İçeriğe atla
Untold Serenity

10. Yunus

Jonah · Mekkî · 109 âyet · Nüzul sırası 51

يونس

The Surah takes its name from V. 98, in which there is a reference to Prophet Yunus (Jonah). The name, as usual, is symbolical and does not indicate that the Surah deals with the story of Prophet Jonah.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

10:1

الٓرۚ تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡحَكِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Elif, lâm, râ. İşte şunlar, hikmet dolu kitabın âyetleridir.

Cemal Külünkoğlu

Elif-Lam-Ra. İşte bu (okuna)nlar, hüküm ve hikmet dolu olan Kitab’ın ayetleridir.

Mehmet Türk

Elif, Lâm, Ra. İşte bu (âyetler) tartışmasız tek doğru (hikmetli) olan kitabın, âyetleridir.

10:2

أَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا أَنۡ أَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ رَجُلࣲ مِّنۡهُمۡ أَنۡ أَنذِرِ ٱلنَّاسَ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنَّ لَهُمۡ قَدَمَ صِدۡقٍ عِندَ رَبِّهِمۡۗ قَالَ ٱلۡكَٰفِرُونَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرࣱ مُّبِينٌ

Bayraktar Bayraklı

İçlerinden birine, “İnsanları uyar, iman edenlere de kendileri için Allah katında yüksek bir doğruluk derecesi bulunduğunu müjdele!” diye vahiy göndermemiz insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkâr edenler, “Bu adam açık bir büyücüdür” dediler.

Cemal Külünkoğlu

Kendi içlerinden birine (resule): “(Bütün) insanları (kötülüklere karşı) uyar ve inananlara Rablerinin üstün sadakat makamı vereceğini müjdele!” diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, (resul onlara ayetleri okuyunca) inkârcılar: “Bu (adam), muhakkak apaçık bir sihirbazdır” dediler.

Mehmet Türk

Bizim insanlara, insanları uyarması ve îman edenlere de Rab’leri katında özel itibarları olduğunu müjdelemesi için kendilerinden bir erkeğe vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi de kâfirler “şüphesiz (bu adam) apaçık bir büyücüdür”, dediler.

10:3

إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامࣲ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ يُدَبِّرُ ٱلۡأَمۡرَۖ مَا مِن شَفِيعٍ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ إِذۡنِهِۦۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُوهُۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı devirde/evrede yaratan, sonra da arşın üzerinde hükmedip işleri yöneten Allah'tır. O'nun izni olmadan kimse kendiliğinden şefaat edemez. Rabbiniz Allah işte budur. O'na kulluk ediniz. Hâlâ düşünmüyor musunuz?

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı evrede yaratan, sonra da yarattığı her şeyin kanununu koyan, onlar üzerinde egemenlik kuran ve yarattıklarını başıboş bırakmayıp yöneten Allah’tır. O’nun izni olmadan hiçbir şefaatçi devreye giremez. İşte sizin Rabbiniz olan Allah budur. Öyleyse yalnızca O’na kulluk edin. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?

Mehmet Türk

Muhakkak ki; sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı zaman diliminde yaratan, sonra kâinatın (arşın) yönetimini hâkimiyeti altına alarak, her işi idare edip duran, izni olmaksızın (kendisinden başka) hiçbir şefâatçi olmayan, Allah’tır. İşte sizin Rabbiniz bu Allah’tır. O halde Ona hemen kulluk edin. Siz hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?

10:4

إِلَيۡهِ مَرۡجِعُكُمۡ جَمِيعࣰ اۖ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقًّاۚ إِنَّهُۥ يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ بِٱلۡقِسۡطِۚ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَهُمۡ شَرَابࣱ مِّنۡ حَمِيمࣲ وَعَذَابٌ أَلِيمُۢ بِمَا كَانُواْ يَكۡفُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hepinizin dönüşü O'nadır. Allah'ın verdiği söz gerçektir. Doğrusu O, önce yaratmaya başlar, sonra inanıp yararlı iş yapanları adaletle ödüllendirmek için yaratmayı tekrarlar. İnkârcılara, inkâr etmelerinden dolayı kızgın bir içecek ve acıklı bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

Sonunda hepiniz O’na döneceksiniz. Bu Allah’ın kesinlikle gerçekleşecek bir vaadidir. O, insanları önce yaratır, sonra iman edip faydalı eylemlerde bulunanlara adaletle karşılığını vermek için onları (mahşerde) yeniden diriltir. İnkârcılara gelince; onlara da gerçekleri inkâr ettiklerinden dolayı kaynar sıvıdan oluşmuş bir içecek ve acıklı bir azap vardır.

Mehmet Türk

Allah’ın kesin bir vaadi olarak hepinizin dönüşü Onadır. Şüphesiz, O mahlûkatı önce yaratır, sonra (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanları adaletle ödüllendirmek ve kâfirleri de inkârları sebebiyle kaynar sudan bir içecek ve pek acıklı bir azapla cezâlandırmak için (âhirette) tekrar yaratır.

10:5

هُوَ ٱلَّذِي جَعَلَ ٱلشَّمۡسَ ضِيَآءࣰ وَٱلۡقَمَرَ نُورࣰ ا وَقَدَّرَهُۥ مَنَازِلَ لِتَعۡلَمُواْ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلۡحِسَابَۚ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۚ يُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Güneşi ışık kaynağı, ayı aydınlık yapan, yılların sayısını ve hesaplamayı bilmeniz için aya konak yerleri düzenleyendir. Allah bunları bir amaç uğruna yaratmıştır. O, bilen bir topluma âyetlerini açıklamaktadır.

Cemal Külünkoğlu

Güneşi parlak bir ışık/enerji, ayı da aydınlık yapan, (takvim ölçümlerini) yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabı(nı) bilmeniz için aya menziller takdir eden O’dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. O, âyetlerini bilip anlayacak bir topluma böylece bir bir açıklamaktadır.

Mehmet Türk

Güneşi bir ışık kaynağı, ayı da bir nur kılan ve (aya) senelerin sayısını ve hesabı bilmeniz için safhalar veren, O (Allah)’tır. Allah bunları ancak hak (değişmeyen ölçü) ile yarattı. (İşte Allah) bilip anlamak isteyen bir topluluk için âyetlerini böyle ayrıntılı olarak açıklar.

10:6

إِنَّ فِي ٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gece ile gündüzün değişmesinde, Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde, sakınan bir toplum için nice deliller vardır.

Cemal Külünkoğlu

Gerçekten, gece ile gündüzün değişmesinde (uzayıp kısalmasında) ve Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan bir topluluk için nice deliller vardır.

Mehmet Türk

Şüphesiz gece ile gündüzün birbirini takip etmesinde ve Allah’ın göklerde ve yerde yaratmış olduğu şeylerde, (günâha girmekten) sakınan bir toplum için elbette alınacak ibretler vardır.

10:7

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ لِقَآءَنَا وَرَضُواْ بِٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَٱطۡمَأَنُّواْ بِهَا وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنۡ ءَايَٰتِنَا غَٰفِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Huzurumuza çıkacaklarını beklemeyenler, dünya hayatına razı olup onunla doyuma ulaşanlar ve âyetlerimizden habersiz olanlar vardır.

Cemal Külünkoğlu

7-8. (Öldükten sonra) huzurumuza çıkacaklarını hiç hesaba katmayanlar, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve ayetlerimizden habersiz olanlar var ya; işte bunların kendi yaptıkları yüzünden varacakları yer cehennemdir.

Mehmet Türk

Bize kavuşacaklarını ummayan, dünya hayatından memnun olan ve onunla yetinenler var ya; işte onlar kesinlikle Bizim âyetlerimizden gafildirler.

10:8

أُوْلَٰٓئِكَ مَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte onların, kazanmış oldukları günahlar yüzünden varacakları yer ateştir.

Cemal Külünkoğlu

7-8. (Öldükten sonra) huzurumuza çıkacaklarını hiç hesaba katmayanlar, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve ayetlerimizden habersiz olanlar var ya; işte bunların kendi yaptıkları yüzünden varacakları yer cehennemdir.

Mehmet Türk

İşte onların varacakları yer, kendi (elleriyle) kazandıkları (günâhlar) sebebiyle cehennemdir.

10:9

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ يَهۡدِيهِمۡ رَبُّهُم بِإِيمَٰنِهِمۡۖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمُ ٱلۡأَنۡهَٰرُ فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Bayraktar Bayraklı

İnanıp yararlı işler yapanlara gelince, imanları sebebiyle Rableri, onları içinden ırmaklar akan nimet dolu cennetlerine iletir.

Cemal Külünkoğlu

İman edip iyi ve faydalı işler yapanlara gelince; Rableri onları imanları sayesinde doğru yola iletir, altlarından nehirler akan nimetlerle dolu cennetlere eriştirir.

Mehmet Türk

(Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlara gelince; Rab’leri onlara, îmanları sebebiyle nîmetlerle dolu cennetlerde altlarından (zemininden) ırmaklar akan (yerlere ulaşmanın) yollarını gösterir.

10:10

دَعۡوَىٰهُمۡ فِيهَا سُبۡحَٰنَكَ ٱللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمۡ فِيهَا سَلَٰمࣱۚ وَءَاخِرُ دَعۡوَىٰهُمۡ أَنِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onların orada duası, “Allahım! Sen, her türlü eksikliklerden uzaksın!” Birbirlerine esenlik dilemeleri de “Selâm” şeklindedir. Onların son duaları şudur: “Bütün övgüler âlemlerin rabbi Allah'adır.”

Cemal Külünkoğlu

Onların oradaki duaları: “Allah’ım, seni anar ve seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz”, birbirlerine yönelik iyilik dilekleri ise, “Selâm” ve dualarının sonu da: “Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun” olacaktır.

Mehmet Türk

Onların da oradaki bütün duâları: “Ey Allah’ım! Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız”, birbirlerine iltifatları: “selâm”, duâ-larının sonu da: “hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” demeleridir.

10:11

۞وَلَوۡ يُعَجِّلُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ ٱلشَّرَّ ٱسۡتِعۡجَالَهُم بِٱلۡخَيۡرِ لَقُضِيَ إِلَيۡهِمۡ أَجَلُهُمۡۖ فَنَذَرُ ٱلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ لِقَآءَنَا فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.

Cemal Külünkoğlu

Allah, insanlara şerri, onların hayrı acele istedikleri gibi çabucak verseydi, ecellerinin onlara ulaşmasına çoktan hükmedilmiş olurdu. Fakat Bize kavuşacaklarını ummayanları, Biz kendi azgınlıkları içerisinde şaşkın bir halde bırakırız.

Mehmet Türk

Eğer, insanların hayra ulaşmakta acele ettikleri gibi, Allah da onlara şerri vermekte acele etseydi elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Bu yüzden Bize kavuşacaklarını ummayanları, kendi azgınlıkları içerisinde şaşkın bir halde bırakırız.

10:12

وَإِذَا مَسَّ ٱلۡإِنسَٰنَ ٱلضُّرُّ دَعَانَا لِجَنۢبِهِۦٓ أَوۡ قَاعِدًا أَوۡ قَآئِمࣰ ا فَلَمَّا كَشَفۡنَا عَنۡهُ ضُرَّهُۥ مَرَّ كَأَن لَّمۡ يَدۡعُنَآ إِلَىٰ ضُرࣲّ مَّسَّهُۥۚ كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلۡمُسۡرِفِينَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

İnsana bir zarar dokunduğunda yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak bize dua eder; fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir zarardan ötürü bize dua etmemiş gibi geçip gider. İşte, böylece haddi aşanlara yapmakta oldukları şeyler süslü gösterildi.

Cemal Külünkoğlu

İnsana bir sıkıntı dokunduğunda gerek yan yatarken gerek otururken ve gerekse ayaktayken (sıkıntıdan kurtulmak için her halinde) bize dua eder. Ama sıkıntıyı üstünden kaldırdığımız zaman, sanki kendisine dokunan sıkıntının kaldırılması için bize hiç yalvarmamış gibi (nankörce davranmaya) devam eder (ve Bizi unutur). İşte tutarsız ve istikrarsız yaşayanlara yapmakta oldukları şey böylesine alımlı görünür.

Mehmet Türk

İnsana bir sıkıntı dokununca yatarken veya otururken yahut da ayakta iken Bize yalvarır durur. Fakat Biz ondan o sıkıntıyı kaldırınca, sanki başına gelen bir sıkıntıdan dolayı Bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte haddi aşanlara yaptıkları şeyler (kendi nefisleri tarafından) böyle süslü gösterilir.

10:13

وَلَقَدۡ أَهۡلَكۡنَا ٱلۡقُرُونَ مِن قَبۡلِكُمۡ لَمَّا ظَلَمُواْ وَجَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَمَا كَانُواْ لِيُؤۡمِنُواْۚ كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, sizden önce, peygamberleri kendilerine açık belgeler getirmişken inanmayarak haksızlık ettikleri zaman, nice nesilleri yok ettik. İşte, suçlu topluluğu böyle cezalandırırız.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, sizden önce (gelip geçen) nice nesilleri, resulleri onlara apaçık deliller getirdiği hâlde zulmettiklerinden dolayı helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

Mehmet Türk

Biz, Peygamberleri açık delillerle geldiği halde îman etmeyip zulümlerine devam eden, sizden önceki nice nesilleri, helâk ettik. İşte Biz, günâhkâr toplumları böyle cezâlandırırız.

10:14

ثُمَّ جَعَلۡنَٰكُمۡ خَلَٰٓئِفَ فِي ٱلۡأَرۡضِ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ لِنَنظُرَ كَيۡفَ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra da, sizin nasıl davranacağınızı görmek için onların ardından sizi yeryüzünde iktidara getirdik.

Cemal Külünkoğlu

Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların arkasından sizi yeryüzünde halife (mirasçı) yaptık (hâkim kıldık).

Mehmet Türk

Sonra da nasıl kullukta bulunacağınızı görmek için sizi yeryüzünde onların yerine getirdik.

10:15

وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَاتُنَا بَيِّنَٰتࣲ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ لِقَآءَنَا ٱئۡتِ بِقُرۡءَانٍ غَيۡرِ هَٰذَآ أَوۡ بَدِّلۡهُۚ قُلۡ مَا يَكُونُ لِيٓ أَنۡ أُبَدِّلَهُۥ مِن تِلۡقَآيِٕ نَفۡسِيٓۖ إِنۡ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَيَّۖ إِنِّيٓ أَخَافُ إِنۡ عَصَيۡتُ رَبِّي عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Âyetlerimiz onlara açık açık okunduğu zaman bize kavuşmayı ummayanlar, “Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştiremem. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Doğrusu, Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım.”

Cemal Külünkoğlu

Ayetlerimiz onlara açık-seçik parçalar halinde okunduğu zaman, bizimle karşılaşmayı beklemeyenler derler ki, “bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir.” (Onlara) de ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem olmaz. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Ben, Rabbime karşı gelirsem; büyük bir günün azabından korkarım.”

Mehmet Türk

Bizim açık âyetlerimiz, Bize kavuşacaklarını ummayanlara okunduğu zaman, (sana): “Ya bundan başka bir Kur’an getir ya da bu (Kur’an’ı) değiştir.” dediler. Sen de onlara: “Onu kendi keyfime göre değiştirmem mümkün değil. Ben ancak bana vahyolunana tâbi olurum ve ben Rabbime isyan edersem büyük günün (âhiretin) azabından korkarım.” de.

10:16

قُل لَّوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا تَلَوۡتُهُۥ عَلَيۡكُمۡ وَلَآ أَدۡرَىٰكُم بِهِۦۖ فَقَدۡ لَبِثۡتُ فِيكُمۡ عُمُرࣰ ا مِّن قَبۡلِهِۦٓۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Eğer Allah dileseydi, onu size okuyamazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben (peygamber olmadan ve Kur’an inmeden) uzun yıllar aranızda yaşadım. Siz yine de aklınızı kullanarak gerçeği görmeyecek misiniz?”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed bir de onlara:) “Eğer Allah dileseydi ben onu size okuyamazdım ve (Allah da) onu size bildirmezdi. Sonra ben, O (Kur’an) gelmeden önce yıllardır sizin aranızda yaşadım. Siz hiç (gerçekleri) idrak etmeye çalışmaz mısınız?” de.

10:17

فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kim olabilir? Bilesiniz ki suçlular asla iflah olmazlar.

Cemal Külünkoğlu

Allah adına yalan uydurandan ya da O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Gerçek şu ki; günahta ısrar edenler asla iflah olmazlar!

Mehmet Türk

Yalanlarını Allah’a yakıştırandan veya Onun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kim olabilir? İşte böyle günâhkârlar asla kurtuluşa eremezler.

10:18

وَيَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُمۡ وَلَا يَنفَعُهُمۡ وَيَقُولُونَ هَٰٓؤُلَآءِ شُفَعَٰٓؤُنَا عِندَ ٱللَّهِۚ قُلۡ أَتُنَبِّـُٔونَ ٱللَّهَ بِمَا لَا يَعۡلَمُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِي ٱلۡأَرۡضِۚ سُبۡحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar, Allah’tan başka kendilerine zararı ve faydası olmayan varlıklara kulluk ediyorlar/tapıyorlar (onlardan yardım diliyorlar) ve: “Bunlar Allah yanında şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Siz Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, onların ortak koştuklarından uzaktır ve çok yücedir.

Mehmet Türk

Ve o (zâlimler,) Allah’ı bırakıp da kendilerine zarar da, fayda da veremeyecek olan (şey)lere kulluk eder ve: “bunlar Allah’ın katında bizim şefâatçilerimizdir” derler. (Sen de onlara:) “göklerde ve yerde olup da Allah’ın bilmediği bir şeyi mi Ona haber veriyorsunuz?” de. Hâlbuki Allah onların (Kendisine) ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.

10:19

وَمَا كَانَ ٱلنَّاسُ إِلَّآ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ فَٱخۡتَلَفُواْۚ وَلَوۡلَا كَلِمَةࣱ سَبَقَتۡ مِن رَّبِّكَ لَقُضِيَ بَيۡنَهُمۡ فِيمَا فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

İnsanlar bir topluluk halindeydi, sonradan ayrılığa düştüler. Eğer daha önce Rabbinden verilmiş bir söz olmasaydı, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında hüküm hemen verilirdi.

Cemal Külünkoğlu

İnsanlar (tevhid inancına bağlı) bir tek ümmetti; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (hesabın ahirette görüleceğine dair) Rabbinden bir söz (hükme bağlanıp) geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri şey hakkında aralarında elbette hüküm verilir (ve azaba uğratılırlar)dı.

Mehmet Türk

(Vaktiyle) insanlar sadece tek bir ümmetti, fakat (sonraları) anlaşmazlığa düştüler. Eğer Rabbinden önceden verilen bir söz bulunmasaydı aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda onların işleri derhal bitirilirdi.

10:20

وَيَقُولُونَ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ ءَايَةࣱ مِّن رَّبِّهِۦۖ فَقُلۡ إِنَّمَا ٱلۡغَيۡبُ لِلَّهِ فَٱنتَظِرُوٓاْ إِنِّي مَعَكُم مِّنَ ٱلۡمُنتَظِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Peygambere Rabbinden bir mûcize indirilmeli değil mi?” diyorlar. De ki: “Gayb ancak Allah'a aittir. Bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”

Cemal Külünkoğlu

Bir de: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar. De ki: “İnsan idrakini aşan şeylerin bilgisi ancak Allah’a mahsustur. (Öyleyse Allah’ın iradesi tecelli edinceye kadar) bekleyin, ben de sizinle beraber (başınıza gelecekleri merakla) bekleyeceğim.”

Mehmet Türk

Ve o (zâlimler): “O (Muhammed)’e Rabbinden açık bir mûcize indirilse olmaz mı?” diyorlar. Sen de (onlara): “ğaybı bilmek ancak Allah’a aittir. Artık siz(e Allah ne yapacak) bekleyin bakalım, ben de sizinle beraber (başınıza gelecekleri) bekleyenlerdenim.” de.

10:21

وَإِذَآ أَذَقۡنَا ٱلنَّاسَ رَحۡمَةࣰ مِّنۢ بَعۡدِ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُمۡ إِذَا لَهُم مَّكۡرࣱ فِيٓ ءَايَاتِنَاۚ قُلِ ٱللَّهُ أَسۡرَعُ مَكۡرًاۚ إِنَّ رُسُلَنَا يَكۡتُبُونَ مَا تَمۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzağı vardır. De ki: “Allah'ın tuzağı daha süratlidir. Şüphesiz, elçilerimiz/yazıcı melekler kurduğunuz tuzakları yazıyorlar.”

Cemal Külünkoğlu

İnsanların başlarına gelen sıkıntılardan sonra kendilerine bir rahmet, bir rahatlık tattırdığımızda bakarsın ki, ayetlerimize karşı hemen gizli bir plan kurarlar. Onlara de ki: “Allah’ın planlarınıza karşılık vermesi daha çabuktur. Şüphe yok ki, elçilerimiz (olan melekler) kurduğunuz planları kaydetmektedir.”

Mehmet Türk

İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra, bir rahmet (bolluk ve bereket) tattırdığımız zaman, bir de bakarsın ki hemen Bizim âyetlerimiz hakkında (mazeret ve yorumlar icat ederek) hile yapmaya kalkarlar. (Sen onlara): “Allah (sizin gibilere karşı, sizden) daha çabuk tuzak kurar” de. Şüphesiz Bizim elçilerimiz (olan melekler) sizin yaptığınız hilelerin hepsini tek tek yazarlar.

10:22

هُوَ ٱلَّذِي يُسَيِّرُكُمۡ فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِۖ حَتَّىٰٓ إِذَا كُنتُمۡ فِي ٱلۡفُلۡكِ وَجَرَيۡنَ بِهِم بِرِيحࣲ طَيِّبَةࣲ وَفَرِحُواْ بِهَا جَآءَتۡهَا رِيحٌ عَاصِفࣱ وَجَآءَهُمُ ٱلۡمَوۡجُ مِن كُلِّ مَكَانࣲ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُمۡ أُحِيطَ بِهِمۡ دَعَوُاْ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ لَئِنۡ أَنجَيۡتَنَا مِنۡ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sizi karada ve denizde yürüten Allah'tır. Bulunduğunuz gemi, içindekileri hoş bir rüzgârla götürürken yolcular neşelenirler. Bir kasırga çıkıp, onları her yönden dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını anladıkları anda ise dini sırf Allah'a has kılarak, “Bizi bu tehlikeden kurtarırsan andolsun şükredenlerden olacağız” diye Allah'a yalvarırlar.

Cemal Külünkoğlu

Sizi karada ve denizde yürüten O’dur. Gemide bulunduğunuzda geminin onları hoş bir rüzgârla götürdüğünde ve onunla sevindiklerinde; birden şiddetli bir kasırga gelip onları her taraftan dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını sandıkları anda, Allah’ın dinine sarılarak: “Andolsun ki, bizi bu tehlikeden kurtarırsan, şükredenlerden olacağız” diye O’na yalvarırlar.

Mehmet Türk

Sizi karada da denizde de yürüten O (Allah)’tır. Yolcularıyla beraber tatlı bir rüzgâr ile akıp gitmekte olan bir gemide bulunduğunuzu düşünün. Onlar tam bununla ferahlanırlarken, şiddetli bir kasırga çıksa, her taraftan dalgalar hücuma başlasa ve kendilerinin bununla tamamen kuşatılmış olduklarını anlasalar; (işte o zaman) dini sadece Allah’a has kılarak duâ etmeye başlarlar. Ve (Allah’a): “Eğer Sen bizi bundan kurtarırsan biz kesinlikle Sana şükredenlerden olacağız.” derler.

10:23

فَلَمَّآ أَنجَىٰهُمۡ إِذَا هُمۡ يَبۡغُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّۗ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّمَا بَغۡيُكُمۡ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمۖ مَّتَٰعَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ ثُمَّ إِلَيۡنَا مَرۡجِعُكُمۡ فَنُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. “Ey insanlar! Dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Bununla sadece dünya menfaatini elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir, o zaman yapmış olduklarınızı size bildiririz.”

Cemal Külünkoğlu

Fakat Allah onları bu (felaketten) kurtarınca, hemen yeryüzünde haksızca taşkınlık yapmaya koyulurlar. Ey insanlar! Dünya hayatının geçici menfaati için yaptığınız bütün taşkınlıklar ancak kendi aleyhinizedir! Sonra dönüşünüz ancak bize olacaktır. Biz de yaptığınız her şeyi size (eksiksiz olarak) haber vereceğiz.

Mehmet Türk

Fakat Allah onları kurtarınca bir de bakarsınız ki; onlar hemen yeryüzünde hiç hakları olmadığı halde azgınlıkta bulunmaya başlarlar. Ey insanlar! Şüphesiz; sizin (yaptığınız) taşkınlıklar, sizin aleyhinizedir -ve o taşkınlıklar dünya hayatının ge-lip geçici bir kazancıdır.- Sonra dönüşünüz Bize olacaktır. Biz de yaptıklarınızı size (âhirette) elbette tek tek haber vereceğiz.

10:24

إِنَّمَا مَثَلُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا كَمَآءٍ أَنزَلۡنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخۡتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلۡأَرۡضِ مِمَّا يَأۡكُلُ ٱلنَّاسُ وَٱلۡأَنۡعَٰمُ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذَتِ ٱلۡأَرۡضُ زُخۡرُفَهَا وَٱزَّيَّنَتۡ وَظَنَّ أَهۡلُهَآ أَنَّهُمۡ قَٰدِرُونَ عَلَيۡهَآ أَتَىٰهَآ أَمۡرُنَا لَيۡلًا أَوۡ نَهَارࣰ ا فَجَعَلۡنَٰهَا حَصِيدࣰ ا كَأَن لَّمۡ تَغۡنَ بِٱلۡأَمۡسِۚ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمࣲ يَتَفَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Dünya hayatının durumu, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, insanların ve hayvanların yiyecekleri olan yeryüzü bitkileri, o su sayesinde gürleşip birbirine girer. Nihayet yeryüzü ziynetini takınıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları bir sırada, bir gece veya gündüz, ona emrimiz gelir de, yeryüzünü sanki dün yerinde yokmuş gibi kökünden koparılarak biçilmiş bir hale getiririz. İşte, iyi düşünecek kavimler için âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.

Cemal Külünkoğlu

Dünya hayatının misali gökten indirdiğimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyerek beslendikleri nebatlar bolca yetişir; yeryüzü rengârenk, çeşitli mahsullerle süslenir ve yerin sahipleri bütün bunlara egemen olduklarını sandıkları sırada, geceleyin veya gündüzün emrimiz geliverir de orayı bir gün önce hiçbir şey yokmuş gibi biçilmiş hale çeviririz. Düşünen bir toplum için biz ayetleri böyle birer birer açıklıyoruz.

Mehmet Türk

Şüphesiz dünya hayatının durumu; Bizim gökten indirdiğimiz ve kendisiyle; insanların ve hayvanların yiyeceği olan yeryüzünün bitkilerinin (serpilerek) birbirine karıştığı bir su, gibidir. Yeryüzü, bu su ile ziynetini takınıp süslendiği ve bahçe sahiplerinin onları tam devşireceklerini zannettikleri sırada (Bizim helâk) emrimiz ona geceleyin veya güpegündüz geliverir de onu sanki bir gün evvel hiç yokmuş gibi kökünden biçilmiş bir hale çeviriveririz. İşte Biz, âyetleri düşünen bir topluma böyle açık açık anlatırız.

10:25

وَٱللَّهُ يَدۡعُوٓاْ إِلَىٰ دَارِ ٱلسَّلَٰمِ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah esenlik yurduna çağırıyor ve O, dileyeni doğru yola iletiyor.

Cemal Külünkoğlu

(Böylece) Allah, (insanı) huzur ve güvenlik ortamına (İslam’a) çağırır ve dileyeni (samimi gayretinden dolayı) dosdoğru bir yola iletir.

Mehmet Türk

Allah selâmet yurduna davet eder ve dilediğini hak yola ulaştırır.

10:26

۞لِّلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ ٱلۡحُسۡنَىٰ وَزِيَادَةࣱۖ وَلَا يَرۡهَقُ وُجُوهَهُمۡ قَتَرࣱ وَلَا ذِلَّةٌۚ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de daha fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara leke bulaşır ne de bir zillet. İşte onlar cennet ehlidirler. Onlar, orada süreli kalacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Güzel ve yararlı davranış gösterenlere daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzleri ne (günahtan) kararacak ne de (utançtan) kızaracaktır. İşte onlar cennetin sakinleridir, onlar orada kalacaklardır.

Mehmet Türk

Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet edenler için daha güzeli ve bir de fazlası vardır ve onların yüzleri kararmadığı gibi onlar zelil de olmazlar. İşte cennetlikler bunlardır ve onlar, orada sonsuz kalacaklardır.

10:27

وَٱلَّذِينَ كَسَبُواْ ٱلسَّيِّـَٔاتِ جَزَآءُ سَيِّئَةِۭ بِمِثۡلِهَا وَتَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۖ مَّا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنۡ عَاصِمࣲۖ كَأَنَّمَآ أُغۡشِيَتۡ وُجُوهُهُمۡ قِطَعࣰ ا مِّنَ ٱلَّيۡلِ مُظۡلِمًاۚ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kötülük kazananlara ise kötülüklerine denk ceza vardır. Fakat yüzlerini bir zillet de kaplar. Onları Allah'ın azabından kurtaracak kimse yoktur. Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir parçaya bürümüştür. İşte onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada süreli kalacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Kötülük yapmış olanların cezası ise, yaptıkları kötülük kadar olacak ve kendilerini bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur. Onların yüzleri sanki gecenin karanlık bir parçasıyla kaplanmıştır. İşte onlar cehennemin sakinleridir. Onlar da orada kalacaklardır.

Mehmet Türk

Kötülükleri yüklenenlere ise kötülükleri kadar cezâ verilir ve onları bir de zillet kaplar. Onları Allah’ın azabından kurtaracak bir şey de yoktur. Onların yüzlerini sanki karanlık geceden bir parça bürümüştür. İşte cehennemlikler (de) bunlardır ve onlar orada sonsuz kalacaklardır.

10:28

وَيَوۡمَ نَحۡشُرُهُمۡ جَمِيعࣰ ا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشۡرَكُواْ مَكَانَكُمۡ أَنتُمۡ وَشُرَكَآؤُكُمۡۚ فَزَيَّلۡنَا بَيۡنَهُمۡۖ وَقَالَ شُرَكَآؤُهُم مَّا كُنتُمۡ إِيَّانَا تَعۡبُدُونَ

Bayraktar Bayraklı

O gün onları bir araya topladıktan sonra, şirk koşanlara, “Haydi siz ve ortak koştuklarınız, yerlerinize!” deriz. Artık aralarını açmışızdır. Koştukları ortaklar, “Siz sadece bize tapmıyordunuz ki” derler.

Cemal Külünkoğlu

28-29.O gün onları bir araya topladıktan sonra, şirk koşanlara, “Haydi siz ve ortak koştuklarınız, yerlerinize!” deriz. Sonra onları birbirinden ayırırız. O zaman bize ortak koşulan varlıklar, ortak koşanlara şöyle derler: “Sizinle bizim aramızda Allah şahittir ki; (dünyada iken) sizin tapınıp durduklarınız biz değildik, sizin tapmanızdan haberimiz bile yoktu.”

Mehmet Türk

Ve o gün (cehennemliklerin) hepsini mahşerde toplar sonra Allah’a şirk koşanlara; “siz de Bana koştuğunuz ortaklar da yerlerinizde durun (bakalım)” deriz ve böylece aralarını ayırırız. Ve onların Allah’a ortak koştukları (putları onlara): “Siz sadece bizlere tapmıyordunuz…

10:29

فَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدَۢا بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمۡ إِن كُنَّا عَنۡ عِبَادَتِكُمۡ لَغَٰفِلِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Bu yüzden bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz ki biz sizin bize tapmanızdan tamamen habersizdik.”

Cemal Külünkoğlu

28-29.O gün onları bir araya topladıktan sonra, şirk koşanlara, “Haydi siz ve ortak koştuklarınız, yerlerinize!” deriz. Sonra onları birbirinden ayırırız. O zaman bize ortak koşulan varlıklar, ortak koşanlara şöyle derler: “Sizinle bizim aramızda Allah şahittir ki; (dünyada iken) sizin tapınıp durduklarınız biz değildik, sizin tapmanızdan haberimiz bile yoktu.”

Mehmet Türk

…şimdi Allah bizimle sizin aranızda şâhit olsun ki, kesinlikle biz sizin bize tapınmanızdan habersizdik” derler.

10:30

هُنَالِكَ تَبۡلُواْ كُلُّ نَفۡسࣲ مَّآ أَسۡلَفَتۡۚ وَرُدُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ مَوۡلَىٰهُمُ ٱلۡحَقِّۖ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte orada herkes, geçmişte yaptıklarını karşısında bulur. Artık onlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler ve uydurdukları şeyler, kendilerinden kaybolup gider.

Cemal Külünkoğlu

İşte orada herkes önceden yapmış olduklarını karşısında bulur. (Bütün insanlar ve cinler) gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülür ve yakıştırdıkları düzmece ilahlar yanlarından kayboluverir.

Mehmet Türk

İşte (âhirette) herkes, dünyada yapmış olduğuyla hesaba çekilir ve gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülür. (Dünyada) uydurdukları şeyler de kendilerini terk eder.

10:31

قُلۡ مَن يَرۡزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ أَمَّن يَمۡلِكُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَمَن يُخۡرِجُ ٱلۡحَيَّ مِنَ ٱلۡمَيِّتِ وَيُخۡرِجُ ٱلۡمَيِّتَ مِنَ ٱلۡحَيِّ وَمَن يُدَبِّرُ ٱلۡأَمۡرَۚ فَسَيَقُولُونَ ٱللَّهُۚ فَقُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Size gökten ve yerden kim rızık veriyor, ya da gözleri ve kulakları yaratan, koruyan kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? İşi kim idare ediyor?” Hemen “Allah” diyecekler. De ki: “Hâlâ sakınmıyor musunuz?”

Cemal Külünkoğlu

Onlara de ki: “Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere işlerini görme yeteneğini kim verdi? Ölüden diriyi ve diriden ölüyü kim çıkarıyor? Evrenin işlerini kim çekip çeviriyor?” Sana: “Allah” diyecekler. O zaman onlara de ki: “O halde Allah’a karşı artık gereken duyarlılığı göstermeyecek misiniz?”

Mehmet Türk

Onlara: “size gökten ve yerden kim rızık veriyor, gerçek işitme ve görme gücüne sahip olan kimdir, ölüden diriyi diriden de ölüyü kim çıkarıyor ve kâinatın bütün işlerini kim düzenleyip duruyor?” diye sorsan, derhâl: “Allah” diyeceklerdir. Sen de (onlara): “O halde siz, (Allah’tan hâlâ) korkmayacak mısınız?” de.

10:32

فَذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَاذَا بَعۡدَ ٱلۡحَقِّ إِلَّا ٱلضَّلَٰلُۖ فَأَنَّىٰ تُصۡرَفُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte O, gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Artık haktan sonra sapıklıktan ne kalır ki? O halde nasıl döndürülüyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

İşte O, (her şeye gücü yeten) sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Şimdi söyler misiniz Hakikat (inkâr edildik)ten sonra geriye sapıklıktan başka ne kalır? Buna rağmen nasıl oluyor da (Haktan) döndürülüyorsunuz?

Mehmet Türk

İşte sizin hak olan Rabbiniz, O Allah’tır. Artık hak’tan sonrası sapıklık değil de nedir? Bak nasıl da (hak’tan) çevriliyorsunuz?

10:33

كَذَٰلِكَ حَقَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ فَسَقُوٓاْ أَنَّهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte böylece Rabbinin, yoldan çıkanlar hakkındaki “Onlar inanmazlar” sözü gerçekleşmiş oldu.

Cemal Külünkoğlu

İşte böylece, Yoldan çıkmış (yaratılış safiyetinden uzaklaşmış) kimselerin, “iman etmeyeceklerine dair” Rabbinin sözü gerçekleşmiş oldu.

Mehmet Türk

Böylece Rabbinin (ezeli ve ebedî ilmiyle bildiği) fasıklar hakkındaki: “Onlar, asla inanmayacaklar.” sözü gerçekleşmiş oldu.

10:34

قُلۡ هَلۡ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥۚ قُلِ ٱللَّهُ يَبۡدَؤُاْ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥۖ فَأَنَّىٰ تُؤۡفَكُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Allah'a ortak koştuklarınız arasında, yoktan yaratacak, arkasından onu yeniden hayata döndürecek biri var mı?” De ki: “Allah yoktan yaratıp onu yeniden hayata döndürür. O halde nasıl saptırılıyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

Onlara de ki: “O sizin ilahlaştırdığınız varlıklar arasında yoktan var edip de (ölümünden) sonra onu (yeniden hayata) döndürebilecek biri var mı?” (Ve cevap olarak) de ki: “Her şeyi yoktan var eden ve sonra (yeniden hayata) döndürecek olan yalnız Allah’tır. Hal böyleyken, nasıl oluyor da (doğru yoldan) saptırılıyorsunuz!”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed müşriklere): “Sizin Allah’a ortak koştuklarınızın içinde yoktan yaratan, sonra onu (dirilterek) tekrar yaratan birisi var mıdır?” de. (Ve onlara: “her şeyi) yoktan yaratan, sonra onu (dirilterek âhirette) tekrar yaratan sadece Allah’tır. Siz nasıl da saptırılıyorsunuz.” de.

