İçeriğe atla
Untold Serenity

68. Al-Qalam

The Pen · Mekkî · 52 âyet · Nüzul sırası 2

القلم

This Surah is called Nun as well as Al-Qalam, the words with which it begins.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

68:1

نٓۚ وَٱلۡقَلَمِ وَمَا يَسۡطُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Nûn. Kalem ve yazdıklarına yemin olsun ki,

Cemal Külünkoğlu

Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki

Mehmet Türk

Nûn. O bildiğin kalem’e ve onunla yaza gelen ve yazmaya devam edecek olan (meleklere) yemin olsun.

68:2

مَآ أَنتَ بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ بِمَجۡنُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Rabbinin nimeti sayesinde sen bir deli değilsin.

Cemal Külünkoğlu

Sen Rabbinin (peygamberlik) lütfettiği birisin. (Onların iddia ettikleri gibi) asla delirmiş birisi değilsin!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Rabbinin nîmeti sayesinde sen, mecnun değilsin.

68:3

وَإِنَّ لَكَ لَأَجۡرًا غَيۡرَ مَمۡنُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, senin için kesintisiz bir ödül vardır.

Cemal Külünkoğlu

Ve senin için kesintisiz bir ödül vardır.

Mehmet Türk

Şüphesiz sana, bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır.

68:4

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Sen kesinlikle evrensel bir ahlâk üzeresin.

Cemal Külünkoğlu

Ve gerçekten sen, (insanlığa örnek olacak) pek büyük bir ahlak üzerindesin.

Mehmet Türk

Ve sen, kesinlikle çok büyük bir ahlâk üzeresin.

68:5

فَسَتُبۡصِرُ وَيُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

5,6. Hanginizde delilik olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

Cemal Külünkoğlu

Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

Mehmet Türk

5,6. Kimin mecnun olduğunu, yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

68:6

بِأَييِّكُمُ ٱلۡمَفۡتُونُ

Bayraktar Bayraklı

5,6. Hanginizde delilik olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

Cemal Külünkoğlu

Kimmiş fitneye tutulup çıldıran!

Mehmet Türk

5,6. Kimin mecnun olduğunu, yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

68:7

إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz senin Rabbin, yolundan çıkanı daha iyi bilir. Doğru yolda olanı da en iyi O bilir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz Rabbin, kimlerin kendi yolundan saptığını ve kimlerin doğru yolda olduğunu herkesten daha iyi bilendir.

Mehmet Türk

Senin Rabbin, kimin kendi yolundan saptığını kesinlikle daha iyi bilir, kimin de dosdoğru yolda olduğunu çok daha iyi bilir.

68:8

فَلَا تُطِعِ ٱلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

8,9. Yalanlayanlara uyma! Çünkü onlar isterler ki, sen yağcılık yapasın, onlar da sana yağcılık yapsınlar.

Cemal Külünkoğlu

O hâlde (seni ve Kur’an’ı) yalanlayanlara boyun eğme!

Mehmet Türk

O halde sakın yalancılara itaat etme.

68:9

وَدُّواْ لَوۡ تُدۡهِنُ فَيُدۡهِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

8,9. Yalanlayanlara uyma! Çünkü onlar isterler ki, sen yağcılık yapasın, onlar da sana yağcılık yapsınlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar senin (kendilerine) yumuşak davranmanı (taviz vermeni) isterler ki kendileri de (sana) yumuşak davransınlar.

Mehmet Türk

Onlar senin (onlara) yağcılık yapmanı, böylece kendilerinin de (sana) yağcılık yapmalarını arzu ediyorlar.

68:10

وَلَا تُطِعۡ كُلَّ حَلَّافࣲ مَّهِينٍ

Bayraktar Bayraklı

Yemin edip duran alçağa uyma!

Cemal Külünkoğlu

Şunların hiçbirine boyun eğip yakınlık gösterme: (Olur olmaz) yemin edip duran aşağılıklara,

Mehmet Türk

10,11,12,13. (Ey Muhammed!) Şu boş yere yemin eden, aşağılık, (herkesi) kötüleyip duran, boşboğazlık yapan, iyilik düşmanı, saldırgan, günâhkâr, saygısız, sonra bir de soysuzların hiçbirine itaat etme.

68:11

هَمَّازࣲ مَّشَّآءِۭ بِنَمِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

İğrenç dedikodular yapan iftiracıya da uyma!

