The Surah takes its name from the sentence Dhalika yaum-ut taghabun of verse 9, thereby implying that it is the Surah in which the word at taghabun has occurred.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ı tesbih eder/anar, kâinatın yönetimi O'na aittir. Bütün övgüler O'na mahsustur. O'nun gücü her şeye yeter.
Cemal Külünkoğlu
Göklerde ve yerde olan her şey, Allah’ı tesbih eder (O’nun koyduğu yasalara boyun eğerek, O’na karşı sorumluluğunu yerine getirir). Mutlak otorite O’nundur ve bütün övgüler O’na mahsustur. O dilediğini yapmaya gücü yetendir.
Mehmet Türk
Göklerde ve yerde olan her şey, Allah’ın şânını yüceltir. (Bütün kâinatın) sahibi Odur. Her türlü övgü Onadır ve Onun gücü her şeye yeter.
O, gökleri ve yeri bir amaç için yaratmıştır. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.
Cemal Külünkoğlu
Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak gerektiği gibi O yarattı. Size (birbirinin aynısı olmayan) şekil verdi ve şeklinizi de güzel yaptı. Dönüş yalnız O’nadır.
Mehmet Türk
O, gökleri ve yeri hak ile yarattı, size şekil verdi ve şeklinizi de çok güzel yaptı. Dönüş ise ancak Onadır.
Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, sinelerde olanı bilendir.
Cemal Külünkoğlu
O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. O, gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilmektedir. Evet, Allah kalplerde olanı da hakkıyla bilendir.
Mehmet Türk
O, göklerde ve yerde olanların hepsini bildiği gibi, sizin gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. Hattâ Allah, gönüllerin özündekileri de çok iyi bilir.
Daha önce inkâr edenlerin haberi size ulaşmadı mı? İşte onlar dünyada yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için elem verici bir azap da vardır.
Cemal Külünkoğlu
Daha önce inkârda direnenlerle ilgili bilgiler size ulaşmadı mı? Onlar yaptıklarının dünyalık cezasını çekmişlerdi. Ahirette de onlar için elem dolu bir azap vardır.
Mehmet Türk
(Ey Kâfirler!) Sizden önce inkâr edip de inkârlarının karşılığı olarak (dünyada) helâki tadanların haberi size gelmedi mi? (Ayrıca âhirette) onlara, acıklı bir azap vardır.
Bunun sebebi şudur: Onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi, fakat onlar, “Bir beşer mi bizi doğru yola götürecekmiş?” dediler, inkâr ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir; övgüye lâyıktır.
Cemal Külünkoğlu
Çünkü onlara resulleri apaçık delillerle gelmişti de onlar: “Bizi bir insan mı yola getirecek?” diyerek inkâr etmiş ve yüz çevirmişlerdi. Allah da (yaptıkları yüzünden onları helak ederek), imanlarına ihtiyacı olmadığını göstermişti. Çünkü Allah her bakımdan sınırsız zengindir (kimsenin imanına ihtiyacı yoktur), her türlü övgüye ve şükre lâyık Olandır.
Mehmet Türk
İşte bu, Peygamberleri kendilerine apaçık mûcizeler getirir getirmez onların, “bize bir beşer mi hak yolu gösterecek?” diyerek küfre sapıp (hak’tan) yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah onlara asla muhtaç değildir. Çünkü Allah, hiç bir şeye muhtaç olmayan ve daima övülmeye layık olandır.
İnkâr edenler, öldükten sonra diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: “Hayır! Rabbime yemin olsun ki, öldükten sonra, diriltileceksiniz. Sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah'a göre kolaydır.”
Cemal Külünkoğlu
İnkârcılar, öldükten sonra bir daha diriltilmeyeceklerini iddia ediyorlar. De ki: “Hayır, Rabbim hakkı için elbette diriltileceksiniz, sonra da (dünyada) yaptıklarınız bir bir önünüze konacak. Bu, Allah’a göre çok kolaydır.”
Mehmet Türk
Kâfirler, kendilerinin asla tekrar diriltilmeyeceklerini sandılar. (Ey Muhammed!) Onlara: “Evet! Rabbime yemin olsun ki siz, (âhirette) mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Şüphesiz bu, Allah’a göre pek kolaydır.” de.
Sizi bir araya toplayacağı günü düşününüz. İşte o gün, kayıp ve kazanç günüdür. Kim Allah'a inanır ve iyi ameller işlerse, Allah onun kötülüklerini örter. Onu, içinde ırmaklar akan, süreli olarak kalacağı cennetlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.
Cemal Külünkoğlu
Toplanma gününde Allah sizi (mutlaka) bir araya getirecektir. O gün, aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah’a inanır, makbul ve güzel işler yaparsa, Allah onun günahlarını siler ve devamlı kalmak üzere içinden ırmaklar akan cennetlere koyar. İşte en büyük kurtuluş ve saadet budur.
Mehmet Türk
(Allah’ın) sizi bir araya getireceği toplanma günü (var ya, işte o gün); kimin aldatıp kimin aldandığının ortaya çıkacağı (kıyamet) günüdür. Kim Allah’a îman edip, inandığı iyi (işleri) yaşarsa (Allah) onun kötülüklerini örter ve onu içerisinde ebedî kalacağı, zemîninden ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte, en büyük kurtuluş budur.
İnkâr edip, âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar cehennemliklerdir. Süreli orada kalacaklardır. Orası ne kötü bir sondur!
Cemal Külünkoğlu
İnkâr edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar, içinde kalacakları ateşin yoldaşlarıdırlar. Ve orası, gidilecek ne kötü bir yerdir!
Mehmet Türk
İnkâr ederek âyetlerimizi yalanlayanlar ise, içerisinde sürekli kalıcılar olmak üzere, ateş halkının ta kendisidirler. Ve orası, ne kötü bir dönüş yeridir!
Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.
Cemal Külünkoğlu
Başa gelen felâketler ancak Allah’ın koyduğu yasalar çerçevesinde gerçekleşir. Kim Allah’a inanırsa, (Allah) onun kalbini doğru yola iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Mehmet Türk
(İnsanın başına gelen) her musîbet, ancak Allah’ın izni ile gelir. Kim Allah’a (gerçekten) îman ederse, (Allah) onun kalbini doğru (düşünce)ye yöneltir. Çünkü Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Allah'a itaat ediniz, Peygambere de itaat ediniz. Yüz çevirirseniz biliniz ki Peygambermize düşen, apaçık bir duyurmadır.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a itaat edin, resule de itaat edin. Eğer yüz çevirip uzaklaşırsanız, bilin ki elçimizin görevi, yalnızca bu mesajı açık bir şekilde (size) iletmektir.
Mehmet Türk
Allah’a itaat edin ve Peygambere de itaat edin. Eğer (bu itaatten) yüz çevirirseniz, elçimize düşen, apaçık bir tebliğden başka bir şey değildir.
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlara karşı dikkatli olunuz! Eğer affeder, tedbirinizi alır ve bağışlarsanız, biliniz ki Allah da çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.
Cemal Külünkoğlu
Ey inananlar! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlara karşı dikkatli olun! Bununla beraber (onların hoş olmayan davranışlarına karşı) müsamaha eder, kusurlarına bakmaz ve onları bağışlarsanız bu da sizin için bir fazilettir. Biliniz ki Allah affedicidir (onları affettiğiniz için O da sizi affeder) ve merhameti bol olandır.
Mehmet Türk
Ey îman edenler! Sizin düşmanlarınızın bir kısmı da eşleriniz ve çocuklarınızdır. Şu halde onlara karşı da dikkatli olun. Yine de onları affeder, hoş görür ve bağışlarsanız, (şunu iyi bilin ki) elbette Allah, çok bağışlayıp pek esirgeyendir.
O halde gücünüz yettiğince Allah'a saygı duyunuz; dinleyiniz ve itaat ediniz. Kendi iyiliğiniz için infak ediniz. Nefsinin aşırı cimriliğinden korunanlar, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.
Cemal Külünkoğlu
O halde, elinizden geldiği kadar Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! (Anlatılanları) dinleyin ve (dinlediklerinize de) itaat edin! Kendi hayrınıza (Allah yolunda ve ihtiyaç sahipleri için) infakta bulunun! Kim nefsinin hırsından ve cimriliğinden kendini kurtarabilirse asıl kurtuluşa ve saadete erenler işte onlardır.
Mehmet Türk
Öyleyse gücünüzün yettiği kadar Allah’a karşı hata etmekten sakının, Onu dinleyin, itaat edin ve kendi iyiliğiniz için mallarınızı (Allah yolunda) harcayın. Her kim de nefsinin cimriliğinden korunursa, işte asıl kurtuluşa erenler, onlardır.
Eğer Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, O bunu fazlasıyla size geri ödeyecek ve günahlarınızı affedecektir. Çünkü Allah, iyiliklerin karşılığını verir; çok yumuşak davranır/cezada acele etmez.
Cemal Külünkoğlu
Eğer Allah’a güzel bir ödünç verecek olursanız (malınızı O’nun istediği istikamette harcar ve başkalarıyla paylaşırsanız), onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah şükrü kabul edip çok ihsan eden fakat cezayı vermekte acele etmeyendir.
Mehmet Türk
Eğer Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Çünkü Allah, şükrün karşılığını anında verendir. (Kullarına karşı da) çok yumuşak davranandır.
Görünmeyen ve görünen her şeyi bilir. O'nun gücü her şeye yeter ve her işinde hikmet vardır.
Cemal Külünkoğlu
O, yaratılmışların kavrayış alanının ötesindeki şeyleri de insanların duyuları ve akılları ile görüp gözleyebildiklerini de bilir (O’na hiçbir şey gizli kalmaz). O, mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Mehmet Türk
O (Allah), görülmeyeni de görüleni de bilir, çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibidir.