Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbrâhîm b. Muhammed b. Ar'ara -biri diğerine harf harf (kelime kelime) ilave ederek- tahdis edip dediler ki: Bize Muâz b. Muâz tahdis etti, bize İbn Avn, Hişâm b. Zeyd b. Enes'ten, o Enes b. Mâlik'ten (naklen) tahdis etti, dedi ki: Huneyn günü olduğunda Hevâzin, Gatafân ve diğerleri çocuklarıyla ve davarlarıyla (hayvanlarıyla) çıkageldiler. O gün Peygamber'in (s.a.v.) yanında on bin (kişi) ve beraberinde tulekâ (Mekke fethinde serbest bırakılanlar) vardı. (Bunlar) ondan yüz çevirip (kaçtılar), nihayet tek başına kaldı. (Enes) dedi ki: O gün, aralarına hiçbir şey karıştırmadan iki kez nida etti. Sağına döndü ve: 'Ey Ensar topluluğu!' buyurdu. Onlar: 'Buyur ey Allah'ın Resûlü, müjde olsun, biz seninle beraberiz' dediler. Sonra soluna döndü ve: 'Ey Ensar topluluğu!' buyurdu. Onlar: 'Buyur ey Allah'ın Resûlü, müjde olsun, biz seninle beraberiz' dediler. (Enes) dedi ki: O, beyaz bir katırın üzerindeydi. İndi ve: 'Ben Allah'ın kulu ve Resûlüyüm' dedi. Bunun üzerine müşrikler bozguna uğradı ve Resûlullah (s.a.v.) pek çok ganimet elde etti; (bunları) Muhâcirler ve tulekâ arasında taksim etti, Ensar'a hiçbir şey vermedi. Ensar: 'Zorluk (şiddet) olduğunda biz çağrılıyoruz da ganimetler bizden başkasına veriliyor' dediler. Bu (söz) ona ulaştı; onları bir çadırda (kubbede) topladı ve: 'Ey Ensar topluluğu! Sizden bana ulaşan bu söz nedir?' buyurdu. Sustular. Sonra: 'Ey Ensar topluluğu! İnsanların dünya ile gitmesine, sizin ise Muhammed'i alıp evlerinize götürmenize razı olmaz mısınız?' buyurdu. 'Evet ey Allah'ın Resûlü, razı olduk' dediler. (Enes) dedi ki: Bunun üzerine (Resûlullah): 'İnsanlar bir vadiye, Ensar da bir dağ yoluna girse, ben mutlaka Ensar'ın dağ yolunu tutardım' buyurdu. Hişâm dedi ki: 'Ey Ebû Hamza! Sen buna şahit oldun mu?' dedim. 'Ben ondan nereye kaybolayım (nasıl ondan ayrı kalayım)?' dedi.