Cemal Külünkoğlu

Ayıp arayıp kınayanlara, dedikodu yapanlara,

Mehmet Türk

10,11,12,13. (Ey Muhammed!) Şu boş yere yemin eden, aşağılık, (herkesi) kötüleyip duran, boşboğazlık yapan, iyilik düşmanı, saldırgan, günâhkâr, saygısız, sonra bir de soysuzların hiçbirine itaat etme.

68:12

مَّنَّاعࣲ لِّلۡخَيۡرِ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

İyiliğe mani olana, saldırgana, günahkâra da uyma!

Cemal Külünkoğlu

Hayrı engelleyenlere, saldırganlara (hak hukuk tanımayanlara), olabildiğince günah işleyenlere,

Mehmet Türk

10,11,12,13. (Ey Muhammed!) Şu boş yere yemin eden, aşağılık, (herkesi) kötüleyip duran, boşboğazlık yapan, iyilik düşmanı, saldırgan, günâhkâr, saygısız, sonra bir de soysuzların hiçbirine itaat etme.

68:13

عُتُلِّۭ بَعۡدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

Kaba ve haşin, bütün bunların ötesinde soysuza da uyma!

Cemal Külünkoğlu

Kaba, zorba üstüne üstlük şımarık soysuzlara,

Mehmet Türk

10,11,12,13. (Ey Muhammed!) Şu boş yere yemin eden, aşağılık, (herkesi) kötüleyip duran, boşboğazlık yapan, iyilik düşmanı, saldırgan, günâhkâr, saygısız, sonra bir de soysuzların hiçbirine itaat etme.

68:14

أَن كَانَ ذَا مَالࣲ وَبَنِينَ

Bayraktar Bayraklı

14,15. Mal ve çocuklarına güvenip, kendisine okunan âyetlerimize yönelik olarak, “Öncekilerin masalıdır” diyene de uyma!

Cemal Külünkoğlu

Mal mülk ve oğullarla şımaranlara (sakın yakınlık gösterme!).

Mehmet Türk

14,15. (Bir de) o, servete ve oğullara sahip olduğu için kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman: “(Bunlar) eskilerin masallarıdır.” diyene (itaat etme.)

68:15

إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

14,15. Mal ve çocuklarına güvenip, kendisine okunan âyetlerimize yönelik olarak, “Öncekilerin masalıdır” diyene de uyma!

Cemal Külünkoğlu

Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman: “Öncekilerin masalları!” der (burun kıvırır).

Mehmet Türk

14,15. (Bir de) o, servete ve oğullara sahip olduğu için kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman: “(Bunlar) eskilerin masallarıdır.” diyene (itaat etme.)

68:16

سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلۡخُرۡطُومِ

Bayraktar Bayraklı

Yakında onun burnunu damgalayacağız.

Cemal Külünkoğlu

Yakında Biz onun burnunu sürtüp zelil ve rezil edeceğiz.

Mehmet Türk

Yakında Biz, onun burnunu sürteceğiz.

68:17

إِنَّا بَلَوۡنَٰهُمۡ كَمَا بَلَوۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ إِذۡ أَقۡسَمُواْ لَيَصۡرِمُنَّهَا مُصۡبِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz, bahçe sahiplerini sınadığımız gibi onları da sınıyoruz. Hani bir vakit onlar, sabahleyin kesinlikle meyvelerini toplayacaklarına yemin etmişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

17-18. Şüphesiz biz, vaktiyle “Bahçe Sahipleri” ne (yaptıkları yüzünden) belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ vereceğiz. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi. (Bunu tasarlarken, Allah’ın iradesi ile ilgili “İnşaallah” gibi) hiçbir istisnai kayıt da koymamışlardı.

Mehmet Türk

Biz bunları da (vaktiyle) bahçe sahiplerini denediğimiz gibi deneyeceğiz. Hani onlar, bir sabah erkenden bahçeyi mutlaka devşireceklerine dâir yemin etmişlerdi.

68:18

وَلَا يَسۡتَثۡنُونَ

Bayraktar Bayraklı

“İnşallah” dememişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

17-18. Şüphesiz biz, vaktiyle “Bahçe Sahipleri” ne (yaptıkları yüzünden) belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ vereceğiz. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi. (Bunu tasarlarken, Allah’ın iradesi ile ilgili “İnşaallah” gibi) hiçbir istisnai kayıt da koymamışlardı.

Mehmet Türk

(Ve bu konuda) hiç bir istisna da yapmıyorlardı.

68:19

فَطَافَ عَلَيۡهَا طَآئِفࣱ مِّن رَّبِّكَ وَهُمۡ نَآئِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar uykudayken Rabbinin katından bir felâket, bostanlarını sardı.

Cemal Külünkoğlu

Ancak onlar uyurken Rabbinden gelen bir âfet/salgın o bahçeyi sarıvermişti de

Mehmet Türk

Fakat onlar uyuyorlarken Rabbin tarafından bir afet, o (bahçeyi) kuşatıverdi.

68:20

فَأَصۡبَحَتۡ كَٱلصَّرِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Bostanları yanıp simsiyah oldu.

Cemal Külünkoğlu

(Böylece bahçe) kökünden kuruyup kapkara kesilmişti.

Mehmet Türk

Ve o (bahçe) kapkara kesiliverdi.

68:21

فَتَنَادَوۡاْ مُصۡبِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

21,22. Sabahleyin birbirlerine şöyle seslendiler: “Eğer ürünlerinizi devşirecekseniz erkenden bostanlarınıza gidiniz!”

Cemal Külünkoğlu

Sabah vakti (olup bitenden habersiz) birbirlerine:

Mehmet Türk

21,22. Sabahleyin de birbirlerine: “Eğer ürününüzü devşirecekseniz erken davranın.” diye seslendiler

68:22

أَنِ ٱغۡدُواْ عَلَىٰ حَرۡثِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

21,22. Sabahleyin birbirlerine şöyle seslendiler: “Eğer ürünlerinizi devşirecekseniz erkenden bostanlarınıza gidiniz!”

Cemal Külünkoğlu

“Haydi! Hasat yapmak istiyorsanız, ürününüzü toplamaya erken çıkın!” diye sesleniyorlardı.

Mehmet Türk

21,22. Sabahleyin de birbirlerine: “Eğer ürününüzü devşirecekseniz erken davranın.” diye seslendiler

68:23

فَٱنطَلَقُواْ وَهُمۡ يَتَخَٰفَتُونَ

Bayraktar Bayraklı

23,24. Yola çıktılar, birbirlerine gizlice şöyle diyorlardı: “Bugün tarlada, yanınıza hiçbir yoksulun girmesine müsaade etmeyiniz!”

Cemal Külünkoğlu

Derken, aralarında fısıldaşarak yola koyuldular:

Mehmet Türk

23,24. Derken, kendi aralarında: “Sakın bugün aranıza bir yoksul sokulmasın!” diye fısıldaşarak (bahçelerine) gittiler.

68:24

أَن لَّا يَدۡخُلَنَّهَا ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكُم مِّسۡكِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

23,24. Yola çıktılar, birbirlerine gizlice şöyle diyorlardı: “Bugün tarlada, yanınıza hiçbir yoksulun girmesine müsaade etmeyiniz!”

Cemal Külünkoğlu

“Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın!”

Mehmet Türk

23,24. Derken, kendi aralarında: “Sakın bugün aranıza bir yoksul sokulmasın!” diye fısıldaşarak (bahçelerine) gittiler.

68:25

وَغَدَوۡاْ عَلَىٰ حَرۡدࣲ قَٰدِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28. Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, “Biz yanlış yere geldik” dediler. Kimileri de, “Hayır, biz mahvolmuşuz” dediler. İçlerinden en feraset sahibi, “Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?” dedi!”

Cemal Külünkoğlu

(Yoksulları) engellemeğe güçleri yetermiş gibi erkenden gittiler.

Mehmet Türk

(Sanki yoksulları) engellemeğe güçleri yetecekmiş gibi, erkenden gittiler.

68:26

فَلَمَّا رَأَوۡهَا قَالُوٓاْ إِنَّا لَضَآلُّونَ

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28. Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, “Biz yanlış yere geldik” dediler. Kimileri de, “Hayır, biz mahvolmuşuz” dediler. İçlerinden en feraset sahibi, “Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?” dedi!”

Cemal Külünkoğlu

Fakat bahçeyi o halde görünce: “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız (yanlış yere geldik)!” dediler.

