İçeriğe atla
Untold Serenity

39. Az-Zumar

The Troops · Mekkî · 75 âyet · Nüzul sırası 59

الزمر

The Surah derives its name from verse 71 and 73 in which the word zumar has occurred.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

39:1

تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Bu kitap, her şeye gücü yeten ve her işinde hikmet bulunan Allah tarafından indirilmiştir.

Cemal Külünkoğlu

(Bu) Kitab’ın indirilmesi, mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibi Allah (tarafın)dandır.

Mehmet Türk

Bu Kitabın indirilmesi, O çok güçlü, hüküm (ve hikmet) sahibi olan Allah’ın katındandır.

39:2

إِنَّآ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ فَٱعۡبُدِ ٱللَّهَ مُخۡلِصࣰ ا لَّهُ ٱلدِّينَ

Bayraktar Bayraklı

Bizim bu kitabı sana gerçek olarak indirdiğimizde şüphe yoktur. O halde sen de dini Allah'a has kılarak O'na kulluk et.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Şüphe yok ki biz, o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini yalnız Allah’a has kılarak O’na kulluk et!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Şüphesiz Biz, bu Kitabı sana, gerçekleri açıklamak için indirdik. Öyleyse sen de dini içtenlikle Allah’a has kılarak, Ona ibâdet et.

39:3

أَلَا لِلَّهِ ٱلدِّينُ ٱلۡخَالِصُۚ وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَ مَا نَعۡبُدُهُمۡ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَآ إِلَى ٱللَّهِ زُلۡفَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡ فِي مَا هُمۡ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي مَنۡ هُوَ كَٰذِبࣱ كَفَّارࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Dikkat ediniz, saf din Allah'a aittir. O'ndan başkasını tanrı edinenler; “Bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye onlara kulluk ediyoruz” derler. Şüphesiz ki Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Elbette Allah yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.

Cemal Külünkoğlu

İyi biliniz ki, her türlü şirk ve dünyevi maksattan uzak iman ve itaat yalnız Allah’a mahsustur. O’ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: “Biz onlara sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Allah yalancılığı, nankörlüğü ve inkârcılığı tabiat haline getirenleri asla doğru yola yöneltmez.

Mehmet Türk

Şunu iyi bilin ki; tek tertemiz din, yalnızca Allah’a aittir. Onu bırakıp da kendilerine bir takım dostlar edinenler: “Biz, bunlara sadece bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibâdet ediyoruz.” diyorlar. Şüphesiz Allah, onların anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında aralarında hüküm verecektir. Gerçekten Allah, inkâr eden yalancı kimseyi asla hak yola ulaştırmaz.

39:4

لَّوۡ أَرَادَ ٱللَّهُ أَن يَتَّخِذَ وَلَدࣰ ا لَّٱصۡطَفَىٰ مِمَّا يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ سُبۡحَٰنَهُۥۖ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ

Bayraktar Bayraklı

Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini seçerdi. Hâşâ, O, bundan uzaktır. O, tektir; her şeyin üstesinden gelendir.

Cemal Külünkoğlu

Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından (elbette ki) dilediğini seçerdi. O, bundan uzaktır, yücedir. O, birdir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır.

Mehmet Türk

Eğer Allah çocuk edinmek isteseydi, elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. Ama O, (böyle yakıştırmalardan) çok uzaktır. Çünkü O, tek ve mükemmel güç sahibi olan Allah’tır.

39:5

خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۖ يُكَوِّرُ ٱلَّيۡلَ عَلَى ٱلنَّهَارِ وَيُكَوِّرُ ٱلنَّهَارَ عَلَى ٱلَّيۡلِۖ وَسَخَّرَ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ كُلࣱّ يَجۡرِي لِأَجَلࣲ مُّسَمًّىۗ أَلَا هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّٰرُ

Bayraktar Bayraklı

Allah, gökleri ve yeri bir amaç uğruna yarattı. Geceyi gündüze, gündüzü geceye sarar. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar akıp gider. Dikkat ediniz, O'nun her şeye gücü yeter; affedicidir.

Cemal Külünkoğlu

O, gökleri ve yeri bir hikmete ve hakikate göre yaratmıştır. (O,) Geceyi gündüzün üstüne sarıp örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor (her birini uzatıp kısaltıyor). O, güneşi ve ayı da emri altına almıştır (ve insanların hizmetine sunmuştur). Her biri (O’nun tarafından) belirlenen bir süre içinde (uzay boşluğunda) akıp gitmektedir. İyi bilin ki; O, mutlak galiptir, çok bağışlayandır.

Mehmet Türk

O gökleri ve yeri, asla değişmeyen ölçülerle yarattı. Her an geceyi gündüzün üstüne örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne örtüyor. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gitmekte olan güneşi ve ayı da emri altına almıştır. Şunu iyi bil ki O çok şereflidir, bağışlayandır.

39:6

خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسࣲ وَٰحِدَةࣲ ثُمَّ جَعَلَ مِنۡهَا زَوۡجَهَا وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلۡأَنۡعَٰمِ ثَمَٰنِيَةَ أَزۡوَٰجࣲۚ يَخۡلُقُكُمۡ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡ خَلۡقࣰ ا مِّنۢ بَعۡدِ خَلۡقࣲ فِي ظُلُمَٰتࣲ ثَلَٰثࣲۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ لَهُ ٱلۡمُلۡكُۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَأَنَّىٰ تُصۡرَفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sizi bir cevherden yaratmış, sonra o cevherden eşini de var etmiştir. Size evcil hayvanlardan sekiz çift bahşetmiştir. Sizi de annelerinizin karınlarında aşama aşama üç karanlıkta yaratıyor. İşte, Rabbiniz olan Allah budur. Mülk O'nundur. O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl oluyor da döndürülüyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

O, sizi bir tek canlıdan yarattı. Sonra ondan (onun yaratıldığı maddeden) aynı tür ve mahiyette eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak deve, inek, koyun, keçi gibi) sekiz çift yarattı. O, sizi annelerinizin rahîmlerinde, üç katman karanlığın içinde (nutfeden başlayıp), çeşitli safhalardan geçirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk yalnız O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz?

Mehmet Türk

O sizi tek bir nefisten yarattı, sonra da onun eşini, kendi cinsinden kıldı ve sizin için evcil hayvanlardan da sekiz çift yarattı. O, her an sizi annelerinizin karınlarında, üç katlı karanlık içerisinde, çeşitli safhalardan geçirerek yaratıyor. İşte sizin Rabbiniz, bütün kâinatın sahibi ve kendisinden başka ilâh olmayan, bu Allah’tır. Bak nasıl da (hak’tan) çevriliyorsunuz?

39:7

إِن تَكۡفُرُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِيٌّ عَنكُمۡۖ وَلَا يَرۡضَىٰ لِعِبَادِهِ ٱلۡكُفۡرَۖ وَإِن تَشۡكُرُواْ يَرۡضَهُ لَكُمۡۗ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۚ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُم مَّرۡجِعُكُمۡ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

Bayraktar Bayraklı

Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah size muhtaç değildir. O, kullarının inkârına razı değildir. Eğer şükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkâr diğerinin günahını yüklenemez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. O da, yaptıklarınızı size haber verecektir. Şüphesiz O sinelerde saklı olan her şeyi bilir.

Cemal Külünkoğlu

Eğer inkâr ederseniz, bilin ki Allah’ın siz(in iman etmeniz)e ihtiyacı yoktur. Fakat O, kullarının küfrüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz (vazifenizi yerine getirirseniz) O’nu memnun edersiniz. Hiçbir günahkâr, diğerinin günahını yüklenecek değildir. Sonra (ne kadar yaşarsanız yaşayın eninde sonunda) tümünüz Rabbinize döneceksiniz ve o zaman (hayatta iken) yaptıklarınızı size gösterecektir. Şüphesiz O, (insanların) kalplerinde olan (gizli niyet ve düşünceler)i de hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz Allah’ın, siz(in îmanınız)a ihtiyacı yoktur ve O, kullarının inkârından asla hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz, sizin için ancak ondan hoşnut olur. Hiçbir günâhkâr bir başkasının günâhını yüklenemez. Sonunda dönüşünüz, Rabbinizedir. Ve O, yaptıklarınızı size, tek tek haber verecektir. Şüphesiz O gönüllerin içerisinde ne varsa, onu da hakkıyla bilir.

