İçeriğe atla
Untold Serenity

53. An-Najm

The Star · Mekkî · 62 âyet · Nüzul sırası 23

النجم

The Surah derives its name from the very first word wan Najm. This title also does not relate to the subject matter, but is a name given to the Surah as a symbol.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

53:1

وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.

Cemal Külünkoğlu

Battığı zaman yıldıza/Allah’tan aşama aşama gelen mesaja andolsun ki,

Mehmet Türk

İndiği zaman yıldıza yemin olsun ki,

53:2

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.

Cemal Külünkoğlu

Arkadaşınız (Muhammed Hak’tan) sapmadı ve (batıla inanıp da) aldanmadı.

Mehmet Türk

Arkadaşınız (Muhammed), sapmadı ve asla bâtıl bir şeye de inanmadı.

53:3

وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.

Cemal Külünkoğlu

O (Peygamber) keyfine göre konuşmaz.

Mehmet Türk

O, istek ve arzusuna göre konuşmaz.

53:4

إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيࣱ يُوحَىٰ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.

Cemal Külünkoğlu

O ancak kendisine vahyolunanı söyler (söylediği hüküm içerikli her şey vahye dayanır).

Mehmet Türk

Onun (söyledikleri) vahiyden başka bir şey değildir (ve ona) vahyolunur.

53:5

عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ

Bayraktar Bayraklı

5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Cemal Külünkoğlu

Bu vahyi ona melekeleri çok güçlü olan (Cebrail) öğretti.

Mehmet Türk

O (Peygambere, Kur’an’ı) melekeleri çok güçlü olan (Cebrail,) öğretti.

53:6

ذُو مِرَّةࣲ فَٱسۡتَوَىٰ

Bayraktar Bayraklı

5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Cemal Külünkoğlu

6-7. (O,) etkileyici ve tam donanımlı (bir melekti) ki; (peygamber) en yüksek ufukta bulunuyorken (vahyetmek üzere) olanca haşmetiyle kendini (ona) gösterdi.

Mehmet Türk

6,7. (Ki o) üstün bir akıl sahibidir. (Cebrail Muhammed’e) gerçek şekliyle tüm ufku kaplamış bir şekilde göründü.

53:7

وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ

Bayraktar Bayraklı

5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Cemal Külünkoğlu

6-7. (O,) etkileyici ve tam donanımlı (bir melekti) ki; (peygamber) en yüksek ufukta bulunuyorken (vahyetmek üzere) olanca haşmetiyle kendini (ona) gösterdi.

Mehmet Türk

6,7. (Ki o) üstün bir akıl sahibidir. (Cebrail Muhammed’e) gerçek şekliyle tüm ufku kaplamış bir şekilde göründü.

53:8

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

Bayraktar Bayraklı

5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Cemal Külünkoğlu

Sonra (Cebrail, Hz. Peygambere) yaklaştı ve sarktı.

Mehmet Türk

8,9. Sonra (yanına) geldi ve (ona) yayın iki ucu kadar hattâ daha da fazla yaklaştı.

53:9

فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ

Bayraktar Bayraklı

5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Cemal Külünkoğlu

Öyle ki, (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay mesafesi kadar, hatta daha da yakın oldu.

Mehmet Türk

8,9. Sonra (yanına) geldi ve (ona) yayın iki ucu kadar hattâ daha da fazla yaklaştı.

53:10

فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ

Bayraktar Bayraklı

5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Cemal Külünkoğlu

Böylece (Cebrail) vahyedeceğini (Allah’ın) kuluna vahyetti.

Mehmet Türk

10,11. O anda (Cebrail, Allah’ın) kuluna gönderdiği her vahyi vahyetti. Gözünün gördüğünü de gönlü yalanlamadı.

53:11

مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.

Cemal Külünkoğlu

(Peygamberin gözlerinin) gördüğünü, kalbi yalanlamadı.

Mehmet Türk

10,11. O anda (Cebrail, Allah’ın) kuluna gönderdiği her vahyi vahyetti. Gözünün gördüğünü de gönlü yalanlamadı.

53:12

أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.

Cemal Külünkoğlu

Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız?

Mehmet Türk

(Ey kâfirler!) Onun (Cebrail’i) görüp durduğundan şüphe mi ediyorsunuz?

53:13

وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, onu (Cebrail’i), bir başka inişte daha görmüştü.

Mehmet Türk

13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında bir defa daha gördü.

53:14

عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.

Cemal Külünkoğlu

“Sidret’ül-Münteha” nın (en uzak noktadaki sidre ağacının) yanında.

Mehmet Türk

13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında bir defa daha gördü.

53:15

عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.

Cemal Külünkoğlu

Me’va Cenneti (Sığınılacak bahçe) onun (Sidre’nin) yanındadır.

Mehmet Türk

13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında bir defa daha gördü.

53:16

إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.

Cemal Külünkoğlu

O zaman sedir ağacını bütün heybetiyle öyle bir bürümüştü ki.

Mehmet Türk

(O esnada Allah’ın nuru,) Sidre’yi kuşattı.

53:17

مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.

Cemal Külünkoğlu

(Peygamberin) gözü (gördüğünden) kayıp şaşmadı ve (söylenenin dışına) sapmadı.

Mehmet Türk

(Peygamberin) gözü, görme sınırını aşmadı, o da (gördüklerinden dolayı) sarsılmadı.

53:18

لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden birini (Cebrail’i) gördü.

Mehmet Türk

Yemin olsun o, (o esnada) Rabbinin en büyük âyetlerini gördü.

53:19

أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ

Bayraktar Bayraklı

Gördünüz mü o Lât ve ‘Uzzâ'yı?

Cemal Külünkoğlu

19-20. Şimdi düşünün (ey müşrikler, hakikat bütün açıklığıyla ortadayken) şu Lât ve Uzza ve diğer üçüncü (put) olan Menat ne ifade eder (bunların herhangi bir güçleri var mı)?

Mehmet Türk

19,20. Siz Lât’ın, Uzza’nın ve onların gerisindeki üçüncü put olan Menât’ın ne olduğunu biliyor musunuz?

53:20

وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

Üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı.

Cemal Külünkoğlu

19-20. Şimdi düşünün (ey müşrikler, hakikat bütün açıklığıyla ortadayken) şu Lât ve Uzza ve diğer üçüncü (put) olan Menat ne ifade eder (bunların herhangi bir güçleri var mı)?

Mehmet Türk

19,20. Siz Lât’ın, Uzza’nın ve onların gerisindeki üçüncü put olan Menât’ın ne olduğunu biliyor musunuz?

53:21

أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ

Bayraktar Bayraklı

21,22. Demek ki erkek size, dişi Allah'a, öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim!

Cemal Külünkoğlu

21-22. (Evlât olarak sevdiğiniz) erkek sizin de (utanç vesilesi olarak gördüğünüz ve hoşlanmayıp diri diri gömdüğünüz) dişi O’nun mu? Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.

Mehmet Türk

(Demek) erkekler sizin, dişiler Allah’ın mı?

53:22

تِلۡكَ إِذࣰ ا قِسۡمَةࣱ ضِيزَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

21,22. Demek ki erkek size, dişi Allah'a, öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim!

Cemal Külünkoğlu

21-22. (Evlât olarak sevdiğiniz) erkek sizin de (utanç vesilesi olarak gördüğünüz ve hoşlanmayıp diri diri gömdüğünüz) dişi O’nun mu? Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.

Mehmet Türk

İşte bu, çok insafsızca bir taksimdir.

53:23

إِنۡ هِيَ إِلَّآ أَسۡمَآءࣱ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

23,24. Bunlar sizin babalarınızın verdiği isimlerden başka bir şey değildir. Allah bu konuda bir delil indirmemiştir. Onlar sadece zanna ve nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Halbuki, onlara Rablerinden doğru yolu gösteren bir rehber gelmiştir. Yoksa insan, her aklına eseni yapamaz.

Cemal Külünkoğlu

O putlar hiçbir şey değil, sadece sizin ve atalarınızın uydurduğu isimleri olan ancak asılları olmayan şeylerdir. Allah, onlara ilişkin hiçbir kanıt indirmemiştir. Onlar sadece kuruntularına ve nefislerinin istediğine uyuyorlar. Oysa onlara Rableri tarafından doğru yol rehberi (Kur’an) gelmiştir.

