İçeriğe atla
Untold Serenity

69. Al-Haqqah

The Reality · Mekkî · 52 âyet · Nüzul sırası 78

الحاقة

The Surah takes its name from the word al-Haaqqah with which it opens.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

69:1

ٱلۡحَآقَّةُ

Bayraktar Bayraklı

Gerçekleşen,

Cemal Külünkoğlu

Geleceği ve gerçekleşeceği kuşkusuz olan (kıyamet).

Mehmet Türk

O kıyamet günü (var ya),

69:2

مَا ٱلۡحَآقَّةُ

Bayraktar Bayraklı

Nedir o gerçekleşen?

Cemal Külünkoğlu

Nedir o gerçekleşecek olan (kıyamet bilir misin)?

Mehmet Türk

Ne (müthiş) kıyamet günüdür o!

69:3

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡحَآقَّةُ

Bayraktar Bayraklı

Gerçekleşenin ne olduğunu sen nereden bileceksin.

Cemal Külünkoğlu

O gerçekleşecek olan (kıyametin ne yaman bir şey olduğunu) sen bir bilsen!

Mehmet Türk

O kıyamet gününün tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim bildirebilir ki?

69:4

كَذَّبَتۡ ثَمُودُ وَعَادُۢ بِٱلۡقَارِعَةِ

Bayraktar Bayraklı

Semûd ve ‘Âd kavimleri kıyameti yalanladı.

Cemal Külünkoğlu

Vaktiyle Semûd ve Âd (kavimleri), yüreklerini hoplatacak olan o büyük felaketi yalanladılar.

Mehmet Türk

Semûd ve Âd (toplumları) işte o kıyamet gününü yalanladılar.

69:5

فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهۡلِكُواْ بِٱلطَّاغِيَةِ

Bayraktar Bayraklı

Semûd kavmi korkunç bir sarsıntı ile yok edilmişti.

Cemal Külünkoğlu

(Yaptıkları yüzünden) Semûd kavmi korkunç bir sarsıntı ile helâk edildi.

Mehmet Türk

Bu nedenle Semûd (toplumu) korkunç bir sesle helâk edildi.

69:6

وَأَمَّا عَادࣱ فَأُهۡلِكُواْ بِرِيحࣲ صَرۡصَرٍ عَاتِيَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

6,7,8. ‘Âd toplumuna gelince, onlar soğuk ve şiddetli bir rüzgârla yok edildiler. Allah o rüzgârı yedi gece, sekiz gündüz, aralıksız olarak başlarına sardı. Böylece o halkın, içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiklerini görürsün. Onlardan geriye kalan hiçbir kimseyi görüyor musun?

Cemal Külünkoğlu

Âd kavmi de şiddetli bir rüzgâr ile helak olup gitti.

Mehmet Türk

Âd (toplumu) ise; soğuk ve gürültülü, azgın bir kasırga ile helâk edildi.

69:7

سَخَّرَهَا عَلَيۡهِمۡ سَبۡعَ لَيَالࣲ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومࣰ اۖ فَتَرَى ٱلۡقَوۡمَ فِيهَا صَرۡعَىٰ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلٍ خَاوِيَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

6,7,8. ‘Âd toplumuna gelince, onlar soğuk ve şiddetli bir rüzgârla yok edildiler. Allah o rüzgârı yedi gece, sekiz gündüz, aralıksız olarak başlarına sardı. Böylece o halkın, içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiklerini görürsün. Onlardan geriye kalan hiçbir kimseyi görüyor musun?

Cemal Külünkoğlu

Allah onların kökünü kazımak için o kasırgayı üzerlerine yedi gece, sekiz gün kesintisiz olarak salıverdi. Öyle ki sen (o zaman orada olsaydın), o halkı, içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.

Mehmet Türk

(Allah) o kasırgayı, onların kökünü kazımak için aralıksız yedi gece, sekiz gündüz, üzerlerine musallat etti. O toplumu, orada yere serilmiş haldeyken bir görseydin sanki onlar, içi boş hurma kütükleri gibiydiler.

69:8

فَهَلۡ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

6,7,8. ‘Âd toplumuna gelince, onlar soğuk ve şiddetli bir rüzgârla yok edildiler. Allah o rüzgârı yedi gece, sekiz gündüz, aralıksız olarak başlarına sardı. Böylece o halkın, içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiklerini görürsün. Onlardan geriye kalan hiçbir kimseyi görüyor musun?

Cemal Külünkoğlu

Şimdi onlardan geri kalan (hiçbir şey) görebiliyor musun?

Mehmet Türk

Şimdi onlardan arda kalan (bir şey) görebiliyor musun?

69:9

وَجَآءَ فِرۡعَوۡنُ وَمَن قَبۡلَهُۥ وَٱلۡمُؤۡتَفِكَٰتُ بِٱلۡخَاطِئَةِ

Bayraktar Bayraklı

Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş şehirler de hep o günahı işlediler.

Cemal Külünkoğlu

Firavun da ondan öncekiler de Lût kavminin kasabalar halkı da hep o hatayı (şirki ve isyanı) işlediler.

Mehmet Türk

Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirlerin (halkları da) aynı hatayı (işleye) geldiler.

69:10

فَعَصَوۡاْ رَسُولَ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَهُمۡ أَخۡذَةࣰ رَّابِيَةً

Bayraktar Bayraklı

Rablerinin peygamberine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.

Cemal Külünkoğlu

Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler (isyan ettiler). Bunun üzerine Allah da onları şiddeti (gittikçe) artan bir azap ile yakaladı.

Mehmet Türk

Ve onların hepsi de Rablerinin (kendilerine gönderdiği) Peygambere karşı geldiler. Allah da onları, (inkârlarına göre) artan bir azapla helâk etti.

69:11

إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلۡمَآءُ حَمَلۡنَٰكُمۡ فِي ٱلۡجَارِيَةِ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, su bastığı zaman sizi gemide biz taşıdık.

Cemal Külünkoğlu

(Nuh tufanında) sular her tarafı kaplayınca sizi(n atalarınızı) o azgın sular üzerinde akıp giden gemide Biz taşıdık.

Mehmet Türk

11,12. Sular kabardığı zaman bu (helâk) olayı (ileride) sizlere bir uyarı olsun ve duyduğu şeyden ibret alabilen kulaklar iyice duysun diye, sizi o (Nuh’un) gemisinde Biz taşıdık.

69:12

لِنَجۡعَلَهَا لَكُمۡ تَذۡكِرَةࣰ وَتَعِيَهَآ أُذُنࣱ وَٰعِيَةࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Onu sizin için öğüt yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye.

Cemal Külünkoğlu

Taşıdık ki, onu sizin için (nesilden nesile aktarılan) bir ibret vesilesi olsun; can kulağı ile dinleyip ders alanlar onu belleyip kavrasınlar!

Mehmet Türk

11,12. Sular kabardığı zaman bu (helâk) olayı (ileride) sizlere bir uyarı olsun ve duyduğu şeyden ibret alabilen kulaklar iyice duysun diye, sizi o (Nuh’un) gemisinde Biz taşıdık.

69:13

فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ نَفۡخَةࣱ وَٰحِدَةࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Sûra bir üfleyişle üflendiğinde;

Cemal Külünkoğlu

Artık Sur’a bir defa üfürüldüğü,

Mehmet Türk

13,14. Artık sur’a birinci defa üflendiği, yeryüzü ve dağların yerlerinden kaldırılıp birbirine çarpılarak bir defada darmadağın edildiği zaman (var ya!)

69:14

وَحُمِلَتِ ٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ‏

Bayraktar Bayraklı

Yer ve dağlar yükletilip birbirine bir çarpışla parça parça edildiğinde;

Cemal Külünkoğlu

Yeryüzü ve dağlar yerlerinden kaldırılıp birbirlerine şiddetle çarparak paramparça olduğu zaman,

Mehmet Türk

13,14. Artık sur’a birinci defa üflendiği, yeryüzü ve dağların yerlerinden kaldırılıp birbirine çarpılarak bir defada darmadağın edildiği zaman (var ya!)