39:8

۞وَإِذَا مَسَّ ٱلۡإِنسَٰنَ ضُرࣱّ دَعَا رَبَّهُۥ مُنِيبًا إِلَيۡهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُۥ نِعۡمَةࣰ مِّنۡهُ نَسِيَ مَا كَانَ يَدۡعُوٓاْ إِلَيۡهِ مِن قَبۡلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادࣰ ا لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِۦۚ قُلۡ تَمَتَّعۡ بِكُفۡرِكَ قَلِيلًا إِنَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِ

Bayraktar Bayraklı

İnsanın başına bir sıkıntı gelince, Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah kendi katından ona bir nimet verince, önceden yalvarmış olduğunu unutur. Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: “Küfrünle azıcık yaşa, sen ateş halkındansın.”

Cemal Külünkoğlu

İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’ndan yardım ister. Fakat O’nun rahmetiyle bir nimete kavuşunca da O’na önceden yalvarıp yakardığını unutur. Ve O’nun yolundan (kendisini) saptırması için Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yükle(yerek “bizi onlar kurtardı” de)r. (Ey Resul! Böyle kimseye) de ki: “Sen küfrünle/nankörlüğünle az bir süre oyalanıp geçin! Çünkü sen cehennemliklerdensin.”

Mehmet Türk

İnsana bir zarar dokunduğu zaman, Rabbine gönülden bağlanarak duâ eder, sonra da (Allah) ona kendisinden bir nîmet verince daha önce Ona yalvardığını unutarak (insanları) Onun yolundan saptırmak amacıyla Allah’a ortaklar koşmaya başlar. (Ey Muhammed! O insana): “(Sonunda) kesinlikle cehennemliklerden olacaksın. Ama bu inkârınla (dünyada) bir süre keyif sür bakalım” de.

39:9

أَمَّنۡ هُوَ قَٰنِتٌ ءَانَآءَ ٱلَّيۡلِ سَاجِدࣰ ا وَقَآئِمࣰ ا يَحۡذَرُ ٱلۡأٓخِرَةَ وَيَرۡجُواْ رَحۡمَةَ رَبِّهِۦۗ قُلۡ هَلۡ يَسۡتَوِي ٱلَّذِينَ يَعۡلَمُونَ وَٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَۗ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ

Bayraktar Bayraklı

“Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, âhiretten korkan ve Rabbinden rahmetini uman gibi midir?” De ki: “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.”

Cemal Külünkoğlu

Yoksa o (sadece sıkıntılı zamanlarında dua eden kimse), gece vakitlerinde (namazda) secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahireti dikkate alarak Rabbinin rahmetini dileyen kimse gibi olur mu? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Doğrusu sadece derin düşünebilen akıl sahipleri bunu anlayabilir.”

Mehmet Türk

Yoksa (bu adam), hiç geceleri kalkıp da secde ederek ayakta durarak (Rabbine) gönülden ibâdet eden, âhiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini ümit eden (kimse) gibi olur mu? (Ey Muhammed! Onlara): “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” de. Şüphesiz bunu ancak temiz akıl sahibleri, idrak edebilirler.

39:10

قُلۡ يَٰعِبَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ لِلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةࣱۗ وَأَرۡضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٌۗ إِنَّمَا يُوَفَّى ٱلصَّٰبِرُونَ أَجۡرَهُم بِغَيۡرِ حِسَابࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ey Allah'ın inanan kulları! Rabbinize karşı gelmekten sakının! Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Yalnızca sabredenlere, ödülleri hesapsız ödenecektir.”

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) De ki: “(Allah şöyle buyuruyor:) Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Bu dünyada iyi şeyler için gayret edenleri güzel bir son beklemektedir. Allah’ın arzı geniştir. Elbette ki sıkıntılara göğüs gerenlere mükâfatları hesapsızca verilecektir!”

Mehmet Türk

(Benim Onlara): “Ey Benim îman eden kullarım! Rabbinize karşı günâha girmekten sakının. Bu dünyada Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet edenlere, iyilik vardır ve şüphesiz Allah’ın yeryüzü çok geniştir. Ancak hakkıyla sabredenlere mükâfatları hesapsızca ödenir.” dediğimi de söyle.

39:11

قُلۡ إِنِّيٓ أُمِرۡتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱللَّهَ مُخۡلِصࣰ ا لَّهُ ٱلدِّينَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Bana, dini Allah'a has kılarak O'na kulluk etmem emrolundu.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Ben her türlü şirk ve dünyevi maksattan uzak, içten bir inançla yalnızca O’na kulluk etmekle emrolundum.”

Mehmet Türk

11,12. (Ey Muhammed!): “Ben sadece dini içtenlikle Allah’a has kılarak, kulluk etmekle emrolundum ve ben, Müslümanların ilki olmakla da emrolundum.” de.

39:12

وَأُمِرۡتُ لِأَنۡ أَكُونَ أَوَّلَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Bana Müslümanların ilki olmam emrolundu.”

Cemal Külünkoğlu

“Ve ben, Müslümanların öncüsü olmakla emrolundum.”

Mehmet Türk

11,12. (Ey Muhammed!): “Ben sadece dini içtenlikle Allah’a has kılarak, kulluk etmekle emrolundum ve ben, Müslümanların ilki olmakla da emrolundum.” de.

39:13

قُلۡ إِنِّيٓ أَخَافُ إِنۡ عَصَيۡتُ رَبِّي عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Rabbime karşı gelirsem doğrusu büyük günün azabından korkarım.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Eğer Rabbime karşı gelirsem, şüphesiz ben, büyük bir günün azabından korkarım.”

Mehmet Türk

Ve: “Ben Rabbime isyan edersem büyük gün (olan âhiretin) azabından korkarım,”

39:14

قُلِ ٱللَّهَ أَعۡبُدُ مُخۡلِصࣰ ا لَّهُۥ دِينِي

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Ben her türlü şirk ve dünyevi maksattan uzak iman ve itaatle sadece O’na kulluk ederim.”

Mehmet Türk

“Ben sadece dinimi, içtenlikle Allah’a has kılarak, ibâdet ederim.” de.

39:15

فَٱعۡبُدُواْ مَا شِئۡتُم مِّن دُونِهِۦۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَأَهۡلِيهِمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ أَلَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡخُسۡرَانُ ٱلۡمُبِينُ

Bayraktar Bayraklı

“Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk ediniz!” De ki: “Gerçekten iflas edenler, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini zarara uğratanlardır. Dikkat ediniz, apaçık kayıp işte budur.”

Cemal Külünkoğlu

(Ey müşrikler:) “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere kulluk edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve yakınlarını hüsrana uğratanlardır. İyi bilin ki; apaçık hüsran işte budur.”

Mehmet Türk

-(Ey Kâfirler!) Siz de O (Allah’ın) dışında dilediğinize kulluk edin.- (Ey Muhammed! Kâfirlere): “Gerçekten kendilerine yazık edenler, kıyamet günü hem kendilerini, hem de yakınlarını perişan edeceklerdir. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisi değil midir?” de.

39:16

لَهُم مِّن فَوۡقِهِمۡ ظُلَلࣱ مِّنَ ٱلنَّارِ وَمِن تَحۡتِهِمۡ ظُلَلࣱۚ ذَٰلِكَ يُخَوِّفُ ٱللَّهُ بِهِۦ عِبَادَهُۥۚ يَٰعِبَادِ فَٱتَّقُونِ

Bayraktar Bayraklı

Onları üstlerinden ve altlarından gölgeler gibi ateş kaplayacaktır. İşte Allah kullarını sürekli böyle sakındırıyor. “Ey kullarım! Artık emirlerime karşı gelmekten sakınınız.”

Cemal Külünkoğlu

Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da (kızgın) tabakalar vardır. İşte Allah, kullarını (suç işlememeleri için) bununla tehdit edip korkutuyor. “Ey kullarım! O halde, Bana karşı sorumluluk bilinciyle Benim istediğim şekilde yaşayın!”

Mehmet Türk

Onların üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da (ateşten) tabakalar vardır. İşte Allah kullarını bununla korkutuyor. Ey Benim kullarım! Sadece hakkıyla Benden sakının.