Mehmet Türk

Bu (putlar) sizin ve atalarınızın keyfine göre uydurduğu ve Allah’ın haklarında hiç bir delil indirmediği, isimlerden başka bir şey değildir. O (müşrikler,) kendilerine Rableri tarafından bir yol gösterici geldiği halde sadece zanlarına ve nefislerinin arzularına uyuyorlar.

53:24

أَمۡ لِلۡإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

Bayraktar Bayraklı

23,24. Bunlar sizin babalarınızın verdiği isimlerden başka bir şey değildir. Allah bu konuda bir delil indirmemiştir. Onlar sadece zanna ve nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Halbuki, onlara Rablerinden doğru yolu gösteren bir rehber gelmiştir. Yoksa insan, her aklına eseni yapamaz.

Cemal Külünkoğlu

Yoksa insanın, her dilediği şey hak mı olacak?

Mehmet Türk

Yoksa insan, her arzu ettiği şeye sahip olacağını mı (zannediyor?)

53:25

فَلِلَّهِ ٱلۡأٓخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Ahiret de, bu dünya da yalnız Allah'ındır.

Cemal Külünkoğlu

Oysa ahiret de dünya da Allah’ındır.

Mehmet Türk

Hâlbuki her şeyin sonu da önü de Allah’a aittir.

53:26

۞وَكَم مِّن مَّلَكࣲ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغۡنِي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

Göklerde nice melek var ki, Allah, kendilerine izin vermedikçe Allah'ın isteği ve rızası dışında kimseye şefaat edemezler.

Cemal Külünkoğlu

Göklerde, (insanlara yardım etmek için bekleyen) ne kadar melek bulunursa bulunsun, Allah dilemedikçe ve rıza gösterip izin vermedikçe onların herhangi bir kimseye en küçük bir şefaatleri/yardımları olamaz.

Mehmet Türk

Allah dileyip de râzı olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan hiç bir meleğin şefâati kimseye fayda veremez.

53:27

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Ahiret hayatına inanmayanlar, meleklere kız adı veriyorlar.

Cemal Külünkoğlu

Âhirete inanmayanlar, (Allah’ın kızları kabul ettikleri) meleklere dişi isimleri takmaktadır.

Mehmet Türk

Ahİrete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar.

53:28

وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـࣰٔ ا

Bayraktar Bayraklı

Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise asla gerçeği ifade etmez.

Cemal Külünkoğlu

Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece hayal mahsulü temelsiz bilgilere uyuyorlar. Oysa hayal mahsulü temelsiz bilgi, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

Mehmet Türk

Oysa onların bu konuda bildikleri hiçbir şey yoktur ve onlar, (ancak) zanlarının ardına düşüyorlar. Hâlbuki zan, Hak’tan hiçbir şeyin yerini tutmaz.

53:29

فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا

Bayraktar Bayraklı

Kitabımızdan yüz çevirenlerden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir!

Cemal Külünkoğlu

Onun için bizim zikrimizden (Kur’-an’dan) yüz çeviren ve iğreti dünya hayatın(ın geçici zevklerin)den başka hiçbir şey istemeyen kimselerden uzak dur!

Mehmet Türk

Sen Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselere, yüz verme.

53:30

ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Onların ilimde aldıkları mesafe bu kadardır. Şüphesiz Rabbin yoldan çıkanı da doğru yola geleni de hakkıyla bilmektedir.

Cemal Külünkoğlu

Onların bilgilerinin erişebileceği sınır budur (sadece dünyalıkları kazanma bilgisidir). Hiç kuşkusuz Rabbin, yolundan sapan kimseleri de çok iyi bilendir, doğru yolda olan kimseleri de çok iyi bilendir.

Mehmet Türk

Zâten onların, ilimden yana varabildikleri bilgi (sınırı) budur. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı çok iyi bildiği gibi hak yola geleni de çok iyi bilir.

53:31

وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔواْ بِمَا عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ بِٱلۡحُسۡنَى

Bayraktar Bayraklı

Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Sonunda, işlerini kötü yapanları cezalandıracak ve iyi yapanları da daha güzeli ile ödüllendirecektir.

Cemal Külünkoğlu

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’a aittir. (Bütün bunların varlığındaki amaç;) kötülük yapanların (aynen) yaptıklarıyla cezalandırılması, iyilik yapanlara da iyiliklerinin daha güzeliyle karşılık verilmesi içindir.

Mehmet Türk

Göklerde ve yerde her ne varsa şüphesiz hepsi Allah’ındır. Ve Allah, kötülük yapanları yaptıkları ile cezâlandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle ödüllendirecektir.

53:32

ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةࣱ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, basit hatalar hariç büyük günahlardan ve yüz kızartıcı davranışlardan kaçınanlardır. Şüphesiz Rabbinin bağışlaması geniştir. O sizi topraktan var ederken de, annelerinizin rahminde saklı bulunduğunuzda da, sizinle ilgili her bilgiye sahiptir. Öyleyse kendinizi temize çıkarmayınız. O, Allah'a saygı duyanı en iyi bilendir.

Cemal Külünkoğlu

İyilik işleyenler, küçük kusurlar hariç, büyük günahlardan ve çirkin davranışlardan uzak dururlar. Şüphesiz senin Rabbin, bağışlayıcılığı geniş olandır. O sizi gerek ilk başta topraktan yaratırken ve gerekse annelerinizin karınlarında cenin aşamasındayken (ne olduğunuzu) çok iyi bilendir. Öyleyse kendinizi (beğenip) temize çıkarmayın (günahsız, kusursuz ve tertemiz olduğunuzu iddia ederek övünmeyin)! Çünkü o kimin kötülüklerden sakındığını herkesten iyi bilendir.

Mehmet Türk

Küçük kusurları dışında, büyük günâhlardan ve hayâsızlıklardan kaçınanlara gelince şunu iyi bil ki Rabbin, affı geniş olandır. O, topraktan yarattığında da annelerinizin karınlarında bulunduğunuzda da sizi, en iyi bilendir. O halde, kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Kendisi’ne karşı hata etmekten sakınanı çok iyi bilir.

53:33

أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي تَوَلَّىٰ

Bayraktar Bayraklı

Gördün mü yüz çevireni?

Cemal Külünkoğlu

Şimdi gördün mü (imandan) yüz çevireni?

Mehmet Türk

33,34. (Allah’ın dininden) dönen ve malından biraz verip, sonra (vermemekte) direnen kimseyi gördün mü?

53:34

وَأَعۡطَىٰ قَلِيلࣰ ا وَأَكۡدَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

Az verip sonra vermemekte direneni?

Cemal Külünkoğlu

Muhtaca, (fakire) birazcık verip, bir daha hiç vermeyeni?

Mehmet Türk

33,34. (Allah’ın dininden) dönen ve malından biraz verip, sonra (vermemekte) direnen kimseyi gördün mü?

53:35

أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

Gaybın bilgisi o adamın yanında da, o görüyor mu?

Cemal Külünkoğlu

O, insan kavrayışının ötesindeki şeyin bilgisine sahip (olduğunu) ve böylece (onu açıkça) görebildiğini mi iddia ediyor?

Mehmet Türk

Yoksa ğaybın bilgisi yanında da o, (her şeyi) biliyor mu?

53:36

أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa ona Mûsâ'nın sayfalarındaki şu bilgiler haber verilmedi mi?

Cemal Külünkoğlu

36-37. Yoksa o, Musa’(ya gelen Tevrat’)ın sayfalarından ve görevini titizlikle yerine getiren İbrahîm’e inmiş olan sayfaların içeriğinden haberdar olmadı mı?

Mehmet Türk

36,37. Yoksa Mûsa’nın ve vefakâr İbrahim’in sahifelerinde olanlar, kendisine bildirilmedi mi?

53:37

وَإِبۡرَٰهِيمَ ٱلَّذِي وَفَّىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

Sözünü tam olarak yerine getiren İbrâhim'in sayfalarındaki şu bilgiler de mi?

Cemal Külünkoğlu

36-37. Yoksa o, Musa’(ya gelen Tevrat’)ın sayfalarından ve görevini titizlikle yerine getiren İbrahîm’e inmiş olan sayfaların içeriğinden haberdar olmadı mı?

Mehmet Türk

36,37. Yoksa Mûsa’nın ve vefakâr İbrahim’in sahifelerinde olanlar, kendisine bildirilmedi mi?

53:38

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ

Bayraktar Bayraklı

“Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.”

Cemal Külünkoğlu

Doğrusu hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.

Mehmet Türk

Doğrusu hiçbir günâhkâr, bir başkasının günâhını yüklenemez.

53:39

وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Bilsin ki, insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.

Cemal Külünkoğlu

İnsan için ancak çalıştığı vardır.

Mehmet Türk

Ve insana kendi çalışmasının (karşılığından) başka bir şey yoktur.

53:40

وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Çalışması da ileride görülecektir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

Mehmet Türk

Şüphesiz onun çalışmasının (karşılığı) da ileride (âhirette) görülecektir.

53:41

ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Sonra ona karşılığı tastamam ödenecektir.

Cemal Külünkoğlu

Sonra da çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.

Mehmet Türk

Sonra ona karşılığı, tam verilecektir.

53:42

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz sonunda varış sadece Rabbine olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Kuşkusuz en son varış ancak Rabbinedir.

Mehmet Türk

Elbette eninde sonunda varış, Rabbinedir.

53:43

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Güldürecek ve ağlatacak olan da O'dur.

Cemal Külünkoğlu

Ve elbet güldüren de O’dur, ağlatan da.

Mehmet Türk

Doğrusu, güldüren de ağlatan da Odur,

53:44

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَا

Bayraktar Bayraklı

Öldürecek ve diriltecek olan da O'dur.

Cemal Külünkoğlu

Yine (yaşatıp) öldüren de (öldükten) sonra dirilten de O’dur.

Mehmet Türk

Öldüren de dirilten de Odur.

53:45

وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰ

Bayraktar Bayraklı

45,46. Atıldığı zaman döl suyundan çifti, yani erkeği ve dişiyi yaratan da O'dur.

Cemal Külünkoğlu

45-46. (Döl yatağına) atılan bir damla meniden, çiftleri; erkek ve dişi (olarak), Yaratan yine O’dur.

Mehmet Türk

45,46. Bütün çiftleri, erkek ve dişi (olmak üzere ana rahmine) atılan bir damla sudan O (Allah) yaratmıştır.

53:46

مِن نُّطۡفَةٍ إِذَا تُمۡنَىٰ

Bayraktar Bayraklı

45,46. Atıldığı zaman döl suyundan çifti, yani erkeği ve dişiyi yaratan da O'dur.

Cemal Külünkoğlu

45-46. (Döl yatağına) atılan bir damla meniden, çiftleri; erkek ve dişi (olarak), Yaratan yine O’dur.

Mehmet Türk

45,46. Bütün çiftleri, erkek ve dişi (olmak üzere ana rahmine) atılan bir damla sudan O (Allah) yaratmıştır.

53:47

وَأَنَّ عَلَيۡهِ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Öldükten sonra tekrar diriltme de O'na aittir.

Cemal Külünkoğlu

Ve elbet (öldükten sonra) tekrar diriltmek de O’na aittir.

Mehmet Türk

Şüphesiz (âhiretteki) tekrar diriltme de Ona aittir.

53:48

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ وَأَقۡنَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Zengin eden de yoksul kılan da O'dur.

Cemal Külünkoğlu

Ve şüphe yok ki, zengin eden de saygın hale getiren de O’dur.

Mehmet Türk

Doğrusu (insanı) zengin eden de ona sermaye veren de Odur.

53:49

وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Şı‘râ yıldızının Rabbi de O'dur.

Cemal Külünkoğlu

Gerçekten Şi’ra yıldızının Rabbi de O’dur.

Mehmet Türk

(Onların taptıkları) Şi’râ (yıldızı)nın Rabbi de Odur.

53:50

وَأَنَّهُۥٓ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz ‘Âd kavmini O helâk etti.

Cemal Külünkoğlu

Eski dönemlerde yaşamış Âd kavmini (yaptıkları yüzünden) yok eden de O’dur,

Mehmet Türk

Eski Âd toplumunu da helâk eden, (Odur.)

53:51

وَثَمُودَاْ فَمَآ أَبۡقَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Semûd'u da O helâk etti ve geriye hiçbir şey bırakmadı.

Cemal Külünkoğlu

Semûd’u da (helâk edip) geriye hiçbir şey bırakmayan yine O’dur.

Mehmet Türk

(Hatta) Semûd toplumunu da tamamen (helâk eden, kesinlikle Odur.)

53:52

وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ هُمۡ أَظۡلَمَ وَأَطۡغَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Onlardan önce, Nûh toplumunu da helâk etmiştir. Onların hepsi çok zâlim ve çok azgın kimselerdi.

Cemal Külünkoğlu

Daha önce de Nuh’un kavmini (yaptıkları yüzünden) helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

Mehmet Türk

Daha da önce, onlardan daha zâlim ve daha azgın olan Nûh kavmini de (helâk eden, kesinlikle Odur.)

53:53

وَٱلۡمُؤۡتَفِكَةَ أَهۡوَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Alt-üst olan şehirleri de O böyle yaptı.

Cemal Külünkoğlu

53-54. Lût kavminin şehirlerini de altüst edip yerle bir eden, onları gömdükçe yere gömen O’dur.

Mehmet Türk

53,54. Altı üstüne gelen beldeleri de onlara uygun gördüğü musîbeti vererek yerin dibine, O geçirdi.

53:54

فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

Bayraktar Bayraklı

Onları neler kapladı neler!

Cemal Külünkoğlu

53-54. Lût kavminin şehirlerini de altüst edip yerle bir eden, onları gömdükçe yere gömen O’dur.

Mehmet Türk

53,54. Altı üstüne gelen beldeleri de onlara uygun gördüğü musîbeti vererek yerin dibine, O geçirdi.

53:55

فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Artık, Rabbinin hangi nimetinden şüphe ediyorsun?

Cemal Külünkoğlu

O halde (ey insan! Önceki isyancıların durumu ortada iken) Rabbinin nimetlerinin hangisi hakkında şüphe duyabilirsin?

Mehmet Türk

(Ey insanoğlu!) Sen Rabbinin hangi nîmetlerinden şüphe duyuyorsun?

53:56

هَٰذَا نَذِيرࣱ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلۡأُولَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

Bu peygamber de eski uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.

Cemal Külünkoğlu

İşte bu (resul) de önceki uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.

Mehmet Türk

Bu (Peygamber de) önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

53:57

أَزِفَتِ ٱلۡأٓزِفَةُ

Bayraktar Bayraklı

57,58. Kıyamet yaklaştı. Allah'tan başka, onun vaktini ortaya çıkaracak yoktur.

Cemal Külünkoğlu

Yaklaşmakta olan (kıyamet iyice) yaklaştı.

Mehmet Türk

Kıyamet(in kopması) çok yaklaşmıştır.

53:58

لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ

Bayraktar Bayraklı

57,58. Kıyamet yaklaştı. Allah'tan başka, onun vaktini ortaya çıkaracak yoktur.

Cemal Külünkoğlu

Onu Allah’tan başka ortaya çıkaracak başka (hiçbir güç yoktur).

Mehmet Türk

Onun (ne zaman geleceğini,) Allah’tan başka bilecek kimse yoktur.

53:59

أَفَمِنۡ هَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ تَعۡجَبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şimdi bu kitaba mı hayret ediyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

Şimdi siz bu sözü/Kur’an’ı tuhaf mı buluyorsunuz?

Mehmet Türk

59,6. Şimdi size bu söylenilenler garip mi geliyor da (bu yüzden) gülüyor ve ağlamıyorsunuz?

53:60

وَتَضۡحَكُونَ وَلَا تَبۡكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz.

Cemal Külünkoğlu

Ve (halinize) gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!

Mehmet Türk

59,6. Şimdi size bu söylenilenler garip mi geliyor da (bu yüzden) gülüyor ve ağlamıyorsunuz?

53:61

وَأَنتُمۡ سَٰمِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gaflet içinde oyalanıp duruyorsunuz.

Cemal Külünkoğlu

Gaflet içinde eğlenip duruyorsunuz!

Mehmet Türk

Ve şuursuzca çalıp oynuyorsunuz.

53:62

فَٱسۡجُدُواْۤ لِلَّهِۤ وَٱعۡبُدُواْ۩

Bayraktar Bayraklı

Haydi! Allah'a secde edip O'na kulluk ediniz!

Cemal Külünkoğlu

Haydi (bırakın bu gafleti de) şimdi Allah’a secde edin/O’na boyun eğin ve kulluğunuzu yerine getirin!

Mehmet Türk

Haydi hemen, Allah’a secde edin ve (sadece Ona) ibâdet edin.