10:35

قُلۡ هَلۡ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَهۡدِيٓ إِلَى ٱلۡحَقِّۚ قُلِ ٱللَّهُ يَهۡدِي لِلۡحَقِّۗ أَفَمَن يَهۡدِيٓ إِلَى ٱلۡحَقِّ أَحَقُّ أَن يُتَّبَعَ أَمَّن لَّا يَهِدِّيٓ إِلَّآ أَن يُهۡدَىٰۖ فَمَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ortak koştuklarınızdan, hakka iletecek olan var mı?” De ki: “Allah hakka iletir. Öyle ise hakka götüren mi uyulmaya lâyıktır, yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl böyle yanlış hükmediyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var mıdır?” Yine de ki: “Allah, hak olan doğru yola iletir. O halde doğru yola ileten mi kendisine uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmeyince onu bulamayan mı daha layıktır. O halde ne oluyor size? Nasıl hükmediyor (Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yakıştırıyor)sunuz?”

Mehmet Türk

(Yine onlara): “Sizin Allah’a ortak koştuklarınızdan Hakka (giden) yolu gösterebilecek birisi var mıdır?” de. (Ve onlara): “Hakka ulaştırmak için en doğru yolu, ancak Allah gösterir. Hakka (giden) doğru yolu gösteren (Peygamber) mi uyulmaya daha lâyıktır yoksa kendilerine doğru yol gösterilmedikçe asla doğruyu bulamayacak kadar âciz olanlar mı? Şimdi size ne oluyor da nasıl böyle (yanlış) hükümler veriyorsunuz?” de.

10:36

وَمَا يَتَّبِعُ أَكۡثَرُهُمۡ إِلَّا ظَنًّاۚ إِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـًٔاۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِمَا يَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilendir.

Cemal Külünkoğlu

Onların çoğu sadece zanna (asılsız bilgiye/kuruntuya) dayanırlar. Oysa zan, hiçbir şekilde gerçeğin yerini tutmaz. Hiç şüphesiz Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Hâlbuki zan, Hak’tan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Muhakkak ki, onların ne yaptıklarını Allah çok iyi bilir.

10:37

وَمَا كَانَ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانُ أَن يُفۡتَرَىٰ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن تَصۡدِيقَ ٱلَّذِي بَيۡنَ يَدَيۡهِ وَتَفۡصِيلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَا رَيۡبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bu Kur'ân, Allah'tan başka varlıklar tarafından uydurulabilecek bir kitap değildir. Kur'ân, kendinden öncekini tasdik etmekte ve onu açıklamaktadır. Onda şüphe yoktur; o, alemlerin Rabbindendir.

Cemal Külünkoğlu

Bu Kur’an, Allah’tan (indirilmiş olup) başka birisi tarafından uydurulabilecek bir şey değildir. O, kendisinden önce indirilmiş olan (ilahi kitap)ları doğrulayan, Allah’ın hükümlerini açıklayan, içinde hiçbir kuşkuya yer bulunmayan ve âlemlerin Rabbi tarafından gönderilen bir kitaptır.

Mehmet Türk

Ve bu Kur’an, Allah’tan başka birisi tarafından uydurulan (bir kitap) değildir. O kendisinden önceki kitapların doğrusunu söyleyici ve (diğer) kitapların geniş bir açıklamasıdır. Onun, âlemlerin Rabbi olan Allah tarafından indirildiğinde hiçbir şüphe yoktur.

10:38

أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۖ قُلۡ فَأۡتُواْ بِسُورَةࣲ مِّثۡلِهِۦ وَٱدۡعُواْ مَنِ ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru iseniz, Allah'tan başka, gücünüzün yettiklerini çağırınız da, onun benzeri bir sûre getiriniz.”

Cemal Külünkoğlu

Yoksa onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru sözlü kimselerseniz, haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın!”

Mehmet Türk

Yoksa Onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? (Sen onlara): “Eğer siz, doğru söylüyorsanız Allah’tan başka çağırabileceğiniz kim varsa hepsini toplayın ve Kur’an sûrelerinin benzeri bir sûre getirin bakalım.” de.

10:39

بَلۡ كَذَّبُواْ بِمَا لَمۡ يُحِيطُواْ بِعِلۡمِهِۦ وَلَمَّا يَأۡتِهِمۡ تَأۡوِيلُهُۥۚ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bilâkis, onlar ilmini kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş olan Kur'ân'ı yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zâlimlerin sonu nasıl oldu?

Cemal Külünkoğlu

Aksine onlar özünü, hikmetini kavrayamadıkları ve üstelik o mesajın ayrıntılı açıklaması henüz kendilerine gelmemişken onu yalanladılar. Onlardan öncekiler de tıpkı böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Mehmet Türk

Bilakis onlar, kendilerinden öncekilerin yalanladıkları gibi bilgisini kavrayamadıkları ve daha açıklaması bile kendilerine ulaşmamış olan bir şeyi (Kur’an’ı) yalanladılar. O (kitapları yalanlayan) zâlimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak...

10:40

وَمِنۡهُم مَّن يُؤۡمِنُ بِهِۦ وَمِنۡهُم مَّن لَّا يُؤۡمِنُ بِهِۦۚ وَرَبُّكَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُفۡسِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

İçlerinden kimi var ki ona inanır, kimi de ona inanmaz. Rabbin bozguncuları en iyi bilendir.

Cemal Külünkoğlu

Onların arasında ona (Kur’an’a) inananlar da var inanmayanlar da. Rabbin bozgunculuk yapanları çok iyi bilmektedir.

Mehmet Türk

Ve onların içinden ona îman edecekler de îman etmeyecekler de vardır. Ve bozguncuları en iyi Rabbin bilir.

10:41

وَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل لِّي عَمَلِي وَلَكُمۡ عَمَلُكُمۡۖ أَنتُم بَرِيٓـُٔونَ مِمَّآ أَعۡمَلُ وَأَنَا۠ بَرِيٓءࣱ مِّمَّا تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar seni yalanlarsa, de ki: “Benim işim bana, sizin işiniz de size aittir. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptığınızdan uzağım.”

Cemal Külünkoğlu

Eğer seni yalanlarlarsa, onlara de ki: “Benim yaptıklarım benim, sizin yaptıklarınız sizindir. Benim yaptıklarımla sizin bir ilginiz yoktur, sizin yaptıklarınızla da benim bir ilgim yoktur (Ne siz benim yaptıklarımdan sorumlusunuz ne de ben sizin yaptıklarınızdan sorumluyum, ben sadece bir tebliğciyim).”

Mehmet Türk

Ve eğer seni yalanlarlarsa (onlara): ”Benim (Allah için) yaptıklarım bana, sizin (küfür için) yaptıklarınız da sizedir. Siz benim yaptıklarımdan, ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım.” de.

10:42

وَمِنۡهُم مَّن يَسۡتَمِعُونَ إِلَيۡكَۚ أَفَأَنتَ تُسۡمِعُ ٱلصُّمَّ وَلَوۡ كَانُواْ لَا يَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

İçlerinde seni dinleyenler de vardır. Peki, hele bir de akıllarını kullanmıyorlarsa, sağırlarsa sen mi işittireceksin?!

Cemal Külünkoğlu

İçlerinde sana kulak verenler de vardır. Fakat akıllarını kullanıp anlamak istemiyorlarsa, sen (gerçeği) sağırlara işittirebilir misin?

Mehmet Türk

Ve onların içinde senin sözlerine kulak vermek isteyenler de vardır. Akıllarını dahi kullanamayan sağırlara, sen mi işittireceksin?

10:43

وَمِنۡهُم مَّن يَنظُرُ إِلَيۡكَۚ أَفَأَنتَ تَهۡدِي ٱلۡعُمۡيَ وَلَوۡ كَانُواْ لَا يُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlardan sana bakanlar da vardır. Peki, körleri sen mi doğru yola ileteceksin? Hele gönül gözleriyle de görmüyorlarsa!

Cemal Külünkoğlu

İçlerinden sana bakıp duranlar (senin peygamberliğini anlamalarına rağmen sana inanmayanlar) da vardır. Fakat (hakikati) görmek istemiyorlarsa, sen körlere doğru yolu gösterebilir misin?

Mehmet Türk

Ve onların içinde sana bakanlar da vardır. Basireti kapalı körlere doğru yolu sen mi göstereceksin?

10:44

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظۡلِمُ ٱلنَّاسَ شَيۡـࣰٔ ا وَلَٰكِنَّ ٱلنَّاسَ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz ki Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat onlar kendilerine zulmederler.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz ki Allah, insanlara hiçbir şekilde kötülük etmez fakat insanlar (Haktan uzaklaşarak) kötülüğü kendi kendilerine ederler.

Mehmet Türk

Allah insanlara asla hiç bir şekilde zulmetmez. Fakat insanlar (yaptıklarıyla) kendi kendilerine zulmederler.

10:45

وَيَوۡمَ يَحۡشُرُهُمۡ كَأَن لَّمۡ يَلۡبَثُوٓاْ إِلَّا سَاعَةࣰ مِّنَ ٱلنَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيۡنَهُمۡۚ قَدۡ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱللَّهِ وَمَا كَانُواْ مُهۡتَدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onları huzuruna toplayacağı gün, gündüzün bir saatinden başka, dünyada durmamış gibidirler; birbirleriyle tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp da doğru yolu tutmayanlar, hüsrana uğramışlardır.

Cemal Külünkoğlu

(Allah) o kıyamet günü (onları) topladığı zaman (onlara öyle gelecek ki yeryüzünde) sanki sadece tanışmalarına yetecek kadar gündüzün bir saati kadar kalmışlar. (Vaktiyle) Allah’ın huzuruna çıkarılacakları uyarısını yalanlayan ve doğru yola girmekten geri duranlar (işte o zaman) en büyük kayba uğramış olacaklar.

Mehmet Türk

Allah, onları mahşerde toplayınca onlara (dünya hayatı); sanki birbirleriyle görüşüp tanıştıkları bir günün, bir anı kadar gelecek. Allah’a kavuşacaklarını yalanlayarak doğru yolu bulamayanlar, işte o gün perişan olacaklardır.

10:46

وَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعۡضَ ٱلَّذِي نَعِدُهُمۡ أَوۡ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيۡنَا مَرۡجِعُهُمۡ ثُمَّ ٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا يَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara vaad ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, göstermeden seni vefat ettirsek de, dönüşleri bizedir. Sonunda Allah, işlemiş olduklarına tanıklık edecektir.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Onlara hazırladığımız (azap ve cezan)ın bir kısmını sana (dünyada) göstersek ya da (göstermeden) seni vefat ettirsek bile (sonuçta) onların dönüşleri ancak bize olacaktır. Muhakkak ki Allah onların yaptıklarına şahittir.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Onlara vâdettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek veya göstermeden senin rûhunu alsak ne fark eder. Zâten onların dönüşü Bizedir. Sonra Allah, onların yaptıklarını görüp durmaktadır.

10:47

وَلِكُلِّ أُمَّةࣲ رَّسُولࣱۖ فَإِذَا جَآءَ رَسُولُهُمۡ قُضِيَ بَيۡنَهُم بِٱلۡقِسۡطِ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Her ümmetin bir peygamberi vardır. Peygamberleri geldiğinde, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlara asla zulmedilmez.

Cemal Külünkoğlu

Her toplumun bir resulü vardır. Resulleri geldiği (ve hakikat tebliğ edildiği) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

Mehmet Türk

Her ümmet için bir Peygamber gönderilmiştir ve Peygamberleri geldikten sonra, onlara asla zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.

10:48

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Diyorlar ki: “Doğru iseniz bu vaad ne zaman?”

Cemal Külünkoğlu

Onlar: “Eğer dediğiniz doğru ise, peki bu vaat (edilen azap) ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar.

Mehmet Türk

(Kâfirler bir de): “Eğer doğru söylüyorsanız (şu tehdit edip durduğunuz) azap ne zaman gerçekleşecek.” diyorlar.

10:49

قُل لَّآ أَمۡلِكُ لِنَفۡسِي ضَرࣰّ ا وَلَا نَفۡعًا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُۗ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌۚ إِذَا جَآءَ أَجَلُهُمۡ فَلَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ سَاعَةࣰ وَلَا يَسۡتَقۡدِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ben kendime bile, Allah'ın istediği dışında ne bir zarar ne de bir fayda verme gücüne sahibim.” Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman, artık ne bir saat geri kalırlar ne de ileri giderler.

