Those who set the Ranks · Mekkî · 182 âyet · Nüzul sırası 56
الصافات
The name is derived from the word was saaffat with which the Surah begins.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
37:1
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفࣰّ ا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4. Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.
Cemal Külünkoğlu
Sıra sıra saflar halinde dizilmiş (melek)leri düşün!
Mehmet Türk
1,2,3,4. Omuz omuza veren (Müslümanlara, bunları) yönlendirip sevk eden (önder)lere ve Allah’ın Kitabını dilinden düşürmeyenlere yemin olsun ki, sizin ilâhınız gerçekten tektir.
37:2
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجۡرࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4. Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.
Cemal Külünkoğlu
(Bulutları) sürükleyip götürenleri düşün!
Mehmet Türk
1,2,3,4. Omuz omuza veren (Müslümanlara, bunları) yönlendirip sevk eden (önder)lere ve Allah’ın Kitabını dilinden düşürmeyenlere yemin olsun ki, sizin ilâhınız gerçekten tektir.
37:3
فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكۡرًا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4. Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.
Cemal Külünkoğlu
Uyarmak için peş peşe gelen (ayet)leri de düşün!
Mehmet Türk
1,2,3,4. Omuz omuza veren (Müslümanlara, bunları) yönlendirip sevk eden (önder)lere ve Allah’ın Kitabını dilinden düşürmeyenlere yemin olsun ki, sizin ilâhınız gerçekten tektir.
37:4
إِنَّ إِلَٰهَكُمۡ لَوَٰحِدࣱ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4. Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.
Cemal Külünkoğlu
Tartışmasız sizin ilahınız gerçekten tektir.
Mehmet Türk
1,2,3,4. Omuz omuza veren (Müslümanlara, bunları) yönlendirip sevk eden (önder)lere ve Allah’ın Kitabını dilinden düşürmeyenlere yemin olsun ki, sizin ilâhınız gerçekten tektir.
Şimdi onlara sor: “Yaratılış bakımından kendileri mi daha zor, yoksa bizim yarattıklarımız mı?” Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
Cemal Külünkoğlu
Şimdi sen onlara sor bakalım: “Yaradılışça onlar mı daha güçlüdür yoksa yarattığımız (gökler ve oralardaki melekler mi)?” Şüphesiz biz onları (Adem’den, Adem’i de) yapışkan bir çamurdan yarattık.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Kâfirlere: “Kendilerini (âhirette tekrar) yaratmamızın, yarattıklarımızın tamamını yaratmaktan daha mı zor?” olduğunu sor. Doğrusu Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
37:12
بَلۡ عَجِبۡتَ وَيَسۡخَرُونَ
Bayraktar Bayraklı
Sen hayran kaldın; onlarsa alay ediyorlar.
Cemal Külünkoğlu
Hayır, sen hayranlık ve şaşkınlık duyarken onlar (yalnızca) alay ederler.
Mehmet Türk
Fakat sen (buna) hayran kalırken, onlar alay ediyorlar.
37:13
وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذۡكُرُونَ
Bayraktar Bayraklı
Kendilerine öğüt verilse, öğüt almıyorlar.
Cemal Külünkoğlu
Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almazlar.
Mehmet Türk
Ve uyarıldıklarında da hiç düşünmüyorlar.
37:14
وَإِذَا رَأَوۡاْ ءَايَةࣰ يَسۡتَسۡخِرُونَ
Bayraktar Bayraklı
Bir âyet görseler, alay ediyorlar.
Cemal Külünkoğlu
Bir ilahi mesajla muhatap olduklarında, onu alaya alırlar,
Mehmet Türk
Bir mûcize gördüklerinde alay ediyorlar.
37:15
وَقَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينٌ
Bayraktar Bayraklı
Onlar şöyle derler: “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir.”
Cemal Külünkoğlu
“Bu, büyü(leyici söz)den başka bir şey değildir” derler.
Mehmet Türk
15,16,17. Ve onlar: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. Yani biz ve ilk atalarımız öldükten, toprak ve kemik olduktan sonra gerçekten diriltilecek miyiz?” dediler.
“Yani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı diriltileceğiz?”
Cemal Külünkoğlu
“Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?
Mehmet Türk
15,16,17. Ve onlar: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. Yani biz ve ilk atalarımız öldükten, toprak ve kemik olduktan sonra gerçekten diriltilecek miyiz?” dediler.
37:17
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
Bayraktar Bayraklı
“Önceki atalarımız da mı?”
Cemal Külünkoğlu
Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı (diriltilecek)?” derler.
Mehmet Türk
15,16,17. Ve onlar: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. Yani biz ve ilk atalarımız öldükten, toprak ve kemik olduktan sonra gerçekten diriltilecek miyiz?” dediler.
37:18
قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَٰخِرُونَ
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Evet, siz hem de aşağılanarak diriltileceksiniz.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Evet, hem de aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
Mehmet Türk
(Sen de onlara): “Evet hem de rezil bir durumda.” de.
O iş, sadece korkunç bir sesten ibarettir. Hemen onlar, diriltilmiş olarak bakıyorlardır.
Cemal Külünkoğlu
O (diriliş anı) sadece şiddetli bir sesten (ikinci Sur’a üfürülüşten) ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş, şaşkın bir şekilde etrafa) bakınıp duruyorlar.
Mehmet Türk
O (dirilme,) korkunç bir çığlıktan ibarettir ve o anda, onlar baka kalırlar.
37:20
وَقَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا هَٰذَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ
Bayraktar Bayraklı
“Vah bize! Bu ceza günüdür” diyecekler.
Cemal Külünkoğlu
(Ve o zaman:) “Eyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür!” derler.
Mehmet Türk
Ve: “Yazıklar olsun bize! Bu, hesap günüdür.” derler.
22,23,24. Allah, meleklerine şöyle emreder: “Zâlimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah'tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler.”
Cemal Külünkoğlu
(Allah, meleklere şöyle buyurur:) “Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış olduklarını toplayın!”
Mehmet Türk
22,23. (Ve Allah): “Toplayın şu zâlimleri, aynı yoldaki kafadarlarını ve Allah’tan başka taptıklarını! Onları hemen cehennemin yoluna sürün!”
22,23,24. Allah, meleklerine şöyle emreder: “Zâlimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah'tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler.”
Cemal Külünkoğlu
Allah’tan başka kulluk ettiklerine ve hepsine cehennemin nerede olduğunu gösterin!
Mehmet Türk
22,23. (Ve Allah): “Toplayın şu zâlimleri, aynı yoldaki kafadarlarını ve Allah’tan başka taptıklarını! Onları hemen cehennemin yoluna sürün!”
37:24
وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡـُٔولُونَ
Bayraktar Bayraklı
22,23,24. Allah, meleklerine şöyle emreder: “Zâlimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah'tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler.”
Cemal Külünkoğlu
Ve onları (orada) tutun! Çünkü onlara sorulacak:
Mehmet Türk
“Ve hesaba çekilmeleri için onları orada bekletin!” buyurur.
37:25
مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ
Bayraktar Bayraklı
Size ne oldu ki, birbirinize yardım etmiyorsunuz?
Cemal Külünkoğlu
(Onlara orada) “Size ne oldu ki (şimdi) birbirinize yardım edemiyorsunuz?” denecek.
Mehmet Türk
(Bir de onlara): “Size ne oldu da birbirinizle (dünyadaki gibi) yardımlaşmıyorsunuz?” (denilir.)
37:26
بَلۡ هُمُ ٱلۡيَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ
Bayraktar Bayraklı
Hayır! Onlar o gün teslim olmuşlardır.
Cemal Külünkoğlu
Doğrusu onlar o gün kayıtsız şartsız teslim olmuşlar (boyun eğmişlerdir).
Mehmet Türk
26,27,28. O gün (aralarında yardımlaşmaları bir yana) onlar, zilletle boyun eğecekler ve dönüp birbirlerini sorumlu tutarak (ötekilere): “Gerçekten siz (dünyada) bize hep haktan yana gibi görünürdünüz.” diyecekler.
(Onlar da) birbirlerine dönüp sitem etmeye kalkışacaklar.
Mehmet Türk
26,27,28. O gün (aralarında yardımlaşmaları bir yana) onlar, zilletle boyun eğecekler ve dönüp birbirlerini sorumlu tutarak (ötekilere): “Gerçekten siz (dünyada) bize hep haktan yana gibi görünürdünüz.” diyecekler.
Uyanlar, uyduklarına: “Siz, bize sağdan geliyordunuz” diyecekler.
Cemal Külünkoğlu
(Kötülükte kendilerine uyanlar, uydukları kimselere:) “Siz bize hep haktan yana görünerek yaklaşırdınız.” diyecekler.
Mehmet Türk
26,27,28. O gün (aralarında yardımlaşmaları bir yana) onlar, zilletle boyun eğecekler ve dönüp birbirlerini sorumlu tutarak (ötekilere): “Gerçekten siz (dünyada) bize hep haktan yana gibi görünürdünüz.” diyecekler.
37:29
قَالُواْ بَل لَّمۡ تَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ
Bayraktar Bayraklı
Uyulanlar da şöyle diyecekler: “Siz zaten inanmıyordunuz.”
Cemal Külünkoğlu
(Diğerleri de onlara) şöyle diyecek: “Hayır, siz zaten hiçbir zaman mü’min olmadınız ki.”
Mehmet Türk
29,30,31,32. (Diğerleri de:) “Hayır! (Aslında) siz zâten Müslüman bile değildiniz. (Sonra) bizim sizin üzerinizde hâkimiyet kurma gücümüz de yoktu. Hatta siz, azgın bir toplum idiniz. Sonunda (hepimiz) Rabbimizin azabını hak ettik ve bu azabı mutlaka tadacağız. Biz, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik.” derler.
“Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz, azgın bir toplum olmuştunuz.”
Cemal Külünkoğlu
(Ayrıca) “Bizim sizin üzerinizde hiçbir yaptırım gücümüz yoktu. Ama siz (ta başından beri zaten) azgın bir topluluktunuz.”
Mehmet Türk
29,30,31,32. (Diğerleri de:) “Hayır! (Aslında) siz zâten Müslüman bile değildiniz. (Sonra) bizim sizin üzerinizde hâkimiyet kurma gücümüz de yoktu. Hatta siz, azgın bir toplum idiniz. Sonunda (hepimiz) Rabbimizin azabını hak ettik ve bu azabı mutlaka tadacağız. Biz, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik.” derler.
“Şimdi bize Rabbimizin azap sözü kesinleşti. Artık birlikte tadacağız.”
Cemal Külünkoğlu
“Artık Rabbimizin hakkımızdaki azap sözü gerçekleşti. Çaresi yok hep birlikte bu azabı çekeceğiz!”
Mehmet Türk
29,30,31,32. (Diğerleri de:) “Hayır! (Aslında) siz zâten Müslüman bile değildiniz. (Sonra) bizim sizin üzerinizde hâkimiyet kurma gücümüz de yoktu. Hatta siz, azgın bir toplum idiniz. Sonunda (hepimiz) Rabbimizin azabını hak ettik ve bu azabı mutlaka tadacağız. Biz, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik.” derler.
37:32
فَأَغۡوَيۡنَٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ
Bayraktar Bayraklı
“Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık.”
Cemal Külünkoğlu
“(Evet,) sizi azdırdık (yoldan çıkardık), çünkü biz de azgın kimselerdik.”
Mehmet Türk
29,30,31,32. (Diğerleri de:) “Hayır! (Aslında) siz zâten Müslüman bile değildiniz. (Sonra) bizim sizin üzerinizde hâkimiyet kurma gücümüz de yoktu. Hatta siz, azgın bir toplum idiniz. Sonunda (hepimiz) Rabbimizin azabını hak ettik ve bu azabı mutlaka tadacağız. Biz, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik.” derler.
Şöyle diyorlardı: “Ne yani, cin çarpmış bir şair için tanrılarımızı terk mi edelim?”
Cemal Külünkoğlu
Ve “deli bir şair için ilahlarımızı mı bırakalım?” demişlerdi.
Mehmet Türk
Ve: “Biz cinlenmiş bir şair için ilâhlarımızı terk mi edeceğiz?” derlerdi.
37:37
بَلۡ جَآءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Bayraktar Bayraklı
Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.
Cemal Külünkoğlu
Hayır! (O ne delidir ne de şair,) o, hakkı getirmiş ve (kendinden önce) gönderilmiş olan elçileri de doğrulamıştır.
Mehmet Türk
Tam tersine o (Muhammed) hakkı getiren ve önceki Peygamberleri doğrulayan, (bir Peygamber)’dir.
37:38
إِنَّكُمۡ لَذَآئِقُواْ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِيمِ
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz siz acı azabı tadacaksınız.
