İçeriğe atla
Untold Serenity

65. At-Talaq

The Divorce · Medenî · 12 âyet · Nüzul sırası 99

الطلاق

At-Talaq is not only the name of this Surah but also the title of its subject matter, for it contains commandments about Talaq (divorce) itself. Hadrat `Abdullah bin Mas`ud has described it as Surah an-Nisa al-qusra also, i.e. the shorter Surah an-Nisa.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

65:1

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِذَا طَلَّقۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحۡصُواْ ٱلۡعِدَّةَۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ رَبَّكُمۡۖ لَا تُخۡرِجُوهُنَّ مِنۢ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخۡرُجۡنَ إِلَّآ أَن يَأۡتِينَ بِفَٰحِشَةࣲ مُّبَيِّنَةࣲۚ وَتِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدۡ ظَلَمَ نَفۡسَهُۥۚ لَا تَدۡرِي لَعَلَّ ٱللَّهَ يُحۡدِثُ بَعۡدَ ذَٰلِكَ أَمۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Ey Peygamber! Hanımlarınızı boşayacağınız zaman iddetlerini gözeterek boşayınız ve bekleme sürelerini iyice hesap ediniz. Rabbiniz Allah'a saygı duyunuz. Apaçık bir hayâsızlık yapmış olmadıkça onları evlerinden çıkarmayınız. Kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa, aslında kendisine yazık etmiş olur. Bilemezsin ki, belki Allah bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarıverir.

Cemal Külünkoğlu

Ey Nebi! (Son çare olarak) kadınları boşamak zorunda kaldığınız zaman, onları boşamadan sonraki iddet (bekleme süre)lerini (âdet halinden temizlenmelerini) dikkate alarak boşayın ve bu süreyi iyi hesaplayın (üç defa adet görmelerine kadar bekleyin). Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının! Boşanmış eşleri (zina gibi) açık bir edepsizlik yapmadıkça, iddet süresince (o ana kadar sizinle paylaştıkları) evlerinden çıkarmayın, kendileri de (izinsiz) çıkıp gitmesinler. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, kendisine yazık etmiş olur! Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra (iddet süresi içinde) yeni bir durum ortaya çıkarır (gönülleri uzlaştırıp birleşme ortamı yaratır).

Mehmet Türk

Ey Peygamber! Kadınları boşamak istediğiniz zaman, iddetlerini gözeterek boşayın ve iddet süresini iyi hesaplayın. Rabbiniz olan Allah’a karşı hata etmekten sakının. Onları, apaçık bir edepsizlik yapmaları dışında (iddet süresince) evlerinden çıkartmayın, onlar da (evlerinden) çıkmasınlar. İşte bütün bunlar, Allah’ın koyduğu kurallardır. Allah’ın kurallarını çiğneyenler, ancak kendi kendilerine zulmetmiş olurlar. Ne bileceksin? Belki Allah, bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarıverir.

65:2

فَإِذَا بَلَغۡنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمۡسِكُوهُنَّ بِمَعۡرُوفٍ أَوۡ فَارِقُوهُنَّ بِمَعۡرُوفࣲ وَأَشۡهِدُواْ ذَوَيۡ عَدۡلࣲ مِّنكُمۡ وَأَقِيمُواْ ٱلشَّهَٰدَةَ لِلَّهِۚ ذَٰلِكُمۡ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّهُۥ مَخۡرَجࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Sürelerinin sonuna ulaştıklarında onları ya uygun biçimde tutunuz yahut onlardan uygun biçimde ayrılınız. İçinizden âdil iki kişiyi şahit tutunuz ve şahitliği Allah adına özenle yerine getiriniz. İşte, Allah'a ve âhiret gününe inananlara öğütlenen budur. Kim Allah'a saygı duyarsa, O, kendisine bir çıkış yolu yaratır.

Cemal Külünkoğlu

İddet müddetlerini doldurduklarında (ayrı ayrı iki defa boşadığınız eşlerinizi) ya meşru ölçüler içerisinde (nikâhınız altında) tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın ve (her iki durum için de) içinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın! İşte bütün bunlar Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere verilen öğütlerdir. Kim Allah’ın koyduğu hükümler konusunda duyarlı ve bilinçli davranırsa, (Allah) ona (selamete) ulaşacak bir çıkış yolu açar.

Mehmet Türk

Sonra iddet sürelerini doldurduklarında, artık onları, ya meşru ölçüler içerisinde (nikâhınız altında) tutun, ya da yine meşru ölçüler içerisinde onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şâhitliği Allah adına dosdoğru yapmaları şartıyla şâhit tutun. İşte bütün bunlarla, Allah’a ve âhiret gününe inananlara öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı hata etmekten sakınırsa, Allah ona mutlaka bir çıkış yolu ihsan eder.

65:3

وَيَرۡزُقۡهُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَحۡتَسِبُۚ وَمَن يَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسۡبُهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَٰلِغُ أَمۡرِهِۦۚ قَدۡ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَيۡءࣲ قَدۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Allah, onu hiç beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a dayanıp güvenirse, O, kendine yeter. Şüphesiz Allah, dilediği şeyi sonuca ulaştırır. Allah her şey için bir ölçü belirlemiştir.

Cemal Külünkoğlu

Ve ona beklemediği ve tahmin etmediği yerden rızık verir. Kim Allah’a dayanıp güvenirse O, ona yeter. Hiç kuşku yok ki Allah her emrini gerçekleştirir. Çünkü Allah her şey için bir ölçü belirlemiştir.

Mehmet Türk

Ve ona beklemediği yerden bir nasip verir. Kim de Allah’a güvenirse O, ona yeter. Allah, hükmünü kesinlikle istediği gibi yürütür. Çünkü Allah, her şey için bir ölçü koymuştur.

65:4

وَٱلَّٰٓـِٔي يَئِسۡنَ مِنَ ٱلۡمَحِيضِ مِن نِّسَآئِكُمۡ إِنِ ٱرۡتَبۡتُمۡ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَٰثَةُ أَشۡهُرࣲ وَٱلَّٰٓـِٔي لَمۡ يَحِضۡنَۚ وَأُوْلَٰتُ ٱلۡأَحۡمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعۡنَ حَمۡلَهُنَّۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّهُۥ مِنۡ أَمۡرِهِۦ يُسۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar ile âdet görmeyenler hakkında tereddüt ederseniz onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süreleri ise doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah'a saygı duyarsa Allah ona işinde bir kolaylık verir.

Cemal Külünkoğlu

Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla (hastalıktan ya da adet düzensizliğinden dolayı) âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’ın bu hükümleri konusunda duyarlı ve bilinçli davranırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

Mehmet Türk

Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, (henüz) âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların (iddet) bekleme süresi de üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise doğum yapmalarına kadardır. Kim Allah’a karşı hata etmekten sakınırsa, Allah ona işinde mutlaka bir kolaylık verir.

65:5

ذَٰلِكَ أَمۡرُ ٱللَّهِ أَنزَلَهُۥٓ إِلَيۡكُمۡۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يُكَفِّرۡ عَنۡهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُعۡظِمۡ لَهُۥٓ أَجۡرًا

Bayraktar Bayraklı

İşte bu, Allah'ın size indirdiği buyruğudur. Evet, kim Allah'a saygı duyarsa Allah onun kötülüklerini örter ve ödülünü büyütür.

Cemal Külünkoğlu

Bütün bu (anlatılan hükümler) Allah’ın size indirdiği emridir. Kim Allah’ın bu hükümleri konusunda duyarlı ve bilinçli davranırsa, Allah onun günahlarını bağışlar ve ona büyük mükâfatlar verir.

Mehmet Türk

İşte bütün bu(nlar), Allah’ın size indirdiği emridir. Her kim Allah’a karşı hata etmekten sakınırsa, Allah onun kusurlarını örter ve mükâfatını artırır.

65:6

أَسۡكِنُوهُنَّ مِنۡ حَيۡثُ سَكَنتُم مِّن وُجۡدِكُمۡ وَلَا تُضَآرُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُواْ عَلَيۡهِنَّۚ وَإِن كُنَّ أُوْلَٰتِ حَمۡلࣲ فَأَنفِقُواْ عَلَيۡهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعۡنَ حَمۡلَهُنَّۚ فَإِنۡ أَرۡضَعۡنَ لَكُمۡ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَأۡتَمِرُواْ بَيۡنَكُم بِمَعۡرُوفࣲۖ وَإِن تَعَاسَرۡتُمۡ فَسَتُرۡضِعُ لَهُۥٓ أُخۡرَىٰ

Bayraktar Bayraklı

O kadınları imkanınıza göre kendi oturduğunuz yerde oturtunuz ve onları baskı altına almak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayınız. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını karşılayınız. Sizin hesabınıza çocuğunuzu emzirirlerse onlara karşılığını ödeyiniz ve aranızda güzelce konuşup anlaşınız. Anlaşmakta zorlanırsanız bu durumda çocuğu, o erkeğin hesabına başka bir kadın emzirecektir.

Cemal Külünkoğlu

(Boşadığınız ve sürelerini bekleyen) kadınları gücünüz nispetinde, (bekleme süreleri sona erinceye kadar) oturduğunuz evlerin bir bölümünde (ihtiyaçlarını karşılayarak) oturtun. Çıkıp gitmeleri için onlara baskı yapmayın! Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onların geçimlerini sağlayın! Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın! Eğer (anlaşmakta) güçlük çekerseniz, çocuğu bir başka kadın emzirebilir.

Mehmet Türk

(Boşadığınız) o kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları rahatsız ederek zarar vermeğe kalkışmayın. Şâyet gebe iseler çocuklarını doğuruncaya kadar, onların geçimini sağlayın. Eğer çocuğu sizin namınıza emzirirlerse onlara ücretlerini verin ve (bu durumu) aranızda güzellikle konuşup anlaşın. Yok, eğer anlaşamazsanız (o zaman) çocuğu (babası) başka bir kadına emzirtsin.

65:7

لِيُنفِقۡ ذُو سَعَةࣲ مِّن سَعَتِهِۦۖ وَمَن قُدِرَ عَلَيۡهِ رِزۡقُهُۥ فَلۡيُنفِقۡ مِمَّآ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُۚ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِلَّا مَآ ءَاتَىٰهَاۚ سَيَجۡعَلُ ٱللَّهُ بَعۡدَ عُسۡرࣲ يُسۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Varlıklı olan, sahip olduğu imkanlara göre harcasın; rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından harcasın. Allah kimseyi kendi verdiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylık sağlayacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Geniş imkânları olan, nafakayı genişliğine göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da artık Allah’ın kendisine verdiği kadarıyla versin. Allah, hiç kimseyi, ona verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz. Allah, her güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

Mehmet Türk

İmkânı geniş olan, nafakayı imkânına göre bol versin, rızık imkânı dar olan da (nafakayı) Allah’ın kendisine verdiği kadarından versin. Allah herkesi ancak ona verdiği kadarıyla yükümlü tutar. (Unutmayın ki) Allah her güçlükten sonra mutlaka bir kolaylık verecektir.

65:8

وَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ عَتَتۡ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِۦ فَحَاسَبۡنَٰهَا حِسَابࣰ ا شَدِيدࣰ ا وَعَذَّبۡنَٰهَا عَذَابࣰ ا نُّكۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Nice ülkeler vardır ki, Rablerinin buyruklarına ve peygamberine küstahça karşı çıkmışlardır. Bunun üzerine biz hepsini çetin bir hesaba çektik ve görülmemiş bir cezaya çarptırdık.

Cemal Külünkoğlu

(Bu direktiflere karşı çıkmayın. Nitekim) yeryüzünde nice beldelerin halkları vardır ki, Rablerinin ve O’nun resullerinin emrine karşı gelip azdılar, böylece Biz de onları çetin bir hesaba çektik ve onları (yaptıkları yüzünden) benzeri görülmedik bir azapla cezalandırdık.

Mehmet Türk

Rabbinin ve Onun elçilerinin, emrine isyan eden nice toplumlar vardır ki Biz onları çok şiddetli bir hesaba çektik ve onları benzeri görülmemiş bir şekilde cezâlandırdık.

