İçeriğe atla
Untold Serenity

56. Al-Waqi'ah

The Inevitable · Mekkî · 96 âyet · Nüzul sırası 46

الواقعة

The Surah takes its name from the word al-waqi`ah of the very first verse.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

56:1

إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ

Bayraktar Bayraklı

Kıyamet koptuğu zaman.

Cemal Külünkoğlu

Kıyamet koptuğu zaman,

Mehmet Türk

O kıyamet kopunca,

56:2

لَيۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Bayraktar Bayraklı

Onun kopacağını hiç kimse yalanlayamayacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Onun yalan olmadığı apaçık ortaya çıkacaktır.

Mehmet Türk

Artık onun gerçekleşmesini yalanlayacak (kimse) yoktur.

56:3

خَافِضَةࣱ رَّافِعَةٌ

Bayraktar Bayraklı

O, kimini alçaltacak, kimini de yükseltecektir.

Cemal Külünkoğlu

O, (ortaya çıktıktan sonra, dünyadaki eylemlerine göre) kimini alçaltacak, kimini de yükseltecektir.

Mehmet Türk

O (kimini) alçaltır, (kimini) de yüceltir.

56:4

إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

4,5,6,7. Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.

Cemal Külünkoğlu

Yeryüzü şiddetli bir şekilde sarsıldığında,

Mehmet Türk

4,5,6. Yer yerinden oynadığı, dağlar ufalanarak toz-duman olup havada uçuştuğu zaman,

56:5

وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

4,5,6,7. Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.

Cemal Külünkoğlu

5-6. Dağlar paramparça olup, toz toprak haline geldiğinde,

Mehmet Türk

4,5,6. Yer yerinden oynadığı, dağlar ufalanarak toz-duman olup havada uçuştuğu zaman,

56:6

فَكَانَتۡ هَبَآءࣰ مُّنۢبَثࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

4,5,6,7. Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.

Cemal Külünkoğlu

5-6. Dağlar paramparça olup, toz toprak haline geldiğinde,

Mehmet Türk

4,5,6. Yer yerinden oynadığı, dağlar ufalanarak toz-duman olup havada uçuştuğu zaman,

56:7

وَكُنتُمۡ أَزۡوَٰجࣰ ا ثَلَٰثَةࣰ‏

Bayraktar Bayraklı

4,5,6,7. Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.

Cemal Külünkoğlu

Siz o zaman üç sınıfa ayrılacaksınız.

Mehmet Türk

Sizler, üç sınıfa ayrılırsınız.

56:8

فَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ

Bayraktar Bayraklı

Sağ taraftaki mutlu kişiler, ne iyi olacak onların durumları!

Cemal Külünkoğlu

(Birinci sınıf:) Sağduyulu hareket edip Allah’ın istediği şekilde yaşayarak âhiret mutluluğuna erenler, onlar ne mutlu kimselerdir!

Mehmet Türk

O sağ taraftakiler, ne şerefli kimselerdir.

56:9

وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ

Bayraktar Bayraklı

Sol taraftaki mutsuz kişiler, ne kötü olacak onların halleri!

Cemal Külünkoğlu

(İkinci sınıf:) Sağduyulu hareket etmeyip Allah’ın emirlerini dikkate almayarak kötülüğe batanlar, onlar ne mutsuz kimselerdir!

Mehmet Türk

O sol taraftakiler ne uğursuz kimselerdir.

56:10

وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

10,11. Hayır/iyilik işlerinde yarışanlar önde olacaklardır. İşte onlar Allah'a yakın olanlardır.

Cemal Külünkoğlu

(Üçüncü sınıf: Hayatta iken imanda ve hayırda) başı çekenler, (ahirette) en önde olanlardır.

Mehmet Türk

O en öndekiler ise gerçekten, (makamları) çok ileride olan kimselerdir.

56:11

أُوْلَٰٓئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ

Bayraktar Bayraklı

10,11. Hayır/iyilik işlerinde yarışanlar önde olacaklardır. İşte onlar Allah'a yakın olanlardır.

Cemal Külünkoğlu

İşte onlardır Allah’a en yakın olanlar.

Mehmet Türk

11,12. İşte onlar, (Allah’a) en çok yaklaştırılanlardır (ve onlar,) nîmetleri bol cennetlerdedirler.

56:12

فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Nimet cennetlerindedirler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar esenlik ve mutluluk cennetlerindedir.

Mehmet Türk

11,12. İşte onlar, (Allah’a) en çok yaklaştırılanlardır (ve onlar,) nîmetleri bol cennetlerdedirler.

56:13

ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

13,14. Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.

Cemal Külünkoğlu

Onların birçoğu geçmiş ümmetlerdendir.

Mehmet Türk

(Onların) çoğu geçmiş (ümmet)ler-den,

56:14

وَقَلِيلࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

13,14. Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.

Cemal Külünkoğlu

Birazı da sonrakilerdendir.

Mehmet Türk

Birazı da sonraki (ümmet)lerdendir.

56:15

عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّوۡضُونَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

15,16. Mücevherlerle işlenmiş divanlar üzerinde karşılıklı olarak yaslanırlar.

Cemal Külünkoğlu

15-16. (Onlar) mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerinde karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.

Mehmet Türk

(Onlar cennette) mücevherlerle süslenmiş tahtlar üzerindedirler.

56:16

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيۡهَا مُتَقَٰبِلِينَ

Bayraktar Bayraklı

15,16. Mücevherlerle işlenmiş divanlar üzerinde karşılıklı olarak yaslanırlar.

Cemal Külünkoğlu

15-16. (Onlar) mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerinde karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.

Mehmet Türk

Üzerinde karşı karşıya kurulup otururlar.

56:17

يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ

Bayraktar Bayraklı

17,18,19. Hizmetçileri kadehler, ibrikler ve kaynaktan doldurulmuş bardaklar ile etraflarında devamlı dolaşırlar. Ondan başları ağrımaz ve sarhoş da olmazlar.

Cemal Külünkoğlu

17-18. Sürekli genç kalan hizmetçiler, cennet şarabı doldurulmuş testiler, sürahiler ve kâselerle onların etrafında (hizmet için) dolanırlar.

Mehmet Türk

17,18,19. Onların çevrelerinde ölümsüz genç hizmetçiler (ellerinde) onların başlarını ağrıtmayan, sarhoş etmeyen ve tertemiz içeceklerle dolu sürahiler, ibrikler ve kadehlerle dolaşır.

56:18

بِأَكۡوَابࣲ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

17,18,19. Hizmetçileri kadehler, ibrikler ve kaynaktan doldurulmuş bardaklar ile etraflarında devamlı dolaşırlar. Ondan başları ağrımaz ve sarhoş da olmazlar.

Cemal Külünkoğlu

17-18. Sürekli genç kalan hizmetçiler, cennet şarabı doldurulmuş testiler, sürahiler ve kâselerle onların etrafında (hizmet için) dolanırlar.

Mehmet Türk

17,18,19. Onların çevrelerinde ölümsüz genç hizmetçiler (ellerinde) onların başlarını ağrıtmayan, sarhoş etmeyen ve tertemiz içeceklerle dolu sürahiler, ibrikler ve kadehlerle dolaşır.

56:19

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

17,18,19. Hizmetçileri kadehler, ibrikler ve kaynaktan doldurulmuş bardaklar ile etraflarında devamlı dolaşırlar. Ondan başları ağrımaz ve sarhoş da olmazlar.

Cemal Külünkoğlu

İçtiklerinden ne başları ağrır ne de taşkınlık ederler.

Mehmet Türk

17,18,19. Onların çevrelerinde ölümsüz genç hizmetçiler (ellerinde) onların başlarını ağrıtmayan, sarhoş etmeyen ve tertemiz içeceklerle dolu sürahiler, ibrikler ve kadehlerle dolaşır.

56:20

وَفَٰكِهَةࣲ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

20,21. Tercih ettikleri meyveler ile, canlarının çektiği kuş etleri ile nimetlendirilirler,

Cemal Külünkoğlu

Orada hoşlarına giden her türlü meyve vardır.

Mehmet Türk

(Onlara cennette,) arzuladıkları tüm meyveler,

56:21

وَلَحۡمِ طَيۡرࣲ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ

Bayraktar Bayraklı

20,21. Tercih ettikleri meyveler ile, canlarının çektiği kuş etleri ile nimetlendirilirler,

Cemal Külünkoğlu

Canlarının çektiği kuş etleri de vardır.

Mehmet Türk

Canlarının çektiği her türlü kuş eti,

56:22

وَحُورٌ عِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

22,23,24. Yaptıklarına karşılık olarak orada sedefteki inciler gibi güzel gözlü eşler de vardır.

Cemal Külünkoğlu

22-23-24. (Onlar için, dünyada) yaptıklarına karşılık bir mükâfat olarak, (sedefteki) saklı inciler gibi, keskin bakışlı eşler/arkadaşlar (olacaktır).

Mehmet Türk

22,23. Sanki (sedef içerisinde) saklı inciler gibi güzel gözlü, beyaz tenli ve kusursuz eşler,

56:23

كَأَمۡثَٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ

Bayraktar Bayraklı

22,23,24. Yaptıklarına karşılık olarak orada sedefteki inciler gibi güzel gözlü eşler de vardır.

Cemal Külünkoğlu

22-23-24. (Onlar için, dünyada) yaptıklarına karşılık bir mükâfat olarak, (sedefteki) saklı inciler gibi, keskin bakışlı eşler/arkadaşlar (olacaktır).

Mehmet Türk

22,23. Sanki (sedef içerisinde) saklı inciler gibi güzel gözlü, beyaz tenli ve kusursuz eşler,

56:24

جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

22,23,24. Yaptıklarına karşılık olarak orada sedefteki inciler gibi güzel gözlü eşler de vardır.

Cemal Külünkoğlu

22-23-24. (Onlar için, dünyada) yaptıklarına karşılık bir mükâfat olarak, (sedefteki) saklı inciler gibi, keskin bakışlı eşler/arkadaşlar (olacaktır).

Mehmet Türk

(Dünyada) yaptıklarına karşılık olarak, (sunulur.)

56:25

لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوࣰ ا وَلَا تَأۡثِيمًا

Bayraktar Bayraklı

25,26. Karşılıklı selâmlaşmadan başka, orada boş ve günah söz duymazlar.

Cemal Külünkoğlu

Orada ne boş konuşmalar duyarlar ne de günaha yönelten bir çağrı.

Mehmet Türk

(Onlar) orada boş söz işitmedikleri gibi (eski) günâh(ların)a dair bir söz de duymazlar.