Mehmet Türk

26,27. Ama o (bahçeyi o halde) görünce (önce): “Biz herhalde yanlış gelmişiz” dediler. (Sonra da): “Hayır, biz tam tersine (bütün servetimizden) yoksun bırakıldık.” dediler.

68:27

بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28. Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, “Biz yanlış yere geldik” dediler. Kimileri de, “Hayır, biz mahvolmuşuz” dediler. İçlerinden en feraset sahibi, “Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?” dedi!”

Cemal Külünkoğlu

(Kendi bahçeleri olduğunu anladıklarında ise:) “Olamaz, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) mahrum bırakıldık” (dediler).

Mehmet Türk

26,27. Ama o (bahçeyi o halde) görünce (önce): “Biz herhalde yanlış gelmişiz” dediler. (Sonra da): “Hayır, biz tam tersine (bütün servetimizden) yoksun bırakıldık.” dediler.

68:28

قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28. Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, “Biz yanlış yere geldik” dediler. Kimileri de, “Hayır, biz mahvolmuşuz” dediler. İçlerinden en feraset sahibi, “Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?” dedi!”

Cemal Külünkoğlu

İçlerinden aklı başına olanı: “Ben size, ’Rabbinizi unutmamalısınız, nimetlerine şükretmelisiniz’ dememiş miydim?” dedi.

Mehmet Türk

(İçlerinden) aklı başında olan birisi: “Ben size (Allah’ı) anmanız gerekmez miydi? dememiş miydim?” dedi.

68:29

قَالُواْ سُبۡحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

29,30,31,32. Onlar, “Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik” dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz.”

Cemal Külünkoğlu

(Onlar:) “Rabbimizi tesbih ederiz, O’na şükrederiz. Doğrusu biz (Rabbimizi unutarak) kendimize zulmetmişiz” dediler.

Mehmet Türk

(En sonunda): “Ey Rabbimiz! Sen ne kadar da yücesin! Gerçekten bizler zâlimlerden olduk.” dediler.

68:30

فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَلَٰوَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

29,30,31,32. Onlar, “Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik” dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz.”

Cemal Külünkoğlu

30-31. Bunun üzerine, “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!” diyerek birbirlerini kınamaya başladılar.

Mehmet Türk

Hemen birbirlerini kınamağa başladılar.

68:31

قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ

Bayraktar Bayraklı

29,30,31,32. Onlar, “Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik” dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz.”

Cemal Külünkoğlu

30-31. Bunun üzerine, “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!” diyerek birbirlerini kınamaya başladılar.

Mehmet Türk

31,32. (Ve): “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, azgın kimselermişiz. Belki Rabbimiz, bize onun yerine daha hayırlısını verir. Artık biz (bundan sonra) sadece Rabbimizin rızasını kazanmaya çalışacağız.” dediler.

68:32

عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبۡدِلَنَا خَيۡرࣰ ا مِّنۡهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

29,30,31,32. Onlar, “Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik” dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz.”

Cemal Külünkoğlu

“Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Şüphesiz biz, yalnızca Rabbimize yönelen kimseleriz.”

Mehmet Türk

31,32. (Ve): “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, azgın kimselermişiz. Belki Rabbimiz, bize onun yerine daha hayırlısını verir. Artık biz (bundan sonra) sadece Rabbimizin rızasını kazanmaya çalışacağız.” dediler.

68:33

كَذَٰلِكَ ٱلۡعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte, azap böyledir. Âhiret azabı, elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

Cemal Külünkoğlu

İşte (Allah’ın) azabı böyledir! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi (de ona göre yaşasalardı)!

Mehmet Türk

İşte (dünya) azabı böyledir. Ah bir bilseler! Âhiret azabı, kesinlikle çok daha büyüktür.

68:34

إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz takvâ sahipleri için de nimet cennetleri vardır.

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki, Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar için Rableri katında mutluluk cennetleri vardır.

Mehmet Türk

Şüphesiz (Allah’a) karşı hata etmekten sakınanlar için, Rableri katında nîmetleri bol cennetler vardır.

68:35

أَفَنَجۡعَلُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ كَٱلۡمُجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Öyle ya, Allah'a teslim olanlarla suçluları bir tutar mıyız hiç?

Cemal Külünkoğlu

Öyle ya, Allah’a yürekten bağlı olanlarla günahkârları bir mi tutacağız?

Mehmet Türk

Biz hiç Müslümanları, günâhkârlarla bir tutar mıyız?

68:36

مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

Neyinize güveniyorsunuz? Nasıl hüküm veriyorsunuz?

Mehmet Türk

Şimdi size ne oluyor da nasıl böyle (yanlış) hükümler veriyorsunuz!

68:37

أَمۡ لَكُمۡ كِتَٰبࣱ فِيهِ تَدۡرُسُونَ

Bayraktar Bayraklı

37,38. Yoksa size ait bir kitap var da, beğendiğiniz her şeyin sizin için olacağını onda mı okuyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

Yoksa bu konuda ders aldığınız size ait bir kitap mı var?

Mehmet Türk

37,38. Yoksa okuyup durduğunuz size özel, bir kitabınız var da (orada): “Siz bu âlemde neyi beğenirseniz o mutlaka sizin olacak” diye mi? (yazıyor.)

68:38

إِنَّ لَكُمۡ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

37,38. Yoksa size ait bir kitap var da, beğendiğiniz her şeyin sizin için olacağını onda mı okuyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

İçinde, neyi isterseniz, o sizin olacak yazılı. (Bu saçma hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?

Mehmet Türk

37,38. Yoksa okuyup durduğunuz size özel, bir kitabınız var da (orada): “Siz bu âlemde neyi beğenirseniz o mutlaka sizin olacak” diye mi? (yazıyor.)

68:39

أَمۡ لَكُمۡ أَيۡمَٰنٌ عَلَيۡنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ إِنَّ لَكُمۡ لَمَا تَحۡكُمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, “Ne hükmederseniz mutlaka sizindir” diye, sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli, kesin sözler mi var?

Cemal Külünkoğlu

Yahut: “Her neye hükmederseniz o yerine getirilir” diye kıyamete kadar geçerli olacak size yeminle verilmiş sözümüz mü var?

Mehmet Türk

Yoksa Biz size; “siz ne derseniz o kesinlikle öyle olacak” diye kıyamet gününe kadar sürecek bir söz mü verdik?

68:40

سَلۡهُمۡ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Sor onlara: “Bu iddiayı onların hangisi savunacak?”

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Onlara; bu (iddiayı) onlardan hangisinin savunabileceğini bir sor!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Onlara; bu (iddiayı) onlardan hangisinin savunabileceğini bir sor.

68:41

أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَآءُ فَلۡيَأۡتُواْ بِشُرَكَآئِهِمۡ إِن كَانُواْ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, onların ortakları mı var? Sözlerinde doğru iseler, hadi getirsinler ortaklarını!

Cemal Külünkoğlu

Yoksa onların (bu sözlerini savunacak) ortakları mı var? Eğer (sözlerinde) doğru iseler, haydi getirsinler ortaklarını!

Mehmet Türk

Yoksa (bu konuda) kendilerinin ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorlarsa, çağırsınlar ortaklarını (da bir görelim.)

68:42

يَوۡمَ يُكۡشَفُ عَن سَاقࣲ وَيُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ

Bayraktar Bayraklı

O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler; fakat güç yetiremezler.

Cemal Külünkoğlu

O ezici gücün kendini gösterip dizde dermanın kalmayacağı ve (bütün insanların) secdeye davet edileceği gün, (inkârcılar secde etmeye) güç yetiremeyecekler.

Mehmet Türk

Gerçeklerin bütün çıplaklığıyla ortaya konulacağı (kıyamet) günü onlar, secdeye davet edilirler, ama onların buna güçleri yetmez.

68:43

خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۖ وَقَدۡ كَانُواْ يُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمۡ سَٰلِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde, kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

Gözleri düşmüş bir durumda, onları aşağılanma kaplar. Oysa onlar (dünyada) sağlam iken secdeye çağrılmışlardı.

Mehmet Türk

(İşte o an) onların bakışları yere saplanır ve kendilerini de bir alçaklık sarar. Hâlbuki onlar, sapasağlam iken de (Allah’a) secdeye davet edilmişlerdi.

68:44

فَذَرۡنِي وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِۖ سَنَسۡتَدۡرِجُهُم مِّنۡ حَيۡثُ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sen, bu Kur'ân'ı yalan sayanı bana bırak! Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak! Biz (kendilerine birtakım dünyalıklar versek bile, yaptıkları yüzünden) onları bilemeyecekleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.

