İçeriğe atla
Untold Serenity

70. Al-Ma'arij

The Ascending Stairways · Mekkî · 44 âyet · Nüzul sırası 79

المعارج

The Surah takes its name from the word dhil Ma'arij in verse 3.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

70:1

سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابࣲ وَاقِعࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

1,2,3. Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah'tan kâfirlere gelecek olan ve hiç kimsenin savaşamayacağı azabı sordu.

Cemal Külünkoğlu

(Âhireti inkâra şartlanmış) birisi çıkıp, (alaylı bir şekilde) başlarına gelecek azabı sordu.

Mehmet Türk

1,2,3,4. Birisi, kâfirlere gelecek (âhiret) azabını soruyor. O azap, ancak melekler ve Cebrâil’in yükselebileceği makamlara sahip olan Allah’ın katındandır. O (azaba) kimse engel olamaz ve o gün, (kâfirlere) elli bin yıl gibi gelir.

70:2

لِّلۡكَٰفِرِينَ لَيۡسَ لَهُۥ دَافِعࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

1,2,3. Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah'tan kâfirlere gelecek olan ve hiç kimsenin savaşamayacağı azabı sordu.

Cemal Külünkoğlu

(Bilsinler ki) inkârcılar için hazırlanmış olan azabı geri çevirecek yoktur.

Mehmet Türk

1,2,3,4. Birisi, kâfirlere gelecek (âhiret) azabını soruyor. O azap, ancak melekler ve Cebrâil’in yükselebileceği makamlara sahip olan Allah’ın katındandır. O (azaba) kimse engel olamaz ve o gün, (kâfirlere) elli bin yıl gibi gelir.

70:3

مِّنَ ٱللَّهِ ذِي ٱلۡمَعَارِجِ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3. Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah'tan kâfirlere gelecek olan ve hiç kimsenin savaşamayacağı azabı sordu.

Cemal Külünkoğlu

(O azap) yüceler yücesi Allah’tan gelecektir.

Mehmet Türk

1,2,3,4. Birisi, kâfirlere gelecek (âhiret) azabını soruyor. O azap, ancak melekler ve Cebrâil’in yükselebileceği makamlara sahip olan Allah’ın katındandır. O (azaba) kimse engel olamaz ve o gün, (kâfirlere) elli bin yıl gibi gelir.

70:4

تَعۡرُجُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمࣲ كَانَ مِقۡدَارُهُۥ خَمۡسِينَ أَلۡفَ سَنَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Melekler ve Rûh ona miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkarlar.

Cemal Külünkoğlu

O’nun sahip olduğu varlıklara, melekler ve Ruh (Cebrail), bir günde yükselir ki; o bir gün (sizin hesabınıza göre) elli bin yıl sürebilecek bir zamandır.

Mehmet Türk

1,2,3,4. Birisi, kâfirlere gelecek (âhiret) azabını soruyor. O azap, ancak melekler ve Cebrâil’in yükselebileceği makamlara sahip olan Allah’ın katındandır. O (azaba) kimse engel olamaz ve o gün, (kâfirlere) elli bin yıl gibi gelir.

70:5

فَٱصۡبِرۡ صَبۡرࣰ ا جَمِيلًا

Bayraktar Bayraklı

Şimdi sen güzelce sabret!

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Sen, sana yakışan şekilde (olup bitenlere) sabret!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sen güzelce sabret.

70:6

إِنَّهُمۡ يَرَوۡنَهُۥ بَعِيدࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

6,7. Kâfirler o azabı uzak görüyorlar; biz ise onu yakın görmekteyiz.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz onlar, o (kıyameti/cehennem azabı)nı uzak görüyorlar.

Mehmet Türk

6,7. Doğrusu onlar, o azabı (ihtimâlden) uzak görüyorlarsa da Biz, onu pek yakın görüyoruz.

70:7

وَنَرَىٰهُ قَرِيبࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

6,7. Kâfirler o azabı uzak görüyorlar; biz ise onu yakın görmekteyiz.

Cemal Külünkoğlu

Oysa biz, onun pek yakında geleceğini biliyoruz.

Mehmet Türk

6,7. Doğrusu onlar, o azabı (ihtimâlden) uzak görüyorlarsa da Biz, onu pek yakın görüyoruz.

70:8

يَوۡمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلۡمُهۡلِ

Bayraktar Bayraklı

O gün gök, erimiş maden gibi olur.

Cemal Külünkoğlu

O gün gök, erimiş maden gibi olacak.

Mehmet Türk

O (azabın geleceği) gün gök, erimiş maden gibi olacak.

70:9

وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ

Bayraktar Bayraklı

Dağlar, renkli yün gibi olur.

Cemal Külünkoğlu

Dağlar da (etrafa uçuşan) rengârenk yün gibi dağılacak.

Mehmet Türk

Dağlar da (etrafa) atılmış yün gibi olacak.

70:10

وَلَا يَسۡـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Dost dostun halini soramaz.

Cemal Külünkoğlu

11-14. Onlar birbirlerine gösterilecekler (fakat birbirlerinden yararlanamayacaklar). Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini himaye etmiş olan bütün akrabalarını ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmak isteyecek.

Mehmet Türk

(İşte o gün) hiç bir dost, dostunu dahi soramayacak.

70:11

يُبَصَّرُونَهُمۡۚ يَوَدُّ ٱلۡمُجۡرِمُ لَوۡ يَفۡتَدِي مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِئِذِۭ بِبَنِيهِ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14. Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkâr, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.

Cemal Külünkoğlu

11-14. Onlar birbirlerine gösterilecekler (fakat birbirlerinden yararlanamayacaklar). Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini himaye etmiş olan bütün akrabalarını ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmak isteyecek.

Mehmet Türk

11,12,13. Onlar (kıyamet günü) ancak (kendi) kendilerine gösterilecekler. (İşte o gün) her bir günâhkâr, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini ve kendisini barındıran sülâlesini, fidye olarak vermek ister.

70:12

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14. Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkâr, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.

Cemal Külünkoğlu

11-14. Onlar birbirlerine gösterilecekler (fakat birbirlerinden yararlanamayacaklar). Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini himaye etmiş olan bütün akrabalarını ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmak isteyecek.

Mehmet Türk

11,12,13. Onlar (kıyamet günü) ancak (kendi) kendilerine gösterilecekler. (İşte o gün) her bir günâhkâr, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini ve kendisini barındıran sülâlesini, fidye olarak vermek ister.

70:13

وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِي تُـٔۡوِيهِ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14. Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkâr, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.

Cemal Külünkoğlu

11-14. Onlar birbirlerine gösterilecekler (fakat birbirlerinden yararlanamayacaklar). Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini himaye etmiş olan bütün akrabalarını ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmak isteyecek.

Mehmet Türk

11,12,13. Onlar (kıyamet günü) ancak (kendi) kendilerine gösterilecekler. (İşte o gün) her bir günâhkâr, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini ve kendisini barındıran sülâlesini, fidye olarak vermek ister.

70:14

وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا ثُمَّ يُنجِيهِ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14. Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkâr, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.

Cemal Külünkoğlu

11-14. Onlar birbirlerine gösterilecekler (fakat birbirlerinden yararlanamayacaklar). Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini himaye etmiş olan bütün akrabalarını ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmak isteyecek.

Mehmet Türk

Hattâ yeryüzündekilerin tümünü (versin) de tek kendisini kurtarsın (ister.)

70:15

كَلَّآۖ إِنَّهَا لَظَىٰ

Bayraktar Bayraklı

Hayır, hayır; o cehennem, alevli bir ateştir.

Cemal Külünkoğlu

Lakin, (hiçbiri kabul edilmeyecek). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir.

Mehmet Türk

15,16. Fakat ne mümkün! Doğrusu o, yanmakta olan (cehennemin,) insanın her tarafına saldıran ateşidir.

70:16

نَزَّاعَةࣰ لِّلشَّوَىٰ

Bayraktar Bayraklı

16,17,18. Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.

Cemal Külünkoğlu

Derileri kavurur, soyar.

