Ey Peygamber! Allah'a saygılı ol! İnkârcılara ve münâfıklara itaat etme! Elbette Allah, her şeyi bilmektedir; her şeyi yerli yerince yapmaktadır.
Cemal Külünkoğlu
Ey Nebi! Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşa! İnkârcıların ve münafıklar(ın dedikoduları)a uyma! Şüphesiz Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Mehmet Türk
Ey Peygamber! Allah’a (karşı hata etmekten) sakın, kâfirlere ve münâfıklara itaat etme. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hüküm (ve hikmet) sahibidir.
Allah, hiçbir insanın içine iki kalp koymamıştır. Zıhâr yaptığınız/sırtlarını annenize benzettiğiniz eşlerinizi de analarınızın gibi saymadı ve evlatlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar, sizin dillerinize doladığınız sözlerdir. Allah, gerçeği söylemektedir, doğru yola O iletir.
Cemal Külünkoğlu
Allah hiç kimseye tek bedende iki kalp yaratmamıştır. (Aynen böyle) kendilerine zihâr yaptığınız (vücutlarını annelerinizin vücudu gibi haram saydığınız) eşlerinizi de hiçbir zaman sizin gerçek anneleriniz kılmamış ve evlatlıklarınızı da sizin gerçek çocuklarınız saymamıştır. Bunlar ağızlarınızla söylediğiniz boş ve anlamsız sözlerden ibarettir. Allah (mutlak) doğruyu söyler ve (size) doğru yolu ancak O gösterir.
Mehmet Türk
Nasıl ki Allah, bir insanın göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamışsa, zıhar yaptığınız eşlerinizi, sizin anneleriniz yapmamış ve evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız olarak yaratmamıştır. Bütün bunlar sizin ağzınızdan çıkan tamamen (bâtıl) sözlerdir. En doğruyu ancak, hak yola ulaştıran Allah, söyler.
Evlatlıklarınızı öz babaları adına çağrınız! Allah katında en doğru olan budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul ediniz. Yanılarak yaptıklarınızda size günah yoktur; ama kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır; merhamet edendir.
Cemal Külünkoğlu
(Evlatlık aldığınız çocuklara gelince:) Onları (gerçek) babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Onları çağırma konusunda farkına varmadan düşebileceğiniz hatalardan dolayı size bir vebal yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mehmet Türk
O (evlâtlıkları) babalarının isimleri ile çağırın. Bu Allah katında daha doğrudur. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız (şunu iyi bilin ki) onlar, sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Ancak gönülden isteyerek (bile bile) yaptıklarınızın dışındaki hatalarınızdan dolayı, sizin için bir günâh yoktur. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, pek de merhamet edicidir.
Peygamber, müminlere kendilerinden daha yakındır. Peygamber'in eşleri müminlerin anneleridir. Akraba olanlar, Allah'ın kitabına göre, birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız istisnadır. Bunlar kitapta yazılı bulunmaktadır.
Cemal Külünkoğlu
Nebi, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Akraba olanlar miras hususunda Allah’ın kitabına göre birbirlerine muhacirlerden ve Ensar’dan daha yakındır. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bunlar kitapta yazılmıştır.
Mehmet Türk
Peygamber mü’minlere kendilerinden daha yakındır. (Dolayısıyla) onun eşleri, onların anneleridir. Akrabalar da Allah’ın Kitabında (belirtildiği gibi) birbirlerine öteki Müslümanlardan ve muhâcirlerden daha yakındır. Ancak diğer dostlarınıza da güzel davranmanız gerekir. İşte bütün bunlar, bu kitapta yazılmıştır.
Bütün peygamberlerden, senden, Nûh'tan, İbrâhim'den, Mûsâ'dan, Meryem oğlu İsâ'dan söz aldığımızı hatırla! Biz onların hepsinden sağlam bir söz aldık.
Cemal Külünkoğlu
7-8.Hani Biz (verdiğimiz elçilik görevini yapmak hususunda) bir zamanlar nebilerden söz almıştık. Senden, Nuh’tan, İbrahîm’den, Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan. Evet, biz, onlardan sapa sağlam bir söz aldık ki vakti gelince (Allah), hepsine bu görevlerini sadakatle yerine getirip getirmediklerini sorsun! Gerçekleri örtbas eden inkârcılara ise korkunç bir azap hazırlanmıştır.
Mehmet Türk
7,8. Biz bir zamanlar senden, Nûh’tan, İbrahim’den, Mûsa’dan, Meryem’in oğlu İsa’dan ve tüm Peygamberlerden kesin sözlerini almıştık. İşte Biz (Peygamberlerden) o çok ağır sözü, doğrulardan doğruluklarını sormak ve kâfirlere de acıklı bir azap hazırlamak için aldık.
Allah, o doğru kişilere ne söylediklerini soracaktır. Allah inkâr edenler için de acıklı bir azap hazırlamıştır.
Cemal Külünkoğlu
7-8.Hani Biz (verdiğimiz elçilik görevini yapmak hususunda) bir zamanlar nebilerden söz almıştık. Senden, Nuh’tan, İbrahîm’den, Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan. Evet, biz, onlardan sapa sağlam bir söz aldık ki vakti gelince (Allah), hepsine bu görevlerini sadakatle yerine getirip getirmediklerini sorsun! Gerçekleri örtbas eden inkârcılara ise korkunç bir azap hazırlanmıştır.
Mehmet Türk
7,8. Biz bir zamanlar senden, Nûh’tan, İbrahim’den, Mûsa’dan, Meryem’in oğlu İsa’dan ve tüm Peygamberlerden kesin sözlerini almıştık. İşte Biz (Peygamberlerden) o çok ağır sözü, doğrulardan doğruluklarını sormak ve kâfirlere de acıklı bir azap hazırlamak için aldık.
Ey iman edenler! Size ordular saldırdığında, onların üzerlerine rüzgâr ve görmediğiniz askerler gönderen Allah'ın, size olan nimetini hatırlayınız! Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir.
Cemal Külünkoğlu
Ey inananlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın! Hani (Hendek savaşında sizi yok etmek için düşman) ordular size gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz (meleklerden) ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Mehmet Türk
Ey îman edenler! Allah’ın sizin üzerinizdeki nîmetini, hatırlayın. Hani size orduları geldiğinde, onlara karşı bir rüzgâr ve sizin göremediğiniz ordular göndermiştik. (İşte o zaman) Allah, sizin ne yaptığınızı görüp duruyordu.
Onlar, hem yukarınızdan hem aşağınızdan üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlaklara geldiği ve siz, Allah hakkında türlü türlü zanda bulunduğunuz zaman.
Cemal Külünkoğlu
Onlar yukarıdan (vadinin doğusundan) ve aşağıdan (vadinin batısından) üzerinize geldiklerinde ve gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Allah hakkında (yardım edip etmeyeceğine dair türlü) zanlarda bulunuyordunuz!
Mehmet Türk
Onlar, size hem üst tarafınızdan, hem de aşağı tarafınızdan saldırıya geçince, gözlerin feri kaybolmuş, yürekler ağızlara gelip dayanmış ve aklınıza Allah hakkında (birtakım) düşünceler gelmeye başlamıştı.
İçlerinden bir grup da, “Ey Yesrib halkı! Tutunacak bir yeriniz kalmadı, geri dönünüz” demişti. Onlardan başka bir grup da Peygamberden, “Evlerimiz korumasız kaldı” diyerek izin istiyordu. Oysa evleri korumasız değildi. Sadece kaçmak istiyorlardı.
Cemal Külünkoğlu
Ve (hatırla) içlerinden bazısı: “Ey Yesribliler (Medineliler)! Burada düşmana karşı koyamazsınız, mevzilerinizi bırakıp evlerinize dönünüz!” diyordu. Onlardan bir başka bölük: “Evlerimiz korunmasız!” diyerek nebiden izin istiyordu. Hâlbuki gerçekte evleri tehlikeye maruz değildi, onlar sadece savaştan kaçmak istiyorlardı.
Mehmet Türk
Onlardan bir grup: “Ey Yesrib’liler! Haydi, durmayın evlerinize dönün.” diyordu. Bir kısmı da: “Gerçekten evlerimiz korumasızdır.” diye Peygamberden izin istiyordu. Hâlbuki onların evleri korumasız değildi, onlar sadece kaçmak istiyorlardı.
Medine'nin her yanından üzerlerine saldırılsaydı da, o zaman savaşmaları istenseydi, şüphesiz hemen savaşa katılırlar ve fazla beklemezlerdi.
Cemal Külünkoğlu
Eğer Medine’nin etrafından üzerlerine gelinseydi, sonra da (düşman tarafından) kendilerinden kent içinde fitne çıkarmaları istenseydi, (münafıklar) hiç tereddüt etmeden bunu yapacaklardı.
Mehmet Türk
Eğer (o gün) onların etrafından üzerlerine saldırılsaydı sonra da kendilerinden fitne (çıkarmaları) istenseydi; şüphesiz onlar, bunu tereddütsüz yaparlardı.
Andolsun ki daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz, mesuliyeti gerektirir.
Cemal Külünkoğlu
Hâlbuki onlar, daha önce (Müslümanlarla birlikte savaşacaklarına ve) geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. (Ama unutmasınlar ki) Allah’a verilen sözün hesabı mutlaka sorulacaktır.
Mehmet Türk
Oysa onlar bundan önce; “Arkalarını dönüp, kaçmayacaklarına” dâir Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen sözün (hesabı âhirette) mutlaka sorulur.
De ki: “Eğer ölümden veya savaştan kaçarsanız, kaçmanızın size asla bir faydası olmaz! O takdirde de yaşatılacağınız süre çok değildir.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Eğer siz ölmekten ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. (Ne kadar yaşarsanız yaşayın zaten) pek az bir süre, (eceliniz gelinceye kadar) hayatta kalmanıza müsaade edilecektir.”
Mehmet Türk
(Onlara): “Eğer ölmekten veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size (dünyadan) kısa bir süre yararlanmanın dışında hiç bir fayda vermez.” de.
De ki: “Eğer Allah, size bir kötülük dilese veya size rahmet dilese, O'nun bu isteğine kim engel olabilir? Onlar kendilerine Allah'tan başka ne bir dost ne de yardımcı bulabilirler.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, Allah’tan sizi koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.
Mehmet Türk
(Bir de onlara): “Eğer (Allah) size bir kötülük isteyecek veya bir rahmet dileyecek olsa, Allah’tan size (gelen bu şeylere) kim engel olabilir ki?” de. Zâten onlar, Allah’tan başka bir dost da bir yardımcı da bulamazlar.
Allah, sizden savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine “Bize katılın!” diyenleri, kesin olarak bilmektedir. Zaten bunların pek azı savaşa gelir.
Cemal Külünkoğlu
18-19.Allah içinizden bozgunculuğa meyledip savaştan alıkoyan (münafık)ları ve kardeşlerine: “Bize katılın (savaşa gidip ölmeyin)” diyenleri de elbette biliyor. Zaten bunlardan pek azı dışındakiler savaşa gelmezler. (Savaşa gelseler bile) size karşı pek yardım etmek istemezler ve sizi kıskanırlar. Öte yandan (savaşta) tehlikeyi hissettikleri zaman da sanki ölüm tarafından çepeçevre kuşatılmışlar gibi gözleri dönmüş bir halde sana (yalvarırcasına) baktıklarını görürsün; tehlike geçtiğinde ise, iyiliğe karşı kıskançlık edip sivri ve keskin bir dille size hücum ederler. İşte bunlar inanmamışlardır; Allah da onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır: zira bu Allah için oldukça kolaydır.
Mehmet Türk
Gerçekten Allah içinizden “bize gelin” diyerek kardeşlerini (savaşmaktan) alıkoyanları ve kendilerinin de savaşa az bir menfaat karşılığında geldiklerini çok iyi biliyor.
Savaşa gelseler de sizin başarılı olmanızı istemezler. Hele korku gelip çattı mı, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince, ganimete karşı aç gözlülüklerinden dolayı, size sivri dillerini uzatırlar. Onlar iman etmiş değillerdir, bundan dolayı Allah, onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu, Allah için kolaydır.
Cemal Külünkoğlu
18-19.Allah içinizden bozgunculuğa meyledip savaştan alıkoyan (münafık)ları ve kardeşlerine: “Bize katılın (savaşa gidip ölmeyin)” diyenleri de elbette biliyor. Zaten bunlardan pek azı dışındakiler savaşa gelmezler. (Savaşa gelseler bile) size karşı pek yardım etmek istemezler ve sizi kıskanırlar. Öte yandan (savaşta) tehlikeyi hissettikleri zaman da sanki ölüm tarafından çepeçevre kuşatılmışlar gibi gözleri dönmüş bir halde sana (yalvarırcasına) baktıklarını görürsün; tehlike geçtiğinde ise, iyiliğe karşı kıskançlık edip sivri ve keskin bir dille size hücum ederler. İşte bunlar inanmamışlardır; Allah da onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır: zira bu Allah için oldukça kolaydır.
Mehmet Türk
(Zâten onlar) sizi hep kıskanırlar. Hele korku anı gelip çattığında onların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku anı gidince de ganîmete düşkünlüklerinden dolayı sizi sivri dilleri ile incitirler. İşte onlar, gerçekten îman etmemiş kimselerdir ve Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu ise Allah’a göre çok kolaydır.
Münâfıklar, düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlar. O düşman birlikleri yeniden gelecek olsa, onlara koşarak, çölde bedevîlerle birlikte yaşayıp sizin haberlerinizi sormayı temenni ederler. Onlar savaşta sizinle birlikte olsalardı da düşmanla çok az savaşırlardı.
Cemal Külünkoğlu
(Savaştan kaçıp evlerine saklanan bu münafıkların korku yüreklerine öylesine sinmişti ki, Medine’yi kuşatan birleşik) düşman kuvvetlerinin halâ (Medine’den) çekip gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer o kuvvetler bir daha geri dönecek olsaydı, (Medine’yi savunmak yerine) gönülden isterler ki, çöldeki bedevîler arasında bulunsunlar ve savaştaki durumunuzla ilgili haberleri uzaktan sorup öğrensinler. Gerçi aranızda bulunmuş olsalardı bile, göstermelik bir iki hareket dışında asla savaşmazlardı.
Mehmet Türk
O (münâfıklar) düşman birliklerinin gitmediklerini zannediyorlardı. Eğer düşman birlikleri geri gelecek olursa o (münâfıklar) çölde bedevîler arasına kaçıp, sizden gelecek haberleri uzaktan sormayı, yok eğer içinizde kalacak olurlarsa da savaşmayı pek az istiyorlardı.
Şüphesiz, sizden Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı uman ve Allah'ı çok ananlar için, Allah'ın Peygamberinde güzel bir örnek vardır.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki, sizden Allah’ın rızasını ve ahiretin saadetini arzu eden ve Allah’ı sürekli hatırda tutan (her an O’nunla beraber olduğu bilinciyle hayatına devam eden) kimseler için Allah’ın Resulü pek güzel bir örnektir.
Mehmet Türk
Gerçekten Allah’ı ve âhiret gününü uman ve Allah’ı sürekli (düşünce ve yaşayışıyla) ananlar için Allah’ın Elçisinde, pek güzel bir örnek vardır.
Müminler, düşman gruplarını gördüklerinde, “İşte, Allah'ın ve Peygamberinin bize vaad ettiği budur. Allah ve Peygamberi doğru söylemiştir” derler. Bu durum, onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini arttırmıştır.
Cemal Külünkoğlu
Mü’minler, (Peygamberin kendilerine önceden haber verdiği düşman) birliklerini görünce: “İşte bu, Allah’ın ve Resulünün bize haber verdiği ve vaatte bulunduğu şeydir. Allah ve Resulü, verdikleri her haber ve yaptıkları her vaatte elbette doğruyu söylerler.” Bu durum, onların (sadece) imanlarını ve teslimiyetlerini arttırmıştır.
Mehmet Türk
Müslümanlar, düşman birliklerinin (akıbetini) görünce: “işte bu Allah’ın ve Elçisinin bize vâdettiği sonuçtur. Demek ki Allah ve Elçisi, doğru söylemiş.” dediler. Ve (bu sonuç,) onların sadece îmanlarını ve (Allah’a) teslimiyetlerini arttırdı.
Delikanlı müminler, Allah'a verdikleri sözü yerine getirdiler. Onlardan bir kısmı bu uğurda can verdi, bir kısmı da can vermeyi beklemektedir. Onlar sözlerini asla değiştirmezler.
Cemal Külünkoğlu
Mü’minler arasında Allah adına verdikleri söze sadık kalan nice yiğitler vardır. Onlardan kimileri verdiği sözü yerine getirdi (canını imanına şahit tutarak şehit oldu), kimileri de (Allah için savaşmaya devam ederek şehid olmayı) beklemektedir. Onlar (verdikleri sözü) hiçbir şekilde değiştirmediler.
Mehmet Türk
İnananlardan öyle erkekler var ki, Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterip; kimi (şehit olarak) adaklarını gerçekleştirdi kimi de (şehit olmayı) beklemektedir. Ve onlar sözlerinden asla caymadılar.
Allah, o doğru kişileri doğruluklarından dolayı ödüllendirecek ve münâfıkları da dilerse cezalandıracak veya tövbelerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır; çok merhamet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
Allah, böylece sadık kalanları, doğruluklarına karşılık ödüllendirecek, ikiyüzlüleri de dilerse (yaptıkları yüzünden) azaba uğratacak veya tevbe nasip edip tevbelerini kabul buyuracak. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mehmet Türk
Allah (bu imtihanı) sözünde duranları sözlerinde durmalarından dolayı mükâfatlandırmak, münâfıkları da dilerse cezâlandırmak veya (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul etmek için (yapar.) Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, pek merhamet edendir.
Allah, inkâr edenleri, kinleriyle birlikte geri çevirdi. Onlar hiçbir başarı elde edemediler. Savaşta, inananlara Allah yeter. Allah çok kuvvetlidir; çok güçlüdür.
Cemal Külünkoğlu
Allah, (Hendek savaşında) inkârcıları hiçbir şey elde edemeden bütün öfke ve hiddetleri içinde yüzüstü bıraktı. Çünkü Allah’ın yardımı savaşta mü’minlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir.
Mehmet Türk
Allah, kâfirleri (savaştan) bir fayda elde edemeden öfkeleriyle yüzüstü bıraktı. Savaşta Allah (yardımcı olarak) mü’min-lere kâfi geldi. Çünkü Allah çok güçlüdür, çok üstündür.
Allah, kitap ehlinden düşman gruplara yardım edenleri kalelerinden indirip, kalplerine korku saldı. Siz onlardan bir grubu öldürüyor, bir grubu da esir alıyordunuz.
Cemal Külünkoğlu
(Allah,) Ehl-i Kitaptan olup da (Hendek savaşında) saldırganlara arka çıkanları da kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. (Öyle ki) siz (onlardan) bir kısmını öldürüyordunuz, bir kısmını ise esir alıyordunuz.
Mehmet Türk
(Allah, kendilerine) kitap verilenlerden (kâfirleri) destekleyenleri, bir kısmını öldürmeniz, bir kısmını da esir almanız (sûretiyle) kalelerinden indirdi ve onların kalplerine de korku saldı.
O, sizi onların topraklarına, evlerine, mallarına ve henüz ayak basmadığınız nice topraklara mirasçı kıldı. Allah'ın gücü her şeye yeter.
Cemal Külünkoğlu
(Böylece Allah,) sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara mirasçı yaptı. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Mehmet Türk
Ve Allah sizi o (Yahûdîlerin) topraklarına, yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadığınız nice yerlere mirasçı kıldı. Allah’ın gücü, her şeye yeter.
Ey Peygamber! Eşlerine şöyle de: “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de sizi güzellikle serbest bırakayım.”
Cemal Külünkoğlu
Ey nebi! Eşlerine söyle: “Eğer siz (yalnız) bu dünya hayatını ve onun cazibesini istiyorsanız, gelin size istediğinizi (boşanma bedellerinizi) vereyim ve (sonra da) sizi uygun bir şekilde salayım (boşayayım).”
Mehmet Türk
28,29. Ey Peygamber! Eşlerine: “Eğer siz, dünya hayatını ve onun güzelliklerini istiyorsanız, gelin sizi mihirlerinizi vererek güzelce boşayayım, yok eğer Allah’ı, Rasûlü’nü ve âhiret yurdunu istiyorsanız, şüphesiz Allah, içinizden Allah’ın istediği gibi iyi olanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” de.
“Yok eğer, Allah'ı, Peygamberini ve âhiret yurdunu istiyorsanız, biliniz ki Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir ödül hazırlamıştır.”
Cemal Külünkoğlu
“Yok, eğer Allah’ı, Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
Mehmet Türk
28,29. Ey Peygamber! Eşlerine: “Eğer siz, dünya hayatını ve onun güzelliklerini istiyorsanız, gelin sizi mihirlerinizi vererek güzelce boşayayım, yok eğer Allah’ı, Rasûlü’nü ve âhiret yurdunu istiyorsanız, şüphesiz Allah, içinizden Allah’ın istediği gibi iyi olanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” de.
Ey Peygamber hanımları! Sizden kim açık/kanıtlanmış bir edepsizlik yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır. Bu, Allah için kolaydır.
Cemal Külünkoğlu
Ey nebinin hanımları! Sizden kim açık bir edepsizlik yaparsa, onun cezası iki kat olur. Bu Allah için çok kolaydır.
Mehmet Türk
Ey Peygamber hanımları! Sizden kim (Peygamber’e karşı) açık bir kabahat işlerse, onun azabı, (âhirette) iki kat artırılır. Bu ise Allah’a göre pek kolaydır.
Sizden kim de, Allah ve Rasûl'üne itaat eder ve yararlı iş yaparsa, ona ödülünü iki kat veririz. Ona bol rızık hazırlamışızdır.
Cemal Külünkoğlu
Fakat hanginiz Allah’a ve Resulüne samimiyetle itaat eder, doğru ve yararlı işler yaparsa onu iki kat ödüllendiririz ve onun için (cennette de) en muhteşem rızıkları hazırlamışızdır.
Mehmet Türk
Ama sizden kim de Allah’a ve Rasûlü’ne gönülden itaat eder ve (inandığı) iyi işleri yaşarsa, ona mükâfatını iki kat veririz ve ona (âhirette de) muhteşem bir rızık hazırlarız.
Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer kötülükten korunursanız, yabancı erkeklere karşı çekici bir eda ile konuşmayınız; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Örfe uygun söz söyleyiniz.
Cemal Külünkoğlu
Ey nebinin hanımları! Siz, (diğer) kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (namahrem erkeklerle konuşurken) tatlı ve cilveli bir eda ile konuşmayın ki kalbinde (şehvetten arız) hastalık olan kimse (size) arzu duymasın! Daima yerinde ve uygun şekilde konuşun!
Mehmet Türk
Ey Peygamberin hanımları! Eğer (Allah’tan) hakkıyla sakınıyorsanız, (iyi bilin ki) siz diğer kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz! Kalbinde hastalık bulunanların kötü şeyler ummamaları için yumuşak ve tatlı bir edâ ile konuşmayın. Sözü güzel bir tarzda söyleyin.