Mehmet Türk

Artık şu (Allah’ın) sözünü yalanlayanları sen Bana bırak. Biz onları bilmeyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız.

68:45

وَأُمۡلِي لَهُمۡۚ إِنَّ كَيۡدِي مَتِينٌ

Bayraktar Bayraklı

Onlara biraz süre tanıyorum. Doğrusu benim planım çok sağlamdır.

Cemal Külünkoğlu

Ben, onlara süre tanıyorum. Unutmayın ki benim onları alt edecek planım (cezalandırmam) çok sağlamdır.

Mehmet Türk

Ben, (şimdilik) onlara süre tanıyorum. Şüphesiz Benim (karşı) tuzağım, çok sağlamdır.

68:46

أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرࣰ ا فَهُم مِّن مَّغۡرَمࣲ مُّثۡقَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, sanki sen onlardan bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

Cemal Külünkoğlu

Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç altına mı kalıyorlar?

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Yoksa onlar, senin kendilerinden bir ücret isteyeceğinden, böylece de onları ağır bir borç altına sokacağından mı (korkuyorlar?)

68:47

أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَيۡبُ فَهُمۡ يَكۡتُبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, gayb bilgileri var da bu bilgileri kendileri mi yazıyorlar?

Cemal Külünkoğlu

Ya da gaybın bilgisinin kendi kavrayış alanları içinde olduğunu ve böylece onu yazabileceklerini mi (sanıyorlar)?

Mehmet Türk

Yoksa ğayb (bilgisi) onların yanında da kendileri (oradan istediklerini) mi yazıyorlar?

68:48

فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلۡحُوتِ إِذۡ نَادَىٰ وَهُوَ مَكۡظُومࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Artık, Rabbinin hüküm vermesi için sabret! Balığın dostu/Yûnus gibi olma! O vakit, üzgün olarak Rabbine yalvarmıştı.

Cemal Külünkoğlu

Sen Rabbinin (inkârcılara mühlet vermesine dair) hükmünü sabırla bekle! Balığın yuttuğu (Yunus) gibi olma! O, balığın karnında (inanmayan kavmini rabbinden izinsiz terk ettiği için pişman olmuş) pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti.

Mehmet Türk

O halde Rabbinin hükmüne sabret ve öfkeye kapılıp (Rabbine) seslenen balık sahibi (Yûnus) gibi olma!

68:49

لَّوۡلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعۡمَةࣱ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ مَذۡمُومࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Rabbi katından ona bir rahmet ulaşmasaydı, kınanmış bir halde o açık araziye atılacaktı.

Cemal Külünkoğlu

Eğer Rabbinden bir lütuf ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.

Mehmet Türk

Eğer Rabbinin nîmeti ona yetişmeseydi, o yerilerek ıssız bir yere atılırdı.

68:50

فَٱجۡتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

Rabbi onu seçip, iyi kullarından kıldı.

Cemal Külünkoğlu

Fakat Rabbi (duasını kabul edip tekrar onu) seçti ve sâlih/erdemli insanlardan yaptı.

Mehmet Türk

Fakat Rabbi onu seçti ve inandığını yaşayan kullarından kıldı.

68:51

وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَيُزۡلِقُونَكَ بِأَبۡصَٰرِهِمۡ لَمَّا سَمِعُواْ ٱلذِّكۡرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجۡنُونࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İnkâr edenler Kur'ân'ı duyduklarında, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. “Bu tam anlamıyla delidir” diyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

Küfürde direnenler, Kur’an’ı işittikleri vakit, (sana olan düşmanlıklarından dolayı) neredeyse gözleri ile seni devireceklerdi. Onlar Hâlâ da (senin için): “o delinin biridir” deyip duruyorlar.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) O kâfirler, zikri (Kur’an’ı) her duyduklarında, ellerinden gelse seni gözleriyle yok edecekler. (Bir de): “O kesinlikle mecnundur.” diyorlar.

68:52

وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Oysaki Kur'ân, insanlar için bir öğütten başka bir şey değildir.

Cemal Külünkoğlu

Oysa o, (inkâr ettikleri bu Kur’an) insanlık için ancak bir öğüt ve şeref kaynağıdır.

Mehmet Türk

Oysa o (Kur’an, akıllılar) âlemine bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir.