İçeriğe atla
Untold Serenity

38. Sad

The Letter "Saad" · Mekkî · 88 âyet · Nüzul sırası 38

ص

The Surah takes its name from the alphabetic letter Suad with which it begins.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

38:1

صٓۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ذِي ٱلذِّكۡرِ

Bayraktar Bayraklı

1,2. Sâd. Şeref sahibi Kur'ân'a yemin olsun ki, inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.

Cemal Külünkoğlu

1-2.Sâd. Öğüt dolu olan Kur’an’a andolsun ki inkârda direnenler yersiz bir gurura kapılarak (doğru yolu bırakıp) yanlış ve eğri yollara sapmışlardır.

Mehmet Türk

Sâd. Şu şerefli Kur’an’a yemin olsun ki;

38:2

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي عِزَّةࣲ وَشِقَاقࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

1,2. Sâd. Şeref sahibi Kur'ân'a yemin olsun ki, inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.

Cemal Külünkoğlu

1-2.Sâd. Öğüt dolu olan Kur’an’a andolsun ki inkârda direnenler yersiz bir gurura kapılarak (doğru yolu bırakıp) yanlış ve eğri yollara sapmışlardır.

Mehmet Türk

O kâfirler (boş) bir gurur ve ayrılık içerisindedirler.

38:3

كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنࣲ فَنَادَواْ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. O zaman yalvardılar, ama kurtuluş zamanı değildi.

Cemal Külünkoğlu

Onlardan önce nice nesilleri (yaptıkları yüzünden) helak ettik. Ve kaçmalarının mümkün olmadığını anladıklarında (bize nasıl) yalvarıyorlardı (bir görseydin)!

Mehmet Türk

Bizim kendilerinden önce helâk ettiğimiz nice nesiller, (o helâk esnasında) feryat ettiler ama (artık) kurtulma zamanı çoktan geçmişti.

38:4

وَعَجِبُوٓاْ أَن جَآءَهُم مُّنذِرࣱ مِّنۡهُمۡۖ وَقَالَ ٱلۡكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرࣱ كَذَّابٌ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, kendilerine içlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar. Kâfirleri şöyle dediler: “Bu, büyücüdür; yalancıdır.”

Cemal Külünkoğlu

4-5.Aralarından bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. O inkârcılar dediler ki: “Bu yalancı bir sihirbazdır. O, bütün ilahları (reddedip) bir tek ilah olduğunu mu iddia ediyor? Doğrusu, bu çok tuhaf bir şeydir!”

Mehmet Türk

4,5. Kâfirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmiş olmasına şaşırdılar ve: “Bu (adam) yalancıdır (ve) büyücüdür. (Yani şimdi de) pek çok ilâhı, bir tek ilâh mı yapıyor? Bu, kesinlikle tuhaflıktan da öte bir şey.” dediler.

38:5

أَجَعَلَ ٱلۡأٓلِهَةَ إِلَٰهࣰ ا وَٰحِدًاۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيۡءٌ عُجَابࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Bütün tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Şüphesiz bu şaşılacak bir şeydir.”

Cemal Külünkoğlu

4-5.Aralarından bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. O inkârcılar dediler ki: “Bu yalancı bir sihirbazdır. O, bütün ilahları (reddedip) bir tek ilah olduğunu mu iddia ediyor? Doğrusu, bu çok tuhaf bir şeydir!”

Mehmet Türk

4,5. Kâfirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmiş olmasına şaşırdılar ve: “Bu (adam) yalancıdır (ve) büyücüdür. (Yani şimdi de) pek çok ilâhı, bir tek ilâh mı yapıyor? Bu, kesinlikle tuhaflıktan da öte bir şey.” dediler.

38:6

وَٱنطَلَقَ ٱلۡمَلَأُ مِنۡهُمۡ أَنِ ٱمۡشُواْ وَٱصۡبِرُواْ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمۡۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيۡءࣱ يُرَادُ

Bayraktar Bayraklı

Onlardan ileri gelenler tepki gösterip şöyle dediler: “Yolunuza devam ediniz, tanrılarınızı bırakmayınız. Şüphesiz bizden istenen de budur.”

Cemal Külünkoğlu

Onlardan önde gelen bir grup: “Haydi yürüyün (ve varın Muhammed’in üzerine)! İlâhlarınız(a ibadet) konusunda diretin, pes etmeyin ve ilahlarınıza sımsıkı sarılmaya devam edin. Yapılacak tek şey budur!”

Mehmet Türk

Onların ileri gelenlerinden bir grup öne atılarak: “İlâhlarınızın yolunda yürüyün ve (onlara bağlılıkta) kararlı olun, çünkü asıl yapmanız gereken şey, budur.” (dedi.)

38:7

مَا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِي ٱلۡمِلَّةِ ٱلۡأٓخِرَةِ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا ٱخۡتِلَٰقٌ

Bayraktar Bayraklı

“Biz onun söylediklerini, yeni inançlarda duymadık. Kur'ân, onun uydurmasından başka bir şey değildir.”

Cemal Külünkoğlu

“Doğrusu biz bu tevhid inancını çağdaş inanç sistemlerinin hiçbirinde duymadık. Bu sırf bir uydurmadır!”

Mehmet Türk

7,8. (Ve devamla): “Biz böyle bir şeyi daha önceki hiç bir dinde duymadık. Bu, tamamen uydurmadan başka bir şey değildir. Hem bu zikir içimizden (başka kimse kalmadı da) ona mı indirildi?” dediler. Doğrusu, onlar esas benim zikrim (olan Kur’an’dan) şüphe ediyorlar ve onlar henüz Benim azabımı tatmadılar.

38:8

أَءُنزِلَ عَلَيۡهِ ٱلذِّكۡرُ مِنۢ بَيۡنِنَاۚ بَلۡ هُمۡ فِي شَكࣲّ مِّن ذِكۡرِيۚ بَل لَّمَّا يَذُوقُواْ عَذَابِ

Bayraktar Bayraklı

“Kur'ân içimizden sadece ona mı indirildi?” Doğrusu onlar, gönderdiğimiz Kur'ân hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.

Cemal Külünkoğlu

“Ne yani! İçimizden (başka kimse bulunamamış da) Kitap ona mı inmiş?” Hayır, hayır! Onlar, (sırf kibir ve gururları sebebiyle) Benim mesajım konusunda şüphe içinde bocalamaktadır. Gerçekte onlar, henüz azabımı tatmadılar, (tatsalardı böyle yapmazlardı).

Mehmet Türk

7,8. (Ve devamla): “Biz böyle bir şeyi daha önceki hiç bir dinde duymadık. Bu, tamamen uydurmadan başka bir şey değildir. Hem bu zikir içimizden (başka kimse kalmadı da) ona mı indirildi?” dediler. Doğrusu, onlar esas benim zikrim (olan Kur’an’dan) şüphe ediyorlar ve onlar henüz Benim azabımı tatmadılar.