69:15

فَيَوۡمَئِذࣲ وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ

Bayraktar Bayraklı

İşte o gün olması gereken olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

İşte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

Mehmet Türk

İşte o gün, artık kıyamet kopmuştur.

69:16

وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِيَ يَوۡمَئِذࣲ وَاهِيَةࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Gök yarılmıştır. O gün o, lime lime sarkmıştır.

Cemal Külünkoğlu

Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.

Mehmet Türk

O gün, gökyüzü de yarılmış ve iyice özü kaçmıştır.

69:17

وَٱلۡمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرۡجَآئِهَاۚ وَيَحۡمِلُ عَرۡشَ رَبِّكَ فَوۡقَهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ ثَمَٰنِيَةࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Bütün melekler göğün etrafında olacaklar ve onların üzerinde o gün sekiz melek, Rabbinin egemenlik tahtını taşıyacaklar.

Cemal Külünkoğlu

Melekler de o gün göğün etrafındadır. O gün Rabbinin tahtını/arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) taşır.

Mehmet Türk

Melekler de o (gökyüzü)’nün etrafındadır. O gün, Rabbinin Arşı’nı bunların da üzerinde bulunan sekiz (taşıyıcı) taşır.

69:18

يَوۡمَئِذࣲ تُعۡرَضُونَ لَا تَخۡفَىٰ مِنكُمۡ خَافِيَةࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

O gün huzura arz olunursunuz. Size ait hiçbir şey gizli kalmayacak,

Cemal Külünkoğlu

O gün, size ait hiçbir sır gizli kalmayacak ve (hepiniz hesap vermek ve hayatına devam etmek üzere Allah’ın huzuruna) arz olunacaksınız.

Mehmet Türk

(Ey insanlar!) İşte o gün (hepiniz Allah’ın) huzuruna alınırsınız ve size ait hiçbir sır, kesinlikle gizli kalmaz.

69:19

فَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقۡرَءُواْ كِتَٰبِيَهۡ

Bayraktar Bayraklı

19,20. Kitabı sağ tarafından verilenler, “Alın kitabımı okuyun, doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum” diyecek.

Cemal Külünkoğlu

19-20. Amel defteri (Sabit Diski) sağ tarafından verilen kimse, (iftiharla) haykıracak: “İşte defterim, okuyun (işte hayat filmim seyredin)! Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı (yaşadıklarımla yüzleşeceğimi) zaten biliyordum” diyecek.

Mehmet Türk

19,2. (O gün) kitabı sağ eline verilen kişi: “Gelin, şu kitabımı bir okuyun. Doğrusu ben, bu hesaplaşma ile karsılaşacağıma (ta dünyadayken) kesinlikle inanıyordum.” der.

69:20

إِنِّي ظَنَنتُ أَنِّي مُلَٰقٍ حِسَابِيَهۡ

Bayraktar Bayraklı

19,20. Kitabı sağ tarafından verilenler, “Alın kitabımı okuyun, doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum” diyecek.

Cemal Külünkoğlu

19-20. Amel defteri (Sabit Diski) sağ tarafından verilen kimse, (iftiharla) haykıracak: “İşte defterim, okuyun (işte hayat filmim seyredin)! Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı (yaşadıklarımla yüzleşeceğimi) zaten biliyordum” diyecek.

Mehmet Türk

19,2. (O gün) kitabı sağ eline verilen kişi: “Gelin, şu kitabımı bir okuyun. Doğrusu ben, bu hesaplaşma ile karsılaşacağıma (ta dünyadayken) kesinlikle inanıyordum.” der.

69:21

فَهُوَ فِي عِيشَةࣲ رَّاضِيَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

21,22,23,24. O, hoş bir hayat içinde, meyveleri sarkmış, yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: “Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!”

Cemal Külünkoğlu

Artık o hoş bir yaşayış içindedir.

Mehmet Türk

21,22,23. O meyveleri sarkmış yüce bir cennette, hoşnut kalacağı bir hayat içerisindedir.

