Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. O zaman yalvardılar, ama kurtuluş zamanı değildi.
Cemal Külünkoğlu
Onlardan önce nice nesilleri (yaptıkları yüzünden) helak ettik. Ve kaçmalarının mümkün olmadığını anladıklarında (bize nasıl) yalvarıyorlardı (bir görseydin)!
Mehmet Türk
Bizim kendilerinden önce helâk ettiğimiz nice nesiller, (o helâk esnasında) feryat ettiler ama (artık) kurtulma zamanı çoktan geçmişti.
Onlar, kendilerine içlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar. Kâfirleri şöyle dediler: “Bu, büyücüdür; yalancıdır.”
Cemal Külünkoğlu
4-5.Aralarından bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. O inkârcılar dediler ki: “Bu yalancı bir sihirbazdır. O, bütün ilahları (reddedip) bir tek ilah olduğunu mu iddia ediyor? Doğrusu, bu çok tuhaf bir şeydir!”
Mehmet Türk
4,5. Kâfirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmiş olmasına şaşırdılar ve: “Bu (adam) yalancıdır (ve) büyücüdür. (Yani şimdi de) pek çok ilâhı, bir tek ilâh mı yapıyor? Bu, kesinlikle tuhaflıktan da öte bir şey.” dediler.
“Bütün tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Şüphesiz bu şaşılacak bir şeydir.”
Cemal Külünkoğlu
4-5.Aralarından bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. O inkârcılar dediler ki: “Bu yalancı bir sihirbazdır. O, bütün ilahları (reddedip) bir tek ilah olduğunu mu iddia ediyor? Doğrusu, bu çok tuhaf bir şeydir!”
Mehmet Türk
4,5. Kâfirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmiş olmasına şaşırdılar ve: “Bu (adam) yalancıdır (ve) büyücüdür. (Yani şimdi de) pek çok ilâhı, bir tek ilâh mı yapıyor? Bu, kesinlikle tuhaflıktan da öte bir şey.” dediler.
Onlardan ileri gelenler tepki gösterip şöyle dediler: “Yolunuza devam ediniz, tanrılarınızı bırakmayınız. Şüphesiz bizden istenen de budur.”
Cemal Külünkoğlu
Onlardan önde gelen bir grup: “Haydi yürüyün (ve varın Muhammed’in üzerine)! İlâhlarınız(a ibadet) konusunda diretin, pes etmeyin ve ilahlarınıza sımsıkı sarılmaya devam edin. Yapılacak tek şey budur!”
Mehmet Türk
Onların ileri gelenlerinden bir grup öne atılarak: “İlâhlarınızın yolunda yürüyün ve (onlara bağlılıkta) kararlı olun, çünkü asıl yapmanız gereken şey, budur.” (dedi.)
“Biz onun söylediklerini, yeni inançlarda duymadık. Kur'ân, onun uydurmasından başka bir şey değildir.”
Cemal Külünkoğlu
“Doğrusu biz bu tevhid inancını çağdaş inanç sistemlerinin hiçbirinde duymadık. Bu sırf bir uydurmadır!”
Mehmet Türk
7,8. (Ve devamla): “Biz böyle bir şeyi daha önceki hiç bir dinde duymadık. Bu, tamamen uydurmadan başka bir şey değildir. Hem bu zikir içimizden (başka kimse kalmadı da) ona mı indirildi?” dediler. Doğrusu, onlar esas benim zikrim (olan Kur’an’dan) şüphe ediyorlar ve onlar henüz Benim azabımı tatmadılar.
“Kur'ân içimizden sadece ona mı indirildi?” Doğrusu onlar, gönderdiğimiz Kur'ân hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.
Cemal Külünkoğlu
“Ne yani! İçimizden (başka kimse bulunamamış da) Kitap ona mı inmiş?” Hayır, hayır! Onlar, (sırf kibir ve gururları sebebiyle) Benim mesajım konusunda şüphe içinde bocalamaktadır. Gerçekte onlar, henüz azabımı tatmadılar, (tatsalardı böyle yapmazlardı).
Mehmet Türk
7,8. (Ve devamla): “Biz böyle bir şeyi daha önceki hiç bir dinde duymadık. Bu, tamamen uydurmadan başka bir şey değildir. Hem bu zikir içimizden (başka kimse kalmadı da) ona mı indirildi?” dediler. Doğrusu, onlar esas benim zikrim (olan Kur’an’dan) şüphe ediyorlar ve onlar henüz Benim azabımı tatmadılar.
Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkiyeti onların mıdır? Öyleyse ne duruyorlar? Göğe yükselme yollarını arasınlar.
Cemal Külünkoğlu
Ya da göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı, onların elinde midir? Öyleyse (akıllarına gelebilecek) her türlü vasıta ile (göklere) yükselsinler (de Kur’an’ın sana indirilmesine mâni olsunlar) bakalım!
Mehmet Türk
Yoksa kendilerini göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların sahibi mi (zannediyorlar)? Eğer öyleyse, bir yolunu bulup, göğe yükselsinler (de bir bakalım).
12,13. Onlardan önce Nûh kavmi, ‘Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da yalanladılar. İşte bunlar da birleşik topluluklardı.
Cemal Külünkoğlu
Onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi ve (piramitlerle dünyaya) kazık çakan Firavun da yalanlamıştı.
Mehmet Türk
Onlardan önce Nûh, Âd ve kazıklar sahibi Firavun’un toplumları da (Peygamberlerini) yalanladılar.
12,13. Onlardan önce Nûh kavmi, ‘Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da yalanladılar. İşte bunlar da birleşik topluluklardı.
Cemal Külünkoğlu
Semud kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı da yalanlamıştı. İşte bunlar da (elçilere) karşı birleşen kabilelerdi.
Mehmet Türk
Semûd, Lût kavmi ile Eyke’liler de bu gruplardandı.
Onların söylediklerine sabret! Kulumuz Dâvûd'u, o kuvvet sahibi zatı hatırla! O, hep Allah'a yönelirdi.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Muhammed!) Onların söyledikleri her şeye sabırla katlan ve (bu konuda) güçlü bir iradeye sahip bulunan kulumuz Davud’u da hatırla! Çünkü o, tam bir teslimiyetle sürekli Allah’a yöneliş halinde idi.
Mehmet Türk
Onların söylediklerine karşı sabret ve bizim güçlü kulumuz Dâvût’u hatırla. Çünkü o, çok doğru (ve azimli) birisiydi.
Doğrusu biz, dağları Dâvûd'un emrine vermiştik. Gece-gündüz onunla birlikte Allah'ı anmaktadırlar.
Cemal Külünkoğlu
Biz dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık. Her sabah ve her akşam, onunla birlikte dağlar da kudret ve ihtişamımızı dillendirir (işlevlerini yerine getirirler)di.
Mehmet Türk
18,19. Doğrusu biz dağları ve toplanıp gelen kuşları, akşam ve kuşluk vakti onun ile birlikte (Allah’ı) tesbih etsinler diye o (Dâvût)’a boyun eğdirdik. Hepsi birlikte (Allah’ı) bolca tesbih ederlerdi.
38:19
وَٱلطَّيۡرَ مَحۡشُورَةࣰۖ كُلࣱّ لَّهُۥٓ أَوَّابࣱ
Bayraktar Bayraklı
Kuşları da onun emrine topladık. Hepsi Allah'a yönelmektedirler.
Cemal Külünkoğlu
Kuşlar da toplu olarak onunla beraberdi. Bunların hepsi de daima O’na yönelmişlerdi (Allah’ın istediği şekilde görevlerini yapıyorlardı)!
Mehmet Türk
18,19. Doğrusu biz dağları ve toplanıp gelen kuşları, akşam ve kuşluk vakti onun ile birlikte (Allah’ı) tesbih etsinler diye o (Dâvût)’a boyun eğdirdik. Hepsi birlikte (Allah’ı) bolca tesbih ederlerdi.
Ansızın Dâvûd'un yanına girdiklerinde, onlardan korktu. Onlar şöyle demişlerdi: “Korkma, birbirine haksızlık etmiş iki davalıyız. Aramızda adaletle hükmet, adaletten ayrılma, bizi doğru çözüme ulaştır.”
Cemal Külünkoğlu
Hani Davud’un yanına girmişlerdi de Davut onlardan korkmuştu. Onlar: “Korkma! Biz, iki davacıyız. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet! Haksızlık etme ve bizi hak yola ilet!” demişlerdi.
Mehmet Türk
(Davalılar) Dâvût’un yanına girince o, onlardan korktu. Onlar: “Korkma! Biz biri diğerine haksızlık eden iki davalıyız. Şimdi sen aramızda adaletle hükmet, kararında adaletsizlik yapma ve bizi hak yola ilet.” dediler.
“Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim de bir koyunum var. ‘Onu da bana ver' dedi ve beni konuşmada yendi.”
Cemal Külünkoğlu
(İçlerinden biri şöyle dedi:) “Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken: ’Onu da bana ver’ dedi ve tartışmada beni bastırdı.”
Mehmet Türk
(Onlardan birisi): “Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz dişi koyunu, benimse bir dişi koyunum var. Buna rağmen “onu da bana ver” diyor ve ben onunla baş edemedim.” dedi.
Dâvûd, “Senden, koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle, sana haksızlık etmiştir. Ortaklardan birçoğu birbirinin haklarına tecavüz ederler. Ancak inanıp yararlı iş yapanlar hariç. Onlar da çok azdır” dedi. Dâvûd, bizim kendisini denediğimizi anladı. Rabbinden bağışlanma diledi ve secdeye kapanarak tövbe etti.
Cemal Külünkoğlu
(Davud) dedi ki: “Bu (adam) senin koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık yapmıştır. Zaten, malda ortak pek çok kimse vardır ki, birbirlerinin hakkına tecavüz ederler. Ancak iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar bunun dışındadır. Onlar da pek azdır.” Davud, (bununla) bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken hemen Rabbinden af diledi ve baş eğip iki büklüm bir halde tevbe ederek O’na yöneldi.
Mehmet Türk
(Dâvût): “Bu adam senin bir koyununu, kendi koyunlarına katmak istemekle sana kesinlikle zulmetmiştir. Doğrusu, çok az olmasına rağmen gerçekten (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlar dışında, ortak iş yapanların çoğu, genellikle birbirlerinin hakkına tecavüz ederler” dedi. Ve Dâvût o anda gerçekten Bizim onu imtihan ettiğimizi anladı, Rabbinden af diledi, eğilerek yere kapandı ve (Allah’a) gönülden yöneldi.
“Ey Dâvûd! Seni yeryüzünde halife tayin ettik. Bundan dolayı insanlar arasında adaletle hüküm ver! Nefsin arzusuna uyma ki seni Allah'ın yolundan saptırmasın. Şüphesiz, Allah'ın yolundan sapanlar için, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.”
Cemal Külünkoğlu
(Ona dedik ki:) “Ey Davud! Gerçekten Biz seni yeryüzünde halife yaptık. Öyleyse insanlar arasında adaletle hükmet! Boş arzu ve heveslere uyma! Sonra onlar seni Allah yolundan saptırır. Şurası bir gerçek ki, Allah’ın yolundan sapanlar, hesap gününü unutmuşlardır ve bu sebeple de kendileri için çok çetin bir azap vardır.”
Mehmet Türk
Ey Dâvût! Gerçek şu ki Biz, seni yeryüzünde halîfe kıldık. Öyleyse insanlar arasında Allah’ın kanunları ile hükmet ve keyfi kanunlara uyma. Zîrâ onlar, seni Allah’ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlara hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.
Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline!
Cemal Külünkoğlu
Biz göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkârcıların kuruntusudur. Vay o inkârcıların ateşteki haline!
Mehmet Türk
Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve bu ikisinin arasındakileri kâfirlerin zannettikleri gibi tesadüfen yaratmadık. Vay o cehenneme girecek kâfirlerin haline!
Yoksa biz, inanıp yararlı iş yapanlara, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi davranacağız? Veya Allah'a saygı duyanları günahkârlar gibi mi sayacağız?
Cemal Külünkoğlu
İnandıktan sonra doğru ve yararlı işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla bir mi tutsaydık? Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanları yoldan sapmışlarla bir mi saysaydık?
Mehmet Türk
Yoksa Biz (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanları, yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlarla (hiç) bir mi tutarız? Ya da Allah’tan hakkıyla sakınanları, hak yoldan sapanlarla (hiç) bir mi tutarız?
Süleyman, “Rabbimi hatırlattıklarından dolayı atları severim” dedi. Gözünden kaybolana kadar onlara baktı.
Cemal Külünkoğlu
(Onları bir süre izleyen Süleyman), “Benim bu atlara olan sevgim Rabbimi hatırlattıkları (ve O’nun adını yaymaya hizmet ettikleri) içindir.” dedi. Ve atlar, gözden kayboluncaya kadar (onları izlemeye devam etti). Ardından:
Mehmet Türk
(Süleyman) atlar koşarak gözden kayboluncaya kadar (onları seyretti ve): “Gerçekten ben, iyi atı bana Rabbim(in gücünü) hatırlattığından dolayı severim.” dedi.
Andolsun, biz Süleyman'ı sınayıp tahtının üstüne bir ceset attık. Sonra Allah'a yöneldi.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun, biz Süleyman’ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü.
Mehmet Türk
34,35. Yemin olsun Biz Süleyman’ı tahtının üstüne bir ceset bırakarak (bir şekilde) imtihan ettik. Sonra o, (Rabbine) hakkıyla yönelerek: “Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir hükümdarlık ver. Şüphesiz tek karşılıksız veren, sensin.” dedi.
O şöyle dedi: “Ey Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir mülk ver. Şüphesiz bağışlayıcı sadece sensin.”
Cemal Külünkoğlu
(Süleyman:) “Rabbim, beni bağışla! Bana, (Sen’in yolunda) hizmet için öyle bir hükümdarlık lütfet ki, benden sonra kimseye nasip olmasın. Şüphesiz ki Sen, bütün isteklere (dualara) karşılık verensin.”
Mehmet Türk
34,35. Yemin olsun Biz Süleyman’ı tahtının üstüne bir ceset bırakarak (bir şekilde) imtihan ettik. Sonra o, (Rabbine) hakkıyla yönelerek: “Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir hükümdarlık ver. Şüphesiz tek karşılıksız veren, sensin.” dedi.
Bunun üzerine biz, rüzgârı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yöne doğru tatlı tatlı esiyordu.
Cemal Külünkoğlu
Biz de (duasını kabul ettik ve) rüzgârı hizmetine sunduk. Rüzgâr, O’nun emri altında ve dilediği yere tatlı tatlı eserdi.
Mehmet Türk
36,37,38. Bunun üzerine Biz, emriyle dilediği yöne tatlı tatlı esen rüzgârı, yapı ustası ve dalgıçlık yapan şeytanları ve diğerlerini, (ihanet etmemeleri için) demir halkalarla bağlı olarak onun emrine verdik.
38:37
وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءࣲ وَغَوَّاصࣲ
Bayraktar Bayraklı
Bütün usta ve dalgıç şeytanları da emrine verdik.
Cemal Külünkoğlu
Her biri bina inşa etsin ve (kıymetli taşlar çıkarmak için) dalgıçlık yapsın diye şeytanları (cinleri) de (emrimiz altında hizmetine verdik).
Mehmet Türk
36,37,38. Bunun üzerine Biz, emriyle dilediği yöne tatlı tatlı esen rüzgârı, yapı ustası ve dalgıçlık yapan şeytanları ve diğerlerini, (ihanet etmemeleri için) demir halkalarla bağlı olarak onun emrine verdik.
38:38
وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِي ٱلۡأَصۡفَادِ
Bayraktar Bayraklı
Zincirlere vurulmuş başkalarını da.
Cemal Külünkoğlu
Ve (zarar vermemeleri için) zincirlerle birbirine bağlanmış (cinler gibi) başkalarını da (onun emrine verdik).
Mehmet Türk
36,37,38. Bunun üzerine Biz, emriyle dilediği yöne tatlı tatlı esen rüzgârı, yapı ustası ve dalgıçlık yapan şeytanları ve diğerlerini, (ihanet etmemeleri için) demir halkalarla bağlı olarak onun emrine verdik.
İşte bu, bizim ihsanımızdır. “Sen onu ister dilediğine ver, ister verme, sorulmazsın” dedik.
Cemal Külünkoğlu
(Ve ona dedik ki: Ey Süleyman!) “Bu Bizim sana lütfumuzdur. İstersen sen de (eksilir endişesine kapılmadan ve) hiçbir hesap yapmadan onlardan başkasına verebilirsin, istersen hiç vermezsin. Her iki durumda da sorguya çekilecek değilsin.”
Mehmet Türk
(Ve ona Ey Süleyman!): “İşte bütün bunlar senin başkalarına hesapsızca verip vermemeyi, kendine bıraktığımız ihsanımızdır.” (dedik.)
Kulumuz Eyyûb'u da hatırla! Bir vakit Rabbine, “Şeytan bana bir bitkinlik ve eziyet verdi” diye yalvarmıştı.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da hatırla! Hani o, Rabbine: “(Rabbim!) Doğrusu şeytan bana (tam bir) bıkkınlık ve azap hissi vermektedir!” diye seslenmişti.
Mehmet Türk
Rabbine: “Doğrusu şeytan, bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu.” diye seslenen Eyyub kulumuzu da hatırla.
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olarak ona ailesini, onlarla birlikte bir o kadarını daha verdik.
Cemal Külünkoğlu
Biz ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir öğüt olmak üzere (kendisini terk eden) yakın çevresini ve onlarla beraber bir kat daha fazlasını bahşettik.
Mehmet Türk
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için ibret alınacak bir örnek olmak üzere ona ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik.
“Eline bir demet sap al ve onunla vur; yeminini bozma” dedik. Şüphesiz biz onu sabırlı bulduk. O ne iyi bir kuldu! O, daima Allah'a yönelirdi.
Cemal Külünkoğlu
(Ve sonunda ona dedik ki:) “Eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve yeminini bozma!” Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü O, tam bir teslimiyetle sürekli Allah’a yöneliş halinde idi.
Mehmet Türk
Ve ona: “Eline bir deste (sap) al ve onunla (eşine) vur ve sakın yeminini bozma.” (dedik.) Gerçekten Biz, onu çok sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, çok doğru (ve azimli) birisiydi.
Bunlar bir öğüttür. Şüphesiz muttakîler için güzel bir gelecek vardır.
Cemal Külünkoğlu
49-50.İşte bu (mesaj), bir öğüttür! Doğrusu Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar için elbette güzel bir dönüş yeri ve kapıları onlar için ardına kadar açık olan sonsuz mutluluk, esenlik cennetleri vardır.
Mehmet Türk
Bütün bunlar (o hayırlı kimseleri dünyada) bir hatırlamadır. Şüphesiz (Allah’tan) hakkıyla sakınanlar için (âhirette de) varılacak güzel bir yer vardır.
Kendilerine kapıları açılmış ‘Adn cennetleri vardır.
Cemal Külünkoğlu
49-50.İşte bu (mesaj), bir öğüttür! Doğrusu Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar için elbette güzel bir dönüş yeri ve kapıları onlar için ardına kadar açık olan sonsuz mutluluk, esenlik cennetleri vardır.
Mehmet Türk
(Orası da) bütün kapıları kendilerine açılacak olan, Adn cennetleridir.
Orada koltuklara yaslanırlar. Birçok meyve ve içecek isterler.
Cemal Külünkoğlu
Orada uzanıp dinlenecekler (ve) her tür meyveyi ve içeceği, (serbestçe) isteyebilecekler.
Mehmet Türk
Onlar orada (tahtlar üzerine) kurulup oturarak bol bol meyve ve içecek isteyeceklerdir.
38:52
۞وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ أَتۡرَابٌ
Bayraktar Bayraklı
Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt eşler vardır.
Cemal Külünkoğlu
Ve yanlarında kendilerine denk, gözü başkasında olmayan (eşler) bulunacak.
Mehmet Türk
Ve yanlarında da güzel gözleri eşlerinden başkasını görmeyen ve hep aynı yaştakalan eşleri olacaktır.
38:53
هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ
Bayraktar Bayraklı
İşte, hesap günü için, size vaad edilen budur.
Cemal Külünkoğlu
İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir.
Mehmet Türk
İşte, hesap günü için size verilen söz, budur.
38:54
إِنَّ هَٰذَا لَرِزۡقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz bu, bizim vaadimiz olan rızıktır. Onda tükenmek yoktur.
Cemal Külünkoğlu
İşte bu, (size) vereceğimiz tükenmeyen nimetimizdir!
Mehmet Türk
Şüphesiz bu, Bizim bitip tükenmek bilmeyen rızkımızdır.
38:55
هَٰذَاۚ وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابࣲ
Bayraktar Bayraklı
Bu da bir uyarıdır. Şüphesiz, azgınlar için de kötü bir gelecek vardır.
Cemal Külünkoğlu
55-56.Bu (nimetler dürüst ve erdemliler içindir). Doğruluk ve dürüstlük sınırlarını aşanları ise en kötü bir akıbet beklemektedir. Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir!
Mehmet Türk
Bütün bunlar, (o hayırlı kimseler içindir.) Şüphesiz azgınlar için de varılacak kötü bir yer vardır.
38:56
جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَا فَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ
Bayraktar Bayraklı
Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir!
Cemal Külünkoğlu
55-56.Bu (nimetler dürüst ve erdemliler içindir). Doğruluk ve dürüstlük sınırlarını aşanları ise en kötü bir akıbet beklemektedir. Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir!
Mehmet Türk
(Orası da) onların girecekleri, yatakların en kötüsü olan cehennemdir.
38:57
هَٰذَا فَلۡيَذُوقُوهُ حَمِيمࣱ وَغَسَّاقࣱ
Bayraktar Bayraklı
İşte bu, kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar.
Cemal Külünkoğlu
İşte bu (böyleleri içindir)! Öyleyse bırak, yakıcı bir ümitsizliği ve iç karartıcı zehirli bir azabı sonuna kadar tatsınlar.
Mehmet Türk
İşte bu (da azgınlar içindir.) Tatsınlar onun kaynar suyunu ve irinini.
38:58
وَءَاخَرُ مِن شَكۡلِهِۦٓ أَزۡوَٰجٌ
Bayraktar Bayraklı
Bu tür çeşit çeşit diğer azaplar da vardır.
Cemal Külünkoğlu
Ve daha bunlara benzer başka azaplar da vardır.
Mehmet Türk
Ve onlara aynı türden, çifter çifter başka (azaplar da) vardır.
İnkârcıların önderlerine, “İşte bu, sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur” denildiğinde, “Onlar rahat yüzü görmesin, onlar mutlaka ateşe gireceklerdir” derler.
Cemal Külünkoğlu
(İnkârda ve isyanda başı çekenlere cehennemde şöyle denecek:) “İşte (dünyada size uyup da peşinizden gelen ve) sizinle beraber (cehenneme) girecek olan bir topluluk.” (Başı çekenler de şöyle diyecekler:) “Rahat yüzü görmesin onlar! Elbette onlar da (bizim gibi) ateşe girecek ve orada yanıp kavrulacaklardır.”
Mehmet Türk
O (azgınlar) peşlerinden gelenler için: “Onlar asla rahat yüzü görmesin. Çünkü onlar, cehennemliklerdir.” derler.
İnkârcılar derler ki: “Dünyada kendilerini kötülerden saydığımız kimseleri burada niçin göremiyoruz?”
Cemal Külünkoğlu
(Cehennemlikler inananları kastederek) şöyle diyecekler: “Dünyada kendilerini kötü (ve değersiz) saydığımız birtakım insanları (burada) neden görmüyoruz?
Mehmet Türk
62,63. Ve: “Bize ne oluyor da (dünyada) kötülerden saydığımız, kendileriyle alay ettiğimiz adamları (burada) göremiyoruz. Yoksa onları gözden mi kaçırdık?” derler.
“Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa onları gözden mi kaçırdık?”
Cemal Külünkoğlu
Aklımız sıra, onlarla alay ederdik. Yoksa gözlerimiz onlardan kaydı da onun için mi (kendilerini göremiyoruz)?”
Mehmet Türk
62,63. Ve: “Bize ne oluyor da (dünyada) kötülerden saydığımız, kendileriyle alay ettiğimiz adamları (burada) göremiyoruz. Yoksa onları gözden mi kaçırdık?” derler.
38:64
إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقࣱّ تَخَاصُمُ أَهۡلِ ٱلنَّارِ
Bayraktar Bayraklı
İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçekleşecektir.
Cemal Külünkoğlu
İşte bu kesin gerçektir. Ateş mahkûmları, aralarında gerçekten böyle çekişeceklerdir.
Mehmet Türk
Cehennemdekilerin birbiriyle böyle tartışmaları kesin olan bir gerçektir.
De ki: “Ben, sadece bir uyarıcıyım. Tek olan ve her şeyin üstesinden gelen Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur.”
Cemal Külünkoğlu
(Bütün insanlara) de ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım! (İnanıp inanmamak size kalmış bir şey) Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan tek Allah’tan başka (emrine kayıtsız şartsız uyulacak ve otoritesine boyun eğilecek) hiçbir ilâh yoktur.”
Mehmet Türk
65,66. (Ey Muhammed!): “Ben ancak bir uyarıcıyım, tek ve mükemmel güç sahibi olan Allah’tan başka ilâh yoktur. O göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir, çok şereflidir, bağışlayandır.” de.
“O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. Onun her şeye gücü yeter ve affedicidir.”
Cemal Külünkoğlu
“Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi olan Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.”
Mehmet Türk
65,66. (Ey Muhammed!): “Ben ancak bir uyarıcıyım, tek ve mükemmel güç sahibi olan Allah’tan başka ilâh yoktur. O göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir, çok şereflidir, bağışlayandır.” de.
38:67
قُلۡ هُوَ نَبَؤٌاْ عَظِيمٌ
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Bu uyardığım husus, evrensel bir haberdir.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Bu (Kur’an), muazzam bir mesajdır/haber kaynağıdır/öğretidir.
Mehmet Türk
67,68. (Bir de) onlara: “Bu (Kur’an), büyük bir haberdir, ama siz ondan, yüz çeviriyorsunuz.” de.
38:68
أَنتُمۡ عَنۡهُ مُعۡرِضُونَ
Bayraktar Bayraklı
“Siz ondan yüz çeviriyorsunuz.”
Cemal Külünkoğlu
Siz ise ondan uzaklaşıp duruyorsunuz.”
Mehmet Türk
67,68. (Bir de) onlara: “Bu (Kur’an), büyük bir haberdir, ama siz ondan, yüz çeviriyorsunuz.” de.
“Melekler topluluğunun aralarında neyi tartıştıkları hakkında benim hiçbir bilgim yoktur.”
Cemal Külünkoğlu
(Ey Muhammed! Yine de ki:) “Aralarında (insanın yaratılışı konusunda) tartıştıkları sırada, yüce konseyde (ileri gelen melekler topluluğunda) olup bitenler hakkında benim hiçbir bilgim yoktur.”
Mehmet Türk
(Ve devamla): “Yüce melekler topluluğunun (insanın yaratılışı ile ilgili) tartışmaları hakkında, benim bir bilgim yoktur.”
O vakit Rabbin meleklere şöyle demişti: “Ben, çamurdan bir beşer yaratacağım.”
Cemal Külünkoğlu
Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım.”
Mehmet Türk
71,72. Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Gerçekten Ben, çamurdan bir insan yaratacağım. Onu biçimlendirip ona rûhumdan üflediğim zaman derhâl ona secdeye kapanın!” demişti.
“Onu şekillendirip ruhumdan üflediğimde, derhal ona secdeye kapanınız.”
Cemal Külünkoğlu
“Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secde edin!”
Mehmet Türk
71,72. Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Gerçekten Ben, çamurdan bir insan yaratacağım. Onu biçimlendirip ona rûhumdan üflediğim zaman derhâl ona secdeye kapanın!” demişti.
38:73
فَسَجَدَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ
Bayraktar Bayraklı
Bütün melekler secde ettiler.
Cemal Külünkoğlu
Derken bütün melekler secde ettiler.
Mehmet Türk
73,74. Meleklerin hepsi ona topluca secde etti. Yalnız iblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
82,83. İblis, “Senin şanına andolsun ki ihlaslı kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi.
Cemal Külünkoğlu
82-83.İblis: “Senin kudretine andolsun ki, içlerinden sadece samimi olanlar hariç, onların hepsini mutlaka azdıracağım.”
Mehmet Türk
(İblis, Allah’a): “Senin şerefine yemin ederim ki ben onların tümünü kesinlikle azdıracağım.”
38:83
إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Bayraktar Bayraklı
82,83. İblis, “Senin şanına andolsun ki ihlaslı kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi.
Cemal Külünkoğlu
82-83.İblis: “Senin kudretine andolsun ki, içlerinden sadece samimi olanlar hariç, onların hepsini mutlaka azdıracağım.”
Mehmet Türk
“Ancak onlardan has kulların bunun dışındadır.” dedi.
38:84
قَالَ فَٱلۡحَقُّ وَٱلۡحَقَّ أَقُولُ
Bayraktar Bayraklı
Allah, “Gerçek budur ve ben gerçeği söylerim.”
Cemal Külünkoğlu
(Allah, şöyle buyurdu:) “İşte bu doğru. (Şimdi dinle,) Ben de (bir başka) doğruyu söyleyeyim:
Mehmet Türk
84,85. (Allah): “İşte bu (sözün) doğrudur. Ben de en doğrusunu söylüyorum. Yemin olsun ki cehennemi mutlaka seninle ve insanlardan sana uyanların tümüyle, tamamen dolduracağım.” dedi.
“Elbette, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım” dedi.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanlarla dolduracağım.”
Mehmet Türk
84,85. (Allah): “İşte bu (sözün) doğrudur. Ben de en doğrusunu söylüyorum. Yemin olsun ki cehennemi mutlaka seninle ve insanlardan sana uyanların tümüyle, tamamen dolduracağım.” dedi.