The Surah takes its name Al Mu'min from verse 28, implying thereby, that it is a Surah in which Al Mu'min (the Believer of Pharaoh's people) has been mentioned.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
40:1
حمٓ
Bayraktar Bayraklı
Hâ, mîm.
Cemal Külünkoğlu
1-2-3. Hâ Mîm. Bu Kitab’ın indirilişi, mutlak güç sahibi, (her şeyi) hakkıyla bilen, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı ağır ve lütfu sınırsız olan Allah tarafındandır. Ondan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O’nadır.
2,3. Bu kitap, mutlak galip, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi olan Allah tarafından indirilmiştir. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş ancak O'nadır.
Cemal Külünkoğlu
1-2-3. Hâ Mîm. Bu Kitab’ın indirilişi, mutlak güç sahibi, (her şeyi) hakkıyla bilen, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı ağır ve lütfu sınırsız olan Allah tarafındandır. Ondan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O’nadır.
Mehmet Türk
Bu Kitabın indirilmesi, çok şerefli ve her şeyi bilen Allah tarafındandır.
2,3. Bu kitap, mutlak galip, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi olan Allah tarafından indirilmiştir. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş ancak O'nadır.
Cemal Külünkoğlu
1-2-3. Hâ Mîm. Bu Kitab’ın indirilişi, mutlak güç sahibi, (her şeyi) hakkıyla bilen, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı ağır ve lütfu sınırsız olan Allah tarafındandır. Ondan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O’nadır.
Mehmet Türk
(O Allah) günâhı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı şiddetli, lütfu bol olandır. Kendisinden başka ilâh yoktur, dönüş ancak Onadır.
Onlardan önce Nûh toplumu ve bunların ardından da işbirlikçi gruplar, peygamberlerini yalanlamışlar ve her toplum kendi peygamberini yakalayıp etkisiz hale getirmek istemiştir. Bâtılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!
Cemal Külünkoğlu
Onlardan önce Nuh’un kavmi ve onlardan sonraki topluluklar da (elçileri) yalanlamıştı. Öyle ki, her ümmet kendi resulünü yakalayıp cezalandırmaya (öldürmeye) azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış (gördüler)!
Mehmet Türk
Onlardan önce Nûh toplumu ve daha sonra gelen farklı toplumlar da (Peygamberlerini) yalanladılar. Hattâ her ümmet, kendi Peygamberini öldürmeğe (bile) yeltenip, hakkın yerine bâtılı hâkim kılmak için çalıştılar. Ben de onları helâk ediverdim. (Sonunda) Benim cezâlandırmam, nasılmış? (gördüler.)
Egemenlik tahtını taşıyan ve onun çevresinde bulunan melekler, Rabblerine hamdederekO'nu anarlar. O'na inanır ve müminler için şöyle af dilerler: “Ey Rabbimiz, sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın. Tövbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!”
Cemal Külünkoğlu
Arşı yüklenip taşıyanlar ve onun çevresindeki şuurlular Rablerini hamd ile tespih ederler (O’nu güzel sıfatlarıyla anıp över ve Kendisine yaraşmayan her türlü sıfattan tenzih ederler, O’nun yüklediği sorumluluğu yerine getirirler). Ve sadece O’na inanır ve güvenirler. Diğer iman edenler için de şöyle af dilerler: “Rabbimiz, Sen’in rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde, tevbe ile Sana yönelen ve Sen’in yoluna uyanları bağışla ve onları kızgın alevli ateş azabından koru!”
Mehmet Türk
Allah’ın hükümranlığına tam teslim olanlar ve Onun katında bir değeri bulunanlar, Rablerini hamd ile yüceltir. Ona hakkıyla inanır ve îman edenler için de: “Ey Rabbimiz! Sen rahmet ve ilminle her şeyi kuşatırsın, tevbe edenleri ve senin yolunda gidenleri affet ve onları cehennem azabından koru.” diyerek af dilerler.
“Rabbimiz, onları ve babalarından, eşlerinden, çocuklarından iyi olan kimseleri, onlara söz verdiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz üstün olan sensin; hikmet sahibi olan sensin, sen!”
Cemal Külünkoğlu
“Ey Rabbimiz! Onları da onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da kendilerine vaad ettiğin ebedi cennetlerine koy! Şüphesiz ki sen üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibisin.”
Mehmet Türk
(Ve devamla:) “Ey Rabbimiz! Onları da babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da kendilerine vâdettiğin Adn cennetlerine girdir. Çok güçlü, hüküm (ve hikmet) sahibi olan ancak Sensin.”
“Onları kötülüklerden koru! O gün sen, kimi kötülüklerden korursan ona merhamet etmişsindir. Bu, en büyük kurtuluştur.”
Cemal Külünkoğlu
“Onları kötülüklerden koru! Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, o gün muhakkak ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük kurtuluştur.”
Mehmet Türk
“Ve onları, bütün kötülüklerden koru. Sen kimi kötülüklerden korursan o gün onu gerçekten bağışlamışsındır. İşte en büyük kurtuluş budur” (diye duâ ederler.)
İnkâr edenlere şöyle seslenilir: “Allah'ın buğzu, sizin kendinize olan öfkenizden daha büyüktür. Çünkü imana çağırıldığınızda inkâr ederdiniz.”
Cemal Külünkoğlu
(Cehenneme giren) İnkârcılara (o gün) şöyle seslenilir: “Allah’ın size olan gazabı/öfkesi sizin şu anda, (cehenneme girmeye bizzat kendi iradenizle karar verdiğiniz için) kendinize olan öfkenizden daha şiddetlidir. Çünkü siz imana çağrıldığınız halde inkâr etmeyi tercih etmiştiniz.”
Mehmet Türk
Şüphesiz o gün kâfirlere: “Siz, îmana çağırıldığınızda (gerçekleri) inkâr ederken, Allah’ın size olan öfkesi, sizin (şimdi) kendi kendinize olan öfkenizden çok daha büyüktü.” denilecek.
İnkâr edenler, “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz günahlarımızı itiraf ettik. Çıkış için bir yol var mı?” derler.
Cemal Külünkoğlu
(Onlar da) şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu yok mu?”
Mehmet Türk
Kâfirler de: “Ey Rabbimiz! (Korkumuzdan) öldük öldük dirildik, artık günâhlarımızı da itiraf ettik. Şimdi bize (şu cehennemden), bir çıkış yolu var mı?” derler.
Sizin bu cezanızın sebebi, tek olan Allah'a çağırıldığınızda inkâr etmeniz, O'na şirk koşulduğunda inanmış olmanızdır. Artık hüküm, yüce ve büyük olan Allah'ındır.
