7,589 · Hadis
Derleyen İmam Muhammed b. İsmail el-Buhârî · 810–870 CE
İmam Buhârî tarafından yaklaşık on altı yılda, yüz binlerce rivayet arasından derlenen Sahih-i Buhârî, Sünnî Müslümanlarca Kur'an'dan sonra en güvenilir kitap kabul edilir. Buradaki her rivayet, kesintisiz ve güvenilir bir isnad için onun titiz şartlarını taşır. Vahyin başlangıcı ve iman'dan namaz, muâmelât ve âdâba kadar konularına göre kitaplara (kütüb) ayrılmıştır.
İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Ben rüyada elimde ipekten bir kumaş parçası olduğunu ve nereye meyledersem beni oraya doğru uçurduğunu gördüm. Bu rüyamı (kızkardeşim) Hafsa'ya anlattım. [-7016-] O da bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarmış. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya 'Abdullah salih bir adamdır" buyurmuş. Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadiste geçen "........" kökünden olup, bir şeye meyletti demektir.' "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya "Abdullah salih bir adamdır." Bu hadis Gece namazı bölümünde geçmişti. Ubeydullah b. Ömer'in Nafi vasıtasıyla İbn Ömer' den, Müslim' de yer alan rivayeti şöyledir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'İbn Ömer gece namazı kılmış olsaydı, ne iyi bir genç -veya- ne iyi bir adamdır' buyurmuş. İbn Ömer şöyle der: Ben yatağa yattığımda sabaha kadar hiç kalkmazdım. Nafi der ki: İbn Ömer bu olaydan sonra gece namazını kılıyordu. (Müslim, Fadiıilü's-sahiıbe)
İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Ben rüyada elimde ipekten bir kumaş parçası olduğunu ve nereye meyledersem beni oraya doğru uçurduğunu gördüm. Bu rüyamı (kızkardeşim) Hafsa'ya anlattım. [-7016-] O da bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarmış. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya 'Abdullah salih bir adamdır" buyurmuş. Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadiste geçen "........" kökünden olup, bir şeye meyletti demektir.' "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya "Abdullah salih bir adamdır." Bu hadis Gece namazı bölümünde geçmişti. Ubeydullah b. Ömer'in Nafi vasıtasıyla İbn Ömer' den, Müslim' de yer alan rivayeti şöyledir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'İbn Ömer gece namazı kılmış olsaydı, ne iyi bir genç -veya- ne iyi bir adamdır' buyurmuş. İbn Ömer şöyle der: Ben yatağa yattığımda sabaha kadar hiç kalkmazdım. Nafi der ki: İbn Ömer bu olaydan sonra gece namazını kılıyordu. (Müslim, Fadiıilü's-sahiıbe)
Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Zaman yaklaşınca mu'minin rüyası hemen hemen hiç yalan çıkmaz. Çünkü mu'minin rüyası, Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Nebilikten cüz olan bir şey yalan çıkmaz." Muhammed b. Sirin şöyle dedi: Benim kanaatim de budur. İbn-i Sirin şöyle devam eder: Rüyanın üç çeşit olduğu söyleniyordu. İnsanın içinden geçenler, şeytanın korkutması ve Allah tarafından olan müjde. Kim rüyada hoşlanmayacağı bir şey görürse bunu hiç kimseye söylemesin ve kalkıp namaz kılsın. İbn-i Sirin şöyle devam eder: Rüyada tasma görmek hoş karşılanmazdı. Onlar ayağa vurulan bağı bukağıyı hoş görürlerdi ve ayağa vurulan bağ, dinde sebat anlamına gelir denirdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada ayaklarının bağlı olduğunu görmek." Yani bir kimse rüyada ayaklarının bağlı olduğunu görse bunun tabiri nedir? Haberin mutlak olarak zahiri, tüm çeşitleri ile rüyada görülen bağın dinde sebat olarak tabir edileceğini göstermektedir. Fakat tabirciler, bunu başka bir karine bulunmaması şartına bağlamışıardır. Sözgelimi bir kimse yolcu veya hasta ise ayak bağı, o kişinin yolculuğunun veya hastalığının uzayacağına delalet eder. Aynı şekilde bir kimse sözkonusu bağda fazladan bir nitelik görse, mesela ayağının gümüş bir bağ ile bağlandığını görse bu, o kişinin evleneceğine delalet eder. Ayağa vurulan bağ altından ise bu o kişinin arzulamış olduğu bir mala delalet eder. Bu bağ pirinçten (sarı) ise bu hoşlanılmayan bir şeyin başa geleceğine ya da elden çıkacak bir mala delalet eder. Ayak bağı kurşundan ise bu zayıf ve gevşek bir işe delalet eder. Bağ iptense dinle ilgilidir. Tahtadan olduğu takdirde içinde nifak olan bir meseleye delalet eder. Ahşaptan ise rüyayı görenin bir töhmete uğrayacağına delalet eder. Sözkonusu bağ bir hırka veya ipten ise bu devam etmeyecek bir işe delalet eder. "Zaman yaklaşınca mu'minin rüyası hemen hemen hiç yalan çıkmaz." Hattabi Mealimu's-Sünen isimli eserinde şöyle der: "Zamanın yaklaşması"nın ne anlama geldiği konusunda iki görüş ileri sürülmüştür. Birincisine göre bunun manası gece ile gündüzün zamanının birbirine yaklaşmasıdır. Tabirciler şöyle derler: Rüyanın en doğru çıkanı, geceyle gündüzün birbirine eşit olduğu ve meyvelerin olgunlaştığı zamanlardır. Hattabi bunu Garibu'l-Hadis isimli eserde Ebu Davud' dan nakleder sonra şöyle der: Tabirciler rüyaların dosdoğru olarak çıktığı zaman çiçeklerin açtığı, meyvelerin olgunlaştığı zamandır. Bu iki zaman, geceyle gündüzün birbirine eşit olduğu vakittir. Bu konudaki ikinci yaklaşıma göre "zamanın yaklaşması" kıyametin kopması yaklaştığında süresinin sona ermesi anlamınadır. Biz de şunu ekleyelim: Birinci yaklaşımın mu'minle kayıtlanması, uzak bir ihtimaldir. Çünkü tabiatın mutedil olduğu vakit mü'mine mahsus değildir. İbn Battal birinci yaklaşımın doğru olduğunu kesin bir dille ifade etmiştir. O, bu konuda Tirmizi'nin Ma'mer vasıtasıyla Eyyub'dan naklettiği habere dayanmaktadır. Sözkonusu habere göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Zamanın ahirinde mu'minin rüyası yalan çıkmaz. Onların içinde rüyası en doğru olan, sözü en doğru olandır. "(Tirmizi, Rüya) İbn Battal şöyle der: Buna göre hadisin manası şudur: Kıyamet yaklaştığında ve ilmin çoğu yeryüzünden alınıp, kargaşa ve fitne dolayısıyla dindarlığın dışa vuran alametleri yeryüzünden silindiğinde insanlar tıpkı fetret döneminde olduğu gibi kendilerini uyaran ve dinden silinmiş olan şeyleri yenileyen birisine ihtiyaç duyacaklardır. Tıpkı geçmiş ümmetierin Nebiler vasıtası ile uyarıldıkları gibi. .. Fakat bizim Nebiimiz, Nebilerin sonuncusu (Hatemü'l-Enbiya) olduğundan ve sözkonusu zaman fetret dönemine benzediğinden mahrum oldukları Nebilik yerine, müjdeleme ve uyarı müessesesi olan Nebiliğin bir cüzü olan sadık rüya verildi. Kurtubi el-Müfhim'de şöyle der: Hadiste zikri geçen "zamanın ahiri"nden maksat -Allah daha iyi bilir- Deccal'i öldürdükten sonra Meryem oğlu İsa ile birlikte bulunacak olan zümrenin zamanıdır. Müslim'in, Abdullah b. Ömer'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah Meryem oğlu İsa'yı gönderir. O insanların içinde yedi yıl kalır. Bu süre zarfında birinin diğeriyle arasında hiçbir düşmanlık olmaz. Sonra Yüce Allah Şam tarafından soğuk bir rüzgar gönderir. Yeryüzünde kalbinde zerre kadar hayır veya iman bulunup da ruhu kabzedilmemiş hiç kimse kalmaz."(Müs!im, Fiten) Kurtub! şöyle der: Bu zamanın insanları asr-ı saadetten sonra bu ümmetin içinde durumu en iyi ve sözleri en doğru olan zümre olacaktır. Onların rüyaları yalan çıkmayacaktır. Buradan hareketle Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ifadesinin devamında "Onların içinde rüyası en doğru olanı, sözü en doğru alandır" buyurmaktadır. Bunun sebebi şudur: Çok doğru söyleyen kimsenin kalbi nurlanır, idraki güçlenir ve bu durumda manaları sahih bir şekilde tercih eder. Uyanık halde iken çoğunlukla doğru olan kimse de böyledir. Bu doğruluğu rüyasında da ondan ayrılmaz ve ancak doğru ve sadık rüya görür. Bu durum yalancı ve karıştıran kimsenin durumundan farklıdır. Çünkü yalancının kalbi bozuk ve karanlık olur. O ancak karmakarışık şeyler görür. Zaman zaman nadiren de olsa doğru sözlü kimse sahih olmayan şeyler görürken, yalancı sahih olanları görebilir. Fakat çoğunluk ve genelolan yukarda anlattığımız gibidir. Doğruyu en iyi Allah Teala bilir. "İnsanın içinden geçenler, şeytanın korkutması ve Allah tarafından olan müjde." Müslim'de yer alan bir rivayette Cabir şöyleanlatır: "Bedevinin biri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "Ya Resulallah! Rüyamda başımın koparıldığını ve onun ardından gittiğim i gördüm" der. Bir başka rivayette ise "Başım yerinden çıktı ve ardından koştum" ifadesi yer almaktadır. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şeytanın rüyada seninle oynamasını kimseye anlatma" buyurur.(Müs!im, Rüya) "Rüyada tasma görmek hoş karşılanmazd!. Onlar ayağa vurulan bağı hoş görürlerdi ve ayağa vurulan bağ, dinde sebat anlamına gelir denirdi." Mühelleb şöyle der: Rüyada görülen tasma, hoşlanılmayan şeylerle tabir edilir. Çünkü Yüce Allah kitabında: "Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sıcak suya sürüklenecekler"(Mu'min 71) ayet-i kerimesinde onun cehennemliklerin niteliklerinden olduğunu haber vermektedir. Boyuna geçirilen halka bazen küfre delalet edebilir. Bazen eziyet veren kadın şeklinde tabir edilir. İbnü'l-Arabi' şöyle der: Tabirdıerin ayağa vurulan bağı bukağıyı sevmeleri, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onu övülen kısımda zikretmesinden dolayıdır. Çünkü o "İmanın kaydı adam öldürmeyi engellemesidir. Bir mu'min başkasını öldürmez" buyurmuştur. (Abdurrezzak, Musannef, V, 298) Boyna vurulan halkaya gelince, bu anlam itibariyle şer'an çirkin görülmüştür. Yüce Allah şöyle buyurur: "Onu yakalayın da {ellerini boynuna} bağlayın."(Hakka 30) "Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sıcak suya sürükleneeekler, sonra da ateşte yakılaeaklardır."(Mu'min 71- 72) "Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma."(İsra 29) "Nay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lanet olasılar!" (Maide 64) Ayağa 'vurulan bağın dinde sebat olması, ayağı bağlı olan kimsenin yürüyememesinden kaynaklanmaktadır. Yüce Allah bunu insanın batıla yürümesine engelolan imana örnek olarak vermiştir. Nevevl'nin belirttiğine göre bilginler şöyle demişlerdir: Ayağa vurulan bağın sevimli olması, onun ayağa vurulmasından dolayıdır. Bu bağ insanı günahlara dalıp, kötülük işlemekten ve batıla sapmaktan alıkoyar. Boyuna vurulan bağın sevimsiz olması ise bunun boyuna vurulmasındandır. Bu da cehennemliklerin niteliğidir. Tabireiler ayağa vurulan bağ kişinin lehine gördüğü işte sebattır demişlerdir. Tabircilere göre kişi hem boynuna ve hem de ayağına bağ vurulduğunu görürse bu hoşlanılmayan şeyin fazlalığına delalet eder. Ellere vurulan bağ övülmüştür. Zira bu elleri kötülüğe uzanmaktan alıkoyar. Kişinin durumuna göre bazen ellere vurulan bağ cimrilik olarak tabir edilir. Tabireiler bir de şunu söylemişlerdir: Bir kimse iki elinin bağlanmış olduğunu görürse bu kişi eimridir. Buna karşılık elinin ve ayağının bağlanmış olduğunu gördüğü takdirde hapse veya sıkıntılı bir duruma düşer. Biz de şunu ekleyelim: Boyna vurulan bağ, bazı rüyalarda Hz. Ebu Bekir' de olduğu gibi övülmüştür. Ebu Bekir b. Ebi Şeybe'nin sahih bir senedIe nakline göre Mesruk şöyle anlatmıştır: Suhayb, Ebu Bekir' e uğrar ve ondan yüz çevirir. Ebu Bekir sebebini sorunca Suhayb "Elini Ensardan Ebü'l-Haşr'ın kapısının üzerinde bağlı gördüm" der. Bunun üzerine Ebu Bekir "Haşr gününe kadar dini m benim için muhafaza edilecek" der. (Abdurrezzak, Musannef, VI)
Ensar kadınlarından Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bey'at eden Ümmü'l-Ala şöyle anlatmıştır: Muhacirlerin (Mekke'den Medine'ye hicret ettiklerinde) ikamet edecekleri yerleri tespit etmek üzere Ensar kendi aralarında kur'a çektikleri zaman Osman b. Maz'un'un ikameti bizim aileye düşmüştü. Osman bizim evimizde bir müddet kaldıktan sonra hastalandI. Evimizde vefat edinceye kadar onun hasta bakıcılığını yaptık. Sonra onu kendi elbisesi içinde kefenledik. Derken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza geldi. Ben "Ey Ebü's-Saib! Allah'ın rahmeti üzerine olsun! Benim şahadetim şudur ki: Allah muhakkak sana ikram etmiştir!" dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ''Allah Teala'nın ona ikram buyurduğunu nereden biliyorsun?" dedi. Ben de "Valiahi bilmiyorum" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Osman'a muhakkak ki yakin gelmiştir. Ben de onun için Allah'tan hayır umarım ve yine ben -Allah'ın Resulü iken- bana ve size nasıl muamele edileceğini bilemem" buyurdu. Ümmü'l-Ala "Valiahi ben bundan sonra kimseyi tezkiye etmeye cesaret edemedim" dedi ve şöyle devam etti: "Rüyamda Osman b. Maz'un'un akan bir pınarı olduğunu gördüm. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem' e gelip, bu rüyamı kendisine anlattım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "(Bu gördüğün akan pınar) onun amelidir" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada akan pınar görme." Mühelleb şöyle demiştir: Rüyada akan pınar görmek birkaç şekilde tabir edilebilir. Pınarın suyu berraksa salih amelle tabir edilir, aksi takdirde başka türlü yorumlanır. Bir başkası şöyle demiştir: Rüyada akan pınar devam edip giden ameldir. Bu bir sadaka olabileceği gibi, ölünün bir canlıya veya ölüye yaptığı ya da icra ettiği bir iyilik de olabilir. Başka tabirciler ise şöyle demişlerdir: Su pınarı, rüyayı görenin durumu bilinmiyorsa nimet, bereket, hayır ve arzularına ulaşma olarak tabir edilir. Rüyayı gören kişi iffetli değilse başına ailesini ağlatacak bir musibet gelecek demektir
İbn Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben bir kuyu üzerinde bulunup, ondan (kova ile) su çıkarmakta olduğum sırada birden yanıma EbU Bekir ile Ömer geldi. Bunun üzerine EbU Bekir kovayı aldı, bir veya iki dolu kova su çekti fakat onun su çekişinde biraz ku vvetsiz görünüyordu. Allah EbU Bekir'i mağfiret etsin. Sonra onu Ebu Bekir'in elinden Ömer b. el-Hattab aldı ve bu kova Ömer'in elinde büyük bir kovaya dönüştü. Ben insanlardan onun gördüğü işi görebilecek kuvvette bir kişi göremedim. Sonunda insanlar o meydanı develerin su kaynağı yakınındaki dinlenme yeri edindiler. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada insanlar suya kanıncaya kadar kuyudan su çekip çıkarma." Başlıkta geçen "t)''' sulama maksadıyla kuyudan su çıkartmak demektir. "Ben bir kuyu üzerinde bulunup, ondan (kova ile) su çıkarmakta olduğum sırada ... " Yani kova gibi bir aletle kuyudan su çıkardığı m sırada. "Fakat onun su çekişinde biraz kuvvetsiz görünüyordu" Bu hadisin açıklaması ve yorumundaki ihtilafların beyanı Ömer'ın Menakıb'ı bölümünde Nebilik alametleri başlığı altında geçmişti. "Sonra onu EbU Bekir'in elinden Ömer b. el-Hatta b ald!." İfade burada bu şekildedir. İmam Buhari benzer ifadeyle Ebu Bekir'in o kovayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elinden aldığını zikretmemiştir. Bunda Hz. Ömer'in hilafete Ebu Bekir'in kendisine ricası üzere geleceğine işaret vardır. Ebu Bekir'in durumu ise böyle değildir. Çünkü onun hilafeti Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in açık bir emri ile olmamıştı, fakat bu açıkça söylemeye yakın izler taşıyan birçok işaretlerle gerçekleşmişti. "Bu kova Ömer'in elinde büyük bir kovaya dönüştü." Yani kova büyük bir kova haline geldi. Dilbilginleri "........" kelimesinin sığır derisinden yapılmış büyük kova anlamına geldiğini belirtmişlerdir. "Ben insanlardan onun gördüğü işi görebilecek kuvvette bir kişi göremedim." Ebu Ömer eş-Şeybfmi şöyle demiştir: Arapçada "abkariyyu'l-kavm" topluluğun efendisi, güçlüsü, büyüğü demektir. elFarabi ise şu görüşü ileri sürmüştür: Erkeklerden "i..Ş,H-" kendisinden daha üstünü olmayan "deha kişi" demektir. el-Ezherı ise ",H-" kelimesinin çölde bir yer olduğunu ileri sürmüştür. ,H- kelimesinin rengarenk dokunmuş halıların imal edildiği bir yer olduğu söylenmiştir. Kelime, kaliteli ve üstün olan her şey hakkında kullanılmıştır. "Sonunda insanlar o meydan ı develerin su kaynağı yakınındaki dinlenme yeri edindiler." Hadisteki "darabe", develer dinlenme yerine geldi ve çöktü demektir. "el-Atan", insanlar açısından vatan ne ise deve için odur. Ancak daha çok develerin havuzun etrafında çöktükleri yer anlamında kullanılmıştır. Kadı lyaz şöyle der: Hadisin zahirine göre maksat, Hz. Ömer'in halifeliğidir. Bazıları her ikisinin halifeliği olduğunu söylemişlerdir. Çünkü Hz. Ebu Bekir, ilkin mürtedleri etkisiz hale getirmek suretiyle öncelikle Müslümanların iki yakasını bir araya getirmiş ve fetihler onun zamanında başlamıştır. Sonra halifelik görevini Ömer' e devretmiştir. Ömer'in halifeliği döneminde fetihler çoğalmış, İslam'ın nüfuzu genişlemiş ve kaideleri istikrar kazanmıştır. Bir başkası şöyle demiştir: Kovanın Hz. Ömer'in elinde büyümesi fetihlerin onun zamanında çoğalması demektir. '........." fiilinin manası, olduğundan daha büyük bir hale dönüştü demektir. Nevevı şöyle der: Tabirciler bu rüya her iki halifenin salih kraatlarının ortaya çıkması ve insanların bundan yararlanması gibi şeylerin misalidir demişlerdir. Bütün bunlar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' den alınmıştır. Zira o işin sahibidir. O bu görevi en mükemmel bir biçimde yapmış ve dinin kaidelerini yerleştirmiştir. Sonra yerine Hz. Ebu Bekir geçmiş, mürtedlerle savaşmış, onların kökünü kazımıştır. Ardından Hz. Ömer halife olmuş ve onun zamanında İslam dünyası genişlemiştir. Müslümanların durumları büyük bir kovaya benzetilmiştir ki içinde onların hayatları ve iyiliklerini sağlayan su bulunmaktadır. Hz. Ebu Bekir de halkı için o kovadan su çeken kişiye benzetilmiştir. Onun sulaması, halkın menfaatlerini temin etmesi demektir. '\;.r.l=beni rahatlatmak için" ifadesi, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatından sonra Hz. Ebu Bekir'in hilafetine işaret etmektedir. Çünkü ölüm dünyanın tasası ve yorgunluğundan rahata ermek anlamına gelir. Ondan sonra Hz. Ebu Bekir ümmetin işlerini çekip çevirmek ve onların sıkıntılarını üstlenmek üzere göreve gelmiştir. "Onun su çekişinde biraz kuvvetsizlik görünüyordu" ifadesi Ebu Bekir'in faziletini düşürme anlamına değildir. Bu, onun halifelik müddetinin kısalığını belirtmek içindir. Hz. Ömer'in halifeliğine gelince, hilafeti uzun olduğu için insanlar daha çok yararlanmışlar, İslam dairesi birçok fetihle genişlemiş, birçok şehirler kurulmuş ve divanlar oluşturulmuştur. "Allah EbU Bekir'i mağfiret etsin" ifadesi onun değerini eksiltme anlamında olmadığı gibi günah işlediğine işaret de etmemektedir. Bu, Arapların ifadelerini pekiştirmede kullandıkları bir kelimedir. Hadis-i şerif Hz. Ebu Bekir ve Ömer'in halife olacaklarını, halifeliklerinin sahih ve kendilerinden yararlananların çok olacağını bildirmektedir. Nitekim tıpkı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dediği gibi olmuştur
Salim'in babasından Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, Ebu Bekir ve Ömer'i rüyasında gördüğüne dair naklettiği hadiste Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Ben rüyamda insanları (bir kuyu başında) toplanmışlar gördüm. O sırada EbU Bekir kalktı. Bir veya iki kova su çekti, fakat EbU Bekir'in su çekmesinde bir zaaf vardı. Allah EbU Bekir'i mağfiret etsin! Bundan sonra Ömer kalktı. Kova Ömer'in elinde büyük bir kovaya dönüştü. Artık ben insanlar içinde Ömer'in çektiği gibi su çekecek kuvvetli bir kişi göremedim. Sonunda insanlar o meydanı develerin su kaynağı yakınındaki dinlenme yeri edindiler
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Uyuduğum bir sırada kendimi duvarı örülmemiş bir kuyu başında gördüm. Kuyunun üzerinde bir kova bulunuyordu. Ben hemen o kuyudan Allah'ın dilediği kadar su çıkardım. Sonra kovayı Ebu Kuhafe'nin oğlu aldı, o da dolu olarak bir veya iki kova su çekti. Onun çekişinde bir zaaf vardı. Allah onu mağfiret eylesin! Sonra o kova, olduğundan daha büyük bir kova haline dönüştü. Bu sefer onu Hattab oğlu Ömer aldı. Artık ben insanlardan Ömer b. el-Hattab'ın çekişi gibi kusursuz su çeker hiçbir abkari (ulu,güçlü ve deha kişi) görmedim. Nihayet insanlar su yöresinde olan otlaklarına istirahata çekildiler." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada kuyudan zayıf bir çekişle bir veya iki kova dolusu su çekme." Yani su çekmede zaafla birlikte su çekme. Hadis-i şerife göre rüyasında bir kuyudan su çektiğini görmek, büyük bir göreve gelmeye delalet eder. Bunun süresi kuyudan çekilen suyun azlığına ve çokluğuna göre değişir. Bazen kuyu, kadın, ondan çıkarılan su, evlat olarak tabir edilir. Tabircilerin esas aldıkları budur. Tabirciler, bundan önceki görüşün ötesine geçmemişlerdir. İtimat edilmesi uygun olan odur, fakat tabirde kuyudan su çekenin hali göz önüne alınır. Doğruyu en iyi Yüce Allah bilir
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Uyuduğum bir sırada kendimi bir havuz başında insanları sularken gördüm. Derken yanıma EbU Bekir geldi ve beni rahatlatmak için elimden kovayı alıp, iki kova su çekti. Onun çekişinde bir zaaf vardı. Allah onu mağfiret eylesin! Ardından Hattab'ın oğlu Ömer geldi ve ondan kovayı aldı. Artık o kuyudan su çıkarmaya devam etti. Nihayet insanlar arkalarına döndüler, havuz ise hala su kaynayıp duruyordu. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada istirahat etme." Tabirciler şöyle derler: Rüyasında istirahat eden kimse, kafası üzere yatmışsa durumu güçlenecek ve dünya elinin altında olacak demektir. Çünkü yeryüzü üzerine yaslanılacak en güçlü zemindir. Yüzükoyun yatmak ise böyle değildir. Çünkü kişi bu durumda arkasında ne olduğunu bilemez. İmam Buhari bu konuda Hemmam'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in rüyasında kova gördüğü şeklindeki Ebu Hureyre hadisine yer verir. Bu hadisten çıkan sonuçlar bundan önceki hadisin açıklamasında geçmişti
Ebu Hureyre şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunduğumuz bir sırada bize şöyle anlattı: "Ben bir keresinde uyurken kendimi cennette gördüm. O sırada bir köşkün yanında abdest almakta olan bir kadın gördüm. Ona 'Bu köşk kimindir?' diye sordum. Onlar 'Bu Ömer b. el-Hattab'a aittir' dediler. Ömer'in kıskançlığını hatırladım da hemen yüzümü çevirdim." Ebu Hureyre, Ömer b. el-Hattab (sevincinden) ağladı ve sonra "Babam anam sana feda olsun Ya Resulallah! Ben sana karşı mı kıskançlık edeceğim!" dedi
Cabir b. Abdullah r.a.'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Ben rüyamda cennete girdim ve orada altından yapılmış bir köşkle karşılaştım. 'Bu kime aittir?' diye sordum. Bana 'Kureyş'ten bir adamındır' dediler. Ey Hattab oğlu! Oraya girmeme sadece senin bilmekte olduğum kıskançlzğın man i oldu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada köşk görmek." Tabirciler şöyle demişlerdir: Rüyada köşk görmek dindar kimseler için salih ameldir. Başkaları için ise hapislik ve sıkıntıdır. Biz de şunu ekleyelim: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in cennette gördüğü kadının -görülen rüya olduğu için- gerçekten abdest aldığı kastedilmiş olmama ihtimali vardır. Bu durumda abdest alan kadın figürü sözü edilen kadının durumuna örnek olmaktadır. Menakıb bölümünde bu kadının Ümmü Süleym olduğu ve o zamanlar hayatta bulunduğu, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onu cennette Ömer'in köşkünün yanında gördüğü geçmişti. Bu rüyanın tabiri o kadının cennetlik olduğudur. Çünkü çoğu tabirciler, bir kimse cennete girdiğini görürse, oraya girecektir derler. O zaman rüyayı gören bütün insanların içinde en doğru sözlü kişi olduğuna göre durum nice olur düşünmek gerekir. Kadının abdest alması ise maddi ve manevi kirlerden temiz olduğu, bedeninin bedenen ve hükmen tahir bulunduğu şeklinde tabir edilir. Kadının Hz. Ömer'in köşkünün yanındabulunması, onun Hz. Ömer'in halifelik günlerine yetişeceğine işarettir. Nitekim aynen böyle olmuştur. Bu hadisten çıkan sonuçlar Menakıb bölümünde geçmişti. Hadis, Hz. Ömer'in kıskançlığı örneğinde olduğu gibi bir kimseyi bilinen ahlakıyla anmanın caiz olduğunu göstermektedir
Ebu Hureyre r.a.şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunduğumuz bir sırada o şöyle anlattı: "Ben uyurken kendimi cennette gördüm. Birden bir köşkün yanında abdest almakta olan bir kadın gördüm. 'Bu köşk kimindir?' diye sordum. Oradakiler 'Ömer'e aittir" dediler. Ömer'in kıskançlığını hatırladım da hemen yüzümü arkama çevirdim." Bunun üzerine Ömer b. el-Hattab (sevincinden) ağladı ve sonra "Babam anam sana feda olsun Ya Resulallah! Ben sana karşı mı kıskançlık edeceğim!" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada abdest aldığını görmek." Tabirciler şöyle derler: Bir kimsenin rüyada abdest aldığını görmesi nüfuza veya bir işe delalet eder. Kişi rüyasında abdestini tamamladığını görürse uyanıkken muradına nail olur. Mesela suyun kalmaması gibi bir nedenle abdest alması imkansız hale geIirse veya kendisi ile namazın caiz olmayacağı bir şeyle abdest aldığını görürse muradına eremez. Korkan bir kimsenin abdest aldığını görmesi onun için güveniiktir ve böyle bir rüya sevap elde edeceğine, küçük günahlarının bağışlanacağına delildir
Abdullah b. Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Uyuduğum bir sırada kendimi rüyamda Kabe'yi tava! ederken gördüm. O sırada esmer, salıverilmiş düz saçlı bir kişi gördüm. İki kişi arasında idi ve başından su damlıyordu. Ben {orada bulunanlara} 'Bu kimdir?' diye sordum. Onlar 'Meryem oğludur' dediler. Ona yönelmek üzere ilerlediğim sırada bir de kırmızı yüzlü, uzun boylu, kıvırcık saçlı, sağ gözü şaşı, sanki salkımındaki benzerlerinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi! Ben {oradakilere} 'Bu kimdir?' diye sordum. Onlar 'Bu, Deccal'dir' dediler. Ona insanların içinde en çok benzeyen İbn Katan'dır." İbn Katan, Huzaa kabilesinin bir kolu olan Mustalık oğulları boyundanidi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada Kabe'yi tavaf ettiğini görmek." Tabirciler şöyle demişlerdir: Rüyada Kabe'yi tavaf ettiğini görmek hacca gitmeye, evlenmeye, devlet başkanından arzu ettiği işi elde etmeye, ana babaya itaate, bir alime hizmete, devlet işine girmeye delalet eder. Rüyayı gören köle olduğu takdirde bu, onun efendisine sadık biri olduğuna delalet eder. "Uyuduğum bir sırada kendimi rüyamda Kabe'yi tava! ederken gördüm." Bu hadisin geniş bir açıklaması, Enbiya bölümünde İsa aleyhisseliim başlığı altında geçmişti
Hamza b. Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemiden işittim şöyle diyordu: "Uyuduğum bir sırada bana süt dolu bir kadeh verildi. Bu kadehten o kadar içtim ki, süte kanma eserlerinin akmakta olduğunu hala görüyorum. Sonra artanını Ömer'e verdim." Sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. O da "İlim ile" diye cevap verdi
İbn Ömer şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabilerinden bazıları onun zamanında rüya görürlerdi de bunu kendisine anlatırlardı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de o rüyalar hakkında Allah' ın dilediği tabirleri söylerdi. Ben ise o sırada yaşı küçük bir oğlan idim. Evlenmeden önce evim mescid idi. Kendi kendime 'Eğer sende bir hayır varsa, elbette bu adamların görmekte olduğu gibi rüya görürsün!' dedim. Nihayet bir gece yattıffi. "Allah'ım! Eğer bende bir hayır bilmekte isen bana bir rüya göster!" diye dua ettim. Ben böyle uyumakta iken birden yanıma iki melek geldi. Onlardan her birinin elinde demirden yapılmış, ucu çevgenli birer sopa vardı. Bunlar beni cehenneme yöneltip götürüyorlardı. Ben onların ikisi arasında iken "Ya Allah! Cehennemden sana sığınırım!" diye dua ediyordum. Sonra bana şöyle gösterildi: Beni elinde demirden yapılmış çevgenli bir sopası bulunan bir melek karşıladı ve bana "Sen asla korkutulmayacaksın! (Gece) namazını çok kıldığın takdirde ne iyi kişisin!" dedi. Sonra beni götürdüler ve nihayet cehennemin kenarına durdurdular. Bir de baktım ki cehennem kuyu duvarı gibi örülmüştü. Onun, örülü kuyunun yanları gibi birçok çıkıntılı yanları vardı. Her iki çıkıntı arasında elinde demirden yapılmış ucu çevgenli bir sopası bulunan melek vardı. Cehennemde başları önlerine eğik, zincirlerle asılmış birtakım insanlar gördüm. Orada Kureyş'ten birçok insanları tanıdım. Sonra melekler beni sağ taraftan götürdüler. [-7029-] Ben (uyandıktan sonra) bu rüyamı kızkardeşim Hafsa'ya anlattım. Hafsa da bunu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem' e aktarmış. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şüphesiz Abdullah iyi bir adamdır" buyurmuş. Nafi şöyle der: Abdullah, bu olaydan sonra gece namazını çok çok kılmaya devam etti. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada güven içinde olduğunu ve korkunun gittiğini görmek." Başlıkta yer alan "... er-rav'" korku, "er-nı'" kalp, gönül demektir. Tabirciler şöyle demişlerdir: Bir kimse rüyasında herhangi bir şeyden korktuğunu görse ondan emin olur. Herhangi bir kimse rüyasında bir şeyden emin olduğunu görse ondan korkar. .......Mikma'a" kelimesinin çoğulu .......mekami" şeklinde olup, anlamı demirden yapılmış kamçı gibi ucu çevgenli bir sopa demektir. "Len tura" sen asla korkmayacaksm demektir. "……" Arapçada ….. kuyunun yanları olup, taştan örülür. Bunun üzerine makaranın raptedildiği bir ağaç konur. Her bir kuyunun iki yanı olması adettendir. İbn Battal şöyle der: Bu hadisten bazı rüyaların tabir edilmeye ihtiyacı olmadığı, uyku esnasında rüyada yapılan tabirin uyanıkken yapılacak tabir olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, meleğin yaptığı tabirin üzerine bir şeyeklememiştir. Biz de şunu vurgulayalım: İbn Battal, hadisin sonundaki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Şüphesiz Abdullah iyi bir adamdır" şeklindeki ifadesine ve meleğin bundan önce "Gece namazını çok kıldığın takdirde ne iyi kişisin!" sözüne işaret etmektedir. Bundan sonraki başlıkta ise melekin ona "sen korkma çünkü iyi bir kişisin" şeklindeki ifadesi yer almaktadır. Bu hadisin sonunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Abdullah gece namazını çok kıldığı takdirde iyi bir kişidir" ifadesi yer almaktadır. İbn Battal şöyle der: Bu hadiste sünnetieri terk etmeye tehdit yer alırken bunun yüzünden kişinin azaba uğramasmın mümkün olduğu ifade edilmektedir. Bizce bu, sünneti sevmediği için kılmamaya devam etme şartına bağlıdır. Tehdit ve azap haram olan bir fiilde sözkonusudur. Bu da yüz çevirme kaydıyla yapılan terktir. İbn Battal şöyle der: Tabirin aslı Nebilere dayanmaktadır. Bundan dolayı İbn Ömer bir rüya görmeyi ve rüyasını -yapılacak tabir kendi nezdinde bir esas olsun diyeNebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tabir etmesini temenni etmiştir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Mescidde yatmak caizdir. Başkasının gördüğü rüyayı onun yerine anlatmak meşrudur. Hadisten İbn Ömer'in Nebi s.a.v. karşısındaki edebi, onun huzurunda duyduğu heybet anlaşılmaktadır. Çünkü o gördüğü rüyayı bizzat kendisi anlatmamıştır. Rüyası ona korkunç gelince, bunu bizzat kendisi anlatmayı tercih etmemiş ve Nebi s.a.v.'e aktarması için ablasına anlatmıştır. 2- Gece namazı faziletlidir. Hadisten bunun dışında daha önce zikredilen ve Teheccüd bölümünde uzun uzun anlatılan başka sonuçlar da çıkmaktadır. Doğruyu en iyi Yüce Allah bilir
İbn Ömer şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabilerinden bazıları onun zamanında rüya görürlerdi de bunu kendisine anlatırlardı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de o rüyalar hakkında Allah' ın dilediği tabirleri söylerdi. Ben ise o sırada yaşı küçük bir oğlan idim. Evlenmeden önce evim mescid idi. Kendi kendime 'Eğer sende bir hayır varsa, elbette bu adamların görmekte olduğu gibi rüya görürsün!' dedim. Nihayet bir gece yattıffi. "Allah'ım! Eğer bende bir hayır bilmekte isen bana bir rüya göster!" diye dua ettim. Ben böyle uyumakta iken birden yanıma iki melek geldi. Onlardan her birinin elinde demirden yapılmış, ucu çevgenli birer sopa vardı. Bunlar beni cehenneme yöneltip götürüyorlardı. Ben onların ikisi arasında iken "Ya Allah! Cehennemden sana sığınırım!" diye dua ediyordum. Sonra bana şöyle gösterildi: Beni elinde demirden yapılmış çevgenli bir sopası bulunan bir melek karşıladı ve bana "Sen asla korkutulmayacaksın! (Gece) namazını çok kıldığın takdirde ne iyi kişisin!" dedi. Sonra beni götürdüler ve nihayet cehennemin kenarına durdurdular. Bir de baktım ki cehennem kuyu duvarı gibi örülmüştü. Onun, örülü kuyunun yanları gibi birçok çıkıntılı yanları vardı. Her iki çıkıntı arasında elinde demirden yapılmış ucu çevgenli bir sopası bulunan melek vardı. Cehennemde başları önlerine eğik, zincirlerle asılmış birtakım insanlar gördüm. Orada Kureyş'ten birçok insanları tanıdım. Sonra melekler beni sağ taraftan götürdüler. [-7029-] Ben (uyandıktan sonra) bu rüyamı kızkardeşim Hafsa'ya anlattım. Hafsa da bunu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem' e aktarmış. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şüphesiz Abdullah iyi bir adamdır" buyurmuş. Nafi şöyle der: Abdullah, bu olaydan sonra gece namazını çok çok kılmaya devam etti. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada güven içinde olduğunu ve korkunun gittiğini görmek." Başlıkta yer alan "... er-rav'" korku, "er-nı'" kalp, gönül demektir. Tabirciler şöyle demişlerdir: Bir kimse rüyasında herhangi bir şeyden korktuğunu görse ondan emin olur. Herhangi bir kimse rüyasında bir şeyden emin olduğunu görse ondan korkar. .......Mikma'a" kelimesinin çoğulu .......mekami" şeklinde olup, anlamı demirden yapılmış kamçı gibi ucu çevgenli bir sopa demektir. "Len tura" sen asla korkmayacaksm demektir. "……" Arapçada ….. kuyunun yanları olup, taştan örülür. Bunun üzerine makaranın raptedildiği bir ağaç konur. Her bir kuyunun iki yanı olması adettendir. İbn Battal şöyle der: Bu hadisten bazı rüyaların tabir edilmeye ihtiyacı olmadığı, uyku esnasında rüyada yapılan tabirin uyanıkken yapılacak tabir olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, meleğin yaptığı tabirin üzerine bir şeyeklememiştir. Biz de şunu vurgulayalım: İbn Battal, hadisin sonundaki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Şüphesiz Abdullah iyi bir adamdır" şeklindeki ifadesine ve meleğin bundan önce "Gece namazını çok kıldığın takdirde ne iyi kişisin!" sözüne işaret etmektedir. Bundan sonraki başlıkta ise melekin ona "sen korkma çünkü iyi bir kişisin" şeklindeki ifadesi yer almaktadır. Bu hadisin sonunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Abdullah gece namazını çok kıldığı takdirde iyi bir kişidir" ifadesi yer almaktadır. İbn Battal şöyle der: Bu hadiste sünnetieri terk etmeye tehdit yer alırken bunun yüzünden kişinin azaba uğramasmın mümkün olduğu ifade edilmektedir. Bizce bu, sünneti sevmediği için kılmamaya devam etme şartına bağlıdır. Tehdit ve azap haram olan bir fiilde sözkonusudur. Bu da yüz çevirme kaydıyla yapılan terktir. İbn Battal şöyle der: Tabirin aslı Nebilere dayanmaktadır. Bundan dolayı İbn Ömer bir rüya görmeyi ve rüyasını -yapılacak tabir kendi nezdinde bir esas olsun diyeNebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tabir etmesini temenni etmiştir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Mescidde yatmak caizdir. Başkasının gördüğü rüyayı onun yerine anlatmak meşrudur. Hadisten İbn Ömer'in Nebi s.a.v. karşısındaki edebi, onun huzurunda duyduğu heybet anlaşılmaktadır. Çünkü o gördüğü rüyayı bizzat kendisi anlatmamıştır. Rüyası ona korkunç gelince, bunu bizzat kendisi anlatmayı tercih etmemiş ve Nebi s.a.v.'e aktarması için ablasına anlatmıştır. 2- Gece namazı faziletlidir. Hadisten bunun dışında daha önce zikredilen ve Teheccüd bölümünde uzun uzun anlatılan başka sonuçlar da çıkmaktadır. Doğruyu en iyi Yüce Allah bilir
İbn Ömer şöyle anlatmıştır: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanında ergen olup, bekar genç bir oğlandım ve mescidde geceleyip uyurdum. O zamanlar bir rüya gören kimse bunu sabahleyin Hz. Peygambler'e arz ederdi. Ben de "Allah'ım Eğer benim senin katında bir hayrım varsa bana bir rüya göster ki onu bana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tabir etsin!" diye dua ettim. Ardından uyudum. Rüyamda iki melek gördüm, onlar bana geldiler ve beni götürdüler. Sonra karşılarına başka bir melek çıktı. O bana "Sen asla korkutulmayacaksın. Çünkü sen iyi bir adamsın!" dedi. Sonra o iki melek beni cehenneme götürdü. Baktım ki cehennem kuyu duvarı gibi örülmüştü. İçinde bazılarını tanıdığım birtakım insanlar vardı. Bunun ardından o iki melek beni alıp sağ taraf üzerine götürdüler. Sabah olunca ben bu rüyamı Hafsa'ya anlattım." [-7031-] Hafsa da bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arz etmiş. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şüphesiz Abdullah gece namazını kılmayı çoğalttığı takdirde iyi bir adamdır" buyurmuş. ez-Zühr! şöyle der:Abdullah bundan sonra gece namazını çok çok kılardı. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyasında sağ taraf üzerine alınıp yürütülme." Bu hadisten rüyasında alınıp sağ tarafa doğru yürütüldüğünü gören kimsenin kitabı sağ tarafından verilecek kimse olarak tabir edileceği anlaşılmaktadır
İbn Ömer şöyle anlatmıştır: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanında ergen olup, bekar genç bir oğlandım ve mescidde geceleyip uyurdum. O zamanlar bir rüya gören kimse bunu sabahleyin Hz. Peygambler'e arz ederdi. Ben de "Allah'ım Eğer benim senin katında bir hayrım varsa bana bir rüya göster ki onu bana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tabir etsin!" diye dua ettim. Ardından uyudum. Rüyamda iki melek gördüm, onlar bana geldiler ve beni götürdüler. Sonra karşılarına başka bir melek çıktı. O bana "Sen asla korkutulmayacaksın. Çünkü sen iyi bir adamsın!" dedi. Sonra o iki melek beni cehenneme götürdü. Baktım ki cehennem kuyu duvarı gibi örülmüştü. İçinde bazılarını tanıdığım birtakım insanlar vardı. Bunun ardından o iki melek beni alıp sağ taraf üzerine götürdüler. Sabah olunca ben bu rüyamı Hafsa'ya anlattım." [-7031-] Hafsa da bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arz etmiş. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şüphesiz Abdullah gece namazını kılmayı çoğalttığı takdirde iyi bir adamdır" buyurmuş. ez-Zühr! şöyle der:Abdullah bundan sonra gece namazını çok çok kılardı. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyasında sağ taraf üzerine alınıp yürütülme." Bu hadisten rüyasında alınıp sağ tarafa doğru yürütüldüğünü gören kimsenin kitabı sağ tarafından verilecek kimse olarak tabir edileceği anlaşılmaktadır
Abdullah b. Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Uyuduğum bir sırada bana süt dolu bir kadeh getirildi. Ben ondan içtim. Sonra artanı Ömer b. el-Hattab'a verdim." Sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "İlim ile" diye cevap verdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada kendisine kadeh verildiğini görmek" Tabirciler şöyle derler: Rüyada görülen kadeh, kadın veya kadın tarafından ele geçecek bir mal olarak tabir edilir. Cam kadeh, gizli şeylerin ortaya çıkacağını gösterir. Altın ve gümüş kadeh, güzel övgüdür demişlerdir. İmam Buhari bu konuda İbn Ömer'in "Rüyada Süt Görme" başlığı altında geçen hadisine yer vermiştir. Bu hadisin açıklaması orada geçmişti. BAHSİ GEÇEN SAYFA İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Ubeydullah b. Abdullah şöyle demiştir: Abdullah b. Abbas'a Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zikretmiş olduğu rüyasını sordum
Ubeydullah b. Abdullah şöyle demiştir: Abdullah b. Abbas'a Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zikretmiş olduğu rüyasını sordum. [-7034-] İbn Abbas şöyle cevap verdi: Bana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle anlattığı naklediidi: "Uyurken rüyamda ellerime altından iki bilezik konulduğunu gördüm. Ancak bunlardan korktum ve çirkin gördüm. Akabinde bana izin verildi de ben bunları üfledim. Bunun üzerine ikisi de uçtu. Ben bu iki bileziği benden sonra çıkacak olan iki yalancı (Nebi) ile tabir ettim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada bir şeyin uçtuğunu görmek." Yani rüyada uçma özelliği olan bir şeyin uçtuğunu görmek. Tabireiler şöyle derler: Rüyada uçtuğunu gören kimseye bakılır. Şayet göğe doğru dimdik uçmuşsa bir zarara uğrar. Göğe doğru uçup, orada kaybolup gitmiş ve bir daha geri dönmemişse ölür. Geri döndüğü takdirde hastalığından kurtulur. Kişi rüyasında yana doğru enlemesine uçtuğunu görürse, yolculuğa çıkar ve uçması nispetinde bir yüksek dereceye erişir. Rüyada kanat takıp uçtuğunu görürse bu mal veya güçtür ki kişi onun sayesinde sefere çıkar. Kişi rüyada kanatsız uçtuğunu görürse bu tuttuğu işten aldatılacağı anlamına gelir. Tabireiler kötü kimseler için uçmak iyi değildir demişlerdir. Mühelleb şöyle demiştir: Rüya görüldüğü üzere yorumlanmaz. O bir misal getirme kabilindendir. Nebi s.a.v. eline konulan iki bileziği iki yalancı Nebi olarak tabir etmiştir. Çünkü yalan, bir şeyi olması gereken yerden başka yere koymaktır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerinde altından iki bilezik görünce bunlar onun kullandığı şeylerden olmadığından -zira bilezik kadınların zinet eşyalarındandır- anladı ki kendisinde olmayan şeyi iddia edecek kişiler çıkacaktır ve yine o bileziklerin altından olması -altın kullanmak yasaklandığından- yalana delalet etmektedir. Bir de altın anlamına gelen "zeheb", gitmek anlamına gelen "zehab" kelimesinden türemedir. Buradan anlaşılıyor ki altın bırakılması gereken bir şeydir. Nitekim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onlara üflemesi ve akabinde uçmaları da bu anlayışı güçlendirmektedir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, çıkacak olan o iki yalancı kimsenin davalarının yaşamayacağını ve getirmiş olduğu vahiyle söylemiş olduğu kelamının onları yerinden söküp atacağını anladı. Üfleme kelama delalet eder