39:17

وَٱلَّذِينَ ٱجۡتَنَبُواْ ٱلطَّٰغُوتَ أَن يَعۡبُدُوهَا وَأَنَابُوٓاْ إِلَى ٱللَّهِ لَهُمُ ٱلۡبُشۡرَىٰۚ فَبَشِّرۡ عِبَادِ

Bayraktar Bayraklı

Tâğût'a kulluk etmekten uzak durup Allah'a yönelenlere müjdeler olsun. “Sen, bu kullarımı müjdele!”

Cemal Külünkoğlu

17-18.Tağûta (şeytâni güçlere) kulluktan uzak durup gönülden Allah’a yönelenlere bir müjde vardır. (Ey Resul!) O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarıma bu müjdeyi ver! İşte Allah’ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.

Mehmet Türk

17,18. Tağut’a kulluktan kaçınan ve Allah’a gönülden yönelenlere bir (kurtuluş) müjdesi vardır. Öyleyse hak sözü işiten ve onun en güzeline uyan kullarıma müjde ver. Çünkü onlar Allah’ın kendilerini hak yola eriştirdikleridir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.

39:18

ٱلَّذِينَ يَسۡتَمِعُونَ ٱلۡقَوۡلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحۡسَنَهُۥٓۚ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَىٰهُمُ ٱللَّهُۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمۡ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ

Bayraktar Bayraklı

Sözleri dinleyip en güzeline uyanları müjdele. İşte Allah'ın doğru yola ulaştırdığı bunlardır. Gerçek akıl sahipleri de bunlardır.

Cemal Külünkoğlu

17-18.Tağûta (şeytâni güçlere) kulluktan uzak durup gönülden Allah’a yönelenlere bir müjde vardır. (Ey Resul!) O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarıma bu müjdeyi ver! İşte Allah’ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.

Mehmet Türk

17,18. Tağut’a kulluktan kaçınan ve Allah’a gönülden yönelenlere bir (kurtuluş) müjdesi vardır. Öyleyse hak sözü işiten ve onun en güzeline uyan kullarıma müjde ver. Çünkü onlar Allah’ın kendilerini hak yola eriştirdikleridir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.

39:19

أَفَمَنۡ حَقَّ عَلَيۡهِ كَلِمَةُ ٱلۡعَذَابِ أَفَأَنتَ تُنقِذُ مَن فِي ٱلنَّارِ

Bayraktar Bayraklı

Hakkında azap kesinleşmiş olanı, ateştekini, sen mi kurtaracaksın?

Cemal Külünkoğlu

Hakkında azap hükmü gerçekleşmiş olan kimseyle (kendisine Cennet müjdelenen) kimse bir olur mu? Şimdi, ateş (örtüleri) içinde kal(maya karar vermiş ol)an kimseyi sen mi kurtaracaksın?

Mehmet Türk

Hakkında azap edilme ve cehenneme atılma hükmü verilmiş kimseyi sen mi kurtaracaksın?

39:20

لَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ رَبَّهُمۡ لَهُمۡ غُرَفࣱ مِّن فَوۡقِهَا غُرَفࣱ مَّبۡنِيَّةࣱ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ وَعۡدَ ٱللَّهِ لَا يُخۡلِفُ ٱللَّهُ ٱلۡمِيعَادَ

Bayraktar Bayraklı

Fakat Rabblerine saygı duyanlar için, üst üste yapılmış, altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Bu, Allah'ın vaadidir. Allah, verdiği sözden dönmez.

Cemal Külünkoğlu

Fakat Rabbine karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Allah’ın vaadidir bu. Allah, vaadinden asla dönmez.

Mehmet Türk

Ancak Rablerine karşı gelmekten sakınanlara; zemîninden ırmaklar akan (cennette) üst üste yapılmış köşkler vardır. İşte bu, Allah’ın verdiği sözdür ve Allah verdiği sözden asla caymaz.

39:21

أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَسَلَكَهُۥ يَنَٰبِيعَ فِي ٱلۡأَرۡضِ ثُمَّ يُخۡرِجُ بِهِۦ زَرۡعࣰ ا مُّخۡتَلِفًا أَلۡوَٰنُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصۡفَرࣰّ ا ثُمَّ يَجۡعَلُهُۥ حُطَٰمًاۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ

Bayraktar Bayraklı

Görmüyor musun? Allah gökten su indiriyor, onu yerdeki kaynaklara yerleştiriyor, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetiştiriyor. Sonra onların kuruyup sapsarı olduklarını görüyorsun. Sonra da onu çer-çöp haline getiriyor. Şüphesiz bütün bunlarda akıl sahipleri için bir ders vardır.

Cemal Külünkoğlu

Allah’ın, gökten su indirip onu yerdeki kaynaklara yerleştirdiğini, sonra onunla çeşitli renklerde ekinler yetiştirdiğini görmüyor musun? Sonra ekin kurur; onu sararmış görürsün. Sonra Allah onu bir çöpe dönüştürür. Şüphesiz bunlarda aklını işletenler için bir öğüt/ibret vardır.

Mehmet Türk

Gerçekten Allah’ın, gökyüzünden su indirdiğini, onu yeryüzündeki kaynaklardan akıttığını, sonra onunla çeşitli renklerde bitkiler çıkarttığını sonra da onları kuruttuğunu bilmiyor musun? O zaman sen onları sapsarı görürsün ve sonunda Allah onları, kurumuş kırıntılar haline getirir. Şüphesiz bunda, temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders vardır.

39:22

أَفَمَن شَرَحَ ٱللَّهُ صَدۡرَهُۥ لِلۡإِسۡلَٰمِ فَهُوَ عَلَىٰ نُورࣲ مِّن رَّبِّهِۦۚ فَوَيۡلࣱ لِّلۡقَٰسِيَةِ قُلُوبُهُم مِّن ذِكۡرِ ٱللَّهِۚ أُوْلَٰٓئِكَ فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينٍ

Bayraktar Bayraklı

Allah, kimin gönlünü İslâm'a açmışsa, o, Rabbi'nin katından bir nur üzere olmaz mı? Gönülleri Allah'ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar, apaçık sapıklık içindedirler.

Cemal Külünkoğlu

Allah kimin kalbini (iyi niyetinden dolayı) İslam’a açmışsa o, Rabbinden gelen bir nur üzere olmaz mı? Yazıklar olsun kalpleri Allah’ı hatırlayıp anmaya karşı kaskatı kesilmiş talihsizlere! Böyleleri, açık bir sapıklık içindedirler.

Mehmet Türk

Allah’ın göğsünü İslâm’a açtığı kimse, hiç Rabbinden bir nur üzere olmaz mı? Allah’ı anmaya karşı yürekleri katılaşmış olanlara da yazıklar olsun. Çünkü onlar apaçık bir sapkınlık içerisindedirler.

39:23

ٱللَّهُ نَزَّلَ أَحۡسَنَ ٱلۡحَدِيثِ كِتَٰبࣰ ا مُّتَشَٰبِهࣰ ا مَّثَانِيَ تَقۡشَعِرُّ مِنۡهُ جُلُودُ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُمۡ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمۡ وَقُلُوبُهُمۡ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِۚ ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهۡدِي بِهِۦ مَن يَشَآءُۚ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادٍ

Bayraktar Bayraklı

Allah, mana ve lafızları birbiriyle uyumlu ve ikili anlatımlı kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rabblerine saygı duyanlar onu okuyup dinleyince tüyleri ürperir. Sonra bütün benlikleri ve kalpleri Allah'ı anmaya yumuşar. İşte bu kitap, Allah'ın doğru yoludur. Onunla, dileyenleri doğru yola iletir. Allah kimi saptırırsa, artık ona doğru yolu gösterecek hiçbir kimse yoktur.

Cemal Külünkoğlu

Allah, sözün en güzelini; ayetleri birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerini saygı ile tazim edenlerin derileri onu okuyup dinlerken ürperir. Sonra bedenleri ve kalpleri Allah’ı anmakla ısınıp yumuşar. İşte bu (Kitap), Allah’ın dileyeni kendisiyle doğru yola ilettiği kimse için hidayet rehberidir. Ama Allah kimi (kötü niyetinden ve eyleminden dolayı) sapıklıkta bırakırsa artık, ona doğru yolu gösteren bulunmaz.

Mehmet Türk

Allah sözün en güzelini uyumlu ve iki kutuplu bir kitap olarak indirdi. Rablerinden hakkıyla korkanların bedenleri, o (Kitabın etkisiyle önce) ürperir, (daha sonra) Allah’ı anmaya başlayınca, bedenleri ve gönülleri yumuşar. İşte bu (Kur’an) Allah’ın dilediğini kendisiyle hak yola ulaştırdığı hidâyet kaynağıdır. Allah kimi de saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.

39:24

أَفَمَن يَتَّقِي بِوَجۡهِهِۦ سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ وَقِيلَ لِلظَّٰلِمِينَ ذُوقُواْ مَا كُنتُمۡ تَكۡسِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kıyamet günü kötü azaptan yüzünü korumaya çalışacak kimse, azaptan emin olarak gelenle bir midir? Zâlimlere, “Tadın kazandıklarınızı!” denir.

Cemal Külünkoğlu

Kıyamet gününde (elleri bağlı olduğu için) azabın şiddetinden kendisini yüzüyle korumaya çalışan kimse, güven içinde olan kimse gibi olur mu? Ve (o gün,) zalimlere: “Kazandıklarınızın karşılığını tadın (bakalım)!” denecektir.

Mehmet Türk

Kıyamet günü zâlimlere: “(Dünyada) kazandıklarınızı, tadın bakalım” denilirken o (zâlimin) yüzünü kötü azaptan kim koruyabilir?

39:25

كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَأَتَىٰهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَشۡعُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da, onlara farkına varmadıkları bir yerden azap çattı.

Cemal Külünkoğlu

Onlardan öncekiler de (peygamberleri) yalanladılar, bu yüzden farkına varamadıkları bir yerden kendilerine azap geliverdi.

Mehmet Türk

Onlardan öncekiler de (Peygamberleri) yalanlayınca onlara farkına varamadıkları bir yerden azap geliverdi.

39:26

فَأَذَاقَهُمُ ٱللَّهُ ٱلۡخِزۡيَ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah onlara dünya hayatında bir rüsvâylık tattırmıştı. Andolsun ki âhiretin azabı daha büyüktür; keşke bilselerdi!

Cemal Külünkoğlu

Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti ve aşağılanmayı tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke (bunu) bilselerdi!

Mehmet Türk

Böylece Allah onlara dünya hayatında rezilliği tattırdı. Âhiret azabı ise daha da büyüktür. Keşke bunu bir bilselerdi.

39:27

وَلَقَدۡ ضَرَبۡنَا لِلنَّاسِ فِي هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانِ مِن كُلِّ مَثَلࣲ لَّعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz bu Kur'ân'da insanlara, öğüt alsınlar diye her türlü örneği verdik.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, düşünüp akıllarını başlarına alsınlar diye Biz, bu Kur’an’da insanlar için temsil ve kıssalar yoluyla her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak deliller sunduk, her türden örnekler verdik.

Mehmet Türk

Şüphesiz Biz bu Kur’an’da insanlara belki düşünüp (inanırlar) diye her türlü örneği getirdik.

39:28

قُرۡءَانًا عَرَبِيًّا غَيۡرَ ذِي عِوَجࣲ لَّعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sakınsınlar diye, onu pürüzsüz Arapça bir Kur'ân olarak indirdik.

Cemal Külünkoğlu

Biz onu, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar (ve anlamakta zorluk çekmesinler) diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik.

Mehmet Türk

Allah’tan hakkıyla sakınanlar için (bu kitabı) çelişkisiz, Arapça bir Kur’an olarak (indirdik).

39:29

ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلࣰ ا رَّجُلࣰ ا فِيهِ شُرَكَآءُ مُتَشَٰكِسُونَ وَرَجُلࣰ ا سَلَمࣰ ا لِّرَجُلٍ هَلۡ يَسۡتَوِيَانِ مَثَلًاۚ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, geçimsiz efendileri olan bir adamla, yalnızca bir kişiye bağlı bir adamı örnek olarak verir. Bu ikisinin durumu eşit midir? Övgü Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.

Cemal Külünkoğlu

Allah, (birkaç ilaha kulluk edenle sadece Allah’a kulluk eden kimse için) birbiriyle çekişen ve ortak sahipleri bulunan bir (köle) kişi ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) kişiyi örnek verdi. Bu iki adamın durumu bir olur mu? (Hayır,) bütün övgüler (yalnız) Allah’a mahsustur fakat çoğu bunu bilmez (ve anlamaya çalışmaz).

Mehmet Türk

Allah (şimdi de size); kendisine birçok kimsenin ortaklaşa sahip olduğu ve bunların da onun hakkında geçinemedikleri bir (köle) adam ile sadece bir kişiye teslim olmuş bir adamı örnek veriyor. Hiç bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd Allahadır. Fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.

39:30

إِنَّكَ مَيِّتࣱ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen ölümü tadacaksın ve şüphesiz onlar da ölüp gidecek.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.

39:31

ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عِندَ رَبِّكُمۡ تَخۡتَصِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra sizler, kıyamet günü, Rabbinizin huzurunda kesinlikle birbirinizi dava edeceksiniz.

Cemal Külünkoğlu

Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda (toplanarak) muhakeme edileceksiniz.

Mehmet Türk

Sonra hepiniz, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda kesinlikle hesaplaşacaksınız.

39:32

۞فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن كَذَبَ عَلَى ٱللَّهِ وَكَذَّبَ بِٱلصِّدۡقِ إِذۡ جَآءَهُۥٓۚ أَلَيۡسَ فِي جَهَنَّمَ مَثۡوࣰ ى لِّلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah hakkında yalan uydurandan ve önüne konulan gerçeği yalanlayandan daha zâlim kimdir? Cehennem, kâfirler için uygun yer değil midir?

Cemal Külünkoğlu

Allah hakkında yalan uyduran ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Cehennemde inkârcılara yetecek kadar yer yok mudur (zannediyorlar)?

Mehmet Türk

Allah hakkında yalan söyleyenden ve kendisine gelen doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zâlim kim olabilir? Kâfirlere cehennemde yer mi yok?

39:33

وَٱلَّذِي جَآءَ بِٱلصِّدۡقِ وَصَدَّقَ بِهِۦٓ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ama, hakikati getiren ve onu bütün kalbiyle tasdik edenler var ya; işte, takvâ sahipleri onlardır.

Cemal Külünkoğlu

(Allah’tan) doğruyu getiren (resul) ve onu (gereği gibi) doğrulayanlara gelince; işte onlar Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlardır.

Mehmet Türk

Doğruyu getiren ve onu doğrulayanlara gelince; işte onlar, Allah’tan hakkıyla sakınanlardır.

39:34

لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمۡۚ ذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar için Rabbleri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik edenlerin ödülüdür.

Cemal Külünkoğlu

Rableri katında dileyecekleri her şey onlarındır. İşte bu, iyilik yapanların ödülüdür.

Mehmet Türk

Onlar için, Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte, iyilik yapanların mükafaatı da budur.

39:35

لِيُكَفِّرَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ أَسۡوَأَ ٱلَّذِي عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَهُمۡ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ ٱلَّذِي كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Böylece Allah, onların geçmişte yaptıkları en kötü davranışları bile örtecek ve yaptıklarının en güzeline denk olarak ödüllerini verecektir.

Cemal Külünkoğlu

Çünkü Allah, (onların geçmişte) yaptığı kötülükleri örter ve onları (hayatta iken) yaptıkları en güzel şeylere göre ödüllendirir.

Mehmet Türk

Böylece Allah onların (geçmişte) yaptıklarının en kötülerini bile örtecek ve onların mükâfatını (dünyadaki) en güzel ibâdetleri sebebiyle, verecektir.

39:36

أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِكَافٍ عَبۡدَهُۥۖ وَيُخَوِّفُونَكَ بِٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦۚ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah, kuluna yetmez mi? Onlar seni, O'ndan başkaları ile korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık ona doğru yolu gösterecek hiçbir kimse yoktur.

Cemal Külünkoğlu

Allah, kuluna yetmez mi? (Ey Resul!) Seni O’ndan başkaları ile (kulluk yaptıkları hayali ilahlarla) korkutuyorlar! Allah kimi (kötü niyetinden ve eyleminden dolayı) sapıklıkta bırakırsa artık onu yola getiren bulunmaz.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Allah, kuluna kâfi değil mi? de seni Ondan başka şeylerle korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.