Cemal Külünkoğlu
Şimdi siz bu elem dolu azabı çekeceksiniz.
Mehmet Türk
(Ey kâfirler!) Siz ise (âhirette) acıklı azabı tadıcılarsınız.
37:39
وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
Bayraktar Bayraklı
Size, sadece yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.
Cemal Külünkoğlu
Siz sadece yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.
Mehmet Türk
Ama sadece yaptıklarınızla cezâlandırılacaksınız.
37:40
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Bayraktar Bayraklı
Ancak, Allah'ın hâlis kulları istisna edilecektir.
Cemal Külünkoğlu
Ancak Allah’a gönülden bağlı olan kullar bu cezanın dışındadır.
Mehmet Türk
Ancak Allah’ın seçilmiş kulları (bu azabın) dışındadır.
37:41
أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ رِزۡقࣱ مَّعۡلُومࣱ
Bayraktar Bayraklı
Bunlar için bilinen bir rızık vardır.
Cemal Külünkoğlu
İşte onlar için ahirette özel hazırlanmış nimetler vardır.
Mehmet Türk
41,42,43,44. İşte onlara (âhirette) bilinen bir rızık ve meyveler vardır ve onlar nîmetlerle donatılmış cennetlerde karşılıklı tahtlar üzerinde, ikram görürler.
37:42
فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ
Bayraktar Bayraklı
42,43,44. Türlü meyveler vardır. Onlar nimet cennetlerinde karşılıklı koltuklarda ağırlanacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
42-43-44. Onlar nimetlerle dolu cennetlerde, birbirlerine karşı tahtlar üzerinde (otururlarken) kendilerine sürekli ikramda bulunulur.
Mehmet Türk
41,42,43,44. İşte onlara (âhirette) bilinen bir rızık ve meyveler vardır ve onlar nîmetlerle donatılmış cennetlerde karşılıklı tahtlar üzerinde, ikram görürler.
37:43
فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Bayraktar Bayraklı
42,43,44. Türlü meyveler vardır. Onlar nimet cennetlerinde karşılıklı koltuklarda ağırlanacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
42-43-44. Onlar nimetlerle dolu cennetlerde, birbirlerine karşı tahtlar üzerinde (otururlarken) kendilerine sürekli ikramda bulunulur.
Mehmet Türk
41,42,43,44. İşte onlara (âhirette) bilinen bir rızık ve meyveler vardır ve onlar nîmetlerle donatılmış cennetlerde karşılıklı tahtlar üzerinde, ikram görürler.
37:44
عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ
Bayraktar Bayraklı
42,43,44. Türlü meyveler vardır. Onlar nimet cennetlerinde karşılıklı koltuklarda ağırlanacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
42-43-44. Onlar nimetlerle dolu cennetlerde, birbirlerine karşı tahtlar üzerinde (otururlarken) kendilerine sürekli ikramda bulunulur.
Mehmet Türk
41,42,43,44. İşte onlara (âhirette) bilinen bir rızık ve meyveler vardır ve onlar nîmetlerle donatılmış cennetlerde karşılıklı tahtlar üzerinde, ikram görürler.
37:45
يُطَافُ عَلَيۡهِم بِكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينِۭ
Bayraktar Bayraklı
45,46. Aralarında bembeyaz, içenlerin lezzet aldığı kaynaklardan doldurulmuş kadehler dolaştırılacaktır.
Cemal Külünkoğlu
45-46.Aralarında bembeyaz, içenlere pek hoş gelen dupduru pınardan (doldurulmuş) bir kâse dolaştırılır.
Mehmet Türk
45,46,47. (Cennette onlara) berrak, içenlere lezzet veren, zararsız ve sarhoş etmeyen cennet içecekleriyle (dolu) kâseler, sunulur.
37:46
بَيۡضَآءَ لَذَّةࣲ لِّلشَّٰرِبِينَ
Bayraktar Bayraklı
45,46. Aralarında bembeyaz, içenlerin lezzet aldığı kaynaklardan doldurulmuş kadehler dolaştırılacaktır.
Cemal Külünkoğlu
45-46.Aralarında bembeyaz, içenlere pek hoş gelen dupduru pınardan (doldurulmuş) bir kâse dolaştırılır.
Mehmet Türk
45,46,47. (Cennette onlara) berrak, içenlere lezzet veren, zararsız ve sarhoş etmeyen cennet içecekleriyle (dolu) kâseler, sunulur.
37:47
لَا فِيهَا غَوۡلࣱ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ
Bayraktar Bayraklı
O içecekte ne sersemletme vardır, ne de ondan dolayı sarhoş olurlar.
Cemal Külünkoğlu
Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.
Mehmet Türk
45,46,47. (Cennette onlara) berrak, içenlere lezzet veren, zararsız ve sarhoş etmeyen cennet içecekleriyle (dolu) kâseler, sunulur.
37:48
وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينࣱ
Bayraktar Bayraklı
Yanlarında, gözlerini kendilerinden ayırmayan güzel gözlü eşleri olacaktır.
Cemal Külünkoğlu
Ve yanlarında da bakışlarını kendilerine çevirmiş (sadece onlardan emir bekleyen) güzel gözlü eşler vardır.
Mehmet Türk
48,49. Ve yanlarında da güzel gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, kusursuz (hale getirilmiş) eşleri olacaktır.
37:49
كَأَنَّهُنَّ بَيۡضࣱ مَّكۡنُونࣱ
Bayraktar Bayraklı
Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.
Cemal Külünkoğlu
Korunmuş deve kuşu yumurtaları gibidir onlar (her türlü lekeden uzak, korunmuş ve kendilerine hiçbir el değmemiştir).
Mehmet Türk
48,49. Ve yanlarında da güzel gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, kusursuz (hale getirilmiş) eşleri olacaktır.
İçlerinden biri, “Benim, bir arkadaşım vardı” der.
Cemal Külünkoğlu
İçlerinden biri: “Benim bir arkadaşım vardı.” diyecek.
Mehmet Türk
İçlerinden birisi: “Benim (dünyada) bir arkadaşım vardı.” diyecek.
37:52
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ
Bayraktar Bayraklı
Derdi ki: “Sen de, öldükten sonra dirilmeye inananlardan mısın?”
Cemal Külünkoğlu
(Bana:) “Sen gerçekten onun doğruluğunu tasdik ediyor musun?”
Mehmet Türk
52,53. (Ve devamla, o bana): “Sen gerçekten, bizim ölünce, toprak ve kemikler haline geldikten sonra, sorguya çekileceğimize inananlardan mısın?” derdi.
“Biz ölüp kemik ve toprak haline geldiğimiz zaman, dirilip cezalandırılacak mıyız?”
Cemal Külünkoğlu
“Biz, ölüp toprak ve iskelet haline geldikten sonra, dirilip yaptığımız işlere göre cezalandırılacağız” (öyle mi?) derdi.
Mehmet Türk
52,53. (Ve devamla, o bana): “Sen gerçekten, bizim ölünce, toprak ve kemikler haline geldikten sonra, sorguya çekileceğimize inananlardan mısın?” derdi.
37:54
قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
Bayraktar Bayraklı
“Siz onun durumuna vâkıf olmak ister misiniz?” dedi.
Cemal Külünkoğlu
Yanındakilere: “Siz onun nerede olduğunu biliyor musunuz?” diye sorar.
Mehmet Türk
(Konuşan, görevli meleklere): “Siz (onun şimdi) ne durumda olduğunu biliyor musunuz?” diye soracak.
37:55
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِي سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ
Bayraktar Bayraklı
Etrafına bakınıp, birden onu cehennemin ortasında görecek.
Cemal Külünkoğlu
Cehenneme şöyle bir bakar ki onun ateşin tam ortasında olduğunu görür.
Mehmet Türk
55,56. Sonra bakıp onu cehennem ateşinin tam ortasında görünce, ona: “Allah’a yemin ederim ki sen, neredeyse beni de helâk edecektin.” diyecek.
37:56
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ
Bayraktar Bayraklı
Ona diyecek ki: “Allah'a andolsun ki, az kalsın beni de helâk edecektin.”
Cemal Külünkoğlu
Ona şöyle der: “Allah’a andolsun, neredeyse beni de helâk edecektin.
Mehmet Türk
55,56. Sonra bakıp onu cehennem ateşinin tam ortasında görünce, ona: “Allah’a yemin ederim ki sen, neredeyse beni de helâk edecektin.” diyecek.
O vakit, babasına ve kavmine şöyle demişti: “Neye tapıyorsunuz?”
Cemal Külünkoğlu
Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?”
Mehmet Türk
85,86,87. Bir zamanlar o, babasına ve toplumuna: “Sizler nelere? (yoksa) birtakım uydurma ilâhlara mı tapıyorsunuz? Allah’tan başka ilâhlara irade (gücü) mü veriyorsunuz? Siz âlemlerin Rabbi’ni ne zannediyorsunuz?” demişti.
“Allah’la beraber şu uydurma ilâhlara da mı kulluk etmek istiyorsunuz?”
Mehmet Türk
85,86,87. Bir zamanlar o, babasına ve toplumuna: “Sizler nelere? (yoksa) birtakım uydurma ilâhlara mı tapıyorsunuz? Allah’tan başka ilâhlara irade (gücü) mü veriyorsunuz? Siz âlemlerin Rabbi’ni ne zannediyorsunuz?” demişti.
37:87
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Bayraktar Bayraklı
“Âlemlerin Rabbi hakkında ne düşünüyorsunuz?”
Cemal Külünkoğlu
“(O halde söyler misiniz?) Âlemlerin Rabbi olan (Allah) hakkında düşünceniz nedir?”
Mehmet Türk
85,86,87. Bir zamanlar o, babasına ve toplumuna: “Sizler nelere? (yoksa) birtakım uydurma ilâhlara mı tapıyorsunuz? Allah’tan başka ilâhlara irade (gücü) mü veriyorsunuz? Siz âlemlerin Rabbi’ni ne zannediyorsunuz?” demişti.
37:88
فَنَظَرَ نَظۡرَةࣰ فِي ٱلنُّجُومِ
Bayraktar Bayraklı
İbrâhim yıldızlara bir göz attı.
Cemal Külünkoğlu
Derken (İbrahîm) yıldızlara bakarak kafasında bir şeyler tasarladı.
Mehmet Türk
88,89,90. Sonra (onların bu halini) derin derin düşünüp: “(Ben sizin bu halinizden) rahatsız oldum.” Deyince (toplumu) ona derhâl sırt dönerek, terk etti.
37:89
فَقَالَ إِنِّي سَقِيمࣱ
Bayraktar Bayraklı
“Ben hastayım” dedi.
Cemal Külünkoğlu
“Ben hastayım herhalde” dedi.
Mehmet Türk
88,89,90. Sonra (onların bu halini) derin derin düşünüp: “(Ben sizin bu halinizden) rahatsız oldum.” Deyince (toplumu) ona derhâl sırt dönerek, terk etti.
37:90
فَتَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ مُدۡبِرِينَ
Bayraktar Bayraklı
Onlar da onu bırakıp uzaklaştılar.
Cemal Külünkoğlu
Bunun üzerine onu orada bırakıp uzaklaştılar.
Mehmet Türk
88,89,90. Sonra (onların bu halini) derin derin düşünüp: “(Ben sizin bu halinizden) rahatsız oldum.” Deyince (toplumu) ona derhâl sırt dönerek, terk etti.
(Ve İbrahîm) onların tanrılarına gizlice yönelip: “Yemek yemiyor musunuz?” diye sordu?
Mehmet Türk
91,92. Bunun üzerine (o,) onların ilâhlarının yanına gizlice varıp: “(Şu önünüzdekileri) yemiyor musunuz? Neyiniz var? (Niye) konuşmuyorsunuz?” dedi.
37:92
مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ
Bayraktar Bayraklı
“Neyiniz var; konuşmuyorsunuz!”
Cemal Külünkoğlu
(İbrahîm putlarla muhatap olmaya devam ederek) “Neyiniz var? (Niye) konuşmuyorsunuz?” dedi.
Mehmet Türk
91,92. Bunun üzerine (o,) onların ilâhlarının yanına gizlice varıp: “(Şu önünüzdekileri) yemiyor musunuz? Neyiniz var? (Niye) konuşmuyorsunuz?” dedi.
37:93
فَرَاغَ عَلَيۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡيَمِينِ
Bayraktar Bayraklı
Bütün gücüyle onları kırmaya başladı.
Cemal Külünkoğlu
(ve arkasından) onların üstüne yürüyüp bütün gücüyle vurmaya başladı.
Mehmet Türk
(İbrahim) hemen üzerlerine yürüyüp bütün gücüyle vurarak (putları kırdı.)
37:94
فَأَقۡبَلُوٓاْ إِلَيۡهِ يَزِفُّونَ
Bayraktar Bayraklı
Kavmi, koşarak ona geldi.
Cemal Külünkoğlu
Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.
Mehmet Türk
94,95,96. Çok geçmeden (halkı,) ona koşarak gelince (İbrahim onlara): “Sizi de sizin yaptıklarınızı da yaratan Allah olduğu halde siz, ellerinizle yaptığınız bu şeylere mi tapıyorsunuz?” dedi.
37:95
قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ
Bayraktar Bayraklı
İbrâhim onlara şöyle söyledi: “Elinizle yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz?”
Cemal Külünkoğlu
“Siz kendi ellerinizle yonttuğunuz bu putlara mı tapıyorsunuz?
Mehmet Türk
94,95,96. Çok geçmeden (halkı,) ona koşarak gelince (İbrahim onlara): “Sizi de sizin yaptıklarınızı da yaratan Allah olduğu halde siz, ellerinizle yaptığınız bu şeylere mi tapıyorsunuz?” dedi.
37:96
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ
Bayraktar Bayraklı
“Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır.”
Cemal Külünkoğlu
Oysa sizi de yaptığınız şeyleri de yaratan Allah’tır” dedi.
Mehmet Türk
94,95,96. Çok geçmeden (halkı,) ona koşarak gelince (İbrahim onlara): “Sizi de sizin yaptıklarınızı da yaratan Allah olduğu halde siz, ellerinizle yaptığınız bu şeylere mi tapıyorsunuz?” dedi.
Kavmi, “Onun için bir yer yapın ve onu ateşe atın” dediler.
Cemal Külünkoğlu
Puta tapanlar: (İbrahîm’i nasıl cezalandırılacakları konusunda kendi aralarında görüştüler ve) şöyle dediler: “Fırın gibi bir yapı inşa edin (odunları tutuşturun) ve O’nu alevlerin içine atın.”
Mehmet Türk
97,98. (Kâfirler): “Onun için bir bina yapın ve onu derhâl ateşin içine atın.” diyerek ona bir tuzak hazırlamak istediler. Ama Biz de sonunda onları rezil ettik.
Ona tuzak kurmak istediler. Biz de onları alçaklardan kıldık.
Cemal Külünkoğlu
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de (onu kurtarıp) onları en alçak kimseler kıldık.
Mehmet Türk
97,98. (Kâfirler): “Onun için bir bina yapın ve onu derhâl ateşin içine atın.” diyerek ona bir tuzak hazırlamak istediler. Ama Biz de sonunda onları rezil ettik.
İbrâhim, “Şüphesiz ben Rabbime gidiyorum. O beni doğru yola eriştirecektir” dedi.
Cemal Külünkoğlu
(Allah O’nu ateşten ve müşriklerin tuzaklarından kurtarınca) kavmine şöyle dedi: “Ben Rabbim(in emrettiği yer)e gidiyorum; O bana yol gösterecek.”
Mehmet Türk
99, 100. İbrahim: “Doğrusu ben, Rabbim uğrunda (sizi bırakıp) gidiyorum. O beni en doğru yola ulaştırır. Ey Rabbim! Beni iyi kimselerle karşılaştır.” dedi.
37:100
رَبِّ هَبۡ لِي مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
Bayraktar Bayraklı
“Ey Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir çocuk ver” dedi.
Cemal Külünkoğlu
“Ey Rabbim! Bana dürüst ve erdemli bir evlat bağışla!”
Mehmet Türk
99, 100. İbrahim: “Doğrusu ben, Rabbim uğrunda (sizi bırakıp) gidiyorum. O beni en doğru yola ulaştırır. Ey Rabbim! Beni iyi kimselerle karşılaştır.” dedi.
37:101
فَبَشَّرۡنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمࣲ
Bayraktar Bayraklı
Bunun üzerine ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.
Cemal Külünkoğlu
Biz de onu akıllı, güzel huylu bir oğul ile müjdeledik.
Mehmet Türk
Biz de onu yumuşak huylu bir çocuk (olan İsmail ile) müjdeledik.
Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince, “Yavrucuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün; ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulursun” diye cevap verdi.
Cemal Külünkoğlu
Çocuk doğru ile yanlışı birbirinden ayırabileceği ergenlik çağına erişince de İbrahîm ona: “Yavrucuğum, rüyamda seni kurban etmeye hazırlandığımı görüyorum, bir düşün bakalım bu işe ne diyeceksin?” diye sordu. Oğlu da “Babacığım! Rüyanda sana emrolunan şeyi yap, inşallah beni sabreden biri olarak bulacaksın” dedi.
Mehmet Türk
(İsmail) onu anlayabilecek çağa ulaşıp da (İbrahim ona): “Ey oğlum! Gerçekten rüyamda ben seni kurban ettiğimi görüyorum. Bir düşün, buna ne dersin?” deyince, (İsmail) de: “Ey Babacığım! Sana emredileni yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.” dedi.
37:103
فَلَمَّآ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِينِ
Bayraktar Bayraklı
Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olunca, babası onu yan üstü yatırdı.
Cemal Külünkoğlu
Sonunda o ikisi (ilâhi buyruğa) teslim olunca, babası onu yüz üstü yatırdı.
Mehmet Türk
Sonunda ikisi de aynı kanaate varınca (babası, kurban etmek için) onu yere yatırdı.
37:104
وَنَٰدَيۡنَٰهُ أَن يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُ
Bayraktar Bayraklı
104,105. Biz ona şöyle seslendik: “Ey İbrâhim! Sen kesinlikle rüyanı doğruladın. İşte biz, iyileri böyle ödüllendiririz.”
Cemal Külünkoğlu
104-105.O sırada Biz de ona şöyle seslendik: “Ey İbrahîm! Sen şimdi rüyanda (sana vahyettiğimiz buyruklara) bağlı kaldın! (Biz de bunun karşılığında, sana evladını bağışladık ve ikinizi de yüce bir makama yükselttik!) İşte Biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz!”
Mehmet Türk
104,105. Biz, ona: “Ey İbrahim! Gerçekten sen, rüyayı doğru anladın (ve uyguladın.) Şüphesiz Biz iyilik yapanları, böyle ödüllendiririz.” diye seslendik.
104,105. Biz ona şöyle seslendik: “Ey İbrâhim! Sen kesinlikle rüyanı doğruladın. İşte biz, iyileri böyle ödüllendiririz.”
Cemal Külünkoğlu
104-105.O sırada Biz de ona şöyle seslendik: “Ey İbrahîm! Sen şimdi rüyanda (sana vahyettiğimiz buyruklara) bağlı kaldın! (Biz de bunun karşılığında, sana evladını bağışladık ve ikinizi de yüce bir makama yükselttik!) İşte Biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz!”
Mehmet Türk
104,105. Biz, ona: “Ey İbrahim! Gerçekten sen, rüyayı doğru anladın (ve uyguladın.) Şüphesiz Biz iyilik yapanları, böyle ödüllendiririz.” diye seslendik.
37:106
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَٰٓؤُاْ ٱلۡمُبِينُ
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz bu büyük bir imtihandır.
Cemal Külünkoğlu
“Şüphesiz bu apaçık ve zor bir imtihandı.”
Mehmet Türk
Doğrusu bu, onun için çok açık bir imtihandı.
37:107
وَفَدَيۡنَٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمࣲ
Bayraktar Bayraklı
Biz ona kurtuluş bedeli olarak büyük bir kurban verdik.
Cemal Külünkoğlu
Biz ona (İsmail’in) kurtuluş fidyesi olarak büyük bir kurban verdik.”
Mehmet Türk
Ve ona büyük bir kurbanlığı da fidye olarak verdik.
37:108
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
Bayraktar Bayraklı
Sonra gelenler içinde ona iyi bir ün bıraktık.
Cemal Külünkoğlu
Biz geriden gelen herkesin zihninde ona ilişkin (örnek) bir hatıra bıraktık:
Mehmet Türk
108,109. Sonra gelen (nesil)ler arasında ona, “İbrahim’e selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.
37:109
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ
Bayraktar Bayraklı
İbrâhim'e selâm olsun!
Cemal Külünkoğlu
“İbrahîm’e selam olsun!”
Mehmet Türk
108,109. Sonra gelen (nesil)ler arasında ona, “İbrahim’e selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.
37:110
كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Bayraktar Bayraklı
İyi iş yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Cemal Külünkoğlu
110-111.İyi davrananları işte böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o da bizim mü’min kullarımızdandı.
Mehmet Türk
Gerçekten Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
37:111
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz o, inanmış kullarımızdandı.
Cemal Külünkoğlu
110-111.İyi davrananları işte böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o da bizim mü’min kullarımızdandı.
Mehmet Türk
Şüphesiz o Bizim gerçekten inanan kullarımızdandı.
Onu ve İshâk ailesini mübarek kıldık. O ikisinin soyundan iyi iş yapanlar da, kendilerine açıkça zulmedenler de vardır.
Cemal Külünkoğlu
Ayrıca hem (İbrahîm’in) kendisine, hem de oğlu (İsmail’e ve) İshak’a katımızdan nimet ve bereketler ihsan ettik. Onların soyundan gelenler arasında iyi insanlar olduğu gibi kendisine açıkça kötülük eden zalim kimseler de vardır.
Mehmet Türk
O (İsmail’e) de İshak’a da bereketler verdik. İkisinin soyundan, iyi işler yapan da var, açıkça kendisine zulmeden de vardır.
37:114
وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
Bayraktar Bayraklı
Andolsun, biz Mûsâ ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun biz Musa’ya da Harun’a da ihsanda bulunduk.
Mehmet Türk
Yemin olsun Biz Mûsa ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.
“Ba‘l adlı puta tapıyorsunuz da, en güzel yaratıcıyı terk mi ediyorsunuz?”
Cemal Külünkoğlu
“Yaratanların en güzelini bırakıp Ba’l (adlı puta) mı tapıyorsunuz?”
Mehmet Türk
125,126. Ve devamla: “Siz yaratıcıların en güzeli, sizin ve sizden öncekilerin de Rabbi olan Allah’ı bırakıp da Ba’l (isimli puta) mı tapıyorsunuz?” dedi.
“Sizin ve atalarınızın Rabbi olan Allah'ı bırakıyorsunuz öyle mi?”
Cemal Külünkoğlu
“Allah, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”
Mehmet Türk
125,126. Ve devamla: “Siz yaratıcıların en güzeli, sizin ve sizden öncekilerin de Rabbi olan Allah’ı bırakıp da Ba’l (isimli puta) mı tapıyorsunuz?” dedi.
37:127
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
Bayraktar Bayraklı
Onu yalanladılar. Onlar bu sebeple sonunda cehenneme atılacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
Fakat onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (sorgulanmak üzere) huzura getirileceklerdir.
Mehmet Türk
Onların hepsi, o (İlyas’ı) yalanlamalarından dolayı (kıyamet günü) huzurumuza getirileceklerdir.
37:128
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Bayraktar Bayraklı
Ancak Allah'ın samimi kulları hariç.
Cemal Külünkoğlu
Yalnız Allah’a gönülden bağlı olan kullar bunun dışındadır.
Mehmet Türk
Ancak Allah’ın seçilmiş kulları (bu azabın) dışındadır.
37:129
وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
Bayraktar Bayraklı
Sonra gelenler içinde ona da iyi bir ün bıraktık.
Cemal Külünkoğlu
Ve geriden gelen herkesin zihninde onunla ilişkin de (örnek) bir hatıra bıraktık:
Mehmet Türk
129,13. Sonra gelen (nesil)ler arasında ona, “İlyaslara selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.
37:130
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلۡ يَاسِينَ
Bayraktar Bayraklı
İlyâs'a da selâm olsun.
Cemal Külünkoğlu
“İlyas’a ve o’nun yolundan gidenlere selâm olsun!”
Mehmet Türk
129,13. Sonra gelen (nesil)ler arasında ona, “İlyaslara selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.
37:131
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz, iyi iş yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Cemal Külünkoğlu
131-132.İşte biz güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı.
Mehmet Türk
Gerçekten Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
37:132
إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Bayraktar Bayraklı
O, inanmış kullarımızdandı.
Cemal Külünkoğlu
131-132.İşte biz güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı.
Mehmet Türk
Şüphesiz o, Bizim gerçekten inanan kullarımızdandı.
37:133
وَإِنَّ لُوطࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz, Lût da peygamberlerdendir.
Cemal Külünkoğlu
Şüphesiz Lût da resullerdendi.
Mehmet Türk
Gerçekten Lût da (Allah’ın gönderdiği) Peygamberlerdendi.
37:134
إِذۡ نَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ
Bayraktar Bayraklı
Biz, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.
Cemal Külünkoğlu
134-135-136. Hani geride kalan yaşlı bir kadın (Lût’un karısı) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık, sonra geride kalan (ahlaksız inkârcı)ları (isyanları yüzünden) yerle bir etmiştik.
Mehmet Türk
Biz onu ve ailesinin hepsini kurtardık.
37:135
إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ
Bayraktar Bayraklı
Sâdece yaşlı bir kadın helâk olanlar arasında kaldı.
Cemal Külünkoğlu
134-135-136. Hani geride kalan yaşlı bir kadın (Lût’un karısı) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık, sonra geride kalan (ahlaksız inkârcı)ları (isyanları yüzünden) yerle bir etmiştik.
Mehmet Türk
Ancak, geride kalan yaşlı karı(sı bunun) dışında (kaldı).
37:136
ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ
Bayraktar Bayraklı
Sonra diğerlerini helâk ettik.
Cemal Külünkoğlu
134-135-136. Hani geride kalan yaşlı bir kadın (Lût’un karısı) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık, sonra geride kalan (ahlaksız inkârcı)ları (isyanları yüzünden) yerle bir etmiştik.
Mehmet Türk
Sonra da geride kalanların hepsini helâk ettik.
37:137
وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَيۡهِم مُّصۡبِحِينَ
Bayraktar Bayraklı
Sizler sabahleyin, onların helâk oldukları yerden geçersiniz.
Cemal Külünkoğlu
137-138.Doğrusu siz (yolculuklarınız sırasında), onlar(ın harap olmuş yurtların)a hem sabahleyin hem de akşamleyin uğrayıp duruyorsunuz. (Onların bu durumundan) aklınızı kullanarak ders almayacak mısınız?
Mehmet Türk
137,138. Ve (Ey kâfirler!) Siz, gece gündüz onların (helâk edildikleri yerin) yanından gelip geçiyorsunuz da hâlâ (Allah’ın kudretini) anlamıyor musunuz?
37:138
وَبِٱلَّيۡلِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
Bayraktar Bayraklı
Akşamleyin de. Hiç düşünmez misiniz?
Cemal Külünkoğlu
137-138.Doğrusu siz (yolculuklarınız sırasında), onlar(ın harap olmuş yurtların)a hem sabahleyin hem de akşamleyin uğrayıp duruyorsunuz. (Onların bu durumundan) aklınızı kullanarak ders almayacak mısınız?
Mehmet Türk
137,138. Ve (Ey kâfirler!) Siz, gece gündüz onların (helâk edildikleri yerin) yanından gelip geçiyorsunuz da hâlâ (Allah’ın kudretini) anlamıyor musunuz?
37:139
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendir.
Cemal Külünkoğlu
Şüphesiz Yunus da resullerdendi.
Mehmet Türk
Şüphesiz Yûnus da (Allah’ın gönderdiği) Peygamberlerdendi.
37:140
إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
Bayraktar Bayraklı
Bir vakit, dolu gemi ile kaçmıştı.
Cemal Külünkoğlu
140-141-142. Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti de gemidekilerle kura çekmişti ve kaybedenlerden olmuştu. (O, sahibinden izinsiz kaçan benim diyerek) kınanmış bir halde (kendisini denize atmış) iken balık onu hemen yutmuştu.
Mehmet Türk
140,141. Bir zamanlar o, (toplumunu bırakıp) dolu bir gemiye kaçmış, kur’aya katılmış ve (kur’ayı) kaybedenlerden olmuştu.
37:141
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِينَ
Bayraktar Bayraklı
Kura çekti ve kaybedenlerden oldu.
Cemal Külünkoğlu
140-141-142. Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti de gemidekilerle kura çekmişti ve kaybedenlerden olmuştu. (O, sahibinden izinsiz kaçan benim diyerek) kınanmış bir halde (kendisini denize atmış) iken balık onu hemen yutmuştu.
Mehmet Türk
140,141. Bir zamanlar o, (toplumunu bırakıp) dolu bir gemiye kaçmış, kur’aya katılmış ve (kur’ayı) kaybedenlerden olmuştu.
37:142
فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمࣱ
Bayraktar Bayraklı
Balık onu yuttu. O kınanmayı hak etmişti.
Cemal Külünkoğlu
140-141-142. Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti de gemidekilerle kura çekmişti ve kaybedenlerden olmuştu. (O, sahibinden izinsiz kaçan benim diyerek) kınanmış bir halde (kendisini denize atmış) iken balık onu hemen yutmuştu.
Mehmet Türk
(Yûnus) kendisini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.
37:143
فَلَوۡلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِينَ
Bayraktar Bayraklı
143,144. Eğer Allah'ı sıkça ananlardan olmasaydı, kıyamet gününe kadar balığın karnında kalırdı.
Cemal Külünkoğlu
143-144.Eğer o, Allah’ın sınırsız şanını yüceltenlerden (tevbe edenlerden) olmasaydı, onun karnında insanların diriltilecekleri güne kadar kalacaktı.
Mehmet Türk
143,144. Eğer o, (Allah’ı) tesbih edenlerden olmasaydı tekrar diriltilecekleri güne kadar (balığın) karnında kalırdı.
Allah ile, görünmeyen varlıklar arasında bir soy bağı kurdular. Oysa görünmeyen varlıklar, müşriklerin cehenneme hazır edilecekler olduğunu bilmektedirler.
Cemal Külünkoğlu
Allah’la cinler arasında soy bağı uydurdular. Andolsun cinler de kendilerinin (insanlar gibi) hesap yerine götürüleceklerini biliyorlar.
Mehmet Türk
Onlar Allah ile cinler arasında da bir soy bağı uydurdular. Oysa cinler de kesinlikle (kıyamette) huzurumuza getirileceklerini bilirler.
37:159
سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
Bayraktar Bayraklı
Allah, onların nitelendirmelerinden uzaktır.
Cemal Külünkoğlu
Hâşâ! Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır.
Mehmet Türk
Allah onların yakıştırdıkları bütün eksikliklerden çok yücedir.
37:160
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın samimi kulları hariç.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a gönülden bağlı olan kullar, bunların yaptıklarından uzaktır.
Mehmet Türk
Ancak Allah’ın seçilmiş kulları, (bu azabın) dışındadır.
Siz ancak cehenneme girecek kişiyi (azdırabilirsiniz).
Mehmet Türk
161,162,163. (Ey Kâfirler!) Siz de tapmakta olduklarınız da cehenneme gireceklerden başkasını, (Allah’a) karşı kandırıp asla yoldan çıkaramazsınız.
37:164
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامࣱ مَّعۡلُومࣱ
Bayraktar Bayraklı
Melekler şöyle derler: “Bizim her birimiz için bilinen bir makam vardır.”
Cemal Külünkoğlu
(Allah’ın kızları olduklarını iddia ettikleri melekler derler ki:) “Bizim her birimiz için belli bir makam (görev yeri) vardır.
Mehmet Türk
164,165,166. (O cinler ve melekler): “Bizim her birimiz için belli bir makam vardır. Biz de (Allah’ın huzurunda) kesinlikle saf tutarız ve Onu tesbih ederiz.” derler.
37:165
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّآفُّونَ
Bayraktar Bayraklı
“Biz saf tutarız.”
Cemal Külünkoğlu
Biz orada saflar halinde duranlarız.
Mehmet Türk
164,165,166. (O cinler ve melekler): “Bizim her birimiz için belli bir makam vardır. Biz de (Allah’ın huzurunda) kesinlikle saf tutarız ve Onu tesbih ederiz.” derler.
37:166
وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ
Bayraktar Bayraklı
“Elbette Allah'ı noksan sıfatlardan uzak tutarız.”
164,165,166. (O cinler ve melekler): “Bizim her birimiz için belli bir makam vardır. Biz de (Allah’ın huzurunda) kesinlikle saf tutarız ve Onu tesbih ederiz.” derler.
37:167
وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ
Bayraktar Bayraklı
167,168,169. Müşrikler, “Öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı, mutlaka Allah'ın ihlaslı kulları olurduk!” diyorlardı.
Cemal Külünkoğlu
167-168-169. İnkârcılar (kendilerine kitap ve peygamber gelmeden önce) şöyle deyip duruyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı elbette biz de Allah’ın temiz kulları olurduk.”
Mehmet Türk
167,168,169,170. Her ne kadar o (kâfirler, daha önce): “Eğer bizim yanımızda da öncekilerden kalan bir kitap bulunsaydı, bizler de Allah’ın iyi kullarından olurduk.” dedilerse de (kitap gelince) onu hemen inkâr ettiler. Fakat pek yakında (inkârlarının sonucunu) anlayacaklar.
167,168,169. Müşrikler, “Öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı, mutlaka Allah'ın ihlaslı kulları olurduk!” diyorlardı.
Cemal Külünkoğlu
167-168-169. İnkârcılar (kendilerine kitap ve peygamber gelmeden önce) şöyle deyip duruyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı elbette biz de Allah’ın temiz kulları olurduk.”
Mehmet Türk
167,168,169,170. Her ne kadar o (kâfirler, daha önce): “Eğer bizim yanımızda da öncekilerden kalan bir kitap bulunsaydı, bizler de Allah’ın iyi kullarından olurduk.” dedilerse de (kitap gelince) onu hemen inkâr ettiler. Fakat pek yakında (inkârlarının sonucunu) anlayacaklar.
37:169
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Bayraktar Bayraklı
167,168,169. Müşrikler, “Öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı, mutlaka Allah'ın ihlaslı kulları olurduk!” diyorlardı.
Cemal Külünkoğlu
167-168-169. İnkârcılar (kendilerine kitap ve peygamber gelmeden önce) şöyle deyip duruyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı elbette biz de Allah’ın temiz kulları olurduk.”
Mehmet Türk
167,168,169,170. Her ne kadar o (kâfirler, daha önce): “Eğer bizim yanımızda da öncekilerden kalan bir kitap bulunsaydı, bizler de Allah’ın iyi kullarından olurduk.” dedilerse de (kitap gelince) onu hemen inkâr ettiler. Fakat pek yakında (inkârlarının sonucunu) anlayacaklar.
37:170
فَكَفَرُواْ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ
Bayraktar Bayraklı
Buna rağmen Kur'ân'ı inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir.
Cemal Külünkoğlu
Fakat (kitap gelince) onu inkâr ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.
Mehmet Türk
167,168,169,170. Her ne kadar o (kâfirler, daha önce): “Eğer bizim yanımızda da öncekilerden kalan bir kitap bulunsaydı, bizler de Allah’ın iyi kullarından olurduk.” dedilerse de (kitap gelince) onu hemen inkâr ettiler. Fakat pek yakında (inkârlarının sonucunu) anlayacaklar.
Andolsun ki, resul olarak gönderdiğimiz kullarımız hakkında bizim bir sözümüz vardır (O da):
Mehmet Türk
171,172,173. Yemin olsun Biz Peygamber kullarımıza ta ezelden; “mutlaka yardım görecekleri ve Bizim ordularımızın da mutlaka galip geleceği hakkında” kesin söz verdik.
37:172
إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ
Bayraktar Bayraklı
Doğrusu, onlar yardım göreceklerdir.
Cemal Külünkoğlu
“Onlara mutlaka yardım edilecektir.”
Mehmet Türk
171,172,173. Yemin olsun Biz Peygamber kullarımıza ta ezelden; “mutlaka yardım görecekleri ve Bizim ordularımızın da mutlaka galip geleceği hakkında” kesin söz verdik.
37:173
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ
Bayraktar Bayraklı
Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.
Cemal Külünkoğlu
“Muhakkak ki bizim ordularımız galip gelecektir.”
Mehmet Türk
171,172,173. Yemin olsun Biz Peygamber kullarımıza ta ezelden; “mutlaka yardım görecekleri ve Bizim ordularımızın da mutlaka galip geleceği hakkında” kesin söz verdik.
37:174
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ
Bayraktar Bayraklı
Bir süreye kadar onlara aldırış etme.
Cemal Külünkoğlu
O hâlde, bir süreye kadar onlardan uzak dur!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Sen, onlara aldırma.
37:175
وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ
Bayraktar Bayraklı
Onların halini gözetle; onlar da gözetleyeceklerdir.
Cemal Külünkoğlu
Onları gözle! Yakında (başlarına nelerin geleceğini) görecekler.
Mehmet Türk
Sen onları biraz gözetle. Onlar yakında (başlarına gelecekleri) göreceklerdir.
37:176
أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ
Bayraktar Bayraklı
Azabımızı acele mi istiyorlar?
Cemal Külünkoğlu
Azabımızın çabucak gelmesini mi istiyorlar?
Mehmet Türk
Bir de onlar, Bizim azabımızı mı acele istiyorlar?