69:22

فِي جَنَّةٍ عَالِيَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

21,22,23,24. O, hoş bir hayat içinde, meyveleri sarkmış, yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: “Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!”

Cemal Külünkoğlu

Yüksek bir bahçede (hayatına devam edecektir).

Mehmet Türk

21,22,23. O meyveleri sarkmış yüce bir cennette, hoşnut kalacağı bir hayat içerisindedir.

69:23

قُطُوفُهَا دَانِيَةࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

21,22,23,24. O, hoş bir hayat içinde, meyveleri sarkmış, yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: “Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!”

Cemal Külünkoğlu

(Orada) meyveler ulaşılabilecek yakınlıktadır.

Mehmet Türk

21,22,23. O meyveleri sarkmış yüce bir cennette, hoşnut kalacağı bir hayat içerisindedir.

69:24

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَآ أَسۡلَفۡتُمۡ فِي ٱلۡأَيَّامِ ٱلۡخَالِيَةِ

Bayraktar Bayraklı

21,22,23,24. O, hoş bir hayat içinde, meyveleri sarkmış, yüksek bir cennette olacak. Onlara şöyle denilecek: “Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyiniz, içiniz!”

Cemal Külünkoğlu

(Onlara:) “Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için” denilecek.

Mehmet Türk

Ve onlara; “daha önceden (ücretini) peşin ödemenize karşılık olmak üzere, (şimdi burada) afiyetle yiyin ve için.”denilir.

69:25

وَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي لَمۡ أُوتَ كِتَٰبِيَهۡ

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29. Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: “Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu.”

Cemal Külünkoğlu

Amel defteri kendisine sol tarafından verilen ise şöyle diyecek: “Keşke defterim bana verilmeseydi.”

Mehmet Türk

(O gün) kitabı sol eline verilen kişi ise: “Keşke kitabım bana hiç verilmeseydi.” der.

69:26

وَلَمۡ أَدۡرِ مَا حِسَابِيَهۡ

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29. Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: “Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu.”

Cemal Külünkoğlu

“Hesabımı (yaptıklarımı) bilmeseydim.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Keşke hesabımı hiç bilmeseydim.”

69:27

يَٰلَيۡتَهَا كَانَتِ ٱلۡقَاضِيَةَ

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29. Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: “Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu.”

Cemal Külünkoğlu

Keşke o (ölümle) her şey bitseydi (yeniden dirilmek olmasaydı).”

Mehmet Türk

“Keşke (ölümümle) her şey bitseydi.”

69:28

مَآ أَغۡنَىٰ عَنِّي مَالِيَهۡۜ

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29. Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: “Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu.”

Cemal Külünkoğlu

“Malım (servetim) bana hiçbir yarar sağlamadı.

Mehmet Türk

“Malımın da bana bir yararı olmadı.”

69:29

هَلَكَ عَنِّي سُلۡطَٰنِيَهۡ

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29. Kitabı sol tarafından verilene gelince, o da şöyle diyecek: “Keşke kitabım bana verilmeseydi, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, keşke ölüm her şeyi bitirmiş olsaydı; malım bana hiçbir fayda vermedi, bütün gücüm yok oldu.”

Cemal Külünkoğlu

Saltanatım (güç ve kudretim) yok olup gitti.”

Mehmet Türk

“Gücüm de mahvoldu” (der.)

69:30

خُذُوهُ فَغُلُّوهُ

Bayraktar Bayraklı

O esnada şöyle emredilir: “Onu yakalayıp bağlayınız.”

Cemal Külünkoğlu

(Allah, cehennem görevlilerine şöyle emredecek:) “Onu yakalayıp bağlayın!

Mehmet Türk

30,31. (Allah); “Onu yakalayın ve hemen bağlayın, sonra onu cehenneme atın.”

69:31

ثُمَّ ٱلۡجَحِيمَ صَلُّوهُ

Bayraktar Bayraklı

“Sonra onu alevli ateşe atınız.”

Cemal Külünkoğlu

Sonra da onu cehenneme atın!”

Mehmet Türk

30,31. (Allah); “Onu yakalayın ve hemen bağlayın, sonra onu cehenneme atın.”