56:26

إِلَّا قِيلࣰ ا سَلَٰمࣰ ا سَلَٰمࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

25,26. Karşılıklı selâmlaşmadan başka, orada boş ve günah söz duymazlar.

Cemal Külünkoğlu

Sadece “selâm!”, “selâm!” (“Mutluluklar!”, “Mutluluklar!”) sözünü işitirler.

Mehmet Türk

Sadece selama karşılık, selam işitirler.

56:27

وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ

Bayraktar Bayraklı

Sağdakiler; nedir sağdakilerin görecekleri karşılık?

Cemal Külünkoğlu

Sağduyulu hareket edip Allah’ın istediği şekilde yaşayarak âhiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu o âhiret mutluluğuna erenlere!

Mehmet Türk

O sağ taraftakiler, ne şerefli kimselerdir.

56:28

فِي سِدۡرࣲ مَّخۡضُودࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

28,29,30,31,32,33. Dikensiz meyve ağaçları; salkımları sarkmış muz ağaçları, yayılmış gölgelerde, çağlayarak akan sularda, koparılmamış ve yasak edilmemiş birçok meyve ile nimetlendirilirler.

Cemal Külünkoğlu

28-34. (Onlar cennette) dikensiz ağaçlar, meyveleri sarkmış muz ağaçları, (kesintisiz) uzayan gölgeler, çağlayarak akan sular, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler (sedirler) üzerindedirler.

Mehmet Türk

(Onlar) dikensiz kiraz (ağaçları),

56:29

وَطَلۡحࣲ مَّنضُودࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

28,29,30,31,32,33. Dikensiz meyve ağaçları; salkımları sarkmış muz ağaçları, yayılmış gölgelerde, çağlayarak akan sularda, koparılmamış ve yasak edilmemiş birçok meyve ile nimetlendirilirler.

Cemal Külünkoğlu

28-34. (Onlar cennette) dikensiz ağaçlar, meyveleri sarkmış muz ağaçları, (kesintisiz) uzayan gölgeler, çağlayarak akan sular, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler (sedirler) üzerindedirler.

Mehmet Türk

Meyvelerle bezenmiş muz ağaçları,

56:30

وَظِلࣲّ مَّمۡدُودࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

28,29,30,31,32,33. Dikensiz meyve ağaçları; salkımları sarkmış muz ağaçları, yayılmış gölgelerde, çağlayarak akan sularda, koparılmamış ve yasak edilmemiş birçok meyve ile nimetlendirilirler.

Cemal Külünkoğlu

28-34. (Onlar cennette) dikensiz ağaçlar, meyveleri sarkmış muz ağaçları, (kesintisiz) uzayan gölgeler, çağlayarak akan sular, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler (sedirler) üzerindedirler.

Mehmet Türk

Yok olmayan gölgeler,

56:31

وَمَآءࣲ مَّسۡكُوبࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

28,29,30,31,32,33. Dikensiz meyve ağaçları; salkımları sarkmış muz ağaçları, yayılmış gölgelerde, çağlayarak akan sularda, koparılmamış ve yasak edilmemiş birçok meyve ile nimetlendirilirler.

Cemal Külünkoğlu

28-34. (Onlar cennette) dikensiz ağaçlar, meyveleri sarkmış muz ağaçları, (kesintisiz) uzayan gölgeler, çağlayarak akan sular, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler (sedirler) üzerindedirler.

Mehmet Türk

Çağlayarak akan sular,

56:32

وَفَٰكِهَةࣲ كَثِيرَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

28,29,30,31,32,33. Dikensiz meyve ağaçları; salkımları sarkmış muz ağaçları, yayılmış gölgelerde, çağlayarak akan sularda, koparılmamış ve yasak edilmemiş birçok meyve ile nimetlendirilirler.

Cemal Külünkoğlu

28-34. (Onlar cennette) dikensiz ağaçlar, meyveleri sarkmış muz ağaçları, (kesintisiz) uzayan gölgeler, çağlayarak akan sular, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler (sedirler) üzerindedirler.

Mehmet Türk

32,33. Bitmeyen ve (yenmesi) yasaklanmayan çok çeşitli meyveler,

56:33

لَّا مَقۡطُوعَةࣲ وَلَا مَمۡنُوعَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

28,29,30,31,32,33. Dikensiz meyve ağaçları; salkımları sarkmış muz ağaçları, yayılmış gölgelerde, çağlayarak akan sularda, koparılmamış ve yasak edilmemiş birçok meyve ile nimetlendirilirler.

Cemal Külünkoğlu

28-34. (Onlar cennette) dikensiz ağaçlar, meyveleri sarkmış muz ağaçları, (kesintisiz) uzayan gölgeler, çağlayarak akan sular, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler (sedirler) üzerindedirler.

Mehmet Türk

32,33. Bitmeyen ve (yenmesi) yasaklanmayan çok çeşitli meyveler,

56:34

وَفُرُشࣲ مَّرۡفُوعَةٍ

Bayraktar Bayraklı

Yüksek, yumuşak döşeklerdedirler.

Cemal Külünkoğlu

28-34. (Onlar cennette) dikensiz ağaçlar, meyveleri sarkmış muz ağaçları, (kesintisiz) uzayan gölgeler, çağlayarak akan sular, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler (sedirler) üzerindedirler.

Mehmet Türk

Ve şereflendirilmiş eşlerle (birliktedirler).