Cemal Külünkoğlu
Onlara şöyle cevap verilir: “Bu hale düşmenizin sebebi, Allah’ın birliğine inanmaya çağırıldığınızda reddederdiniz. Ama O’ndan başkalarına tanrısal nitelikler yüklendiğinde onlara inanırdınız. Artık (yapacak bir şey yok) şimdi ne yaparsanız yapın, her konuda hüküm verme yetkisi, yücelik ve azamet sahibi olan Allah’ındır!”
Mehmet Türk
(Bunun üzerine onlara): “Siz zâten hep böylesiniz. Tek olan Allah’a çağırıldığı zaman (Allah’ı) inkâr eder, Ona şirk koşulunca da (putlara) inanırdınız. Artık (bugün) hüküm, çok yüce ve büyük olan Allah’ındır.” denilecek.
Âyetlerini size gösteren ve gökten size rızık indiren O'dur. Ancak O'na yönelenler öğüt alır.
Cemal Külünkoğlu
O (Allah, varlığına, eşsizliğine, benzersizliğine ve büyüklüğüne delalet eden) âyetlerini size gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. (Bunlardan) ancak O’na yönelen düşünüp ibret alır.
Mehmet Türk
Size mûcizelerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren Odur. Fakat bunları ancak Ona gönül verip düşünenler anlar.
Kâfirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na dua ediniz.
Cemal Külünkoğlu
O hâlde, (Ey mü’minler!) İnkârcılar hoşlanmasalar da dinini bütün yanlarıyla içten kabul ederek ve yalnız O’nun rızasını düşünerek Allah’a kulluk edin!
Mehmet Türk
Öyleyse kâfirler hoşlanmasa da dini yalnız Allah’a has kılarak sadece Ona, gönülden yalvarın.
O, dereceleri yükseltendir, egemenlik tahtının sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için, emrinden olan ruhu/Cebrail'i, kullarından dilediğine indirir.
Cemal Külünkoğlu
(İnsanların davranışlarına göre) dereceleri yükselten, arşın sahibi (Allah), buluşma günü hakkında uyarmak için emrinden olan ruhu (vahyi) kullarından dilediğine indirir.
Mehmet Türk
Çünkü dereceleri yükselten, kâinatın tek hâkimi olan, kıyametin (dehşetini) haber vermek için kullarından dilediğine emriyle melek (indirip vahiy) gönderen sadece O (Allah’tır).
O gün onlar ortaya çıkarlar. Hiçbir şeyleri Allah'a gizli kalmaz. “Bugün mülk kimindir?” “Tek ve her şeyin üstesinden gelen Allah'ındır.”
Cemal Külünkoğlu
O gün, insanların (özlerinin bulunduğu yerden yeniden yaratılarak dışarı) çıkacağı ve her hallerinin bütün çıplaklığıyla ortaya konacağı gündür. Onlarla ilgili hiçbir şey Allah’tan saklı kalmayacak (her şey olduğu gibi gerçek yüzüyle ortaya konacak ve şöyle bir ses duyulacak. “Ey zorba diktatörler, söyleyin bakalım:) Bugün hükümranlık kimindir?” (Aynı sesle cevap verilecek) “Bütün varlıklar üzerinde tek ve mutlak otorite Sahibi olan Allah’ındır” (olacak)
Mehmet Türk
O gün onların, bütün foyalarının ortaya çıktığını ve hiç bir şeylerinin Allah’tan gizlenemeyeceğini (anladıkları) gündür. (İşte o gün) hükümranlık, tek ve her şeye istediği gibi hâkim olan Allah’tan başka kimin olabilir?
Herkes kazandığının karşılığını görür. O gün hiçbir haksızlık yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
Cemal Külünkoğlu
O gün herkes, ne yapmış ise onun karşılığını alacak ve o gün kimseye zerre kadar haksızlık edilmeyecek. Muhakkak ki Allah hesapları pek çabuk görendir.
Mehmet Türk
Bugün her insan ancak kazandığının karşılığını görür. Bugün (kimseye) zulmedilmez. Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir.
Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Yürekler gırtlaklara dayanacaktır, habire yutkunacaklar. Zâlimlerin ne bir dostu, ne de sözü dinlenir yardımcıları olacaktır.
Cemal Külünkoğlu
Yaklaşmakta olan (kıyamet) günü konusunda onları uyar! O gün yürekler gırtlaklara kadar gam ve tasa ile dolacaktır. Zalimlerin (onları azaptan kurtaracak) ne yakın bir dostu ne de (sözü) dinlenir bir şefaatçisi olacaktır.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Onları, yaklaşmakta olan, yüreklerin gırtlaklara dayanıp yutkunup duracakları o (kıyamet) günü ile uyar. (O gün,) zâlimlerin koruyucusu da sözü dinlenecek bir şefâatçisi de olmayacaktır.
Allah adaletle hükmeder, O'nu bırakıp taptıkları şeyler, hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir; görendir.
Cemal Külünkoğlu
Allah, hak ve adaletle hükmeder. O’ndan başka yalvarıp taptıkları varlıklar ise hiçbir hüküm veremezler. Şüphesiz Allah her şeyi işiten, her şeyi görendir.
Mehmet Türk
Allah adaletle hükmeder. Oysa (kâfirlerin) Allah’ı bırakıp da yalvardıkları kimseler, hiç bir şeye hükmedemezler. Gerçekten O (Allah) her şeyi işitendir, görendir.
Onlar, yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görsünler! Öncekiler, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri yönünden bunlardan daha da üstündüler. Böyleyken, Allah onları günahları sebebiyle yakaladı. Onları Allah'ın gazabından koruyan da olmadı.
Cemal Külünkoğlu
Onlar yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olan inkârcıların sonunun ne olduğunu görmüyorlar mı? Onlar, (kendilerinden) hem daha güçlüydüler hem de yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı. Ama Allah, onları günahları sebebiyle yakaladı da kendilerini Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse bulunamadı.
Mehmet Türk
O (kâfirler) yeryüzünde gezip dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının ne olduğunu hiç görmüyorlar mı? Hâlbuki onlar kuvvet ve yeryüzündeki eserleri bakımından kendilerinden daha güçlü idiler. Fakat Allah onları günâhları sebebiyle helâk ediverdi ve onları Allah’ın helâkinden (kurtaracak) bir koruyucu da olmadı.
Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apaçık mucizeler getirdikleri halde inkâr etmeleri idi. Allah da kendilerini yakalayıverdi. Doğrusu O, kuvvetlidir; azabı da pek çetindir.
Cemal Külünkoğlu
Çünkü onlar öyle kimselerdi ki, resulleri onlara açık belgelerle gelirdi de onu inkâr eder (ve kötülüklerine devam ederler)di. Bu yüzden Allah da onları kıskıvrak yakaladı ve cezalandırdı. O, mutlak kuvvet sahibidir, cezalandırması pek çetin olandır.
Mehmet Türk
Çünkü onlar, Peygamberleri kendilerine apaçık mûcizeler getirir getirmez (onları) inkâr ettiler. Allah da onları helâk ediverdi. Şüphesiz O, çok güçlüdür, cezâsı çok şiddetli olandır.
23,24. Andolsun ki biz, Mûsâ'yı mucizelerimizle ve apaçık delille Firavun, Hâmân ve Kârûn'a gönderdik. Onlar, “Bu, yalancı bir büyücüdür” dediler.
Cemal Külünkoğlu
23-24.Andolsun, Musa’yı da ayetlerimizle ve apaçık bir kanıtla Firavun’a, (Veziri) Haman’a ve Karun’a göndermiştik de onlar şöyle demişlerdi: “(Bu) tam yalancı bir sihirbazdır!”
Mehmet Türk
23,24. Yemin olsun Mûsa’yı (da) âyetlerimizle ve apaçık bir mûcizeyle Firavuna, Hâmâna ve Kârûna gönderdik. Fakat onlar: “Bu yalancıdır (ve) büyücüdür.” dediler.
23,24. Andolsun ki biz, Mûsâ'yı mucizelerimizle ve apaçık delille Firavun, Hâmân ve Kârûn'a gönderdik. Onlar, “Bu, yalancı bir büyücüdür” dediler.
Cemal Külünkoğlu
23-24.Andolsun, Musa’yı da ayetlerimizle ve apaçık bir kanıtla Firavun’a, (Veziri) Haman’a ve Karun’a göndermiştik de onlar şöyle demişlerdi: “(Bu) tam yalancı bir sihirbazdır!”
Mehmet Türk
23,24. Yemin olsun Mûsa’yı (da) âyetlerimizle ve apaçık bir mûcizeyle Firavuna, Hâmâna ve Kârûna gönderdik. Fakat onlar: “Bu yalancıdır (ve) büyücüdür.” dediler.
İşte Mûsâ, tarafımızdan kendilerine hakkı getirince, “Onunla beraber, iman edenlerin erkek çocuklarını öldürünüz, kadınlarını sağ bırakınız!” dediler. Ama kâfirlerin tuzağı elbette boşa çıkar.
Cemal Külünkoğlu
(Musa, Firavun’a ve tebaasına) tarafımızdan gönderilmiş hakikatleri getirince şöyle dediler: “İman edip, Musa ile birlikte olanların oğullarını öldürün, kadınlarını ise sağ bırakın (Kıptilerle evlendirerek, iman edenlerin nüfusunun çoğalmasını engelleyin!)” Ama inkârcıların tuzakları, neticede boşa çıkmaya mahkûmdur.
Mehmet Türk
Bunun üzerine (Mûsa) kendilerine tarafımızdan gerçekleri getirince: “Onunla birlikte îman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın.” dediler. Kâfirlerin tuzağı (bile) sapkınlıktan başka (bir şey) değildir.
Firavun dedi ki: “Bırakın beni, şu Musa’yı öldüreyim de o varsın Rabbine yalvarıp dursun! Ben gerçekten, O’nun dininizi değiştireceğinden veya ülkede bozgunculuk çıkaracağından endişe ediyorum.”
Mehmet Türk
Firavun: “Bırakın beni, Mûsa’yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvara dursun. Zîrâ ben, onun dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum.” dedi.
Mûsâ da, “Ben, hesap gününe inanmayan her büyüklük taslayandan, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığınırım” dedi.
Cemal Külünkoğlu
Buna karşılık Musa da: (“Dinleyin, ey insanlar!”) “Ben, hesap gününe inanmayan bütün kibirli (ve küstah zorbalardan), benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan (Allah’)a sığınmışım!” dedi.
Mehmet Türk
Mûsa: “Gerçekten ben hesap gününe inanmayan tüm büyüklük taslayanlardan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz (olan Allah)’a sığınırım.” dedi.
Firavun ailesinden olup imanını gizleyen bir mümin şöyle dedi: “Siz bir adamı, ‘Rabbim Allah'tır diyor' diye öldürecek misiniz? Halbuki o, Rabbinizden size apaçık mucizeler getirmiştir. Eğer o yalancı ise yalanı kendisinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği azabın bir kısmı olsun gelip size çatar. Şüphesiz Allah, haddi aşan ve yalancı kimseyi doğru yola eriştirmez.”
Cemal Külünkoğlu
Firavunun yakın çevresinden olan ve imanını gizleyen bir kişi de şöyle dedi: “Bir adamı, Rabbim Allah dediği için öldürecek misiniz? Hâlbuki o size Rabbinizden delillerle gelmiştir. Buna rağmen o eğer bir yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir. Fakat eğer doğru söyleyen ise, (o zaman da) size vaadettiklerinin bir bölümü size isabet eder. Çünkü Allah, haddi aşarak Kendisi hakkında yalan söyleyen hiç kimseyi başarıya ulaştırmaz, doğru yola iletmez.”
Mehmet Türk
(Bunun üzerine) Firavun’un ailesinden, (o zamana kadar) îmanını gizleyen inanmış bir adam, şöyle dedi: “Siz, Rabbim Allah’tır dediğinden dolayı, size Rabbinizden apaçık belgeler getiren bir adamı mı öldüreceksiniz? (Sonra) eğer o yalancı ise yalanı kendi zararınadır. Yok, eğer doğru söylüyorsa (o zaman) sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelebilir. Şüphesiz Allah ölçüyü kaçıranı, çok yalan söyleyeni, hak yola asla ulaştırmaz.”
“Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak hükümranlık sizindir. Ama Allah'ın azabı bize gelip çatarsa, kim bize yardım edebilir?” Firavun, “Ben size kendi görüşümü söylüyorum ve yine size ancak doğru yolu gösteriyorum” dedi.
Cemal Külünkoğlu
(Musa) “Ey benim halkım! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama eğer Allah’ın cezasına maruz kalırsak O’nun azabından bizi kim kurtarır?” Firavun da şöyle dedi: “Ben size kendi görüşümden başkasını uygun görmüyorum ve ben size ancak doğru yolu gösteriyorum.”
Mehmet Türk
“Ey kavmim! Buraların güçlüleri olarak bugün hâkimiyet sizdedir. Eğer Allah’tan bir azap gelirse, bize kim yardımcı olabilir?” dedi. (Bunun üzerine) Firavun da: “Ben, size sadece kendi görüşümü gösteriyor ve sizi en doğru yola yöneltiyorum.” dedi.
30,31. İman etmiş olan kişi dedi ki: “Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nûh kavminin, ‘Âd, Semûd ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi toplulukların başlarına gelen bir sonuçtan korkuyorum. Allah, kullarına bir zulüm dileyecek değildir.”
Cemal Külünkoğlu
30-31.İman etmiş olan (o kimse) dedi ki: “Ey kavmim! Doğrusu ben Nuh kavminin, Ad, Semûd ve onlardan sonra gelen toplulukların (Allah’tan gelen elçileri yalanlamaları ve insanlara zulmetmeleri yüzünden) başlarına gelen (azap) gününün sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum! (Kul kendine zulmetmedikten sonra,) Allah, kullarına asla zulmetmek istemez.”
Mehmet Türk
Îman eden adam: “Ey kavmim! Ben geçmiş ümmetlerin (helâk edildiği) günler gibi bir günün, sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum.”
30,31. İman etmiş olan kişi dedi ki: “Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nûh kavminin, ‘Âd, Semûd ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi toplulukların başlarına gelen bir sonuçtan korkuyorum. Allah, kullarına bir zulüm dileyecek değildir.”
Cemal Külünkoğlu
30-31.İman etmiş olan (o kimse) dedi ki: “Ey kavmim! Doğrusu ben Nuh kavminin, Ad, Semûd ve onlardan sonra gelen toplulukların (Allah’tan gelen elçileri yalanlamaları ve insanlara zulmetmeleri yüzünden) başlarına gelen (azap) gününün sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum! (Kul kendine zulmetmedikten sonra,) Allah, kullarına asla zulmetmek istemez.”
Mehmet Türk
“Tıpkı, Nûh, Âd, Semûd ve onlardan sonra gelen toplumların durumu gibi. (Şunu iyi bilin ki) Allah, kullarına asla zulüm etmek istemez.”
32,33. “Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağırışıp çağırışma gününden, arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah'tan kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”
Cemal Külünkoğlu
32-33.“Ve ey kavmim! Doğrusu ben sizin için o feryat (edeceğiniz) ve arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah’(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi (yaptıkları yüzünden) sapıklıkta bırakırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”
Mehmet Türk
32,33. “Ve ey kavmim! Doğrusu ben sizin için o herkesin feryat ederek arkasını dönüp kaçmak isteyeceği (kıyamet) gününden korkuyorum. O gün sizi Allah’ın azabından kurtaracak kimse de yoktur. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici de yoktur.”
32,33. “Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağırışıp çağırışma gününden, arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah'tan kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”
Cemal Külünkoğlu
32-33.“Ve ey kavmim! Doğrusu ben sizin için o feryat (edeceğiniz) ve arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah’(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi (yaptıkları yüzünden) sapıklıkta bırakırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”
Mehmet Türk
32,33. “Ve ey kavmim! Doğrusu ben sizin için o herkesin feryat ederek arkasını dönüp kaçmak isteyeceği (kıyamet) gününden korkuyorum. O gün sizi Allah’ın azabından kurtaracak kimse de yoktur. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici de yoktur.”
Andolsun ki daha önce de Yûsuf size açık deliller getirmişti. Siz onun getirdiklerinden de şüpheye düşmüştünüz. Yûsuf ölünce, “Allah ondan sonra bize asla bir peygamber göndermeyecek” demiştiniz. Allah aşırı giden, çok şüpheci olanları işte böyle saptırır.
Cemal Külünkoğlu
Bundan önce size delillerle Yusuf gelmişti. O zaman da onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Nihayet o ölünce de: “Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri (yaptıkları yüzünden) böyle sapıklıkta bırakır.
Mehmet Türk
“Yemin olsun, size daha önce Yûsuf da apaçık deliller getirmişti. O zaman onun size getirdikleri hakkında da şüphe edip durmuştunuz. Sonunda o, vefat edince: ‘Allah, ondan sonra da kesinlikle bir Peygamber göndermeyecek’ demiştiniz. Allah ölçüyü kaçıran şüphecileri işte böyle saptırır.”
Onlar, kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan Allah'ın âyetleri hakkında tartışırlar. Bu, Allah katında da inananlar katında da büyük nefrete sebep olur. Allah, kibirli her zorbanın kalbini böyle mühürler.
Cemal Külünkoğlu
Bunlar, Allah’ın ayetleri üzerinde kendilerine gelmiş bir delil bulunmadan tartışırlar. Onların bu hareketleri hem Allah indinde hem de iman edenler nazarında pek kötü, pek çirkin bir davranıştır. Allah büyüklük taslayan her zorbanın kalbini (yaptıkları yüzünden) işte böyle mühürler.
Mehmet Türk
“Ellerinde kendilerine gelen hiç bir delil bulunmaksızın, Allah’ın âyetleriyle mücadele edenler, Allah’ın huzurunda ve îman edenlerin yanında çok kötü (kimseler)dir. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini de işte böyle mühürler.” dedi.
Firavun şöyle dedi: “Ey Hâmân! Bana bir kule yap. Belki yolları bulabilirim.”
Cemal Külünkoğlu
36-37.Firavun (alayla) dedi ki: “Ey Hâmân! Bana görkemli bir kule yap! Belki böylece (amacımı gerçekleştirecek) araçlara ulaşırım da Musa’nın ilahını görebilirim. Çünkü ben onun (elçilik davasında) yalancı olduğunu düşünüyorum. İşte böyle, yaptığı kötülükler Firavun’a güzel göründü ve bu nedenle (doğru) yoldan alıkondu. Firavun’un tuzağı hüsrandan başka bir şeye yaramadı.
Mehmet Türk
36,37. (Bunun üzerine) Firavun: “Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap, yollara, göklerin yollarına ulaşırım da belki Mûsa’nın ilâhının ne olduğunu anlarım. Çünkü ben, onun yalancı olduğu kanaatindeyim” dedi. Böylece Firavun’a yaptığı kötü işi, güzel göründü ve (bu yüzden) hak yoldan alıkonuldu. Firavun’un tuzağı hüsrandan başka (bir işe de) yaramadı.
“Göklerin yollarını. Böylece Mûsâ'nın tanrısını görürüm! Ben, Mûsâ'nın kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum” dedi. İşte Firavun'a, yaptığı kötülük süslü gösterildi ve doğru yoldan alıkonuldu. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.
Cemal Külünkoğlu
36-37.Firavun (alayla) dedi ki: “Ey Hâmân! Bana görkemli bir kule yap! Belki böylece (amacımı gerçekleştirecek) araçlara ulaşırım da Musa’nın ilahını görebilirim. Çünkü ben onun (elçilik davasında) yalancı olduğunu düşünüyorum. İşte böyle, yaptığı kötülükler Firavun’a güzel göründü ve bu nedenle (doğru) yoldan alıkondu. Firavun’un tuzağı hüsrandan başka bir şeye yaramadı.
Mehmet Türk
36,37. (Bunun üzerine) Firavun: “Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap, yollara, göklerin yollarına ulaşırım da belki Mûsa’nın ilâhının ne olduğunu anlarım. Çünkü ben, onun yalancı olduğu kanaatindeyim” dedi. Böylece Firavun’a yaptığı kötü işi, güzel göründü ve (bu yüzden) hak yoldan alıkonuldu. Firavun’un tuzağı hüsrandan başka (bir işe de) yaramadı.
“Kim bir kötülük işlerse, ona denk bir ceza görür. Kadın veya erkeklerden kim mümin olarak yararlı bir iş yaparsa, işte onlar cennete girecekler; orada onlara hesapsız rızık verilecektir.”
Cemal Külünkoğlu
“Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü’min olarak doğru ve yararlı iş yaparsa, işte onlar cennete girecek ve orada onlara hesapsız rızık verilecektir.”
Mehmet Türk
“Kim bir kötülük işlerse, sadece tam karşılığıyla cezâlandırılır. Erkek veya kadın kim de îman etmiş olarak inandığı iyi işleri yaşarsa, onlar da içerisinde hesapsız olarak rızıklandırılmak üzere, cennete girer.”
“Siz beni Allah'ı inkâr etmeye ve hiç bilmediğim nesneleri O'na ortak koşmaya çağırıyorsunuz; ben ise sizi, her şeye gücü yeten ve çok bağışlayan Allah'a çağırıyorum.”
Cemal Külünkoğlu
“Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz, ben ise sizi, O kudret sahibi ve çok bağışlayıcı olan (Allah’ı tanımay)a çağırıyorum!
Mehmet Türk
“Siz beni Allah’ı inkâra ve hakkında hiç bilgim olmayan şeyleri Ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Hâlbuki ben sizi çok şerefli ve pek bağışlayan (Allah’)a çağırıyorum.”
“Gerçek şu ki, sizin beni çağırdığınız şeyin dünya ve âhirette çağrıya değer bir tarafı yoktur. Dönüşümüz Allah'adır; aşırı gidenler de ateş ehlinin kendileridir.”
Cemal Külünkoğlu
“Sizin beni çağırdığınız şeyin ne dünyada ne de ahirette çağrılmaya değer hiçbir tarafı yoktur. Sonunda hepimizin varacağı yer hiç şüphesiz Allah’ın huzurudur. Ve yine hiç şüphesiz, haddi aşan ve Allah’ın kendilerine verdiği ömrü boşa harcayanlar, evet onlar ateş halkının ta kendileri olacaklardır.”
Mehmet Türk
“Şurası bir gerçektir ki, sizin beni kendisine çağırdığınız şeyin, dünyada da âhirette de davete değer bir tarafı yoktur. Şüphesiz, bizim dönüşümüz Allah’adır. Haddi aşanların hepsi cehennemliktir.”
“Size söylediklerimin doğruluğunu yakında öğreneceksiniz. Ben işimi Allah'a bırakıyorum. Şüphesiz Allah, kullarının yaptığı her şeyi görmektedir.”
Cemal Külünkoğlu
“Benim size söylediklerimi yakında hatırlayacak (ve bana hak verecek)siniz. Ben ise (üzerime düşeni yaparak) işimi Allah’a bırakıyorum. Çünkü Allah kullarının yaptığı her şeyi görmektedir.”
Mehmet Türk
“Benim size söylediklerimi, pek yakında anlayacaksınız. Ben ise işimi Allah’a emanet ediyorum ve şüphesiz Allah, kullarını görür.” dedi.
Nihayet Allah bu zatı, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun'un ailesini ise kötü azap kuşatıverdi.
Cemal Külünkoğlu
Neticede Allah, (iman etmiş olan) o kimseyi (Firavun oligarşisinin) kurduğu tuzakların şerrinden korudu; buna karşılık, Firavun oligarşisinin helaki ise azabın en kötüsüyle oldu.
Mehmet Türk
Sonunda Allah onların kurdukları tuzaklardan onu korudu ve Firavun’un ailesine de azabın en kötüsü iniverdi.
Onlar sabah-akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı günde kendilerine, “Firavun ailesini en çetinine sokunuz” denilecektir.
Cemal Külünkoğlu
O, (mahkûm oldukları azap) öyle bir ateştir ki; onlar sabah akşam onun karşısına getirilir ve ona maruz bırakılırlar. Kıyamet çattığı ve hesapların görüldüğü gün ise: “Firavun oligarşisini adamlarını azabın en şiddetlisine atın!” denir.
Mehmet Türk
Onlara (ruhlar âleminde) sürekli olarak ateş ikram edilir. Kıyamet kopunca: “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” (denilir.)
Kâfirler, o gün ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuştuk: Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz?” diyecekler.
Cemal Külünkoğlu
(Onlar kıyametten sonra cehennem) ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, (körü körüne güçlülere tâbi olanlar), büyüklük ve hâkimiyet iddiasında bulunanlara: “(Dünyada iken) biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” diye yalvaracaklar.
Mehmet Türk
Onlar, cehennemde karşılıklı tartışırlarken zayıflar, büyüklük taslayanlara: “Gerçekten biz, (dünyada) size uyuyorduk. Şimdi siz, bizden şu ateşin bir miktarını kaldırabiliyor musunuz?” derler.
Büyüklük taslayanlar, “Hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz ki Allah, kulları arasında hüküm vermiştir” diyecekler.
Cemal Külünkoğlu
Büyüklük taslayanlar ise şöyle diyecekler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz (Biz kurtarabilsek zaten kendimizi kurtarırız). Şüphesiz Allah, kulları arasında böyle hüküm vermiştir (artık bizim de yapacak bir şeyimiz yoktur).”
Mehmet Türk
Büyüklük taslayanlar da: “Biz zâten hepimiz o (ateşin) içerisindeyiz. Gerçekten Allah kulları arasında vereceği hükmü verdi.” derler.
Ateştekiler, cehennemin bekçilerine, “Rabbinize yalvarın da, bizden bir gün olsun azabı hafifletsin!” diyecekler.
Cemal Külünkoğlu
Ateşin içinde bulunanlar, bu defa cehennemin vazifeli meleklerine: “Ne olur, Rabbinize yalvarın da azabımızı (hiç değilse) bir günlüğüne hafifletsin” diye yalvaracaklar.
Mehmet Türk
Ateşin içerisinde azap görenler cehennemin bekçilerine: “Ne olur, Rabbinize duâ edin de hiç değilse bir gün bari azabımızı hafifletsin!” diye yalvarırlar.
Bekçiler, “Peygamberleriniz size apaçık deliller getirmediler mi?” diyecekler. Onlar da, “Getirdiler” cevabını vereceklerdir. Bunun üzerine bekçiler de, “O halde kendiniz yalvarınız” diyecekler. Halbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır.
Cemal Külünkoğlu
(Cehennem bekçileri) derler ki: “Size resulleriniz (hakikati ortaya koyan) apaçık belgeler/kanıtlar getirmemiş miydi?” Onlar, “Evet, getirmişti” derler. (Bekçiler:) “Öyleyse kendi kendinize yalvarmaya devam edin” derler. Şüphesiz inkârcıların yalvarışı boşunadır.
Mehmet Türk
(Cehennemin bekçileri): “Size Peygamberleriniz apaçık belgeler getirmediler mi?” deyince, Onlar: “Evet (getirdiler)” derler. (Bekçiler de): “Öyle ise siz kendiniz duâ edin” derler. Kâfirlerin duâsı (bile) sapkınlıktan başka (bir şey) değildir.
Şüphesiz, peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şâhitlerin şâhitlik edeceği günde yardım ederiz.
Cemal Külünkoğlu
Biz resullerimize ve inananlara hem dünya hayatında hem de şahitlerin dinleneceği (ahiret) gününde (düşmanlarına karşı) elbette yardım edeceğiz.
Mehmet Türk
Şüphesiz Biz, Peygamberlerimize ve îman edenlere, hem dünya hayatında, hem de tüm şâhitliklerin hakkıyla yapılacağı gün (olan kıyamet günün)de elbette yardım edeceğiz.
O gün zâlimlere, özür dilemeleri hiçbir fayda sağlamaz. Onlar için hem lanet, hem de kötü barınak vardır.
Cemal Külünkoğlu
O gün zalimlere mazeretlerinin hiçbir faydası olmayacak. Onların payına her türlü iyilikten yoksun bırakılma ve korkunç bir yerleşim yeri (olan cehennem) düşecektir.
Mehmet Türk
Artık o gün zâlimlere özür dilemeleri hiçbir fayda vermez. Onlar için sadece lânet ve yurdun en kötüsü (olan cehennem) vardır.
53,54. Şüphesiz ki biz, Mûsâ'ya doğru yolu gösteren rehberi verdik. İsrâiloğulları'nı da doğru yolu gösterici ve akıl sahiplerini uyarıcı olarak Kitab'a mirasçı kıldık.
Cemal Külünkoğlu
53-54.(Diğer taraftan) Biz, Musa’ya doğru yolu gösterdik ve İsrailoğullarına da aklını işletenler için bir hidayet ve bir nasihat olmak üzere Kitab’ı (Tevrat’ı) miras bıraktık.
Mehmet Türk
53,54. Yemin olsun Biz, Mûsa’ya hidâyet kaynağı (olan Tevrât’ı) verdik ve İsrâil oğullarını da akıl sahiplerine hak yolu gösterici ve bir zikir olan kitaba varis kıldık.
40:54
هُدࣰ ى وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ
Bayraktar Bayraklı
53,54. Şüphesiz ki biz, Mûsâ'ya doğru yolu gösteren rehberi verdik. İsrâiloğulları'nı da doğru yolu gösterici ve akıl sahiplerini uyarıcı olarak Kitab'a mirasçı kıldık.
Cemal Külünkoğlu
53-54.(Diğer taraftan) Biz, Musa’ya doğru yolu gösterdik ve İsrailoğullarına da aklını işletenler için bir hidayet ve bir nasihat olmak üzere Kitab’ı (Tevrat’ı) miras bıraktık.
Mehmet Türk
53,54. Yemin olsun Biz, Mûsa’ya hidâyet kaynağı (olan Tevrât’ı) verdik ve İsrâil oğullarını da akıl sahiplerine hak yolu gösterici ve bir zikir olan kitaba varis kıldık.
O halde sabret! Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini övgü ile an!.
Cemal Külünkoğlu
(O halde Ey Muhammed!) Sen sıkıntılara karşı sabırlı ol! Zira Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Günahların için bağışlanma dile! Rabbinin şanını sabah akşam yücelt.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Sen (biraz) sabret. Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Günahın için (Allah’tan) af dile ve Rabbini hamd ile akşam ve sabah (sürekli) an.
Kendilerine gelmiş herhangi bir delil olmadan Allah'ın âyetleri konusunda mücadele edenlerin gönüllerinde, asla ulaşamayacakları büyüklenme arzusundan başka bir şey yoktur. Artık sen, Allah'a sığın! Şüphesiz O, her şeyi işitir; görür.
Cemal Külünkoğlu
Kendilerine ulaşmış hiçbir belge ve yetki olmaksızın Allah’ın ayetleri hakkında ileri geri tartışanlar, içlerinde taşıdıkları ama hiçbir zaman ulaşamayacakları büyüklük ve üstünlük özentisi sebebiyle böyle yapmaktadırlar. Sen (onların şerrinden) Allah’a sığın. Şüphesiz O, (her şeyi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) hakkıyla görendir.
Mehmet Türk
Şüphesiz ellerinde kendilerine gelen bir delil bulunmaksızın, Allah’ın âyetleriyle mücadele edenlere gelince; onların içerisinde, asla tatmin olmayan küstahça bir kendini beğenmişlik duygusundan başka bir şey yoktur. Sen hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O (Allah) her şeyi işitendir, görendir.
Andolsun ki gökleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan daha büyük bir iştir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Cemal Külünkoğlu
(İnsanın yeniden yaratılacağına karşı çıkanlar bilmelidirler ki;) Göklerin ve yerin yaratılması, elbette insanların (yeniden) yaratılmasından daha büyüktür. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.
Mehmet Türk
Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu bunu bilmiyorlar.
Görmeyen ile gören, inanıp iyi iş yapan ile kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!
Cemal Külünkoğlu
Kör ile gören bir olmaz. İman edip doğru ve yararlı işler yapanlarla kötülük üretenler de bir değildir. (Çok düşünmeniz gerekirken) ne kadar da az düşünüyorsunuz!
Mehmet Türk
Körle görenin bir olmadığı gibi, (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlarla, kötülük yapan da asla bir değildir. Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz!
Rabbiniz, “Bana dua ediniz, duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi gururlarına yediremeyenler, alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir” buyurmuştur.
Cemal Külünkoğlu
Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim! Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.”
Mehmet Türk
(Ey İnsanlar!) Rabbiniz: “Bana ibâdet ve kulluk edin ki size sevap vereyim. Bana ibâdet etmeye tenezzül etmeyenler, aşağılanmış olarak cehenneme gireceklerdir.” buyuruyor.
Dinlenesiniz diye geceyi, görmeniz için de gündüzü yaratan Allah'tır. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmezler.
Cemal Külünkoğlu
Dinlenesiniz diye geceyi, (işlerinizi) göresiniz diye de gündüzü sizin için yaratan Allah’tır. Gerçekten Allah insanlara karşı lütuf sahibidir. Buna rağmen insanların çoğu nankörlük ederler/şükretmezler.
Mehmet Türk
Geceyi dinlenmeniz, gündüzü de (görmeniz için) aydınlık olarak yaratan, sadece O (Allah) tır. Şüphesiz Allah insanlara karşı elbette lütuf sahibidir, fakat insanların çoğu Ona şükretmiyorlar.
Yeri sizin için yerleşim alanı, göğü de kubbe yapan, size şekil verip şeklinizi güzel yapan ve sizi temiz besinlerle rızıklandıran, Allah'tır. İşte, Rabbiniz olan Allah budur. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir!
Cemal Külünkoğlu
Allah, O’dur ki yeryüzünü sizin için bir yerleşme yeri, göğü de (onun üzerinde) bir kubbe yapmıştır. Ayrıca, sizi şekillendirmiş, hem de size en güzel, en uygun şekli vermiştir. Dahası sizi helâl, temiz ve sağlıklı nimetlerle rızıklandırmıştır. Bütün bunları yapan Rabbiniz olan Allah’tır. Âlemlerin Rabbi olan Allah, gerçekten ne yüce bir bereket kaynağıdır!
Mehmet Türk
Yeryüzünü oturmaya elverişli, gökyüzünü de koruyucu bir tavan kılan, size şekil veren ve şeklinizi de çok güzel yapan ve sizi temiz şeylerle rızıklandıran, hep Allah’tır. İşte bu Allah sizin (gerçek) Rabbinizdir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şânı, ne yücedir.
O, diridir. O'ndan başka tanrı yoktur. O halde dinde ihlaslı kişiler olarak O'na kulluk ediniz. Her türlü övgü, âlemlerin Rabbi Allah'a aittir.
Cemal Külünkoğlu
O, daima diridir. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse, dini bütün yanlarıyla kabul ederek ve yalnızca O’nun rızasını gözeterek, samimi ve saf bir inançla sadece O’na dua edin (dualarınızda başkalarını araya sokmayın). Her türlü övgü âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur!
Mehmet Türk
O hep diridir ve Ondan başka ilâh yoktur. Öyleyse dini yalnız Ona has kılarak, sadece Ona, gönülden yalvarın. Çünkü hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.
De ki: “Rabbimden bana açık deliller geldi. Sizin Allah'tan başka taptıklarınıza kulluk etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben, âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Allah’tan başka dua edip yalvardığınız her ne varsa, ben onlara ibadet etmekten men olundum. Zira bana Rabbimden hakikatin apaçık delilleri gelmiş bulunuyor. Ve ben âlemlerin, Rabbine bütün varlığımla teslim olmakla emrolundum.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!): “Rabbimden bana apaçık mûcizeler geldiğinden dolayı, ben sizin Allah’tan başka taptıklarınıza kulluk etmekten men edildim ve sadece âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum.” de.
Sizi topraktan, sonra meniden, sonra alakadan/yapışkan-döllenmiş yumurtadan yaratan O'dur. Sonra dünyaya sizi bir bebek olarak çıkarıyor. Sonra ergenlik çağına eresiniz, sonra da hayatınızı sürdürüp yaşlanasınız diye sizi yaşatıyor. İçinizden bir kısmı daha önce vefat ettiriliyor. Bütün bunlar, belirlenen bir süreye ulaşmanız ve aklınızı kullanasınız diyedir.
Cemal Külünkoğlu
Sizi (ilk insanı) topraktan, sonra (her birinizi) sperm damlasından, sonra kan pıhtısından (embriyodan) yaratan, sonra bir bebek olarak (dünyaya çıkaran), sonra erginlik çağına ulaşmanız, sonra da yaşlanmanız için size belli bir ömür veren O’dur. Sizden kiminizin daha önceden hayatına son verilir, kiminizin ömrü belli bir vadeye kadar uzatılır. Olur ki (bütün bunlardan), düşünüp (öğüt alır ve) aklınızı işleterek ders çıkarırsınız.
Mehmet Türk
Sizi (ilk önce) topraktan, (Âdem’-den) sonra da bir damla sudan, daha sonra da pıhtılaşmış kandan yaratan, ardından olgunluk çağınıza erişmeniz ve en sonunda da yaşlanmanız için sizi bir bebek olarak dünyaya getiren, hep O (Allah)’tır. Sizden kiminiz (her ne kadar) daha önce vefat ettiriliyorsa da kiminiz de belirli bir süreye kadar belki aklınızı kullanırsınız diye yaşatılmaktadır.
Sonra onlara şöyle denilecek: “Ortak koştuklarınız nerede?”
Cemal Külünkoğlu
73-74.Sonra onlara: “Sizin şirk koştuklarınız nerede?” denilecek. Onlar da: “Bizden uzaklaştılar. Gerçekte biz, bundan önce (dünyada iken) birer hiç olan şeylere tapmış ve yalvarmışız!” diyecekler. (Ve onlara:) “İşte Allah, apaçık hakikati (bile bile) inkâr eden (sizin gibi zalim)leri böyle şaşırtır” (denilecek).
Mehmet Türk
73,74. Sonra da onlara: “Sizin şirk koşarak, Allah’tan başka taptıklarınız, şimdi nerede?” denilecek. Onlar da: “Onlar bizden (uzaklaşıp) kayboldular, meğer bizim önce (dünyadayken) taptıklarımız hiç bir şey değilmiş.” derler. İşte Allah, kâfirleri böyle şaşırtır.