39:37

وَمَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّضِلٍّۗ أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِعَزِيزࣲ ذِي ٱنتِقَامࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah, kime de doğru yolu gösterirse, artık onu saptıracak da hiçbir kimse yoktur. Allah'ın, her şeyi yapmaya ve her kötülüğü cezalandırmaya gücü yetmez mi?

Cemal Külünkoğlu

Allah kimi (iyi niyet ve eyleminden dolayı) doğru yola yöneltirse onu saptıran olmaz. Nitekim Allah, her kötülüğe karşılık vermeye muktedir, dilediğinin hakkından gelen, mutlak izzet ve yücelik sahibi, her işte üstün ve galip değil midir?

Mehmet Türk

Allah kimi hak yola ulaştırırsa, artık onu kimse şaşırtamaz. Gerçekten daima üstün ve intikam sahibi olan, Allah değil midir?

39:38

وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُۚ قُلۡ أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ إِنۡ أَرَادَنِيَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ هَلۡ هُنَّ كَٰشِفَٰتُ ضُرِّهِۦٓ أَوۡ أَرَادَنِي بِرَحۡمَةٍ هَلۡ هُنَّ مُمۡسِكَٰتُ رَحۡمَتِهِۦۚ قُلۡ حَسۡبِيَ ٱللَّهُۖ عَلَيۡهِ يَتَوَكَّلُ ٱلۡمُتَوَكِّلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette; “Allah'tır” derler. De ki: “Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse; Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi?” De ki: “Bana Allah yeter. Tevekkül edenler ancak O'na güvenip dayanırlar.”

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, onlara: “Gökleri ve yeri yaratan kimdir?” diye sorsan; “Allah’tır” derler. De ki: “Öyleyse bana bildirin; Allah bana zarar vermek isterse, Allah’tan başka taptıklarınız, O’nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, onlar O’nun rahmetini önleyebilir mi?” De ki: “Allah bana yeter! Güvenmek isteyenler, yalnız O’na dayanıp güvensinler.”

Mehmet Türk

Eğer o (kâfirlere): “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan kesinlikle: “Allah” derler. (Öyleyse onlara): “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınızın neler olduğunu hiç düşündünüz mü? Allah bana bir zarar vermek istese, onlar Onun zararını önleyebilirler mi? Ya da Allah bana bir rahmet vermek istese onlar Onun rahmetine engel olabilirler mi? Bana sadece Allah yeter. Öyleyse tevekkül edenler, sadece Allah’a tevekkül etsinler.” de.

39:39

قُلۡ يَٰقَوۡمِ ٱعۡمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنِّي عَٰمِلࣱۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapınız, doğrusu ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azap, kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!”

Cemal Külünkoğlu

39-40.De ki: “Ey kavmim! (Hakka karşı direnmekte) elinizden geleni yapın! Ben de (Allah yolunda) gayret göstereceğim. Kendisini aşağılık kılan azap kime gelecek ve kesintisiz azap kimin üzerine çökecek yakında bileceksiniz!

Mehmet Türk

39,4. (Ve onlara): “Ey kavmim! Siz ne yaparsanız yapın; kesinlikle ben de (görevimi) yapacağım. Pek yakında, rezil edici azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimin üstüne ineceğini, anlayacaksınız.” de.

39:40

مَن يَأۡتِيهِ عَذَابࣱ يُخۡزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيۡهِ عَذَابࣱ مُّقِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapınız, doğrusu ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azap, kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!”

Cemal Külünkoğlu

39-40.De ki: “Ey kavmim! (Hakka karşı direnmekte) elinizden geleni yapın! Ben de (Allah yolunda) gayret göstereceğim. Kendisini aşağılık kılan azap kime gelecek ve kesintisiz azap kimin üzerine çökecek yakında bileceksiniz!

Mehmet Türk

39,4. (Ve onlara): “Ey kavmim! Siz ne yaparsanız yapın; kesinlikle ben de (görevimi) yapacağım. Pek yakında, rezil edici azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimin üstüne ineceğini, anlayacaksınız.” de.

39:41

إِنَّآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ لِلنَّاسِ بِٱلۡحَقِّۖ فَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ فَلِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيۡهَاۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡهِم بِوَكِيلٍ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz biz bu kitabı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık, kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul) Biz sana bu Kitabı (Kur’an’ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen, onların üzerinde sorumluluklarını yüklenecek bir muhafız değilsin.

Mehmet Türk

Şüphesiz Biz, bu Kitabı sana insanlara gerçeklerin açıklayıcısı olarak, indirdik. Artık bundan sonra her kim, bu doğru yolu kabul ederse kendisini (doğrultmuş,) her kim de sapkınlığa düşerse kendi kendisine sapkınlığa düşmüş olur. Ve sen de artık onların üzerine bir vekil değilsin.

39:42

ٱللَّهُ يَتَوَفَّى ٱلۡأَنفُسَ حِينَ مَوۡتِهَا وَٱلَّتِي لَمۡ تَمُتۡ فِي مَنَامِهَاۖ فَيُمۡسِكُ ٱلَّتِي قَضَىٰ عَلَيۡهَا ٱلۡمَوۡتَ وَيُرۡسِلُ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ إِلَىٰٓ أَجَلࣲ مُّسَمًّىۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَتَفَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, canları, ölümleri sırasında alır; ölmeyenleri de uykuları sırasında... Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen belli bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.

Cemal Külünkoğlu

Allah, (ölecek) insanların ruhlarını ölümü sırasında, öl(üm vakti gel)meyenlerinkini de uykularında alır. Sonra ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

Mehmet Türk

Ölüm vakti gelenlerin canlarını alan da ölüm vakti gelmeyenleri uykusunda (ölü gibi) yapan da Allah’tır. O, böylece ölümüne karar verilenlerin (ruhunu) alır, ötekileri ise belirli bir süreye (bir ecele) kadar erteler. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir topluluk için ibretler vardır.

39:43

أَمِ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُفَعَآءَۚ قُلۡ أَوَلَوۡ كَانُواْ لَا يَمۡلِكُونَ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا يَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa onlar Allah'tan başkasını şefaatçiler mi ediniyorlar? De ki: “Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi?”

Cemal Külünkoğlu

Yoksa (onlar) Allah’tan başka hayali şefaatçiler (aracı kuvvetler, şahıslar, otoriteler) mi buldular? De ki: “Onların hiçbir yetkileri olmasa, akıl ve şuurdan mahrum olsalar da mı onlara kulluk ve ibadet (etmeye devam) edeceksiniz?”

Mehmet Türk

Yoksa onlar, Allah’tan başkasını şefâatçiler mi edindiler? (Ey Muhammed! Onlara): “O (şefâatçileriniz) hiçbir şeye gücü yetmeyen ve akıl da erdiremeyen kimseler ise de mi?” de.

39:44

قُل لِّلَّهِ ٱلشَّفَٰعَةُ جَمِيعࣰ اۖ لَّهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ ثُمَّ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Şefaat, tümden ve sadece Allah’ındır. Gökler ve yer üzerindeki otorite (yalnız) O’nundur ve sonunda yalnız O’na döndürüleceksiniz.”

Mehmet Türk

(Onlara): “Şefâatin tamamı göklere ve yere hâkim olan, en sonunda kendisine döndürüleceğiniz, Allah’a aittir.” de.

39:45

وَإِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَحۡدَهُ ٱشۡمَأَزَّتۡ قُلُوبُ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِۖ وَإِذَا ذُكِرَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦٓ إِذَا هُمۡ يَسۡتَبۡشِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, tek olarak anıldığında, âhirete inanmayanların içlerini sıkıntı basar. Ama Allah'tan başkası anıldığı zaman hemen sevinir, mutluluk duyarlar.

Cemal Külünkoğlu

(İlâh ve Rab) olarak Allah ne zaman tek başına (Allah’tan başka ilah yoktur şeklinde) anılsa, ahirete inanmayanların kalpleri hoşnutsuzluk içinde kasılır. Fakat O’nun yanı sıra başka (hayali) güçler de (O’nunla beraber) anıldığı zaman hemen (yüzleri gülüverir,) neşelenirler!

Mehmet Türk

Allah tek başına anıldığı zaman, âhirete inanmayanların kalbi nefretle dolar ve Onun dışındakiler anılınca, yüzleri hemen gülüverir.