Evlerinizde oturunuz, eski Câhiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayınız. Namazı kılınız, zekâtı veriniz; Allah'a ve Peygamberine itaat ediniz. Ey Ehli beyt! Allah, sizden sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Cemal Külünkoğlu
Evlerinizde vakarınızı (ağırbaşlılığınızı) koruyun! Önceki cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın! Namazı ikame edin, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin! Ey (Peygamber’in) ev halkı, Allah sizden yalnızca kiri (günahı) gidermek ve sizi (günahlardan) temizlemek istiyor.
Mehmet Türk
Önceki cahiliyyet döneminde olduğu gibi süslenerek dışarıya çıkmayıp, evlerinizde vakarla oturun. Namazı dosdoğru ve devamlı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin. Ey (Peygamberin) ev halkı! Gerçekten Allah, (bu emirlerle) sizi sadece günâhtan korumak ve tertemiz kılmak istiyor.
Evlerinizde okunan Allah'ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayınız. Şüphesiz ki Allah, her şeyin içyüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.
Cemal Külünkoğlu
Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve (O’nun) hikmetini düşünün! Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.
Mehmet Türk
Evlerinizde okunmakta olan Allah’ın âyetlerini ve hikmetini, (düşünüp) öğrenin. Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.
Müslüman kadınlar ve Müslüman erkekler; mümin erkekler ve mümin kadınlar; itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar; özü-sözü doğru erkekler, özü-sözü doğru kadınlar; sabreden erkekler ve sabreden kadınlar; gönülden saygı duyan erkekler ve gönülden saygı duyan kadınlar; sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar; oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar; ırzlarını koruyan erkekler, ırzlarını koruyan kadınlar; Allah'ı çok anan erkekler, Allah'ı çok anan kadınlar var ya; işte Allah bunlar için bir af ve büyük bir ödül hazırlamıştır.
Cemal Külünkoğlu
Şüphe yok ki, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, itaatkâr erkekler ve itaatkâr kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazı erkekler ve mütevazı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı sürekli hatırda tutan erkekler ve Allah’ı sürekli hatırda tutan kadınlar; işte Allah bunlar için bağış ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
Mehmet Türk
Şüphesiz Allah Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlara, mü’min erkekler ve mü’min kadınlara, itaat eden erkekler ve itaat eden kadınlara, doğru erkekler ve doğru kadınlara, sabırlı erkekler ve sabırlı kadınlara, mütevazı erkekler ve mütevazı kadınlara, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlara, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlara, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlara, Allah’ı çokça zikreden erkekler ve (Allah’ı çokça) zikreden kadınlara, büyük bir bağış ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
Allah ve Peygamberi bir işi emrettiğinde, hiçbir inanmış erkek ve kadının o işte tercih hakkı yoktur. Kim, Allah'ın ve Peygamberinin emrine aykırı hareket ederse, kesinlikle apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.
Cemal Külünkoğlu
Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdiği zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadının işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.
Mehmet Türk
Allah ve Rasûlü bir işe karar verdiği zaman, mü’min bir erkek ve mü’min bir kadının o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Rasûlü’ne isyan ederse, şüphesiz o, apaçık bir şekilde sapıtmıştır.
Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine yardım etiğin kişiye, “Eşinden ayrılma, Allah'a saygı duy” dediğin anı hatırla! Oysa sen, içinde Allah'ın açığa çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah, çekinmeye daha lâyıktır. Müminlere, evlatlıkları eşlerinden ayrıldıklarında onların boşanmış eşleriyle evlenmelerinde bir sıkıntı olmaması için Zeyd, eşinden ilgisini tamamen kesip ayrılınca onu sana nikâhladık. Allah'ın emri kesinleşmiştir.
Cemal Külünkoğlu
Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek sûretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye: “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın!” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, mü’minler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Allah’ın kendisine (îman) nîmeti verdiği, senin de kendisine (kölelikten azat) nîmeti verdiğin kişiye: “Eşini boşama ve Allah’tan sakın.” diyordun. İnsanlardan çekinerek Allah’ın (ileride) açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde gizliyordun. Oysa Allah, kendisinden çekinmene çok daha lâyıktı. Sonunda Zeyd, ondan ilişkisini kesip (boşayınca), Biz onu seninle evlendirdik. Biz bunu, evlatlıklarının ilişkilerini kesip (boşadıkları kadınlarla) mü’minlerin evlenmelerinde bir güçlük olmaması için yaptık. Böylece Allah’ın emri yerine getirilmiş oldu.
Allah'ın emrettiği bir şeyde peygamberine hiçbir sıkıntı yoktur. Bu, Allah'ın daha önce gelip geçmişlere uyguladığı bir yasasıdır. Allah'ın emri, mutlaka yerini bulur.
Cemal Külünkoğlu
Nebi üzerinde, Allah’ın onun için takdir edip gerekli kıldığı şeyde bir vebal ve sakınca yoktur. Daha önce gelip geçen (nebi)ler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın emri, kesinleşmiş bir hükümdür.
Mehmet Türk
Allah’ın kendisine farz kıldığı bir şeyden dolayı Peygamberi kınayamazsınız. (Zira bu,) Allah’ın daha önce geçenlerde de olan bir sünnetidir ve Allah’ın emri takdir edilmiş bir kaderdir, (mutlaka yerine gelir).
Peygamberler, Allah'ın mesajlarını tebliğ ederler. Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Cemal Külünkoğlu
Daha önce gelip geçen o resuller, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan sayıp çekinen, başka hiç kimseden çekinmeyen kimselerdir. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Mehmet Türk
O (Peygamberler) Allah’ın gönderdiklerini insanlara duyurur, Allah’tan başka kimseden korkmayıp sadece Ona hakkıyla saygı gösterirlerdi. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat Muhammed, Allah'ın peygamberi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilmektedir.
Cemal Külünkoğlu
Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Mehmet Türk
(Ey îman edenler!) Muhammed, sizin erkeklerinizden hiç birisinin (gerçek) babası değildir; O sadece, Allah’ın elçisi ve Peygamberlerin sonuncusudur. Ve Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Allah ve melekleri, sizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, sizi iyiliklerle kuşatırlar. O, inananlara son derece merhametlidir.
Cemal Külünkoğlu
O, sizi melekleri eşliğinde üzerinize indirdiği (vahiyle) destekleyip dimdik ayakta tutar ki, bu sayede sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın. O, mü’minler için sınırsız bir rahmet kaynağıdır.
Mehmet Türk
Sizi (küfür) karanlıklarından (îman) aydınlığına çıkarmak için Allah, size rahmet eder, melekleri de duâ eder. Çünkü O inananlara karşı çok merhametlidir.
Ey Peygamber! Biz seni bir şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Cemal Külünkoğlu
45-46.Ey nebi! Unutma ki biz seni (hakikatin) bir şahidi, bir müjdeleyici, bir uyarıcı hem de Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve (gönülleri) aydınlatan bir kandil olarak gönderdik.
Mehmet Türk
45,46. Ey Peygamber! Biz, seni sadece bir şahit, müjdeci, uyarıcı ve izni ile Allah’a çağıran bir davetçi ve yol gösteren bir ışık olarak, gönderdik.
Allah'ın izni ile Allah'a çağıran bir davetçi ve aydınlatan bir kandil olarak gönderdik.
Cemal Külünkoğlu
45-46.Ey nebi! Unutma ki biz seni (hakikatin) bir şahidi, bir müjdeleyici, bir uyarıcı hem de Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve (gönülleri) aydınlatan bir kandil olarak gönderdik.
Mehmet Türk
45,46. Ey Peygamber! Biz, seni sadece bir şahit, müjdeci, uyarıcı ve izni ile Allah’a çağıran bir davetçi ve yol gösteren bir ışık olarak, gönderdik.
Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp sonra kendileriyle cinsel ilşkiye girmeden onları boşarsanız, artık onlar üzerinde sizin sayıp duracağınız bir iddet bekletme hakkınız yoktur. Onlara bir miktar yardımda bulununuz ve onları güzellikle serbest bırakınız!
Cemal Külünkoğlu
Ey inananlar! Mü’min kadınları nikâh-layıp da henüz dokunmadan onları boşarsanız, onları iddet müddetince beklemeniz gerekmez. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.
Mehmet Türk
Ey îman edenler! Müslüman kadınları nikâhlayıp sonra henüz zifafa girmeden onları boşarsanız bu durumda sizin onların iddet beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Bir de onlara bir miktar mal verin ve onları güzellikle serbest bırakın.
Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana bahşettiği savaş esirleri arasından sağ elinin altında bulunanları sana helâl kıldık. Seninle beraber hicret eden amcanın, halanın, dayının ve teyzenin kızlarını da helâl kıldık. Eğer Peygamber kendisiyle evlenmek isterse, kendisini mehirsiz olarak peygambere bağışlayan herhangi bir mümin kadını da inananlara değil de sadece sana helâl kıldık. Sana bir sıkıntı olmaması için, biz, eşleri ve câriyeleri hakkında onlara neyi farz kıldığımızı kesinlikle biliyoruz. Allah çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.
Cemal Külünkoğlu
Ey Nebi! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana harp esiri olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber (Mekke’den Medine’ye) hicret (ederek İslâm’a bağlılıklarını kanıtlamış) amca kızlarını, hala kızlarını, dayı ve teyze kızlarını, bir de (evlilik bedeli olan mehir hakkından feragat ederek) kendisini nebiye hibe eden ve nebinin de kendisini nikâhlamak istediği mü’min kadını da (sana helâl kıldık). (Bütün bu hükümler) diğer mü’minlere değil, sadece sana mahsus bir ayrıcalıktır. Biz eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında mü’minlere ne farz kıldığımızı biliyoruz. (Seni bu hususta istisna ettik) ki senin için hiçbir darlık olmasın. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Mehmet Türk
Ey Peygamber! Sana bir zorluk olmaması için Biz, mihirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganîmet olarak verdiği kadın köleleri, amcanın, halalarının, dayının, teyzelerinin seninle beraber hicret eden kızlarını, bir de eğer kendisini Peygambere hibe eder ve Peygamber de kendisiyle evlenmeyi kabul ederse, böyle bir inanmış kadını, diğer Müslümanlara değil, sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Biz, (daha önce) eşleri ve kadın köleleri hakkında mü’minlere yapmaları gerekeni de bildirdik. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, pek merhamet edendir.
Hanımlarından dilediğinin yanında kalma sırasını erteler, dilediğini de öne alabilirsin. Sırasını ertelediklerinden arzuladıkların olursa onlara dönmende sana bir sakınca yoktur. Böyle yapman onları mutlu etmen, üzülmemelerini sağlaman, kendilerine verdiklerinle hepsinin razı olması için daha uygundur. Allah, sizin kalplerinizde olanı bilir ve son derece yumuşak davranır.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Muhammed!) Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanında tutarsın. (Ric’i talakla boşayıp) ayırdığını da tutmak istersen, bunda sana bir günah yoktur. Bu onların sevinmeleri, üzülmemeleri, yaptığın muameleden hepsinin hoşnut olmaları yönünden daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir ve müsamahası bol olandır.
Mehmet Türk
(Ey Peygamber!) O (eşlerinden) dilediğinin (yanında geceleme sırasını) geri bırakıp, dilediğini de yanına alabilirsin. Sırasını geri bıraktığın hanımlarından dilediğini tekrar yanına almanda da sana bir zorluk yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine râzı olmalarına daha uygundur. Allah gönüllerinizde ne varsa hepsinin bilir. Çünkü Allah her şeyi bilendir, (kullarına karşı) çok yumuşaktır.
Artık bundan sonra başka kadınlarla evlenmek sana helâl değildir. Güzellikleri seni büyülese bile, eşlerinden birini boşayıp başkasıyla evlenmen de yasaklanmıştır. Ama câriye hariç. Allah her şeyi gözetlemektedir.
Cemal Külünkoğlu
Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi görüp gözetleyendir.