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin (her canlının) bir eceli (ölüm zamanı) vardır. Onların eceli geldi mi ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sen onlara: “-Allah dilemedikçe- ben kendime zarar da fayda da verme gücüne sahip değilim. Her ümmet için verilen bir süre vardır. Süreleri dolunca onlar, (o süreyi) bir an bile kısaltamadıkları gibi, uzatamazlar da.” de.

10:50

قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَتَىٰكُمۡ عَذَابُهُۥ بَيَٰتًا أَوۡ نَهَارࣰ ا مَّاذَا يَسۡتَعۡجِلُ مِنۡهُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ne dersiniz? Allah'ın azabı size geceleyin veya gündüz vaktinde gelirse ne yaparsınız? Suçlular ondan hangisini istemekte acele ediyorlar?”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Söyleyin bakalım, eğer size O’nun azabı bir gece vakti, ya da gündüzün gelecek olursa ne yaparsınız? Günahkârlar onu aceleyle niye istiyor?”

Mehmet Türk

(Onlara bir de): “Allah’ın azabı size geceleyin veya güpegündüz geliverse (ne yapacağınızı) hiç düşündünüz mü? Bu günâhkârlar, kendilerine azabın bir an önce gelmesini niçin isterler ki?” de.

10:51

أَثُمَّ إِذَا مَا وَقَعَ ءَامَنتُم بِهِۦٓۚ ءَآلۡـَٰٔنَ وَقَدۡ كُنتُم بِهِۦ تَسۡتَعۡجِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Başınıza belâ geldikten sonra mı O'na iman edeceksiniz, şimdi mi? Halbuki azabın gelmesini istemekte acele ediyordunuz.”

Cemal Külünkoğlu

(Yoksa azap) gerçekleştikten sonra mı O’na iman edeceksiniz? O vakit size: “Şimdi mi iman ediyorsunuz?” denecek. Oysa siz alay ederek, bu azabın acele gelmesini isteyip duruyordunuz.

Mehmet Türk

“Siz o gelmesini dört gözle beklediğiniz azap başınıza geldikten sonra mı îman edeceksiniz (yoksa) şimdi mi?” (de.)

10:52

ثُمَّ قِيلَ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡخُلۡدِ هَلۡ تُجۡزَوۡنَ إِلَّا بِمَا كُنتُمۡ تَكۡسِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra zulmedenlere, “Süreli azabı tadınız” denilecek. Kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?

Cemal Külünkoğlu

Sonra da zulmedenlere: “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecek.

Mehmet Türk

Sonra o zâlimlere (âhirette): “Şimdi sonsuz azabı tadın bakalım. (Nasıl?) yaptıklarınızın karşılığını tam görüyorsunuz değil mi?” denilecek.

10:53

۞وَيَسۡتَنۢبِـُٔونَكَ أَحَقٌّ هُوَۖ قُلۡ إِي وَرَبِّيٓ إِنَّهُۥ لَحَقࣱّۖ وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ

Bayraktar Bayraklı

“O bir gerçek midir?” diye senden haber istiyorlar. De ki: “Evet, Rabbime yemin ederim ki, o şüphesiz gerçektir ve siz âciz bırakacak değilsiniz.”

Cemal Külünkoğlu

“O (kıyamet ve azap) gerçek mi?” diye sana soruyorlar. De ki: “Evet. Rabbim hakkı için o kesin bir gerçektir. Ve siz (bu konuda Allah’ı) âciz bırakacak değilsiniz.”

Mehmet Türk

Ve senden bu azabın gerçekten olup-olmayacağı hakkında haber almak istiyorlar. Sen onlara: “Evet, Rabbime yemin ederim ki o azap, sizin önlemeye gücünüzün yetmeyeceği bir gerçektir.” de.

10:54

وَلَوۡ أَنَّ لِكُلِّ نَفۡسࣲ ظَلَمَتۡ مَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لَٱفۡتَدَتۡ بِهِۦۗ وَأَسَرُّواْ ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُاْ ٱلۡعَذَابَۖ وَقُضِيَ بَيۡنَهُم بِٱلۡقِسۡطِ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Zulmeden herkes, yeryüzündeki bütün servete sahip olsa azaptan kurtulmak için elbette onu feda eder ve azabı gördükleri zaman, için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez.

Cemal Külünkoğlu

(Hakka karşı direnerek ve kötülüğü âdet haline getirerek) kendisine zulmetmiş olan herkes, o gün yeryüzünün bütün servetine sahip olsa elbette bunu (azaptan kurtulmak için) fidye olarak verirdi. Onlar (kendilerini bekleyen) azabı görünce pişmanlıklarını gösterecek gücü dahi kendilerinde bulamayacaklar. O gün aralarında tam bir adaletle hükmedilir ve kimseye en küçük bir haksızlık yapılmaz.

Mehmet Türk

Şâyet yeryüzünde bulunan her şey, zulmeden her bir kişinin olsaydı, onlar azabı gördüklerinde pişmanlıklarını ortaya koyar, (kendilerini kurtarmak için) onu fidye olarak verirlerdi. Ama onlara, aralarında asla zulmedilmeksizin adaletle hüküm verilecektir.

10:55

أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ أَلَآ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقࣱّ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bilesiniz ki, göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Yine bilesiniz ki, Allah'ın vaadi haktır, fakat onların çoğu bilmez.

Cemal Külünkoğlu

Şunu iyi bilin ki; göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! Şunu da iyi bilin ki; Allah’ın vaadi, başa gelmesinden şüphe edilmeyecek bir gerçektir. Ne var ki, onların çoğu bunu bilmezler!

Mehmet Türk

(Ey zâlimler!) Şunu iyi bilin ki; göklerde ve yerde her ne varsa şüphesiz hepsi Allah’ındır. Ve yine iyi bilin ki; şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir, fakat onların pek çoğu bunu, bilmeyecekler.

10:56

هُوَ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

O, hem diriltir, hem de öldürür ve yalnız O'na döndürüleceksiniz.

Cemal Külünkoğlu

O hem hayat verir hem de öldürür ve (sonunda) yalnız O’na döndürüleceksiniz.

Mehmet Türk

Dirilten de Odur, öldüren de Odur ve sonunda hepiniz, Ona döndürüleceksiniz.

10:57

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدۡ جَآءَتۡكُم مَّوۡعِظَةࣱ مِّن رَّبِّكُمۡ وَشِفَآءࣱ لِّمَا فِي ٱلصُّدُورِ وَهُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣱ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, sinelerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.

Cemal Külünkoğlu

Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki/gönüllerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara yol gösterici ve rahmet gelmiştir.

Mehmet Türk

Ey insanlar! (Bu Kur’an’da) kesinlikle size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki (dert ve sıkıntılara) bir şifa ve Müslümanlar için bir hidâyet ve bir rahmet gelmiştir.

10:58

قُلۡ بِفَضۡلِ ٱللَّهِ وَبِرَحۡمَتِهِۦ فَبِذَٰلِكَ فَلۡيَفۡرَحُواْ هُوَ خَيۡرࣱ مِّمَّا يَجۡمَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Söyle onlara, Allah'ın bu lütfu ve rahmetiyle sevinsinler. Bu, onların toplayıp biriktirdiği her şeyden daha üstündür.

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Bunlar Allah’ın lütfu ve rahmeti iledir. (İnsanlar) sadece bununla (Kur’an’la) sevinsinler. O, bütün toplayıp durdukları dünyalıklardan daha hayırlıdır.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!): “(İnsanlar) sadece Allah’ın lütfu ve rahmeti ile (yani) yalnız onunla ferahlansınlar, zîrâ o (Kur’an) onların topladıkları (dünyalıklardan) daha hayırlıdır.” de.

10:59

قُلۡ أَرَءَيۡتُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ لَكُم مِّن رِّزۡقࣲ فَجَعَلۡتُم مِّنۡهُ حَرَامࣰ ا وَحَلَٰلࣰ ا قُلۡ ءَآللَّهُ أَذِنَ لَكُمۡۖ أَمۡ عَلَى ٱللَّهِ تَفۡتَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ne oldu size de, Allah'ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram bir de helâl yaptınız?” De ki: “Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

(Allah adına helal-haram uydurarak değer yargılarını yozlaştıranlara) de ki: “Allah’ın size bahşettiği fakat sizin bir kısmını helâl, bir kısmını haram saydığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bu hususta Allah mı size izin verdi, yoksa (yalan uydurarak) Allah’a iftira mı ediyorsunuz?”

Mehmet Türk

(Ve onlara): “Allah’ın size indirdiği rızıklardan bir kısmını haram, bir kısmını da helâl kıldığınızın farkında mısınız, yoksa bu hususta size Allah mı izin verdi veya siz, Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” de.

10:60

وَمَا ظَنُّ ٱلَّذِينَ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yalanı Allah'a yakıştıranlar, kıyamet günü hakkında ne düşünüyorlar? Allah, insanlara karşı elbette lütuf sahibidir, fakat onların çoğu şükretmiyor.

Cemal Külünkoğlu

Allah’a yalan uydurup iftira edenlerin kıyamet günü (görecekleri azap) hakkındaki görüşleri nedir acaba? Hiç kuşkusuz Allah, insanlara karşı lütufkârdır, fakat onların çoğu (buna) şükretmezler.

Mehmet Türk

Yalan(lar)ını Allah’a yakıştıranlar kıyamet gününü ne zannediyorlar ki! Şüphesiz Allah insanlara karşı elbette lütuf sahibidir, fakat onların çoğu Ona, şükretmeyecekler.

10:61

وَمَا تَكُونُ فِي شَأۡنࣲ وَمَا تَتۡلُواْ مِنۡهُ مِن قُرۡءَانࣲ وَلَا تَعۡمَلُونَ مِنۡ عَمَلٍ إِلَّا كُنَّا عَلَيۡكُمۡ شُهُودًا إِذۡ تُفِيضُونَ فِيهِۚ وَمَا يَعۡزُبُ عَن رَّبِّكَ مِن مِّثۡقَالِ ذَرَّةࣲ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِي ٱلسَّمَآءِ وَلَآ أَصۡغَرَ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكۡبَرَ إِلَّا فِي كِتَٰبࣲ مُّبِينٍ

Bayraktar Bayraklı

Ne zaman sen bir iş yapsan, ne zaman Kur'ân'dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre miktarı bir şey Rabbinden gizli kalabilir! Bundan daha küçüğü de daha büyüğü de apaçık bir kitapta kayıtlıdır.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Sen her ne yaparsan yap, Kur’an’dan hangi parçayı okursan oku (ve siz ey insanlar), hangi işi gerçekleştirirseniz gerçekleştirin işinize daldığınız andan itibaren biz üzerinizde gözlemci bulunuyoruz. Ne yerde ve ne de gökte bulunan zerre ağırlığınca bir şey Rabbinizden saklı kalmaz. Gerek bundan daha küçüğü ve gerekse daha büyüğü mutlaka apaçık bir kitapta, (Allah’ın Bilgi İşlem Merkezinde) kayıtlıdır.

Mehmet Türk

Ve (Ey Muhammed!) Sen ne iş yaparsan yap, Kur’ân’dan ne okursan oku ve (ey insanlar!) siz de ne yaparsanız yapın, o işe başlar başlamaz Biz, sizi görürüz. Ve Rabbinden yerde de gökte de zerre ağırlığınca hiç bir şey gizli kalmaz, hatta ondan daha küçük ve daha büyük ne var ne yok hepsi, apaçık kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılıdır.

10:62

أَلَآ إِنَّ أَوۡلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bilesiniz ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

Haberiniz olsun ki, Allah dostlarına korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir.

Mehmet Türk

Şunu iyi bilin ki, Allah’ın dostları için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.

10:63

ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar iman edip takvâya erişmişlerdir.

Cemal Külünkoğlu

Onlar Allah’a iman eden ve O’na karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlardır.

Mehmet Türk

Onlar, (Allah’a gerçekten) inanan ve Ondan (hakkıyla) sakınan kimselerdir.

10:64

لَهُمُ ٱلۡبُشۡرَىٰ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِۚ لَا تَبۡدِيلَ لِكَلِمَٰتِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Dünya hayatında da âhirette de onlara müjde vardır. Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur. İşte bu, büyük kurtuluşun tâ kendisidir.

Cemal Külünkoğlu

Onlar için dünya hayatında da ahiret hayatında da müjdeler vardır. Ve Allah’ın kelimelerinde (hükümlerinde, verdiği sözlerde) bir değişme yoktur. İşte budur en büyük zafer, en büyük kurtuluş!

