The Surah has been so named after the word al balad in the first verse.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
90:1
لَآ أُقۡسِمُ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3. Senin yaşamakta olduğun bu beldeye; doğurana ve doğana yemin olsun ki,
Cemal Külünkoğlu
Yemin ederim bu Beldeye (Mekke şehrine) ki (iş o inkârcıların sandığı gibi değil).
Mehmet Türk
1,2. Hayır! (Artık başka söze lüzum yok!) Şu beldeye, şu senin içerisinde oturduğun beldeye yemin ederim.
90:2
وَأَنتَ حِلُّۢ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3. Senin yaşamakta olduğun bu beldeye; doğurana ve doğana yemin olsun ki,
Cemal Külünkoğlu
Sen de serbestçe bu beldede yaşıyorsun.
Mehmet Türk
1,2. Hayır! (Artık başka söze lüzum yok!) Şu beldeye, şu senin içerisinde oturduğun beldeye yemin ederim.
90:3
وَوَالِدࣲ وَمَا وَلَدَ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3. Senin yaşamakta olduğun bu beldeye; doğurana ve doğana yemin olsun ki,
Cemal Külünkoğlu
Ve o babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin olsun ki,
Mehmet Türk
Ve yemin olsun babaya ve çocuğuna.
90:4
لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ فِي كَبَدٍ
Bayraktar Bayraklı
Biz, insanı zorluklar içinde yarattık.
Cemal Külünkoğlu
Biz insanı (hayatında karşılaşacağı) birtakım zorluklara, sıkıntılara dayanacak şekilde yarattık.
Mehmet Türk
Gerçekten Biz insanı, sıkıntılarla (mücadele etmesi için) yarattık.
90:5
أَيَحۡسَبُ أَن لَّن يَقۡدِرَ عَلَيۡهِ أَحَدࣱ
Bayraktar Bayraklı
İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
Cemal Külünkoğlu
(Hal böyleyken) o sanıyor mu ki, hiç kimse ona güç yetiremeyecektir!
Mehmet Türk
(O insan) kendisine karşı kimsenin, asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
90:6
يَقُولُ أَهۡلَكۡتُ مَالࣰ ا لُّبَدًا
Bayraktar Bayraklı
6,7. “Pek çok mal harcadım” der, kimse onu görmedi mi sanıyor?
Cemal Külünkoğlu
(O insan) “Ben, yığınla servet tükettim!” diyerek övünüp duruyor.
Mehmet Türk
Ve: “Ben, yığınla mal yok ettim.” diyor.
90:7
أَيَحۡسَبُ أَن لَّمۡ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ
Bayraktar Bayraklı
6,7. “Pek çok mal harcadım” der, kimse onu görmedi mi sanıyor?
Cemal Külünkoğlu
Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?
Mehmet Türk
(Yoksa) kendisini bir görenin olmadığını mı zannediyor?
90:8
أَلَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ عَيۡنَيۡنِ
Bayraktar Bayraklı
8,9,10. Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona hak ve bâtıl şeklinde iki yolu göstermedik mi?
Cemal Külünkoğlu
Biz ona (görmesi için) iki göz vermedik mi?
Mehmet Türk
8,9. Biz o (insana) iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?
90:9
وَلِسَانࣰ ا وَشَفَتَيۡنِ
Bayraktar Bayraklı
8,9,10. Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona hak ve bâtıl şeklinde iki yolu göstermedik mi?
Cemal Külünkoğlu
(Konuşabilmesi için) bir dil ve iki dudak lütfetmedik mi?
Mehmet Türk
8,9. Biz o (insana) iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?
90:10
وَهَدَيۡنَٰهُ ٱلنَّجۡدَيۡنِ
Bayraktar Bayraklı
8,9,10. Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona hak ve bâtıl şeklinde iki yolu göstermedik mi?
Cemal Külünkoğlu
Yine Biz ona (hak v e batıl, eğri ve doğru) iki yol göstermedik mi?
Mehmet Türk
Biz ona (hak ve bâtıl olmak üzere) iki yol göstermedik mi?
90:11
فَلَا ٱقۡتَحَمَ ٱلۡعَقَبَةَ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Cemal Külünkoğlu
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
Mehmet Türk
Fakat o, çetin yokuşa göğüs geremedi.
90:12
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡعَقَبَةُ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Cemal Külünkoğlu
Bildin mi, o sarp yokuş nedir?
Mehmet Türk
Bu çetin yokuşun tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim bildirebilir ki?
90:13
فَكُّ رَقَبَةٍ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Cemal Külünkoğlu
O, köle âzad etmektir (tutsakları özgürlüğüne kavuşturmaktır).
Mehmet Türk
O, köle azat etmek,
90:14
أَوۡ إِطۡعَٰمࣱ فِي يَوۡمࣲ ذِي مَسۡغَبَةࣲ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Cemal Külünkoğlu
Yahut kıtlık ve yokluk zamanında aç kişiyi doyurmaktır.
Mehmet Türk
14,15,16. Veya bir kıtlık gününde yakınında olan bir yetimi veya açlıktan kıvranan yoksulu doyurmak,
90:15
يَتِيمࣰ ا ذَا مَقۡرَبَةٍ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Cemal Külünkoğlu
Yakındaki bir yetime (bakmaktır).
Mehmet Türk
14,15,16. Veya bir kıtlık gününde yakınında olan bir yetimi veya açlıktan kıvranan yoksulu doyurmak,
90:16
أَوۡ مِسۡكِينࣰ ا ذَا مَتۡرَبَةࣲ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Cemal Külünkoğlu
Barınağı olmayan, ezilmiş boynu bükük bir yoksula (sahip çıkmaktır).
Mehmet Türk
14,15,16. Veya bir kıtlık gününde yakınında olan bir yetimi veya açlıktan kıvranan yoksulu doyurmak,