Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbn Nümeyr, ikisi birden Vekî'den tahdis etti. Ebû Bekr dedi ki: Bize Vekî', A'meş'ten, o da Ebû Vâil'den (naklen) tahdis etti; (Ebû Vâil) şöyle dedi: Nehîk b. Sinân denilen bir adam Abdullah'a (İbn Mes'ûd) gelip: 'Ey Ebû Abdirrahmân! Şu harfi (kelimeyi) nasıl okuyorsun: onu elif ile mi buluyorsun (okuyorsun) yoksa yâ ile mi: «min mâin gayri âsin» mi yoksa «min mâin gayri yâsin» mi?' dedi. Abdullah dedi ki: 'Sen, bunun dışında Kur'ân'ın tamamını (mı) saydın (ezberledin)?' O: 'Ben mufassalı bir rekâtta okuyorum' dedi. Abdullah dedi ki: '(Bu,) şiiri hızlıca okur gibi acele bir okuyuştur. Şüphesiz birtakım kimseler Kur'ân okurlar ama (okudukları) köprücük kemiklerini (boğazlarını) geçmez. Fakat kalbe düşer de orada iyice yerleşirse fayda verir. Şüphesiz namazın en faziletlisi rükû ve secdedir. Ben, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) her rekâtta ikişer sûreyi bir araya getirerek okuduğu nazireleri (benzer sûreleri) elbette biliyorum' dedi. Sonra Abdullah kalktı; Alkame de peşinden (yanına) girdi, sonra çıkıp: 'Onları (o nazireleri) bana haber verdi' dedi. İbn Nümeyr rivayetinde: 'Benî Becîle'den bir adam Abdullah'a geldi' dedi ve 'Nehîk b. Sinân' demedi.