39:46

قُلِ ٱللَّهُمَّ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ عَٰلِمَ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ أَنتَ تَحۡكُمُ بَيۡنَ عِبَادِكَ فِي مَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ey Allah'ım! Ey göklerin ve yerin yoktan yaratıcısı! Ey gizli ve açık her şeyi bilen! Kullarının, arasında ayrılığa düştükleri konularda hüküm verecek sensin.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, yaratılmış varlıkların kavrayış alanı dışındaki şeyleri de yaratılmışların akıl ve duyularıyla görüp gözleyebildiklerini de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!): “Ey gökleri ve yeri yaratan, görülmeyeni de görüleni de bilen Allah’ım! Şüphesiz kullarının aralarında anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında hüküm verecek, ancak Sensin.” de.

39:47

وَلَوۡ أَنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ مَا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا وَمِثۡلَهُۥ مَعَهُۥ لَٱفۡتَدَوۡاْ بِهِۦ مِن سُوٓءِ ٱلۡعَذَابِ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ وَبَدَا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مَا لَمۡ يَكُونُواْ يَحۡتَسِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şâyet yeryüzünde bulunan her şey ve bununla birlikte bir o kadarı daha zâlimlerin olsaydı, kıyamet gününde o azabın kötülüğünden kurtulmak için kesinlikle onu fidye olarak verirlerdi. Onlara Allah tarafından, hiç hesaba katmadıkları şeyler gösterilecektir.

Cemal Külünkoğlu

Eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onunla birlikte bir misli daha zalimlerin olsaydı, kıyamet günündeki kötü azaptan kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi. Çünkü hiç hesap etmedikleri (ve çoktan unuttukları) şeyler Allah tarafından karşılarına çıkarılacaktır.

Mehmet Türk

Eğer o zâlimler, yeryüzünde olan her şeye ve hatta bununla birlikte bir katı daha fazlasına sahip olsalardı kıyamet günü o kötü azaptan (kurtulmak) için gerçekten bunları fidye olarak verirlerdi. Zîrâ (o gün) onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılıverir.

39:48

وَبَدَا لَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onların kazandıkları kötülükler, o gün açığa çıkmış olacak ve alaya aldıkları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Önceden işleyip bizzat kayıtlarına geçen kötülükler (kazandıkları günahlar o gün), önlerine konacak ve alay edegeldikleri gerçekler kendilerini her taraftan kuşatacaktır.

Mehmet Türk

(Dünyada iken) yaptıkları işlerin kötülükleri (o gün) karşılarına çıkar ve hafife aldıkları (azap) kendilerini kuşatıverir.

39:49

فَإِذَا مَسَّ ٱلۡإِنسَٰنَ ضُرࣱّ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلۡنَٰهُ نِعۡمَةࣰ مِّنَّا قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمِۭۚ بَلۡ هِيَ فِتۡنَةࣱ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimizde, “Bu bana yalnızca bilgimden dolayı verilmiştir” der. Hayır, o bir sınavdır. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Cemal Külünkoğlu

İnsana bir zarar dokunduğunda Biz’e yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet (bolluk ve mevki) verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o (verilen nimetlerin hepsi) bir imtihandır. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

Mehmet Türk

İnsana bir zarar dokunduğu zaman, hemen Bize duâ eder, sonra (Biz) tarafımızdan ona bir nîmet ihsan edince de: “Bu (nîmet) bana ancak bendeki bilgi sayesinde verildi.” der. Hâlbuki bu bir imtihandır, ama onların çoğu bilmiyorlar.

39:50

قَدۡ قَالَهَا ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَمَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bunu onlardan öncekiler de söylemişlerdi de, kazandıkları kendilerine hiçbir fayda vermemişti.

Cemal Külünkoğlu

Kendilerinden önce gelen (ve aynı tavır içinde olanlar) da böyle söylemişlerdi ama kazandıkları (dünyalık geçici) şeylerin (azaba karşı) kendilerine hiçbir faydası olmadı (ve olmayacaktır).

Mehmet Türk

Bunu, onlardan öncekiler de söylediler. Ama (buna rağmen) kazandıkları şeyler onlara hiçbir fayda vermedi.

39:51

فَأَصَابَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْۚ وَٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡ هَٰٓؤُلَآءِ سَيُصِيبُهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُواْ وَمَا هُم بِمُعۡجِزِينَ

Bayraktar Bayraklı

Kazandıkları kötülüklerin cezası başlarına gelmişti. Aynı şekilde bunlardan zulmedenlerin de kazandıkları kötülüklerinin cezası başlarına gelecektir. Onlar buna asla engel olamayacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

En sonunda işledikleri kötülüklerin cezası onları buldu. İşte bugün zulmeden kimseleri de kazandıklarının kötü sonuçları gelip bulacaktır. Ve onlar asla (Allah’ı) atlatamayacaklar.

Mehmet Türk

Yaptıkları işlerin kötülükleri, (dünyada) onların başlarına geldiği gibi, bu zâlimlerin yaptıkları işlerin kötülükleri, (ahirette de) başlarına gelecek ve onlar, (Allah’ı) asla aldatamayacaklar.

39:52

أَوَلَمۡ يَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın, dilediklerine verdiği rızkı genişletip kıstığını bilmezler mi? Şüphesiz bunda, inanan toplum için dersler vardır.

Cemal Külünkoğlu

Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah, dilediğine rızkı genişletip yayar ve (dilediğine) de kısar. Şüphesiz bunda, inanacak bir toplum için gerçekten ibretler vardır.

Mehmet Türk

Onlar, Allah’ın rızkı dilediğine genişletip (dilediğine) de daralttığını bilmiyorlar mı? Şüphesiz bunda, îman eden bir toplum için gerçekten ibretler vardır.

39:53

۞قُلۡ يَٰعِبَادِيَ ٱلَّذِينَ أَسۡرَفُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ لَا تَقۡنَطُواْ مِن رَّحۡمَةِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَغۡفِرُ ٱلذُّنُوبَ جَمِيعًاۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Allah şöyle buyurdu: Ey kendi nefisleri aleyhinde haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok affedicidir; merhamet sahibidir.”

Cemal Külünkoğlu

De ki (Allah şöyle buyuruyor:) “Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere aşırı giden ve kendilerine verdiğim meleke ve kabiliyetleri yanlış yolda sarfederek günah işleyen kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Benim Onlara): “Ey Benim kendilerine karşı haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günâhları bağışlar. Çünkü çok bağışlayıcı, gerçekten merhametli olan, ancak O (Allah)’tır.” dediğimi söyle.

39:54

وَأَنِيبُوٓاْ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ وَأَسۡلِمُواْ لَهُۥ مِن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلۡعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönünüz, O'na teslim olunuz, sonra size yardım edilmez.”

Cemal Külünkoğlu

Öyleyse size (iman etmenin fayda vermeyeceği) azap gelip çatmadan önce, gönülden ve isteyerek Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun! Yoksa hiçbir şekilde yardım göremezsiniz.

Mehmet Türk

(Ey İnsanlar!) Onun için başınıza azap gelmeden önce (tevbe ederek) Rabbinize yönelin ve Ona teslim olun. Sonra kurtulamazsınız.

39:55

وَٱتَّبِعُوٓاْ أَحۡسَنَ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَكُمُ ٱلۡعَذَابُ بَغۡتَةࣰ وَأَنتُمۡ لَا تَشۡعُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

55,56. “Siz farkında olmadan ansızın başınıza azap gelmeden önce, Rabbinizden size indirilen en güzel kitaba uyunuz ki, hiçbir insan, “Allah'a karşı aşırı gittiğim, küçümseyenlerden biri olduğum için yazıklar olsun bana!” demesin.

Cemal Külünkoğlu

Hiç farkında olmadığınız bir sırada azap ansızın gelip çatmadan önce, Rabbiniz tarafından size indirilmiş olan en güzel (öğretiye) uyun!

Mehmet Türk

Ansızın ve hiç farkına varmadığınız bir sırada azap size gelip çatmadan önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun.

39:56

أَن تَقُولَ نَفۡسࣱ يَٰحَسۡرَتَىٰ عَلَىٰ مَا فَرَّطتُ فِي جَنۢبِ ٱللَّهِ وَإِن كُنتُ لَمِنَ ٱلسَّٰخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

55,56. “Siz farkında olmadan ansızın başınıza azap gelmeden önce, Rabbinizden size indirilen en güzel kitaba uyunuz ki, hiçbir insan, “Allah'a karşı aşırı gittiğim, küçümseyenlerden biri olduğum için yazıklar olsun bana!” demesin.

Cemal Külünkoğlu

Kişinin: “Allah’a karşı umursamaz davrandığım ve (hakikati) küçümseyenlerden biri olduğum için yazıklar olsun bana!” diyeceği (günden sakının)!

Mehmet Türk

(Zira o gün gelince) kişinin: “Allah’a karşı (kullukta) yaptığım kusurlardan ve (Allah’ın diniyle) alay ettiğimden dolayı yazıklar olsun (bana).” demesi,

39:57

أَوۡ تَقُولَ لَوۡ أَنَّ ٱللَّهَ هَدَىٰنِي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُتَّقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Yahut, “Eğer Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O'na karşı saygı duyanlardan olurdum” demesin diye.

Cemal Külünkoğlu

Yahut: “Allah beni doğru yola iletseydi mutlaka sakınanlardan olurdum!” diyeceği (günden de sakının)!

Mehmet Türk

Veya: “Gerçekten Allah, beni hak yola iletseydi, elbette Allah’tan hakkıyla sakınanlardan olurdum.” demesi,

39:58

أَوۡ تَقُولَ حِينَ تَرَى ٱلۡعَذَابَ لَوۡ أَنَّ لِي كَرَّةࣰ فَأَكُونَ مِنَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ya da azabı gördüğünde, “Keşke dünyaya bir daha gönderilseydim de iyi amel yapanlardan olsaydım” demesin diye.

Cemal Külünkoğlu

Ya da azabı gördüğü zaman: “Benim için bir kere daha (dünyaya dönme fırsatı) olsaydı da iyilik edenlerden olsaydım” diyeceği (günden de sakının)!

Mehmet Türk

Yahut azabı gördüğü zaman: “Keşke benim için bir kez daha (dünyaya dönüş) olsaydı da iyilik yapanlardan olsaydım!” demesi (ona hiçbir fayda vermeyecektir.)

39:59

بَلَىٰ قَدۡ جَآءَتۡكَ ءَايَٰتِي فَكَذَّبۡتَ بِهَا وَٱسۡتَكۡبَرۡتَ وَكُنتَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

O zaman Allah şu cevabı verecektir: “Elbette sana âyetlerim geldi de sen onları yalanladın, sen kibirlendin ve sen inkâr edenlerden oldun.”

Cemal Külünkoğlu

(O zaman ona Allah tarafından şöyle seslenilecek:) “Hayır! Mesajlarım sana geldi de sen onları yalanladın, onları kabul etmeyi (ve onlara göre yaşamayı) kibrine yediremedin, büyüklük tasladın ve kâfirlerden oldun.”

Mehmet Türk

(O zaman Allah, o kişiye): “Bilakis, âyetlerim sana gelmişti de sen, onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştun.” diyecek.

39:60

وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تَرَى ٱلَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَى ٱللَّهِ وُجُوهُهُم مُّسۡوَدَّةٌۚ أَلَيۡسَ فِي جَهَنَّمَ مَثۡوࣰ ى لِّلۡمُتَكَبِّرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Kıyamet günü, Allah adına yalan söyleyenleri yüzleri simsiyah olmuş görürsün. Kibirlenenler için cehennemde yer mi yoktur?

Cemal Külünkoğlu

Allah’a yalan uyduranların kıyamet günü yüzlerinin kapkara kesildiğini göreceksin. Onlar, cehennemde (Allah’a ve O’nun öğretilerine karşı) kibirlenenlere yetecek kadar yer yok mudur (zannediyorlar)?

Mehmet Türk

Allah’a karşı yalan söyleyenlerin kıyamet günü suratlarının kapkara kesildiğini görürsün. Büyüklük taslayanlara cehennemde yer mi yok?

39:61

وَيُنَجِّي ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ بِمَفَازَتِهِمۡ لَا يَمَسُّهُمُ ٱلسُّوٓءُ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, takvâ sahiplerini kurtuluşa erdirir. Onlara hiçbir fenalık dokunmaz. Onlar, üzülmezler de.

Cemal Külünkoğlu

Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları, Allah yolundaki kazançları sebebiyle (cehennemden) kurtaracak ve onlara hiçbir fenalık dokunmadığı gibi, herhangi bir sebeple mahzun da olmayacaklardır.

Mehmet Türk

Allah, Rablerine karşı gelmekten sakınanları kendi kazançları sebebiyle kurtuluşa erdirir. Artık onlara kötülük dokunmadığı gibi onlar mahzun da olmazlar.

39:62

ٱللَّهُ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءࣲۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ وَكِيلࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve her şeye vekildir.

Cemal Külünkoğlu

Allah her şeyin yaratıcısıdır ve O, her şey üzerinde mutlak otorite ve tasarruf sahibidir.

Mehmet Türk

Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve O, her şeyi dilediği gibi de yönetir.

39:63

لَّهُۥ مَقَالِيدُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۗ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler, işte onlar gerçekten kaybedenlerdir.

Cemal Külünkoğlu

Göklerin ve yerin anahtarları (mutlak hükümranlığı) O’ndadır. Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere gelince, işte ziyana uğrayacaklar onlardır.

Mehmet Türk

Göklerde ve yerde bulunan her şey, Ona itaat eder. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler ise, gerçekten kendilerine yazık edenlerdir.

39:64

قُلۡ أَفَغَيۡرَ ٱللَّهِ تَأۡمُرُوٓنِّيٓ أَعۡبُدُ أَيُّهَا ٱلۡجَٰهِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ey câhiller! Bana, Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Ey doğru ile eğriden habersiz olanlar! Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi bana teklif ediyorsunuz?”

Mehmet Türk

“Ey cahiller! Şimdi siz bana Allah’tan başkasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz?” de.

39:65

وَلَقَدۡ أُوحِيَ إِلَيۡكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكَ لَئِنۡ أَشۡرَكۡتَ لَيَحۡبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Oysa sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer ortak koşarsan kesinlikle bütün yaptıkların boşa gider ve iflas edenlerden olursun.”

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Şüphesiz sana da senden önce gönderilen resullerin her birine de (insanlara iletilmek üzere) vahyolundu ki: “(Ey insan!) Eğer Allah’a eş koşacak olursan, yaptığın bütün içler boşa çıkacak ve mutlaka hüsrana uğrayanlardan olacaksın.”

Mehmet Türk

65,66. (Ey Muhammed!) Yemin olsun, senden öncekilere olduğu gibi sana da: “Eğer (Allah’a) şirk koşarsan, şüphesiz senin bütün yaptığın boşa gider ve elbette sen kaybedenlerden olursun. Öyleyse, artık (sadece) Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol.” diye vahyolundu.

39:66

بَلِ ٱللَّهَ فَٱعۡبُدۡ وَكُن مِّنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bilakis sen, yalnızca Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol!

Cemal Külünkoğlu

“Asla (Allah’tan başkalarına kulluk) etme! Yalnızca Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol.”

Mehmet Türk

65,66. (Ey Muhammed!) Yemin olsun, senden öncekilere olduğu gibi sana da: “Eğer (Allah’a) şirk koşarsan, şüphesiz senin bütün yaptığın boşa gider ve elbette sen kaybedenlerden olursun. Öyleyse, artık (sadece) Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol.” diye vahyolundu.

39:67

وَمَا قَدَرُواْ ٱللَّهَ حَقَّ قَدۡرِهِۦ وَٱلۡأَرۡضُ جَمِيعࣰ ا قَبۡضَتُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُ مَطۡوِيَّٰتُۢ بِيَمِينِهِۦۚ سُبۡحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar Allah'ı gerektiği şekilde takdir edemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadır. Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüş olacaktır. Allah, onların ortak koşmalarından uzak ve yücedir.

Cemal Külünkoğlu

Nitekim onlar, Allah’ı gereği gibi takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yeryüzü, bütünüyle O’nun tasarrufunda olacak. Gökler de O’nun kudretiyle dürülecek. O, kudret ve egemenliğinde sınırsızdır ve onların (müşriklerin) ortak koştuklarından uzaktır.

Mehmet Türk

O (kâfirler,( Allah’ı lâyıkıyla tam olarak tanıyamadılar. Hâlbuki kıyamet günü bütün yer Onun avucunun içerisindedir. Gökler de kudretiyle dürülmüş olacaktır. Allah, onların kendisine ortak koştukları şeylerden çok uzak ve pek yücedir.

39:68

وَنُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَصَعِقَ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُۖ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ أُخۡرَىٰ فَإِذَا هُمۡ قِيَامࣱ يَنظُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sûr'a üflenince, Allah'ın diledikleri hariç olmak üzere, göklerde ve yerde ne/kim varsa hepsi bayılacaktır. Sonra Sûr'a bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar.

Cemal Külünkoğlu

(Kıyamet için birinci defa) Sur’a üflenir. Allah’ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde kim varsa hepsi çarpılıp yere yıkılarak bayılır. Sonra Sur’a tekrar (ikinci defa) üflenir. Bir de bakarsın bütün insanlar, ayağa kalkmış, etrafa bakınıp duruyorlar!

Mehmet Türk

(Kıyamet günü) sur’a üflenince, Allah’ın diledikleri dışında göklerde ve yerde olanların hepsi ölecek, sonra ona bir daha üflenir üflenmez hepsi dirilerek (Allah’ın emrini) bekleyecekler.

39:69

وَأَشۡرَقَتِ ٱلۡأَرۡضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ ٱلۡكِتَٰبُ وَجِاْيٓءَ بِٱلنَّبِيِّـۧنَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَقُضِيَ بَيۡنَهُم بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanacak. Amel defterleri ortaya konulacak. Peygamberler ve tanıklar getirilecek. Aralarında adaletle hüküm verilecek ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılmayacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Mahşer Meydanı, Rabbinin nuruyla aydınlanır, amel defterleri (bütün yaşananların stoklandığı İlahi bir sistem) ortaya konur. Nebiler (davetçiler) ve şahitler getirilir ve onlar haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hükmedilir.

Mehmet Türk

(O gün mahşer) yeri, Rabbi’nin nuruyla aydınlanacak, herkesin hesabı (ortaya) dökülecek, Peygamberler ve şahitler getirilecek ve aralarında asla haksızlık yapılmaksızın adaletle hükmedilecektir.

39:70

وَوُفِّيَتۡ كُلُّ نَفۡسࣲ مَّا عَمِلَتۡ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَا يَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenecektir. Allah, onların ne yaptıklarını en iyi bilendir.

Cemal Külünkoğlu

Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. Çünkü Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir.

Mehmet Türk

Ve herkese yaptığının tam karşılığı verilecektir. Çünkü O (Allah) onların yaptıklarını en iyi bilendir.

39:71

وَسِيقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِلَىٰ جَهَنَّمَ زُمَرًاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوهَا فُتِحَتۡ أَبۡوَٰبُهَا وَقَالَ لَهُمۡ خَزَنَتُهَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ رُسُلࣱ مِّنكُمۡ يَتۡلُونَ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِ رَبِّكُمۡ وَيُنذِرُونَكُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَاۚ قَالُواْ بَلَىٰ وَلَٰكِنۡ حَقَّتۡ كَلِمَةُ ٱلۡعَذَابِ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

İnkâr edenler, gruplar halinde cehenneme sürülecekler. Oraya vardıklarında cehennemin kapıları açılacak; cehennemin bekçileri onlara, “Size, içinizden, Rabbinizin âyetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınıza dair uyarıda bulunan peygamberler gelmedi mi?” derler. “Evet geldi” derler ama, azap sözü kâfirlerin üzerine hak olmuştur.

Cemal Külünkoğlu

İnkârcılar gruplar halinde cehenneme sevk edilir. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle der: “Size içinizden, Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran kimseler gelmedi mi?” Onlar da: “Evet geldi” derler. Fakat inkârcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir.

Mehmet Türk

(O gün) kâfirler cehenneme doğru bölük bölük sürülecek, sonunda cehenneme geldikleri zaman, kapıları açılacak ve onlara (cehennemin) bekçileri: “Size, içinizden Rabbinizin âyetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınızı (söyleyip) sizi uyaran Peygamberler gelmedi mi?” diyecekler. Onlar da: “Evet, geldi.” diyecekler. Fakat kâfirler için azap emri, çoktan verilmiş olacaktır.

39:72

قِيلَ ٱدۡخُلُوٓاْ أَبۡوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَاۖ فَبِئۡسَ مَثۡوَى ٱلۡمُتَكَبِّرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara, “Süreli olarak kalacağınız cehennemin kapılarından içeri giriniz” denilecektir. İşte böyle, kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!

Cemal Külünkoğlu

(Onlara:) “İçinde yerleşip kalmak üzere cehennemin kapılarından girin!” denir. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!

Mehmet Türk

(Ve onlara): “İçerisinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin, büyüklük taslayanların barınağı ne kötüdür.” denilecek.

39:73

وَسِيقَ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ رَبَّهُمۡ إِلَى ٱلۡجَنَّةِ زُمَرًاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوهَا وَفُتِحَتۡ أَبۡوَٰبُهَا وَقَالَ لَهُمۡ خَزَنَتُهَا سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡ طِبۡتُمۡ فَٱدۡخُلُوهَا خَٰلِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Rabblerine saygı duyanlar da, gruplar halinde cennete götürüleceklerdir. Oraya geldiklerinde ve cennetin kapıları açıldığında, cennetin bekçileri onlara, “Size selâm olsun, hoş geldiniz. Artık süreli kalmak üzere giriniz buraya” derler.

Cemal Külünkoğlu

Rablerine karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar da gruplar halinde cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve (cennet) bekçileri onlara şöyle der: “Size selâm olsun, hoş geldiniz! Haydi, ebedî kalmak üzere girin buraya!”

Mehmet Türk

Rablerinden hakkıyla sakınanlar da cennete bölük bölük gönderilecek, sonunda cennete geldikleri zaman kapıları açılacak ve onlara (cennetin) bekçileri: “Allah’ın selâmı üzerinize olsun, hoş geldiniz. İçerisinde ebedî kalacağınız cennete girin.” diyecekler.

39:74

وَقَالُواْ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي صَدَقَنَا وَعۡدَهُۥ وَأَوۡرَثَنَا ٱلۡأَرۡضَ نَتَبَوَّأُ مِنَ ٱلۡجَنَّةِ حَيۡثُ نَشَآءُۖ فَنِعۡمَ أَجۡرُ ٱلۡعَٰمِلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, “Bize verdiği sözü yerine getiren, bizi dilediğimiz yerinde konaklayacağımız bu cennet yurduna vâris kılan Allah'a hamdolsun. İman edip iyi amelde bulunanların ödülü ne güzelmiş!” derler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar da şöyle derler: “Bize verdiği sözünü yerine getiren ve böylece cennette dilediğimiz şekilde yerleşmemizi sağlayan Allah’a hamdolsun. Allah yolunda çaba sarf edenlerin mükâfatı ne güzelmiş!”

Mehmet Türk

(Onlar da): “Bize verdiği sözü yerine getiren ve dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna bizi vâris kılan Allah’a, hamdolsun. (Meğer) inandığıyla yaşayanların mükâfatı ne de güzelmiş.” diyecekler.

39:75

وَتَرَى ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ حَآفِّينَ مِنۡ حَوۡلِ ٱلۡعَرۡشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡۚ وَقُضِيَ بَيۡنَهُم بِٱلۡحَقِّۚ وَقِيلَ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sen, meleklerin de, egemenlik tahtının çevresini kuşatarak, Rabblerini hamd ile övdüklerini görürsün. Artık aralarında adaletle hükmolunmuş ve “âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun” denilmiştir.

Cemal Külünkoğlu

Melekleri de (Allah’ın) kudret tahtının çevresinde Rablerinin yüceliğini övgüyle anarken görürsün. O zaman herkes hakkında adaletle hükmedilir ve (şu) sözler telaffuz edilir: “Bütün övgüler âlemlerin Rabbi olan Allah içindir!”

Mehmet Türk

(O gün sen) meleklerin de Allah’ın arşının çevresinde toplanıp, Rablerini hamd ile tesbih ettiklerini, herkesin arasında asla haksızlık yapılmaksızın adaletle hükmedileceğini ve (her taraftan): “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” denildiğini, göreceksin.