69:32

ثُمَّ فِي سِلۡسِلَةࣲ ذَرۡعُهَا سَبۡعُونَ ذِرَاعࣰ ا فَٱسۡلُكُوهُ

Bayraktar Bayraklı

“Sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayınız.”

Cemal Külünkoğlu

“Daha sonra onu (cehennemde) uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun!”

Mehmet Türk

“Sonra da yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire vurup, gönderin.”

69:33

إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ ٱلۡعَظِيمِ

Bayraktar Bayraklı

33,34. “Çünkü o, Yüce Allah'a iman etmezdi, yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi.”

Cemal Külünkoğlu

“Çünkü o, yüce Allah’a inanmazdı

Mehmet Türk

33,34. “Çünkü o, yüce Allah’a îman etmiyor ve kimseyi yoksula hakkı olan yiyeceği vermeye de teşvik etmiyordu.” der.

69:34

وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ

Bayraktar Bayraklı

33,34. “Çünkü o, Yüce Allah'a iman etmezdi, yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi.”

Cemal Külünkoğlu

Ve yoksulu doyurmayı teşvik etmezdi.”

Mehmet Türk

33,34. “Çünkü o, yüce Allah’a îman etmiyor ve kimseyi yoksula hakkı olan yiyeceği vermeye de teşvik etmiyordu.” der.

69:35

فَلَيۡسَ لَهُ ٱلۡيَوۡمَ هَٰهُنَا حَمِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Bu sebeple bugün burada onun candan bir dostu yoktur.

Cemal Külünkoğlu

“Bundan dolayı, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur.”

Mehmet Türk

(Artık) bugün, onun orada hiç bir yakın dostu yoktur.

69:36

وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنۡ غِسۡلِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

36,37. Ancak günahkârların yediği kanlı irinden başka yiyeceği de yoktur.”

Cemal Külünkoğlu

“(Onlar için orada) irin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur.

Mehmet Türk

36,37. Yiyeceği de sadece büyük günâhkârların yiyeceği olan pis bir yiyecektir.

69:37

لَّا يَأۡكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلۡخَٰطِـُٔونَ

Bayraktar Bayraklı

36,37. Ancak günahkârların yediği kanlı irinden başka yiyeceği de yoktur.”

Cemal Külünkoğlu

Onu (bilinçli) günah işleyenden başkası yemez.”

Mehmet Türk

36,37. Yiyeceği de sadece büyük günâhkârların yiyeceği olan pis bir yiyecektir.

69:38

فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَا تُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

38,39. Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine andolsun.

Cemal Külünkoğlu

38-39. Hayır, (sandıkları gibi değil), gördüklerinize de görmediklerinize de de yemin ederim ki,

Mehmet Türk

38,39. Hayır! (Başka söze lüzum yok!) Görebildiğiniz ve göremediğiniz şeyler üzerine yemin ederim ki,

69:39

وَمَا لَا تُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

38,39. Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine andolsun.

Cemal Külünkoğlu

38-39. Hayır, (sandıkları gibi değil), gördüklerinize de görmediklerinize de de yemin ederim ki,

Mehmet Türk

38,39. Hayır! (Başka söze lüzum yok!) Görebildiğiniz ve göremediğiniz şeyler üzerine yemin ederim ki,

69:40

إِنَّهُۥ لَقَوۡلُ رَسُولࣲ كَرِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz Kur'ân, çok şerefli bir elçinin sözüdür.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz o (Kur’an), şerefli bir elçinin (Allah’tan) getirdiği sözdür (vahiydir).

Mehmet Türk

Kesinlikle o (Kur’an,) şerefli bir elçinin (Allah’tan getirdiği) sözdür.

69:41

وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَاعِرࣲۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

41,42. O, bir şair sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz! Bir kâhin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

Cemal Külünkoğlu

O, asla bir şair sözü değildir. İnanmaya meyliniz ne kadar azdır!

Mehmet Türk

Onun, bir şairin sözü olmadığına, ne kadar da az inanıyorsunuz.