Mehmet Türk

15,16. Fakat ne mümkün! Doğrusu o, yanmakta olan (cehennemin,) insanın her tarafına saldıran ateşidir.

70:17

تَدۡعُواْ مَنۡ أَدۡبَرَ وَتَوَلَّىٰ

Bayraktar Bayraklı

16,17,18. Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.

Cemal Külünkoğlu

O ateş, imandan yüz çevirip (Hakka) arka döneni çağırır.

Mehmet Türk

17,18. (O cehennem) yüz çevirip (gerçeklere) sırtını dönen, (servet) toplayıp (üst üste) yığan kimseleri, (kendisine) çağırır!

70:18

وَجَمَعَ فَأَوۡعَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

16,17,18. Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.

Cemal Külünkoğlu

Ve (servet) toplayıp biriktireni de (çağırır).

Mehmet Türk

17,18. (O cehennem) yüz çevirip (gerçeklere) sırtını dönen, (servet) toplayıp (üst üste) yığan kimseleri, (kendisine) çağırır!

70:19

۞إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا

Bayraktar Bayraklı

19,20,21. İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkân dokunduğunda pinti kesilir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız yaratılmıştır.

Mehmet Türk

Gerçekten insan, tahammülsüz olarak yaratılmıştır.

70:20

إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

19,20,21. İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkân dokunduğunda pinti kesilir.

Cemal Külünkoğlu

Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.

Mehmet Türk

Kendisine bir kötülük dokunduğu zaman, dayanamaz sızlanır.

70:21

وَإِذَا مَسَّهُ ٱلۡخَيۡرُ مَنُوعًا

Bayraktar Bayraklı

19,20,21. İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkân dokunduğunda pinti kesilir.

Cemal Külünkoğlu

(Fakat) ona bir hayır dokunduğunda (nimet verildiğinde) eli sıkıdır (cimrilik eder).

Mehmet Türk

Kendisine bir hayır dokunduğu zaman da bencillik eder.

70:22

إِلَّا ٱلۡمُصَلِّينَ

Bayraktar Bayraklı

22,23. Ancak şunlar, böyle değildir: Namaz kılanlar, -ki onlar namazlarında devamlıdırlar-.

Cemal Külünkoğlu

Ancak Hak’tan yana duranlar/fıtratına uygun yaşayanlar bunun dışındadır.

Mehmet Türk

22,23. Ancak namaz kılıp, namazlarında devamlı olanlar, böyle değildir.

70:23

ٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ دَآئِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

22,23. Ancak şunlar, böyle değildir: Namaz kılanlar, -ki onlar namazlarında devamlıdırlar-.

Cemal Külünkoğlu

Onlar ki, Hak’tan yana duruşlarını sürdürürler/devamlı Allah’ın istediği şekilde hayatlarına devam ederler.

Mehmet Türk

22,23. Ancak namaz kılıp, namazlarında devamlı olanlar, böyle değildir.

70:24

وَٱلَّذِينَ فِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقࣱّ مَّعۡلُومࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

24,25. Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.

Cemal Külünkoğlu

24-25. Onlar (bilirler) ki, gerek dilenen, gerekse (iffetinden dolayı dilenmeyip) yoksul kalan (fakire vermek) için mallarında (onların) belirli bir hakkı vardır.

Mehmet Türk

24,25. (Namaz kılmakla beraber) mallarından hem isteyen, hem de istemekten utanan yoksul için belirli bir pay ayıran,

70:25

لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ

Bayraktar Bayraklı

24,25. Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.

Cemal Külünkoğlu

24-25. Onlar (bilirler) ki, gerek dilenen, gerekse (iffetinden dolayı dilenmeyip) yoksul kalan (fakire vermek) için mallarında (onların) belirli bir hakkı vardır.

Mehmet Türk

24,25. (Namaz kılmakla beraber) mallarından hem isteyen, hem de istemekten utanan yoksul için belirli bir pay ayıran,

70:26

وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ

Bayraktar Bayraklı

26,27,28. Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.

Cemal Külünkoğlu

Onlar hesap gününü içtenlikle doğrularlar (ve çalışmalarını bu bilinç üzerine inşa ederler).

