أَلۡهَىٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ
1,2. Ta ki ölüp kabre gelinceye kadar, çoklukla övünmek sizi oyaladı.
Mal mülk ve evladın çokluğuyla övünmek sizi oyalayıp durdu.
1,2. Aranızdaki çokluk yarışı, sizleri, (ölüp) kabre girinceye kadar oyaladı.
The Rivalry in world increase · Mekkî · 8 âyet · Nüzul sırası 16
The Surah takes its name from the word at takathur in the first verse.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
أَلۡهَىٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ
1,2. Ta ki ölüp kabre gelinceye kadar, çoklukla övünmek sizi oyaladı.
Mal mülk ve evladın çokluğuyla övünmek sizi oyalayıp durdu.
1,2. Aranızdaki çokluk yarışı, sizleri, (ölüp) kabre girinceye kadar oyaladı.
حَتَّىٰ زُرۡتُمُ ٱلۡمَقَابِرَ
1,2. Ta ki ölüp kabre gelinceye kadar, çoklukla övünmek sizi oyaladı.
Öyle ki mezarlıklara varıncaya kadar onlarla övünüyorsunuz.
1,2. Aranızdaki çokluk yarışı, sizleri, (ölüp) kabre girinceye kadar oyaladı.
كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ
3,4. Hayır! Yakında bileceksiniz! Yine hayır! Yakında bileceksiniz.!
Hayır! (Bunun doğru olmadığını) yakında göreceksiniz!
Sakın böyle olmayın! İleride bileceksiniz.
ثُمَّ كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ
3,4. Hayır! Yakında bileceksiniz! Yine hayır! Yakında bileceksiniz.!
Evet, evet! Siz, (bunun ne kadar kötü bir şey olduğunu) yakında bileceksiniz!
Sonra doğrusu! İleride (daha da iyi) bileceksiniz.
كَلَّا لَوۡ تَعۡلَمُونَ عِلۡمَ ٱلۡيَقِينِ
Hayır! Gerçeği kesin bilgi ile bilseydiniz.
İş, sizin bildiğiniz gibi değil! Eğer siz bu övünmenin neye mal olduğunu tam kavramış olsaydınız (böyle yapmaz, mal mülk ve evlat gibi dünyalıklarla övünmezdiniz).
5,6. Doğrusu! Keşke cehennemi kesinlikle göreceğinize (dünyadayken) kesin bir bilgi ile tam olarak inansaydınız.
لَتَرَوُنَّ ٱلۡجَحِيمَ
6,7. “Elbette cehennemi önceden görecektiniz. Evet onu çıplak gözle göreceksiniz.”
Elbette ki (siz bu yersiz övünmelerinizden dolayı) dünyayı cehenneme çevirdiğinizi göreceksiniz!
5,6. Doğrusu! Keşke cehennemi kesinlikle göreceğinize (dünyadayken) kesin bir bilgi ile tam olarak inansaydınız.
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيۡنَ ٱلۡيَقِينِ
6,7. “Elbette cehennemi önceden görecektiniz. Evet onu çıplak gözle göreceksiniz.”
Daha sonra, onu (cehennemi) kendi gözlerinizle kesin olarak (ahirette) göreceksiniz!
Yemin olsun ki daha sonra, cehennemi (âhirette) gözlerinizle göreceksiniz.
ثُمَّ لَتُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَئِذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ
“Nihayet o gün nimetlerden elbette hesaba çekileceksiniz.”
Nihayet o gün size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz!
Sonra da yemin olsun ki o gün, (size verilen) bütün nîmetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz.