İçeriğe atla
Untold Serenity

50. Qaf

The Letter "Qaf" · Mekkî · 45 âyet · Nüzul sırası 34

ق

The Surah derives its name from the initial letter Qaf, thereby implying that it is the Surah which opens with the alphabetic letter Qaf.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

50:1

قٓۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡمَجِيدِ

Bayraktar Bayraklı

Kâf. Şerefli Kur'ân'a andolsun.

Cemal Külünkoğlu

Kâf. Şanlı ve şerefli Kur’an’a andolsun ki, (sen bir uyarıcısın).

Mehmet Türk

Kâf Şu şerefli Kur’an’a yemin olsun ki;

50:2

بَلۡ عَجِبُوٓاْ أَن جَآءَهُم مُّنذِرࣱ مِّنۡهُمۡ فَقَالَ ٱلۡكَٰفِرُونَ هَٰذَا شَيۡءٌ عَجِيبٌ

Bayraktar Bayraklı

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, kâfirler şöyle dediler: “Bu şaşılacak bir şeydir.”

Cemal Külünkoğlu

Fakat inkârcılar, içlerinden birinin uyarıcı olarak gelmesine şaştılar ve “Bu gerçekten hayret edilecek bir şeydir” dediler.

Mehmet Türk

2,3. Fakat o kâfirler, kendi aralarından bir uyarıcının gelmesini yadırgadılar da: “Bu, gerçekten yadırganacak bir şey. Yani biz öleceğiz, toprak olacağız (sonra da dirileceğiz) ha! Bu, gerçekleşme ihtimâli olmayan bir dönüştür.” dediler.

50:3

أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ اۖ ذَٰلِكَ رَجۡعُۢ بَعِيدࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Biz, ölüp toprak olduktan sonra mı dirileceğiz? Bu, akla uzak bir dönüştür.”

Cemal Külünkoğlu

“Öldüğümüz ve toprak olduğumuz vakit mi (tekrar dirilecekmişiz)? Bu, (ihtimalden) uzak bir geri dönüştür.”

Mehmet Türk

2,3. Fakat o kâfirler, kendi aralarından bir uyarıcının gelmesini yadırgadılar da: “Bu, gerçekten yadırganacak bir şey. Yani biz öleceğiz, toprak olacağız (sonra da dirileceğiz) ha! Bu, gerçekleşme ihtimâli olmayan bir dönüştür.” dediler.

50:4

قَدۡ عَلِمۡنَا مَا تَنقُصُ ٱلۡأَرۡضُ مِنۡهُمۡۖ وَعِندَنَا كِتَٰبٌ حَفِيظُۢ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz biz, toprağın onlardan neyi eksilttiğini biliriz. Katımızda her şeyi saklayan bir kitap vardır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz biz, toprağın onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Bizim katımızda, (istisnasız her şeyin ve bütün verilerin) kayıtlı bulunduğu ve (silinmekten, kaybolmaktan) korunan bir kitap vardır.

Mehmet Türk

Biz toprağın onlardan neleri eksilttiğini kesinlikle biliriz ve Bizim yanımızda o bilgileri koruyan bir de kitap, vardır.

50:5

بَلۡ كَذَّبُواْ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمۡ فَهُمۡ فِيٓ أَمۡرࣲ مَّرِيجٍ

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.

Cemal Külünkoğlu

Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.

Mehmet Türk

Buna rağmen onlar, gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar, karmakarışık bir sarsıntı içerisindedirler.

50:6

أَفَلَمۡ يَنظُرُوٓاْ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَوۡقَهُمۡ كَيۡفَ بَنَيۡنَٰهَا وَزَيَّنَّٰهَا وَمَا لَهَا مِن فُرُوجࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Üstlerindeki göğü nasıl bina ettiğimize, onu nasıl süslediğimize ve onda hiçbir çatlağın olmadığına bakmazlar mı?

Cemal Külünkoğlu

(İnkârcılar,) üzerlerindeki gökyüzüne bakmazlar mı? Onu nasıl kurduk, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur.

