Bu Türkçe çeviri yapay zekâ destekli olarak hazırlanmıştır.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti (dedi ki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti; (ح) bir de bize İbn Numeyr rivayet etti -lafızda birbirlerine yakındırlar- (dedi ki): Bize babam rivayet etti (dedi ki): Bize Abdülazîz b. Siyâh rivayet etti (dedi ki): Bize Habîb b. Ebî Sâbit, Ebû Vâil'den rivayet etti (dedi ki): Sehl b. Huneyf Sıffîn günü kalkıp dedi ki: 'Ey insanlar! Kendi görüşlerinizi itham edin (kusurlu bilin). Vallahi, Hudeybiye günü Rasûlullah (s.a.v.) ile beraberdik; eğer bir savaş(ın gereğini) görseydik elbette savaşırdık. Bu, Rasûlullah (s.a.v.) ile müşrikler arasındaki sulh esnasında idi. Ömer b. el-Hattâb gelip Rasûlullah'a (s.a.v.) vardı ve dedi ki: «Ey Allah'ın Resûlü, biz hak üzere, onlar da bâtıl üzere değil miyiz?» (Peygamber): «Evet» dedi. (Ömer): «Bizim ölülerimiz cennette, onların ölüleri cehennemde değil mi?» dedi. (Peygamber): «Evet» dedi. (Ömer): «Öyleyse ne diye dinimizde bu zilleti kabul edip, Allah bizimle onların arasında hüküm vermemişken geri dönüyoruz?» dedi. (Peygamber): «Ey Hattâb'ın oğlu, ben Allah'ın Resûlüyüm; Allah beni asla zâyi etmeyecektir» dedi.' (Sehl) dedi ki: Bunun üzerine Ömer öfkeli bir hâlde sabredemeyip gitti; Ebû Bekr'e geldi ve dedi ki: 'Ey Ebû Bekr, biz hak üzere, onlar da bâtıl üzere değil miyiz?' (Ebû Bekr): 'Evet' dedi. (Ömer): 'Bizim ölülerimiz cennette, onların ölüleri cehennemde değil mi?' dedi. (Ebû Bekr): 'Evet' dedi. (Ömer): 'Öyleyse ne diye dinimizde bu zilleti kabul edip, Allah bizimle onların arasında hüküm vermemişken geri dönüyoruz?' dedi. (Ebû Bekr): 'Ey Hattâb'ın oğlu, şüphesiz o Allah'ın Resûlüdür; Allah onu asla zâyi etmeyecektir' dedi. (Sehl) dedi ki: Sonra Rasûlullah'a (s.a.v.) fetih (müjdesi) ile Kur'ân indi. (Peygamber) Ömer'e (haber) gönderip onu ona okuttu. (Ömer): 'Ey Allah'ın Resûlü, bu bir fetih mi(dir)?' dedi. (Peygamber): 'Evet' dedi. Bunun üzerine (Ömer'in) gönlü hoş oldu ve döndü.