7,589 · Hadis
Derleyen İmam Muhammed b. İsmail el-Buhârî · 810–870 CE
İmam Buhârî tarafından yaklaşık on altı yılda, yüz binlerce rivayet arasından derlenen Sahih-i Buhârî, Sünnî Müslümanlarca Kur'an'dan sonra en güvenilir kitap kabul edilir. Buradaki her rivayet, kesintisiz ve güvenilir bir isnad için onun titiz şartlarını taşır. Vahyin başlangıcı ve iman'dan namaz, muâmelât ve âdâba kadar konularına göre kitaplara (kütüb) ayrılmıştır.
Ebu Katade'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Salih olan rüya Allah tarafındandır. Hulm de şeytandandır. Kim rüyada hoşuna gitmeyecek bir şey görürse (uyanınca) sol tarafına üç defa 'tuh' desin ve şeytanın şerrinden Allah'a sığınsın. Bu suretle o düş, sahibine zarar vermez ve muhakkak ki şeytan benim kıfığıma giremez
Ebu Katade'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kim beni rüyada görürse muhakkak o hakkı görmüştür" buyurmuştur
Ebu Said el-Hudri, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle işitmiştir: "Kim beni rüyada görürse muhakkak o hakkı görmüştür. Çünkü şeytan benim şekil ve kılığıma giremez." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ebu Abdullah el-Buhari şöyle demiştir: İbn Sirin, hadiste sözü edilen durum, kişi Hz. Nebi'yi kendi özel suretinde gördüğü zaman geçerli olur demiştir." Biz bu haberi mevsul olarak şöyle rivayet etmiştik: İbn Sirin'e adamın biri Resulullah'ı rüyasında gördüğünü söyleyince ona şöyle dedi: "Gördüğünü bana anlat." Rüyayı gören kişi ona İbn Sirin'in bilmediği birtakım niteliklerden bahsedince "Sen Resulullah'ı görmemişsin" dedi. Bu haberin senedi sahihtir. Ben Hakim'de sözkonusu haberi teyid eden bir rivayete rastladım. Asım b. Kuleyb'in nakline göre babası şöyle anlatmıştır: İbn Abbas'a "Nebi s.a.v.'i rüyamda gördüm" dedim. Bana "Onu bana anlat" dedi. Ben de Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hasan'ı hatırladım ve onu Resulullah'a benzettim. İbn Abbas "Onu görmüşsün" dedi. Bu haberin isnadı ceyyiddir. Kurtubi şöyle der: Bu hadisin tevilinde sahih olanı şudur: Resulullah'ın söylemek istediği, onun her durumda görülmesi batıl olmadığı gibi bu, karmakarışık rüyalardan da değildir. Tam tersine bu -kendi kılığı dışında görülmüş olsa bile- özünde hak ve gerçektir ve bu şekil şeytandan değildir. Aksine Allahu Teala tarafındandır. Kadi Ebu Bekir b. et-Tayyib ve başkalarının görüşü bu doğrultudadır. "O hakkı görmüştür" ifadesi bunu teyid etmektedir. Yani o kimse kendisini görene bildirilmesi amaçlanan gerçeği görmüştür. Gördüğü rüya zahiri üzere oluyorsa ne ala! Aksi takdirde onu tevil etmeye çabalar ve gördüğü rüyayı değer vermemezlik etmez. Zira o ya bir hayrı müjdelemektedir ya da bir kötülükten dolayı uyarıda bulunmaktadır. Bununla Allahu Teala o kişiyi korkutmayı amaçlamıştır veya onun sözkonusu kötülükten el çekmesini istemektedir ya da dini veya dünyası hakkında karşılaşacağı bir şeyin sonucu hakkında kendisini uyarmaktadır. İbn Battal şöyle der: Resulullah "Muhakkak o uyanık bir halde beni görecektir" ifadesiyle bu rüyanın uyanık halde tasdikini, sahih olduğunu ve hak üzere gerçekleştiğini vurgulamak istemektedir. Yoksa maksadı o kişinin kendisini ahirette göreceği değildir. Zira o kıyamet günü Resulullah'ı uyanık bir halde görecektir. Hz. Nebi'i rüyada görenle görmeyen dahil olmak üzere bütün ümmeti kıyamet' günü onu görecektir. İbnü't-Tın şöyle demiştir: Maksat hayatında ona iman edip, ancak görmeyen kimsedir. Çünkü o kimse o anda Resulullah'ın yanında değildir. İşte böylece ona iman edip, ancak