Mehmet Türk

Bizim üzerlerindeki göğü, kusursuz bir şekilde nasıl bina ettiğimize ve onu, nasıl süslediğimize hiç bakmıyorlar mı?

50:7

وَٱلۡأَرۡضَ مَدَدۡنَٰهَا وَأَلۡقَيۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ وَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوۡجِۭ بَهِيجࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Yine, yeryüzünü nasıl döşediğimize, oraya sabit dağlar yerleştirdiğimize ve orada her çeşit bitkileri bitirdiğimize bakmazlar mı?

Cemal Külünkoğlu

Yeryüzünü de genişletip yaydık, ona sağlam dağlar yerleştirdik. Orada görünüşü güzel her çeşit bitkiden çiftler yetiştirdik.

Mehmet Türk

(Ve onlar, bir de) yeryüzünü (nasıl) döşediğimize, ona sâbit dağlar koyduğumuza ve orada her güzel bitkiden çifter çifter yetiştirdiğimize (hiç bakmıyorlar mı?)

50:8

تَبۡصِرَةࣰ وَذِكۡرَىٰ لِكُلِّ عَبۡدࣲ مُّنِيبࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Bunları, yönelen her kul için bir aydınlatma ve öğüt yaptık.

Cemal Külünkoğlu

Bütün bunlar, Allah’a yönelen her kulun, gönül gözünü açmak ve ona ibret vermek içindir.

Mehmet Türk

(İşte bütün bunları, Bize) gönülden yönelen her kul için, bir mûcize olarak Biz, yarattık.

50:9

وَنَزَّلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ مُّبَٰرَكࣰ ا فَأَنۢبَتۡنَا بِهِۦ جَنَّٰتࣲ وَحَبَّ ٱلۡحَصِيدِ

Bayraktar Bayraklı

Gökten bereketli bir su indirip, onunla bahçeler ve biçilecek ekinler bitirdik.

Cemal Külünkoğlu

9-10-11. Biz gökyüzünden bereketli su (yağmur) indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek ekinler, taneler, tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları bitirdik (yetiştirdik). Ve böylece onunla ölü bir memlekete hayat verdik. İşte (onların dirilip menzillerinden) çıkışı da böyle olacaktır.

Mehmet Türk

9,10,11. Biz, gökten kendisiyle (Allah’ın) kullarına rızık olmak üzere bahçeler, biçilecek taneli (ekinler,) salkım salkım meyve yüklü tomurcukları olan uzun hurma ağaçları yetiştirdiğimiz, bereketli bir su indirdik. Ve o su ile de ölü olan yeryüzünü dirilttik. İşte (ölümden sonraki) dirilip çıkış da aynen böyledir.

50:10

وَٱلنَّخۡلَ بَاسِقَٰتࣲ لَّهَا طَلۡعࣱ نَّضِيدࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

10,11. Yarattıklarımıza rızık olarak salkımları birbirine geçmiş yüksek hurma ağaçlarını da onlar için yarattık. O su ile ölü toprağa can verdik. Kabirden çıkış da işte böyledir.

Cemal Külünkoğlu

9-10-11. Biz gökyüzünden bereketli su (yağmur) indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek ekinler, taneler, tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları bitirdik (yetiştirdik). Ve böylece onunla ölü bir memlekete hayat verdik. İşte (onların dirilip menzillerinden) çıkışı da böyle olacaktır.

Mehmet Türk

9,10,11. Biz, gökten kendisiyle (Allah’ın) kullarına rızık olmak üzere bahçeler, biçilecek taneli (ekinler,) salkım salkım meyve yüklü tomurcukları olan uzun hurma ağaçları yetiştirdiğimiz, bereketli bir su indirdik. Ve o su ile de ölü olan yeryüzünü dirilttik. İşte (ölümden sonraki) dirilip çıkış da aynen böyledir.

50:11

رِّزۡقࣰ ا لِّلۡعِبَادِۖ وَأَحۡيَيۡنَا بِهِۦ بَلۡدَةࣰ مَّيۡتࣰ اۚ كَذَٰلِكَ ٱلۡخُرُوجُ

Bayraktar Bayraklı

10,11. Yarattıklarımıza rızık olarak salkımları birbirine geçmiş yüksek hurma ağaçlarını da onlar için yarattık. O su ile ölü toprağa can verdik. Kabirden çıkış da işte böyledir.

Cemal Külünkoğlu

9-10-11. Biz gökyüzünden bereketli su (yağmur) indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek ekinler, taneler, tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları bitirdik (yetiştirdik). Ve böylece onunla ölü bir memlekete hayat verdik. İşte (onların dirilip menzillerinden) çıkışı da böyle olacaktır.

Mehmet Türk

9,10,11. Biz, gökten kendisiyle (Allah’ın) kullarına rızık olmak üzere bahçeler, biçilecek taneli (ekinler,) salkım salkım meyve yüklü tomurcukları olan uzun hurma ağaçları yetiştirdiğimiz, bereketli bir su indirdik. Ve o su ile de ölü olan yeryüzünü dirilttik. İşte (ölümden sonraki) dirilip çıkış da aynen böyledir.

50:12

كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحࣲ وَأَصۡحَٰبُ ٱلرَّسِّ وَثَمُودُ

Bayraktar Bayraklı

12,13,14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalanlamıştı. ‘Âd ve Firavun ile Lût'un kardeşleri de yalanladılar. Eyke halkı ve Tübba‘ kavmi de. Hepsi peygamberleri yalanladılar da, onları uyardığım şey başlarına geldi.

Cemal Külünkoğlu

12-13.Onlardan önce de Nuh’un kavmi, (Şuayb’ın kavmi) Ress’liler, (Salih’in kavmi) Semûd, Âd ve Firavun (kavmi) ile Lût’un yakınları da (resulleri) yalanlamıştı.

Mehmet Türk

12,13,14. Onlardan önce Nûh toplumu, Ress, Semud, Âd ve Firavun halkı, Lût’un kardeşleri, Eyke’liler ve Tübba’ toplumu da yalanladılar. Hattâ bunların tamamı (kendilerine gönderilen) Peygamberleri de yalanladılar ve (sonunda) Benim cezâmı hak ettiler.

50:13

وَعَادࣱ وَفِرۡعَوۡنُ وَإِخۡوَٰنُ لُوطࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

12,13,14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalanlamıştı. ‘Âd ve Firavun ile Lût'un kardeşleri de yalanladılar. Eyke halkı ve Tübba‘ kavmi de. Hepsi peygamberleri yalanladılar da, onları uyardığım şey başlarına geldi.

Cemal Külünkoğlu

12-13.Onlardan önce de Nuh’un kavmi, (Şuayb’ın kavmi) Ress’liler, (Salih’in kavmi) Semûd, Âd ve Firavun (kavmi) ile Lût’un yakınları da (resulleri) yalanlamıştı.

Mehmet Türk

12,13,14. Onlardan önce Nûh toplumu, Ress, Semud, Âd ve Firavun halkı, Lût’un kardeşleri, Eyke’liler ve Tübba’ toplumu da yalanladılar. Hattâ bunların tamamı (kendilerine gönderilen) Peygamberleri de yalanladılar ve (sonunda) Benim cezâmı hak ettiler.

50:14

وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡأَيۡكَةِ وَقَوۡمُ تُبَّعࣲۚ كُلࣱّ كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ وَعِيدِ

Bayraktar Bayraklı

12,13,14. Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalanlamıştı. ‘Âd ve Firavun ile Lût'un kardeşleri de yalanladılar. Eyke halkı ve Tübba‘ kavmi de. Hepsi peygamberleri yalanladılar da, onları uyardığım şey başlarına geldi.

Cemal Külünkoğlu

(Şuayb’ın gönderildiği, Medyen’in yemyeşil vadilerinin sakinleri olan) Eyke halkı ve (Himyer meliki olan) Tubba’ın kavmi de… Onların hepsi resulleri yalanladılar. Ve bunun üzerine (onları) uyardığım şey başlarına geldi (ve hepsi helak oldu).

Mehmet Türk

12,13,14. Onlardan önce Nûh toplumu, Ress, Semud, Âd ve Firavun halkı, Lût’un kardeşleri, Eyke’liler ve Tübba’ toplumu da yalanladılar. Hattâ bunların tamamı (kendilerine gönderilen) Peygamberleri de yalanladılar ve (sonunda) Benim cezâmı hak ettiler.

50:15

أَفَعَيِينَا بِٱلۡخَلۡقِ ٱلۡأَوَّلِۚ بَلۡ هُمۡ فِي لَبۡسࣲ مِّنۡ خَلۡقࣲ جَدِيدࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

İlk yaratmada âcizlik mi gösterdik? Hayır; onlar, yeni bir yaratma hususunda şüphe içindedirler.

Cemal Külünkoğlu

Biz ilk yaratmada acze düşüp yorulduk mu ki (yeniden yaratmayı gerçekleştirmeyelim)? Doğrusu onlar, yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler.

Mehmet Türk

Yoksa onlar, Bizim ilk yaratılışta gücümüzün tükendiğini mi (zannediyorlar)? zellikle onlar, yeniden yaratılış hakkında içerisinden çıkamadıkları bir düşünce karmaşasına giriyorlar.

50:16

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ وَنَعۡلَمُ مَا تُوَسۡوِسُ بِهِۦ نَفۡسُهُۥۖ وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنۡ حَبۡلِ ٱلۡوَرِيدِ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin (iç benliğinin) ona ne fısıldadığını yine biz biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.

Mehmet Türk

Gerçekten insanı Biz yarattık ve onun gönlünden ne geçirdiğini de Biz biliriz. Çünkü Biz ona şahdamarından daha yakınız.

50:17

إِذۡ يَتَلَقَّى ٱلۡمُتَلَقِّيَانِ عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ قَعِيدࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İki melek onun sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadır.

Cemal Külünkoğlu

Onun sağında ve solunda yerleştirilmiş, her davranışı yakalayıp tespit eden iki kayıtçı vardır.

Mehmet Türk

(Bir de) onun sağında ve solunda oturan (yaptıklarını yazmakla görevli) iki melek vardır.

50:18

مَّا يَلۡفِظُ مِن قَوۡلٍ إِلَّا لَدَيۡهِ رَقِيبٌ عَتِيدࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın.

Cemal Külünkoğlu

İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (yaptıklarını) gözetleyen bir kaydedici hazır bulunmasın!

Mehmet Türk

İnsanın yanında ağzından çıkan her şeyi (yazan) hazır bir gözetleyici, vardır.

50:19

وَجَآءَتۡ سَكۡرَةُ ٱلۡمَوۡتِ بِٱلۡحَقِّۖ ذَٰلِكَ مَا كُنتَ مِنۡهُ تَحِيدُ

Bayraktar Bayraklı

Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelecek, “İşte ey insan! Bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir” denecek.

Cemal Külünkoğlu

(Bir gün) ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona: “İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” (denir).

Mehmet Türk

Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelince, (insana): “İşte bu, senin kendisinden hep kaçıp durduğun şeydir!” denilir.

50:20

وَنُفِخَ فِي ٱلصُّورِۚ ذَٰلِكَ يَوۡمُ ٱلۡوَعِيدِ

Bayraktar Bayraklı

Sûr'a üfürülür, işte bu, geleceği vaad edilen gündür.

Cemal Külünkoğlu

(Öldükten sonra tekrar diriliş için) Sur’a (ikinci kez) üfürülür. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür!

Mehmet Türk

Sonra sura üfürülür. İşte bu da geleceği vâdedilen (kıyamet) günüdür.

50:21

وَجَآءَتۡ كُلُّ نَفۡسࣲ مَّعَهَا سَآئِقࣱ وَشَهِيدࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Herkes, yanında bir götüren ve tanıkla gelecek.

Cemal Külünkoğlu

(O gün Rabbin huzuruna) herkes beraberinde bir muhafız ve bir de tanık (yaptıklarının kayıtlı bulunduğu Sabit Disk) ile gelir.