Mehmet Türk
(Bir de) sana bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile, (başka) kadınlarla evlenmen ve bu eşlerini (boşayıp) yerine başka eşler alman, helâl değildir. Ancak kadın kölelerle evlenmen bunun dışındadır. Ve Allah, her şeyi görüp gözetendir.
Ey iman edenler! Siz, zamanını gözetmeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe Peygamber'in evlerine girmeyiniz. Ancak davet edildiğiniz vakit giriniz. Yemeği yediğinizde hemen dağılınız, sohbete dalmayınız. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o, bunu size söylemekten utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman, perde arkasından isteyiniz. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin, Allah'ın peygamberini üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olmaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.
Cemal Külünkoğlu
Ey inananlar! Yemek için çağrılmaksızın ve vaktine de bakmaksızın (vakitli vakitsiz) nebinin evlerine/odalarına (rasgele) girmeyin. (Erkenden gelip peygamberi rahatsız edecek şekilde beklemeyin yemeğin hazırlanmasını ya da toplantının başlamasını beklemeyin!) Çağrıldığınız zaman girin ve yemeği yiyince de hemen dağılın, söze dalıp eğleşmeyin. Çünkü bu (davranışınız) nebiyi rahatsız eder, fakat o size (bir şey) söylemekten çekinir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. (Bir de peygamberin) hanımlarından bir şey isteyeceğiniz (kendilerine bir şey soracağınız) zaman perde arkasından isteyin (odalarına öyle gelişigüzel dalmayın). Böyle davranmanız hem sizin kalplerinizin hem de onların kalplerinin temiz kalması için en uygun davranış şeklidir. (Şunu iyi bilin ki) Allah’ın resulünü (herhangi bir şekilde) incitmeniz ve kendisinden sonra onun eşleriyle evlenmeniz de size asla helâl değildir. Böyle bir şey yapmanız Allah katında çok büyük bir günahtır.
Mehmet Türk
Ey îman edenler! Peygamberin evlerine, bir yemeğe davet edilmedikçe, sadece yemek hazırlanmasını beklemek ve birbirinizle konuşmak için (rasgele) girmeyin. Ancak (yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince de hemen dağılın. Gerçekten bu halinizle siz Peygambere eziyet ediyorsunuz, ama o da size (bunu söylemekten) çekiniyor. Fakat Allah doğruyu söylemekten çekinmez. (Bir de) Peygamber’in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman, perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalplerinizi, hem de onların kalplerini daha temiz tutar. Sizin Allah’ın Elçisine eziyet etmeniz ve vefatından sonra da onun hanımlarıyla evlenmeniz asla (helal) olamaz. Doğrusu bu Allah katında çok büyük bir günâhtır.
Onlara babaları, oğulları, kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınları ve ellerinin altında bulunan câriyelerinden dolayı bir günah yoktur. Allah'tan sakınınız; şüphesiz Allah her şeye şâhittir.
Cemal Külünkoğlu
Onların (peygamber eşlerinin) babalarına, oğullarına, kardeşlerine, erkek kardeşlerinin veya kız kardeşlerinin oğullarına, kadın hizmetçilerine yahut ellerinin (altında) sahip oldukları (kadın köleleri)ne (serbestçe görünmelerinde) bir mahzur yoktur. (Ey Peygamber eşleri!) Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayın! Çünkü Allah, her şeye hakkıyla şahit olandır.
Mehmet Türk
Fakat onların babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları ve kadın köleleri ile (perdesiz konuşmalarında) bir sakınca yoktur. (Ey kadınlar!) Allah’a karşı (hata etmekten) sakının. Şüphesiz Allah her şeyi eksiksiz görmektedir.
Allah ve melekleri peygambere destek oluyorlar. Ey iman edenler! Siz de peygambere destek olunuz, ona yürekten bağlılığınızı ifade ediniz.
Cemal Külünkoğlu
Şüphe yok ki, Allah ve melekleri, Peygambere destek veriyor. Ey inananlar! Onu siz de destekleyin ve tam bir teslimiyetle onun rehberliğine teslim olun!
Mehmet Türk
Şüphesiz, Peygambere, Allah rahmet eder ve melekleri duâ eder. Ey îman edenler! Siz de ona hürmet edin ve tam teslim olun.
İnanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden dolayı incitenler, şüphesiz iğrenç bir iftira ve günah yüklenmiş olurlar.
Cemal Külünkoğlu
Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara hak etmedikleri (yapmadıkları) bir şeyden dolayı eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira(da bulunmuş) ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
Mehmet Türk
Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara yapmadıkları (bir iş) sebebiyle eziyet edenlere gelince; onlar da gerçekten iftira etmiş ve apaçık bir günâh yüklenmişlerdir.
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve inananların hanımlarına, dışarıya çıkarken “üstlerine örtü almalarını” söyle. Bu, onların tanınmasını ve incitilmemesini sağlayan en uygun yoldur. Allah çok bağışlayıcıdır; merhamet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
Ey Nebi! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, (dışarı çıkacakları zaman) bedenlerini örtecek cilbablarını/elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemeleri için daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mehmet Türk
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin hür kadınlarına; “(dışarıya çıktıklarında) dış elbiselerini üzerlerine giyinmelerini” söyle. Zîrâ onların tanınıp eziyet görmemeleri için en uygun olan (kıyafet) budur. Allah, çok bağışlayandır, pek merhametlidir.
Andolsun, münâfıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kötü haber yayanlar vazgeçmezlerse, seni onların üzerine süreriz. Sonra orada senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler.
Cemal Külünkoğlu
60-61.Andolsun ki, eğer münafıklar, kalplerinde (ahlaksızlıktan) bir hastalık olanlar ve şehirde dedikodu yapa(rak fesat çıkara)nlar, (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler. Onlar lanete uğramışlardır. Nerede ele geçirilirlerse yakalanırlar ve hemen öldürülürler.
