أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ
Dini yalanlayanı gördün mü?
Allah’ın ahireti (ölümle başlayan gerçek hayatın varlığını) inkâr eden kimseyi hiç düşündün mü?
Baksana! Şu dini yalanlayana!
The Small kindnesses · Mekkî · 7 âyet · Nüzul sırası 17
The Surah has been titled after the word al-ma'un occurring at the end of the last verse.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ
Dini yalanlayanı gördün mü?
Allah’ın ahireti (ölümle başlayan gerçek hayatın varlığını) inkâr eden kimseyi hiç düşündün mü?
Baksana! Şu dini yalanlayana!
فَذَٰلِكَ ٱلَّذِي يَدُعُّ ٱلۡيَتِيمَ
İşte o, yetimi itip kakar.
İşte odur, yetimi itip kakan, koruması gerekirken ondan yüz çeviren,
İşte şu, öksüzü kovup azarlayana!
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ
Yoksulu doyurmaya teşvik etmez.
Yoksulun karnını doyurma sorumluluğunu umursamayan kimse.
Ve yoksula hakkı olan yiyeceği vermeye önayak olmayana.
فَوَيۡلࣱ لِّلۡمُصَلِّينَ
4,5. Namazlarından gaflette olarak namaz kılanların vay haline!
Yazıklar olsun o kimselere ki, kendilerini Hak’tan yana sanırlar,
Vay o namaz kılanların haline!
ٱلَّذِينَ هُمۡ عَن صَلَاتِهِمۡ سَاهُونَ
4,5. Namazlarından gaflette olarak namaz kılanların vay haline!
Oysa Hakikatin özünden habersiz, onun amacından büsbütün gafildirler.
5,6. Ki onlar; kıldıkları namazlarından gafildirler. Ve onu gösteriş için yaparlar.
ٱلَّذِينَ هُمۡ يُرَآءُونَ
Onlar gösteriş yapanlardır.
Onlar öyle kimselerdir ki, yaptıkları her şeyi gösteriş için yaparlar,
5,6. Ki onlar; kıldıkları namazlarından gafildirler. Ve onu gösteriş için yaparlar.
وَيَمۡنَعُونَ ٱلۡمَاعُونَ
Hayra da mâni olurlar.
Fakat iş, küçük bir yardımı paylaşmaya gelince, onu bile çok görürler.
Ve onlar, kimseye en ufak bir şey bile vermezler.