Mehmet Türk

(O gün) her insan yanında kendisini sevk eden bir (melek) ve bir de şâhit ile gelir.

50:22

لَّقَدۡ كُنتَ فِي غَفۡلَةࣲ مِّنۡ هَٰذَا فَكَشَفۡنَا عَنكَ غِطَآءَكَ فَبَصَرُكَ ٱلۡيَوۡمَ حَدِيدࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Andolsun, sen bunu görmezden gelmiştin. Derhal senin perdeni kaldıracağız. Bugün senin gözün çok keskindir” denecektir.

Cemal Külünkoğlu

(Ona) “Andolsun ki sen bu hesap gününü umursamıyordun. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün pek keskindir” (denir).

Mehmet Türk

(O gün her bir kâfire): “Sen bu günü hiç umursamıyordun. İşte Biz de senin (gözündeki) perdeyi kaldırdık. Artık bugün görüşün, oldukça keskindir.” denilir.

50:23

وَقَالَ قَرِينُهُۥ هَٰذَا مَا لَدَيَّ عَتِيدٌ

Bayraktar Bayraklı

23,24,25,26. Arkadaşı şöyle der: “İşte yanımdaki hazır.” Siz iki melek! “Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın.”

Cemal Külünkoğlu

Beraberindeki muhafız şöyle der: “İşte, onun defteri (Sabit Diski)! Her ne yapmışsa, burada kayıtlıdır!”

Mehmet Türk

Yanındaki (melek) ona: “İşte şu yanımdaki de (yaptıklarınla ilgili) hazır (bilgiler)” der.

50:24

أَلۡقِيَا فِي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنِيدࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

23,24,25,26. Arkadaşı şöyle der: “İşte yanımdaki hazır.” Siz iki melek! “Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın.”

Cemal Külünkoğlu

(Yaptıklarına bakılıp karar verildikten sonra Allah:) “Atın, cehenneme bütün inatçı hakikat düşmanlarını!

Mehmet Türk

24,25. (Allah iki meleğe): “Haydi bütün inatçı, hayra engel olan, saldırgan ve şüpheci kâfirleri, atın cehenneme.” der.

50:25

مَّنَّاعࣲ لِّلۡخَيۡرِ مُعۡتَدࣲ مُّرِيبٍ

Bayraktar Bayraklı

23,24,25,26. Arkadaşı şöyle der: “İşte yanımdaki hazır.” Siz iki melek! “Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın.”

Cemal Külünkoğlu

Hayra engel olanları, günahkâr saldırganları (ve insanlar arasında) güvensizlik ve şüphe yayanları atın cehenneme!

Mehmet Türk

24,25. (Allah iki meleğe): “Haydi bütün inatçı, hayra engel olan, saldırgan ve şüpheci kâfirleri, atın cehenneme.” der.

50:26

ٱلَّذِي جَعَلَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَأَلۡقِيَاهُ فِي ٱلۡعَذَابِ ٱلشَّدِيدِ

Bayraktar Bayraklı

23,24,25,26. Arkadaşı şöyle der: “İşte yanımdaki hazır.” Siz iki melek! “Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın.”

Cemal Külünkoğlu

Allah ile beraber, başka ilahlar edinen (onların emir ve direktiflerine göre hayatını tanzim eden) o kimseyi atın şiddetli azabın içine!” buyurur.

Mehmet Türk

(Ve) “Şu, Allah’la beraber başka ilâhlar edineni, en şiddetli azabın içine atın.” der.

50:27

۞قَالَ قَرِينُهُۥ رَبَّنَا مَآ أَطۡغَيۡتُهُۥ وَلَٰكِن كَانَ فِي ضَلَٰلِۭ بَعِيدࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Arkadaşı diyecek ki: “Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi.”

Cemal Külünkoğlu

(Dünyada iken yanından ayrılmayan) şeytanı, “Rabbimiz! Onu ben azdırıp yoldan çıkarmadım. Bilakis kendisi, hakkın pek uzağında geri dönülmez bir sapıklık içindeydi” der.

