1,2. Kıyamet yaklaşıp ay yarılsa, onlar da bu oluşumu gözleriyle görseler, “Bu devamlı yapılan bir büyüdür” diyerek yüz çevirirler.
Cemal Külünkoğlu
Onlar, imana sevk eden, bir ayet/mucize görseler, bu: “Eskiden beri devam edegelen, aklı etki altına alan bir aldatmaca, bir yalandır.” diyerek yüz çevirirler.
Mehmet Türk
O (kâfirler) bir mûcize görünce, ondan yüz çevirir ve: “(Bu) güçlü bir büyüdür.” derler.
Onlar yalanladılar ve kendi arzularına uydular. Oysa her işin varacağı bir yeri vardır.
Cemal Külünkoğlu
Onlar (Resulü) yalanladılar ve nefislerinin arzularına uydular. Hâlbuki her iş, (Allah’ın takdirine göre) gerçekleşecektir (onlar yalanladılar diye resul görevini bırakacak değildir).
Mehmet Türk
Yalanlarlar ve kendi arzularının peşine düşerler. Oysa (sonunda) her iş yerini bulacaktır.
Şüphesiz onlara, geçmiş toplumların haberlerinden, kendilerini caydıracak kadar bilgi gelmiştir.
Cemal Külünkoğlu
4-5. Andolsun ki, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) alıkoyacak, anlamlı ve etkili nice haberler gelmiştir. Fakat (gelen) uyarılar (inanmak gibi bir niyetleri olmadığı için onlara) hiçbir fayda vermemiştir.
Mehmet Türk
Yemin olsun! Onlara (kendilerini şirkten) caydıracak nice haberler, gelmiştir.
54:5
حِكۡمَةُۢ بَٰلِغَةࣱۖ فَمَا تُغۡنِ ٱلنُّذُرُ
Bayraktar Bayraklı
Bunlar son derece hikmetli haberlerdir, ama uyarılar işe yaramıyor.
Cemal Külünkoğlu
4-5. Andolsun ki, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) alıkoyacak, anlamlı ve etkili nice haberler gelmiştir. Fakat (gelen) uyarılar (inanmak gibi bir niyetleri olmadığı için onlara) hiçbir fayda vermemiştir.
Mehmet Türk
(Ki bu haberlerin her biri,) en mükemmel mutlak doğru(lar)dır. Fakat bu uyarılar, (onlara) hiç fayda vermiyor.
Öyleyse onlardan yüz çevir. Çağrıcının hoşlanılmayan bir şeye çağıracağı günü bekle!
Cemal Külünkoğlu
O halde (ey Resul) sen onlardan yüz çevir (üzerlerine varma)! Gün gelecek o davetçi (melek) insanları benzeri görülmemiş bir şeye (yeniden dirilmeye ve hesap vermeye) çağıracaktır!
Mehmet Türk
Öyleyse (Ey Muhammed!) Sen onlarla mücadele etmeyi bırak. O, çağırıcının benzeri görülmemiş, bir şeye çağıracağı gün var ya!
Onlardan önce Nûh'un toplumu da yalanladı, hem de kulumuzun yalancı olduğuna ısrar ederek. “O, delirdi” dediler ve davetten vazgeçmeye zorlandı.
Cemal Külünkoğlu
Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamış ve kulumuz Nuh’u yalancılıkla suçlayıp; ’’O delinin biridir’’ diyerek onun mesajını her yönden engellemişlerdi.
Mehmet Türk
Kendilerinden önceki Nûh toplumu da (Peygamberlerini) yalanladı. Onlar, kulumuzu yalanlamakla kalmayıp bir de: “delidir.” dediler. (İşte o, böyle) engellendi.
54:10
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّي مَغۡلُوبࣱ فَٱنتَصِرۡ
Bayraktar Bayraklı
Bunun üzerine Rabbine, “Ben yenik düştüm, bana yardım et!” diyerek yalvardı.
Cemal Külünkoğlu
O da Rabbine: “Ey Rabbim! Ben yenik düştüm, (bana) yardım et!” diye dua etmişti.
Mehmet Türk
Sonunda Rabbine: “Gerçekten ben yenildim, intikamımı al.” diye duâ etti.
Yerden kaynaklar fışkırttık. Her iki su, karar verilmiş bir işin gerçekleşmesi için birleşmişti.
Cemal Külünkoğlu
Ve toprağı göz göz yarıp, suları fışkırttık. Nihayet, (gökten boşalan su ile yerden fışkıran) su (birleşerek), takdir edilen işin gerçekleşmesi için yükselmesi gereken seviyeye kadar yükseldi.
Mehmet Türk
Yeryüzünü de kaynaklar halinde fışkırttık. Derken (her iki) su, önceden belirlenmiş bir iş için birleşti.
54:13
وَحَمَلۡنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلۡوَٰحࣲ وَدُسُرࣲ
Bayraktar Bayraklı
Nûh'u da, tahtadan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik.
Cemal Külünkoğlu
Biz onu (ve ona inananları), levhaları birbirine perçinlenmiş (bir gemi) üzerinde taşıdık.
Mehmet Türk
13,14. Ve Biz, kendisine nankörlük edilen Nûh’u, (tahta) levhalar ve çivilerle yapılmış ve gözetimimiz altında yol alan bir gemi üzerinde taşıdık;
“Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz” dediler.
Cemal Külünkoğlu
(Onlar da:) “Biz kendi içimizden çıkan bir faniye mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz.
Mehmet Türk
24,25. Ve: “İçimizden (bizim gibi hem de) yalnız bir insana mı uyacağız? O zaman biz, tam bir sapkınlık ve çılgınlık yapmış oluruz. (Bizler dururken) vahiy ona mı indirildi? Hayır, o şımarık bir yalancıdır.” dediler.
“Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır, o yalancı ve şımarığın biridir” dediler.
Cemal Külünkoğlu
Zikir (vahiy) aramızdan bir tek ona mı verildi? Hayır, o yalancı küstahın biridir” demişlerdi.
Mehmet Türk
24,25. Ve: “İçimizden (bizim gibi hem de) yalnız bir insana mı uyacağız? O zaman biz, tam bir sapkınlık ve çılgınlık yapmış oluruz. (Bizler dururken) vahiy ona mı indirildi? Hayır, o şımarık bir yalancıdır.” dediler.
54:26
سَيَعۡلَمُونَ غَدࣰ ا مَّنِ ٱلۡكَذَّابُ ٱلۡأَشِرُ
Bayraktar Bayraklı
Yarın onlar, yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir.
Cemal Külünkoğlu
(Biz de Salih’e dedik ki:) “Küstah yalancı kimmiş yakında anlayacaklar.”
Mehmet Türk
Onlar yarın (gerçek) yalancı ve şımarığın kim olduğunu, öğrenecekler.
Onlara, suyun aralarında paylaştırdığını haber ver! Her biri, kendi içme sırasında gelsin.
Cemal Külünkoğlu
“Hem de onlara (kuyudan içecekleri) suyun, (deve ile) kendi aralarında kesin olarak pay edildiğini haber ver. Su alış sırası (kiminse, o) hazır bulun(up suyunu al)sın.”
Mehmet Türk
Ve onlara: “Suyun, kendileriyle (deve arasında) pay edildiğini ve su alış sırası (kiminse, suyu) onun kullanmasını,” haber ver.
54:29
فَنَادَوۡاْ صَاحِبَهُمۡ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ
Bayraktar Bayraklı
Arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti.
Cemal Külünkoğlu
(Bir müddet bu böyle devam ettikten sonra) onlar (en azgın olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da (gelir gelmez kötü bir işe) kalkıştı ve (deveyi) boğazladı.
Mehmet Türk
(Bunun üzerine onlar) arkadaşlarından (birisini) çağırdılar. O da (bıçağını) kapıp (deveyi) öldürdü.
54:30
فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ
Bayraktar Bayraklı
Nasılmış benim azabım ve uyarılarım?
Cemal Külünkoğlu
(Sonra) Benim azabım ve uyarmam nasılmış (gördüler)!
Mehmet Türk
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış? (Bir görün bakalım!)
34,35. Lût ailesi hariç, biz de onların üzerine taş yağdırdık. Katımızdan bir nimet olarak, Lût ailesini seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Cemal Külünkoğlu
34-35. Biz de hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Yalnız Lût’un ailesini (iki kızını) katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredenleri (iyilik bilenleri) işte böyle mükâfatlandırırız.
Mehmet Türk
34,35. Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. (Bu azaptan) sadece Lût’un ailesini katımızdan bir nîmet olarak, seher vakti kurtardık. İşte Biz şükreden kimseyi böyle mükâfatlandırırız.
34,35. Lût ailesi hariç, biz de onların üzerine taş yağdırdık. Katımızdan bir nimet olarak, Lût ailesini seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.
Cemal Külünkoğlu
34-35. Biz de hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Yalnız Lût’un ailesini (iki kızını) katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredenleri (iyilik bilenleri) işte böyle mükâfatlandırırız.
Mehmet Türk
34,35. Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. (Bu azaptan) sadece Lût’un ailesini katımızdan bir nîmet olarak, seher vakti kurtardık. İşte Biz şükreden kimseyi böyle mükâfatlandırırız.
Andolsun ki, onlar Lût'tan misafirlerini kendilerine teslim etmesini istediler. Bunun üzerine biz de onların gözlerini kör ettik. “Cezamı ve uyarımı tadın!” dedik.
Cemal Külünkoğlu
Onlar onun (melek olarak gelen) misafirlerine karşı (cinsel anlamda) kötülük yapmayı planlamışlardı. Biz de onların gözlerini silme kör ettik ve (onlara): “Haydi, azabımın ve uyarılarımı(n kötü sonucunu) tadın (bakalım dedik)!”
Mehmet Türk
(Bir de) onlar, onun konuklarından istifâde etmeye kalkıştılar. Biz de onların gözlerini kör ettik. Ve: “Benim azabım ve uyarılarım nasılmış? Tadın bakalım!” (dedik.)
Bütün mucizelerimizi yalanladılar. Bunun üzerine biz de, her şeye gücü yeten ve her şeyin üstesinden gelene yaraşır bir biçimde yakaladık.
Cemal Külünkoğlu
Onlar ayetlerimizin hepsini yalanladılar. Biz de onları (yaptıkları yüzünden) mutlak galip, tam muktedir olan Allah’ın şanına yaraşır şekilde cezalandırdık.
Mehmet Türk
Onlar da âyetlerimizin tümünü yalanladılar. Biz de onları, çok kuvvetli ve kudretli birine yaraşır bir şekilde, yakaladık.