Mehmet Türk

Cezâ (ve hesap) gününün doğruluğuna inanan (böyle değildir.)

70:27

وَٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

26,27,28. Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, Rablerinin azabından korkarlar.

Mehmet Türk

Zîrâ onlar, Rablerinin azabından gerçekten korkan, kimselerdir.

70:28

إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمۡ غَيۡرُ مَأۡمُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

26,27,28. Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.

Cemal Külünkoğlu

Çünkü Rablerinin azabı emin olunacak bir azap değildir (ona karşı hiç kimse kendini tam bir güven içinde hissedemez).

Mehmet Türk

Zâten Rabbinin azabından, kimse güven içerisinde değildir.

70:29

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ

Bayraktar Bayraklı

29,30,31. İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.

Cemal Külünkoğlu

Ve onlar, iffetlerini korurlar.

Mehmet Türk

29,3. (Ve onlar) mahrem yerlerini (herkesten) korurlar. Ancak eşleri ve cariyeleri hariç... (Bu iki durumda) ayıplanmaları söz konusu değildir.

70:30

إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ

Bayraktar Bayraklı

29,30,31. İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.

Cemal Külünkoğlu

Sadece eşleriyle ya da meşru şekilde hakkını vererek sahip oldukları kimselerle ilişkiye girerler. Bundan dolayı da asla kınanmazlar.

Mehmet Türk

29,3. (Ve onlar) mahrem yerlerini (herkesten) korurlar. Ancak eşleri ve cariyeleri hariç... (Bu iki durumda) ayıplanmaları söz konusu değildir.

70:31

فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ

Bayraktar Bayraklı

29,30,31. İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.

Cemal Külünkoğlu

Fakat bunun ötesine geçenler (Allah’ın koyduğu) sınırı aşanlardır.

Mehmet Türk

Kim de bunun ötesini ararsa işte onlar; sınırı aşmış olurlar.

70:32

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.

Cemal Külünkoğlu

(Haktan yana olanlar öyle kimselerdir ki) onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri söze riayet edenlerdir.

Mehmet Türk

Ve o (Mü’minler,) emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.

70:33

وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمۡ قَآئِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şahitliklerini dosdoğru yaparlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar ki, şahitliklerinde dürüst davrananlardır.

Mehmet Türk

Ve onlar, şâhitliklerinde dürüsttürler.

70:34

وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ يُحَافِظُونَ

Bayraktar Bayraklı

Namazlarını titizlikle kılarlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, salatlarını/Hak’tan yana duruşlarını koruyanlardır.

Mehmet Türk

Ve onlar, namazlarına devam ederler.

70:35

أُوْلَٰٓئِكَ فِي جَنَّٰتࣲ مُّكۡرَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bunlar, cennetlerde ikram görürler.

Cemal Külünkoğlu

İşte onlar cennetlerde ikram görecek olanlardır.

Mehmet Türk

İşte onlar, cennetlerde ağırlanacak olan kimselerdir.

70:36

فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قِبَلَكَ مُهۡطِعِينَ

Bayraktar Bayraklı

36,37. O kâfirlere ne oluyor ki, grup grup sağından ve solundan sana doğru koşuyorlar!

Cemal Külünkoğlu

Şimdi bu inkârcılara ne oluyor ki senin önünde şaşkın vaziyette oraya buraya koşturuyorlar?

Mehmet Türk

36,37. Şimdi kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde başlarını dikerek koşuşuyorlar.

70:37

عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ

Bayraktar Bayraklı

36,37. O kâfirlere ne oluyor ki, grup grup sağından ve solundan sana doğru koşuyorlar!

Cemal Külünkoğlu

Sağdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde (gelip başına üşüşüyorlar)?

Mehmet Türk

36,37. Şimdi kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde başlarını dikerek koşuşuyorlar.

70:38

أَيَطۡمَعُ كُلُّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ أَن يُدۡخَلَ جَنَّةَ نَعِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

38,39. Onlardan her biri nimet cennetine girmeyi mi umuyor? Hayır, öyle değil; biz onları bildikleri şeyden yarattık.

Cemal Külünkoğlu

Onlardan her biri, nimetlerle donatılmış cennete gireceğini mi sanıyor?

Mehmet Türk

O (kâfirlerden) her biri nîmetlerle donatılmış cennete sokulacağını mı umuyor?

70:39

كَلَّآۖ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّمَّا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

38,39. Onlardan her biri nimet cennetine girmeyi mi umuyor? Hayır, öyle değil; biz onları bildikleri şeyden yarattık.

Cemal Külünkoğlu

Hayır (aldatıcı akıbetten kurtulamazlar onlar)! Biz onları (da diğer insanlar gibi) çok iyi bildikleri şeyden (meniden) yarattık.

Mehmet Türk

Hayır, (kesinlikle ummasınlar!) Doğrusu Biz, onları çok iyi bildikleri bir şeyden yarattık.

70:40

فَلَآ أُقۡسِمُ بِرَبِّ ٱلۡمَشَٰرِقِ وَٱلۡمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

40,41. Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, elbette onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez.

Cemal Külünkoğlu

İş onların sandığı gibi değil. Bütün gündoğumu ve günbatımı (güneşin doğduğu ve battığı) noktaların bütün hareketlerinin Rabbine yemin olsun ki, elbette Biz her şeye kadiriz.

Mehmet Türk

40,41. Hayır! (Artık başka söze lüzum yok!) Doğuların ve bâtıların Rabbine yemin ederim ki Bizim gücümüz, onların yerine kendilerinden daha hayırlılarını getirmeğe yeter ve (bu konuda da) Bizim önümüze, kimse geçemez.

70:41

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيۡرࣰ ا مِّنۡهُمۡ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ

Bayraktar Bayraklı

40,41. Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, elbette onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez.

Cemal Külünkoğlu

Biz onların yerine kendilerinden daha hayırlı insanlar getirmeye de (kadiriz). Bizim elimizden kurtulan, gücümüzün yetmediği hiçbir şey yoktur.

Mehmet Türk

40,41. Hayır! (Artık başka söze lüzum yok!) Doğuların ve bâtıların Rabbine yemin ederim ki Bizim gücümüz, onların yerine kendilerinden daha hayırlılarını getirmeğe yeter ve (bu konuda da) Bizim önümüze, kimse geçemez.

70:42

فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynayadursunlar.

Cemal Külünkoğlu

Şu hâlde sen, kendilerine vaad edilen (azap) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp oynasınlar, oyalansınlar.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!): Sen, o kâfirleri bırak! Kendilerine (azap) vâdedilen günlerine kavuşuncaya kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar (bakalım.)

70:43

يَوۡمَ يَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ سِرَاعࣰ ا كَأَنَّهُمۡ إِلَىٰ نُصُبࣲ يُوفِضُونَ

Bayraktar Bayraklı

43,44. O gün, gözleri önlerine eğik, kendilerini zillet kaplamış bir durumda, sanki bir hedefe doğru koşuyorlarmış gibi kabirlerinden hızla çıkarlar. İşte uyarıldıkları gün bu gündür.

Cemal Külünkoğlu

O kıyamet günü onlar, sanki belirlenmiş bir hedefe koşturuyorlarmış gibi menzillerinden çıkıp süratle koşacaklar.

Mehmet Türk

O (kıyamet) günü onlar kabirlerinden sanki dikili bir hedefe yönelmişler gibi koşarak çıkarlar.

70:44

خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۚ ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلَّذِي كَانُواْ يُوعَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

43,44. O gün, gözleri önlerine eğik, kendilerini zillet kaplamış bir durumda, sanki bir hedefe doğru koşuyorlarmış gibi kabirlerinden hızla çıkarlar. İşte uyarıldıkları gün bu gündür.

Cemal Külünkoğlu

O gün, onların gözlerini korku bürüyecek, yüzlerini zillet kaplayacaktır. İşte, onlara vaad edilen gün bu gündür.

Mehmet Türk

(İşte) onların bakışlarının, yere saplandığı ve kendilerini de bir alçaklığın bürüdüğü gün onlara vâdedilen (kıyamet) gününün ta kendisidir.