56:35

إِنَّآ أَنشَأۡنَٰهُنَّ إِنشَآءࣰ‏

Bayraktar Bayraklı

35,36,37,38,39,40. Sağdakiler için biz, kadınları yeniden biçimlendiririz. Onları genç kızlar haline getiririz. Eşleri tarafından sevilen yaşıt genç kızlar. Bütün bunlar amel defteri sağından verilenler içindir. Onların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.

Cemal Külünkoğlu

Biz, onları yeni baştan (cennete lâyık güzellik ve karakterde) yaratırız.

Mehmet Türk

Biz (o eşleri) baştan aşağı en mükemmel şekilde yaratacağız.

56:36

فَجَعَلۡنَٰهُنَّ أَبۡكَارًا

Bayraktar Bayraklı

35,36,37,38,39,40. Sağdakiler için biz, kadınları yeniden biçimlendiririz. Onları genç kızlar haline getiririz. Eşleri tarafından sevilen yaşıt genç kızlar. Bütün bunlar amel defteri sağından verilenler içindir. Onların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.

Cemal Külünkoğlu

36-37-38. Onları, ahiret mutluluğuna erenler için eşlerine düşkün ve yaşıt bakireler yaparız.

Mehmet Türk

36,37. (Hem de) onları cilveli, birbirine denk ve gepegenç kılacağız.

56:37

عُرُبًا أَتۡرَابࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

35,36,37,38,39,40. Sağdakiler için biz, kadınları yeniden biçimlendiririz. Onları genç kızlar haline getiririz. Eşleri tarafından sevilen yaşıt genç kızlar. Bütün bunlar amel defteri sağından verilenler içindir. Onların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.

Cemal Külünkoğlu

36-37-38. Onları, ahiret mutluluğuna erenler için eşlerine düşkün ve yaşıt bakireler yaparız.

Mehmet Türk

36,37. (Hem de) onları cilveli, birbirine denk ve gepegenç kılacağız.

56:38

لِّأَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

Bayraktar Bayraklı

35,36,37,38,39,40. Sağdakiler için biz, kadınları yeniden biçimlendiririz. Onları genç kızlar haline getiririz. Eşleri tarafından sevilen yaşıt genç kızlar. Bütün bunlar amel defteri sağından verilenler içindir. Onların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.

Cemal Külünkoğlu

36-37-38. Onları, ahiret mutluluğuna erenler için eşlerine düşkün ve yaşıt bakireler yaparız.

Mehmet Türk

(İşte bütün bunlar) o sağ taraftaki, şerefli kimseler içindir.

56:39

ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

35,36,37,38,39,40. Sağdakiler için biz, kadınları yeniden biçimlendiririz. Onları genç kızlar haline getiririz. Eşleri tarafından sevilen yaşıt genç kızlar. Bütün bunlar amel defteri sağından verilenler içindir. Onların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.

Cemal Külünkoğlu

Bunların birçoğu önceki ümmetlerden,

Mehmet Türk

(Bunların) birçoğu geçmiş (ümmet)-lerden

56:40

وَثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

35,36,37,38,39,40. Sağdakiler için biz, kadınları yeniden biçimlendiririz. Onları genç kızlar haline getiririz. Eşleri tarafından sevilen yaşıt genç kızlar. Bütün bunlar amel defteri sağından verilenler içindir. Onların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.

Cemal Külünkoğlu

Birçoğu da sonrakilerdendir.

Mehmet Türk

Birçoğu da sonrakilerdendir.

56:41

وَأَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ

Bayraktar Bayraklı

Soldakiler; ne yazık o soldakilere!

Cemal Külünkoğlu

Sağduyulu hareket etmeyip Allah’ın emirlerini dikkate almayarak kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir!

Mehmet Türk

O sol taraftakiler, ne uğursuz kimselerdir.

56:42

فِي سَمُومࣲ وَحَمِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

42,43,44,45,46. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

Cemal Külünkoğlu

42-43-44. (Onlar) içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde ve serinliği ve hoşluğu olmayan kapkara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

Mehmet Türk

(Onlar) kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su,

56:43

وَظِلࣲّ مِّن يَحۡمُومࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

42,43,44,45,46. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

Cemal Külünkoğlu

42-43-44. (Onlar) içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde ve serinliği ve hoşluğu olmayan kapkara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

Mehmet Türk

43,44. Kapkara, boğucu bir dumandan (meydana gelen) ve asla serinletmeyen ve rahatlatmayan bir gölge (içerisindedirler.)

56:44

لَّا بَارِدࣲ وَلَا كَرِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

42,43,44,45,46. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

Cemal Külünkoğlu

42-43-44. (Onlar) içlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde ve serinliği ve hoşluğu olmayan kapkara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

Mehmet Türk

43,44. Kapkara, boğucu bir dumandan (meydana gelen) ve asla serinletmeyen ve rahatlatmayan bir gölge (içerisindedirler.)

56:45

إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ

Bayraktar Bayraklı

42,43,44,45,46. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

Cemal Külünkoğlu

Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) şımartılmış kimselerdi.

Mehmet Türk

Çünkü onlar, bundan önce keyiflerine düşkün kimselerdendiler.

56:46

وَكَانُواْ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ

Bayraktar Bayraklı

42,43,44,45,46. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar) büyük günahları işlemekte ısrar ederlerdi.

Mehmet Türk

Onlar, büyük günâhlarda ısrar ederlerdi.