38:9

أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَآئِنُ رَحۡمَةِ رَبِّكَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡوَهَّابِ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa her şeye gücü yeten ve çok cömert Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

Cemal Külünkoğlu

Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

Mehmet Türk

Yoksa o (kâfirler) çok şerefli ve lütuf sahibi Rabbinin hazinelerinin kendilerinin yanında olduğunu mu (zannediyorlar)?

38:10

أَمۡ لَهُم مُّلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۖ فَلۡيَرۡتَقُواْ فِي ٱلۡأَسۡبَٰبِ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkiyeti onların mıdır? Öyleyse ne duruyorlar? Göğe yükselme yollarını arasınlar.

Cemal Külünkoğlu

Ya da göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı, onların elinde midir? Öyleyse (akıllarına gelebilecek) her türlü vasıta ile (göklere) yükselsinler (de Kur’an’ın sana indirilmesine mâni olsunlar) bakalım!

Mehmet Türk

Yoksa kendilerini göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların sahibi mi (zannediyorlar)? Eğer öyleyse, bir yolunu bulup, göğe yükselsinler (de bir bakalım).

38:11

جُندࣱ مَّا هُنَالِكَ مَهۡزُومࣱ مِّنَ ٱلۡأَحۡزَابِ

Bayraktar Bayraklı

Onlar çeşitli gruplardan oluşmuş, şimdiden mağlub edilmeye mahküm bir ordudur.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, burada ne kadar (sıkı şekilde) bir araya gelmiş olsalar da (hakikati kabule yanaşmazlarsa) bozguna uğratılacaklardır.

Mehmet Türk

Onlar burada, derme çatma ve hezimete mahkûm bir ordu döküntüsüdürler.

38:12

كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحࣲ وَعَادࣱ وَفِرۡعَوۡنُ ذُو ٱلۡأَوۡتَادِ

Bayraktar Bayraklı

12,13. Onlardan önce Nûh kavmi, ‘Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da yalanladılar. İşte bunlar da birleşik topluluklardı.

Cemal Külünkoğlu

Onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi ve (piramitlerle dünyaya) kazık çakan Firavun da yalanlamıştı.

Mehmet Türk

Onlardan önce Nûh, Âd ve kazıklar sahibi Firavun’un toplumları da (Peygamberlerini) yalanladılar.

38:13

وَثَمُودُ وَقَوۡمُ لُوطࣲ وَأَصۡحَٰبُ لۡـَٔيۡكَةِۚ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلۡأَحۡزَابُ

Bayraktar Bayraklı

12,13. Onlardan önce Nûh kavmi, ‘Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da yalanladılar. İşte bunlar da birleşik topluluklardı.

Cemal Külünkoğlu

Semud kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı da yalanlamıştı. İşte bunlar da (elçilere) karşı birleşen kabilelerdi.

Mehmet Türk

Semûd, Lût kavmi ile Eyke’liler de bu gruplardandı.

38:14

إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

Bayraktar Bayraklı

Onların her biri, gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden azabım hak oldu.

Cemal Külünkoğlu

Hepsi de resulleri yalanladılar ve bu yüzden azabı hak ettiler.

Mehmet Türk

İşte bunların tamamı, Peygamberleri yalanladılar ve Benim cezâmı hak ettiler.

38:15

وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيۡحَةࣰ وَٰحِدَةࣰ مَّا لَهَا مِن فَوَاقࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.

Cemal Külünkoğlu

Ve o (hakikati inkâr ede)nleri, tek bir (bela) çığlığı beklemektedir. O, (vakti gelince) bir an bile gecikmeyecektir.

Mehmet Türk

Bu (kâfirler de) asla dönüşü olmayan bir çığlıktan başka bir şey beklemiyorlar.

38:16

وَقَالُواْ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبۡلَ يَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ

Bayraktar Bayraklı

“Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver!” dediler.

Cemal Külünkoğlu

(Müşrikler alay ederek:) “Rabbimiz! Bizim azap payımızı hesap gününden önce ver” diyorlar.

Mehmet Türk

(Bir de kalkmış): “Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce bize (azaptan) payımızı çabuklaştırıver.” diyorlar.

38:17

ٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلۡأَيۡدِۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

Bayraktar Bayraklı

Onların söylediklerine sabret! Kulumuz Dâvûd'u, o kuvvet sahibi zatı hatırla! O, hep Allah'a yönelirdi.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Onların söyledikleri her şeye sabırla katlan ve (bu konuda) güçlü bir iradeye sahip bulunan kulumuz Davud’u da hatırla! Çünkü o, tam bir teslimiyetle sürekli Allah’a yöneliş halinde idi.

Mehmet Türk

Onların söylediklerine karşı sabret ve bizim güçlü kulumuz Dâvût’u hatırla. Çünkü o, çok doğru (ve azimli) birisiydi.

38:18

إِنَّا سَخَّرۡنَا ٱلۡجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحۡنَ بِٱلۡعَشِيِّ وَٱلۡإِشۡرَاقِ

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu biz, dağları Dâvûd'un emrine vermiştik. Gece-gündüz onunla birlikte Allah'ı anmaktadırlar.

Cemal Külünkoğlu

Biz dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık. Her sabah ve her akşam, onunla birlikte dağlar da kudret ve ihtişamımızı dillendirir (işlevlerini yerine getirirler)di.

Mehmet Türk

18,19. Doğrusu biz dağları ve toplanıp gelen kuşları, akşam ve kuşluk vakti onun ile birlikte (Allah’ı) tesbih etsinler diye o (Dâvût)’a boyun eğdirdik. Hepsi birlikte (Allah’ı) bolca tesbih ederlerdi.

38:19

وَٱلطَّيۡرَ مَحۡشُورَةࣰۖ كُلࣱّ لَّهُۥٓ أَوَّابࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Kuşları da onun emrine topladık. Hepsi Allah'a yönelmektedirler.

Cemal Külünkoğlu

Kuşlar da toplu olarak onunla beraberdi. Bunların hepsi de daima O’na yönelmişlerdi (Allah’ın istediği şekilde görevlerini yapıyorlardı)!

Mehmet Türk

18,19. Doğrusu biz dağları ve toplanıp gelen kuşları, akşam ve kuşluk vakti onun ile birlikte (Allah’ı) tesbih etsinler diye o (Dâvût)’a boyun eğdirdik. Hepsi birlikte (Allah’ı) bolca tesbih ederlerdi.

38:20

وَشَدَدۡنَا مُلۡكَهُۥ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡحِكۡمَةَ وَفَصۡلَ ٱلۡخِطَابِ

Bayraktar Bayraklı

Onun mülkünü güçlendirdik. Kendisine hikmet ve güzel konuşma vermiştik.

Cemal Külünkoğlu

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma yeteneği vermiştik.

Mehmet Türk

Onun hükümranlığını güçlendirmiş, ona hikmet ve davaları çözme kabiliyeti vermiştik.

38:21

۞وَهَلۡ أَتَىٰكَ نَبَؤُاْ ٱلۡخَصۡمِ إِذۡ تَسَوَّرُواْ ٱلۡمِحۡرَابَ

Bayraktar Bayraklı

Sana o davacıların öyküsü geldi mi? Hani mabedinin duvarına tırmanmışlardı.

Cemal Külünkoğlu

(Davud’un ibadet ettiği) mabedin duvarlarına tırmanan (iki) davacının kıssasından haberin oldu mu?

Mehmet Türk

Sana o davalıların haberi geldi mi? Hani onlar, duvardan aşarak mihraba ulaşmışlardı.

38:22

إِذۡ دَخَلُواْ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنۡهُمۡۖ قَالُواْ لَا تَخَفۡۖ خَصۡمَانِ بَغَىٰ بَعۡضُنَا عَلَىٰ بَعۡضࣲ فَٱحۡكُم بَيۡنَنَا بِٱلۡحَقِّ وَلَا تُشۡطِطۡ وَٱهۡدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ

Bayraktar Bayraklı

Ansızın Dâvûd'un yanına girdiklerinde, onlardan korktu. Onlar şöyle demişlerdi: “Korkma, birbirine haksızlık etmiş iki davalıyız. Aramızda adaletle hükmet, adaletten ayrılma, bizi doğru çözüme ulaştır.”

Cemal Külünkoğlu

Hani Davud’un yanına girmişlerdi de Davut onlardan korkmuştu. Onlar: “Korkma! Biz, iki davacıyız. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet! Haksızlık etme ve bizi hak yola ilet!” demişlerdi.

Mehmet Türk

(Davalılar) Dâvût’un yanına girince o, onlardan korktu. Onlar: “Korkma! Biz biri diğerine haksızlık eden iki davalıyız. Şimdi sen aramızda adaletle hükmet, kararında adaletsizlik yapma ve bizi hak yola ilet.” dediler.

38:23

إِنَّ هَٰذَآ أَخِي لَهُۥ تِسۡعࣱ وَتِسۡعُونَ نَعۡجَةࣰ وَلِيَ نَعۡجَةࣱ وَٰحِدَةࣱ فَقَالَ أَكۡفِلۡنِيهَا وَعَزَّنِي فِي ٱلۡخِطَابِ

Bayraktar Bayraklı

“Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim de bir koyunum var. ‘Onu da bana ver' dedi ve beni konuşmada yendi.”

Cemal Külünkoğlu

(İçlerinden biri şöyle dedi:) “Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken: ’Onu da bana ver’ dedi ve tartışmada beni bastırdı.”

Mehmet Türk

(Onlardan birisi): “Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz dişi koyunu, benimse bir dişi koyunum var. Buna rağmen “onu da bana ver” diyor ve ben onunla baş edemedim.” dedi.

38:24

قَالَ لَقَدۡ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعۡجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦۖ وَإِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنَ ٱلۡخُلَطَآءِ لَيَبۡغِي بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَقَلِيلࣱ مَّا هُمۡۗ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّٰهُ فَٱسۡتَغۡفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّۤ رَاكِعࣰ اۤ وَأَنَابَ۩

Bayraktar Bayraklı

Dâvûd, “Senden, koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle, sana haksızlık etmiştir. Ortaklardan birçoğu birbirinin haklarına tecavüz ederler. Ancak inanıp yararlı iş yapanlar hariç. Onlar da çok azdır” dedi. Dâvûd, bizim kendisini denediğimizi anladı. Rabbinden bağışlanma diledi ve secdeye kapanarak tövbe etti.

Cemal Külünkoğlu

(Davud) dedi ki: “Bu (adam) senin koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık yapmıştır. Zaten, malda ortak pek çok kimse vardır ki, birbirlerinin hakkına tecavüz ederler. Ancak iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar bunun dışındadır. Onlar da pek azdır.” Davud, (bununla) bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken hemen Rabbinden af diledi ve baş eğip iki büklüm bir halde tevbe ederek O’na yöneldi.

Mehmet Türk

(Dâvût): “Bu adam senin bir koyununu, kendi koyunlarına katmak istemekle sana kesinlikle zulmetmiştir. Doğrusu, çok az olmasına rağmen gerçekten (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlar dışında, ortak iş yapanların çoğu, genellikle birbirlerinin hakkına tecavüz ederler” dedi. Ve Dâvût o anda gerçekten Bizim onu imtihan ettiğimizi anladı, Rabbinden af diledi, eğilerek yere kapandı ve (Allah’a) gönülden yöneldi.

38:25

فَغَفَرۡنَا لَهُۥ ذَٰلِكَۖ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَـَٔابࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Biz de onu, verdiği bu hükümden dolayı bağışladık. Katımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir yeri vardır.

Cemal Külünkoğlu

Biz de onun bu husustaki hatasını bağışladık. Çünkü onun yanımızda yüksek bir değeri (kredisi) ve dönüp geleceği güzel bir makamı vardı.

Mehmet Türk

Biz de imtihanı ondan kaldırdık. Bu (olayın aslı) böyledir. Şüphesiz onun, yanımızda yüksek bir makamı ve (âhirette) güzel bir geleceği vardır.

38:26

يَٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلۡنَٰكَ خَلِيفَةࣰ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَٱحۡكُم بَيۡنَ ٱلنَّاسِ بِٱلۡحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلۡهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمۡ عَذَابࣱ شَدِيدُۢ بِمَا نَسُواْ يَوۡمَ ٱلۡحِسَابِ

Bayraktar Bayraklı

“Ey Dâvûd! Seni yeryüzünde halife tayin ettik. Bundan dolayı insanlar arasında adaletle hüküm ver! Nefsin arzusuna uyma ki seni Allah'ın yolundan saptırmasın. Şüphesiz, Allah'ın yolundan sapanlar için, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.”

Cemal Külünkoğlu

(Ona dedik ki:) “Ey Davud! Gerçekten Biz seni yeryüzünde halife yaptık. Öyleyse insanlar arasında adaletle hükmet! Boş arzu ve heveslere uyma! Sonra onlar seni Allah yolundan saptırır. Şurası bir gerçek ki, Allah’ın yolundan sapanlar, hesap gününü unutmuşlardır ve bu sebeple de kendileri için çok çetin bir azap vardır.”

Mehmet Türk

Ey Dâvût! Gerçek şu ki Biz, seni yeryüzünde halîfe kıldık. Öyleyse insanlar arasında Allah’ın kanunları ile hükmet ve keyfi kanunlara uyma. Zîrâ onlar, seni Allah’ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlara hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.

38:27

وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا بَٰطِلࣰ اۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ فَوَيۡلࣱ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنَ ٱلنَّارِ

Bayraktar Bayraklı

Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline!