69:42

وَلَا بِقَوۡلِ كَاهِنࣲۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

41,42. O, bir şair sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz! Bir kâhin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

Cemal Külünkoğlu

O, asla bir kâhin sözü de değildir. Muhakemeniz, araştırmanız ne kadar kıttır!

Mehmet Türk

Ve onun, bir kâhinin de sözü olmadığını, ne kadar da az düşünüyorsunuz.

69:43

تَنزِيلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Kur'ân, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

Cemal Külünkoğlu

(O), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

Mehmet Türk

Hâlbuki o, Âlemlerin Rabbi olan Allah tarafından indirilmiştir.

69:44

وَلَوۡ تَقَوَّلَ عَلَيۡنَا بَعۡضَ ٱلۡأَقَاوِيلِ

Bayraktar Bayraklı

44,45,46,47. Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız.

Cemal Külünkoğlu

Eğer o (elçi), bize karşı bazı sözleri uydurup söylemiş olsaydı.

Mehmet Türk

Eğer (Peygamber bile) Bizim adımıza bazı sözler uydurmuş olsaydı,

69:45

لَأَخَذۡنَا مِنۡهُ بِٱلۡيَمِينِ

Bayraktar Bayraklı

44,45,46,47. Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız.

Cemal Külünkoğlu

Elbette biz O’nu kuvvetle yakalardık (onu cezalandırırdık).

Mehmet Türk

45,46. Biz onun bütün güç ve kudretini alıverir sonra da şah damarını koparırdık.

69:46

ثُمَّ لَقَطَعۡنَا مِنۡهُ ٱلۡوَتِينَ

Bayraktar Bayraklı

44,45,46,47. Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız.

Cemal Külünkoğlu

Sonra onun can damarını keserdik (onu yaşatmazdık).

Mehmet Türk

45,46. Biz onun bütün güç ve kudretini alıverir sonra da şah damarını koparırdık.

69:47

فَمَا مِنكُم مِّنۡ أَحَدٍ عَنۡهُ حَٰجِزِينَ

Bayraktar Bayraklı

44,45,46,47. Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız.

Cemal Külünkoğlu

Sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip uzaklaştıramazdı.

Mehmet Türk

Sizden hiç biriniz buna engel olamazdı.

69:48

وَإِنَّهُۥ لَتَذۡكِرَةࣱ لِّلۡمُتَّقِينَ

Bayraktar Bayraklı

48,49. Şüphesiz Kur'ân, takvâ sahipleri için bir öğüttür. İçinizde onu yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki bu, Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan herkes için bir öğüttür.

Mehmet Türk

Çünkü o (Kur’an, Allah’a) karşı hata etmekten sakınanlar için, bir öğüttür.

69:49

وَإِنَّا لَنَعۡلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

48,49. Şüphesiz Kur'ân, takvâ sahipleri için bir öğüttür. İçinizde onu yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.

Cemal Külünkoğlu

Elbette Biz, içinizde (Hakkı) yalanlayanların bulunduğunu biliyoruz.

Mehmet Türk

Elbette Biz içinizde ona inanmayanların bulunduğunu biliyoruz.

69:50

وَإِنَّهُۥ لَحَسۡرَةٌ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Elbette Kur'ân, kâfirler için bir iç yarasıdır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz ki o (Kur’an), inkârcılar için bir pişmanlık sebebi olacaktır (ona inanmadıklarının cezasını çekeceklerdir).

Mehmet Türk

Gerçekten o (Kur’an) kâfirler için (kahredici) bir gönül yarasıdır.

69:51

وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلۡيَقِينِ

Bayraktar Bayraklı

Kur'ân, gerçekten kesin bilginin ta kendisidir.

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki o (Kur’an), şüphe götürmez bir gerçektir.

Mehmet Türk

Ve o, gerçeğin ta kendisidir.

69:52

فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

Bayraktar Bayraklı

O halde, Yüce Rabbinin ismi ile tesbih et.

Cemal Külünkoğlu

Öyleyse, O kudret sahibi olan Rabbinin adını yücelt (O’nun verdiği vazifeyi icra et)!

Mehmet Türk

O halde yüce Rabbinin adını (sürekli olarak) an.