ٱقۡرَأۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلَّذِي خَلَقَ
Yaratan Rabbinin adı ile oku!
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
1,2. (Ey Muhammed!) Yaratan Rabbinin adıyla oku! Ki O, insanı pıhtılaşmış bir kandan yarattı.
The Clot · Mekkî · 19 âyet · Nüzul sırası 1
The Surah is titled so, after the word 'alaq in the second verse.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
ٱقۡرَأۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلَّذِي خَلَقَ
Yaratan Rabbinin adı ile oku!
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
1,2. (Ey Muhammed!) Yaratan Rabbinin adıyla oku! Ki O, insanı pıhtılaşmış bir kandan yarattı.
خَلَقَ ٱلۡإِنسَٰنَ مِنۡ عَلَقٍ
O, insanı bir yapışkan döllenmiş yumurta hücresinden yarattı.
O Rabbin ki, insanı alaktan (embriyodan/yumurtadan) yarattı.
1,2. (Ey Muhammed!) Yaratan Rabbinin adıyla oku! Ki O, insanı pıhtılaşmış bir kandan yarattı.
ٱقۡرَأۡ وَرَبُّكَ ٱلۡأَكۡرَمُ
Oku; çünkü Rabbin sonsuz kerem sahibidir.
Evet, oku! Senin Rabbin büyük lütuf sahibidir.
3,4. Oku! O, cömertliğinin sonu olmayan Rabbin, kalemle (yazmayı da) öğretendir.
ٱلَّذِي عَلَّمَ بِٱلۡقَلَمِ
O, insana kalemi kullanmayı öğretendir.
O, insana (bilgiyi) kalemle öğretti.
3,4. Oku! O, cömertliğinin sonu olmayan Rabbin, kalemle (yazmayı da) öğretendir.
عَلَّمَ ٱلۡإِنسَٰنَ مَا لَمۡ يَعۡلَمۡ
İnsana bilmediğini öğretti.
İnsana bilmediği şeyleri de öğretti.
İnsana bilmediklerini de ancak O öğretti.
كَلَّآ إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ لَيَطۡغَىٰٓ
Gerçek şu ki, insan azar.
6-7. Gerçek şu ki, insan ne zaman kendisini yeterli görse (kimseye muhtaç olmadığına kanaat getirse) fütursuzca azar (kendini tanrılaştırır).
6,7,8. Hayır! Doğrusu insan (ne zaman) kendisini kendisine yeterli görse, mutlaka azgınlık eder. Hâlbuki dönüş, mutlaka Rabbinedir.
أَن رَّءَاهُ ٱسۡتَغۡنَىٰٓ
Çünkü kendini yeterli görür.
6-7. Gerçek şu ki, insan ne zaman kendisini yeterli görse (kimseye muhtaç olmadığına kanaat getirse) fütursuzca azar (kendini tanrılaştırır).
6,7,8. Hayır! Doğrusu insan (ne zaman) kendisini kendisine yeterli görse, mutlaka azgınlık eder. Hâlbuki dönüş, mutlaka Rabbinedir.
إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجۡعَىٰٓ
Şüphesiz dönüş Rabbinedir.
Oysa dönüş yalnızca Rabbinedir.
6,7,8. Hayır! Doğrusu insan (ne zaman) kendisini kendisine yeterli görse, mutlaka azgınlık eder. Hâlbuki dönüş, mutlaka Rabbinedir.
أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي يَنۡهَىٰ
9,10. Allah'a yönelen bir kulu engelleyeni gördün mü?
9-10. Allah’a yönelen bir kulu engelleyeni gördün mü?
9,1. Baksana! Şu Namaz kıldığı zaman, (Allah’ın) kulu’nu engelleyene...
عَبۡدًا إِذَا صَلَّىٰٓ
9,10. Allah'a yönelen bir kulu engelleyeni gördün mü?
9-10. Allah’a yönelen bir kulu engelleyeni gördün mü?
9,1. Baksana! Şu Namaz kıldığı zaman, (Allah’ın) kulu’nu engelleyene...
أَرَءَيۡتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلۡهُدَىٰٓ
11,12. Ne dersin, o kul doğru yolda ise ve sakınmayı emrediyorsa!