Cemal Külünkoğlu

Biz göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkârcıların kuruntusudur. Vay o inkârcıların ateşteki haline!

Mehmet Türk

Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve bu ikisinin arasındakileri kâfirlerin zannettikleri gibi tesadüfen yaratmadık. Vay o cehenneme girecek kâfirlerin haline!

38:28

أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَٱلۡمُفۡسِدِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ نَجۡعَلُ ٱلۡمُتَّقِينَ كَٱلۡفُجَّارِ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa biz, inanıp yararlı iş yapanlara, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi davranacağız? Veya Allah'a saygı duyanları günahkârlar gibi mi sayacağız?

Cemal Külünkoğlu

İnandıktan sonra doğru ve yararlı işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla bir mi tutsaydık? Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanları yoldan sapmışlarla bir mi saysaydık?

Mehmet Türk

Yoksa Biz (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanları, yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlarla (hiç) bir mi tutarız? Ya da Allah’tan hakkıyla sakınanları, hak yoldan sapanlarla (hiç) bir mi tutarız?

38:29

كِتَٰبٌ أَنزَلۡنَٰهُ إِلَيۡكَ مُبَٰرَكࣱ لِّيَدَّبَّرُوٓاْ ءَايَٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ

Bayraktar Bayraklı

Sana bu mübarek kitabı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.

Cemal Külünkoğlu

(Bu Kur’an,) ayetlerini iyice düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz bereketli bir kitaptır.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Bu Kur’an,) sana, temiz akıl sahipleri, âyetlerini iyice düşünsünler ve öğüt alsınlar diye indirdiğimiz, mübârek bir kitaptır.

38:30

وَوَهَبۡنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيۡمَٰنَۚ نِعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

Bayraktar Bayraklı

Biz Dâvûd'a Süleyman'ı bağışladık. Süleyman ne iyi bir kuldu! Çünkü o, daima Allah'a yöneliyordu.

Cemal Külünkoğlu

Biz Davud’a (oğul olarak) Süleyman’ı bahşettik. O, ne güzel bir kuldu! O, her daim hayatını Allah’a göre yaşardı.

Mehmet Türk

Biz Dâvût’a da Süleyman’ı hediye ettik. O ne güzel bir kuldu. Çünkü o, çok doğru (ve azimli) birisiydi.

38:31

إِذۡ عُرِضَ عَلَيۡهِ بِٱلۡعَشِيِّ ٱلصَّٰفِنَٰتُ ٱلۡجِيَادُ

Bayraktar Bayraklı

Ona bir akşamüstü, üç ayak üzerine duran, soylu atlar sunulmuştu.

Cemal Külünkoğlu

Hani, gün batımına doğru kendisine (cihad için beslenen,) durduklarında sakin, koştuklarında süratli safkan atlar sunulmuştu.

Mehmet Türk

Hani ona bir gün akşama doğru harika endamlı, soylu koşu atları sunulmuştu.

38:32

فَقَالَ إِنِّيٓ أَحۡبَبۡتُ حُبَّ ٱلۡخَيۡرِ عَن ذِكۡرِ رَبِّي حَتَّىٰ تَوَارَتۡ بِٱلۡحِجَابِ

Bayraktar Bayraklı

Süleyman, “Rabbimi hatırlattıklarından dolayı atları severim” dedi. Gözünden kaybolana kadar onlara baktı.

Cemal Külünkoğlu

(Onları bir süre izleyen Süleyman), “Benim bu atlara olan sevgim Rabbimi hatırlattıkları (ve O’nun adını yaymaya hizmet ettikleri) içindir.” dedi. Ve atlar, gözden kayboluncaya kadar (onları izlemeye devam etti). Ardından:

Mehmet Türk

(Süleyman) atlar koşarak gözden kayboluncaya kadar (onları seyretti ve): “Gerçekten ben, iyi atı bana Rabbim(in gücünü) hatırlattığından dolayı severim.” dedi.

38:33

رُدُّوهَا عَلَيَّۖ فَطَفِقَ مَسۡحَۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلۡأَعۡنَاقِ

Bayraktar Bayraklı

“Onları bana tekrar getiriniz” dedi. Bacaklarını ve boyunlarını ovmaya başladı.

Cemal Külünkoğlu

“Onları bana geri getirin” dedi. (Atlar gelince de onların) bacaklarını ve boyunlarını şefkatle okşadı.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Onları bana geri getirin.” (dedi) ve (atların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.

38:34

وَلَقَدۡ فَتَنَّا سُلَيۡمَٰنَ وَأَلۡقَيۡنَا عَلَىٰ كُرۡسِيِّهِۦ جَسَدࣰ ا ثُمَّ أَنَابَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, biz Süleyman'ı sınayıp tahtının üstüne bir ceset attık. Sonra Allah'a yöneldi.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun, biz Süleyman’ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü.

Mehmet Türk

34,35. Yemin olsun Biz Süleyman’ı tahtının üstüne bir ceset bırakarak (bir şekilde) imtihan ettik. Sonra o, (Rabbine) hakkıyla yönelerek: “Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir hükümdarlık ver. Şüphesiz tek karşılıksız veren, sensin.” dedi.

38:35

قَالَ رَبِّ ٱغۡفِرۡ لِي وَهَبۡ لِي مُلۡكࣰ ا لَّا يَنۢبَغِي لِأَحَدࣲ مِّنۢ بَعۡدِيٓۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡوَهَّابُ

Bayraktar Bayraklı

O şöyle dedi: “Ey Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir mülk ver. Şüphesiz bağışlayıcı sadece sensin.”

Cemal Külünkoğlu

(Süleyman:) “Rabbim, beni bağışla! Bana, (Sen’in yolunda) hizmet için öyle bir hükümdarlık lütfet ki, benden sonra kimseye nasip olmasın. Şüphesiz ki Sen, bütün isteklere (dualara) karşılık verensin.”

Mehmet Türk

34,35. Yemin olsun Biz Süleyman’ı tahtının üstüne bir ceset bırakarak (bir şekilde) imtihan ettik. Sonra o, (Rabbine) hakkıyla yönelerek: “Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir hükümdarlık ver. Şüphesiz tek karşılıksız veren, sensin.” dedi.

38:36

فَسَخَّرۡنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجۡرِي بِأَمۡرِهِۦ رُخَآءً حَيۡثُ أَصَابَ

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine biz, rüzgârı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yöne doğru tatlı tatlı esiyordu.

Cemal Külünkoğlu

Biz de (duasını kabul ettik ve) rüzgârı hizmetine sunduk. Rüzgâr, O’nun emri altında ve dilediği yere tatlı tatlı eserdi.

Mehmet Türk

36,37,38. Bunun üzerine Biz, emriyle dilediği yöne tatlı tatlı esen rüzgârı, yapı ustası ve dalgıçlık yapan şeytanları ve diğerlerini, (ihanet etmemeleri için) demir halkalarla bağlı olarak onun emrine verdik.

38:37

وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءࣲ وَغَوَّاصࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Bütün usta ve dalgıç şeytanları da emrine verdik.

Cemal Külünkoğlu

Her biri bina inşa etsin ve (kıymetli taşlar çıkarmak için) dalgıçlık yapsın diye şeytanları (cinleri) de (emrimiz altında hizmetine verdik).

Mehmet Türk

36,37,38. Bunun üzerine Biz, emriyle dilediği yöne tatlı tatlı esen rüzgârı, yapı ustası ve dalgıçlık yapan şeytanları ve diğerlerini, (ihanet etmemeleri için) demir halkalarla bağlı olarak onun emrine verdik.

38:38

وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِي ٱلۡأَصۡفَادِ

Bayraktar Bayraklı

Zincirlere vurulmuş başkalarını da.

Cemal Külünkoğlu

Ve (zarar vermemeleri için) zincirlerle birbirine bağlanmış (cinler gibi) başkalarını da (onun emrine verdik).

Mehmet Türk

36,37,38. Bunun üzerine Biz, emriyle dilediği yöne tatlı tatlı esen rüzgârı, yapı ustası ve dalgıçlık yapan şeytanları ve diğerlerini, (ihanet etmemeleri için) demir halkalarla bağlı olarak onun emrine verdik.

38:39

هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمۡنُنۡ أَوۡ أَمۡسِكۡ بِغَيۡرِ حِسَابࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

İşte bu, bizim ihsanımızdır. “Sen onu ister dilediğine ver, ister verme, sorulmazsın” dedik.

Cemal Külünkoğlu

(Ve ona dedik ki: Ey Süleyman!) “Bu Bizim sana lütfumuzdur. İstersen sen de (eksilir endişesine kapılmadan ve) hiçbir hesap yapmadan onlardan başkasına verebilirsin, istersen hiç vermezsin. Her iki durumda da sorguya çekilecek değilsin.”

Mehmet Türk

(Ve ona Ey Süleyman!): “İşte bütün bunlar senin başkalarına hesapsızca verip vermemeyi, kendine bıraktığımız ihsanımızdır.” (dedik.)

38:40

وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلۡفَىٰ وَحُسۡنَ مَـَٔابࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Katımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir yeri vardır.

Cemal Külünkoğlu

Kuşkusuz onun, yanımızda yüksek bir değeri (kredisi) ve dönüp geleceği güzel bir makamı vardır.

Mehmet Türk

Şüphesiz onun da yanımızda yüksek bir makamı ve (âhirette) güzel bir geleceği vardır.

38:41

وَٱذۡكُرۡ عَبۡدَنَآ أَيُّوبَ إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّي مَسَّنِيَ ٱلشَّيۡطَٰنُ بِنُصۡبࣲ وَعَذَابٍ

Bayraktar Bayraklı

Kulumuz Eyyûb'u da hatırla! Bir vakit Rabbine, “Şeytan bana bir bitkinlik ve eziyet verdi” diye yalvarmıştı.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da hatırla! Hani o, Rabbine: “(Rabbim!) Doğrusu şeytan bana (tam bir) bıkkınlık ve azap hissi vermektedir!” diye seslenmişti.

Mehmet Türk

Rabbine: “Doğrusu şeytan, bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu.” diye seslenen Eyyub kulumuzu da hatırla.

38:42

ٱرۡكُضۡ بِرِجۡلِكَۖ هَٰذَا مُغۡتَسَلُۢ بَارِدࣱ وَشَرَابࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Ona, “Ayağını yere vur. İşte, yıkanacak ve içilecek soğuk bir su” dedik.

Cemal Külünkoğlu

(Bunun üzerine kendisine:) “Ayağını (yere) vur: İşte yıkanabileceğin ve içebileceğin bir soğuk su!” dedik.

Mehmet Türk

(Bunun üzerine) Biz ona: “Ayağınla yere vur. İşte sana, yıkanacak ve içecek soğuk su.” diye vahyettik.

38:43

وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةࣰ مِّنَّا وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ

Bayraktar Bayraklı

Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olarak ona ailesini, onlarla birlikte bir o kadarını daha verdik.

Cemal Külünkoğlu

Biz ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir öğüt olmak üzere (kendisini terk eden) yakın çevresini ve onlarla beraber bir kat daha fazlasını bahşettik.

Mehmet Türk

Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için ibret alınacak bir örnek olmak üzere ona ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik.

38:44

وَخُذۡ بِيَدِكَ ضِغۡثࣰ ا فَٱضۡرِب بِّهِۦ وَلَا تَحۡنَثۡۗ إِنَّا وَجَدۡنَٰهُ صَابِرࣰ اۚ نِّعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Eline bir demet sap al ve onunla vur; yeminini bozma” dedik. Şüphesiz biz onu sabırlı bulduk. O ne iyi bir kuldu! O, daima Allah'a yönelirdi.

Cemal Külünkoğlu

(Ve sonunda ona dedik ki:) “Eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve yeminini bozma!” Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü O, tam bir teslimiyetle sürekli Allah’a yöneliş halinde idi.

Mehmet Türk

Ve ona: “Eline bir deste (sap) al ve onunla (eşine) vur ve sakın yeminini bozma.” (dedik.) Gerçekten Biz, onu çok sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, çok doğru (ve azimli) birisiydi.

38:45

وَٱذۡكُرۡ عِبَٰدَنَآ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ أُوْلِي ٱلۡأَيۡدِي وَٱلۡأَبۡصَٰرِ

Bayraktar Bayraklı

Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrâhim, İshâk ve Ya‘kûb'u da hatırla!

Cemal Külünkoğlu

Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahîm’i, İshak’ı ve Yakub’u da hatırla!

Mehmet Türk

Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Yakup’u da hatırla.

38:46

إِنَّآ أَخۡلَصۡنَٰهُم بِخَالِصَةࣲ ذِكۡرَى ٱلدَّارِ

Bayraktar Bayraklı

Biz onları daima âhireti düşünen ihlâslı kullar kıldık.

Cemal Külünkoğlu

Samimiyetle ahirete odaklanmalarına karşılık onları bize karşı samimi kişiler kabul ettik.

Mehmet Türk

Gerçekten Biz onları, âhiret yurdunu düşünen, (Bize) gönülden bağlı kullar yaptık.

38:47

وَإِنَّهُمۡ عِندَنَا لَمِنَ ٱلۡمُصۡطَفَيۡنَ ٱلۡأَخۡيَارِ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz onlar, katımızda seçkin ve iyi kullardı.

Cemal Külünkoğlu

Çünkü onlar, bizim katımızda seçkin ve erdemli kimselerdir.

