İçeriğe atla
Untold Serenity

32. As-Sajdah

The Prostration · Mekkî · 30 âyet · Nüzul sırası 75

السجدة

The Surah has been entitled As-Sajdah after the theme of Sajdah (prostration) as expressed in verse 15.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

32:1

الٓمٓ

Bayraktar Bayraklı

Elif, lâm, mîm.

Cemal Külünkoğlu

Elif, Lâm, Mîm.

Mehmet Türk

Elif. Lâm. Mîm.

32:2

تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ لَا رَيۡبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Kendinde şüphe olmayan bu kitabı, âlemlerin Rabbi olan Allah indirmektedir.

Cemal Külünkoğlu

Kendisinde şüphe olmayan (bu) Kitab’ın indirilişi, âlemlerin Rabbi (olan Allah tarafı)ndandır.

Mehmet Türk

Bu kitabın, âlemlerin Rabbi (olan Allah) tarafından indirildiğinde hiçbir şüphe yoktur.

32:3

أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰهُۚ بَلۡ هُوَ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوۡمࣰ ا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرࣲ مِّن قَبۡلِكَ لَعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa “onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır, o, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu uyarman için Rabbin tarafından gelen bir haktır/kitaptır. Umulur ki doğru yolu bulurlar.

Cemal Külünkoğlu

Yoksa: “Onu (Muhammed) uydurdu” mu diyorlar? Hayır; o, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu doğru yola gelsinler diye uyarman için Rabbin tarafından gelen bir haktır/kitaptır.

Mehmet Türk

Yoksa o (kâfirler): “Bunu (Muhammed) uydurdu” mu diyorlar? Hâlbuki o (Kitap) belki hak yolu bulurlar diye, senden önce kendilerine uyarıcı gönderilen bir toplumu, (tekrar) uyarman için Rabbin tarafından (indirilen) gerçek (Kitap)tır.

32:4

ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامࣲ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ مَا لَكُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِيࣲّ وَلَا شَفِيعٍۚ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde/evrede/dönemde yaratan, sonra arşı hakimiyeti altına alandır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçiniz vardır. Düşünüp ders almıyor musunuz?

Cemal Külünkoğlu

Gökleri, yeri ve ikisi arasında ne varsa hepsini altı evrede yaratan ve yarattığı her şeyin kanununu koyarak onlar üzerinde egemenlik kuran Allah’tır. O’ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. (Hal böyleyken) hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?

Mehmet Türk

Gökleri yeri ve her ikisinin arasındakileri altı zaman diliminde yaratan, sonra kâinatın yönetimini hâkimiyeti altına alan, Allah’tır. Sizin Ondan başka, dostunuz da şefâatçiniz de yoktur. Siz, hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?

32:5

يُدَبِّرُ ٱلۡأَمۡرَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ يَعۡرُجُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمࣲ كَانَ مِقۡدَارُهُۥٓ أَلۡفَ سَنَةࣲ مِّمَّا تَعُدُّونَ

Bayraktar Bayraklı

Gökten yere kadar bütün işleri O yönetir. Sonra, sizin saydığınız yıllardan bin yıla denk düşen bir günde bütün işler O'na çıkar.

Cemal Külünkoğlu

O, gökten yere kadar olan bütün işleri (kanunlarını koyarak) düzenleyip yönetir. Sonra da olup biten her şey bir günde/bir anda O’na ulaşır ki bu sizin saydığınız senelerden bin seneye denktir.

Mehmet Türk

Gökten yere kadar bütün işlerin, Onun tarafından idare edilmesi, sonra (bu işlerin) Onun huzuruna yükselmesi, size göre bin yıl kadar süren bir zaman diliminde olur.

32:6

ذَٰلِكَ عَٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Allah, görülen ve görülmeyen her şeyi bilir; çok güçlüdür; çok merhametlidir.

Cemal Külünkoğlu

O, yaratılmışların algı ve tasavvur alanının ötesindeki şeyleri de duyuları ve akıllarıyla kavrayabildiklerini de bilen, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

Mehmet Türk

İşte O (Allah) görülmeyeni de görüleni de bilen, çok şerefli (ve) pek merhametli olandır.

32:7

ٱلَّذِيٓ أَحۡسَنَ كُلَّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥۖ وَبَدَأَ خَلۡقَ ٱلۡإِنسَٰنِ مِن طِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

O, yarattığı her şeyi en güzel yaratmış ve insanın yaratılışına çamurdan başlamıştır.