56:47

وَكَانُواْ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Bayraktar Bayraklı

47,48,49,50. Şöyle diyorlardı: “Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? Eski atalarımız da mı?” De ki: “Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de, belli bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir.”

Cemal Külünkoğlu

Derlerdi ki: “Ölüp toprak olduktan ve çürüyüp kemik haline geldikten sonra mı biz diriltilecekmişiz?”

Mehmet Türk

47,48. Ve: “sahi biz veya geçmiş atalarımız, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken, gerçekten yeniden diriltileceğiz öyle mi?” derlerdi.

56:48

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ

Bayraktar Bayraklı

47,48,49,50. Şöyle diyorlardı: “Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? Eski atalarımız da mı?” De ki: “Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de, belli bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir.”

Cemal Külünkoğlu

“Ölmüş gitmiş atalarımız da mı (diriltilecek)?”

Mehmet Türk

47,48. Ve: “sahi biz veya geçmiş atalarımız, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken, gerçekten yeniden diriltileceğiz öyle mi?” derlerdi.

56:49

قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأٓخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

47,48,49,50. Şöyle diyorlardı: “Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? Eski atalarımız da mı?” De ki: “Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de, belli bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Hem öncekiler hem de sonrakiler,

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara:) “(Evet) hem öncekiler, hem de sonrakiler.” de.

56:50

لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

47,48,49,50. Şöyle diyorlardı: “Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? Eski atalarımız da mı?” De ki: “Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de, belli bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir.”

Cemal Külünkoğlu

Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır.

Mehmet Türk

(Onların tümü) belirli bir günün, belirli bir vaktinde mutlaka toplanacaklardır.

56:51

ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra, siz ey yalancı sapıklar!

Cemal Külünkoğlu

Sonra, siz ey yoldan sapmış ve hakikati yalanlamış olanlar!

Mehmet Türk

Sonra gerçekten siz ey sapkın yalancılar!

56:52

لَأٓكِلُونَ مِن شَجَرࣲ مِّن زَقُّومࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

52,53. Kesinlikle zakkum ağacından yiyeceksiniz. Onunla karınlarınızı dolduracaksınız.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.

Mehmet Türk

Şüphesiz siz de zakkum ağacından yiyeceksiniz.

56:53

فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ

Bayraktar Bayraklı

52,53. Kesinlikle zakkum ağacından yiyeceksiniz. Onunla karınlarınızı dolduracaksınız.

Cemal Külünkoğlu

Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.

Mehmet Türk

Karınlar(ınız) onunla doldurulacak,

56:54

فَشَٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ

Bayraktar Bayraklı

54,55,56. Onun üzerine kaynar sudan içeceksiniz. Onu susuz develerin içişi gibi içeceksiniz. İşte, yargı günü onların ziyafeti böyle olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.

Mehmet Türk

Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz.

56:55

فَشَٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ

Bayraktar Bayraklı

54,55,56. Onun üzerine kaynar sudan içeceksiniz. Onu susuz develerin içişi gibi içeceksiniz. İşte, yargı günü onların ziyafeti böyle olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Üstelik susamış develerin suya saldırışı gibi saldırarak içeceksiniz.

Mehmet Türk

(Hem de) susuzluk hastalığına tutulmuş kanmak bilmeyen, develer gibi içeceksiniz.

56:56

هَٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ

Bayraktar Bayraklı

54,55,56. Onun üzerine kaynar sudan içeceksiniz. Onu susuz develerin içişi gibi içeceksiniz. İşte, yargı günü onların ziyafeti böyle olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

İşte bu hesap gününde onların ziyafetleridir.

Mehmet Türk

İşte onlara din gününde sunulacak ilk ziyafet, böyle olacak.

56:57

نَحۡنُ خَلَقۡنَٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sizi biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez mi?

Cemal Külünkoğlu

(Ey inkârcılar!) Sizi biz yarattık. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz?

Mehmet Türk

(Ey kâfirler!) Sizi, Biz yarattık. Hâlâ (gerçekleri) kabul etmeyecek misiniz?

56:58

أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ

Bayraktar Bayraklı

58,59. Düşündünüz mü akıttığınız menileri? Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa biz mi yaratıyoruz?

Cemal Külünkoğlu

(Rahîmlere) akıttığınız o meniye ne dersiniz?

Mehmet Türk

Siz, (rahimlere) döktüğünüz birkaç damla suyu hiç düşündünüz mü?

56:59

ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَٰلِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

58,59. Düşündünüz mü akıttığınız menileri? Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa biz mi yaratıyoruz?

Cemal Külünkoğlu

Onu yarat(tıp insan haline getir)en siz misiniz, yoksa Biz miyiz?

Mehmet Türk

Ondan (sizi,) sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı, Biz miyiz?

56:60

نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ

Bayraktar Bayraklı

60,61,62. Aranızda ölümü takdir eden biziz. Biz, sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var etmek konusunda önüne geçilebileceklerden değiliz. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz; düşünüp bundan ders almanız gerekmez mi?

Cemal Külünkoğlu

Aranızda (farklı eceller belirleyerek) ölümü takdir eden biziz. Hiç kimse bizim önümüze geçemez (Bizi bu işten alıkoyamaz).

Mehmet Türk

60,61. Aranızda ölümü takdir eden, Biziz ve (sizi yok edip) yerinize benzerlerinizi getirme veya sizi asla bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratma konusunda, Bizim önümüze kimse geçemez.

56:61

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِي مَا لَا تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

60,61,62. Aranızda ölümü takdir eden biziz. Biz, sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var etmek konusunda önüne geçilebileceklerden değiliz. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz; düşünüp bundan ders almanız gerekmez mi?

Cemal Külünkoğlu

Amacımız benzerlerinizi yerinize geçirmek ve hepinizi bilmediğiniz bir âlemde yeniden yaratmaktır.

Mehmet Türk

60,61. Aranızda ölümü takdir eden, Biziz ve (sizi yok edip) yerinize benzerlerinizi getirme veya sizi asla bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratma konusunda, Bizim önümüze kimse geçemez.

56:62

وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

60,61,62. Aranızda ölümü takdir eden biziz. Biz, sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var etmek konusunda önüne geçilebileceklerden değiliz. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz; düşünüp bundan ders almanız gerekmez mi?

Cemal Külünkoğlu

Siz, ilk olarak nasıl yaratıldığınızı, dünyaya nasıl geldiğinizi çok iyi biliyorsunuz. O hâlde (yeniden yaratılacağınızı) niçin düşünmüyorsunuz?

Mehmet Türk

İlk yaratılışınızın nasıl olduğunu bildiğiniz halde, bunu bari düşünseniz olmaz mı?

56:63

أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ

Bayraktar Bayraklı

63,64,65,66,67. Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. “Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık” derdiniz.

Cemal Külünkoğlu

(Toprağa) ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü?

Mehmet Türk

Ektiğiniz (tohumu) hiç düşündünüz mü?

56:64

ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

63,64,65,66,67. Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. “Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık” derdiniz.

Cemal Külünkoğlu

Onu bitiren siz misiniz, yoksa Biz miyiz?

Mehmet Türk

Onu sizler mi yeşertiyorsunuz, yoksa yeşerten, Biz miyiz?

56:65

لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَٰهُ حُطَٰمࣰ ا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ

Bayraktar Bayraklı

63,64,65,66,67. Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. “Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık” derdiniz.

Cemal Külünkoğlu

65-66-67. Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde (şöyle) geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız (emeklerimiz boşa gitti). Hatta büsbütün yoksun bırakıldık!”

Mehmet Türk

65,66,67. Eğer dilersek onu kesinlikle bir çör-çöp yapardık ve siz de: “Eyvah! Mahvolduk, daha doğrusu biz çok zarardayız!” diye, geveler dururdunuz.

56:66

إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

63,64,65,66,67. Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. “Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık” derdiniz.

Cemal Külünkoğlu

65-66-67. Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde (şöyle) geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız (emeklerimiz boşa gitti). Hatta büsbütün yoksun bırakıldık!”

Mehmet Türk

65,66,67. Eğer dilersek onu kesinlikle bir çör-çöp yapardık ve siz de: “Eyvah! Mahvolduk, daha doğrusu biz çok zarardayız!” diye, geveler dururdunuz.

56:67

بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ

Bayraktar Bayraklı

63,64,65,66,67. Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. “Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık” derdiniz.

Cemal Külünkoğlu

65-66-67. Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde (şöyle) geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız (emeklerimiz boşa gitti). Hatta büsbütün yoksun bırakıldık!”

Mehmet Türk

65,66,67. Eğer dilersek onu kesinlikle bir çör-çöp yapardık ve siz de: “Eyvah! Mahvolduk, daha doğrusu biz çok zarardayız!” diye, geveler dururdunuz.

56:68

أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِي تَشۡرَبُونَ

Bayraktar Bayraklı

68,69,70. İçtiğiniz suyu hiç düşündünüz mü? Siz mi onu buluttan indiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik onu acı yapardık. Hiç şükretmez misiniz?

Cemal Külünkoğlu

Ya içtiğiniz suya ne dersiniz?

Mehmet Türk

İçtiğiniz suyu da hiç düşündünüz mü?

56:69

ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

68,69,70. İçtiğiniz suyu hiç düşündünüz mü? Siz mi onu buluttan indiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik onu acı yapardık. Hiç şükretmez misiniz?

Cemal Külünkoğlu

Onu buluttan yağdıran siz misiniz, yoksa Biz miyiz?

Mehmet Türk

Onu, sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren, Biz miyiz?

56:70

لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَٰهُ أُجَاجࣰ ا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

68,69,70. İçtiğiniz suyu hiç düşündünüz mü? Siz mi onu buluttan indiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik onu acı yapardık. Hiç şükretmez misiniz?

Cemal Külünkoğlu

Dileseydik onu acı ve tuzlu bir su yapardık. O hâlde niçin hâlâ şükretmiyorsunuz?

Mehmet Türk

Eğer dilersek onu da tuzlu (ve acı) yapardık. Buna şükretseniz olmaz mı?

56:71

أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِي تُورُونَ

Bayraktar Bayraklı

71,72,73,74. Hiç düşündünüz mü yaktığınız ateşi? Onun ağacını siz mi var ettiniz yoksa biz mi? Biz onu bir ders ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık. Öyleyse Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

Cemal Külünkoğlu

Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz!

Mehmet Türk

Yaktığınız ateşi hiç düşündünüz mü?

56:72

ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِـُٔونَ

Bayraktar Bayraklı

71,72,73,74. Hiç düşündünüz mü yaktığınız ateşi? Onun ağacını siz mi var ettiniz yoksa biz mi? Biz onu bir ders ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık. Öyleyse Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

Cemal Külünkoğlu

Onun ağacını yaratan siz misiniz, yoksa Biz miyiz?

Mehmet Türk

Onun ağacını sizler mi yarattınız, yoksa onu yaratan, Biz miyiz?

56:73

نَحۡنُ جَعَلۡنَٰهَا تَذۡكِرَةࣰ وَمَتَٰعࣰ ا لِّلۡمُقۡوِينَ

Bayraktar Bayraklı

71,72,73,74. Hiç düşündünüz mü yaktığınız ateşi? Onun ağacını siz mi var ettiniz yoksa biz mi? Biz onu bir ders ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık. Öyleyse Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

Cemal Külünkoğlu

Biz onu hem düşündürücü, ibret verici bir uyarıcı (cehennemi hatırlatıcı), hem de ihtiyacı olanlar için bir yararlanma kaynağı (enerji) olarak yarattık.

Mehmet Türk

Biz onu hem bir ibret hem de ihtiyacı olanların faydalanması için yarattık.

56:74

فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

Bayraktar Bayraklı

71,72,73,74. Hiç düşündünüz mü yaktığınız ateşi? Onun ağacını siz mi var ettiniz yoksa biz mi? Biz onu bir ders ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık. Öyleyse Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

Cemal Külünkoğlu

Öyleyse kudret sahibi Rabbinin ismini/şanını tesbih et (Rabbin için çalış ve Rabbin için yaşa)!

Mehmet Türk

O halde (Ey Muhammed!) Yüce Rabbinin adını (sürekli olarak) an.

56:75

۞فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

Bayraktar Bayraklı

75,76. Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.

Cemal Külünkoğlu

İş onların sandığı gibi değil! Yıldızların yerlerine ve düşme noktalarına yemin ederim.

Mehmet Türk

Hayır! (Artık başka söze lüzum yok). Bu Kitabın âyetlerinin yerleştiği gönüllere yemin ederim.

56:76

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمࣱ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

75,76. Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.

Cemal Külünkoğlu

Doğrusu bu (yemin), eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.

Mehmet Türk

Şüphesiz -bilirseniz- bu, kesinlikle büyük bir yemindir.

56:77

إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانࣱ كَرِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

77,78. Şüphesiz bu, değerli bir Kur'ân'dır, korunmuş bir kitaptadır.

Cemal Külünkoğlu

O, gerçekten değerli ve şerefli bir Kur’an’dır.

Mehmet Türk

Çünkü o, çok şerefli bir Kur’ân’dır.

56:78

فِي كِتَٰبࣲ مَّكۡنُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

77,78. Şüphesiz bu, değerli bir Kur'ân'dır, korunmuş bir kitaptadır.

Cemal Külünkoğlu

O iyi korunmuş bir kitapta, Levh-i Mahfuz’dadır.

Mehmet Türk

(Ve o) korunmuş bir kitaptadır.

56:79

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

79,80. Onunla ancak temiz olanlar iletişim kurabilir. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

Cemal Külünkoğlu

Ona ancak arındırılmış olanlar dokunabilir.

Mehmet Türk

Ona, ancak temizlenenler dokunabilir.

56:80

تَنزِيلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

79,80. Onunla ancak temiz olanlar iletişim kurabilir. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

Cemal Külünkoğlu

(Çünkü o,) âlemlerin Rabbi (tarafın)dan indirilmiştir.

Mehmet Türk

Çünkü o, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

56:81

أَفَبِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

81,82. Şimdi siz, böyle bir söze mi leke süreceksiniz? Hakikati yalanlamayı günlük gıdanız olarak mı görüyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

Şimdi siz, bu sözü mü kirletip küçümseyeceksiniz?

Mehmet Türk

Şimdi siz, bu sözü mü kirletmeğe kalkışıyorsunuz?

56:82

وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ

Bayraktar Bayraklı

81,82. Şimdi siz, böyle bir söze mi leke süreceksiniz? Hakikati yalanlamayı günlük gıdanız olarak mı görüyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

(Ve böylece) hakikati inkâr ederek yalanla beslenmeyi alışkanlık haline getireceksiniz.

Mehmet Türk

“Ve siz Kur’an’ı, sadece kendi çıkarınızı düşündüğünüz için mi yalanlıyorsunuz?

56:83

فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ

Bayraktar Bayraklı

83,84,85. Hele can boğaza dayandığı zaman. Siz o zaman, bakıp duracaksınız. O anda biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

Cemal Külünkoğlu

Ya o can boğaza gelip dayandığı zaman,

Mehmet Türk

83,84. Canın boğaza dayandığı ve sizin de (can çekişene) baka kaldığınız an var ya!

56:84

وَأَنتُمۡ حِينَئِذࣲ تَنظُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

83,84,85. Hele can boğaza dayandığı zaman. Siz o zaman, bakıp duracaksınız. O anda biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

Cemal Külünkoğlu

O vakit siz sadece bakıp durursunuz.

Mehmet Türk

83,84. Canın boğaza dayandığı ve sizin de (can çekişene) baka kaldığınız an var ya!

56:85

وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

83,84,85. Hele can boğaza dayandığı zaman. Siz o zaman, bakıp duracaksınız. O anda biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

Cemal Külünkoğlu

(O anda) biz ona sizden daha yakınız. Fakat siz (bizi) göremezsiniz.