Gördün mü o (inkârcıyı)? Ya onun engellediği kimse doğru yolda ise?
11,12. Ne dersin? Ya o (namaz kılan) kul, gerçekten dosdoğru yolda ise veya Allah’a karşı hata etmekten sakınmayı emrediyorsa?1
أَوۡ أَمَرَ بِٱلتَّقۡوَىٰٓ
11,12. Ne dersin, o kul doğru yolda ise ve sakınmayı emrediyorsa!
Yahut kötülüklerden sakınmayı teşvik ediyorsa (-ki öyledir-)?
11,12. Ne dersin? Ya o (namaz kılan) kul, gerçekten dosdoğru yolda ise veya Allah’a karşı hata etmekten sakınmayı emrediyorsa?1
أَرَءَيۡتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ
Ne dersin, engelleyen kişi yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa!
Hiç düşündün mü? Ya bu (adam, Hakkı) yalanlıyor yüz çeviriyorsa? (-ki öyle yapıyor- O zaman bu yaptığı kendisi için iyi olur mu?)
Ne dersin? Ya da bu (adam), hakkı yalanlıyor ve ona sırtını dönüyorsa?
أَلَمۡ يَعۡلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ
O bilmez mi ki, Allah her şeyi görüyor?
(Bu adam,) Allah’ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?
O (adam, yaptıklarını) Allah’ın gördüğünü hiç bilmiyor mu?
كَلَّا لَئِن لَّمۡ يَنتَهِ لَنَسۡفَعَۢا بِٱلنَّاصِيَةِ
15,16,17,18. Hayır hayır! Eğer bu yaptığından vazgeçmezse, derhal onu o yalancı, günahkâr alnından yakalarız. O, hemen gidip meclisini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
Hayır hayır! Eğer bu kişi tutumundan vazgeçmezse o yalancı günahkârı perçeminden (saçından) yakalayıp (cehenneme) sürükleyeceğiz.
15,16. Hayır, (gerçek onun zannettiği gibi değil.) Eğer o, (bu davranışından) vazgeçmezse, yemin olsun ki Biz onu, perçeminden, hem de o yalancı ve günâhkâr perçeminden tutup (cehenneme) sürükleyeceğiz.
نَاصِيَةࣲ كَٰذِبَةٍ خَاطِئَةࣲ
15,16,17,18. Hayır hayır! Eğer bu yaptığından vazgeçmezse, derhal onu o yalancı, günahkâr alnından yakalarız. O, hemen gidip meclisini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
Evet, o yalancı, ar damarı çatlamış inkârcıyı (saçından tutup sürükleyeceğiz).
15,16. Hayır, (gerçek onun zannettiği gibi değil.) Eğer o, (bu davranışından) vazgeçmezse, yemin olsun ki Biz onu, perçeminden, hem de o yalancı ve günâhkâr perçeminden tutup (cehenneme) sürükleyeceğiz.
فَلۡيَدۡعُ نَادِيَهُۥ
15,16,17,18. Hayır hayır! Eğer bu yaptığından vazgeçmezse, derhal onu o yalancı, günahkâr alnından yakalarız. O, hemen gidip meclisini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın da görelim.
17,18. Bizim Zebanileri çağıracağımız zaman o da taraftarlarını toplasın bakalım!
سَنَدۡعُ ٱلزَّبَانِيَةَ
15,16,17,18. Hayır hayır! Eğer bu yaptığından vazgeçmezse, derhal onu o yalancı, günahkâr alnından yakalarız. O, hemen gidip meclisini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
Biz de o gün zebanileri (cehennem görevlilerini) çağıracağız.
17,18. Bizim Zebanileri çağıracağımız zaman o da taraftarlarını toplasın bakalım!
كَلَّا لَا تُطِعۡهُ وَٱسۡجُدۡۤ وَٱقۡتَرِب۩
Hayır hayır! Ona uyma! Allah'a secde et ve yaklaş!
Hayır! Sakın ha! Onun tehditlerine boyun eğme (çünkü onun yolu sapıktır)! Sadece (Rabbine) boyun eğ/teslim ol ve (O’na) yaklaş!
Hayır! Sakın ona boyun eğme, sadece (Allah’a) secde et ve yaklaş.