Hz. Peygamber'in ashabının faziletleri ve mertebeleri.
324 · Hadis · Bu Türkçe çeviri yapay zeka destekli olarak hazırlanmıştır.
Bize Ukbe b. Mükrem el-Ammî tahdis etti; bize Ya'kûb -yani İbn İshâk el-Hadramî- tahdis etti; bize el-Esved b. Şeybân, Ebû Nevfel'den haber verdi (ki o şöyle dedi): Abdullah b. ez-Zübeyr'i Medine'nin akabesinde (asılı) gördüm. (Ebû Nevfel) dedi ki: Kureyş ve (diğer) insanlar onun yanından geçmeye başladı; nihayet Abdullah b. Ömer de onun yanından geçti ve önünde durup dedi ki: 'Selâm sana ey Ebû Hubeyb! Selâm sana ey Ebû Hubeyb! Selâm sana ey Ebû Hubeyb! Vallahi ben seni bundan men ederdim; vallahi ben seni bundan men ederdim; vallahi ben seni bundan men ederdim. Vallahi, bildiğim kadarıyla sen çok oruç tutan, çok (ibadete) kalkan ve akrabalık bağını çok gözeten (biri) idin. Vallahi, senin en kötüsü sayıldığın bir ümmet, elbette hayırlı bir ümmettir.' Sonra Abdullah b. Ömer çekip gitti. Abdullah'ın (bu) duruşu ve sözü Haccâc'a ulaştı; bunun üzerine ona (adam) gönderdi de (Abdullah b. ez-Zübeyr'in cesedi) kütüğünden indirildi ve Yahudilerin kabirlerine atıldı. Sonra (Haccâc), Abdullah'ın annesi Esmâ bint Ebî Bekr'e (haber) gönderdi; fakat (Esmâ) ona gelmeyi reddetti. (Haccâc) elçiyi ona tekrar gönderdi: 'Ya bana gelirsin, ya da sana saçlarından (örgülerinden) sürükleyecek birini gönderirim.' (Ebû Nevfel) dedi ki: (Esmâ yine) reddetti ve dedi ki: 'Vallahi, bana saçlarımdan sürükleyecek birini göndermedikçe sana gelmem.' (Ebû Nevfel) dedi ki: Bunun üzerine (Haccâc): 'Bana sandaletlerimi getirin' dedi. Ayakkabılarını giydi, sonra salına salına (çalımla) yürüyüp nihayet onun (Esmâ'nın) yanına girdi ve dedi ki: 'Allah'ın düşmanına nasıl davrandığımı gördün mü?' (Esmâ) dedi ki: 'Ben, senin onun dünyasını harap ettiğini, onun da senin ahiretini harap ettiğini gördüm. Bana ulaştığına göre sen ona: Ey iki kuşaklı (kadının) oğlu, diyormuşsun. Evet vallahi, ben iki kuşak sahibiyim! Onlardan biri, kendisiyle Resûlullah (sav)'in ve Ebû Bekr'in yiyeceğini hayvanlar(ın erişmesin)den (koruyup) yukarı kaldırdığım kuşak idi; diğerine gelince, o, (her) kadının vazgeçemeyeceği (bel) kuşağıdır. Şunu (bil ki), Resûlullah (sav) bize: Sakîf (kabilesin)de bir yalancı ve bir helâk edici (zalim) (çıkacağını) haber vermişti. Yalancıya gelince, onu gördük; helâk ediciye gelince, senden başkası olduğunu sanmıyorum.' (Ebû Nevfel) dedi ki: Bunun üzerine (Haccâc) onun yanından kalkıp gitti ve ona hiçbir cevap vermedi.
Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd tahdis etti. Abd 'bize haber verdi', İbn Râfi' 'bize tahdis etti' dedi: Bize Abdürrezzâk tahdis etti; bize Ma'mer, Ca'fer el-Cezerî'den, o Yezîd b. el-Esamm'dan, o da Ebû Hüreyre'den haber verdi. (Ebû Hüreyre) dedi ki: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: 'Eğer din Süreyyâ (yıldızın)'da olsaydı, Fâris'ten -veya: Fâris oğullarından, dedi- bir adam onu mutlaka alıp getirir; ona erişirdi.'
Bize Kuteybe b. Saîd tahdis etti; bize Abdülazîz -yani İbn Muhammed- Sevr'den, o Ebü'l-Gays'tan, o da Ebû Hüreyre'den tahdis etti. (Ebû Hüreyre) dedi ki: Nebî (sav)'in yanında oturuyorduk; o sırada ona Cum'a sûresi indi. '(Henüz) onlara katılmamış olan, onlardan başkalarına da (gönderdi)' (âyetini) okuyunca, bir adam: 'Bunlar kimlerdir yâ Resûlallah?' dedi. Nebî (sav), adam bir, iki ya da üç kez soruncaya kadar ona cevap vermedi. (Ebû Hüreyre) dedi ki: İçimizde Selmân-ı Fârisî vardı. (Ebû Hüreyre) dedi ki: Bunun üzerine Nebî (sav) elini Selmân'ın üzerine koydu, sonra şöyle buyurdu: 'Eğer iman Süreyyâ'da olsaydı, şu (Fâris) adamlarından kişiler ona mutlaka erişirdi.'
Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd tahdis etti -lafız Muhammed'e aittir-. Abd 'bize haber verdi', İbn Râfi' 'bize tahdis etti' dedi: Bize Abdürrezzâk tahdis etti; bize Ma'mer, Zührî'den, o Sâlim'den, o da İbn Ömer'den haber verdi. (İbn Ömer) dedi ki: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: 'İnsanları, yüz (deveden oluşan) bir deve sürüsü gibi bulursunuz ki, kişi onların içinde (binmeye elverişli) bir binek devesi bulamaz.'