İçeriğe atla
Untold Serenity

77. Al-Mursalat

The Emissaries · Mekkî · 50 âyet · Nüzul sırası 33

المرسلات

The Surah takes its name from the word wal-mursalat in the first verse.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

77:1

وَٱلۡمُرۡسَلَٰتِ عُرۡفࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun (emrimizle) iyilik için gönderilen elçilere,

Mehmet Türk

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.

77:2

فَٱلۡعَٰصِفَٰتِ عَصۡفࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704

Cemal Külünkoğlu

Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara,

Mehmet Türk

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.

77:3

وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704

Cemal Külünkoğlu

Tohumları/bulutları yaydıkça yayanlara,

Mehmet Türk

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.

77:4

فَٱلۡفَٰرِقَٰتِ فَرۡقࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704

Cemal Külünkoğlu

(Hak ile batılı) birbirinden ayıranlara,

Mehmet Türk

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.

77:5

فَٱلۡمُلۡقِيَٰتِ ذِكۡرًا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704

Cemal Külünkoğlu

İlahi mesajı ulaştıranlara,

Mehmet Türk

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.

77:6

عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704

Cemal Külünkoğlu

Arındırmak ve sakındırmak için

Mehmet Türk

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.

77:7

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. 703704

Cemal Külünkoğlu

Vaad olunduğunuz, (kıyamet) mutlaka vuku bulacaktır.

Mehmet Türk

1,2,3,4,5,6,7. Birbiri ardınca gönderilen (melek)lere, her şeyi kökünden koparan (fırtına)lara, gerçekleri yayan (Kur’an âyet)lerine, hak ile bâtılı ayıran, gerek mazur kılmak, gerekse uyarmak için öğüt veren (Peygamber)lere yemin olsun ki; elbette size söz verilen kıyamet, kesinlikle kopacaktır.

77:8

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ

Bayraktar Bayraklı

8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!

Cemal Külünkoğlu

Yıldızların ışığı söndürüldüğü,

Mehmet Türk

8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)

77:9

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتۡ

Bayraktar Bayraklı

8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!

Cemal Külünkoğlu

Gök yarıldığı/parçalandığı,

Mehmet Türk

8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)

77:10

وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ

Bayraktar Bayraklı

8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!

Cemal Külünkoğlu

Dağlar toz gibi ufalandığı

Mehmet Türk

8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)

77:11

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ

Bayraktar Bayraklı

8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!

Cemal Külünkoğlu

Ve peygamberlerin (Allah’ın mesajlarını ilettikleri kişi ve topluluklar aleyhine veya lehine şahitlik yapmaları için) tanıklık sıraları geldiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).

Mehmet Türk

8,9,10,11. Yıldızların söndüğü, göğün yarıldığı, dağların toz-duman olup savrulduğu ve Peygamberlerin (şâhitlik için) bir araya getirildiği zaman, var ya; (işte kıyamet, o gündür.)

77:12

لِأَيِّ يَوۡمٍ أُجِّلَتۡ

Bayraktar Bayraklı

8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!

Cemal Külünkoğlu

(Bunları duyanlar şöyle derler:) Bütün bunlar hangi gün gerçekleşecek?

Mehmet Türk

12,13. (Bunlar,) hangi güne ertelenmiş olabilir ki? (Olsa olsa, haklıyı haksızdan) ayırma gününe…

77:13

لِيَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ

Bayraktar Bayraklı

8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!

Cemal Külünkoğlu

(Doğru ile eğrinin, hak ile bâtılın) birbirinden ayrılıp hükme bağlanacağı gün (gerçekleşecek).

Mehmet Türk

12,13. (Bunlar,) hangi güne ertelenmiş olabilir ki? (Olsa olsa, haklıyı haksızdan) ayırma gününe…

77:14

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ

Bayraktar Bayraklı

8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!

Cemal Külünkoğlu

Hüküm ve ayırım gününün ne olduğunu biliyor musun?

Mehmet Türk

Bu ayırma gününün tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim, bildirebilir ki?

77:15

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

8,9,10,11,12,13,14,15. Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!

Cemal Külünkoğlu

(Bunu) yalanlayanların o gün vay haline!

Mehmet Türk

O gün (Peygamberlerini) yalanlayanların vay haline!

77:16

أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

16,17. Biz, öncekileri helâk etmedik mi? Sonra da, peşlerinden gelenleri onların ardına takacağız.

Cemal Külünkoğlu

Biz, (peygamberlerini inkâr eden kavimlerden) evvelkileri, helâk etmedik mi?

Mehmet Türk

Biz, önceki (kâfirleri) helâk etmedik mi?

77:17

ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡأٓخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

16,17. Biz, öncekileri helâk etmedik mi? Sonra da, peşlerinden gelenleri onların ardına takacağız.

Cemal Külünkoğlu

Onların arkasından gelip, aynı şekilde davrananları da elbette onların peşine takarız (onlar gibi helâk ederiz).

Mehmet Türk

Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.

77:18

كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

İşte biz, suçlulara böyle yaparız.

Cemal Külünkoğlu

Biz suçlulara işte böyle yaparız.

Mehmet Türk

İşte Biz, günâhkârlara böyle yaparız.

77:19

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, geçmişten ders almayan yalancıların vay haline!

Cemal Külünkoğlu

(Allah’ın ayetlerini) yalanlayanların o gün vay haline!

Mehmet Türk

O gün (Peygamberlerini) yalanlayanların vay haline!

77:20

أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءࣲ مَّهِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Sizi değersiz bir sudan yaratmadık mı?

Cemal Külünkoğlu

Biz sizi bayağı/basit bir sudan (meniden) yaratmadık mı (Hangi cesaretle yalanlamaya kalkışıyorsunuz)?

Mehmet Türk

(Ey kâfirler!) Biz sizi, bayağı bir sudan yaratmadık mı?

77:21

فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارࣲ مَّكِينٍ

Bayraktar Bayraklı

21,22. Sonra belli bir süreye kadar onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Cemal Külünkoğlu

Ve onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Mehmet Türk

21,22. Sonra Biz onu, belirli bir vakte kadar sağlam bir karargâha yerleştirdik.

77:22

إِلَىٰ قَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

21,22. Sonra belli bir süreye kadar onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Cemal Külünkoğlu

Sonra o suyu, (doğum için) belirli bir vakte kadar (rahîmde muhafaza etmedik mi?)

Mehmet Türk

21,22. Sonra Biz onu, belirli bir vakte kadar sağlam bir karargâha yerleştirdik.

77:23

فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Buna gücümüz yeter. Güç yetiren ne güzeldir!

Cemal Külünkoğlu

Biz, (insanın yaratılışını) işte böyle gerçekleştirdik. Ne mükemmeldir Bizim (bir şeyi) kudretimizle gerçekleştirmemiz!

Mehmet Türk

Buna gücümüz yettiğine göre, demek ki Biz, ne mükemmel bir güce sahibiz.

77:24

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, yaratanını inkâr edenlerin vay haline!

Cemal Külünkoğlu

(Allah’ın kudretini) yalanlayanların o gün vay haline!

Mehmet Türk

O gün, (Bizi) yalanlayanların vay haline!

77:25

أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا

Bayraktar Bayraklı

25,26. Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı?

Cemal Külünkoğlu

Biz yeryüzünü bir toplanma ve kalma yeri yapmadık mı?

Mehmet Türk

25,26. Biz yeryüzünü dirilere ve ölülere bir toplanma yeri kılmadık mı?

77:26

أَحۡيَآءࣰ وَأَمۡوَٰتࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

25,26. Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı?

Cemal Külünkoğlu

Hem dirilere hem ölülere.

Mehmet Türk

25,26. Biz yeryüzünü dirilere ve ölülere bir toplanma yeri kılmadık mı?

77:27

وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ شَٰمِخَٰتࣲ وَأَسۡقَيۡنَٰكُم مَّآءࣰ فُرَاتࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Oraya sabit ve yüksek dağlar yerleştirmedik mi? Size tatlı sular içirmedik mi?

Cemal Külünkoğlu

Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi?

Mehmet Türk

Ve orada yüksek dağlar yaratarak, size tatlı bir su içirtmedik mi?

77:28

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, Allah'ın nimetlerini yalanlayanların vay haline!

Cemal Külünkoğlu

(Bütün bu nimetleri) inkâr edenlerin o gün vay haline!

Mehmet Türk

O gün, (Bizi) yalanlayanların vay haline!

77:29

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Bayraktar Bayraklı

29,30,31,32,33. Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.

Cemal Külünkoğlu

(Kıyameti inkâr edenlere o gün şöyle denir): Haydi yalan saydığınız azaba gidin.

Mehmet Türk

(Ey kâfirler!) yalanlayıp durduğunuz azaba doğru gidin.

77:30

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلࣲّ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

29,30,31,32,33. Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.

Cemal Külünkoğlu

“Haydi gidin, üç kola ayrılmış (dumandan) bir gölgeye

Mehmet Türk

30,31. (Hem de cehennemin) üç kola ayrılmış (dumanının) serinletmeyen ve ateşten de korumayan gölgesine gidin.

77:31

لَّا ظَلِيلࣲ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ

Bayraktar Bayraklı

29,30,31,32,33. Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.

Cemal Külünkoğlu

(O) ne gölgelendirir ne de ateşten korur.

Mehmet Türk

30,31. (Hem de cehennemin) üç kola ayrılmış (dumanının) serinletmeyen ve ateşten de korumayan gölgesine gidin.

77:32

إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرࣲ كَٱلۡقَصۡرِ

Bayraktar Bayraklı

29,30,31,32,33. Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz o (cehennem), tomruk gibi kocaman kıvılcımlar saçar.

Mehmet Türk

Gerçekten o, (anda cehennem) her biri saraylar kadar büyük olan kıvılcımlar saçar.

77:33

كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتࣱ صُفۡرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

29,30,31,32,33. Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.

Cemal Külünkoğlu

Sanki o kıvılcımın her biri sarı renkte birer halattır.

Mehmet Türk

O kıvılcımların her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.

77:34

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, Allah'ın uyarısını yalanlayanların vay haline!

Cemal Külünkoğlu

(Bu durumu) yalan sayanların, o gün vay haline!

Mehmet Türk

O gün, (bunları) yalanlayanların vay haline!

77:35

هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bu, konuşamayacakları gündür.

Cemal Külünkoğlu

Bu (gün, hakka karşı direnenlerin) konuşamayacakları gündür.

Mehmet Türk

O gün, onların konuşamayacakları bir gündür.

77:36

وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Özür dilemelerine izin verilmeyecektir.

Cemal Külünkoğlu

Onlara izin de verilmez ki, mazeret beyan etsin ve özür dilesinler.

Mehmet Türk

Ve o gün, onlara mazeret uydurmaları için izin de verilmez.

77:37

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, âhireti yalanlayanların vay haline!

Cemal Külünkoğlu

Hakka karşı direnenlerin, o gün vay haline!

Mehmet Türk

O gün, (kıyameti) yalanlayanların vay haline!

77:38

هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür.

Cemal Külünkoğlu

Bu (gün), sizi ve önceki ümmetleri topladığımız doğru ile eğrinin, Hak ile bâtılın ayrıldığı gündür.

Mehmet Türk

(Allah o gün onlara): “İşte bugün, sizi ve öncekileri bir araya topladığımız (mü’min’i kâfirden) ayırt etme günüdür.”

77:39

فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدࣱ فَكِيدُونِ

Bayraktar Bayraklı

Eğer bir tuzağınız varsa, bana kurunuz.

Cemal Külünkoğlu

Eğer (azabı kaldıracak) bir hileniz/numaranız varsa, haydi bana gösterin onu!

Mehmet Türk

“Eğer (kurtulmak için kuracağınız) bir tuzağınız varsa, haydi Bana dilediğiniz tuzağı kurun (da bakalım.” der.)

77:40

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, hüküm gününü yalanlayanların vay haline!

Cemal Külünkoğlu

(Öldükten sonra dirilmeyi) inkâr edenlerin o gün vay haline!

Mehmet Türk

O gün, (âhireti) yalanlayanların vay haline!

77:41

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلࣲ وَعُيُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

41,42. Şüphesiz o gün, takvâ sahipleri, gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar, (serin) gölgeler altında ve pınar başlarında olacaklar.

Mehmet Türk

Şüphesiz Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar o gün, kesinlikle gölgeler altındaki tahtlara kurulurlar ve pınar başlarında otururlar.

77:42

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ

Bayraktar Bayraklı

41,42. Şüphesiz o gün, takvâ sahipleri, gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Arzu ettikleri her meyveyi hazır bulacaklar.

Mehmet Türk

Ve onlar arzuladıkları türlü meyveler arasındadırlar.

77:43

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

43,44. Kendilerine, “Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi âfiyetle yiyiniz, içiniz” denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz.

Cemal Külünkoğlu

(Onlara şöyle denir:) “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere afiyetle yiyin için.”

Mehmet Türk

(Onlara): “(Dünyada) yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin, için.” (denilir.)

77:44

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

43,44. Kendilerine, “Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi âfiyetle yiyiniz, içiniz” denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.

Mehmet Türk

Gerçekten Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

77:45

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, âhiretteki ödülü yalanlayanların vay haline!

Cemal Külünkoğlu

(Cenneti) inkâr edenlerin, o gün vay haline!

Mehmet Türk

O gün, yalanlayanların vay haline!

77:46

كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

46,47. Yiyiniz, azıcık sefa sürünüz; siz suçlusunuz. O gün, kıyametin kopacağını yalanlayanların vay haline!

Cemal Külünkoğlu

(Ey inkârcılar!) Siz (bu cennet nimetlerine karşılık) dünya nimetlerinden yiyin ve bir süre daha sefanızı sürün bakalım. Fakat şunu iyi bilin ki sizler gerçekten suçlu günahkârlarsınız.

Mehmet Türk

(Ey kâfirler! Siz de) yiyin ve (dünyada) biraz safâ sürün bakalım! Çünkü siz, zâten günâhkârlarsınız.

77:47

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

46,47. Yiyiniz, azıcık sefa sürünüz; siz suçlusunuz. O gün, kıyametin kopacağını yalanlayanların vay haline!

Cemal Külünkoğlu

Allah’ın emirlerini ciddiye almayan (günahkârların) o gün vay haline!

Mehmet Türk

O gün, (âhireti) yalanlayanların vay haline!

77:48

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

48,49. Kendilerine “Allah'ın huzurunda eğiliniz” dendiğinde, eğilmezler. O gün, Allah'a ibadeti yalanlayanların vay haline!

Cemal Külünkoğlu

(Dünyada) onlara: “Gelin Allah’a boyun eğin” denildiği zaman buna yanaşmazlardı (ve Allah’ın emirlerine itaat etmezlerdi).

Mehmet Türk

Onlar kendilerine: “Allah’ın huzurunda eğilin!” denildiği zaman eğilmezlerdi.

77:49

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

48,49. Kendilerine “Allah'ın huzurunda eğiliniz” dendiğinde, eğilmezler. O gün, Allah'a ibadeti yalanlayanların vay haline!

Cemal Külünkoğlu

Allah’ın emirlerini dikkate almayan isyankârların o gün vay haline!

Mehmet Türk

O gün (Allahı) yalanlayanların vay haline!

77:50

فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, bundan başka hangi söze inanacaklar?

Cemal Külünkoğlu

Peki, onlar (hakikati tüm açıklığıyla ortaya koyan bu ayetlere de inanmayacaklarsa), ondan başka hangi söze inanacaklar!

Mehmet Türk

Onlar, bun(a inanmadık)tan sonra hangi söze inanacaklar ki?