Yarısını yemesi, yarısını da başkasına yedirmesi müstehaptır. Nevevı dedi ki: Cumhurun görüşüne göre kurbanlıktan yemek vacip değildir. Buradaki emir bu hususta izin içindir. Seleften bazıları da emrin zahirini kabul etmek kanaatindedir. Kurban etinden tasadduk etmeye gelince, sahih olan, kurbanlıktan sadaka denilebilecek miktarın tasadduk edilmesinin vacip olduğudur. Daha kamil olanı ise onun çoğunluğunu tasadduk etmesidir. Şafii der ki: Üç günden sonra kurbanlık etlerinin alıkonulmasının yasaklanışının herhalde ve durumda neshedilmiş olma ihtimali vardır. Derim ki: Bu ikinci kanaati Şamlerin müteahhir olanları benimsemişlerdir. Rafi' dedi ki: Kuvvetli görünen görüş şu ki; bugün kurban etinden sa:klamak, hiçbir şekilde haram değildir. Nevevi de bu hususta onu takip ederek Şerhu'l-Mühezzeb adlı eserinde: Doğru olarak bilinen şu ki: Bugün kurbanlık etlerini saklamak hiç bir şekilde haram değildir, demektedir. Müslim Şerhindede alimlerin cumhurundan bunun sünnetin sünnet ile neshi türünden olduğu nakledilmektedir. Şöyle denmektedir: Doğru olan da nehyin mutlak olarak neshedildiği ve artık haramlığın da, mekruhluğun da kalmadığıdır. Bugün üç günden sonrasına yetecek kadarını saklamak da, dilediği zamana kadar yiyecek miktarını alıkoymak da mubahtır
Abdullah b. Ömer r.a.'dan riwyete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim dünyada hamr (şarap) içer, sonra ondan tevbe etmezse ahirette ondan mahrum edilir
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e İsra'ya götürüldüğü gece İlya'da iken ona birinin içinde şarap, diğerinin içinde süt bulunan iki kase getirildi. O her ikisine de baktıktan sonra sütü aldı. Bunun üzerine Cibril: Sana, fıtrata uygun olana hidayet veren. Allah'a hamd olsun. Eğer şarabı almış olsaydın ümmetin azacaktı, dedi
Enes r.a.'dan, dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den öyle bir hadis dinlemiştim ki, bu hadisi size benden başkası tahdis edemez. Allah Rasulü şöyle buyurmuştu: Kıyametin şartlarından (alametlerinden) bazıları cehaletin ortaya çıkıp baskın gelmesi, ilmin azalması, zinanın ortaya çıkması, şarabın içilmesi, elli kadının sorumluluklarını üstlenecek ancak bir tek erkek olacak şekilde erkeklerin azalıp kadınların çoğalmasıdır