Cemal Külünkoğlu

O, yarattığı her şeyi en güzel şekilde yaratan ve (ilk) insanı yaratmaya da çamurdan başlayandır.

Mehmet Türk

O her şeyi en güzel şekilde yaratan ve insanı yaratmaya çamurdan başlayandır.

32:8

ثُمَّ جَعَلَ نَسۡلَهُۥ مِن سُلَٰلَةࣲ مِّن مَّآءࣲ مَّهِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Sonra onun soyunu değersiz bir suyun özünden devam ettirmiştir.

Cemal Külünkoğlu

Sonra onun neslini bir sıvıdan, hakir bir suyun özünden çoğaltandır.

Mehmet Türk

Sonra, onun soyunu bayağı bir suyun özünden (süzerek) yaratan (da Odur).

32:9

ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦۖ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra ona güzel bir şekil verip kendi ruhundan üflemiştir. Size kulaklar, gözler ve kalpler vermiştir. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

Cemal Külünkoğlu

Sonra ona biçim verip, kendi ruhundan üfleyen ve (böylece) sizi hem işitme ve görme (melekeleri) hem de düşünce ve duygularla donatandır. (Buna rağmen) ne kadar da az şükrediyorsunuz!

Mehmet Türk

Daha sonra da onu düzenli bir şekle sokup, ona kendi rûhundan üfleyen (de Odur). (Ey insanlar!) Size kulak, gözler ve gönüller var eden (Allah’a) ne kadar da az şükrediyorsunuz?

32:10

وَقَالُوٓاْ أَءِذَا ضَلَلۡنَا فِي ٱلۡأَرۡضِ أَءِنَّا لَفِي خَلۡقࣲ جَدِيدِۭۚ بَلۡ هُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمۡ كَٰفِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Toprağın içinde kaybolduğumuzda, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?” derler. Gerçekten onlar, Rabblerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.

Cemal Külünkoğlu

(İnkârcılar:) “Biz toprağa karışıp yok olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?” derler. Gerçek şu ki; onlar Rablerine kavuşmayı inkâr edenlerdir.

Mehmet Türk

Ve (kâfirler): “Biz toprakta kaybolup gittikten sonra, yeniden mi yaratılacağız?” dediler. Doğrusu onlar, Rablerine kavuşmayı inkâr edenlerdir.

32:11

۞قُلۡ يَتَوَفَّىٰكُم مَّلَكُ ٱلۡمَوۡتِ ٱلَّذِي وُكِّلَ بِكُمۡ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ تُرۡجَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği vefat ettirecek ve sonra Rabbinize döndürüleceksiniz!”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği, (bir gün) sizi vefat ettirecek ve sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” de.

32:12

وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلۡمُجۡرِمُونَ نَاكِسُواْ رُءُوسِهِمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ رَبَّنَآ أَبۡصَرۡنَا وَسَمِعۡنَا فَٱرۡجِعۡنَا نَعۡمَلۡ صَٰلِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

O suçluların, Rabblerinin huzurunda başlarını eğerek, “Ey Rabbimiz! Gördük, duyduk. Artık bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım. Çünkü biz kesin olarak inandık” diyecekleri anı bir görsen!

Cemal Külünkoğlu

Suçluları, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: “Rabbimiz! Gördük ve dinledik. Artık bizi dünyaya geri çevir de iyi işler yapalım. Gerçekten biz, kesin olarak inandık” derlerken bir görsen!

Mehmet Türk

Eğer günâhkârları, Rablerinin huzurunda (pişmanlıklarından dolayı) başları öne eğilmiş olarak: “Ey Rabbimiz! (Şimdi) gördük ve duyduk. Bizi (dünyaya bir daha) gönder de gerçekten inananlar olarak (orada) doğru işler yapalım.” (diye yalvarırlarken) bir görsen.

32:13

وَلَوۡ شِئۡنَا لَأٓتَيۡنَا كُلَّ نَفۡسٍ هُدَىٰهَا وَلَٰكِنۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ مِنِّي لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz dileseydik herkesi doğru yola iletirdik. Fakat, “cehennemi tamamen cinlerden ve insanlardan dolduracağım” diye söz verdim.