Mehmet Türk

Çünkü onlar, Bizim katımızda seçkin ve hayırlı kimselerdir.

38:48

وَٱذۡكُرۡ إِسۡمَٰعِيلَ وَٱلۡيَسَعَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِۖ وَكُلࣱّ مِّنَ ٱلۡأَخۡيَارِ

Bayraktar Bayraklı

İsmâil'i, Elyesa‘ı, Zülkifl'i de hatırla!; hepsi de iyi kullardandı.

Cemal Külünkoğlu

(Yine sana örnek olarak,) İsmail’i, Elyesa’yı ve Zülkifl’i de hatırla. Çünkü onların hepsi de dürüst ve erdemli insanlardı.

Mehmet Türk

Hepsi de hayırlı kimselerden olan, İsmail’i, Elyesa’yı ve Zü’l-Kifl’i de hatırla.

38:49

هَٰذَا ذِكۡرࣱۚ وَإِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ لَحُسۡنَ مَـَٔابࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Bunlar bir öğüttür. Şüphesiz muttakîler için güzel bir gelecek vardır.

Cemal Külünkoğlu

49-50.İşte bu (mesaj), bir öğüttür! Doğrusu Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar için elbette güzel bir dönüş yeri ve kapıları onlar için ardına kadar açık olan sonsuz mutluluk, esenlik cennetleri vardır.

Mehmet Türk

Bütün bunlar (o hayırlı kimseleri dünyada) bir hatırlamadır. Şüphesiz (Allah’tan) hakkıyla sakınanlar için (âhirette de) varılacak güzel bir yer vardır.

38:50

جَنَّٰتِ عَدۡنࣲ مُّفَتَّحَةࣰ لَّهُمُ ٱلۡأَبۡوَٰبُ

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine kapıları açılmış ‘Adn cennetleri vardır.

Cemal Külünkoğlu

49-50.İşte bu (mesaj), bir öğüttür! Doğrusu Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar için elbette güzel bir dönüş yeri ve kapıları onlar için ardına kadar açık olan sonsuz mutluluk, esenlik cennetleri vardır.

Mehmet Türk

(Orası da) bütün kapıları kendilerine açılacak olan, Adn cennetleridir.

38:51

مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدۡعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةࣲ كَثِيرَةࣲ وَشَرَابࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Orada koltuklara yaslanırlar. Birçok meyve ve içecek isterler.

Cemal Külünkoğlu

Orada uzanıp dinlenecekler (ve) her tür meyveyi ve içeceği, (serbestçe) isteyebilecekler.

Mehmet Türk

Onlar orada (tahtlar üzerine) kurulup oturarak bol bol meyve ve içecek isteyeceklerdir.

38:52

۞وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ أَتۡرَابٌ

Bayraktar Bayraklı

Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt eşler vardır.

Cemal Külünkoğlu

Ve yanlarında kendilerine denk, gözü başkasında olmayan (eşler) bulunacak.

Mehmet Türk

Ve yanlarında da güzel gözleri eşlerinden başkasını görmeyen ve hep aynı yaştakalan eşleri olacaktır.

38:53

هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ

Bayraktar Bayraklı

İşte, hesap günü için, size vaad edilen budur.

Cemal Külünkoğlu

İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir.

Mehmet Türk

İşte, hesap günü için size verilen söz, budur.

38:54

إِنَّ هَٰذَا لَرِزۡقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz bu, bizim vaadimiz olan rızıktır. Onda tükenmek yoktur.

Cemal Külünkoğlu

İşte bu, (size) vereceğimiz tükenmeyen nimetimizdir!

Mehmet Türk

Şüphesiz bu, Bizim bitip tükenmek bilmeyen rızkımızdır.

38:55

هَٰذَاۚ وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Bu da bir uyarıdır. Şüphesiz, azgınlar için de kötü bir gelecek vardır.

Cemal Külünkoğlu

55-56.Bu (nimetler dürüst ve erdemliler içindir). Doğruluk ve dürüstlük sınırlarını aşanları ise en kötü bir akıbet beklemektedir. Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir!

Mehmet Türk

Bütün bunlar, (o hayırlı kimseler içindir.) Şüphesiz azgınlar için de varılacak kötü bir yer vardır.

38:56

جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَا فَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ

Bayraktar Bayraklı

Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir!

Cemal Külünkoğlu

55-56.Bu (nimetler dürüst ve erdemliler içindir). Doğruluk ve dürüstlük sınırlarını aşanları ise en kötü bir akıbet beklemektedir. Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir!

Mehmet Türk

(Orası da) onların girecekleri, yatakların en kötüsü olan cehennemdir.

38:57

هَٰذَا فَلۡيَذُوقُوهُ حَمِيمࣱ وَغَسَّاقࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İşte bu, kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar.

Cemal Külünkoğlu

İşte bu (böyleleri içindir)! Öyleyse bırak, yakıcı bir ümitsizliği ve iç karartıcı zehirli bir azabı sonuna kadar tatsınlar.

Mehmet Türk

İşte bu (da azgınlar içindir.) Tatsınlar onun kaynar suyunu ve irinini.

38:58

وَءَاخَرُ مِن شَكۡلِهِۦٓ أَزۡوَٰجٌ

Bayraktar Bayraklı

Bu tür çeşit çeşit diğer azaplar da vardır.

Cemal Külünkoğlu

Ve daha bunlara benzer başka azaplar da vardır.

Mehmet Türk

Ve onlara aynı türden, çifter çifter başka (azaplar da) vardır.

38:59

هَٰذَا فَوۡجࣱ مُّقۡتَحِمࣱ مَّعَكُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِهِمۡۚ إِنَّهُمۡ صَالُواْ ٱلنَّارِ

Bayraktar Bayraklı

İnkârcıların önderlerine, “İşte bu, sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur” denildiğinde, “Onlar rahat yüzü görmesin, onlar mutlaka ateşe gireceklerdir” derler.

Cemal Külünkoğlu

(İnkârda ve isyanda başı çekenlere cehennemde şöyle denecek:) “İşte (dünyada size uyup da peşinizden gelen ve) sizinle beraber (cehenneme) girecek olan bir topluluk.” (Başı çekenler de şöyle diyecekler:) “Rahat yüzü görmesin onlar! Elbette onlar da (bizim gibi) ateşe girecek ve orada yanıp kavrulacaklardır.”

Mehmet Türk

O (azgınlar) peşlerinden gelenler için: “Onlar asla rahat yüzü görmesin. Çünkü onlar, cehennemliklerdir.” derler.

38:60

قَالُواْ بَلۡ أَنتُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِكُمۡۖ أَنتُمۡ قَدَّمۡتُمُوهُ لَنَاۖ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ

Bayraktar Bayraklı

Önderlere uyanlar ise, “Asıl siz rahat yüzü görmeyiniz! Bizi buraya süren sizsiniz. Burası ne kötü bir yerdir!” derler.

Cemal Külünkoğlu

(Kendilerine uyanlar da:) “Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü bir yerdir!

Mehmet Türk

(Azgınlara uyanlar): “Esas siz rahat yüzü görmeyin. Çünkü bunu başımıza getiren sizsiniz. (Meğer burası) ne kötü bir yermiş.” derler.

38:61

قَالُواْ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدۡهُ عَذَابࣰ ا ضِعۡفࣰ ا فِي ٱلنَّارِ

Bayraktar Bayraklı

“Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse, onun ateşteki azabını iki kat arttır!” derler.

Cemal Külünkoğlu

Ey Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır” diyecekler.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ey Rabbimiz! Bunu bizim başımıza kim getirdiyse, onun cehennemdeki azabını kat kat arttır.” (derler.)

38:62

وَقَالُواْ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالࣰ ا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلۡأَشۡرَارِ

Bayraktar Bayraklı

İnkârcılar derler ki: “Dünyada kendilerini kötülerden saydığımız kimseleri burada niçin göremiyoruz?”

Cemal Külünkoğlu

(Cehennemlikler inananları kastederek) şöyle diyecekler: “Dünyada kendilerini kötü (ve değersiz) saydığımız birtakım insanları (burada) neden görmüyoruz?

Mehmet Türk

62,63. Ve: “Bize ne oluyor da (dünyada) kötülerden saydığımız, kendileriyle alay ettiğimiz adamları (burada) göremiyoruz. Yoksa onları gözden mi kaçırdık?” derler.

38:63

أَتَّخَذۡنَٰهُمۡ سِخۡرِيًّا أَمۡ زَاغَتۡ عَنۡهُمُ ٱلۡأَبۡصَٰرُ

Bayraktar Bayraklı

“Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa onları gözden mi kaçırdık?”

Cemal Külünkoğlu

Aklımız sıra, onlarla alay ederdik. Yoksa gözlerimiz onlardan kaydı da onun için mi (kendilerini göremiyoruz)?”

Mehmet Türk

62,63. Ve: “Bize ne oluyor da (dünyada) kötülerden saydığımız, kendileriyle alay ettiğimiz adamları (burada) göremiyoruz. Yoksa onları gözden mi kaçırdık?” derler.

38:64

إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقࣱّ تَخَاصُمُ أَهۡلِ ٱلنَّارِ

Bayraktar Bayraklı

İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçekleşecektir.

Cemal Külünkoğlu

İşte bu kesin gerçektir. Ateş mahkûmları, aralarında gerçekten böyle çekişeceklerdir.

Mehmet Türk

Cehennemdekilerin birbiriyle böyle tartışmaları kesin olan bir gerçektir.

38:65

قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرࣱۖ وَمَا مِنۡ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ben, sadece bir uyarıcıyım. Tek olan ve her şeyin üstesinden gelen Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur.”

Cemal Külünkoğlu

(Bütün insanlara) de ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım! (İnanıp inanmamak size kalmış bir şey) Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan tek Allah’tan başka (emrine kayıtsız şartsız uyulacak ve otoritesine boyun eğilecek) hiçbir ilâh yoktur.”

Mehmet Türk

65,66. (Ey Muhammed!): “Ben ancak bir uyarıcıyım, tek ve mükemmel güç sahibi olan Allah’tan başka ilâh yoktur. O göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir, çok şereflidir, bağışlayandır.” de.

38:66

رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّٰرُ

Bayraktar Bayraklı

“O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. Onun her şeye gücü yeter ve affedicidir.”

Cemal Külünkoğlu

“Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi olan Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.”

Mehmet Türk

65,66. (Ey Muhammed!): “Ben ancak bir uyarıcıyım, tek ve mükemmel güç sahibi olan Allah’tan başka ilâh yoktur. O göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir, çok şereflidir, bağışlayandır.” de.

38:67

قُلۡ هُوَ نَبَؤٌاْ عَظِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Bu uyardığım husus, evrensel bir haberdir.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Bu (Kur’an), muazzam bir mesajdır/haber kaynağıdır/öğretidir.

Mehmet Türk

67,68. (Bir de) onlara: “Bu (Kur’an), büyük bir haberdir, ama siz ondan, yüz çeviriyorsunuz.” de.

38:68

أَنتُمۡ عَنۡهُ مُعۡرِضُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.”

Cemal Külünkoğlu

Siz ise ondan uzaklaşıp duruyorsunuz.”

Mehmet Türk

67,68. (Bir de) onlara: “Bu (Kur’an), büyük bir haberdir, ama siz ondan, yüz çeviriyorsunuz.” de.

38:69

مَا كَانَ لِيَ مِنۡ عِلۡمِۭ بِٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰٓ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Melekler topluluğunun aralarında neyi tartıştıkları hakkında benim hiçbir bilgim yoktur.”

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed! Yine de ki:) “Aralarında (insanın yaratılışı konusunda) tartıştıkları sırada, yüce konseyde (ileri gelen melekler topluluğunda) olup bitenler hakkında benim hiçbir bilgim yoktur.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Yüce melekler topluluğunun (insanın yaratılışı ile ilgili) tartışmaları hakkında, benim bir bilgim yoktur.”

38:70

إِن يُوحَىٰٓ إِلَيَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرࣱ مُّبِينٌ

Bayraktar Bayraklı

“Bana sadece apaçık bir uyarıcı olduğumdan dolayı vahyediliyor.”

Cemal Külünkoğlu

“Bana ancak, benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.”

Mehmet Türk

“Bana sadece benim ancak apaçık bir uyarıcı olduğum vahyedilmektedir.” (de.)

38:71

إِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّي خَٰلِقُۢ بَشَرࣰ ا مِّن طِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

O vakit Rabbin meleklere şöyle demişti: “Ben, çamurdan bir beşer yaratacağım.”

Cemal Külünkoğlu

Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım.”

Mehmet Türk

71,72. Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Gerçekten Ben, çamurdan bir insan yaratacağım. Onu biçimlendirip ona rûhumdan üflediğim zaman derhâl ona secdeye kapanın!” demişti.

38:72

فَإِذَا سَوَّيۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Onu şekillendirip ruhumdan üflediğimde, derhal ona secdeye kapanınız.”

Cemal Külünkoğlu

“Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secde edin!”

Mehmet Türk

71,72. Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Gerçekten Ben, çamurdan bir insan yaratacağım. Onu biçimlendirip ona rûhumdan üflediğim zaman derhâl ona secdeye kapanın!” demişti.

38:73

فَسَجَدَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bütün melekler secde ettiler.

Cemal Külünkoğlu

Derken bütün melekler secde ettiler.

Mehmet Türk

73,74. Meleklerin hepsi ona topluca secde etti. Yalnız iblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

38:74

إِلَّآ إِبۡلِيسَ ٱسۡتَكۡبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

Cemal Külünkoğlu

Yalnız İblis, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

Mehmet Türk

73,74. Meleklerin hepsi ona topluca secde etti. Yalnız iblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

38:75

قَالَ يَٰٓإِبۡلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسۡجُدَ لِمَا خَلَقۡتُ بِيَدَيَّۖ أَسۡتَكۡبَرۡتَ أَمۡ كُنتَ مِنَ ٱلۡعَالِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, “Ey İblis! Kudretimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Allah: “Ey İblis!” dedi, “kendi ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? (Başkasına boyun eğmeyecek kadar) kibirli misin, yoksa kendini (herkesten) üstün görenlerden biri misin?”

Mehmet Türk

(Allah): “Ey iblis! Sen, ellerimle yarattığım (Âdem)’e secde etmekten alıkoyan şey nedir? Büyüklük mü taslıyorsun, yoksa kendini yücelerden mi zannediyorsun?” dedi.

38:76

قَالَ أَنَا۠ خَيۡرࣱ مِّنۡهُ خَلَقۡتَنِي مِن نَّارࣲ وَخَلَقۡتَهُۥ مِن طِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

İblis, “Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten, onu çamurdan yarattın” dedi.

Cemal Külünkoğlu

İblis: “Ben ondan üstünüm. Beni ateşten, onu çamurdan yarattın” dedi.

Mehmet Türk

İblis: “Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” dedi.

38:77

قَالَ فَٱخۡرُجۡ مِنۡهَا فَإِنَّكَ رَجِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah, “Çık oradan, sen kovuldun.”

Cemal Külünkoğlu

Allah, şöyle buyurdu: “Öyle ise çık oradan (cennetten), çünkü sen kovuldun artık!”

Mehmet Türk

(Allah, iblise): “Öyleyse derhâl o (cennet)ten çık, çünkü sen kovuldun.”

38:78

وَإِنَّ عَلَيۡكَ لَعۡنَتِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلدِّينِ

Bayraktar Bayraklı

“Ceza gününe kadar lanetim senin üzerine olsun” dedi.

Cemal Külünkoğlu

“Hesap gününe kadar lanetim senin üzerinde olacaktır!”

Mehmet Türk

“Ve şüphesiz, kıyamete kadar lânet senin üzerine olsun.” buyurdu.

38:79

قَالَ رَبِّ فَأَنظِرۡنِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Bayraktar Bayraklı

İblis, “Ey Rabbim! Tekrar diriliş gününe kadar, bana süre ver” dedi.

Cemal Külünkoğlu

İblis: “Ya Rabbi, o halde insanların diriltileceği güne kadar bana süre ver” dedi.

Mehmet Türk

(İblis): “Ey Rabbim! Öyleyse o (insanların) dirileceği güne kadar bana süre tanı.” dedi.

38:80

قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

80,81. Allah, “İşte o belli vaktin geleceği güne kadar sen süre verilenlerdensin” dedi.

Cemal Külünkoğlu

80-81.(Allah) buyurdu ki: “O halde sen, zamanı (yalnız benim tarafımdan) bilinen güne kadar (kendilerine) süre tanınanlardansın.”

Mehmet Türk

(Allah, iblise): “Öyleyse, sen (kendisine) süre tanınanlardansın.” buyurdu.

38:81

إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ

Bayraktar Bayraklı

80,81. Allah, “İşte o belli vaktin geleceği güne kadar sen süre verilenlerdensin” dedi.

Cemal Külünkoğlu

80-81.(Allah) buyurdu ki: “O halde sen, zamanı (yalnız benim tarafımdan) bilinen güne kadar (kendilerine) süre tanınanlardansın.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Bilinen gün gelene kadar.” buyurdu.

38:82

قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغۡوِيَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

82,83. İblis, “Senin şanına andolsun ki ihlaslı kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi.

Cemal Külünkoğlu

82-83.İblis: “Senin kudretine andolsun ki, içlerinden sadece samimi olanlar hariç, onların hepsini mutlaka azdıracağım.”

Mehmet Türk

(İblis, Allah’a): “Senin şerefine yemin ederim ki ben onların tümünü kesinlikle azdıracağım.”

38:83

إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Bayraktar Bayraklı

82,83. İblis, “Senin şanına andolsun ki ihlaslı kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi.

Cemal Külünkoğlu

82-83.İblis: “Senin kudretine andolsun ki, içlerinden sadece samimi olanlar hariç, onların hepsini mutlaka azdıracağım.”

Mehmet Türk

“Ancak onlardan has kulların bunun dışındadır.” dedi.

38:84

قَالَ فَٱلۡحَقُّ وَٱلۡحَقَّ أَقُولُ

Bayraktar Bayraklı

Allah, “Gerçek budur ve ben gerçeği söylerim.”

Cemal Külünkoğlu

(Allah, şöyle buyurdu:) “İşte bu doğru. (Şimdi dinle,) Ben de (bir başka) doğruyu söyleyeyim:

Mehmet Türk

84,85. (Allah): “İşte bu (sözün) doğrudur. Ben de en doğrusunu söylüyorum. Yemin olsun ki cehennemi mutlaka seninle ve insanlardan sana uyanların tümüyle, tamamen dolduracağım.” dedi.

38:85

لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Elbette, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanlarla dolduracağım.”

Mehmet Türk

84,85. (Allah): “İşte bu (sözün) doğrudur. Ben de en doğrusunu söylüyorum. Yemin olsun ki cehennemi mutlaka seninle ve insanlardan sana uyanların tümüyle, tamamen dolduracağım.” dedi.

38:86

قُلۡ مَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرࣲ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُتَكَلِّفِينَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ben, tebliğime karşılık sizden bir karşılık istemiyorum. Ben, zorluk çıkaranlardan da değilim.”

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) De ki: “Bu (tebliğ görevi için) ben sizden hiçbir ücret istemiyorum ve ben kendiliğinden bir teklif getirenlerden de değilim.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “Ben sizden bu (Kur’an’a) karşılık bir ücret istemiyorum ve ben kendiliğimden bir şey iddiâ edenlerden de değilim.” de.

38:87

إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bu Kur'ân sadece âlemlere bir öğüttür.

Cemal Külünkoğlu

“Bu (Kur’an, kıyamete kadar gelecek), bütün âlemler için ancak bir öğüttür.

Mehmet Türk

O (Kur’an akıllılar) âlemine bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir.

38:88

وَلَتَعۡلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعۡدَ حِينِۭ

Bayraktar Bayraklı

Onun verdiği haberlerin gerçek olduğunu, bir zaman sonra çok iyi anlayacaksınız.

Cemal Külünkoğlu

Onun verdiği haberlerin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz.”

Mehmet Türk

Gerçekten onun verdiği haberlerin doğruluğunu bir süre sonra çok iyi öğreneceksiniz.