Mehmet Türk

Onlara dünya ve âhiret hayatında tam bir (kurtuluş) müjdesi vardır. Allah’ın kelimelerinde asla değişme olmaz. İşte en büyük kurtuluş budur.

10:65

وَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّ ٱلۡعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًاۚ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Onların sözleri seni üzmesin; şeref bütünüyle Allah'a aittir. Allah işitendir; bilendir.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) O (inanmaya)nların sözü seni üzmesin. İzzet ve şeref tümüyle Allah’ındır. O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

O (kâfirlerin) sözleri, seni sakın üzmesin. Şüphesiz (şan ve) şeref, tamamen hakkıyla işiten ve bilen Allah’a, aittir.

10:66

أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِۗ وَمَا يَتَّبِعُ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُرَكَآءَۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنۡ هُمۡ إِلَّا يَخۡرُصُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biliniz ki, göklerde ve yerde kim varsa onların hepsi yalnız Allah'ındır. O halde Allah'tan başka ortaklara tapanlar neyin ardına düşüyorlar? Doğrusu onlar zandan başka bir şeyin ardına düşmüyorlar ve onlar sadece yalan söylüyorlar.

Cemal Külünkoğlu

İyi bilin ki, göklerde ve yerde her kim varsa (insanlar, cinler, melekler ve daha nice kimseler) hepsi Allah’a aittir. O halde Allah’a inanmakla beraber başkalarına yalvarıp yakaranlar (gerçekte) neye yalvarıyorlar? Gerçekte onlar, ancak zanna (kuruntuya/asılsız bilgiye) uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar.

Mehmet Türk

Şunu iyi bilin ki, göklerde ve yerde kim varsa tamamı Allah’a aittir. Allah’tan başkasına tapanlar, aslında Allah’a ortak koştukları ortaklarının ardına değil (ancak) zanlarının ardına düşüyorlar ve böylece de yalan söylemekten başka bir şey yapmıyorlar.

10:67

هُوَ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِتَسۡكُنُواْ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًاۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَسۡمَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sizin için geceyi dinlenmeniz, gündüzü de aydınlatsın diye yaratan O'dur. Şüphesiz bunda, dinleyen bir toplum için dersler vardır.

Cemal Külünkoğlu

O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise (çalışıp kazanmanız için) aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda (ilahi mesajları) dinleyen bir topluluk için ibretler vardır.

Mehmet Türk

Geceyi dinlenmeniz, gündüzü de (görmeniz için) aydınlık olarak yaratan sadece O (Allah)’tır. Şüphesiz bunda (Hakk’a) kulak veren bir topluluk için, mûcizeler vardır.

10:68

قَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدࣰ اۗ سُبۡحَٰنَهُۥۖ هُوَ ٱلۡغَنِيُّۖ لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۚ إِنۡ عِندَكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭ بِهَٰذَآۚ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Müşrikler, “Allah çocuk edindi” dediler. Hâşâ! O bundan uzaktır. Onun çocuğa ihtiyacı yoktur. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Bu hususta yanınızda herhangi bir delil yoktur. Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

İnkârcılar: “Allah, çocuk edindi” dediler. Hâşâ, O kendisine yakışmayan niteliklerden uzaktır. (Zira O’nun hiç kimseye ve) hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Bu hususta elinizde hiçbir (akli ve nakli) deliliniz yok. (O halde) nasıl oluyor da Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylüyorsunuz?

Mehmet Türk

(Bir de o kâfirler): “hâşâ Allah (kendisine) çocuk edindi.” dediler. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Onun olduğu için; Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. (Sonra) bu iddiânız hususunda sizin hiçbir deliliniz de yok ki! Allah’a karşı bilemeyeceğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?

10:69

قُلۡ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ لَا يُفۡلِحُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa ulaşamazlar.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Allah hakkında (böyle) yalan uydurup iftira edenler (asla) kurtuluşa eremezler.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed onlara): “Allah’a karşı yalan söyleyerek iftirada bulunanlar asla kurtuluşa eremezler.” de.

10:70

مَتَٰعࣱ فِي ٱلدُّنۡيَا ثُمَّ إِلَيۡنَا مَرۡجِعُهُمۡ ثُمَّ نُذِيقُهُمُ ٱلۡعَذَابَ ٱلشَّدِيدَ بِمَا كَانُواْ يَكۡفُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Dünyada biraz nimetlenme vardır; ardından dönüşleri bizedir. Sonra da, inkâr ettiklerinden dolayı şiddetli azabı onlara tattıracağız.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bize olacaktır. Daha sonra da inkâr ettiklerinden dolayı o çetin azabı onlara tattıracağız.

Mehmet Türk

Onlar, dünyada dünyalıklardan bir süre faydalansınlar bakalım, sonunda onların dönüşleri, nasıl olsa Bizedir. Sonra Biz de onlara, inkâr etmekte oldukları şeylerden dolayı şiddetli azabı tattırırız.

10:71

۞وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ نُوحٍ إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ إِن كَانَ كَبُرَ عَلَيۡكُم مَّقَامِي وَتَذۡكِيرِي بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَعَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلۡتُ فَأَجۡمِعُوٓاْ أَمۡرَكُمۡ وَشُرَكَآءَكُمۡ ثُمَّ لَا يَكُنۡ أَمۡرُكُمۡ عَلَيۡكُمۡ غُمَّةࣰ ثُمَّ ٱقۡضُوٓاْ إِلَيَّ وَلَا تُنظِرُونِ

Bayraktar Bayraklı

Onlara Nûh'un haberini oku: Hani o kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Eğer benim aranızda durmam ve Allah'ın âyetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, ben sadece Allah'a güvenip dayanırım. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp, yapacağınızı kararlaştırınız. Sonra işiniz başınıza dert olmasın. Ondan sonra aldığınız kararı bana uygulayınız ve bana mühlet de vermeyiniz.”

Cemal Külünkoğlu

Onlara Nuh’un kıssasını anlat. Hani Nuh, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın ayetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki, işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana (hükmünüzü) uygulayın ve bana mühlet de vermeyin!”

Mehmet Türk

Ve onlara Nûh’un şu olayını da anlat; hani Nûh kavmine: “Ey kavmim! Eğer benim (aranızda) duruşum ve Allah’ın âyetleriyle size öğüt verişim zorunuza gidiyorsa (şunu iyi bilin ki); ben (üzerime düşeni yaptıktan sonra) işimi Allah’a havâle ettim. Artık siz de Allah’a ortak koştuklarınızla beraber toplanıp (bana) yapacağınız şeyleri kararlaştırın da (sonra) işiniz başınıza dert açmasın. Daha sonra da elinizden geleni ardınıza koymayın, hatta gücünüz yeterse bana göz bile açtırmayın.” demişti…

10:72

فَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَمَا سَأَلۡتُكُم مِّنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِۖ وَأُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Eğer yüz çeviriyorsanız, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ücretim Allah'tan başkasına ait değildir ve bana Müslümanlardan olmam emrolundu.”

Cemal Külünkoğlu

Eğer (benim imana davetimden) yüz çeviriyorsanız (yapacak bir şey yok), ben sizden (zaten) herhangi bir ücret istemiyorum. Benim çabamın karşılığını verecek olan sadece Allah’tır. Ben, Müslümanlardan olmakla (Allah’a kayıtsız şartsız teslim olmakla) emrolundum.

Mehmet Türk

(Ve Nûh kavmine ilaveten): “Benim davetimden yüz çevirirseniz çevirin, zâten ben sizden bir ücret de istemedim. Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir. Ve ben Müslümanlardan olmakla emrolundum.” demişti.

10:73

فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيۡنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِي ٱلۡفُلۡكِ وَجَعَلۡنَٰهُمۡ خَلَٰٓئِفَ وَأَغۡرَقۡنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَاۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Yine de onu yalanladılar; biz de hem onu hem de onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları iktidar sahibi yaptık. Âyetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak ki, uyarılanların sonu nasıl oldu!

Cemal Külünkoğlu

Onu yine de yalanladılar. Biz hem onu ve hem de onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve bunları onların yerine (yeryüzüne) hükümran kıldık. Ayetlerimizi ısrarla yalan sayan (ve zalimliklerine devam eden) kimseleri ise boğulmaya terk ettik. İşte bak, azapla korkutulduğu halde yola gelmeyenlerin sonu nasıl olmuştur?

Mehmet Türk

Kavmi yine Onu yalanladı. Biz de Onu ve onunla beraber gemide bulunanları, kurtardık ve onları (yeryüzüne sahip çıkacak) halîfeler kıldık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Uyarıldıkları (halde îman etmeyenlerin) sonunun ne olduğuna bir bak!

10:74

ثُمَّ بَعَثۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِۦ رُسُلًا إِلَىٰ قَوۡمِهِمۡ فَجَآءُوهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُواْ لِيُؤۡمِنُواْ بِمَا كَذَّبُواْ بِهِۦ مِن قَبۡلُۚ كَذَٰلِكَ نَطۡبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلۡمُعۡتَدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra Nûh'un ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz.

Cemal Külünkoğlu

Sonra onun arkasından kendi kavimlerine resuller gönderdik. Onlara açık belgelerle, mucizelerle geldiler. Fakat onlar, ta işin başında elçiye karşı yalana sarılmaları sebebiyle daha sonra inanmaya yanaşmadılar. İşte (ilâhî buyrukları dinlemeyip, inatlarından dolayı) haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.

Mehmet Türk

(Nûh’tan) sonra (onların soylarından) gelen toplumlarına da Peygamberler gönderdik. O Peygamberler de onlara mûcizeler getirdiler. Ama öncekilerin yalanladıkları şeylere, bunlar da îman etmediler. İşte bu yüzden Biz böyle haddi aşanların kalplerini, mühürleriz.

10:75

ثُمَّ بَعَثۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِم مُّوسَىٰ وَهَٰرُونَ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمࣰ ا مُّجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra onların ardından da Mûsâ ile Hârun'u, Firavun ve toplumuna mucizelerimizle gönderdik, fakat onlar kibirlendiler ve günahkâr bir toplum oldular.

Cemal Külünkoğlu

Sonra onların ardından Musa ve Harun’u mucizelerimizle Firavuna ve avanesine gönderdik. Fakat (onlar da iman etmek konusunda) büyüklük tasladılar. Zaten (bu insanlar, öteden beri) suç işlemeyi alışkanlık hâline getirmiş kimselerdi.

Mehmet Türk

Sonra O (Peygamberlerin) ardından Mûsa ve Hârûn’u, Firavun ve onun toplumunun ileri gelenlerine mûcizelerimizle gönderdik. Fakat onlar böbürlendiler ve (Hakk’a inanmayarak) günâhkâr bir toplum oldular.

10:76

فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلۡحَقُّ مِنۡ عِندِنَا قَالُوٓاْ إِنَّ هَٰذَا لَسِحۡرࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Katımızdan onlara hak gelince, “Bu elbette apaçık bir sihirdir” dediler.

Cemal Külünkoğlu

Onlara tarafımızdan hak (mucize) ulaşınca: “Bu açık bir sihirdir” dediler.

Mehmet Türk

Onlara bizim katımızdan değişmez gerçekler gelince “kesinlikle bu apaçık bir büyüdür” deyip çıktılar.

10:77

قَالَ مُوسَىٰٓ أَتَقُولُونَ لِلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَكُمۡۖ أَسِحۡرٌ هَٰذَا وَلَا يُفۡلِحُ ٱلسَّٰحِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ, “Size hak geldiğinde onun için hep böyle mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflah olmazlar” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Musa (onlara): “Size hakikat gelince, onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar, iflah olmazlar!” dedi.

Mehmet Türk

Mûsa da onlara: “size hakk geldiği zaman siz hep böyle mi dersiniz? Bunun hiç büyüye (benzer bir yanı) var mı? Hem büyücüler asla kurtuluşa eremezler.” dedi.

10:78

قَالُوٓاْ أَجِئۡتَنَا لِتَلۡفِتَنَا عَمَّا وَجَدۡنَا عَلَيۡهِ ءَابَآءَنَا وَتَكُونَ لَكُمَا ٱلۡكِبۡرِيَآءُ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا نَحۡنُ لَكُمَا بِمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine onlar şöyle dediler: “Babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Biz size inanacak değiliz.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar dediler ki: “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (dinden ve yoldan) çevirmek ve ikiniz için yeryüzünde büyüklük (liderlik ve önderlik) sağlamak için mi bize geldin? Biz ikinize de asla inanacak değiliz.”