Cemal Külünkoğlu

Eğer dileseydik, her insanı (dünyada zorla) doğru yola ulaştırırdık (ancak iyilerle kötüleri ayırt etmek için herkesi kendi iradesine bıraktık). Fakat: “Mutlaka cehennemi görünmeyen varlıkların ve insanların (kötüleriyle) tıka basa dolduracağım” şeklindeki sözüm gerçekleşecektir.

Mehmet Türk

Eğer Biz dileseydik herkesi (âhirette) kurtarırdık. Fakat Benim, “cehennemi kesinlikle cinlerin ve insanların (kâfirleriyle) tamamen dolduracağım.” sözüm, mutlaka gerçekleşecektir.

32:14

فَذُوقُواْ بِمَا نَسِيتُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَآ إِنَّا نَسِينَٰكُمۡۖ وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡخُلۡدِ بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Suçlulara, “Bu gününüze kavuşacağınızı unuttuğunuzdan dolayı cezanızı çekin! Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan dolayı süreli azabı tadın!” denilecektir.

Cemal Külünkoğlu

(Onlara şöyle denilecek:) “O hâlde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza (umursamamanıza) karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk (umursamadık). Yaptıklarınıza karşılık ebedî azabı tadın!”

Mehmet Türk

(Onlara o gün): “Öyleyse bu gününüzle karşılaşmayı unutmanızın (cezasını) çekin. Bugün Biz de sizi, gerçekten (cehennemde) unuttuk. Haydi, yaptıklarınıza karşılık ebedî azabı (bolca) tadın bakalım.” denilir.

32:15

إِنَّمَا يُؤۡمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُواْ بِهَا خَرُّواْۤ سُجَّدࣰ اۤ وَسَبَّحُواْ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَهُمۡ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ۩

Bayraktar Bayraklı

Bizim âyetlerimize ancak, onlar hatırlatıldığında secdeye kapanan, Rabblerini övgü ile tesbih eden ve büyüklük taslamayan kimseler inanırlar.

Cemal Külünkoğlu

Bizim mesajlarımıza ancak, kendilerine tebliğ edildiği zaman önünde derin bir hayranlık ve saygıyla eğilenler, Rablerinin sınırsız ihtişamını hamd ile yüceltenler ve asla büyüklük taslamayanlar inanırlar.

Mehmet Türk

Bizim âyetlerimize gerçekten ancak, bunlarla kendilerine uyarı yapılınca hemen secdeye kapananlar ve büyüklük taslamadan Rablerini hamd ile tesbih edenler, îman eder.

32:16

تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمۡ عَنِ ٱلۡمَضَاجِعِ يَدۡعُونَ رَبَّهُمۡ خَوۡفࣰ ا وَطَمَعࣰ ا وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar geceleyin yataklarından kalkarlar. Korku ve ümit içinde Rabblerine dua ederler. Verdiğimiz rızıklardan da karşılıksız yardım ederler.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar,) ibadet etmek için (geceleyin) yataklarından kalkarlar. Rablerine, (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua ederler. Verdiğimiz rızıklardan da (Allah için) karşılıksız verirler.

Mehmet Türk

Onların vücutları, korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak için, yataklardan uzak kalır ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden de Allah yolunda harcarlar.

32:17

فَلَا تَعۡلَمُ نَفۡسࣱ مَّآ أُخۡفِيَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعۡيُنࣲ جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yaptıklarına karşılık olarak onlar için, gözleri aydınlatıcı ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.

Cemal Külünkoğlu

Yaptıklarına karşılık, onlar için (ahirette) nice sevindirici ve göz kamaştırıcı nimetlerin saklı olduğunu hiç kimse bilmez.

Mehmet Türk

Hiç bir nefis (dünyada) yaptıklarına karşılık olarak, kendilerini (âhirette) nice göz kamaştırıcı (nîmetlerin) beklediğini bilemez.

32:18

أَفَمَن كَانَ مُؤۡمِنࣰ ا كَمَن كَانَ فَاسِقࣰ اۚ لَّا يَسۡتَوُۥنَ

Bayraktar Bayraklı

İnananla yoldan çıkan bir olur mu? Elbette bir olamazlar.

Cemal Külünkoğlu

Hiç inanan kimse yoldan çıkan kimse gibi olur mu? Elbette bunlar bir olmaz.

Mehmet Türk

Hiç îman eden kimse, yoldan çıkmış bir kimse gibi olur mu? Bunlar elbette eşit olmazlar.

32:19

أَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَلَهُمۡ جَنَّٰتُ ٱلۡمَأۡوَىٰ نُزُلَۢا بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

İnanıp iyi amelde bulunanlara gelince; onlar için, yaptıklarına karşılık konaklayacakları cennetler vardır.

Cemal Külünkoğlu

İnandıktan sonra doğru ve yararlı işler yapanlara gelince; onlar için yapmış oldukları işlere karşılık olarak barınacakları cennet konakları vardır.

Mehmet Türk

(Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlara, yaptıklarının karşılığı olarak, içerisinde kalacakları cennet (konakları) vardır.

32:20

وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُواْ فَمَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُۖ كُلَّمَآ أَرَادُوٓاْ أَن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَآ أُعِيدُواْ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمۡ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoldan çıkanlar ateşte konaklayacaklardır. Oradan her çıkmak istediklerinde, tekrar oraya geri döndürülürler ve kendilerine, “Yalanladığınız cehennem azabını tadın!” denir.

Cemal Külünkoğlu

Yoldan çıkmış olanların varacağı yer ateştir. Her ne zaman oradan çıkmak isteseler, tekrar oraya geri döndürülürler ve onlara: “Yalanladığınız ateş azabını tadın bakalım!” denir.

Mehmet Türk

Hak yoldan çıkanların içerisinde kalacakları yer ise, çıkmak istediklerinde her defasında içerisine tekrar atıldıkları cehennem ateşidir. Ve onlara: “Haydi! Ateşin yalanlayıp durduğunuz azabını tadın bakalım.” denilir.

32:21

وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَدۡنَىٰ دُونَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَكۡبَرِ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, biz onlara o büyük azaptan önce pek yakın/dünya azabı da tattıracağız. Belki dönerler!

Cemal Külünkoğlu

Belki dönüp yola gelirler diye onlara (ahiretteki) büyük azaptan önce mutlaka daha yakın azabı da (dünyada açlık, korku, esaret, zillet, musibet, deprem, afet gibi) tattıracağız.

Mehmet Türk

Belki yola gelirler diye onlara, o büyük (âhiret) azabından önce, yakın (dünya) azabından da mutlaka tattıracağız.

32:22

وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ ثُمَّ أَعۡرَضَ عَنۡهَآۚ إِنَّا مِنَ ٱلۡمُجۡرِمِينَ مُنتَقِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Rabbinin âyetleri kendilerine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenlerden daha zâlim kim vardır? Biz suçlulardan kesinlikle öç alacağız.

Cemal Külünkoğlu

Kendisine Rabbinin mesajları aktarıldığında onlara sırtını dönenden daha zalim kim olabilir? (Bu şekilde) günaha batmış olanlardan mutlaka intikam alacağız (onlara hak ettikleri cezayı vereceğiz)!

Mehmet Türk

Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra, onlara sırtını dönenden daha zâlim kim olabilir? Biz böyle günâh-kârlardan intikamımızı kesinlikle alırız.

32:23

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ فَلَا تَكُن فِي مِرۡيَةࣲ مِّن لِّقَآئِهِۦۖ وَجَعَلۡنَٰهُ هُدࣰ ى لِّبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz, Mûsâ'ya kitâbı verdik. Mûsâ'nın ona kavuştuğu hususunda hiç şüphe etme! Biz onu İsrâiloğulları'na bir rehber kıldık.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, Biz Musa’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. Hiç şüphen olmasın ki, sen de öyle bir kitaba kavuşacaksın. (Musa’ya verdiğimiz) o kitabı İsrailoğulları için bir kılavuz yapmıştık.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Bizim Mûsa’ya İsrâil oğullarına yol gösterici olarak verdiğimiz kitap (gibi) bir kitabın, sana da verildiğinden sakın şüphe etme.

32:24

وَجَعَلۡنَا مِنۡهُمۡ أَئِمَّةࣰ يَهۡدُونَ بِأَمۡرِنَا لَمَّا صَبَرُواْۖ وَكَانُواْ بِـَٔايَٰتِنَا يُوقِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sabretmelerinden dolayı onlardan, bizim emrimizle kendilerine doğru yolu gösteren önderler tayin ettik. Onlar, bizim âyetlerimize kesin olarak inanıyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

(İsrailoğullarından) sabrettiği ve (Tevrat’taki) ayetlerimize kesin olarak inandıkları müddetçe, Biz, emir ve irşadımızla onlardan (toplumlarına) doğru yolu gösteren önderler çıkardık.

Mehmet Türk

Biz sabretmeleri ve bizim âyetlerimize tereddütsüz inanmaları sebebiyle, onların içerisinden (insanları) emrimizle hak yola ulaştıran, önderler yetiştirdik.

32:25

إِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفۡصِلُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz ki Rabbin, kıyamet gününde bizzat kendisi, onların aralarında ihtilafa düştükleri konularda hükmünü verecektir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphe yok ki Rabbin, kıyamet gününde, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında, aralarında hükmedecektir.

Mehmet Türk

Şüphesiz senin Rabbin, kıyamet günü onların anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında, aralarını mutlaka ayıracaktır.

32:26

أَوَلَمۡ يَهۡدِ لَهُمۡ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ يَمۡشُونَ فِي مَسَٰكِنِهِمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٍۚ أَفَلَا يَسۡمَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Halen yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk edişimiz onları doğru yola sevketmedi mi? Bunlarda elbette dersler vardır. Hâlâ kulak vermiyorlar mı?

Cemal Külünkoğlu

Bugün yurtlarında dolaştıkları kendilerinden önceki nice kuşakları (yaptıkları yüzünden) helak etmiş olmamız, (yola gelmeleri için) onlara bir şey anlatmıyor mu? Hiç kuşkusuz bunda, aklını kullanan insanlar için nice ibretler ve deliller vardır; hâlâ gerçeğin sesine kulak vermeyecekler mi?

Mehmet Türk

(Mekkeli müşrikleri,) yurtlarında gezip durdukları, kendilerinden önce helâk ettiğimiz nice nesillerin (akıbeti,) hak yola yöneltmedi mi? Şüphesiz bütün bunlarda mûcizeler vardır. (Bunlara) hâlâ kulak vermeyecekler mi?

32:27

أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا نَسُوقُ ٱلۡمَآءَ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡجُرُزِ فَنُخۡرِجُ بِهِۦ زَرۡعࣰ ا تَأۡكُلُ مِنۡهُ أَنۡعَٰمُهُمۡ وَأَنفُسُهُمۡۚ أَفَلَا يُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kupkuru topraklara suyu ulaştırdığımızı, onunla gerek hayvanlarının gerekse kendilerinin yemekte oldukları ekini çıkarmakta olduğumuzu da görmüyorlar mı? Hâlâ görmeyecekler mi?

Cemal Külünkoğlu

Görmüyorlar mı ki; biz çorak toprağa suyu gönderiyoruz da onunla hem hayvanlarının hem de kendilerinin yiyeceği ekini yetiştiriyoruz. Hâlâ (gerçekleri) görmeyecekler mi?

Mehmet Türk

Kupkuru yerlere suyu ulaştırdığımızı, onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri bitkileri yetiştirdiğimizi görmüyorlar mı? Hâlâ da göremeyecekler mi?

32:28

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡفَتۡحُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Derler ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, bu hüküm günü ne zaman?”

Cemal Külünkoğlu

Bir de diyorlar ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, bu (bahsi geçen) kesin hüküm ne zaman verilecek?”

Mehmet Türk

(Bir de): “Eğer doğru söylüyorsanız, şu kıyamet ne zaman kopacak? (Olmazsa o gün inanalım)” diyorlar.

32:29

قُلۡ يَوۡمَ ٱلۡفَتۡحِ لَا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِيمَٰنُهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنظَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “İnkâr edenlere, hüküm gününde inanmaları hiçbir fayda vermez ve onlara süre de tanınmaz.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Kesin hükmün verileceği gün (hayatları boyunca) inkârda ısrar edenlere ne iman etmeleri fayda verecek ne de kendilerine mühlet verilecektir.”

Mehmet Türk

(Onlara): “Kıyamet günü, kâfirlere îmanları bir fayda vermeyecek ve onlara (îman etmeleri için) bir süre de tanınmayacak.” de.

32:30

فَأَعۡرِضۡ عَنۡهُمۡ وَٱنتَظِرۡ إِنَّهُم مُّنتَظِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Onlar da beklemektedirler.

Cemal Külünkoğlu

Artık onları kendi hallerine bırak ve onların beklediği gibi sen de (hakikatin ortaya çıkmasını) bekle!

Mehmet Türk

Ve hemen onlardan yüz çevir ve onların beklediği gibi, sen de (sonucu) biraz bekle.