Mehmet Türk

(İşte o an) Biz, ona sizden daha yakınız. Fakat siz, bunu asla bilemezsiniz!

56:86

فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ

Bayraktar Bayraklı

86,87. Şâyet siz yaptıklarınızın karşılığını görmeyecekseniz, eğer doğru iseniz o çıkmakta olan canı geri çevirsenize.

Cemal Külünkoğlu

86-87. Eğer yeniden diriltilip hesaba çekilmeyecekseniz ve (iddianızda da) doğru kimseler iseniz, o gırtlağa gelen canı geri çevirin bakalım!

Mehmet Türk

86,87. Eğer siz, hesaplaşma yurduna gitmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde de samimi iseniz, haydi o (çıkmakta olan canı) geri çevirin bakalım!

56:87

تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

86,87. Şâyet siz yaptıklarınızın karşılığını görmeyecekseniz, eğer doğru iseniz o çıkmakta olan canı geri çevirsenize.

Cemal Külünkoğlu

86-87. Eğer yeniden diriltilip hesaba çekilmeyecekseniz ve (iddianızda da) doğru kimseler iseniz, o gırtlağa gelen canı geri çevirin bakalım!

Mehmet Türk

86,87. Eğer siz, hesaplaşma yurduna gitmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde de samimi iseniz, haydi o (çıkmakta olan canı) geri çevirin bakalım!

56:88

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

88,89. Eğer ölmek üzere olan kişi, Allah'a yakın olanlardansa, ona rahatlık, güzel kokular ve nimet cenneti vardır.

Cemal Külünkoğlu

Eğer ölen kimse Allah’a yakın olanlardan ise,

Mehmet Türk

Eğer o (ölen kişi, Allah’a) en çok yaklaştırılanlardan ise,

56:89

فَرَوۡحࣱ وَرَيۡحَانࣱ وَجَنَّتُ نَعِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

88,89. Eğer ölmek üzere olan kişi, Allah'a yakın olanlardansa, ona rahatlık, güzel kokular ve nimet cenneti vardır.

Cemal Külünkoğlu

Artık onun için bir rahatlık, hoş bir rızık ve nimetleri bitmez, kedersiz bir cennet vardır.

Mehmet Türk

Ona (âhirette) rahatlık, güzel bir rızık ve nîmetlerle donatılmış cennet vardır.

56:90

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

Bayraktar Bayraklı

90,91. Eğer sağdakilerdense, kendisine, “Sağdakilerden sana selâm vardır” denilir.

Cemal Külünkoğlu

90-91. Ve yine eğer (ölen kişi) sağduyu ile hareket edip Allah’ın emirleri doğrultusunda yaşayarak âhiret mutluluğuna erenlerden ise, kendisine: “Selam olsun sana (ey) ahiret mutluluğuna eren kimse” (denir).

Mehmet Türk

Ve eğer o (kişi,) sağ taraftakilerden ise,

56:91

فَسَلَٰمࣱ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

Bayraktar Bayraklı

90,91. Eğer sağdakilerdense, kendisine, “Sağdakilerden sana selâm vardır” denilir.

Cemal Külünkoğlu

90-91. Ve yine eğer (ölen kişi) sağduyu ile hareket edip Allah’ın emirleri doğrultusunda yaşayarak âhiret mutluluğuna erenlerden ise, kendisine: “Selam olsun sana (ey) ahiret mutluluğuna eren kimse” (denir).

Mehmet Türk

Ona da: “Ey sağ taraftakilerden (olan kişi!) Sana selam olsun!” denilir.

56:92

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

Bayraktar Bayraklı

92,93,94. Eğer o kişi, yalanlayan sapıklardansa, o da kaynar su ile ağırlanır ve onun için cehenneme yaslanış vardır.

Cemal Külünkoğlu

Yok, eğer o, hakkı yalanlayan sapkınlardan ise,

Mehmet Türk

Ve eğer o (kişi) yalancı sapkınlardan ise,

56:93

فَنُزُلࣱ مِّنۡ حَمِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

92,93,94. Eğer o kişi, yalanlayan sapıklardansa, o da kaynar su ile ağırlanır ve onun için cehenneme yaslanış vardır.

Cemal Külünkoğlu

Artık (onun için) kaynar sudan bir ziyafet (vardır),

Mehmet Türk

Ona da kaynar sudan bir ziyafet sunulacaktır.

56:94

وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

92,93,94. Eğer o kişi, yalanlayan sapıklardansa, o da kaynar su ile ağırlanır ve onun için cehenneme yaslanış vardır.

Cemal Külünkoğlu

Bir de cehenneme atılma vardır.

Mehmet Türk

Ve (sonunda da) cehenneme atılacaktır.

56:95

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ

Bayraktar Bayraklı

95,96. Şüphesiz bu anlatılanlar kesin gerçeklerdir. Artık Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bu, kesin gerçektir.

Mehmet Türk

Şüphesiz (âhirette) yaşanacak kesin gerçek, işte budur.

56:96

فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

Bayraktar Bayraklı

95,96. Şüphesiz bu anlatılanlar kesin gerçeklerdir. Artık Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

Cemal Külünkoğlu

O halde kudret sahibi Rabbinin ismini/şanını yücelt (Rabbin için çalış)!

Mehmet Türk

O halde (Ey Muhammed!) Yüce Rabbinin adını (sürekli olarak) an.