görmeyen herkes, vefat etmeden önce uyanıkken onu göreceği şekilde müjdelenmiş ol-maktadır. Bu görüş el-Gazzaz' a aittir. Ebu Sa'd Ahmed b. Muhammed b. Nasır şöyle demiştir: Her kim Resulullah'ı kendi hali ve kılığı üzere görecek olursa bu, o kişinin salih, mertebesinin mükemmel ve düşmanına zafer kazanacağını gösterir. Her kim de Resulullah'ı mesela durumu değişik, suratı asık görecek olursa bu o kişinin durumunun kötü olduğunu gösterir. Şeyh Ebu Muhammed b. Ebu Cemre, Nevevl'nin tercih ettiği görüşe meyletmiş ve ihtilafı naklettikten sonra' şöyle demiştir: Alimler arasında şeytanın Resulullah'ın kılığına asla giremeyeceğini söyleyenler vardır. Her kim Resulullah'ı güzel bir biçimde görecek olursa bu o kimsenin dini açısından güzeldir. Resulullah'ın organlarından herhangi birinde çirkinlik veya noksanlık görmek, din açısından o kişinin eksikliği anlamına gelir. Şeyh Ebu Muhammed şöyle devam eder: Gerçek olan budur: Bu gerçek denenmiş ve bu şekilde olduğu müşahede edilmiştir. Böylece Resulullah'ı rüyada görmede en büyük fayda hasıl olmaktadır ki rüyayı gören kendisinde bir eksiklik olup olmadığını böylece anlamafırsatı elde eder. "Kim beni rüyada görürse muhakkak o beni görmüş gibidir." Benim bu ifadeden anladığım şudur: Resulullah şunu demek istiyor: Beni rüyasında herhangi bir kılıkta gören kimse, bundan sevinsin ve bunun hulm olan batıl değil, Allah'tan gelen bir hak rüya olduğunu bilsin. Çünkü şeytan benim kılığıma giremez
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bana mefatihu’l-kelim (sözlerin anahtarları) verildi. Bana korku salmak suretiyle yardım edildi. Dün gece uyuduğum bir sırada bana yeryüzünün hazinelerinin anahtarları getirildi. Hatta bunlar avucumun içine konuldu
Abdullah b. Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bu gece rüyamda kendimi Kabe'nin yanında buldum. Orada esmer bir adam gördüm ki, o görmekte olduğum esmer erkeklerin en güzeliydi. Onun kulak memelerini geçmiş bir saçı vardı ki o da görmekte olduğum saçların en güzel türünden olup, bunları taramıştı ve bu saçlardan su damlıyordu. Bu zat iki adam üzerine -yahut iki kişinin omuzları üzerine- dayanarak Kabe'yi tava! ediyordu. Ben 'Bu kimdir?' diye sordum. 'Bu, Meryem'in oğlu Mesih'tir' denildi. Sonra birden kıvırcık saçlı, sağ gözü şaşı, sanki salkımındaki emsalinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi gibi olan bir adamla karşılaştım. 'Bu kimdir?' diye sordum. Bana 'Deccal, Mesih'tir' denildi
İbn Abbas r.a. adamın birinin Resulullah'a geldiğini ve "Bana bu gece rüyamda ... gösterildi" dediğini nakleder. Bu hadisin baş tarafı 7046 numarada da var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Geceleyin görülen rüya." Yani bir kimsenin geceleyin gördüğü rüya gündüz gördüğü rüya ile bir midir yoksa birbirinden farklı mıdır? Bunların her birinin zamanı arasında farklılık var mıdır? Buhari attığı bu başlıkla Ebu Said'in naklettiği "Rüyanın en sadık olanı, seher vakti görülenidir" şeklindeki hadise işaret etmektedir. Bu hadisi Ahmed b. Hanbel merfu olarak nakletmiş, İbn Hibban sahih olduğunu belirtmiştir. (Ahmed b. Hanbel, III, 68; İbn Hibban, Sahih, XIII, 407) Nasr b. Yakub ed-Oineveri'nin ifadesine göre gecenin başlarında görülen rüya geç çıkar. Gecenin ikinci yarısından sonra görülen ise görüldüğü anın durumuna göre farklı hızda çıkar. Rüyaların içinde en çabuk çıkanı seher vakti görülendir. Özellikle tan yeri ağardığı esnada görülen rüya en hızlı çıkandır. "Dün gece uyuduğum bir sırada bana yeryüzünün hazinelerinin anahtarlan getirildL" Bu hadisin genişçe bir açıklaması inşallah İ'tisam bölümünde gelecektir
Enes b. Malik r.a. şöyle anlatmıştır: Resulullah, Milhan kızı Ümmü Haram'ı ziyaret etmek maksadıyla arasıra yanına giderdi. Ümmü Haram, Ubade b. esSamifin nikahı altında idi. Bir gün Resulullah yine ziyaret maksadıyla onun yanına geldi. Milhan ona yemek ikrametti ve başını taramaya başladı. Resulullah bir süre uyudu, sonra gülümseyerek uyandı. [-7002-] Ümmü Haram olayın devamını şöyle nakletti: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ya Resulallah! neye gülüyorsun?" diye sordu. Resulullah "Rüyamda bana ümmetimden bir kısım mücahidlerin şu deniz ortasında tahtlar üzerindeki hükümdarlar gibi -veya tahtlar üzerine kuru/muş hükümdar/ar misali- gemilere binerek Allah yolunda deniz savaşına gittikleri gösterildi de ona gülüyordum!" buyurdu. -İfadeyi veya diye şüphe ile söyleyen ravi İshak'tır.- Ümmü Haram şöyle devam etti: Ben "Ya Resulallah! Beni de o deniz gazilerinden kılması için Allah'a dua ediver!" diye rica ettim. Resulullah da ona dua buyurdu. Sonra başını yastığa koydu. (Bir müddet daha uyudu.) Sonra yine gülümseyerek uyandı. Bunun üzerine yine ben tekrar "Ya Resulallah! neye gülüyorsun?" diye sordum. Resulullah bu defa da önce dediği gibi "Bana yine ümmetimden bazı kimselerin -tıpkı birincide olduğu gibi- Allah yolunda gazaya gittikleri gösterildi." Ümmü Haram şöyle dedi: Ben Resulullah'a "Ya Resulallah! Beni de onlardan kılması için Allah'a dua ediver!" dedim. Resulullah "Sen önceki gazilerdensin!" buyurdu. (Enes b. Malik dedi ki:) "Ümmü Haram, Muaviye b. Ebu Süfyan'ın zamanında deniz gazasında gemiye binmişti; fakat denizden karaya çıktıkları zaman Ümmü Haram bindirildiği hayvandan düştü de oracıkta can verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İbn Sırın 'Gündüz görülen rüya, gece görülen rüya gibidir' demiştir." İmam Buhari burada Nebi s.a.v.'in Ümmü Haram'ın yanında uyuduğundan söz eden Enes hadisine yer vermiştir. Bu hadisin geniş bir açıklaması İsti'zan bölümünde geçmişti
Enes b. Malik r.a. şöyle anlatmıştır: Resulullah, Milhan kızı Ümmü Haram'ı ziyaret etmek maksadıyla arasıra yanına giderdi. Ümmü Haram, Ubade b. esSamifin nikahı altında idi. Bir gün Resulullah yine ziyaret maksadıyla onun yanına geldi. Milhan ona yemek ikrametti ve başını taramaya başladı. Resulullah bir süre uyudu, sonra gülümseyerek uyandı. [-7002-] Ümmü Haram olayın devamını şöyle nakletti: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ya Resulallah! neye gülüyorsun?" diye sordu. Resulullah "Rüyamda bana ümmetimden bir kısım mücahidlerin şu deniz ortasında tahtlar üzerindeki hükümdarlar gibi -veya tahtlar üzerine kuru/muş hükümdar/ar misali- gemilere binerek Allah yolunda deniz savaşına gittikleri gösterildi de ona gülüyordum!" buyurdu. -İfadeyi veya diye şüphe ile söyleyen ravi İshak'tır.- Ümmü Haram şöyle devam etti: Ben "Ya Resulallah! Beni de o deniz gazilerinden kılması için Allah'a dua ediver!" diye rica ettim. Resulullah da ona dua buyurdu. Sonra başını yastığa koydu. (Bir müddet daha uyudu.) Sonra yine gülümseyerek uyandı. Bunun üzerine yine ben tekrar "Ya Resulallah! neye gülüyorsun?" diye sordum. Resulullah bu defa da önce dediği gibi "Bana yine ümmetimden bazı kimselerin -tıpkı birincide olduğu gibi- Allah yolunda gazaya gittikleri gösterildi." Ümmü Haram şöyle dedi: Ben Resulullah'a "Ya Resulallah! Beni de onlardan kılması için Allah'a dua ediver!" dedim. Resulullah "Sen önceki gazilerdensin!" buyurdu. (Enes b. Malik dedi ki:) "Ümmü Haram, Muaviye b. Ebu Süfyan'ın zamanında deniz gazasında gemiye binmişti; fakat denizden karaya çıktıkları zaman Ümmü Haram bindirildiği hayvandan düştü de oracıkta can verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İbn Sırın 'Gündüz görülen rüya, gece görülen rüya gibidir' demiştir." İmam Buhari burada Nebi s.a.v.'in Ümmü Haram'ın yanında uyuduğundan söz eden Enes hadisine yer vermiştir. Bu hadisin geniş bir açıklaması İsti'zan bölümünde geçmişti
Harice b. Zeyd b. Sabit'in nakline göre Ensar'dan bir kadın olan Ümmü'l-Ala Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bey'at etmişti. Ümmü'l-Ala hadisin ravisi Harice'ye (Hicrette) Muhacirleri aralarında kura ile taksim ettiklerini haber vererek şöyle dedi: Bizim payımıza Osman b. Maz'un düşmüştü. Onu evlerimizde konuk ettik, fakat Osman'ın (bir müddet sonra) ölüm sebebi olan o ağrısı tuttu. Vefat edince yıkandı ve kendi elbisesi içine kefenlendi. Sonra Resulullah cenazesinin yanına geldi. Ümmü'l-Ala şöyle devam etti: Ben (cenazeyi tezkiye ederek) "Ey Ebü'sSaib! Allah'ın rahmeti üzerine olsun! Benim şahadetim şudur ki: Allah muhakkak sana ikram etmiştir!" dedim. Bunun üzerine Resulullah "Allah Teala'nın ona ikram buyurduğunu nereden biliyorsun?" Ben de "Ya Resulallah! Babam sana feda olsun! Allah ona ne zaman ikram eder?" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yemin ederim ki ona yakfn gelmiştir ve yine Allah'a yemin ederim ki ben de onun için hayır umuyorum. Yine Allah'a yemin ederim ki -ben Allah'ın Resulü iken- bana (Allah tarafından) ne muamele edileceğini bilemem!" buyurdu. Bunun üzerine Ümmü'l-Ala dedi ki: "Vallahi bundan sonra ben kimseyi asla tezkiye etmiyorum
Bu hadis Zührl' den de bu şekilde nakledilmiştir. Onun rivayetinde şöyle bir ifade yer almaktadır: "Bana (Allah tarafından) ne muamele edileceğini bilemem." Ümmü'l-Ala: "Resulullah'ın bu sözü beni kederlendirdi. Ardından uyudum. Rüyamda Osman'a ait akmakta olan bir pınar gördüm. Uyanınca bu rüyayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber verdim. Resulullah "(Bu gördüğün akan pınar) onun amelidir" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadınların rüyası." İbn Battal saliha ve mu'min olan kadının gördüğü rüyanın "Salih mu'minin rüyası Nebilik cüzlerinden bir cüzdür" hadisine dahil olduğu noktasında ittifak olduğunu belirtmiştir. İmam Buhari bu bölümde Osman b. Maz'un olayı ile Ümmü'l-Ala'nın onun akan bir pınara sahip olduğunu görmesini konu alan hadise yer vermiştir. Bu hadisin açıklaması Cenaiz bölümünün baş taraflarında geçmişti
Resulullah s.a.v.'in sahabilerinden ve süvarilerinden Ebu Katade el-Ensarı şöyle demiştir: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim şöyle buyuruyordu: "Rüya Allah tarafındandır. Hulm de şeytandandır. Herhangi biriniz hoşlanmadığı bir rüya görecek olursa (uyanınca hemen) sol tarafına tükürsün ve ondan Allah 'a sığınsın. Bu suretle o rüya, o kişiye zarar verrryez
İbn Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Uyuduğum bir sırada bana silt dolu bir kadeh verildi. Bu kadehten o kadar içtim ki, süte kanma eserlerinin ta tırnaklarından sızdığını hala duyuyorum. Sonra artanını Ömer'e verdim." Sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. Resulullah "İlim ile" cevabını verdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada süt görme." Yani rüyada süt görüldüğünde bu ne ile tabir edilecektir? Mühelleb şöyle demiştir: Süt fıtrat, sünnet, Kur'an ve ilme delalet eder. Biz de şunu ekleyelim: Bazı merfu hadislerde