Mehmet Türk

Onun arkadaşı olan (şeytan) da: “Ey Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Zâten o, derin bir sapkınlık içerisindeydi.” der.

50:28

قَالَ لَا تَخۡتَصِمُواْ لَدَيَّ وَقَدۡ قَدَّمۡتُ إِلَيۡكُم بِٱلۡوَعِيدِ

Bayraktar Bayraklı

28,29. Allah, “Huzurumda tartışmayın. Ben önceden sizi uyarmıştım. Katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma asla haksızlık etmem” diyecek.

Cemal Külünkoğlu

(Allah şöyle buyurur:) “Benim huzurumda çekişip durmayın. Ben size daha önce (elçiler aracılığıyla azabıma dair) kesin bir uyarı göndermiştim!”

Mehmet Türk

28,29. (Allah onlara): “Benim huzurumda çekişip durmayın. Ben size daha önce uyarı göndermiştim. Benim katımda verilen söz, kesinlikle değiştirilmez ve Ben kullara asla zulmetmem.” der.

50:29

مَا يُبَدَّلُ ٱلۡقَوۡلُ لَدَيَّ وَمَآ أَنَا۠ بِظَلَّٰمࣲ لِّلۡعَبِيدِ

Bayraktar Bayraklı

28,29. Allah, “Huzurumda tartışmayın. Ben önceden sizi uyarmıştım. Katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma asla haksızlık etmem” diyecek.

Cemal Külünkoğlu

“Benim tarafımdan verilen söz asla değiştirilmez ve (şunu da iyi bilin ki; Ben kullarıma asla zulmetmem.”

Mehmet Türk

28,29. (Allah onlara): “Benim huzurumda çekişip durmayın. Ben size daha önce uyarı göndermiştim. Benim katımda verilen söz, kesinlikle değiştirilmez ve Ben kullara asla zulmetmem.” der.

50:30

يَوۡمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ ٱمۡتَلَأۡتِ وَتَقُولُ هَلۡ مِن مَّزِيدࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

O gün, cehenneme “Doldun mu?” deriz. O da, “Daha var mı?” der.

Cemal Külünkoğlu

O gün cehenneme: “Doldun mu?” diye sorarız. O da: “daha var mı?” diye cevap verir.

Mehmet Türk

İşte Biz cehenneme o gün: “Doldun mu?” deriz, o da: “Daha fazlası var mı?” der.

50:31

وَأُزۡلِفَتِ ٱلۡجَنَّةُ لِلۡمُتَّقِينَ غَيۡرَ بَعِيدٍ

Bayraktar Bayraklı

Cennet de, takvâ sahiplerine uzak olmayarak iyice yaklaştırılacaktır.

Cemal Külünkoğlu

O gün cennet de Allah’ın emir ve direktiflerine göre hayatlarını tanzim edenlerin görüş sahasına getirilir ve zaten (onlara) uzak da değildir.

Mehmet Türk

Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar için, zâten uzakta olmayan cennet, (o gün onlara daha da) yaklaştırılır.

50:32

هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Size, hatasından dönen ve verdiği sözü tutan herkese, vaad edilen budur.

Cemal Külünkoğlu

32-33.(Onlara şöyle denir:) İşte size (dünyada iken) vaad edilen budur. Daima tevbe ile Allah’a dönen, O’nun buyruklarını koruyan, insan kavrayışının dışında olduğu halde Rahman’ın ürpertisini hisseden ve (O’na) yönelmiş bir kalp ile gelen (herkese bu mükâfat vardır).

Mehmet Türk

İşte bu, içinizden Allah’a gönülden yönelen ve Onun emirlerine riâyet edenlere vâdedilen (cennettir).

50:33

مَّنۡ خَشِيَ ٱلرَّحۡمَٰنَ بِٱلۡغَيۡبِ وَجَآءَ بِقَلۡبࣲ مُّنِيبٍ

Bayraktar Bayraklı

Görmediği halde Rahmân'a saygı duyan ve yönelmiş bir kalple gelen herkese mahsustur.