Mehmet Türk
Yemin olsun, eğer münâfıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve Medîne’de kışkırtıcı haberler yayanlar (bu hareketlerinden) vazgeçmezlerse, Biz seni onlara saldırtırız, sonra onlar orada, seninle birlikte ancak çok az bir süre kalabilirler.
Nerede bulunurlarsa, lanetlenmiş olarak yakalanır ve öldürülürler.
Cemal Külünkoğlu
60-61.Andolsun ki, eğer münafıklar, kalplerinde (ahlaksızlıktan) bir hastalık olanlar ve şehirde dedikodu yapa(rak fesat çıkara)nlar, (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler. Onlar lanete uğramışlardır. Nerede ele geçirilirlerse yakalanırlar ve hemen öldürülürler.
Mehmet Türk
(Hatta) görüldükleri yerde yakalanırlar ve lânetlenmiş olarak, teker teker öldürülürler.
İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi Allah katındadır. Nereden bileceksin, belki de zamanı çok yakındır.”
Cemal Külünkoğlu
İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Allah katındadır.” Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir.
Mehmet Türk
İnsanlar, sana kıyametin (ne zaman kopacağını) soruyorlar. (Sen onlara): “Onu ancak Allah bilir.” de. (Doğrusu) kıyametin kopma zamanı pek yakın bile olsa bu sana bildirilmemiştir.
Allah, kâfirleri lanetlemiş ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır.
Cemal Külünkoğlu
64-65.Allah kâfirlere lânet etmiş (rahmetinden mahrum bırakmış) ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. Onlar, orada (cehennemde) ebedî olarak kalacaklar ve hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır.
Mehmet Türk
Gerçekten Allah, kâfirlere lânet etmiş ve onlara çılgın bir ateş hazırlamıştır.
Onlar, orada süreli olarak kalacaklardır. Ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
64-65.Allah kâfirlere lânet etmiş (rahmetinden mahrum bırakmış) ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. Onlar, orada (cehennemde) ebedî olarak kalacaklar ve hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır.
Mehmet Türk
(Onlar) orada, bir dost ve yardımcı bulamadan ebedî olarak kalacaklardır.
Şöyle söylemeye devam edeceklerdir: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de, bizi yoldan çıkardılar.”
Cemal Külünkoğlu
68-68.Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize uyduk da bizi yoldan saptırdılar. Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle rahmetinden mahrum et!”
Mehmet Türk
Ve: “Ey Rabbimiz! Gerçekten biz, efendilerimize ve büyüklerimize uyduk, onlar da bizi hak yoldan saptırdılar.” derler.
“Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları şiddetli bir şekilde lanetle!”
Cemal Külünkoğlu
68-68.Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize uyduk da bizi yoldan saptırdılar. Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle rahmetinden mahrum et!”
Mehmet Türk
(Ve devamla): “Ey Rabbimiz! Onlara (bizim azabımızın) iki katı azap ver ve onlara en büyük bir şekilde lânet et” (derler.)
Ey iman edenler! Siz de Mûsâ'ya eziyet edenler gibi olmayın! Nihayet Allah, onu, dedikleri şeyden temize çıkardı. Mûsâ, Allah katında şerefli idi.
Cemal Külünkoğlu
Ey inananlar! Siz de Musa’ya (iftira ederek) eziyet edenler gibi olmayın! Allah onu, onların dedikleri şeyden temize çıkardı. O, Allah katında itibarlı bir kimse idi.
Mehmet Türk
Ey îman edenler! Mûsa’ya eziyet edip de Allah’ın Mûsa’yı onların dediklerinden temize çıkarttığı kimseler gibi olmayın. Zîrâ o, Allah katında çok şerefli idi.
Ey iman edenler! Allah'a saygı gösterin ve doğru söz söyleyin!
Cemal Külünkoğlu
70-71.Ey inananlar! Allah’ın emirlerine uygun yaşayın ve (her zaman) doğruyu konuşun, doğru söz söyleyin ki, Allah işlerinizi yoluna koysun (değerli kılsın) ve günahlarınızı affetsin. Ve (bilin ki) kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse büyük bir zafere erişmiş olur.
Mehmet Türk
Ey îman edenler! Allah’a karşı hata etmekten sakının ve sözü daima doğru ve yerinde söyleyin.
Böyle yaparsanız, Allah, işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim, Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.
Cemal Külünkoğlu
70-71.Ey inananlar! Allah’ın emirlerine uygun yaşayın ve (her zaman) doğruyu konuşun, doğru söz söyleyin ki, Allah işlerinizi yoluna koysun (değerli kılsın) ve günahlarınızı affetsin. Ve (bilin ki) kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse büyük bir zafere erişmiş olur.
Mehmet Türk
(Böylece) O (Allah) da işlerinizi düzeltsin, günâhlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Elçisine itaat ederse o, kesinlikle en büyük kazanç (olan cennete) kavuşur.
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zâlimdir; çok câhildir.
Cemal Külünkoğlu
Gerçek şu ki, biz emaneti (akıl ve iradeyi), göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, sorumluluğundan korktular. Onu, pek zalim ve cahil olduğu halde insan yüklendi.
Mehmet Türk
Gerçekten Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar, bunu yüklenmekten kaçınıp ondan korktular. Fakat o (emaneti, sadece) insan yüklendi. (Buna rağmen) o (insan cinsi) çok zâlim, çok cahildir.
Allah, münâfık erkeklere ve münâfık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara azap edecek; inanan erkeklerin ve inanan kadınların da tövbesini kabul buyuracaktır. Allah affedendir; merhamet edendir.
Cemal Külünkoğlu
Allah münafık erkeklerle münafık kadınlara, müşrik erkeklerle müşrik kadınlara azap edecek, mü’min erkeklerle mü’min kadınların da tevbelerini kabul edecektir. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mehmet Türk
(Emaneti insana yüklememizin sebebi ise): Allah’ın münâfık erkeklere ve münâfık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara azap etmek, Müslüman erkeklerin ve Müslüman kadınların da tövbelerini kabul etmek istemesidir. Çünkü Allah çok bağışlayandır, pek merhamet edendir.