sütün fıtratla tabir edildiği yer almaktadır. Nitekim Bezzar'ın, Ebu Hureyre'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Rüyada görülen süt fıtrattır" buyurmuştur. Taberani'de Ebu Bekre'nin nakline göre Resulullah "Her kim rüyasında süt içtiğini görürse bu fıtrattır" buyurmuştur. Eşribe bölümünün baş tarafında Ebu Hureyre hadisinde Resulullah'ın süt kadehini alınca Cebrail'in ona "Sana fıtratı gösteren Allah'a hamdolsun" dediği yer almaktaydı. "Bunu ne ile tabir ettin?" İbnü'l-Arabi şöyle der: Süt, Allahu Teala'ın kan ve fışkı gibi pis şeylerden süzüp, çıkarmış olduğu hoş bir nzıktır. Bu açıdan süt ilme benzer. İlim de Allahu Teala'ın cehaletin karanlığından ortaya çıkardığı bir nurdur. Rüyada ilme bir örnek getirilmiştir. Bazı arifler şöyle derler: Sütü fışkı ile kan arasından süzüp çıkaran yaratıcı, marifeti de şek ve cehalet arasından çıkanp yaratmaya ve o ameli, gafletten ve hatadan korumaya da kadirdir. Bu mesele o kişinin dediği gibidir fakat ilmin öğrenmekle elde edileceği yolunda bir düzenli kural vardır. O arifin sözünü ettiği şey ise harikulade olarak bazen vuku bulabilir. Bu takdirde sözkonusu ilim keramet kabilinden olur. İbn Ebi' Cemre şöyle der: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem rüyada görülen sütü, kendisine bir şarap, bir de süt kadehi getirildiğinde ve kendisi sütü tercih ettiğinde Cebrail ona "Fıtratı seçtin" demesine kıyasen ilimle te vii etmiştir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Makamı ve mertebesi büyük olan bir kimse, gördüğü rüyayı kendisinden daha aşağı olan kimselere anlatabilir. 2- Bir alim bazı meseleleri gündeme getirerek etrafında bulunan kişilere bunun tabirini teklif ederek onları deneyebilir. 3- Öğrencinin sahip olduğu tevil ilmini hocasının eseri olarak takdim etmesi edeptendir. İbnü'I-Arabi' şöyle der: Öyle anlaşılıyor ki Resulullah s.a.v. sahabilerden o rüyayı tevil etmesini istemedi. Onun asıl istediği söz konusu rüyanın tabirini kendisine sormalarıdır. Nitekim sahabiler Hz. Nebi'in maksadını anlamışlar, ona bunun tevilini sormuşlar, Resulullah da cevabını vermiştir. İlim talibi olan kimselerin her durumda bu edebe uymaları uygun ve isabetlidir. İbnü'I-Arabi' şöyle devam eder: 4- Hz. Nebi'in Allah'l bilme noktasındaki derecesine hiçbir kime ulaşamaz. Zira o sütü o derece içmiştir ki ona kanıp doyma, tırnaklarının ucundan sızmıştır. İçtiği sütün artığını Hz. Ömer' e vermesi ise onun Allah'ı bilme noktasında ulaştığı dereceye işaret etmektedir ki Hz. Ömer Allah konusunda hiç kimsenin kınamasına aldırmazdı. 5- Rüyaların arasında geçmişe, şimdiye ve geleceğe delalet edenler vardır. Resulullah'ın gördüğü bu rüya geçmişe tevil edilmiştir. Zira onun bu rüyası gerçekleşmiş olan bir hususu canlandırmaktadır. Çünkü Resulullah kendisine verilen ilme sahip olmuştu. Hz. Ömer de böyle idi. Efendimizin görmüş olduğu bu rüyanın faydası, kendisine verilen ilimle, Ömer' e verilen ilim arasındaki münasebetin derecesinin bilinmesidir
Abdullah b. Ömer r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Uyuduğum bir sırada bana süt dolu bir kadeh verildi. Bu kadehten o kadar içtim ki kamp doymayı ta parmak uçlarımdan çıkarken duyuyordum. Sonra artanım Ömer b. el-Hattab'a verdim." Resulullah'ın etrafında bulunan sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. O da "ilim ile" diye cevap verdi
Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben uyuduğum esnada insanlar bana arz olunuyorlardı. Üstlerinde gömlekler vardı. Bu gömleklerin kimi memelere ulaşıyor, kimi daha kısa idi. Bu sırada Ömer b. el-Hattab benim yanıma uğradı. Onun üstünde (eteklerini yerde) sürüklediği bir gömlek vardı." Sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. Resulullah "din ile" cevabını verdi
Ebu Said el-Hudri şöyledemiştir: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim: "Uyuduğum sırada insanlar bana arz olunuyorlardı. Üstlerinde gömlekler vardı. Bu gömleklerin kimi memelere varıyor, kimi bundan daha kısa idi. Ömer b. el-Hattab da bana arz olundu. Onun üstünde (eteklerini yerde) sürüklediği bir gömlek vardı" buyurdu. Sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. Resulullah "din ile" diye cevap verdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada gömleğini yerde sürükleme." Tabir alimleri şöyle derler: Gömleğin dinle tabir edilmesi şu açıdandır: Gömlek, dünyada aYret yerini örter. pin ise ahirette insanı örter ve her türlü istenmeyen durumdan korur. Bu konuda temel dayanak Allahu Teala'ın "Takva elbisesi. .. işte o daha hayırlıdır"(Araf, 26) ayet-i kerimesidir. Araplar fazilet ve iffeti "kamis=gömlek" kelimesi ile ifade ederler. Nitekim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hz. Osman'a "Allah sana öyle bir gömlek giydirecek ki onu çıkarma"(Ahmed b. Hanbel, VI, 86, 114, 149; Tirmizi, Menakıb; İbn Mace, Mukaddime) ifadesinde geçen "kamis" kelimesi bu kabildendir. Bu hadisi Ahmed b. Hanbel, Tirmizi, İbn Mace rivayet etmişler, İbn Hibban sahih olduğunu belirtmiştir. Tabir alimleri "kamis= gömlek"in din ile tabir edileceğini, gömlek uzunluğunun o kişinin ardından eserlerinin baki kalacağını gösterdiği noktasında ittifak etmişlerdir. Hadis-i şerif dine mensup olan kimselerin dinde azlık, çokluk, kuwet, zayıflık bakımından birbirlerinden farklı olduklarını ifade etmektedir. Bunun açıklaması İman bölümünde geçmişti. Gömleğini yerde sürüyerek yürümek, rüyada övülen uyanıkken kınanan şeylerden olan fiillerden birisidir. Çünkü uyanıkken gömleği uzatıp, yerlerde sürüme konusunda tehdit gelmiştir. Hadisten çıkan sonuçlar 1. Rüya tabiri meşrudur. 2. Tabiri bilen kimsenin -rüyayı gören kendisi bile olsa- bunu başkalarına sorması caizdir. 3. Faziletli bir kimsenin mertebesini ortaya çıkarmak maksadıyla sahip olduğu faziletlerle kendisini övmek meşrudur. Bunun yerinin kişinin övdüğü şahsın bu yüzden kendini beğenmek gibi fitneye düşeceğinden emin olunduğu durumlar olduğu gayet açıktır. Hadiste Hz. Ömer'in faziletini gösteren ifadeler vardır. İbnü'l-Arabı şöyle demiştir: Nebi s.a.v.'in gömleği "din" ile tabir etmesi, elbisenin bedenin avretini örttüğü gibi, dinin cehalet avretini örtmesindendir. İbnü'l-Arabi şöyle devam eder: Hz. Ömer'den başkalarına gelince, gömleği memelerine ulaşan kimse -birtakım günahları işliyor olsa bile- kalbini küfürden koruyan kişidir. Gömleği bundan daha kısa olup, avret yeri açıkta olan ise ayaklarını günaha gitmekten alıkoymayandır. Giydiği gömlek ayaklarını örten ise takva ile her türlü günahtan sakınan kimsedir. Gömleğini arkasından sürükleyen kişi halis ve salih amelle bundan daha fazlasını yapandır. İbn Ebi Cemre özetle şöyle der: Hadisteki "nas=insanlar" kelimesinden maksat "kamis" kelimesi "din" ile tabir edildiğinden dolayı "mu'minler"dir. İbn Ebi Cemre şöyle devam eder: Öyle anlaşılıyor ki maksat bu Muhammed ümmetinin belirli bir kesimi, hatta bazılarıdır. "Din" den maksat ise dinin emirlerine sarılma, yasaklarından kaçınmaya hırsla yapışmak örneğinde olduğu gibi, onun gereğine göre amel etmektir. Hz. Ömer'in bu konuda yüce bir makamı vardır. İbn