“Allah'tan başka taptıklarınız nerede?” Onlar da, “Bizden uzaklaştılar, zaten biz önceleri hiçbir şeye tapmıyorduk” diyecekler. İşte Allah, kâfirleri böyle şaşırtır.
Cemal Külünkoğlu
73-74.Sonra onlara: “Sizin şirk koştuklarınız nerede?” denilecek. Onlar da: “Bizden uzaklaştılar. Gerçekte biz, bundan önce (dünyada iken) birer hiç olan şeylere tapmış ve yalvarmışız!” diyecekler. (Ve onlara:) “İşte Allah, apaçık hakikati (bile bile) inkâr eden (sizin gibi zalim)leri böyle şaşırtır” (denilecek).
Mehmet Türk
73,74. Sonra da onlara: “Sizin şirk koşarak, Allah’tan başka taptıklarınız, şimdi nerede?” denilecek. Onlar da: “Onlar bizden (uzaklaşıp) kayboldular, meğer bizim önce (dünyadayken) taptıklarımız hiç bir şey değilmiş.” derler. İşte Allah, kâfirleri böyle şaşırtır.
Bu durum, sizin yeryüzünde haksız yere şımarıp taşkınlık yapmanızdan dolayıdır.
Cemal Külünkoğlu
“(Allah’ın sizi saptırması ve azaba mahkûm etmesi) sizin, yeryüzünde hak etmediğiniz halde azıp şımarmanızdan, küstahça böbürlenmenizden, kendinizi beğenmenizden kaynaklanmaktadır.”
Mehmet Türk
Bütün bunlar sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmeniz sebebiyledir.
Sıkıntılara karşı sabırlı ol; çünkü Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Şu kâfirlere hazırladığımız cezayı sana ister gösterelim, ister seni ondan önce öldürelim, onlar bize döndürüleceklerdir.
Cemal Külünkoğlu
O halde (Ey Resul! İnkârcıların eziyetlerine ve Hakka karşı direnmelerine) sabret. Elbette Allah’ın verdiği (azap) sözü gerçekleşecektir. Artık onlara vaad ettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de yahut seni (vefat ettirerek) kendimize alsak da sonunda onlar huzurumuza getirilecek (ve vaad ettiğimiz acı netice ile karşılaşacak)lardır.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Sabret, şüphesiz Allah’ın sana verdiği söz gerçektir. Onlara vâdettiğimiz (azabın) bir kısmını sana göstersek de senin hayatına son versek de (fark etmez) sonunda onlar (nasıl olsa) bize döndürülecekler.
Andolsun, senden önce birçok peygamber gönderdik; sana onların kimini anlattık, kimini anlatmadık; hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir âyet getiremez. Allah'ın buyruğu gelince iş gerçekten biter. İşte o zaman, boşa uğraşanlar zarar ederler.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun, senden önce de resuller gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da. Hiçbir resul, Allah’ın izni olmadan bir mucize gösteremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman Allah’ın ayetlerini boşa çıkarmaya çalışanlar, hüsrana uğrarlar.
Mehmet Türk
Yemin olsun Biz, senden önce de Peygamberler gönderdik. Onlardan kimini sana anlattık ve onlardan kimini de sana anlatmadık. Bütün Peygamberler ancak Allah’ın izni ile mûcize getirirler. Allah’ın (helâk) emri gelince de (aralarında) adaletle hüküm verilir ve işte o zaman, bâtıl peşinde koşanlar perişan olurlar.
Onlarda sizin için daha nice faydalar vardır ve gönüllerinizde duyduğunuz önemli ihtiyaçlarınıza onlarla ulaşırsınız. Onların ve gemilerin üstünde taşınırsınız.
Cemal Külünkoğlu
Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Ayrıca (onlardan birçok) önemli ihtiyacınızı karşılarsınız. Onlarla (karada) ve gemilerle (denizde) seyahat eder, yüklerinizi taşırsınız.
Mehmet Türk
Onlarda, sizin için gönüllerinizdeki arzulara onlara binerek ulaşmanız gibi daha nice faydalar vardır. (Bir de) onlarla ve gemilerle (oradan oraya) taşınırsınız.
Allah size âyetlerini gösteriyor. Şimdi Allah'ın âyetlerinden hangisini inkâr edersiniz?
Cemal Külünkoğlu
Allah böylece size kudretinin delillerini gösteriyor. (Söyleyin bakalım,) Allah’ın bu muhteşem âyetlerinden/nimetlerinden hangi birini inkâr edebilirsiniz?
Mehmet Türk
(Artık Allah’ın) size gösterdiği bu mûcizelerden hangi mûcizesini inkâr edebilirsiniz?
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bir bakmazlar mı? Onlar gerek güç, gerekse yeryüzünde bıraktıkları eserler bakımından bunlardan daha kuvvetli idiler. Buna rağmen, kazanmış oldukları kendilerinden hiçbir şeyi savamamıştı.
Cemal Külünkoğlu
Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olanların sonunun ne olduğuna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha kalabalık ve daha güçlüydüler ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı fakat başarılarının kendilerine hiçbir faydası olmadı.
Mehmet Türk
O (kâfirler) yeryüzünde gezip dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının ne olduğunu, hiç görmüyorlar mı? Hâlbuki onlar, hem daha çok, hem de kuvvet ve yeryüzündeki eserleri bakımından kendilerinden daha güçlü idiler. (Buna rağmen) kazandıkları şeyler, onlara hiçbir fayda vermedi.
Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdiklerinde, kendi bildikleri ile şımarmışlar ve alay ettikleri azap kendilerini çepeçevre kuşatmıştı.
Cemal Külünkoğlu
Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Fakat sonunda alay konusu yaptıkları (ceza), onları çepeçevre kuşatıverdi.
Mehmet Türk
Peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdiği zaman onlar ilim namına kendilerinde bulunana güvenip böbürlendiler, hafife aldıkları (azap da) kendilerini kuşatıverdi.
Ancak, azabımızı görünce, inanmalarının kendilerine hiçbir faydası olmamıştı. İşte, öteden beri Allah'ın kullarına uyguladığı yasası budur. O durumda inkâr edenler kaybedeceklerdir.
Cemal Külünkoğlu
Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine bir fayda sağlamadı. Kulları hakkında geçmişten bugüne Allah’ın uygulaması budur. Nitekim hakikati inkârı tabiat haline getirenler, orada ve o anda hüsrana uğramışlardır.
Mehmet Türk
Ama Bizim azabımıza kavuşunca, îmanları kendilerine bir yarar sağlamayacaktır. Allah’ın kulları arasında baştan beri yürürlükte olan yasası budur. İşte o zam