65:9

فَذَاقَتۡ وَبَالَ أَمۡرِهَا وَكَانَ عَٰقِبَةُ أَمۡرِهَا خُسۡرًا

Bayraktar Bayraklı

Böylece yaptıklarının cezasını çekmişler ve sonuçları hüsran olmuştur.

Cemal Külünkoğlu

Böylece onlar kendi yaptıklarının cezasını tattılar ve yaptıklarının sonu (dünyada) yıkım oldu.

Mehmet Türk

(Onlar, böylece) yaptıklarının cezâsını tattılar ve işlerinin sonucu da tam bir helâk oldu.

65:10

أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمۡ عَذَابࣰ ا شَدِيدࣰ اۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ يَٰٓأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۚ قَدۡ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيۡكُمۡ ذِكۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Allah onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Ey inanan akıl sahipleri! Allah'a saygı duyunuz. Allah, sizin için kesinlikle bir öğüt indirmiştir.

Cemal Külünkoğlu

Allah, onlar için ahirette de (dünyada yaptıklarına karşılık) şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde ey inanan akıl sahipleri! Allah’ın emir ve yasakları konusunda bilinçli olun! Zira Allah, size öğütlerle dolu ve şeref kaynağı olan bir zikir (Kur’an) indirmiştir.

Mehmet Türk

Allah, onlara (âhirette) çok şiddetli bir azap hazırlamıştır. Öyleyse ey îman eden akıl sahipleri! Allah’a karşı hata etmekten sakının. Doğrusu Allah size öğüt veren bir (Kur’an) indirmiştir.

65:11

رَّسُولࣰ ا يَتۡلُواْ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مُبَيِّنَٰتࣲ لِّيُخۡرِجَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۚ وَمَن يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعۡمَلۡ صَٰلِحࣰ ا يُدۡخِلۡهُ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدࣰ اۖ قَدۡ أَحۡسَنَ ٱللَّهُ لَهُۥ رِزۡقًا

Bayraktar Bayraklı

İman edip iyi amel işleyenleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, size Allah'ın apaçık âyetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah'a inanır, iyi amel yaparsa, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde süreli kalacakları cennetlere sokar. Allah ona gerçekten güzel rızık verecektir.

Cemal Külünkoğlu

İnandıktan sonra güzel ve faydalı işler yapanları, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın apaçık ayetlerini okuyan bir resul göndermiştir. Kim Allah’a inanır, faydalı ve güzel işler yaparsa, Allah onu, altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere koyacaktır. Ayrıca Allah, ona çok güzel rızıklar ihsan edecektir.

Mehmet Türk

Bir de; (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanları (küfür) karanlıklarından (îman) aydınlığına çıkarması için Allah’ın apaçık âyetlerini size okuyan Peygamber (göndermiştir.) Kim îman eder, (inandığı) iyi işleri yaşarsa Allah onu, içerisinden hiç çıkmayacağı, zemîninden ırmaklar akan cennetlere sokarak, en güzel şekilde rızıklandırır.

65:12

ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتࣲ وَمِنَ ٱلۡأَرۡضِ مِثۡلَهُنَّۖ يَتَنَزَّلُ ٱلۡأَمۡرُ بَيۡنَهُنَّ لِتَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ وَأَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عِلۡمَۢا

Bayraktar Bayraklı

Allah, yedi kat göğü ve onların benzerini de yerkürede yaratandır. Düzen bunların arasında cereyan eder. Allah'ın her şeye gücünün yettiğini ve bilgisinin her şeyi kuşattığını bilmeniz için bunlar yeterlidir.

Cemal Külünkoğlu

Allah O’dur ki, yedi (kat) sema ve yerden de bir o kadarını yaratmıştır. Allah’ın (yaratıcı) iradesi, bütün bu yarattıkları aracılığıyla kesintisiz tecelli eder ki Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve her şeyi yasalarıyla kuşattığını göresiniz.

Mehmet Türk

Allah yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratandır. Allah’ın gücünün her şeye yettiğini ve ilminin her şeyi kuşattığını bilesiniz diye Allah’ın kanunları bunlar arasında cereyan edip durmaktadır.