Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bana Abdullah b. Muhammed b. Esmâ ed-Dubaî de tahdis etti, (dedi ki) bize Cüveyriye, Mâlik'ten, o Zührî'den (rivayet etti) ki Mâlik b. Evs kendisine tahdis edip şöyle demiş: Ömer b. el-Hattâb bana (haber) gönderdi (çağırttı); gün yükseldiği sırada ona geldim. (Mâlik) dedi ki: Onu evinde, örgüsüne (hasır dokumasına) değecek şekilde (döşeksiz) bir sedir üzerinde oturmuş, deriden bir yastığa yaslanmış halde buldum. Bana 'Ey Mâl (Mâlik)! Kavminden birtakım ev halkı (aileler) (Medine'ye) hızla geldi (sığındı); ben de onlar için bir miktar bağış (radh) buyurdum. Onu al da aralarında paylaştır' dedi. (Mâlik) dedi ki: 'Keşke bunu benden başkasına emretseydin' dedim. (Ömer) 'Al onu ey Mâl!' dedi. (Mâlik) dedi ki: Derken Yerfâ geldi ve 'Ey mü'minlerin emîri, Osmân, Abdurrahmân b. Avf, Zübeyr ve Sa'd('ı kabul etmek) hususunda (arzun var mı)?' dedi. Ömer 'Evet' dedi ve onlara izin verdi; onlar da girdiler. Sonra (Yerfâ) yine geldi ve 'Abbâs ile Ali (için ne dersin)?' dedi. (Ömer) 'Evet' dedi ve o ikisine izin verdi. Abbâs 'Ey mü'minlerin emîri, benimle şu yalancı, günahkâr, gaddar, hain (adam) arasında hükmet' dedi. Topluluk (oradakiler) de 'Evet, ey mü'minlerin emîri, aralarında hükmet de onları rahatlat' dediler. Mâlik b. Evs dedi ki: Bana öyle geliyor ki onlar (Abbâs ile Ali), bunun için onları (bu heyeti) önden göndermişlerdi. Ömer 'Ağır olun (acele etmeyin). İzniyle göğün ve yerin ayakta durduğu Allah adına size soruyorum: Rasûlullah'ın (sav) 'Bize (peygamberlere) mirasçı olunmaz; bıraktığımız sadakadır' dediğini biliyor musunuz?' dedi. Onlar 'Evet' dediler. Sonra Abbâs ile Ali'ye dönüp 'İzniyle göğün ve yerin ayakta durduğu Allah adına size (ikinize) soruyorum: Rasûlullah'ın (sav) 'Bize mirasçı olunmaz; bıraktığımız sadakadır' dediğini biliyor musunuz?' dedi. O ikisi de 'Evet' dediler. Bunun üzerine Ömer dedi ki: Şüphesiz Allah -celle ve azze- Rasûlü'ne (sav), ondan başka hiç kimseye vermediği bir hususiyet (ayrıcalık) tahsis etmişti. (Allah) 'Allah'ın, (o) memleket halkından Rasûlü'ne fey' olarak verdiği (mallar) Allah'a ve Rasûl'e aittir' buyurdu. (Râvî der ki:) Ondan önceki âyeti de okudu mu, bilmiyorum. (Ömer) dedi ki: Rasûlullah (sav) Benî Nadîr'in mallarını aranızda paylaştırdı. Vallahi (o), sizin aleyhinize (kendini) tercih etmedi ve onları sizden ayrı (kendine) almadı; nihayet şu mal (geriye) kaldı. Rasûlullah (sav) ondan bir yıllık nafaka(sını) alır, sonra geri kalanını (genel) malın (kamu servetinin) hükmüne koyardı (öyle sarf ederdi). Sonra dedi ki: İzniyle göğün ve yerin ayakta durduğu Allah adına size soruyorum: Bunu biliyor musunuz? Onlar 'Evet' dediler. Sonra Abbâs ile Ali'ye de, topluluğa yemin verdirdiği gibi yemin verdirip 'Bunu biliyor musunuz (ikiniz)?' dedi. İkisi 'Evet' dediler. (Ömer) dedi ki: Rasûlullah (sav) vefat edince Ebû Bekir 'Ben Rasûlullah'ın (sav) velîsiyim (halefiyim)' dedi. (Ey Abbâs,) sen kardeşinin oğlundan mirasını istemeye, şu da (Ali) hanımının babasından mirasını istemeye geldiniz. Ebû Bekir 'Rasûlullah (sav) 'Bize mirasçı olunmaz; bıraktığımız sadakadır' buyurdu' dedi. Siz de onu (Ebû Bekir'i) yalancı, günahkâr, gaddar, hain gördünüz; oysa Allah biliyor ki o, doğru sözlü, iyilik sahibi, doğru yolda ve hakka tâbi biri idi. Sonra Ebû Bekir vefat etti; ben (de) Rasûlullah'ın (sav) ve Ebû Bekir'in velîsi (halefi) oldum. Beni de yalancı, günahkâr, gaddar, hain gördünüz; oysa Allah biliyor ki ben doğru sözlü, iyilik sahibi, doğru yolda ve hakka tâbi biriyim. Ben onun (bu malın) idaresini üstlendim. Sonra sen ve şu (Ali) bana geldiniz; ikiniz birlik (aynı görüşte) ve talebiniz bir idi. 'Onu bize teslim et' dediniz. Ben de 'Dilerseniz onu, Rasûlullah'ın (sav) yaptığı şekilde onda amel etmeniz üzere Allah'a verilmiş bir söz (ahd) ile size teslim ederim' dedim. Siz de onu bu (şart) ile aldınız. (Ömer) 'Böyle değil mi?' dedi. İkisi 'Evet' dediler. (Ömer) dedi ki: Sonra (şimdi) aranızda hükmedeyim diye bana geldiniz. Hayır, vallahi, kıyamet kopuncaya kadar aranızda bundan başka bir hükümle hükmetmem. Eğer onu (bu şartla idareden) âciz kalırsanız, onu bana geri verin.