Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bana Ebü't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Serh de tahdis etti, (dedi ki) bize Abdullah b. Vehb haber verdi, (dedi ki) bana Muâviye b. Sâlih, Abdurrahmân b. Cübeyr'den, o babasından, o Avf b. Mâlik'ten haber verdi; (Avf) dedi ki: Himyer'den bir adam düşmandan bir adamı öldürdü ve onun selebini (almak) istedi. Onların vâlisi (kumandanı) olan Hâlid b. el-Velîd ise buna engel oldu (vermedi). Bunun üzerine Avf b. Mâlik Rasûlullah'a (sav) gelip durumu ona haber verdi. (Peygamber) Hâlid'e 'Onun selebini ona vermene ne engel oldu?' buyurdu. (Hâlid) 'Onu çok buldum ey Allah'ın Rasûlü' dedi. (Peygamber) 'Onu ona ver' buyurdu. Derken Hâlid, Avf'ın yanından geçti; (Avf) onun ridâsından çekti, sonra 'Rasûlullah'tan (sav) sana naklettiğim şeyi senin için gerçekleştirdim (dediğim çıktı) mi?' dedi. Rasûlullah (sav) bunu işitti de öfkelendi ve şöyle buyurdu: 'Ona verme ey Hâlid, ona verme ey Hâlid! Kumandanlarımı bana bırakmayacak mısınız (rahat bırakın)? Sizin ile onların misali, kendisine deve ya da koyun güttürülen, onları güden, sonra sulama vaktini kollayıp onları bir havuza getiren, hayvanların da (havuza) girip onun berrağını içerek bulanığını bıraktığı bir adamın misali gibidir. İşte berrak (temiz su) sizin, bulanığı ise onlarındır (onların üzerinedir).'