Cemal Külünkoğlu

32-33.(Onlara şöyle denir:) İşte size (dünyada iken) vaad edilen budur. Daima tevbe ile Allah’a dönen, O’nun buyruklarını koruyan, insan kavrayışının dışında olduğu halde Rahman’ın ürpertisini hisseden ve (O’na) yönelmiş bir kalp ile gelen (herkese bu mükâfat vardır).

Mehmet Türk

33,34. Görmediği halde Rahman (olan Allah)’a saygılarından dolayı tir tir titreyenlere ve sadece Ona yönelen bir kalple (huzuruna) gelenlere ise: “Oraya kendinizden emin bir şekilde esenlikle girin. İşte bu ebedî yaşamanın başladığı gündür.” denilir.

50:34

ٱدۡخُلُوهَا بِسَلَٰمࣲۖ ذَٰلِكَ يَوۡمُ ٱلۡخُلُودِ

Bayraktar Bayraklı

Oraya esenlikle giriniz. İşte bu, süreli yaşamın başladığı gündür.

Cemal Külünkoğlu

Buraya (cennete) huzur içinde girin. Bu, ebedi hayatın başladığı gündür!

Mehmet Türk

33,34. Görmediği halde Rahman (olan Allah)’a saygılarından dolayı tir tir titreyenlere ve sadece Ona yönelen bir kalple (huzuruna) gelenlere ise: “Oraya kendinizden emin bir şekilde esenlikle girin. İşte bu ebedî yaşamanın başladığı gündür.” denilir.

50:35

لَهُم مَّا يَشَآءُونَ فِيهَا وَلَدَيۡنَا مَزِيدࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Diledikleri her şey orada vardır. Katımızda dahası da vardır.

Cemal Külünkoğlu

Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. (Biliniz ki) yanımızda daha fazlası da vardır.

Mehmet Türk

Orada onlar için diledikleri her şey ve katımızdan daha fazlası da vardır.

50:36

وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّن قَرۡنٍ هُمۡ أَشَدُّ مِنۡهُم بَطۡشࣰ ا فَنَقَّبُواْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ هَلۡ مِن مَّحِيصٍ

Bayraktar Bayraklı

Biz onlardan önce, kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helâk ettik. Kurtuluş var mı?

Cemal Külünkoğlu

Biz onlardan önce, kendilerinden daha kuvvetli nice nesilleri (yaptıkları yüzünden) helâk ettik de (ölmemek için) bölge bölge dolaşıp kaçacak delik aradılar. Ama kaçacak bir yer mi var?

Mehmet Türk

“(Ey Muhammed!) Biz onlardan önce kendilerinden kuvvet bakımından daha üstün nice nesilleri helâk ettik. Ve onlar şehirlerde kaçacak delik aradılar. (Bu helâkten) hiç kurtuluş var mı?”

50:37

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَذِكۡرَىٰ لِمَن كَانَ لَهُۥ قَلۡبٌ أَوۡ أَلۡقَى ٱلسَّمۡعَ وَهُوَ شَهِيدࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz ki bunda, aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bunda kalpleri açık olan veya zihnini derleyip toplayarak can kulağıyla dinleyen kimseler için ibretlik bir uyarı vardır.

Mehmet Türk

Şüphesiz bu (Kitap)’ta, vicdanı olan ya da uyanık bir zihinle kulak veren kimse için gerçekten öğüt alınacak bir ders (zikir) vardır.

50:38

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامࣲ وَمَا مَسَّنَا مِن لُّغُوبࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde/evrede/dönemde yarattık, bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki (Biz), gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı evrede yarattık. Bize (bu yaratma işinden dolayı) bir yorgunluk da dokunmadı.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, Bize bir yorgunluk dokunmadan altı zaman diliminde yarattık.

50:39

فَٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ قَبۡلَ طُلُوعِ ٱلشَّمۡسِ وَقَبۡلَ ٱلۡغُرُوبِ

Bayraktar Bayraklı

Onların dediklerine sabret! Güneşin doğumundan önce ve batışından önce Rabbini hamd ile teşbih et/namaz kıl!