Ebi Cemre şöyle devam eder: Bu hadisten anlaşıldığına göre rüyada görülen gömlek, -güzelolsun veya olmasın- giyen kişinin dindarlığıyla tabir edilir. Gömlekteki nükte şudur: Gömleği giyen kimse dilerse üzerinden çıkarır, dilerse üzerinde bırakır. Allahu Teala mu'minlere iman elbisesini giydirip, onlar bu vasfa bürününce bu konudaki mükemmelolan elbisesi vücudunu tam olarak örten olurken, mükemmelolmayan böyle olmamıştır. Elbisenin eksikliği bazen iman eksikliği nedeniyle olurken, bazen amel eksikliği sebebiyle olabilir. Doğruyu en iyi Allahu Teala bilir. Bir başka alim ise şöyle der: Dünyada gömlek, avret yerini örter. Bunun fazlası kınanmıştır. Ahirette ise bu sırf bir zinettir. Gömleğin tabirinin onun uzunluğu veya kısalığı, güzelliği veya çirkinliğine göre olması uygun düşmüştür. Gömlek ne kadar uzun olursa onu giyenin fazileti o kadar olur ve herkese din veya ilim ya da güzellik veya ağırbaşlılık ya da bir zümre içinde ön safta olma gibi kendisine layık olan şey nispet edilir. Bunun zıttı bu sıralanan niteliklerin zıttı demektir
Kays b. Abbad şöyle demiştir: Ben Sa'd b. Malik ve İbn Ömer'in yer aldığı bir halkada idiin. Derken Abdullah b. Selam uğradı. Oradakiler "Bu, cennet ehlinden olan bir adamdır!" dediler. Ben de ona "Buradakiler senin hakkında şunu şunu söylediler" dedim. Abdullah b. Selam "Sübhanallah! Onlara hakkında bilgileri olmayan bir sözü söylemeleri uygun olmaz. Ben sadece şöyle bir rüya görmüştüm: Sanki yemyeşil bir bahçenin içine konulmuş bir sırık vardı. Bu sırık orada dikilmişti. Bu sırığın başında da bir kulp vardı. Aşağısında ise bir minsaf (hizmetçi) vardı. Bana 'Bu sırığa çık' denildi. Ben de çıktım ve hatta tepedeki kulpu elime aldım. Nihayet bu rüyamı Resulullah'a anlattım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Abdullah, bu en sağlam kulpa yapışmış olarak vefat edecektir" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada yeşillikler ve yeşil bahçe görmek." el-Kayravani şöyle demiştir: Bitkisi tanınmayan bahçe tazeliği ve güzel ihtişamıyla İslam'la tabir olunur. Bahçe ayrıca faziletli mekan şeklinde de tabir edilir. Bazen Mushaf, ilim kitapları, alim ve benzeri şekilde tabir edildiği de olmuştur. "el-Minsaf el-Vasif." Bu ifade, habere sonradan girmiştir. Kelime, İbn Sirin'in tefsiridir. Zira haberin Müslim'deki rivayeti "Bana bir minsaf (hizmetçi) geldi" şeklindedir. İbn Avn minsafın hizmetçi olduğunu söylemiştir. Hadis aynı zamanda Abdullah b. Selam'ın menkıbesi mahiyetindedir
Aişe r.anha'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "(Ya Aişe!) Sen iki kere rüyamda bana gösteri/din. Bir adam ipekten bir parça üzerinde senin suretini taşıyordu. O adam 'Bu (senin müstakbel) eşindir' diyordu. Şimdi ben o sureti keşfediyorum, o suret sendin." Bu söz üzerine ben 'Eğer bu rüyam Allah tarafından gösterilmiş ise Allah bunu gerçekleştirecektir' dedim
Aişe r.anhs'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Ben seninle evlenmeden önce bana rüyadg iki kere gösteri/din. Ben meleği ipekten bir kumaş parçası üzerinde senin suretini taşırken gördüm. Ona 'Bu kumaş parçasını aç!' dedim. Melek de onu açtı. Bir de baktım ki o sendin. Ben eğer bu rüya Allah tarafından ise o bunu gerçekleştirecektir dedim. Sonra melek seni bir ipek parçası üzerinde taşırken ikinci defa bana gösterildin. Ben ona 'Bu parçayı aç!' dedim. O da açtı; Bir de baktım ki o suret sendin. Bunun üzerine ben 'Eğer bu rüya Allah tarafından gösteri/miş ise Allah bunu gerçekleştirecektir' dedim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada ipek elbise görmek." İmam Buhari bu ve bundan önceki konuyla ilgili olarak Hz. Aişe r.anhs'nın naklettiği hadise yer vermiştir. Bu hadis, Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisiyle evlenmeden önce onu rüyada görmesine dairdir. Söz konusu hadis, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye hicretinden önceki sıreti bölümünde geçmişti. Kurtubi şöyle der: Resulullah s.a.v., Hz. Aişe r.anha'yı uyanıkken gördüğü gibi rüyada da gördüğünü ifade etmek istemektedir. Netice olarak rüyada kastedilen başkası değil, Hz. Aişe radıyallShu anhS olmaktadır. Hammad b. Seleme kendi rivayetinde kastedilenin kim olduğunu şu şekilde açıklamaktadır: "Hz. Hatice'nin vefatından sonra ipekten bir kumaş parçası içinde bana bir kadın getiri/di. " İbn Battal şu açıklamayı yapar: Rüyada kadın görmek birkaç şekilde tabir edilir. Bir tabire göre rüyada kadın görmek, kişinin bizzat o gördüğü kadınla veya benzeriyle evleneceği şeklinde tabir edilir. Bazen rüyada görülen kadın, dünyalık elde etme veya dünyada bir mertebe kazanma ya da rızık genişliği olarak tabir edilir. Rüya tabircilerinin bu konudaki görüşleri bundan ibarettir. Bazen rüyada görülen kadın, onunla birlikte rüyayı görenin başına gelecek olan bir fitneye delalet edebilir. Rüyada kadınların ipek elbise giymeleri evlenmeye, rahatlamaya, zenginliğe, kilo almaya delalet eder. Tabirciler insanın bedenini sarması dolayısıyla bütün giysilerin kişinin vücuduna delalet ettiğini söylemişlerdir. Özellikle de elbise örfte insanların toplum içindeki mertebeleri ve ahvalinin göstergesi olduğunda tabir böyle olacaktır
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben cevami'u'l-kelim (özlü ve kapsamlı sözler) ile gönderildim. Bana (bir aylık mesafedeki düşman gönülIerine) korku salmak suretiyle yardım edildi. Bir de ben uyuduğum sırada bana yeryüzünün hazinelerinin anahtarları getirildi de benim elime konuldu. " Ebu Abdullah şöyle demiştir: Belağ yoluyla bize ulaştığına göre "cevami'u'lkelim", Allahu Teala'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' den önceki kitaplarda yazılı olan birçok şeyleri bir, iki veya buna benzer meselede toplamasıdır. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada elde anahtarlar görme" Yani bir kimse rüyasında elinde anahtarlar görürse bu nasıl tabir edilir? Tabirciler şöylederler: Anahtar mal, izzet ve otoritedir. Her kim bir anahtarla herhangi bir kapıyı açtığını görürse, gücü kuweti olan bir kimsenin yardımıyla ihtiyacım giderir. Elinde anahtarlar gördüğü takdirde o kişi büyük bir güce ve kuwete kavuşur
Abdullah b. Selam şöyle demiştir: Kendimi rüyada bir bahçe içinde gördüm. Bahçenin ortasında bir direk vardı. Bu direğin en yüksek yerinde de bir tutulacak kulp vardı. Bana "Haydi bu direğe çık!" denildi. Ben "Gücüm yetmez!" dedim. Bunun üzerine yanıma bir hizmetçi geldi ve arkamdan elbisemi kaldırdı. Ben direğe çıktım ve oradaki kulpa sımsıkı yapıştım. Derken o kulba sımsıkı yapışır bir halde iken uyandım. Daha sonra bu rüyamı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattım. Bana "Gördüğün bu bahçe, İslam bahçesidir. O direk de İslam'ın belkemiğidir. O kulp da çok sağlam olan kulptur. Sen ölünceye kadar İslam dinine yapışarak yaşayacaksın" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada sağlam kulpa ve halkaya yapışma." İmam Buhari bu konuda Abdullah b. Selam hadisine yer vermiştir. Tabireiler rüyada görülen meçhul halka ve kulp ona yapışanın dininde güeünü ve ihlasını gösterir, demişlerdir