Mehmet Türk

Onlar (Mûsa’ya): “Sen babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden, (atalarımızın inanç ve geleneklerinden) bizi uzaklaştırmak ve ikiniz birden (Mûsa ve Hârûn olarak) yeryüzünün uluları olmak için mi bize geldin? Biz, sizin ikinize de kesinlikle inanmayacağız.” dediler.

10:79

وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ ٱئۡتُونِي بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Firavun, “Bana bütün bilgili büyücüleri getirin!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Firavun: “Bana bütün bilgin büyücüleri getirin” dedi.

Mehmet Türk

Ve Firavun: “Bana bütün usta büyücüleri toplayın getirin” dedi.

10:80

فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلۡقُواْ مَآ أَنتُم مُّلۡقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Büyücüler gelince Mûsâ onlara, “Atacağınızı atın!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Büyücüler geldiğinde Musa onlara: “Atacağınız şeyleri atın” dedi.

Mehmet Türk

Büyücüler gelince Mûsa onlara: “Hay-di hünerlerinizi gösterin bakalım.” dedi.

10:81

فَلَمَّآ أَلۡقَوۡاْ قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئۡتُم بِهِ ٱلسِّحۡرُۖ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبۡطِلُهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصۡلِحُ عَمَلَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar iplerini ve değneklerini atınca Mûsâ, “Sizin getirdiğiniz şey büyüdür, Allah onu mutlaka boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Sihirbazlar (atacaklarını) atınca, Musa dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini rast getirmez.”

Mehmet Türk

Onlar hünerlerini ortaya koyunca Mûsa onlara: “sizin yaptığınız kesinlikle büyüden başka bir şey değildir. Allah onu mutlaka boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini asla başarıya ulaştırmaz …”

10:82

وَيُحِقُّ ٱللَّهُ ٱلۡحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡمُجۡرِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Suçlular istemese de Allah, sözleriyle gerçeği ortaya çıkaracaktır!”

Cemal Külünkoğlu

Günahkârlar hoşlanmasalar da Allah, kelimeleriyle hakkı ortaya çıkarıp kanıtlayacaktır.

Mehmet Türk

“...ve Allah günâhkârlar hoşlanmasalar da mutlak doğruyu, sözleriyle ortaya çıkarır.” dedi.

10:83

فَمَآ ءَامَنَ لِمُوسَىٰٓ إِلَّا ذُرِّيَّةࣱ مِّن قَوۡمِهِۦ عَلَىٰ خَوۡفࣲ مِّن فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِمۡ أَن يَفۡتِنَهُمۡۚ وَإِنَّ فِرۡعَوۡنَ لَعَالࣲ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ

Bayraktar Bayraklı

Firavun ve etrafındakilerin, kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için, halktan bir grup gençten başka kimse Mûsâ'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, yeryüzünde ululuk taslayan bir diktatör ve haddi aşanlardan biri idi.

Cemal Külünkoğlu

Firavunun ve seçkin çevresinin kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için kavminden bir grup gençten başka kimse Musa’ya iman etmedi. Çünkü Firavun bölgesinde küstahça böbürlenen ve hak hukuk tanımayan (acımasız bir diktatör) idi.

Mehmet Türk

Firavun ve onun ileri gelenlerinin; kendilerine belâ olacakları korkusuyla Mûsa’ya (Firavun’un kavminden) küçük bir gurup dışında kimse îman etmedi. Çünkü Firavun kesinlikle yeryüzünde diktatörlük taslayan ve haddi aşanlardan (birisi) idi.

10:84

وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰقَوۡمِ إِن كُنتُمۡ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ فَعَلَيۡهِ تَوَكَّلُوٓاْ إِن كُنتُم مُّسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ dedi ki: “Ey kavmim! Eğer Allah'a inandıysanız ve O'na teslim olduysanız sadece O'na güvenip dayanın.”

Cemal Külünkoğlu

Musa dedi ki: “Ey halkım! Eğer Allah’a inanıyorsanız ve gerçekten O’na bağlanıp kendinizi teslim etmişseniz (Müslüman olmuşsanız) sadece O’na güvenin!”

Mehmet Türk

Mûsa da (kavmine): “Ey kavmim! Eğer gerçekten Allah’a îman etmişseniz (ve) Müslüman olmuşsanız, yalnız O’na güvenin.” dedi.

10:85

فَقَالُواْ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلۡنَا رَبَّنَا لَا تَجۡعَلۡنَا فِتۡنَةࣰ لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar da dediler ki: “Sadece Allah'a dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi o zâlimler topluluğu için deneme konusu kılma!”

Cemal Külünkoğlu

85-86.(Onlar da) şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a güvendik. Ey Rabbimiz! Zalim bir topluluğun zulmüne uğratmakla bizi imtihan etme! Bizi rahmetinle o inkârcılar topluluğundan kurtar!”

Mehmet Türk

Onlar da: “Biz Allah’a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizi zâlimler topluluğu için (onları bize musallat ederek) imtihan konusu kılma…”

10:86

وَنَجِّنَا بِرَحۡمَتِكَ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar!”

Cemal Külünkoğlu

85-86.(Onlar da) şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a güvendik. Ey Rabbimiz! Zalim bir topluluğun zulmüne uğratmakla bizi imtihan etme! Bizi rahmetinle o inkârcılar topluluğundan kurtar!”

Mehmet Türk

“…ve rahmetinle bizi, o kâfir toplumun şerrinden kurtar.” diye söz verdiler.

10:87

وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰ وَأَخِيهِ أَن تَبَوَّءَا لِقَوۡمِكُمَا بِمِصۡرَ بُيُوتࣰ ا وَٱجۡعَلُواْ بُيُوتَكُمۡ قِبۡلَةࣰ وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz de Mûsâ ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayınız ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapınız, namazlarınızı da dosdoğru kılınız. Ey Mûsâ! Müminleri müjdele!” diye vahyettik.

Cemal Külünkoğlu

(Bunun üzerine) Biz de Musa ile kardeşine şöyle vahyettik: “Mısır’da kavminiz için evler hazırlayın ve (bu) evlerinizi ibadet yerine dönüştürün ve namazı ikame edin. (Ey Musa!) İnananları (Allah’ın yardımıyla) müjdele!”

Mehmet Türk

Ve Biz Mûsa ile kardeşine: “Mısır’da kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazı dosdoğru ve devamlı kılın ve îman edenlere müjdeleyin.” diye vahyettik.

10:88

وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيۡتَ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةࣰ وَأَمۡوَٰلࣰ ا فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّواْ عَن سَبِيلِكَۖ رَبَّنَا ٱطۡمِسۡ عَلَىٰٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ وَٱشۡدُدۡ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ فَلَا يُؤۡمِنُواْ حَتَّىٰ يَرَوُاْ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ dedi ki: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen, Firavun ve kavmine dünya hayatında ziynet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! Onlara bu nimetleri, insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler diye mi verdin? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver.”

Cemal Külünkoğlu

Musa, (kardeşi Harun ile birlikte) şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavuna ve onun ileri gelen çevresine, bu dünya hayatında ihtişam ve zenginlik verdin. Ey Rabbimiz! Bunlar (verdiğin zenginlikleri zayıf kullarını) senin yolundan saptırmaları için (kullanmakta)dır. Ey Rabbimiz! Sen onların servetlerini yok et ve kalplerine darlık ver. Zira onlar, elem dolu azabı görünceye kadar iman etmeyecekler.”

Mehmet Türk

Mûsa da: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz Sen, Firavun’a ve onun çevresindekilere dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Ama Ey Rabbimiz! Sonuçta onlar, (bunlarla insanları) Senin yolundan saptırıyorlar. Ey Rabbimiz! Onların mallarını mahvet ve kalplerini şiddetle mühürle ki; onlar acıklı azabı görünceye kadar îman etmesinler.” diye duâ etti.

10:89

قَالَ قَدۡ أُجِيبَت دَّعۡوَتُكُمَا فَٱسۡتَقِيمَا وَلَا تَتَّبِعَآنِّ سَبِيلَ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, “İkinizin de duası kabul edilmiştir. O halde siz doğruluğa devam edin ve sakın o bilmezlerin yoluna gitmeyin!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Allah) buyurdu ki: “Bu dileğiniz kabul olundu. Doğrulukta devam edin ve sakın (o kendini ve hakkı) bilmeyenlerin peşine takılmayın!”

Mehmet Türk

(Allah); “ikinizin de duâsı kabul olunmuştur. Artık hak yoldan şaşmayın ve (eğriyi doğruyu) bilmeyenlerin yoluna sakın gitmeyin.” buyurdu.

10:90

۞وَجَٰوَزۡنَا بِبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡبَحۡرَ فَأَتۡبَعَهُمۡ فِرۡعَوۡنُ وَجُنُودُهُۥ بَغۡيࣰ ا وَعَدۡوًاۖ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَدۡرَكَهُ ٱلۡغَرَقُ قَالَ ءَامَنتُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱلَّذِيٓ ءَامَنَتۡ بِهِۦ بَنُوٓاْ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَأَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

İsrâiloğulları'nı denizden geçirdik; Firavun ve askerleri de zulmetmek ve saldırmak için onların arkalarına düştü. Nihayet boğulma tehlikesiyle burun buruna gelince Firavun, “Gerçekten İsrâiloğulları'nın inandığından başka tanrı olmadığına inandım, ben de Müslümanlardanım” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Derken (iman eden) İsrailoğullarını (Kızıl) denizden geçirdik. Firavun ve askerleri takip ve taarruz etmek için arkalarına düştü. Sonunda (Firavun) boğulmaya başlayınca: “İnandım, gerçekten de İsrailoğullarının iman ettiği Allah’tan başka tanrı yok, artık ben de (O’na) teslim olanlardanım” dedi.

Mehmet Türk

Ve İsrâil oğullarını denizden geçirince Firavun ve askerleri, azgınlık yapmak ve saldırmak üzere onların arkalarına düşmüşlerdi. Nihâyet (Firavun) boğulmakla yüz yüze kalınca: “Ben İsrâil oğullarının îman ettiğinden başka ilâh olmadığına kesinlikle îman ettim ve artık ben de Müslümanlardanım.” dedi.

10:91

ءَآلۡـَٰٔنَ وَقَدۡ عَصَيۡتَ قَبۡلُ وَكُنتَ مِنَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah şöyle buyurdu: “Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun.”

Cemal Külünkoğlu

91-92.(Biz de ona:) “Şimdi mi (iman ediyorsun)? Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. Senden sonrakilere ibret olman (ve zalimlerin âkibetinin nasıl olacağını görmeleri) için bugün senin (cansız) bedenini kurtaracağız” dedik. Doğrusu insanların çoğu ayetlerimize karşı umursamazlık gösteriyor.

Mehmet Türk

Daha önce (Allah’a) isyan ederken ve bozgunculuk yaparken değil de şimdi mi (aklın başına geldi?)

10:92

فَٱلۡيَوۡمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنۡ خَلۡفَكَ ءَايَةࣰۚ وَإِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنَ ٱلنَّاسِ عَنۡ ءَايَٰتِنَا لَغَٰفِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Bugün senin bedenini kurtaracağız ki senden sonra gelenlere ders olasın. Ama insanların çoğu âyetlerimizden gâfildir.”

Cemal Külünkoğlu

91-92.(Biz de ona:) “Şimdi mi (iman ediyorsun)? Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. Senden sonrakilere ibret olman (ve zalimlerin âkibetinin nasıl olacağını görmeleri) için bugün senin (cansız) bedenini kurtaracağız” dedik. Doğrusu insanların çoğu ayetlerimize karşı umursamazlık gösteriyor.

Mehmet Türk

Artık bugün sadece senin cesedini, senin arkandakilere bir ibret olması için kurtaracağız. Ama şüphesiz insanlardan birçoğu Bizim âyetlerimizden (ibret alamayacak kadar) gafildir.

10:93

وَلَقَدۡ بَوَّأۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ مُبَوَّأَ صِدۡقࣲ وَرَزَقۡنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ فَمَا ٱخۡتَلَفُواْ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقۡضِي بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz, İsrâiloğulları'nı iyi bir yere yerleştirdik ve onlara güzel rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler de, bilgi geldikten sonra ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, biz, İsrailoğullarını çok güzel (ve güvenli) bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar sunduk. Kendilerine hakikatin bilgisi (vahiy yoluyla) gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphe yok ki, Rabbin kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri konularda haklarında hüküm verecektir.

Mehmet Türk

Ve (arkasından) İsrâil oğullarını son derece güzel bir yere yerleştirdik ve onlara tertemiz şeylerden rızklar verdik de onlar kendilerine (vahiy yoluyla) ilim gelince hemen aralarında ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin onların aralarında anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında ki hükmünü, kıyamet günü verecektir.

10:94

فَإِن كُنتَ فِي شَكࣲّ مِّمَّآ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ فَسۡـَٔلِ ٱلَّذِينَ يَقۡرَءُونَ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكَۚ لَقَدۡ جَآءَكَ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sana indirdiğimizden şüphede isen, senden önce kitap okuyanlara sor! Andolsun, sana Rabbinden gerçek geldi. Sakın şüphelenenlerden olma!

Cemal Külünkoğlu

Eğer, sana indirdiğimiz (geçmiş nebilerin haberlerin)den kuşku duyuyorsan, senden önce (indirdiğimiz) kitabı okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana gerçek gelmiştir. O halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Eğer sana indirdiğimiz şeylerden bir şüphen varsa senden önce kitap okumakta olanlara da sor. Yemin olsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. Artık sakın şüphe edenlerden olma.

10:95

وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَتَكُونَ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Asla, Allah'ın âyetlerini de yalanlayanlardan olma, yoksa kaybedenlerden olursun.

Cemal Külünkoğlu

Sakın Allah’ın ayetlerine ilgi göstermekten (ve onları yaşamaktan) geri duranlardan olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun.

Mehmet Türk

Ve sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma. Sonra ziyana uğrayanlardan olursun.

10:96

إِنَّ ٱلَّذِينَ حَقَّتۡ عَلَيۡهِمۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Haklarında Rabbinin azap kelimesi sabit olanlar inanmazlar.

Cemal Külünkoğlu

Haklarında Rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar iman etmezler.

Mehmet Türk

Haklarında Rabbinin (ezeli ve ebedî ilmiyle bilerek söylediği;) “artık onlar îman etmeyecekler” sözü kesinleşenler var ya!

10:97

وَلَوۡ جَآءَتۡهُمۡ كُلُّ ءَايَةٍ حَتَّىٰ يَرَوُاْ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara bütün âyetler gelmiş olsa bile, elem verici azabı görünceye kadar inanmazlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar bütün âyetler/mucizeler önlerine gelse bile elem verici azabı görünceye kadar (inanmazlar).

Mehmet Türk

İşte onlara; acıklı azapla karşılaşacakları zamana kadar, ne tür mûcize getirirsen getir, (onlar asla îman etmezler.)

10:98

فَلَوۡلَا كَانَتۡ قَرۡيَةٌ ءَامَنَتۡ فَنَفَعَهَآ إِيمَٰنُهَآ إِلَّا قَوۡمَ يُونُسَ لَمَّآ ءَامَنُواْ كَشَفۡنَا عَنۡهُمۡ عَذَابَ ٱلۡخِزۡيِ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَمَتَّعۡنَٰهُمۡ إِلَىٰ حِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Yûnus'un toplumundan başka, herhangi bir ülke halkının da inanıp, inançlarının kendilerine fayda vermesi gerekmez miydi? Yûnus'un toplumu inanınca dünya hayatındaki azabı onlardan kaldırdık ve bir süreye kadar onları refah içinde yaşattık.

Cemal Külünkoğlu

Keşke azap gelmeden önce, iman edip de bu imanları kendilerine fayda vermiş bir memleket halkı bulunsaydı ya! Bunun tek istisnası Yunus’un halkıdır. (Onlar) iman edince, dünya hayatındaki o perişanlık azabını kendilerinden kaldırdık ve onlara bir zamana kadar refah verdik.

Mehmet Türk

Keşke Bize îman edince Bizim, onlardan dünya hayatında rezillik azabını kaldırdığımız ve kendilerini belirli bir süreye kadar (dünyadan) faydalandırdığımız Yûnus kavmi dışında, îman edip de îmanlarının kendilerine fayda verdiği başka şehirler de olsaydı.

10:99

وَلَوۡ شَآءَ رَبُّكَ لَأٓمَنَ مَن فِي ٱلۡأَرۡضِ كُلُّهُمۡ جَمِيعًاۚ أَفَأَنتَ تُكۡرِهُ ٱلنَّاسَ حَتَّىٰ يَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın?

Cemal Külünkoğlu

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederdi (ama onları özgür iradeleriyle baş başa bıraktı). O halde insanları mü’min olsunlar diye sen mi zorlayacaksın?

Mehmet Türk

Ve eğer Rabbin dileseydi elbette yeryüzündekilerin hepsi (Allah’a) toptan îman ederlerdi. O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın?

10:100

وَمَا كَانَ لِنَفۡسٍ أَن تُؤۡمِنَ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ وَيَجۡعَلُ ٱلرِّجۡسَ عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanamaz. O, akıllarını kullanmayanları murdar kılar.

Cemal Külünkoğlu

Allah izin vermedikçe (elbette ki) hiç kimse iman edemez. (Ama inanmak iradesi insanın elindedir. Allah) pisliği (huzursuzluğu, kokuşmuşluğu, azabı), akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.

Mehmet Türk

Hiçbir kimsenin Allah’ın izni olmaksızın îman etmesi mümkün değildir. Ve (Allah dilerse akıllarını kullanarak) îman etmeyen kimseleri pislik (şirk/küfür/azap) içerisinde bırakıverir.

10:101

قُلِ ٱنظُرُواْ مَاذَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَمَا تُغۡنِي ٱلۡأٓيَٰتُ وَٱلنُّذُرُ عَن قَوۡمࣲ لَّا يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bakın da ders alın!” Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Peygamber! Senden mucize isteyenlere) de ki: “Göklerde ve yerde neler var (neler) bir bakın (da ibret alın)! Ama iman etmek istemeyen bir topluluğa o ayetler ve o uyarılar bir fayda sağlamaz!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed insanlara) “Bakınız! Göklerde ve yerde olanlara... (onlar size bir şeyler söylemiyor mu?)” de. Fakat inanmayan bir topluma, mûcizeler ve uyarıcılar (asla) fayda vermez.

10:102

فَهَلۡ يَنتَظِرُونَ إِلَّا مِثۡلَ أَيَّامِ ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلِهِمۡۚ قُلۡ فَٱنتَظِرُوٓاْ إِنِّي مَعَكُم مِّنَ ٱلۡمُنتَظِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Onlar, sadece kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen günler gibisini bekliyorlar, öyle mi?” De ki: “O halde bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle beraber bekleyeceğim.”

Mehmet Türk

Galiba onlar, kendilerinden öncekilerin (başlarına belâlar getiren) günlerinin benzeri dışında, başka bir şey bekliyorlar. Sen de (onlara); “bekleyin bakalım, ben de sizinle beraber (başınıza gelecekleri) bekleyenlerdenim.” de.

10:103

ثُمَّ نُنَجِّي رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۚ كَذَٰلِكَ حَقًّا عَلَيۡنَا نُنجِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra biz, peygamberlerimizi ve aynı şekilde iman edenleri kurtarırız. İnananları kurtarmamız, üzerimize bir haktır.

Cemal Külünkoğlu

Sonra (azap günü geldiğinde) resullerimizi ve inananları kurtarırız. Bu hep böyle olmuştur. İnanıp güvenenleri kurtarmak boynumuzun borcudur.

Mehmet Türk

Sonunda (nasıl olsa) Biz Peygamberlerimizi ve îman edenleri kurtarırız. Zâten inananları böylece kurtarmamız bizim üzerimize bir borçtur.

10:104

قُلۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمۡ فِي شَكࣲّ مِّن دِينِي فَلَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِينَ تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِنۡ أَعۡبُدُ ٱللَّهَ ٱلَّذِي يَتَوَفَّىٰكُمۡۖ وَأُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ey İnsanlar! Benim dinimden şüphede iseniz, biliniz ki ben Allah'ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam; fakat ancak, sizi öldürecek olan Allah'a kulluk ederim. Bana, inananlardan olmam emrolundu.”

Cemal Külünkoğlu

(Onlara) de ki: “Ey insanlar! Eğer benim dinim hakkında şüphe içinde iseniz (bilin ki) ben, Allah’tan başka taptıklarınıza kulluk etmem ve ancak sizin hayatınıza son verecek olan Allah’a kulluk ederim. Ben, mü’minlerden olmakla emrolundum.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! ) “Ey insanlar! Eğer siz benim dinimden şüphe ediyorsanız, (haberiniz olsun ki) ben Allah’ı bırakıp da (Onun yerine) taptığınız şeylere asla tapmayacağım. Ben sadece sizin canlarınızı alma gücüne sahip olan Allah’a ibâdet ediyorum ve zâten ben de Ona îman etmekle emrolundum.” de.

10:105

وَأَنۡ أَقِمۡ وَجۡهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفࣰ ا وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Hanîf olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma” diye emrolundum.

Cemal Külünkoğlu

Ve: “(Her türlü batıl inanç ve ideolojilerden arınmış bir şekilde) yüzünü tevhid dinine döndür (her türlü sapmadan ve aracı fikrinden uzak dur), sakın müşriklerden olma!”

Mehmet Türk

Ve şunu iyi bil ki sen, (diğer bütün dinleri inkâr ederek) yüzünü sadece İslâmiyet’e dönmekle ve asla Allah’a ortak koşmamakla emrolundun.

10:106

وَلَا تَدۡعُ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكَ وَلَا يَضُرُّكَۖ فَإِن فَعَلۡتَ فَإِنَّكَ إِذࣰ ا مِّنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ı bırakıp da sana fayda ve zarar vermeyecek şeylere tapma! Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen elbette zâlimlerden olursun.

Cemal Külünkoğlu

“Ve Allah’tan başka, sana yararı da zararı da dokunmayacak olan şeylere yönelme (yalvarıp yakarma)! Eğer bunu yaparsan mutlaka zalimlerden olursun!”

Mehmet Türk

Ve sakın Allah’ı bırakıp da sana fayda da zarar da veremeyecek olanlara, ibâdet etme. Şâyet onlara ibâdet edecek olursan işte o zaman zâlimlerden olursun.

10:107

وَإِن يَمۡسَسۡكَ ٱللَّهُ بِضُرࣲّ فَلَا كَاشِفَ لَهُۥٓ إِلَّا هُوَۖ وَإِن يُرِدۡكَ بِخَيۡرࣲ فَلَا رَآدَّ لِفَضۡلِهِۦۚ يُصِيبُ بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦۚ وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur. Eğer Allah sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu geri çevirecek de yoktur. O, lütfunu kullarından dilediğine ulaştırır. O, affedicidir; merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Eğer Allah sana bir sıkıntı verirse, onu yine ancak Allah giderir. Sana bir iyilik dilediği takdirde; onun lütfunu geri çevirecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine verir. Çünkü O, mutlak bağış sahibidir, sonsuz rahmet kaynağıdır.

Mehmet Türk

Ve eğer Allah sana bir zarar dokundurursa artık Ondan başka onu bir giderecek ve eğer sana bir hayır dilerse de Onun lütfuna engel olabilecek hiçbir şey yoktur. (Allah) kullarından dilediğini (lütfuna) eriştirir, bağışlayan ve esirgeyen sadece Odur.

10:108

قُلۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدۡ جَآءَكُمُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكُمۡۖ فَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهۡتَدِي لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيۡهَاۖ وَمَآ أَنَا۠ عَلَيۡكُم بِوَكِيلࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ey İnsanlar! Size Rabbinizden hak olan Kur'ân gelmiştir. Artık kim doğru yola gelirse, ancak kendisi için gelecektir. Kim de saparsa, o da ancak kendi aleyhine sapacaktır. Ben sizin üzerinize vekil değilim.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Ey insanlar! Size Rabbinizden hak (resul ve Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de (Haktan) saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizin üzerinizde (davranışlarınızdan sorumlu) bir vekil değilim.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) “Ey insanlar! Muhakkak ki, Rabbiniz tarafından size (değişmeyen gerçek doğrular olan) hak gelmiştir. Artık bundan sonra her kim bu doğru yolu kabul ederse kendisini doğrultmuş, her kim de sapkınlığa düşerse kendi kendine sapkınlığa düşmüş olur. Ve ben de artık sizin üzerinize bir vekil değilim.”de.

10:109

وَٱتَّبِعۡ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ وَٱصۡبِرۡ حَتَّىٰ يَحۡكُمَ ٱللَّهُۚ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلۡحَٰكِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret! O hâkimlerin en üstünüdür.”

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Sana ne vahyolunduysa ona uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret! Çünkü hüküm verenlerin en hayırlısı O’dur.

Mehmet Türk

Sen sadece sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Zîrâ O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.