The Surah takes its name from the word wal-mursalat in the first verse.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
77:1
وَٱلۡمُرۡسَلَٰتِ عُرۡفࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun (emrimizle) iyilik için gönderilen elçilere,
Mehmet Türk
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.
77:2
فَٱلۡعَٰصِفَٰتِ عَصۡفࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704
Cemal Külünkoğlu
Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara,
Mehmet Türk
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.
77:3
وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشۡرࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704
Cemal Külünkoğlu
Tohumları/bulutları yaydıkça yayanlara,
Mehmet Türk
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.
77:4
فَٱلۡفَٰرِقَٰتِ فَرۡقࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704
Cemal Külünkoğlu
(Hak ile batılı) birbirinden ayıranlara,
Mehmet Türk
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.
77:5
فَٱلۡمُلۡقِيَٰتِ ذِكۡرًا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704
Cemal Külünkoğlu
İlahi mesajı ulaştıranlara,
Mehmet Türk
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.
77:6
عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704
Cemal Külünkoğlu
Arındırmak ve sakındırmak için
Mehmet Türk
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.
77:7
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعࣱ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704
Cemal Külünkoğlu
Vaad olunduğunuz, (kıyamet) mutlaka vuku bulacaktır.
Mehmet Türk
1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.
77:8
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ
Bayraktar Bayraklı
8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Cemal Külünkoğlu
Yıldızların ışığı söndürüldüğü,
Mehmet Türk
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
77:9
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتۡ
Bayraktar Bayraklı
8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Cemal Külünkoğlu
Gök yarıldığı/parçalandığı,
Mehmet Türk
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
77:10
وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ
Bayraktar Bayraklı
8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Cemal Külünkoğlu
Dağlar toz gibi ufalandığı
Mehmet Türk
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
77:11
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ
Bayraktar Bayraklı
8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Cemal Külünkoğlu
Ve peygamberlerin (Allah’ın mesajlarını ilettikleri kişi ve topluluklar aleyhine veya lehine şahitlik yapmaları için) tanıklık sıraları geldiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).
Mehmet Türk
8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)
77:12
لِأَيِّ يَوۡمٍ أُجِّلَتۡ
Bayraktar Bayraklı
8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Cemal Külünkoğlu
(Bunları duyanlar şöyle derler:) Bütün bunlar hangi gün gerçekleşecek?
Mehmet Türk
12,13. (Bunlar,) hangi güne ertelenmiş olabilir ki? (Olsa olsa, haklıyı haksızdan) ayırma gününe…
77:13
لِيَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ
Bayraktar Bayraklı
8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Cemal Külünkoğlu
(Doğru ile eğrinin, hak ile bâtılın) birbirinden ayrılıp hükme bağlanacağı gün (gerçekleşecek).
Mehmet Türk
12,13. (Bunlar,) hangi güne ertelenmiş olabilir ki? (Olsa olsa, haklıyı haksızdan) ayırma gününe…
77:14
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ
Bayraktar Bayraklı
8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Cemal Külünkoğlu
Hüküm ve ayırım gününün ne olduğunu biliyor musun?
Mehmet Türk
Bu ayırma gününün tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim, bildirebilir ki?
77:15
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
Bayraktar Bayraklı
8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
Cemal Külünkoğlu
(Bunu) yalanlayanların o gün vay haline!
Mehmet Türk
O gün (Peygamberlerini) yalanlayanların vay haline!
77:16
أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِينَ
Bayraktar Bayraklı
16,17. Biz, öncekileri helâk etmedik mi? Sonra da, peşlerinden gelenleri onların ardına takacağız.
Cemal Külünkoğlu
Biz, (peygamberlerini inkâr eden kavimlerden) evvelkileri, helâk etmedik mi?
Mehmet Türk
Biz, önceki (kâfirleri) helâk etmedik mi?
77:17
ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡأٓخِرِينَ
Bayraktar Bayraklı
16,17. Biz, öncekileri helâk etmedik mi? Sonra da, peşlerinden gelenleri onların ardına takacağız.
Cemal Külünkoğlu
Onların arkasından gelip, aynı şekilde davrananları da elbette onların peşine takarız (onlar gibi helâk ederiz).
Mehmet Türk
Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.
77:18
كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ
Bayraktar Bayraklı
İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
Cemal Külünkoğlu
Biz suçlulara işte böyle yaparız.
Mehmet Türk
İşte Biz, günâhkârlara böyle yaparız.
77:19
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
Bayraktar Bayraklı
O gün, geçmişten ders almayan yalancıların vay haline!
Cemal Külünkoğlu
(Allah’ın ayetlerini) yalanlayanların o gün vay haline!
Mehmet Türk
O gün (Peygamberlerini) yalanlayanların vay haline!
77:20
أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءࣲ مَّهِينࣲ
Bayraktar Bayraklı
Sizi değersiz bir sudan yaratmadık mı?
Cemal Külünkoğlu
Biz sizi bayağı/basit bir sudan (meniden) yaratmadık mı (Hangi cesaretle yalanlamaya kalkışıyorsunuz)?
Mehmet Türk
(Ey kâfirler!) Biz sizi, bayağı bir sudan yaratmadık mı?
77:21
فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارࣲ مَّكِينٍ
Bayraktar Bayraklı
21,22. Sonra belli bir süreye kadar onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
Cemal Külünkoğlu
Ve onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
Mehmet Türk
21,22. Sonra Biz onu, belirli bir vakte kadar sağlam bir karargâha yerleştirdik.
77:22
إِلَىٰ قَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ
Bayraktar Bayraklı
21,22. Sonra belli bir süreye kadar onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
Cemal Külünkoğlu
Sonra o suyu, (doğum için) belirli bir vakte kadar (rahîmde muhafaza etmedik mi?)
Mehmet Türk
21,22. Sonra Biz onu, belirli bir vakte kadar sağlam bir karargâha yerleştirdik.
77:23
فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ
Bayraktar Bayraklı
Buna gücümüz yeter. Güç yetiren ne güzeldir!
Cemal Külünkoğlu
Biz, (insanın yaratılışını) işte böyle gerçekleştirdik. Ne mükemmeldir Bizim (bir şeyi) kudretimizle gerçekleştirmemiz!
Mehmet Türk
Buna gücümüz yettiğine göre, demek ki Biz, ne mükemmel bir güce sahibiz.
77:24
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
Bayraktar Bayraklı
O gün, yaratanını inkâr edenlerin vay haline!
Cemal Külünkoğlu
(Allah’ın kudretini) yalanlayanların o gün vay haline!
Mehmet Türk
O gün, (Bizi) yalanlayanların vay haline!
77:25
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا
Bayraktar Bayraklı
25,26. Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı?
Cemal Külünkoğlu
Biz yeryüzünü bir toplanma ve kalma yeri yapmadık mı?
Mehmet Türk
25,26. Biz yeryüzünü dirilere ve ölülere bir toplanma yeri kılmadık mı?
77:26
أَحۡيَآءࣰ وَأَمۡوَٰتࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
25,26. Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı?
Cemal Külünkoğlu
Hem dirilere hem ölülere.
Mehmet Türk
25,26. Biz yeryüzünü dirilere ve ölülere bir toplanma yeri kılmadık mı?
29,30,31,32,33. Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.
Cemal Külünkoğlu
(Kıyameti inkâr edenlere o gün şöyle denir): Haydi yalan saydığınız azaba gidin.
Mehmet Türk
(Ey kâfirler!) yalanlayıp durduğunuz azaba doğru gidin.
77:30
ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلࣲّ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبࣲ
Bayraktar Bayraklı
29,30,31,32,33. Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.
Cemal Külünkoğlu
“Haydi gidin, üç kola ayrılmış (dumandan) bir gölgeye
Mehmet Türk
30,31. (Hem de cehennemin) üç kola ayrılmış (dumanının) serinletmeyen ve ateşten de korumayan gölgesine gidin.
77:31
لَّا ظَلِيلࣲ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ
Bayraktar Bayraklı
29,30,31,32,33. Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.
Cemal Külünkoğlu
(O) ne gölgelendirir ne de ateşten korur.
Mehmet Türk
30,31. (Hem de cehennemin) üç kola ayrılmış (dumanının) serinletmeyen ve ateşten de korumayan gölgesine gidin.
77:32
إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرࣲ كَٱلۡقَصۡرِ
Bayraktar Bayraklı
29,30,31,32,33. Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.
Cemal Külünkoğlu
Şüphesiz o (cehennem), tomruk gibi kocaman kıvılcımlar saçar.
Mehmet Türk
Gerçekten o, (anda cehennem) her biri saraylar kadar büyük olan kıvılcımlar saçar.
77:33
كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتࣱ صُفۡرࣱ
Bayraktar Bayraklı
29,30,31,32,33. Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.
Cemal Külünkoğlu
Sanki o kıvılcımın her biri sarı renkte birer halattır.
Mehmet Türk
O kıvılcımların her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.
77:34
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
Bayraktar Bayraklı
O gün, Allah'ın uyarısını yalanlayanların vay haline!
Cemal Külünkoğlu
(Bu durumu) yalan sayanların, o gün vay haline!
Mehmet Türk
O gün, (bunları) yalanlayanların vay haline!
77:35
هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ
Bayraktar Bayraklı
Bu, konuşamayacakları gündür.
Cemal Külünkoğlu
Bu (gün, hakka karşı direnenlerin) konuşamayacakları gündür.
Mehmet Türk
O gün, onların konuşamayacakları bir gündür.
77:36
وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ
Bayraktar Bayraklı
Özür dilemelerine izin verilmeyecektir.
Cemal Külünkoğlu
Onlara izin de verilmez ki, mazeret beyan etsin ve özür dilesinler.
Mehmet Türk
Ve o gün, onlara mazeret uydurmaları için izin de verilmez.
43,44. Kendilerine, “Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi âfiyetle yiyiniz, içiniz” denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz.
Cemal Külünkoğlu
(Onlara şöyle denir:) “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere afiyetle yiyin için.”
Mehmet Türk
(Onlara): “(Dünyada) yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin, için.” (denilir.)
77:44
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Bayraktar Bayraklı
43,44. Kendilerine, “Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi âfiyetle yiyiniz, içiniz” denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz.
Cemal Külünkoğlu
Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.
Mehmet Türk
Gerçekten Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
77:45
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
Bayraktar Bayraklı
O gün, âhiretteki ödülü yalanlayanların vay haline!
46,47. Yiyiniz, azıcık sefa sürünüz; siz suçlusunuz. O gün, kıyametin kopacağını yalanlayanların vay haline!
Cemal Külünkoğlu
(Ey inkârcılar!) Siz (bu cennet nimetlerine karşılık) dünya nimetlerinden yiyin ve bir süre daha sefanızı sürün bakalım. Fakat şunu iyi bilin ki sizler gerçekten suçlu günahkârlarsınız.
Mehmet Türk
(Ey kâfirler! Siz de) yiyin ve (dünyada) biraz safâ sürün bakalım! Çünkü siz, zâten günâhkârlarsınız.
77:47
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
Bayraktar Bayraklı
46,47. Yiyiniz, azıcık sefa sürünüz; siz suçlusunuz. O gün, kıyametin kopacağını yalanlayanların vay haline!
Cemal Külünkoğlu
Allah’ın emirlerini ciddiye almayan (günahkârların) o gün vay haline!
Mehmet Türk
O gün, (âhireti) yalanlayanların vay haline!
77:48
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ
Bayraktar Bayraklı
48,49. Kendilerine “Allah'ın huzurunda eğiliniz” dendiğinde, eğilmezler. O gün, Allah'a ibadeti yalanlayanların vay haline!
Cemal Külünkoğlu
(Dünyada) onlara: “Gelin Allah’a boyun eğin” denildiği zaman buna yanaşmazlardı (ve Allah’ın emirlerine itaat etmezlerdi).
Mehmet Türk
Onlar kendilerine: “Allah’ın huzurunda eğilin!” denildiği zaman eğilmezlerdi.
77:49
وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
Bayraktar Bayraklı
48,49. Kendilerine “Allah'ın huzurunda eğiliniz” dendiğinde, eğilmezler. O gün, Allah'a ibadeti yalanlayanların vay haline!
Cemal Külünkoğlu
Allah’ın emirlerini dikkate almayan isyankârların o gün vay haline!
Mehmet Türk
O gün (Allahı) yalanlayanların vay haline!
77:50
فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ
Bayraktar Bayraklı
Onlar, bundan başka hangi söze inanacaklar?
Cemal Külünkoğlu
Peki, onlar (hakikati tüm açıklığıyla ortaya koyan bu ayetlere de inanmayacaklarsa), ondan başka hangi söze inanacaklar!
Mehmet Türk
Onlar, bun(a inanmadık)tan sonra hangi söze inanacaklar ki?