Cemal Külünkoğlu

O halde (Ey Muhammed!) Onların söyleyeceği her şeye karşı sabırlı ol ve güneşin doğuşundan önce de (sabah namazında) batışından önce de (öğlen ve ikindi namazında) Rabbinin sınırsız ihtişamını yücelt ve O’nu (namaz ikame ederek) övgüyle an!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sen onların söylediklerine karşı sabırlı ol. Güneşin doğuşundan önce ve batışından önce Rabbini hamd ile (sürekli olarak) an.

50:40

وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَسَبِّحۡهُ وَأَدۡبَٰرَ ٱلسُّجُودِ

Bayraktar Bayraklı

Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da O'nu an!

Cemal Külünkoğlu

Gecenin bir kısmında ve secdelerden sonra da O’nu tesbih et.

Mehmet Türk

Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından, Onu hamd ile (sürekli olarak) an.

50:41

وَٱسۡتَمِعۡ يَوۡمَ يُنَادِ ٱلۡمُنَادِ مِن مَّكَانࣲ قَرِيبࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver!

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Bir çağrıcının (meleğin) çok yakın bir yerden herkesin duyacağı şekilde çağıracağı o günle ilgili şu uyarıya kulak ver:

Mehmet Türk

(Ey insanoğlu!) Çağırıcı (İsrafil’in) yakın bir yerden çağırıda bulunacağı güne kulak ver.

50:42

يَوۡمَ يَسۡمَعُونَ ٱلصَّيۡحَةَ بِٱلۡحَقِّۚ ذَٰلِكَ يَوۡمُ ٱلۡخُرُوجِ

Bayraktar Bayraklı

O gün insanlar bu sesi gerçekten işiteceklerdir. İşte bu, çıkış günüdür.

Cemal Külünkoğlu

O gün insanlar diriliş gerçeği ile ilgili o müthiş sesi işiteceklerdir. İşte bu, bir (başka hayata) çıkış günüdür

Mehmet Türk

O gün (herkes) bu sesi gerçekten işitecektir. İşte bu (gün, kabirlerden) çıkış günüdür.

50:43

إِنَّا نَحۡنُ نُحۡيِۦ وَنُمِيتُ وَإِلَيۡنَا ٱلۡمَصِيرُ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş ancak bizedir.

Cemal Külünkoğlu

Gerçek şu ki, hayatı veren de ölümü getiren de Biziz. Sonunda dönüş de yalnız Bize olacaktır.

Mehmet Türk

Şüphesiz yaşatan da öldüren de kesinlikle Biziz. Ve dönüş de ancak Bize’dir.

50:44

يَوۡمَ تَشَقَّقُ ٱلۡأَرۡضُ عَنۡهُمۡ سِرَاعࣰ اۚ ذَٰلِكَ حَشۡرٌ عَلَيۡنَا يَسِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

O gün yer, onlardan dolayı yarılır da onlar hızla oradan çıkarlar. İşte bu, bize kolay gelen bir toplanmadır.

Cemal Külünkoğlu

O gün, yer yarılır ve onun içinden çıkan insanlar süratle (mahşer meydanına doğru) koşarlar. İşte (böyle) insanları (diriltip) bir arada toplamak Bizim için pek kolay olacaktır.

Mehmet Türk

O gün yer yarılır, insanlar (kabirlerinden) çabucak çıkarlar. İşte bu, Bize göre çok kolay olan toplanma günüdür.

50:45

نَّحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَقُولُونَۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡهِم بِجَبَّارࣲۖ فَذَكِّرۡ بِٱلۡقُرۡءَانِ مَن يَخَافُ وَعِيدِ

Bayraktar Bayraklı

O halde onların ne dediklerini en iyi biz biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. Sen, benim tehdidimden korkanlara Kur'ân ile öğüt ver!

Cemal Külünkoğlu

Biz onların, (inkârcıların diriliş konusunda) ne söylediklerini iyi biliriz. Sen onları hiçbir şekilde (inanmaya) zorlayamazsın. Ama sen yine de benim kesin tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı da değilsin. Öyleyse Benim tehdidimden korkanlara, Kur’ân ile nasîhat et.